Lenf Sıvısının Dolaşımı ve Lenfatik Sistem Damarlarının Morfolojik Özellikleri
Lenf sıvısı, dokular arası boşluklardan (interstisyel aralıklar) kaynaklanan ve plazma benzeri bir içerikle zenginleşmiş, hücrelerarası sıvıdan türeyen renksiz bir sıvıdır. Vücutta homeostazın korunması, bağışıklık hücrelerinin taşınması ve dokular arasında sıvı dengesi sağlanmasında temel bir rol oynayan lenf sıvısı, karmaşık fakat düzenli bir dolaşım ağı içerisinde hareket eder. Bu dolaşım ağına lenfatik sistem adı verilir ve sistem, kılcal lenf damarları ile başlar, giderek kalınlaşan damarlarla devam eder ve nihayetinde iki ana kanal aracılığıyla venöz dolaşıma katılır.
Lenfatik dolaşımın başlangıç noktası olan kılcal lenf damarları (vas capillare lymphaticum), histolojik olarak kendilerine özgü birkaç belirgin özelliğe sahiptir. Bu damarlar, klasik kan kapillerlerinden farklı olarak hem yapısal hem de işlevsel bakımdan adaptif özellikler taşır. Duvarları:
- Kiremit tarzında (imbrike dizilimli), çok katlı gibi görünen ama gerçekte tek katlı ve yassı (skuamöz) endotelyal hücrelerden oluşur. Bu hücreler, birbirlerine sıkı bağlantılarla değil, üst üste binerek gevşek bir bağlantı sistemi kurar; bu sayede yüksek geçirgenlik sağlanır.
- Bazal lamina (bazal membran) ya hiç yoktur ya da oldukça parçalı ve disorganize haldedir. Bu özellik, büyük moleküllerin ve hatta hücrelerin bile bu damarlar aracılığıyla lenf sistemine girmesine olanak tanır.
- Ayrıca, bu kılcal damarların çevresi, ankor proteinlerle çevredeki bağ dokusuna sabitlenmiştir. Bu yapılar, doku içi basınç arttığında damarların açık kalmasını sağlar ve sıvının içeri dolmasını kolaylaştırır.
Kılcal lenf damarlarında toplanan lenf sıvısı, daha büyük çaplı prekollektör ve kolektör lenf damarlarına doğru yönlendirilir. Bu damarlar, duvar yapılarında düz kas lifleri içerir ve içlerinde valv adı verilen tek yönlü kapakçıklarla geri akımı engeller. Son olarak, lenf sistemi iki ana terminal kanalda sonlanır:
- Ductus thoracicus sinister (Torakal kanal – sol lenfatik kanal): Vücuttaki en büyük lenf damarıdır. Diyaframın altından, cisterna chyli’den (şilöz sisterna) başlar ve toraks boyunca yukarı doğru ilerleyerek sol vena subclavia ile sol vena jugularis interna’nın birleştiği açıya (angulus venosus sinister) dökülür. Görevi, alt ekstremitelerden, abdomen ve toraksın sol yarısından, sol kol ve baş-boyun bölgesinden gelen lenf sıvısını sistemik dolaşıma taşımaktır.
- Ductus thoracicus dexter (Sağ lenfatik kanal): Çok daha kısa olan bu kanal, yalnızca sağ kol, sağ hemitoraks ve baş-boyun bölgesinin sağ yarısının lenfini drene eder. Bu kanal, genellikle sağ vena subclavia ile sağ vena jugularis interna’nın birleştiği noktaya (angulus venosus dexter) açılır.
Bu iki kanal aracılığıyla lenf sıvısı nihayet venöz sistemle birleşir ve böylece dolaşıma katılmış olur. Bu bağlantı noktaları anatomik olarak hem yüksek hacimli sıvı geçişini mümkün kılar hem de immün sistem elemanlarının etkin taşınmasını sağlar.
Keşif
Antik Dönem Gözlemleri (M.Ö. 5. yy – M.S. 2. yy)
Lenf sistemi kavramı doğrudan tanımlanmamış olsa da, antik hekimler lenf sıvısına benzer yapıları gözlemlemişti. Hipokratçı tıp geleneğinde geçen “safra”, “balgam” ve “kan” gibi vücut sıvılarına dair kuramlar, bugünkü anlamda lenf sıvısını tanımasa da, onun fizyolojik etkilerini sezgisel biçimde içermekteydi.
- Hippokrates (M.Ö. 5. yy): “Beyaz kan” benzeri bir sıvının varlığından söz eder. Ancak lenf sistemine özgü damarlar tanımlanmaz.
- Galen (M.S. 2. yy): Mezenterde (bağırsak askısı) beyazımsı damar yapılar gözlemlemiş ve bunları lacteales (süt damarları) olarak tanımlamıştır. Bunları damar (ven) olarak kabul etmiştir. Lenf sıvısının özel bir dolaşım ağı olduğu henüz bilinmiyordu.
Ortaçağ ve Arap Tıbbı (8.–13. yy)
İslam tıbbı geleneğinde Galen’in otoriteryen konumu nedeniyle lenf sistemine dair yeni tanımlamalar yapılmamış; Galen’in mezenterik “süt damarları” kavramı uzun süre sorgulanmadan aktarılmıştır. Lenf damarları özgül olarak ayırt edilmemiştir.
Rönesans ve Lenf Damarlarının Keşfi (17. yy)
- yüzyılda, anatomi alanındaki gelişmelerle birlikte lenfatik sistem de bilimsel bir yapıya bürünmeye başladı. Bu dönem, lenf damarlarının ve özellikle torakal kanalın keşfi açısından son derece kritiktir.
- Gaspare Aselli (1581–1626): 1622 yılında, bir köpek üzerinde canlı diseksiyon yaparken mezenterik bölgede beyazımsı, sıvı dolu küçük damarlar fark etti. Bu yapılar daha önce Galen tarafından da tanımlanmıştı, ancak Aselli, bunların bağırsaklardan kaynaklanan ve “chylus” (şil) adını verdiği bir sıvı taşıdığını gösterdi. Bu damarlar daha sonra “vasa lactea” (şil damarları) olarak adlandırıldı. 1627 yılında ölümünden sonra yayımlanan eseri: “De lactibus sive lacteis venis” (Lacteal damarlar üzerine).
- Jean Pecquet (1622–1674): 1651 yılında, chylus’un sadece bağırsaklardan gelmediğini, bu sıvının vücutta özel bir kanal aracılığıyla taşındığını ve bu kanalın sonunda sol vena subclavia ile birleştiğini gösterdi.
Bu yapıyı “receptaculum chyli” (bugünkü adıyla cisterna chyli) olarak adlandırdı ve bu yapıdan çıkan ana lenf kanalını keşfetti. Bu kanal daha sonra ductus thoracicus (torakal kanal) olarak isimlendirildi.
Pecquet’nin bu keşfi, lenf sıvısının bağırsaklardan sonra sistemik dolaşıma nasıl geçtiğini açıklayan ilk bilimsel modeldir. Eseri: “Experimenta nova anatomica” (1651). - Thomas Bartholin (1616–1680): Danimarkalı anatomist Bartholin, 1652 yılında insan vücudunda sistemik bir lenfatik damar ağı bulunduğunu ayrıntılı biçimde ortaya koydu.
İlk defa lenf damarlarının genel bir dolaşım sistemi oluşturduğunu savundu. Ayrıca “lenfa” terimini modern anlamda kullanan ilk bilim insanlarından biridir. 1653 tarihli eseri: “Vasa lymphatica” - Olaus Rudbeck (1630–1702): İsveçli bir anatomist olan Rudbeck de, aynı dönemde lenf damarlarını tanımladı ve bu konuda Bartholin ile neredeyse eş zamanlı çalışmalar yaptı. Aralarındaki öncelik tartışmaları bilim tarihinde meşhurdur.
18.–19. Yüzyıl: Sistematik Anatomiye Geçiş
Lenfatik sistemin organizasyonu, dallanması ve terminal bağlantıları (örneğin duktus torasikus’un açıldığı venöz açı) bu yüzyıllarda kadavra diseksiyonları ve damar enjeksiyon teknikleriyle detaylı biçimde haritalandırıldı. Ayrıca:
- Ductus thoracicus dexter’in (sağ lenfatik kanal) varlığı, 18. yüzyıl ortalarında doğrulandı. Ancak bu kanal, sol torakal kanala kıyasla daha kısa ve değişken bir yapıya sahip olduğu için uzun süre dikkatten kaçmıştır.
20. Yüzyıldan Günümüze: Fonksiyonel ve Klinik Açılım
- Lenf damarlarının kapakçıkları, mikroskopik tekniklerle daha net biçimde görüntülendi.
- Lenfödem, lenf nodu biyopsileri, sentinel lenf nodu haritalaması ve lenfatik görüntüleme (lenfosintigrafi, MR lenfografi) gibi yöntemlerle klinik anlamda sistemin önemi arttı.
- Moleküler düzeyde, lenfanjiyogenez süreçleri (VEGF-C, Prox-1 gibi genetik düzenleyiciler) ortaya kondu.
- Lenfatik sistemin merkezi sinir sistemiyle olan ilişkisi (meningeal lenfatik damarlar) ise 2015 sonrası dönemde keşfedildi ve hâlen aktif araştırma konusudur.
İleri Okuma
- Aselli, G. (1627). De lactibus sive lacteis venis. Milano: Apud Ioannem Baptistam Bidellium.
- Pecquet, J. (1651). Experimenta nova anatomica, quibus incognitum chyliferum vas detegitur. Paris: Cramoisy.
- Bartholin, T. (1653). Vasa lymphatica nova in homine inventa. Hafniae (Copenhagen): Typis Melchioris Martzan.
- Rudbeck, O. (1653). Nova exercitatio anatomica, exhibens ductus hepaticos aquosos et vasa glandularum serosa. Upsaliae: Typis Johannis Janssonii.
- Sappey, M. P. C. (1874). Traité d’anatomie descriptive. Tome II: Angéiologie. Paris: Delahaye.
- Sabin, F. R. (1902). On the origin of the lymphatic system from the veins, and the development of the lymph hearts and thoracic duct in the pig. American Journal of Anatomy, 1(3), 367–389.
- Kinmonth, J. B. (1952). The lymphangiogram in cancer of the vulva. British Journal of Surgery, 40(164), 1–15.
- Louveau, A., Smirnov, I., Keyes, T. J., Eccles, J. D., Rouhani, S. J., Peske, J. D., Derecki, N. C., Castle, D., Mandell, J. W., Lee, K. S., Harris, T. H., Kipnis, J. (2015). Structural and functional features of central nervous system lymphatic vessels. Nature, 523(7560), 337–341.
