
Kuru deriden sivrisinek ısırıklarına kadar birçok sebeple bir yerlerimiz kaşınabilmektedir. Ancak bazı zamanlar, kaşınan bir yeri kaşımak sizi daha da fazla kaşındırır. Peki ama neden? Eğer ki vücudumuzun verdiği tepki “kaşınma” ise ve bunu tatmin ederek kaşıyorsak, neden daha da fazla kaşınmaktadır?
Washington Tıp Okulu’ndan bilim insanlarının 29 Ekim 2014’te yayımladıkları bir makale, kaşınan bir yeri kaşımanın hafif miktarda acıya neden olduğunu ve bu acının da beyinden serotonin hormonu salgılanmasına neden olduğunu ortaya koyuyor. Serotonin, “mutlu” hissetmemizi sağlayan hormondur. Ancak aynı zamanda bu hormon, kaşınan bölgelerin daha da fazla kaşınmasına neden olmaktadır! Yaptıkları bir yazılı açıklamada uzmanlar şöyle söylüyorlar:
“Sorun, acı uyaranlarını alan beynimizin, acıyı kontrol etmek için serotonin salgılamasıdır. Ancak serotonin, beyinden çıkıp omuriliğe ulaşır ve sinirden sinire resmen ‘atlayarak’, acının algılandığı nöronlardan uzaklaşıp, kaşınmaya neden olan nöronlara ulaşabilir. Bu da, kaşınmayı şiddetlendirir.”
Bu araştırmayı yürüten bilim insanları, genetiği değiştirilmiş bir fare soyunu kullandılar. Bu fareler, serotonin üretemiyorlardı. Bu hayvanlara kaşınmaya neden olan kimyasallar enjekte edildiğinde, normal şekilde serotonin üretebilen farelere göre daha az kaşındıkları fark edildi. Dahası, serotonin üretemeyen bu farelere serotonin enjekte edildiği anda, onlar da diğerleri gibi kaşınmaya başladılar.
Ne yazık ki bu bulgu, kaşınmaların sonsuza kadar tedavi edilebileceği anlamına gelmiyor. Bunun bir sebebi, insanlar için serotonin olmadan yaşam pratik olarak imkansızdır. Bu kimyasal mutluluğumuz haricinde, uykumuzu, rahatlama miktarımızı, gelişimimizi, büyümemizi ve kemik metabolizmasını da düzenler. Bir diğer nedense, insanların kaşınmayı nasıl deneyimlediğine dair halen araştırma eksikliklerinin bulunmasıdır. Araştırmanın baş yazarı Dr. Zhou-Feng Chen, şöyle söylüyor:
“Aynı şeyin insanlarda da geçerli olup olmadığını görmek istiyoruz. Farelerde olduğunu biliyoruz, ancak aynısının insanlarda olduğundan henüz emin değiliz. Ancak çok büyük ihtimalle, bunu gözleyeceğimizi düşünüyoruz.”
Temple Üniversitesi Tıp Okulu araştırmacılarından olan ve Temple Kaşınma Merkezi yöneticisi olan Dr. Gil Yosipovitch de şunları söyledi:
“Fareler ve insanlar birçok açıdan birbirinden farklıdırlar. Araştırmacıların sunduğu ilginç bir model, ancak kaşınan yerleri kaşıma sonucu oluşan vakaları çözmekten henüz çok uzağız. Kaşınmaya neden olan ve bu süreci etkileyen başka birçok bileşen var ve bu bulgunun hemen bir ilaca dönüştürülmesi mümkün olmayacaktır. Sorun şu ki, araştırmalar yapılmasına ve sonuçlar alınmasına rağmen insanların ‘Hey, neden bana serotonin baskılayıcı bir ilaç vermiyorsun, kaşınmam geçiversin?’ demeleri çok zordur. Henüz buralardan çok uzağız.”
Hazırlayan: ÇMB
Kaynak: HuffingtonPost