Sinonim: Arteria carotis interna, internal carotid artery.
Boyunun iç kısmına ait atardamardır. (Bkz; Arterya) (Bkz; karotis ) (Bkz; interna)
Tıp terimleri sözlüğü


Okullarda duyu organlarımızla ilgili birçok bilgi veriliyor. Bunların büyük bir kısmı genel geçer doğrular olsalar da, bazıları ya yüzeysel ya da eski bilgiler oluyor. Bunlardan en meşhuru, dilde “belli tat alanlarının olduğu” iddiası örneğin… Bir diğer meşhur örnek, sadece 4 tat tipinin bulunduğu iddiası… Bu görselimizde, tat almanın bilimini güncel bilgilerle gözden geçireceğiz.
Beyin üzerinde yapılan yeni bir çalışmanın bulduğuna göre depresyonda olan insanlar reddedildikleri zaman, doğal acı ve stres azaltıcı olan opioid eksikliği yüzünden daha uzun süre acı çekiyorlar. Aynı çalışmaya göre bu insanlar kabul edildikleri zaman daha iyi hissediyorlar fakat bu durum kısa sürüyor.Hazırlayan: Ozan Zaloğlu (Evrim Ağacı)

Nadir görülen bir genetik mutasyon ile doğan insanlar acı hissedemiyorlar.. Uzun yıllardır bilinen bu durumu, ilaçlar ile yapay olarak elde etme çalışmaları ise çok da gözle görülür başarı gösteremedi. University of College London’dan araştırmacılarının yürüttüğü yeni bir çalışmada ise, aynı mutasyonu bulundurmak üzere genetik olarak modifiye edilmiş fareler ile acısız ağrısız bir hayatın reçetesi ortaya çıkarıldı.
Mesajların (kimyasal veya sinirsel iletinin) sinir hücreleri arasındaki aktarımını veya geçişini sağlayan ve hücre zarı üzerinde konuçlanan ‘kanallar’ sinir sistemi içerisinde elektriksel iletimin sağlanması için ciddi bir önem arz eder. 2006 yılında yayımlanan bir çalışmada bu kanallardan birisi olan Nav1.7 (bir sodyum kanalı) çoğunlukla ağrı/acı iletilen güzergahlarda bulunduğu ve bu kanalı sentezleyen geninde hasar ile doğan insanların acı hissedemedikleri gösterilmişti. Nav1.7 kanalını bloke eden veya çalışmasını durduran ilaçların ise şimdiye kadar ciddi bir etkisi gözlemlenmedi.
Nature Communications’da yayımlanan bu yeni çalışma Nav1.7’den yoksun olan hem insan hem de farelerin normalin üzerinde doğal opioid peptitler ürettiklerini ortaya koyuyor. Bu proteinler morfin veya kodein gibi sinir sistemi üzerinde analjezik etkiler gösteren proteinlerdir.
Acısızlık veya başka bir deyişle ağrı hissinden yoksun olma durumunun opioidlere bağlı olup olmadığını anlamak için araştırmacılar, Nav1.7 bulundurmayan farelere bir opioid inhibitörü (durdurucusu) olan ‘naloxene’ (naloksen) vererek, acı hissini tekrar kazandıklarını gözlemlediler. Bu deneyi takiben, aynı mutasyona sahip 39 yaşındaki bir kadına da naloksen verildi ve kadının hayatı boyunca ilk kez acı hissetmesi sağlandı.
Bugün birçok sodyum kanalı bloklayıcısı biliniyor ve bunlar lokal anestezide kullanılıyor. Ancak uzun süreli ağrı / acı kontrolünde kullanılamıyorlar çünkü bütün bir uyuşukluğa (hissizliğe) ve çeşitli cidid yan etkilere sebep olabiliyorlar. Buna karşılık Nav1.7 eksikliği ile doğan insanlar acı hissedemiyorlar ve bilinen tek yan etkisi ise koku alamamak.
Morfin gibi opioid ağrı kesiciler acı hissini düşürmekte son derece etkililer ancak uzun süreli kullanımları bağımlılık veyahut toleransın ortaya çıkmasına sebep olabilmektedir. Bunun sonucunda da artık vücudun bağışıklığı ve ilacın normal dozlarında işe yaramaması ve hatta çalışmasının tamamen durması gibi sonuçlar da oluşabilmektedir.
Profesör John Wood’un açıklamasına göre, Nav1.7 bloklayıcılarının içinde bu kanalı bloklamak için en düşük dozlarda ve miktarda ihtiyaç duyulan maddenin opioid olduğu görülüyor. Çalışmayan veya hatalı Nav1.7’ye sahip olan insanlar çok düşük seviyelerde opioidler üretiyorlar ve gözle görülür bir yan etki de tecrübe etmiyorlar veya bir tolerans geliştirmiyorlar.
Araştırmacılar ise şimdi 2017’de başlayacak insan deneyleri ile ilaç / kimyasal kombinasyonlarını ve/veya varyasyonlarını deneyerek milyonlarca acı çeken, ağrılı rahatsızlıklar duyan insana yardımcı olacak sonuçlara ulaşmayı bekliyorlar.
Araştırmanın fizyolojik deney kısmındaki bulgularından biri de modifiye farelerin sinir sistemlerinde modifiye olmayanlara nazaran iki kat daha fazla doğal-opioidler bulundurması idi.
Transjenik (genetik olarak modifiye edilmiş) hayvan modellerinin insan hastalıkları ile ilgili olarak klinik önemlerini tekrar vurgulayan araştırma, bu durumun acısızlık için de geçerli olduğunu ömrü boyunca ağrı veya acı hissetmemiş bir insanın acıyı tecrübe setmesini sağlayacak kadar büyük uygulamalarının olabileceğini de göstermiş oldu.
Kaynak : Bilimfili, Michael S. Minett, Vanessa Pereira, Shafaq Sikandar, Ayako Matsuyama, Stéphane Lolignier, Alexandros H. Kanellopoulos, Flavia Mancini, Gian D. Iannetti, Yury D. Bogdanov, Sonia Santana-Varela, Queensta Millet, Giorgios Baskozos, Raymond MacAllister, James J. Cox, Jing Zhao, John N. Wood. Endogenous opioids contribute to insensitivity to pain in humans and mice lacking sodium channel Nav1.7. Nature Communications, 2015; 6: 8967 DOI: 10.1038/ncomms9967
Hem tıbbi terminolojiye hem de günlük dile derinlemesine yerleşmiş bir kelime olan ‘spazm’ terimi, zengin bir etimolojik tarihe ve çeşitli anlamlara sahiptir. Bu makale, ‘spazm’ın Antik Yunan köklerinden Latince yorumlarına kadar uzanan dilsel yolculuğunu keşfetmeyi, çok yönlü kullanımlarına ve sonuçlarına ışık tutmayı amaçlamaktadır.
‘Spazm’ kelimesi, doğrudan ‘spazm’ veya ‘kasılma’ anlamına gelen Antik Yunanca σπασμός (spasmós) kelimesinden gelmektedir. Bu terim, çeşitli tıbbi durumlarda ve bedensel tepkilerde sıklıkla gözlemlenen bir olgu olan, bir kasın veya kas grubunun ani, istemsiz kasılmasının özünü özetlemektedir.
Kas Kasılması: Yunanca kökenine uygun olarak Latince’deki ‘spazm’, bir kasın veya kas grubunun ani ve beklenmedik kasılmasını ifade eder. Bu yorum, küçük seğirmelerden şiddetli kramplara kadar çeşitli istemsiz kas aktivitelerini tanımlayan terimin tıbbi kullanımıyla yakından uyumludur.
“Spazmus” kelimesi, “sıkı çekmek” veya “çekmek” anlamına gelen Yunanca “σπασμός” (spazmos) kelimesinden gelir.
Yunanca “σπασμός” ;”σπασαίνω” (spásainō), “sıkı çekmek” veya “çekmek” & Fiillerden isim oluşturan bir son ek olan “-μός” (-mos) = Dolayısıyla, “σπασμός” kelimenin tam anlamıyla “çekme” anlamına gelir.
“Spazmus” kelimesi ilk kez 18. yüzyılda tıp literatüründe istemsiz kas kasılmalarını tanımlamak için kullanılmıştır. Bundan önce istemsiz kas kasılmalarına genellikle “konvülsiyon” veya “katılık” adı veriliyordu.
“Spazmus” terimi, 19. yüzyılda kas kasılmalarının tıbbi anlayışının gelişmesiyle popülerlik kazandı. 20. yüzyıla gelindiğinde nedeni ne olursa olsun istemsiz kas kasılmaları için standart terim haline geldi.
Modern Kullanım
“Spazmus” kelimesi bugün hala tıp literatüründe istemsiz kas kasılmalarını tanımlamak için kullanılmaktadır. Aşağıdakiler de dahil olmak üzere çeşitli farklı kas kasılma türlerini tanımlamak için kullanılabilecek genel bir terimdir:
Bazı durumlarda kas kasılmasının türü, “tonik spazm” veya “klonik spazm” gibi daha spesifik bir terim kullanılarak daha da belirtilebilir.
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.