Histoplazmoz


1. Etimoloji

  • “Histoplazmoz” terimi, Antik Yunanca’dan türetilmiştir:
    • ἱστός (histós): “doku, ağ” anlamına gelir; modern kullanımda “histo-” ön eki olarak yer alır.
    • πλάσμα (plasma): “biçimlendirilmiş, kalıplanmış” anlamına gelir.
  • Bu terim, mantarın doku içinde yapılandırılmış formunu tanımlamak için kullanılır.

2. ICD-10 Sınıflandırması

KoduTanımı
B39.-Histoplazmoz (genel kod)
B39.0Akut pulmoner histoplazmoz (Histoplasma capsulatum)
B39.1Kronik pulmoner histoplazmoz (Histoplasma capsulatum)
B39.2Tanımlanmamış pulmoner histoplazmoz (Histoplasma capsulatum)
B39.3Yaygın histoplazmoz (Histoplasma capsulatum)
B39.4Tanımlanmamış histoplazmoz (Histoplasma capsulatum)
B39.5Histoplazmoz (Histoplasma duboisii)
B39.9Tanımlanmamış histoplazmoz

3. Epidemiyoloji

  • Coğrafi dağılım:
    • ABD’nin Ortabatı ve Ohio-Mississippi Vadisi başta olmak üzere yaygındır.
    • Ayrıca Hindistan, Afrika, Karayipler, Avustralya ve Latin Amerika’da endemiktir.
  • Reservuar: Toprak ve kuş/yara dışkısıyla kontamine alanlar.
  • Mesleki risk: Mağara işçileri, çiftçiler, inşaat işçileri ve kuşlarla temas eden kişiler.
  • Görülme sıklığı: Yılda yaklaşık 500.000 vaka (özellikle endemik bölgelerde).
  • Türkiye: Vaka bildirimleri nadirdir ve çoğu vakalar ithal edilmiştir.

4. Bulaşma Yolu

  • Mikrobiyolojik form: Toprakta saprofitik olarak bulunan konidyumlar (sporlar).
  • Bulaş mekanizması: Kirlenmiş tozun solunması sonucu sporlar akciğerlere ulaşır.
  • İnsandan insana bulaş: Yoktur.

5. Patogenez

  1. İnkübasyon süresi: 7–21 gün.
  2. Spor inhalasyonu: Conidia’lar akciğerlere ulaşır.
  3. Makrofaj fagositozu: Sporlar alveolar makrofajlar tarafından fagosite edilir.
  4. Transformasyon: Sporlar, hücre içi koşullarda maya formuna dönüşür.
  5. İntraselüler çoğalma: Mantar hücre içinde bölünerek çoğalır.
  6. İmmün yanıt: Granülomatöz inflamasyon odakları gelişir.
  7. Yayılım: Bağışıklığı zayıf kişilerde retiküloendotelyal sisteme yayılır (dalak, karaciğer, kemik iliği).

6. Klinik Seyir ve Semptomlar

6.1. Asemptomatik Histoplazmoz

  • En yaygın formdur.
  • Radyolojik olarak tesadüfen saptanabilir.

6.2. Akut Pulmoner Histoplazmoz

  • Özellikle sigara içenler ve KOAH hastaları risk altındadır.
  • Semptomlar:
    • Ateş, öksürük, göğüs ağrısı
    • Grip benzeri bulgular
    • Eritema nodozum veya eritema multiforme

6.3. Kronik Pulmoner Histoplazmoz

  • Genellikle yaşlılarda görülür.
  • Klinik ve radyolojik olarak tüberküloza benzer.

6.4. Yaygın (Dissemine) Histoplazmoz

  • İmmünsüpresif bireylerde gelişir (örneğin HIV/AIDS).
  • Belirtiler:
    • Ateş, halsizlik, kilo kaybı
    • Hepatosplenomegali
    • Lenfadenopati
    • Ciltte granülomlar
    • Menenjit, endokardit
    • Kemik iliği baskılanması (pansitopeni)
    • Böbreküstü bez tutulumu

7. Tanı Yöntemleri

7.1. Direkt Patojen Tespiti

  • Balgam, bronkoalveolar lavaj, kan veya biyopsi örneklerinden kültür.
  • Önemli: Yavaş büyüme süresi (haftalar); özel laboratuvar gerekir.

7.2. Moleküler Yöntemler

  • PCR ve DNA prob temelli testler: hızlı ve spesifik tanı sağlar.

7.3. Serolojik Testler

  • Enfeksiyondan ~5 hafta sonra antikorlar saptanabilir.
  • Kullanılan testler:
    • Western Blot
    • Kompleman fiksasyon testi (CF)
    • İmmünodifüzyon

7.4. Histoplazmin Deri Testi

  • Artık rutin kullanımda değildir.
  • Önceden endemik bölgelerde epidemiyolojik tarama amaçlı kullanılmıştır.

8. Tedavi

8.1. Asemptomatik ve Hafif Olgular

  • Genellikle tedavi gerekmez.

8.2. Kronik ve Dissemine Histoplazmoz

  • Itrakonazol: Oral antifungal ajan; ilk tercih.
  • Amfoterisin B: Şiddetli vakalarda intravenöz kullanım.
    • Liposomal formu, toksisiteyi azaltır.
  • Vorikonazol: Alternatif olarak kullanılabilir.
  • Tedavi süresi:
    • Akut vakalar: genellikle 6–12 hafta
    • Kronik/dissemine vakalar: 12 ay veya daha uzun


Keşif


1. İlk Keşif: Samuel Taylor Darling (1905)

  • Keşif yeri: Panama Kanalı bölgesi, Kolon, Panama.
  • Keşfi yapan kişi: Dr. Samuel Taylor Darling (1872–1925), Amerikalı patolog ve mikrobiyolog.
  • Yıl: 1905
  • Bağlam: Darling, ABD tarafından yürütülen tropikal hastalık araştırmaları kapsamında sıtma ve sarı humma gibi hastalıkların etiyolojisini araştırmak üzere Panama’ya gönderilmişti.
  • Gözlem: Otopsi sırasında retiküloendotelyal sistemde (dalak, karaciğer ve kemik iliği) maya benzeri küçük organizmalar saptadı.
  • Yanlış tanı: Bu organizmaların bir protozoon olduğunu düşündü ve “Histoplasma capsulatum” adını verdi.
    • Histoplasma: Doku içinde oluşan yapılar nedeniyle
    • Capsulatum: Hücre çevresinde görülen “halo” yapısından dolayı (gerçekte kapsül değildir; bu halo, preparattaki artefakttır).

2. Mantar Olduğunun Anlaşılması (1912–1930’lar)

  • 1912–1920 arası: Organizmanın protozoon değil, mantar olduğu yönünde ilk şüpheler ortaya çıktı.
  • 1930’lar:Sabouraud agar gibi mantar kültürlerinin geliştirilmesiyle organizmanın dimorfik bir mantar olduğu anlaşıldı.
    • Ortam sıcaklığında küf formunda, vücut ısısında maya formunda bulunur.
  • Bu dönemde Histoplasma’nın doğadaki rezervuarı ve bulaş yolları da incelenmeye başlandı.

3. Dimorfizm ve Patogenez (1940–1950’ler)

  • 1940’lar: Histoplasma’nın dimorfik doğası (iki farklı morfolojik forma sahip olması) mikroskobik ve kültürel yöntemlerle doğrulandı.
  • 1945: Organizmanın toprakta özellikle kuş ve yarasa dışkısı içeren bölgelerde saprofitik olarak bulunduğu gösterildi.
  • 1950’ler: Solunum yoluyla bulaşma ve alveolar makrofajlar içindeki çoğalma gibi patogenez süreçleri tanımlandı.

4. Endemik Haritalama ve Epidemiyolojik Çalışmalar (1950–1970’ler)

  • 1952: Emmons ve arkadaşları, ABD’nin orta bölgelerinde yaygın olduğunu saptadı.
  • Histoplazmin deri testleri ile endemik bölgeler (özellikle Ohio ve Mississippi vadileri) haritalandı.
  • Histoplazmin testi, o dönemde hem tanı hem de epidemiyolojik tarama için kullanılmıştır.

5. Moleküler ve Serolojik Gelişmeler (1980–2000’ler)

  • 1980’ler: Kompleman fiksasyon ve immünodifüzyon testleriyle serolojik tanı gelişti.
  • 1990’lar ve sonrası: PCR ve DNA tabanlı tanı yöntemleri geliştirildi.
  • Antijen testleri, özellikle idrar ve serumda hızlı tanı için kullanılmaya başlandı.
  • Liposomal Amfoterisin B ve Itrakonazol ile daha etkili tedavi protokolleri geliştirildi.

6. Günümüzde Klinik Önemi

  • HIV/AIDS pandemisiyle birlikte, immünsüprese hastalarda yaygın ve ölümcül bir fırsatçı enfeksiyon olarak ön plana çıktı.
  • Günümüzde Histoplasma capsulatum enfeksiyonu, endemik bölgelerde pulmoner ve dissemine mikozlar açısından önemli bir sağlık sorunu olarak kabul edilmektedir.



İleri Okuma
  1. Darling, S. T. (1906). A protozoon general infection producing pseudotuberculosis in man. Journal of the American Medical Association, 46(17), 1283–1285.
  2. Emmons, C. W. (1949). Histoplasma capsulatum: natural habitat and growth in soil. Science, 109(2825), 219–220.
  3. Huppert, M. et al. (1967). Histoplasmin skin sensitivity surveys in the United States. American Review of Respiratory Disease, 95(3), 405–415.
  4. Kauffman, C. A. (2007). Histoplasmosis: a clinical and laboratory update. Clinical Microbiology Reviews, 20(1), 115–132.
  5. Wheat, J. et al. (2007). Clinical practice guidelines for the management of patients with histoplasmosis. Clinical Infectious Diseases, 45(7), 807–825.
  6. Hage, C. A. et al. (2010). Pulmonary histoplasmosis. Seminars in Respiratory and Critical Care Medicine, 31(6), 735–742.
  7. Assi, M. A. et al. (2013). Systemic histoplasmosis: a 15-year retrospective institutional review of 111 patients. Medicine, 92(5), 287–299.
  8. Bahr, N. C. et al. (2015). Central nervous system histoplasmosis: Multicenter retrospective study on clinical features, diagnostic approach and outcome. Medicine, 94(1), e2017.
  9. Scheel, C. M. et al. (2018). Development of a Histoplasma urine antigen lateral flow assay. PLoS Neglected Tropical Diseases, 12(1), e0006271.
  10. Wheat, L. J., & Azar, M. M. (2021). Histoplasmosis. Infectious Disease Clinics of North America, 35(2), 471–491.

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.