Refah seviyemiz eskisine oranla artmasına rağmen pek çoğumuzun çok daha fazla çalıştığını düşünüyorum. Giderek daha da yoğunlaşan ofis programlarında, çalışanlar çoğunlukla yıllık izinlerini es geçmeyi yeğliyorlar. Türkiye gibi tatil beldesi bol olan bir ülkede bile küçük tatil kaçamaklarını dahi kendilerine çok görüyorlar. Ancak bu durum sadece bizim ülkemize mahsus değil Amerika’da yapılan yeni bir çalışmaya göre geçtiğimiz sene Amerikan vatandaşlarının yarısı tatile çıkmamış.Ancak araştırmalar bu ara vermeden çalışma durumunun sağlık açısından fazlasıyla zararlı olabileceğini gösteriyor. Evet, insanlar çoğunlukla boş zamanın ve boz zaman aktivitelerinin sağlık açısından yararlı olduğunu bilirler ancak bunun gerçekliğini neye dayandırırlar bilinmez. Bu yazı bu gerçekliği ortaya koyuyor.Başlangıç için, eğer her yıl çalışmaya en az bir kez ara vermiyorsanız uzun süren stresli dönemlerin kalp problemlerini tetiklediğini bilmelisiniz. 2012’de uzun çalışma saatleri ve koroner kalp hastalığı arasındaki ilişki üzerine yapılan çalışmada bulgular günde 8 saatten fazla çalışan insanların yüzde 40 daha fazla kalp rahatsızlığı riskine sahip olduklarını ortaya çıkardı. Bu sadece basit bir korelasyon değil, rahatsızlıkların başlıca nedenleri arasında stres, dinlenme eksikliği ve yetersiz uyku başı çekmekte.Başka bir örnek de 1948 yılından bu yana üç nesil boyunca kardiyovasküler hastalık risk faktörlerini araştıran the Framingham Heart Study. Çalışmanın bazı sonuçları tatil yapmayı birkaç yıl atlayan kişilerin kalp krizi riskinin %30 arttığını gösterdi.
Kenevir Nöral Gürültüyü Artırıyor

Kanabisin (kenevir) birincil aktif bileşeni yani etken maddesi delta-9-tetrahidrokanabinol (∆9-THC),sağlıklı insanlarda da şizofreni vakalarında çokça görülen geçici psikoz-benzeri etkiler yaratıyor. Bu etkilerin oluşmasının altında yatan moleküler mekanizmalar ve sebepler ise henüz netleşmiş değil.
Biological Psychiatry‘de yayımlanan yeni bir çalışmada, ∆9-THC’nin sağlıklı insanların beyninde nöronların rastgele aktive olmasına (nöral gürültü olarak bilinen süreç) sebep olduğu tespit edildi. Nöral gürültünün artması ise kenevirin psikoz benzeri etkilerinin olduğuna işaret ediyor.
Yale Tıp Fakültesi’nden Psikiyatri post doktora araştırmacısı Dr. Jose Cortes-Briones’e göre kenevirin psikoz benzeri etkilerinin temelinde ‘nöral gürültünün beynin normal bilgi işleme sistemine zarar veriyor olması’ yatıyor olabilir.
Araştırmacılar, ∆9-THC’nin beynin 24 saatlik elektriksel aktivitesi üzerindeki etkisini üç gün sürecek bu araştırmaya katılan insanlar üzerinde incelediler. Bu üç gün süresince katılımcılara damardan günlük ikişer doz ∆9-THC yada plasebo verildi. Bu enjeksiyonlar da katılımcılar arasında değişken dört biçimde gerçekleştirildi : iki dozu da plasebo olanlar, rastgele verilenler, çaprazlamalı ve iki miktarı denkleştirilmiş olanlar.
Eğer yapılacak devam deneyleri ile kesinleştirilirse nöral gürültü ile psikoz arasındaki bu bağ, şizofreni ile ilişkili semptomların biyolojisinin anlaşılmasına ışık tutacaktır.
Bu ilginç çalışma kenevirin temel etken maddesinin beyin üzerindeki etkileri ile şizofreninin ortaklıklarını gün yüzüne çıkartıyor. Kortikal (beyin kabuğu) aktivitedeki veya fonksiyonlardaki bozulmalara yol açan ∆9-THC maddesi bize kenevirin bilişsel zararlarını ve etkilerini de gösterebilir.
Çalışma yalnızca psikozun altında yatan sebepleri anlamamıza olanak sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda geçtiğimiz birkaç yılda Dünya genelinde yayılan biçimde medikal ve yasal kullanımı onaylanmakta olan bu uyuşturucu üzerindeki tartışmalara da yeni bir argüman öne sürüyor.
Kaynak : Bilimfili, Jose A. Cortes-Briones, John D. Cahill, Patrick D. Skosnik, Daniel H. Mathalon, Ashley Williams, R. Andrew Sewell, Brian J. Roach, Judith M. Ford, Mohini Ranganathan, Deepak Cyril D’Souza. The Psychosis-like Effects of Δ9-Tetrahydrocannabinol Are Associated With Increased Cortical Noise in Healthy Humans. Biological Psychiatry, 2015; 78 (11): 805 DOI: 10.1016/j.biopsych.2015.03.023