Güneş Kremi, İnsanları Gerçekten de Kanserden Koruyor!

Çoğumuzun yaz tatilinden beklentisi, bronz bir tenle dönmek. Bronzlaşmanın cildimize hasar verdiği gerçeğini görmezden geliyoruz. Oysa bir cilt kanseri türü olan “melanoma”ya yakalanmak için birkaç kötü güneş yanığı geçirmek yeterli.  Herkes cilt kanserine yakalanabilir fakat bu riski, alacağımız ufak önlemlerle en aza indirebiliriz. Bunun için güneş kremi sürmeye zaman ayırıp öğle saatlerinde şezlongda güneşlenmeyi bırakarak şemsiyelerin gölgesine çekilmeliyiz.
Maalesef hiçbir güneş koruyucu krem %100 koruma sağlayamıyor. Kremin SPF değerinin yüksek oluşu güneşten daha iyi koruduğu değil daha uzun süre koruduğu anlamına geliyor. Örneğin SPF değeri 30 olan bir kremi güneşe çıkmadan 15 dakika önce sürmek, güneş yanığı olmadan normalden 30 kere daha uzun kalabileceğimiz anlamına gelir. Tam koruma sağlayan tek yöntem ise güneşe çıkmamak. Dolayısıyla çocuklarınız bir dahaki sefere güneş koruyucu sürmek konusunda şikayet ettiklerinde onlara şunu söyleyin: Güneş kremi, onları kanserden koruyan süper kahraman bir gen için kalkan oluyor.
Güneş kreminin yanıklardan koruduğu genel olarak kabul görmüştür ama bugüne kadar güneş kreminin cilt kanserini önlemekteki etkinliği ile ilgili akademik bir tartışma vardı. Bilindiği üzere, SPF (Solar Protection Factor- Güneş Koruma Faktörü)  içeren güneş kremleri cildin ultraviyole B (UV-B) ışınlarından korunmasına yardımcı olur. UV-B ışınlarının güneş yanıklarına sebep olduğu biliniyordu. Fakat yeni araştırmalar bizlere UV-B’nin yanı sıra Ultraviyole A’nın da (UV-A) güneş yanıkları, cildin yaşlanması ve cilt kanserlerine sebep olduğunu gösterdi.  Geniş spektrumlu yani hem UV-A hem UV-B’den koruyan, SPF’si minimum 30 olan ve suya dayanıklı güneş kremlerinin kullanılması öneriliyor. Örneğin SPF 30, UVB ışınlarının %97’sini bloke eder ve iki saatte bir yenilenmelidir. Yine de bu verilere, aralıklarla bilim insanları tarafından meydan okunmaktadır. Fakat bir diğer araştırma, güneş kremlerinin gerçekten de kansere karşı etkili olduğunu net bir şekilde ortaya koymayı başarıyor.
QUT (Queensland University of Technology) araştırmacıları, güneş kreminin üç cilt kanser türüne %100 koruma sağladığını buldu. Bunlar; BHK (bazal hücreli karsinom), SHK (skuamöz hücreli karsinom) ve malign melanom. Araştırmanın başındaki Dr. Elke Hacker’a göre güneş kremi, cilt kanserine yol açan etkenlerin %100’üne karşı bir koruma sağlamıyor ama p53 genine koruma kalkanı oluyor ki bu gen derideki deformiteleri iyileştirmeye ve kanseri önlemeye uğraşıyor.
“Derimiz güneşten dolayı deforme olduğunda, p53 geni o deformiteyi tamir eder ve böylece cilt kanseri oluşumunu önler. Ama cilt sürekli bir zarar görüyorsa, p53 geni mutasyona uğrar ve işini yapamamaya başlar; güneş yanıklarını artık tedavi edemez ve bu koruma olmadığı zaman cilt kanseri oluşmaya daha yatkındır.”
Çalışma, güneş ışığının  insan derisindeki kremli ve kremsiz etkilerine baktı. Sonuç olarak, ışık gören alanlara düzgün bir şekilde güneş kremi (30SPF+) uygulandığında UV kaynaklı cilt hasarı bulamadılar. Dr. Hacker şöyle diyor:
 
“Melanom en öldürücü cilt kanseri türü. Araştırmalar gösteriyor ki, melanositlerin ( cilt için hücre üreten pigment) çok fazla güneşte kaldıktan sonra zarar görmesi cilt kanseri gelişiminde büyük rol oynuyor.”
Dr. Hacker, araştırmada ciltteki moleküler değişimlere karar vermek için, UV ışınlarına mazur bırakmadan önce ve sonra,güneş kremli ve kremsiz 57 kişiye bir seri cilt biyopsisi yapıldığını söyledi. Şöyle devam ediyor:
“İlk olarak, insanların ışıma görmeyen derilerinden ufak biyopsi parçaları aldık. Sonra iki deri bölgesini hafif yakıcı dozda UV ışığına maruz bıraktık, bölgelerden biri kremli biri kremsizdi. Sonra tekrardan biyopsi için iki taraftan da doku aldık. 24 saat sonra, biyopsileri tekrarladık ve alınan örnekleri karşılaştırdık. 24 saat sonra güneş kremi uygulanan deri örneğinde herhangi bir DNA değişikliği veya p53 geninde bir etki yoktu. Avustralya’da, güneş kremi kullanımı ve eriteme (cilt kızarıklığı) karşı koruyucu özelliği konusunda yüksek standartlarımız var. Ama bu çalışma kızarıklığın da ötesine bakıyor, UV maruziyeti güneş kremi kullanırken ciltte moleküler bir değişikliğe (bu değişiklikler BHK, SHK ve malign melanoma bağlanıyor) neden oluyor mu olmuyor mu anlamak için. Moleküler bir değişiklik olduğu zaman,bu cilt kanseri gelişimini arttırıyor.”
Dr. Hacker çalışmanın ayrıca UV ışığına mazur kalmanın moleküler tepkileri üzerine temel ölçüm ve güneş sonrası yanıkların tedavisinin araştırılmasında kullanılacağını da ekledi.
Queensland Kanser Konseyi sözcüsü Katie Clift ise, araştırmanın Queensland’de (dünyada en yüksek cilt kanseri oranı olan yer) “Sunsmart” mesajını güçlendirdiğini söyledi.
“Bütün Queensland’lilerin Sunsmart alışkanlıklarını benimsemeleri kaçınılmaz. Her gün dışarı çıkıyorlar ve Güneş Devleti’ndeler, hangi mevsim olursa olsun.” 
Queensland Kanser Konseyi, 30SPF ve üstü geniş spektrumlu, suya dayanıklı güneş kremi kullanımını ve her iki saatte bir yenilenmesini tavsiye ediyor.
“Güneş koruyucuyu düzgün bir şekilde uygulamak önemli. Yetişkinler, yarım çay kaşığından biraz fazla güneş kremini yüzlerine,her iki koluna,boynuna,kulaklarına ve bir çay kaşığından biraz fazla güneş kremini de bacaklara,sırta ve gövdenin ön tarafına sürmeliler. Ayrıca güneş kreminin etkisini güneşten koruyan kıyafetlerle tamamlamak da çok önemli. Bunun için geniş kenarlı bir şapka ve güneş ışığının geçmesini engelleyecek şekilde yüzü saran bir güneş gözlüğü en iyileridir.”
 
 
Kaynaklar ve İleri Okuma: 

Melanom

“Melonama” diye bir kelime yoktur. Bir tür cilt kanseri olan “melanoma” kelimesinin yanlış yazımıdır. “Melanoma” kelimesi Yunanca “siyah” anlamına gelen “melas” ve “tümör” anlamına gelen “oma” kelimelerinden gelmektedir.

  • Melanositlerden kaynaklanan malign (kötü huylu) bir kanser türüdür.(bkz; Melanoma)

Melanom, cildinize rengini veren pigment olan melanin üreten cilt hücrelerinden kaynaklanan ciddi bir cilt kanseri türüdür.

Epidemiyoloji

Amerikan Kanser Derneği’ne göre, melanom cilt kanserlerinin sadece yaklaşık %1’ini oluşturur, ancak cilt kanseri ölümlerinin çoğuna neden olur. Dünya Sağlık Örgütü, her yıl dünya çapında yaklaşık 132.000 yeni melanom vakası bildirmektedir. İnsidans, coğrafi konuma göre büyük ölçüde değişir ve Avustralya ve Yeni Zelanda’da en yüksektir. Yaşam boyu melanoma yakalanma riski beyazlar için yaklaşık %2,6 (38’de 1), Siyahlar için %0,1 (1000’de 1) ve Hispanikler için %0,6’dır (167’de 1). Oranlar, özellikle genç, beyaz kadınlarda son 30 yılda artmaktadır (Amerikan Kanser Derneği, 2021).

Klinik Belirtiler

Melanomlar genellikle yeni, olağandışı bir büyüme veya var olan bir bende değişiklik olarak ortaya çıkar. ABCDE kuralı, normal benleri melanomlardan ayırmada yardımcı olur:

  • Asimetri: Benin bir yarısı diğer yarısına uymuyor.
  • Kenarlık: Kenarlar düzensiz, düzensiz, çentikli veya bulanık.
  • Renk: Renk her yerde aynı değildir ve siyah, kahverengi veya ten rengi tonları içerebilir.
  • Çap: Daha küçük olabilmelerine rağmen noktanın çapı 6 milimetreden büyüktür.
  • Gelişen: Benin boyutu, şekli veya rengi değişiyor.
melanom
Kaynak: https://tipaci.com/wp-content/uploads/2015/05/melanom1.png

Teşhis

Tanı öncelikle fizik muayene ve şüpheli lezyonlardan biyopsi alınmasına dayanır. Alınan biyopsinin patolojik incelemesi melanomun tipini ve evresini belirler.

 
melanom
Kaynak: https://tipaci.com/wp-content/uploads/2015/05/melanom.png

Vücutta olası melanom lokasyonları

Ameliyatla alınan melanom 2 mm’den küçükse 1 cm çaplı güvenlik amaçlı olarak doku alınır, eğer 2 mm’den büyükse 2 cm çaplı bir alan alınır.

  • Beyin zarından (Mening), bağ dokudan, damar tabakadan oluşabilir.
  • Erkenden metastaza uğradığı için son derece dikkatli olunmalıdır.

Tipleri

  1. Yüzeysel Yayılan Melanoma; %60 ile en sık görülen tiptir.
  2. Nodular Melanoma (NM)
  3. Lentigo Maligna Melanoma (LMM); >60 yaş hastalarda ve yüzde sık görülür.

Tedavi

Tedavi, melanomun evresine ve konumuna göre değişir, ancak cerrahi, immünoterapi, hedefe yönelik tedavi, kemoterapi veya radyasyon tedavisini içerebilir. Erken teşhis, prognozu iyileştirmek için çok önemlidir.

Tarih

“Melanoma” kelimesinin etimolojisi 16. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Kelimenin bilinen ilk kullanımı İtalyan hekim Andrea Cesalpino’nun tıbbi bir metninde yer almıştır.

Melanom nispeten nadir görülen bir kanser türüdür, ancak en ciddi cilt kanseri türüdür. Cilde rengini veren pigment olan melanini üreten hücreler olan melanositlerin kontrolsüz büyümesinden kaynaklanır.

Melanom vücudun herhangi bir yerinde oluşabilir, ancak en sık güneşe maruz kalan ciltte görülür. Melanom gelişme riski, güneşten veya bronzlaşma yataklarından gelen ultraviyole (UV) radyasyona maruz kalma ile artar.

Melanomun belirtileri değişebilir, ancak genellikle boyut, şekil veya renk değiştiren koyu, düzensiz bir beni içerir. Diğer belirtiler arasında kanama, kaşıntı veya kabuklanma yer alabilir.

Cildinizdeki bir benle ilgili herhangi bir endişeniz varsa, hemen bir doktora görünmeniz önemlidir. En iyi hayatta kalma şansı için erken teşhis ve tedavi şarttır.v

Kaynak:

  1. American Cancer Society. Key statistics for melanoma skin cancer. Updated January 12, 2021. https://www.cancer.org/cancer/melanoma-skin-cancer/about/key-statistics.html
  2. World Health Organization. Skin cancers. https://www.who.int/uv/faq/skincancer/en/index1.html
  3. National Cancer Institute. Melanoma Treatment (PDQ®)–Patient Version. Updated February 12, 2021. https://www.cancer.gov/types/skin/patient/melanoma-treatment-pdq

Malignom

“Malignoma” terimi iki kısımdan türetilmiştir:

  1. Malign-” Latince ‘kötü’ veya ‘kötü huylu’ anlamına gelen ‘malignus’ kelimesinden gelmektedir. Bu kök, tıbbi bağlamlarda öldürücü olan ve giderek kötüleşme eğilimi gösteren hastalıkları ifade eden “malignant” ile ilişkilidir.
  2. “-oma” tıbbi terminolojide tümör veya anormal büyümeyi ifade etmek için kullanılan Yunanca bir son ektir.

Bu nedenle, “malignoma” kelimenin tam anlamıyla kötü huylu bir tümör anlamına gelir. Patolojide herhangi bir kötü huylu neoplazmı veya kanserli büyümeyi ifade etmek için kullanılan genel bir terimdir.

Kelime, melanin içeren bir tümörü tanımlamak için “melano-” (siyah) ile “-oma ‘yı (tümör) birleştiren ’melanoma” gibi diğer tıbbi terimlerle benzer bir yapı modelini takip eder.

Kötü Huylu Tümörler (Bkz: Malignom)

Lösemi, merkezi sinir sistemi (MSS) tümörleri ve lenfomalar dahil olmak üzere kötü huylu tümörler, çocuklarda en sık görülen kanserler arasındadır. Lösemi, pediatrik malignitelerin yaklaşık %30’unu oluşturur, bunu MSS tümörleri (%20-25) ve lenfomalar (%15) takip eder. Genel insidansın yıllık 100.000 çocukta 12,8 vaka olduğu tahmin edilmektedir. Tedavideki gelişmeler, pediatrik hastaların %80’inden fazlasının belirli kanserler için uzun vadeli remisyona ulaşmasıyla sağkalım oranlarını önemli ölçüde iyileştirmiştir.

Belirtiler, tümör türüne, konumuna ve tutulumun derecesine göre değişir. Çocuklarda, gelişimsel faktörler nedeniyle belirtiler yetişkinlerden farklı olabilir. Temel belirtiler şunlardır:

  • Sistemik Belirtiler:
    • Açıklanamayan kilo kaybı veya gelişememe.
    • Sürekli ateş veya gece terlemeleri.
    • Yorgunluk, solukluk veya açıklanamayan morarma/kanama (örn. lösemide peteşi).
  • Lokalize Semptomlar:
    • Elle muayenede hissedilebilen yumrular (örn. nöroblastomda abdominal kitleler, lenfomada lenfadenopati).
    • Nörolojik defisitler (örn. baş ağrıları, kusma, MSS tümörlerinde denge sorunları).
    • Kemik/eklem ağrısı veya şişmesi (osteosarkom veya lösemide yaygındır).
    • Solunum sıkıntısı (örn. lenfomada mediastinal kitleler).
  • Diğer Göstergeler:
    • Görmede değişiklikler veya göz şişmesi (retinoblastom).
    • Gecikmiş ergenlik veya anormal büyüme kalıpları (endokrin tümörler).

Tanı, çocuklarda riskleri en aza indirmek için tasarlanmış multidisipliner bir yaklaşımı içerir:

Görüntüleme:

    • MRI (radyasyondan kaçınmak için MSS tümörleri için tercih edilir).
    • Ultrason (örn. karın kitleleri).
    • BT/PET taramaları (radyasyon maruziyeti nedeniyle dikkatli kullanılır).

    Laboratuvar Testleri:

      • Lösemi taraması için tam kan sayımı (CBC).
      • Tümör belirteçleri (örn. germ hücreli tümörler için alfa-fetoprotein).
      • Lomber ponksiyon (şüpheli MSS tutulumu için).

      Biyopsi ve Histopatoloji:

        • Doku analizi için çekirdek iğne veya eksizyonel biyopsi.
        • Genetik/moleküler test (örn. nöroblastomada N-MYC amplifikasyonu).

        Tedavi tümör tipi, evresi ve pediatrik özel protokoller tarafından yönlendirilir:

        1. Cerrahi: Lokalize tümörler için birincil rezeksiyon (örn. Wilms tümörü).
        2. Kemoterapi: Lösemiler ve yaygın hastalıklar için temel tedavi; protokoller genellikle yetişkin rejimlerinden daha az yoğun.
        3. Radyasyon Tedavisi: Büyüme geriliğini önlemek için küçük çocuklarda sınırlı kullanım; yüksek riskli MSS tümörleri veya rezidüel hastalık için ayrılmıştır.
        4. İmmünoterapi/Hedefli Tedavi:
        • Nükseden lösemi/lenfoma için CAR T hücre tedavisi.
        • Tirozin kinaz inhibitörleri (örn. Philadelphia kromozomu pozitif ALL için).
        1. Kök Hücre Nakli: Yüksek riskli lösemiler veya nükseden hastalıklar için.
        2. Destekleyici Bakım:
        • Enfeksiyon profilaksisi, beslenme desteği ve ağrı yönetimi.
        • Aileler ve sağ kalanlar için psikososyal hizmetler.

        Prognoz ve Takip
        Sağ kalan programları uzun vadeli etkileri (örneğin, kardiyak toksisite, sekonder kanserler) ele alır. Tekrarlama ve gelişimsel dönüm noktaları için düzenli izleme kritik öneme sahiptir.


        Keşif

        Melanoma keşfinin yolculuğu, ilk kaydedilen açıklamaların MÖ 5. yüzyılda Hipokrat’a atfedilmesiyle antik çağlarda başlar. Araştırmacıların melanoma için erken bir referans olabileceğine inandıkları siyah bir tümörü tanımladı (Melanoma’nın Kısa Tarihi: Mumyalardan Mutasyonlara). Peru’daki Kolomb Öncesi mumyalarda bulunan yaklaşık 2400 yıl öncesine ait fiziksel kanıtlar, erken tanıyı daha da destekleyen yaygın melanotik metastazlar gösterdi (Melanoma’nın Tarihi).

        17. ve 18. yüzyıllardaki Avrupa tıbbi literatürü de “ölümcül siyah tümörlere” atıfta bulunmuştur; Highmore ve Bonet’in 1651’deki ve Henrici ve Nothnagel’in 1757’deki çalışmaları artan farkındalığı göstermektedir (Melanoma Tarihi). Önemli bir dönüm noktası, John Hunter’ın 1787’de bir tümörün ilk cerrahi olarak çıkarılmasını gerçekleştirmesiydi; bu tümör korundu ve daha sonra 1968’de melanom olarak teşhis edildi ve Hunterian Müzesi’nde sergilendi (Cilt Kanseri İlk Keşfedildiğinde Ne Zaman?).

          19. Yüzyıldaki Gelişmeler

          19. yüzyıl, melanomun resmi olarak tanınması için önemli bir dönemi işaret etti. 1804 yılında stetoskopu icat etmesiyle bilinen Rene Laennec, “melanoz” terimini ortaya attı ve 1806 yılında melanomu akciğerlerdeki siyah karbon birikintileri gibi diğer durumlardan farklı olarak tanımlayan dersini yayınladı (Melanoma Durumu: Geçiş Dönemindeki Bir Alanın Tarihsel Genel Görünümü). Bu, melanomu belirli bir hastalık olarak sınıflandırmada önemli bir adımdı.

            William Norris, 1820 yılında melanomun ilerlemesini ve kalıtsal doğasını, üç yıl boyunca 59 yaşında bir erkeği takip ederek belgeledi; bu muhtemelen ailevi atipik çoklu ben melanom sendromunun ilk vakasıydı (Melanom tedavisi ve sonuçlarının tarihsel incelemesi). 1826’da Thomas Fawdington göz melanomu üzerine bir yayın yaptı ve Jean Cruveilhier 1829 ile 1842 yılları arasında “Anatomie Pathologique du Corps Humain” adlı eserinde el, ayak ve vulva melanomlarını tanımladı. Kuzey Amerika’daki ilk vaka 1837’de, ayak parmaklarında melanom olan 43 yaşında bir dul olan Isaac Parish tarafından belgelendi.

            1838’de Sir Robert Carswell’in “Illustrations of the Elementary Forms of Disease” adlı eserinde “melanoma” terimini ortaya atması ve ayrıntılı çizimler sunması önemli bir olaydı (A Brief History of Melanoma: From Mummies to Mutations). Sir James Paget 1853’te radyal büyüme fazından dikey büyüme fazına geçişi tanımladı ve 25 vaka bildirdi ve Norris 1857’de gözlemlerini genişleterek nevüs ve melanom arasında bir bağlantı olduğunu öne sürdü ve çevresel faktörler ile soluk ten rengi ilişkisini belirtti. Oliver Pemberton 1858’de 60 melanom vakasını ayrıntılı olarak açıklayarak klinik özellikleri ve ilk siyah hasta vakası da dahil olmak üzere metastaz yerlerini anlattı.

            20. Yüzyıl ve Modern Gelişmeler

            20. yüzyıl önemli bilimsel ilerlemeler getirdi. 1956’da Henry Lancaster, güneş ışığına maruz kalmayı melanom insidansıyla ilişkilendirdi ve Kafkasyalılarda enlem ve güneş ışığı yoğunluğuyla ilişkili daha yüksek risk gözlemledi (Melanom Tarihi). Bu beklenmedik bir ayrıntıydı çünkü erken açıklamalar çevresel faktörleri dikkate almıyordu ve melanomun etiyolojisini anlamada bir değişim olduğunu vurguluyordu.

              1966’da Wallace Clark, beş seviyede 5 yıllık sağ kalım oranlarının seviye I için %99’dan seviye V için %55’e kadar olduğunu gösteren prognoz için Clark seviyelerini tasarladı. 1969’da Clark, tüm melanomların nevüslerden kaynaklandığını çürüttü ve 209 vakanın yalnızca %9,6’sında nevüs hücreleri olduğunu buldu. Alexander Breslow, 1970’te tümör kalınlığını prognostik bir faktör olarak tanımladı ve <0,76 mm’nin olumlu olduğunu belirtti. Bu evreleme sistemleri melanom yönetiminde devrim yarattı.

              Genetik keşifler izledi ve 1984’te melanomda tanımlanan aktive edici NRAS mutasyonları vakaların %20’sinde bulundu (Melanoma’nın Kısa Tarihi: Mumyalardan Mutasyonlara). 1992 yılında Donald L. Morton tarafından sentinel lenf nodu biyopsisinin tanıtılması, evreleme açısından önemli bir ilerlemeydi ve cerrahi sonuçları iyileştirdi (Melanoma Durumu: Geçiş Dönemindeki Bir Alanın Tarihi Genel Görünümü).

              yüzyılda daha fazla atılım yaşandı. 2002’de, kutanöz melanomların >%85’inde aktive edici BRAF mutasyonları tanımlandı ve bunların yaklaşık %50’sinde yapısal MAPK sinyallemesiyle bağlantılı V600E mutasyonu vardı. 2003’te, nevüslerde BRAF mutasyonları bulundu ve Viktorya dönemi gözlemlerini sağlamlaştırdı ve çoğu nevüsün büyüme durması içinde olduğunu gösterdi. 2009’da yeni bir germ hattı MITF mutasyonu (E318K) tanımlandı ve ailevi ve sporadik melanomaya yatkınlık oluşturdu. Tedavi ilerlemeleri 2011’de FDA’nın Vemurafenib’i onaylamasıyla doruğa ulaştı ve dakarbazin için %5’e kıyasla %48 yanıt oranı ve anti-CTLA4 antikoru olan Ipilimumab’ı onayladı ve melanom tedavisi için bir dönüm noktası oldu.


              İleri Okuma
              1. Allen, A.C., Spitz, S. (1953). “Malignant melanoma: A clinicopathological analysis of the criteria for diagnosis and prognosis.” Cancer, 6(1): 1–45.
              2. News-Medical. (2007). “Cancer History.”
              3. News-Medical. (2007). “Melanoma History.”
              4. Odes, E.J., Randolph-Quinney, P.S., Steyn, M., Throckmorton, Z., Smilg, J.S., Zipfel, B., et al. (2016). “Earliest hominin cancer: 1.7-million-year-old osteosarcoma from Swartkrans Cave, South Africa.” South African Journal of Science, 112(7/8): 5.
              5. Balch, C.M. (2011). “Donald L. Morton: A living legend in surgical oncology.” Journal of Surgical Oncology, 104(3): 338–340.
              6. Balch, C.M. (2013). “In Memoriam: Dr. Seng-jaw Soong (1943–2012): Annals of Surgical Oncology statistician and statistician extraordinaire.” Annals of Surgical Oncology, 20(8): 2453–2456.
              7. Linos, K., Duncan, L.M. (2015). “The history of skin cancer.” Journal of the American Academy of Dermatology, 73(1): 1–10.
              8. The American Cancer Society. (2018). “Understanding What Cancer Is: Ancient Times to Present.”
              9. The American Cancer Society. (2018). “The History of Cancer.”
              10. NanoString. (2020). “Five Key Milestones in the History of Research in Cancer Biology.”
              11. GentleCure. (2021). “When Was Skin Cancer First Discovered?”
              12. The National Cancer Institute. (2022). “Milestones in Cancer Research and Discovery.”
              13. American Association for Cancer Research. (2022). “Landmarks in Cancer Research: 1907–1960.”
              14. SEER Training Modules. (2022). “Cancer: A Historic Perspective.”
              15. American Association for Cancer Research. (2022). “Landmarks in Cancer Research: 1961–1990.”
              16. The Guardian. (2024). “Breakthrough by William Pao review – the drugs do work.”
              17. The Associated Press. (2024). “Nobel Prize in medicine honors 2 scientists for their discovery of microRNA.”
              18. The Australian. (2024). “A mother’s fight against her genetic curse.”
              19. The Australian. (2024). “How Angelina Jolie and I started a revolution for women’s health.”
              20. Howlader N, Noone AM, Krapcho M, et al. (eds). SEER Cancer Statistics Review, 1975-2017. National Cancer Institute. Bethesda, MD. Link
              21. American Cancer Society. Signs and Symptoms of Cancer. Link
              22. National Cancer Institute. Cancer Staging. Link