Glutensiz Gıda Tüketimi Daha mı Sağlıklı?

Glutensiz Gıda Tüketimi Daha mı Sağlıklı?

Bir Pazarlama Tekniği Olarak Glutensiz Gıdalar;

Çalışmalar 3,200’ün üzerinde glutensiz gıda ürününün daha sağlıklı bir seçim olmadığını gösterdi. Bu nedenle, kişinin gluten almasının bir sakıncası yoksa, normal gıda ürünlerinin daha zararlı olduğunu düşünerek satın almayı bırakmamalı.

Glutensiz gıdalar, çölyak hastalarına ve diğer gluten intöleransına ve hassasiyetine sahip herkese iyi bir alternatif sunmaktalar. Ancak, yeni bir çalışma gösteriyor ki bu gıdaların, sıradan yiyeceklerden daha sağlıklı olduğunu gösteren de bir kanıt yok. Benzer şekilde, daha önce paylaştığımız “Gluten Nedir?” yazısında gluten töleransı olan bireylerde glutensiz beslenmenin ortaya çıkarabileceği intöleratif durumlarından bahsetmiştik.

Yapılan bu yeni araştırmada ise, Avustralya’daki 3,200 gıda ürünü karşılaştırıldı ve sıradan gıdalarla glutensiz alternatiflerinin besin değerleri arasında neredeyse hiç bir fark bulunamadı. Tabii ki, bütün bunlar glutensiz gıdaların sağlıksız olduğu anlamına gelmiyor. Eğer glutensiz ürün yemek daha iyi hissettiriyorsa, alınan besinin bir zararı yok. Ancak gerek glutene töleransları olmadığı için gerekse glutensiz “kek”lerin daha sağlıklı olduğunu düşündükleri için, giderek daha fazla insan bu gıdaları satın alıyordu. Bu çalışma ile pazarlama yutturmacası tam vaktinde ortaya çıkarıldı.

Sydney ‘deki George Enstitüsü Küresel Sağlık bölümünden (The George Institute for Global Health) araştırmacı Jason Wu bir basın açıklamasında bu durumu şu şekilde dile getirdi : “Birçok kişinin glutensiz gıdalara gerçekten ihtiyacı var ama onu sadece daha sağlıklı olduğunu düşündüğü için denemek isteyen insan grubu da giderek büyüyor.” “Ancak, biz glutenli ve glutensiz gıdaların ortalama olarak aynı derecede sağlıklı ya da sağlıksız olduğunu tespit ettik.”

Çalışma boyunca, süpermarket ürünleri 10 farklı kategoride karşılaştırıldı. Bu ürünler: ekmek, kahvaltı gevreği, kuru pasta, tahıl çubuğu, kek, tatlı bisküviler, dondurma, patates cipsi, işlenmiş etler ve şekerlemelerdi. Gıda sağlığı değerlendirmesinde, en az besin değerine sahip gıdalara bir yıldız, en çok besin değerine sahiplere beş yıldız veren, Avustralya Hükümeti’nin Sağlık Yıldız Puanlama sistemi kullanıldı. Araştırmanın sonucunda glutenli gıdalarla sıradan alternatiflerinin arasında anlamlı bir fark olmadığını görüldü. Araştırma ekibi tarafından ayrıca ürünlerdeki besin içeriklerine de bakıldı ve bir takım farklılıklarla karşılaşıldı. Örnek olarak, glutensiz makarna sıradan makarnaya göre ortalama yüzde 52 daha az protein içerirken, glutensiz ekmek yüzde 32 daha az protein içeriyor. Ancak glutensiz ekmekte normal ekmekten daha fazla diyet lifi var.

Uluslararası kanıtlar, glutensiz ürünlerin tat farkını telafi etmek için yüksek dozda şeker ve doymuş yağ kullandığını iddia etse de, bu çalışmada iki yiyecek çeşidinin arasında şeker ve doymuş yağ miktarı açısından anlamlı bir fark bulunamadı. Daha şekerli olarak kabul edilen tek ürün glutensiz kek oldu. Araştırmanın sonuçları, British Journal of Nutrition’da yayımlandı. Wu araştırmasının “halo” etkisini azaltmaya yardımcı olabileceğini düşünüyor. Diğer bir deyişle, glutensiz gıdaların olumlu algılanması insanlara bunun sağlıklı bir seçenek olduğunu düşündürerek, onları daha fazla abur cubur yemeye yönlendiriyor. Bu araştırma, bu görüşe neden olan etkiyi önlemeye çalışmaktadır.

Wu ayrıca: “Glutensiz gıdaların süslü paketlemeleri ve etiketleri pazarlama taktiği potansiyeli taşımaktadır,” dedi. “Glutensiz gıdaların, özellikle abur cuburların, sağlıklı olduğuna inanılması aslında sadece tüketicilerin yanlış yorumlamasından kaynaklanmaktadır.” Ancak, “glutensiz gıdalar sağlıklıdır” modası tamamen de kötü değil. Birçok insanın çeşitli internet sitelerinde yorumladığı gibi, glutensiz gıdalar, glutene intöleransı olan bireyler için gerçekten daha fazla seçenek oluşturmaktadır. Bu yüzden söylenmesi gereken asıl şey: eğer glutensiz gıda satın almaya ihtiyacınız yoksa kendinizi satın almak zorunda hissetmeyin.


Kaynak: 
  • Bilimfili,
  • Jason H Y Wu, Bruce Neal, Helen Trevena, Elizabeth Dunford Are gluten free foods healthier than non-gluten free foods? An evaluation of supermarket products in Australia The British journal of nutrition 114(3):448-54 · June 2015 DOI: 10.1017/S0007114515002056

Alerjileri Tamamen Ortadan Kaldırmaya Adım Adım…

Başınıza bela olan şey saman nezlesi, gıda alerjisi ya da astım olsun, bağışıklık sistemimiz düzgün çalışmadığı zaman bunların gerçek bir eziyet olabildiği inkar edilemez. İşte bu yüzden, araştırmacıların yalnızca, vücutlarımızı yer fıstığı veya polenler gibi zararsız nesneleri düşman yerine dost olarak tanımaya zorlayarak, kuramsal olarak bütün alerjilere son verebilecek bir sistem bulmuş olabileceklerini duymak çok heyecan verici.
Ne düşündüğünüzü biliyoruz, bu durum gerçek olamayacak kulağa iyi geliyor değil mi? Çünkü bilim insanları, bağışıklık sistemimizin kedi tüyü veya polen gibi zararsız şeyleri görünce kendini kaybetmesini durdurmak için on yıllardır bir yol bulmaya çalışıyorlardı ve şimdiye kadar hiçbir şey gerçekten işe yaramamıştı. Fakat bu yeni yaklaşım farklı. Araştırmacılar bağışıklık sistemini sakinleştirmek yerine, alerji yapan maddeleri bağışıklık sisteminin savunmasından gizlice geçirmek ve resmî olarak zararsız şekilde kabul edilmelerini sağlamak için nanoparçacıkları bir ‘Truva atı’ olarak kullandılar.
Araştırma şimdiye kadar sadece fareler üzerinde yapıldı ve piyasaya sürülmeden önce daha pek çok onaydan geçmesi gerekiyor, bu yüzden henüz çok fazla heyecanlanmayın. Fakat aynı yöntem zaten, otoimmün (doğuştan olan bağışıklıklar) durumlar için bir tedavi olarak klinik denemelerde kullanılmaya devam ediyor ve şimdiye kadar gerçekten umut vaat ediyor gibi görünüyor. Şikago’daki Northwestern Üniversitesi’nden baş araştırmacı Stephen Miller şöyle konuşuyor:
“Bu, evrensel bir tedavi. Hangi alerjiyi ortadan kaldırmak istediğinize bağlı olarak, nanoparçacıkları saman nezlesi poleni veya bir yer fıstığı proteini ile doldurabilirsiniz. Bulgular, yaşamı tehdit eden solunum alerjisi ve gıda alerjisi olan hastaları tedavi etmek ve muhtemelen ‘iyileştirmek’ için yeni, güvenli ve etkili bir uzun vadeli yöntem sunuyor. Bu, akciğer alerjisini tedavi etmek için yaşam boyu ilaç kullanımı ihtiyacını ortadan kaldırabilir.”
Belli ki, iş bakteri ile virüsleri uzak tutmaya geldiğinde, bağışıklık sistemimiz inanılmaz derecede etkili. Fakat bazen (henüz anlamadığımız sebepler dolayısıyla) bağışık sistemi, yumurta ve köpek tüyü gibi zararsız bir şeyi düşman olarak algılıyor. Bu durum, bağışıklık sisteminin bu alerji yapıcı maddelere karşı antikorları artırmasına neden olarak iltihaba, sümüğe ve alerjisi olanlarımızın aşina olduğu bütün o korkunç şeylere yol açıyor. Üstelik çocukları küçük yaşta alerji yapıcı maddelere maruz bırakmak dışında bunun için yapabileceğimiz pek bir şey bulunmuyor.
Vücudun geri kalanına bir şeyin zararlı olduğunu söylemekten sorumlu olan bağışıklık sistemi dalına ‘doğuştan gelen bağışıklık sistemi’ adı veriliyor, fakat maalesef, alerji yapıcı bir madde ‘kötü’ olarak etiketlendiği zaman, bir daha asla bu doğuştan gelen bağışıklık sistemi ile tekrar görüşme şansı elde edemiyor. Yani, en azından, siz onu bir şekilde gizlice içeri sokana kadar… Kaldı ki, bu araştırma ekibinin yapmış olduğu şey de bu.
Ekip, FDA onaylı bir polimerden eriyebilen nanoparçacıklar geliştirdiler ve ardından, bunları yumurtalara alerjisi olan bir fareye şırınga etmeden önce yumurta proteini ile doldurdular. Genelde bu fareler astım benzeri bir tepki geliştirirdi, fakat yumurta proteininin arkadaş görünümlü nanoparçacıklar içinde güvenli şekilde depolanması yüzünden, farelerin vücutları tepki vermedi. Daha da güzeli, nanoparçacıklar daha sonra, kan akışında bulunan herhangi bir atığı ‘süpürmek’ ile görevli olan makrofajlar tarafından temizlendi. Üstelik bu makrofajlar doğuştan gelen bağışıklık sisteminin parçasıdırlar, yani bu demek oluyor ki, alerji yapıcı maddeler demek ki normal olarak işlenmişti. Miller şöyle aktarıyor:
 
“Süpürücü hücre, alerji yapıcı maddeyi veya antikoru bağışıklık sistemine ‘Endişeye gerek yok, bu buraya ait’ diyen bir şekilde sunuyor.” 
Ardından bağışıklık sistemi, bu alerji yapıcı maddeye uyguladığı saldırıyı kapatıyor ve normale geri dönüyor. Tedaviden sonra fareler, yumurtalara karşı alerjik bir tepki göstermedi ve bağışıklık sistemleri aslında daha güçlü hale geldi. Araştırmacılar şöyle açıklıyor:
“Bu yöntem, alerjiye sebep olan tehlikeli Th2 T hücrelerini kapatıyor ve iyi, yatıştırıcı olan düzenleyici T hücrelerini yayıyor.”
Ekip şimdi farelerde ve en sonunda insanlarda ileri denemeler yapmaya odaklandı. Hedef, bunun gıda alerjilerinden astıma ve saman nezlesine kadar her şeye karşı denendiğini görmek. Ayrı bir grup ise aynı yöntemin multipl skleroz (çoklu sertleşim) ve çölyak hastalığı gibi doğuştan olan bağışıklık sistemi durumlarına karşı kullanımıyla ilgileniyor.  Bu günlerde hem alerjilerdeki, hem de doğuştan bağışıklık sorunlarındaki hızlı artış göz önüne alındığında, bunun işe yaramasını kesinlikle istiyoruz.
Araştırma, Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayınlandı.
 
Düzenleyen: Ayşegül Şenyiğit (Evrim Ağacı)
 
Kaynak:
  • ScienceAlert
  • Charles B. Smarra,b, Woon Teck Yapc, Tobias P. Neefa, Ryan M. Pearsond, Zoe N. Huntera, Igal Ifergana, Daniel R. Gettsa, Paul J. Brycea, Lonnie D. Shead,1, and Stephen D. Miller Biodegradable antigen-associated PLG nanoparticles tolerize Th2-mediated allergic airway inflammation pre- and postsensitization PNAS, Proceedings of the National Academy of Sciences vol. 113 no. 18 > Charles B. Smarr, 5059–5064, doi: 10.1073/pnas.1505782113

Kimya laboratuvarı ayağınıza geldi

Teknoloji her alanda insanoğluna fayda sağlıyor. Gittikçe küçülen teknolojik cihazları cebimizde ya da bileğimizde taşıyor olmak artık herkes için çok sıradan olsa da tıbbın sınırları içinde kalan gelişmelere henüz yeterince vakıf olamadık. Fakat araştırmalar gösteriyor ki yediğimiz yemekten zehirlenip zehirlenmeyeceğimizi söyleyecek sensörün çantalarımıza girmesine az kaldı.

Yiyeceklerde glüten içeriği olup olmadığını ölçebilen Nima‘yı geliştiren 6SensorLabs‘in kurucu ortağı ve yöneticisi Shireen Yates, Wall Street Journal‘a yaptığı açıklamada bu teknolojinin diğer proteinleri veya gıda zehirlenmesine yol açan türde bakterileri teşhis edebilen bir versiyona uyarlanabileceğini ifade ediyor.

Nima

Şu anda ön siparişe açık olan Nima, cepte taşınabilecek kadar küçük bir sensör. Çölyak hastaları başta olmak üzere glütenli yiyeceklerden kaçınanlar için bir laboratuvar görevi gören Nima’nın kapsülüne yiyeceğin küçük bir parçası test için yerleştiriliyor. İki dakikanın ardından sonucu ekranında gösteren Nima, iOS uygulaması sayesinde sonuçları paylaşmaya da imkan tanıyor. Böylece ilgilenen diğer kullanıcıları da bilgilendirmek mümkün oluyor. Ürün, piyasaya çıktığında 250 dolardan satılacak. Ön sipariş fiyatı 199 dolar olan Nima’nın hangi tarihte piyasada olacağı henüz belli değil.

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.

Kaynak: Log