Yeni Alzheimer Aşısı, Grip Aşısı Kadar Yaygınlaşabilir

Yeni Alzheimer Aşısı, Grip Aşısı Kadar Yaygınlaşabilir

Alzheimer hastalığı yıkıcı, tedavi edilemez ve Dünya genelinde on milyonlarca yetişkin ve yaşlı bireyi etkileyen bir hastalıktır denilebilir. Ancak yeni bir araştırma beş yıl gibi kısa bir süre içerisinde, bu hastalık için bir aşının gerçekleştirilebileceğini ve yaşlanmakta olan veya yaşlı popülasyonların içinde grip aşısı kadar yaygın şekilde kullanılabileceğini gösteriyor.

Avustralya Adelaide’deki Flinders University araştırmacılarının Amerika, Irvine’deki University of California bünyesinde bulunan Institute of Molecular Medicine’dan araştırma ekibi ile birlikte gerçekleştirdiği çalışmada, gerçek ve tam patolojisi bilinmeyen Alzheimer hastalığından sorumlu olan iki yaygın protein amiloid-beta ve tau üzerinde duruldu. Bu proteinler görevlerini bitirip işlevsiz hale geldiklerinde plaklar halinde hücre dışında birikerek sinir hücreleri arasındaki etkileşimi keser veya sekteye uğratırlar. Yapılan otopsiler bu plakların, her Alzheimer hastasının beyninde bulunduğunu gösteriyor. Hastalığa yol açan başka -görünür olmayan- sebeplerin olabileceğini ve daha bu konunun yeterince aydınlatılmış olmadığını kabul ederek; araştırmacılar bu protein plakları hedefleyecek bir aşı geliştirileceğini  duyurdu.

Flinders University’den tıp profesörü Nikolai Petrovsky; dizayn ettikleri aşının bağışıklık sistemini, sinir hücreleri arasında konuçlanan proteinleri tıpkı bir çekici gibi alıp yolu açacak olan antikorlar üretmek üzere uyararak işlev göreceğini açıkladı.

Hayvanlar üzerinde yürütülen deneylerde, antikorların henüz hayvanlar hastalığa yakalanmadan önce amiloid-beta proteinlerini bloke ederek verimli olabileceği gözlemlendi. Ne var ki, ilgi çekici bir nokta olarak araştırmacılar hastalık ilerledikten sonra oluşacak olan tau proteinlerinin de oluşmasını engellemekte antikorların etkili olduğunu belirtti. Bu olumlu gözlemlere karşın, aşı henüz insan deneylerine hazır değil. Petrovsky; böyle bir hastalıkta aşı için duyulacak gereksinim hesaba katıldığında; ilk denemelerden sonra hastalığın erken fazlarında işe yaradığı görülürse kısa bir süre içinde de herkes için kullanılabilir bir ürüne dönüşebileceğini belirtiyor.

Medical News Today’ün raporuna göre yalnıca Amerika Birleşik Devletleri’nde her 67 saniyede bir kişi Alzheimer oluyor. Yine her 3 yetişkinden biri Alzheimer veya demans (unutkanlık) hastalıklarından herhangi birine yakalanıyor. Dejeneratif bir hastalık olan Alzheimer’ın bu özelliği, sürekli olarak ilerlemesine ve gittikçe daha kötü bir hal almasına sebep oluyor. Hafıza kaybı durumları Alzheimer hastalığının en önemli erken dönem işaretlerinden olup, bununla birlikte problem çözme zorlukları, zaman algısının karışması, yazma ve konuşma bozuklukları, belirli görevleri tamamlama zorlukları gibi sorunlar da bu işaretlerden sayılmaktadır.

Hastalığı önlemek için çok belirli bir yol olmasa da son zamanlarda engelleyici veya geciktirici bir takım aktiviteler ve gıdalar ile ilgili araştırmalar da gerçekleştirilmeye devam ediyor. Örneğin; The University of Cincinnati’den bir araştırma ekibi, oksijen radikallerine karşı etkili olan antioksidanlardan aynı zamanda bir flavonoid  türü olan antosiyaninlerin (anthocyanins) insan hücrelerinde de, bitkilerdeki işlevine benzer şekilde yaşa bağlı hücresel bozunmaların ve hasarların önüne geçebildiğini gösterdi.

Alzheimer hastalığı tedavisi olduğu kadar erken teşhisi ve erken müdahalesi de çok önemli olan bir hastalık. Bu anlamda geliştirilen aşının; insanlarda da hayvan deneylerindekine benzer sonuçlar üretmesi hastalığın erken fazda hatta belki tespit edilmeden ortaya çıkışını veya gelişmesini engelleme potansiyeline sahip olması ayrıca önem taşıyor.

Şu an için, deneysel Alzheimer aşısının çalışıyor olduğunun kesinleşmemesi bir problem olarak varlığını sürdürüyor. Ancak süren deneylerle bundan emin olunduğu anda, mevcut hastaların veya başlangıç düzeyinde demansı olan bireylerin hayatlarında çok büyük değişiklikler yaratabilir. Önleyici terapi olarak da örneğin düşük dozlarda veya seyrek sıklıklarda kullanılabilecek olan ilaç, tahminlere göre beş yıl içinde yaklaşık 50 ve üzerindeki yaşlardaki insanların demans geliştirmesine ve sonunda Alzheimer’a yakalanmalarına engel olabilecek.


Kaynak :

  • Bilimfili,
  • Dana Dovey, Alzheimer’s Disease: Vaccine Prevents Tau Protein Buildup To Stop The Disorder In Its Tracks, 14 Temmuz 2016, www.medicaldaily.com/alzheimers-disease-tau-protein-vaccine-391883?rel=most_shared1 (19 Haziran 2016)

Makale Referans : Davtyan H, Zagorski K, Rajapaksha H, et al. Alzheimer’s Disease AdvaxCpG- Adjuvanted MultiTEP-Based Dual and Single Vaccines Induce High-Titer Antibodies Against Various Forms of Tau and Aβ Pathological Molecules. Nature’s Scientific Reports. 2016.

Hafızaya Açılan Kapı Tam Olarak Saptandı

İnsan beyni sürekli olarak bilgi depolar. Fakat, yeni deneyimlerimizin hafızamızda nasıl kalıcı hale geldiğine dair sınırlı bilgimiz vardı. Magdeburg Üniversitesi ve German Center for Neurodegenerative Diseases (DZNE)’ araştırmacıların içerisinde bulunduğu uluslararası bir araştırma ekibi daha önce başarılamayn bir ilke imza atarak; hafızaların nerede oluşturulduğuna dair net olarak bir saptamada bulundular. Ekip bu yeri beyindeki en spesifik devrelerine kadar belirlemeyi başardı. Araştırmacılar bu saptamaya, çok hassas bir Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI) teknolojisini kullanarak ulaştılar.Nature Communications ‘da yayınlanan makalenin elde edilen sonuçları ve kullanılan çalışma metodunun Alzheimer Hastalığının beyindeki etkilerini belirlemede yardımcı olabileceği noktasındaki umutları artırdı.

Geçmiş tecrübeleri ve olayları hatırlatmak için beynin değişik bölgelerinde bir çalışma yürütülmeli. Fakat bu birbirine bağımlı etkileşim hala tam olarak belirlenebilmiş değil, öte yandan, hafızaların; öncelikli olarak beynin hafıza içeriğinin oluşturulmasında ve onları hatırlamada kontrol merkezi olan ve beynin iç kesiminde bulunan serebral kortekste depolandığı biliniyor. Bu olay hipokampüste ve ona komşu entorhinal kortekste meydana geliyor. Magdeburg’da DZNE sözcüsü ve Magdeburg Üniversitesi Bilişsel Nöroloji ve Dementia Araştırmaları bölüm başkanı olan Profesör Emrah Düzel “Beynin bu alanlarının (bilginin toplandığı ve işlendiği yerler) hafızaların oluşturulmasından sorumlu olduğu bugüne kadar yapılan çalışmalarla az çok biliniyordu. Bizim çalışmamız bu duruma bakışımızı daha da belirgin hale getirdi” diyor ve ekliyor: “Biz hipokampus ve entorhinal korteksteki nöronal katmanlarda insan hafızalarının oluşum yerini saptayabildik. Hangi nöronal katmanın aktif halde olduğunu belirledik. Bu durum da bilginin direkt olarak hipokampüse mi yönlendirildiğini yoksa hipokampüsten serebral kortekse mi taşındığını ortaya çıkardı. Daha önce kullanılan MRI teknikleri bilginin bu akış yönünü tam olarak belirlemede yetersizdi. Bu yüzden ilk olarak biz beyinde hafızaya açılan kapının tam olarak nerede olduğunu saptamış olduk.”

Çalışmada, araştırmacılar hafıza testine gönüllü olarak katılan kişilerin beyinlerinde ölçümler yaptılar. Ölçümler “7 Tesla ultra-high field MRI” denilen özel bir manyetik rezonans görüntüleme yöntemi kullanılarak yapıldı. Bu yöntem araştırmacılara, insan beyninin bölgelerinin aktivitelerini daha önce eşi görülmemiş bir şekilde belirlemelerini sağladı.

Alzheimer Araştırmaları İçin Kesin Bir Yöntem

Prof. Düzel: “Bu ölçüm tekniği bizlerin beyindeki bilgi akışını parçalara bölmemize ve hafıza oluşumundan sorumlu bölgeleri ayrıntısına kadar incelememize olanak sağladı. Sonuç olarak, umuyoruz ki; Alzheimer gibi hafızayla ilgili hastalıklara dair yeni bakış açıları elde edebileceğiz. Dementia’yı gözününe alırsak; bilgi “dokunulmamış” bir halde hala hafızaya açılan kapıda bekliyor mu? Hafızalar işlendiğinde daha sonrasında sorunlar ortaya çıkacak mı? gibi soruları cevaplandırmayı umuyoruz.” dedi.


Kaynak:

  1. Bilimfili,
  2.  DZNE
  3. Anne Maass, Hartmut Schütze, Oliver Speck, Andrew Yonelinas, Claus Tempelmann, Hans-Jochen Heinze, David Berron, Arturo Cardenas-Blanco, Kay H. Brodersen, Klaas Enno Stephan & Emrah Düzel Laminar activity in the hippocampus and entorhinal cortex related to novelty and episodic encoding Nature Communications 5, Article number: 5547 doi:10.1038/ncomms6547