Gonartroz

Yaygın olarak diz osteoartriti olarak adlandırılan gonartroz, kıkırdak bozulması, eklem çevresindeki kemiğin büyümesi ve sinovyal iltihaplanma ile karakterize, ağrıya ve eklem hareketliliğinin kısıtlanmasına yol açan dejeneratif bir eklem hastalığıdır. “Gonartroz”un etimolojisi, Yunanca açı veya köşe anlamına gelen “gonia” (γωνία) ve eklem veya eklemlenme anlamına gelen “artroz” (αρθρωσις) kelimelerinden türemiştir, dolayısıyla doğrudan diz eklemini etkileyen hastalığa atıfta bulunur.

Gonartrozun tarihsel anlayışı ve tedavisi zaman içinde önemli ölçüde gelişmiştir. Başlangıçta tedaviler öncelikle konservatifti; ağrının hafifletilmesine ve eklem fonksiyonunun korunmasına odaklanıyordu. 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında radyografinin ortaya çıkışı, hastalıkla ilişkili yapısal değişikliklerin daha iyi anlaşılmasına olanak tanıdı ve daha hedefe yönelik tedavilerin geliştirilmesine yol açtı. Eklem debridmanı ve yeniden hizalama prosedürleri gibi cerrahi müdahaleler 20. yüzyılın ortalarında geliştirildi ve bunu 1960’ların sonlarında ciddi gonartroz tedavisinde devrim yaratan total diz artroplastisi izledi.

Gonartrozun patofizyolojisine ilişkin anlayış da, bunun yalnızca aşınma ve yıpranma hastalığı olduğu şeklindeki ilk inançtan, biyomekanik faktörlerin, genetiğin, iltihaplanmanın ve metabolik süreçlerin rollerini içeren daha ayrıntılı bir anlayışa doğru gelişmiştir. Bu, inflamasyonu ve kıkırdak metabolizmasını modüle etmeyi amaçlayan farmakolojik tedaviler ve kilo yönetimi ve egzersize odaklanan yaşam tarzı müdahaleleri dahil olmak üzere daha geniş bir terapötik seçenek yelpazesine yol açmıştır.

  • Protez Malzemelerin Evrimi: İlk diz protezleri, ahşap ve metal dahil olmak üzere çeşitli malzemelerden yapılmıştır. Günümüzde titanyum ve polietilen gibi gelişmiş malzemeler kullanılmakta olup diz protezlerinin ömrünü ve işlevselliğini önemli ölçüde artırmaktadır.
  • Obezitenin Etkisi: Tarihsel kayıtlar, antik çağlarda gonartrozun daha az yaygın olduğunu, bunun da potansiyel olarak daha düşük yaşam beklentileri ve günümüzde OA için önemli bir risk faktörü olan obezite prevalansının daha düşük olması nedeniyle olduğunu göstermektedir.
  • Eski Çareler: Söğüt kabuğunun (aspirinin öncüsü olan salisin içeren) kullanımı gibi eski zamanlarda kullanılan bazı çareler, ağrıyı hafifletmek için NSAID’ler gibi modern tedavilerde de yankılanmaktadır.
  • Yakın Zamana Kadar Diz Protezlerinin Nadirliği: Diz sorunları çok eski olmasına rağmen, diz protezi ameliyatı ancak 20. yüzyılın ikinci yarısında sıradan hale geldi ve bu da gonartroz tedavisinde ne kadar yakın zamanda büyük ilerlemeler kaydedildiğini gösteriyor.
  • Küresel Yük: Osteoartrit artık dünya çapında en yaygın eklem hastalığıdır ve diz OA’sı yaşlı yetişkinler arasında önde gelen sakatlık nedenidir. Bu, yüzyıllar boyunca büyük sağlık sorunları haline gelen bulaşıcı hastalıklardan kronik koşullara geçişin altını çiziyor.

Gonartrozun Klinik Belirtileri

Gonartroz veya diz osteoartriti, eklem fonksiyonunu giderek bozan bir dizi klinik semptomla kendini gösterir. Bunlar şunları içerir:

  • Ağrı: Başlangıçta ağrı, fiziksel aktivite sırasında veya sonrasında ortaya çıkar ancak zamanla sabit hale gelebilir. Tipik olarak diz ekleminde derin, ağrılı bir ağrı olarak tanımlanır.
  • Sertlik: Genellikle 30 dakikadan kısa süren, hareketsizlik dönemlerinden sonra sabah sertliği veya sertliği.
  • Şişme: Eklem içinde sıvı birikmesi (efüzyon) veya eklem kenarları etrafındaki kemik büyümeleri (osteofit) nedeniyle oluşur.
  • Hareketlilik Azalması: Hareket aralığının kısıtlanması, yürüme, merdiven çıkma ve oturma pozisyonundan kalkma gibi günlük aktivitelerin gerçekleştirilmesini zorlaştırır.
  • Crepitus: Diz hareket ettirildiğinde sürtünme veya çatırtı hissi veya sesi.
  • Deformite: İleri aşamalarda, düzensiz kıkırdak kaybı nedeniyle diz deforme olabilir (örneğin çarpık bacak veya çarpık diz).

Gonartroz Tanısı

Gonartroz tanısı klinik değerlendirme ve görüntüleme çalışmalarına dayanmaktadır:

  • Klinik Geçmiş ve Fizik Muayene: Semptomların değerlendirilmesi, diz yaralanması veya aşırı kullanım öyküsü ve ağrı, şişlik, hareket açıklığı ve krepitus varlığına odaklanan fizik muayene.
  • Radyografi (X-ışınları): Tanıyı doğrulamak için kullanılan, eklem aralığındaki daralmayı, osteofit oluşumunu ve kemik konturundaki değişiklikleri gösteren birincil görüntüleme tekniği.
  • Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI): Tanı için rutin olarak kullanılmasa da, MR kıkırdak, bağ ve eklem efüzyonunun ayrıntılı görüntülerini sağlayabilir.
  • Laboratuvar Testleri: Gonartroz için spesifik bir kan testi bulunmamakla birlikte, romatoid artrit gibi diğer durumları dışlamak için testler yapılabilir.

Gonartroz Tedavisi

Gonartroz tedavisi ağrıyı hafifletmeyi, eklem fonksiyonunu iyileştirmeyi ve sakatlığı en aza indirmeyi amaçlar. Farmakolojik olmayan, farmakolojik ve cerrahi seçeneklerin bir kombinasyonunu içerir:

Farmakolojik Olmayan Tedaviler:

  • Fizik Tedavi: Diz çevresindeki kasları güçlendirmeye, esnekliği artırmaya ve ağrıyı azaltmaya yönelik egzersizler.
  • Kilo Yönetimi: Diz eklemindeki stresi azaltmak için vücut ağırlığının azaltılması.
  • Yardımcı Cihazlar: Hareket kabiliyetini artırmak ve ağrıyı azaltmak için baston, destek veya ayakkabı eklerinin kullanılması.

Farmakolojik Tedaviler:

  • Analjezikler: Asetaminofen gibi ağrı kesiciler.
  • Steroid Olmayan Anti-inflamatuar İlaçlar (NSAID’ler): Ağrıyı ve iltihabı azaltmak için.
  • Eklem içi kortikosteroidler: Ağrının geçici olarak giderilmesi için diz eklemine enjeksiyon.
  • Hyaluronik Asit Enjeksiyonları: Eklem yağlanmasını iyileştirmek ve ağrıyı azaltmak için.

Cerrahi Tedaviler:

  • Artroskopik Cerrahi: Gevşek cisimlerin veya hasarlı kıkırdakların çıkarılması için.
  • Osteotomi: Dizin etkilenen kısmındaki baskıyı hafifletmek için kemik yeniden hizalama ameliyatı.
  • Total Diz Artroplastisi (TKA): Hasarlı diz ekleminin yapay bir eklemle değiştirilmesidir.

Tarih

Antik Çağlar:

  • Antik Mısır (MÖ 1550): Ebers Papirüsü, artrit benzeri semptomların bilinen en eski tıbbi tanımlarından birini içermekte ve şifalı bitkiler ve sıcak kompresler gibi tedaviler önermektedir.
  • Hipokrat (MÖ 460-377): “Tıbbın Babası” olarak bilinen Hipokrat eklem hastalıklarını tanımlamış ve semptomları hafifletmek için egzersiz, masaj ve diyet ayarlamaları önermiştir. Yaklaşımı doğal iyileşmeyi ve vücut sıvılarının dengelenmesini vurgulamıştır.

Orta Çağ (5-15. Yüzyıl):

  • İbn-i Sina (980-1037): İbn-i Sina, The Canon of Medicine adlı kitabında eklem hastalıklarını ve bunların bitkisel ilaçlar ve fiziksel terapileri içeren tedavilerini tanımlamıştır.
  • Bingenli Hildegard (1098-1179): Eklem ağrısı ve iltihabını tedavi etmek için çeşitli bitkilerin ve lapaların kullanımını belgeleyen önemli bir ortaçağ bitki uzmanı.

16.-17. Yüzyıl:

  • Andreas Vesalius (1514-1564): Anatomik çalışmaları insan vücudunun daha doğru anlaşılmasını sağlamış ve bu da eklem hastalıklarının tedavisini dolaylı olarak etkilemiştir.
  • William Harvey (1578-1657): Kan dolaşımını keşfetmesi, eklem hastalıkları için daha etkili tedavilerin geliştirilmesi için temel bir anlayış sağlamıştır.

18. Yüzyıl:

  • John Hunter (1728-1793): Eklem hastalıklarının cerrahi tedavisinin ilk savunucularından biri. Tıbbi uygulamalarda dikkatli gözlem ve deney yapmanın önemini vurgulamıştır.

19. Yüzyıl:

    • Jean-Martin Charcot (1825-1893): Nöroloji ve eklem hastalıkları üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Charcot’nun artrit üzerine yaptığı çalışmalar, eklem hastalıklarının patolojisinin daha derinlemesine anlaşılmasını sağlamıştır.
    • Wilhelm Conrad Röntgen (1895): Röntgenin icadı eklem hastalıklarının teşhisinde devrim yaratarak eklem yapılarının ayrıntılı olarak görüntülenmesini ve daha iyi teşhis konulmasını sağladı.

    20. Yüzyılın Başları:

      • Sir Robert Jones (1857-1933): Ortopedik cerrahide bir öncü olan Jones, eklem hastalıkları ve yaralanmalarının tedavisi için teknikler geliştirerek modern ortopedik cerrahinin temellerini attı.
      • Eliott G. Brackett (1906): Belgelenmiş en eski diz debridman ameliyatlarından birini gerçekleştirerek gonartroz için cerrahi tedavinin oluşturulmasına yardımcı oldu.

      20. Yüzyılın Ortaları:

        John Charnley (1960’lar): Total kalça artroplastisine (THA) öncülük etmesiyle tanınan Charnley’in çalışmaları total diz artroplastisinin (TKA) gelişimini de etkilemiştir. Eklem replasmanı teknolojisindeki yeniliklerinin gonartroz tedavisi üzerinde kalıcı bir etkisi olmuştur.

        20. Yüzyılın Sonları:

          • Freddie Fu (1980’ler-1990’lar): Günümüzde erken evre gonartroz tedavisinde yaygın olarak kullanılan diz yaralanmalarına yönelik artroskopik cerrahi tekniklerinin geliştirilmesine önemli katkılarda bulunmuştur.
          • Richard D. Coutts (1990’lar): Diz artroplastisi ve kıkırdak onarımı üzerine yaptığı araştırma ve klinik çalışmalarla diz artritinin anlaşılmasını ve cerrahi tedavisini geliştirmiştir.

          İleri Okuma

          1. Hunter, D.J., & Bierma-Zeinstra, S. (2019). Osteoarthritis. Lancet, 393(10182), 1745-1759.
          2. Felson, D.T. (2006). Clinical practice. Osteoarthritis of the knee. New England Journal of Medicine, 354(8), 841-848.
          3. Peat, G., McCarney, R., & Croft, P. (2001). Knee pain and osteoarthritis in older adults: A review of community burden and current use of primary health care. Annals of the Rheumatic Diseases, 60(2), 91-97.
          4. Cross, M., Smith, E., Hoy, D., Nolte, S., Ackerman, I., Fransen, M., … & March, L. (2014). The global burden of hip and knee osteoarthritis: estimates from the Global Burden of Disease 2010 study.
          5. Scanzello, C.R., & Goldring, S.R. (2012). The role of synovitis in osteoarthritis pathogenesis. Bone, 51(2), 249-257.
          6. Lozada, C. J., & Altman, R. D. (2000). Management of osteoarthritis. Historical Perspectives. Medicine and Health, Rhode Island, 83(11), 340-342. This source provides a historical overview of arthritis management, emphasizing the evolution from ancient remedies to modern treatments.
          7. Bijlsma, J. W., Berenbaum, F., & Lafeber, F. P. (2011). Osteoarthritis: An update with relevance for clinical practice. Lancet, 377(9783), 2115-2126. This review offers insights into the pathophysiology and management of osteoarthritis, with a focus on knee OA, and touches on historical aspects of the disease’s understanding.
          8. Brandt, K. D., Dieppe, P., & Radin, E. (2009). Etiopathogenesis of osteoarthritis. Medical Clinics of North America, 93(1), 1-24, xi. This article delves into the development of osteoarthritis, including historical perceptions and the evolution of treatment strategies.

          Artikulasyo genus

          Diz, uyluk kemiği (femur) ile kaval kemiği (tibia) ve dizkapağı (patella) arasında kurulan, insan vücudunun en büyük ve en karmaşık sinovyal eklemidir. Türkçede “baldır kemiği” ifadesi günlük dilde çoğu kez fibulayı (kamış kemiği) karşılamakla birlikte, fibula tibiofemoral eklem yüzeyine doğrudan katılmaz; fonksiyonel olarak posterolateral stabiliteye, kas–bağ tutunmalarına ve proksimal tibiofibular ekleme katkı sağlar. Diz eklemi iki ana alt bileşenden oluşur: tibiofemoral eklem ve patellofemoral eklem. Bu birleşik yapı; geniş hareket açıklığını, yüksek yük taşıma kapasitesini ve ince ayarlı yönlendirmeyi aynı anda mümkün kılan, kapsül, bağ, menisküs ve kas-tendon komplekslerinden oluşan çok katmanlı bir stabilizatör ağıyla çalışır.

          Terimler ve Kısaltmalar

          Articulatio genus: Diz eklemi • ACL/PCL: Ön/Arka çapraz bağ • MCL/LCL: Medial/Lateral kollateral bağ • PLC/POL: Posterolateral/Posterior oblik kompleks • HTO: Yüksek tibial osteotomi • OATS: Osteokondral otogreft transferi • TTTG: Tibial tüberkül–trochlear oluk mesafesi.


          Embriyoloji ve Gelişim

          Diz, alt ekstremitenin mezenkimal “interzon”undan gelişir. Yaklaşık 7.–8. gebelik haftasında femur ve tibianın epifiz kıkırdak uçları şekillenir; kaviteleşme ile sinovyal boşluk oluşur. Menisküsler ve ön–arka çapraz bağlar (ACL, PCL) interzondan diferansiye olur; menisküslerin periferik kenarları başlangıçta damar bakımından zengindir, doğum sonrası özellikle iç üçte birlik bölgede damarlanma büyük ölçüde geriler. Patella birden çok ossifikasyon merkezinden çocuklukta kemikleşir; patellanın bipartit varyantı bu çoklu merkezlerin birleşmemesine bağlıdır.


          Makroanatomi

          Kemik Yüzeyler

          • Femur: Medial ve lateral kondiller, aralarında interkondiler çentik (notch); kondillerin eğriliği fleksiyon-ekstansiyon sırasında temas ve yönlendirmeyi belirler. Lateral kondilin daha çıkıntılı oluşu patellofemoral yiv (trochlea) geometrisini etkiler.
          • Tibia: Medial ve lateral plato (tibial kondiller) ile aralarında interkondiler eminens (tibial spine) bulunur; menisküslerin oturduğu marjinal rim ve çapraz bağların tibial tutunma izleri bu bölgede yer alır.
          • Patella: Trochlea ile eklemleşen en büyük sesamoid kemiktir; kuadriseps ile patellar tendonu arasında bir “makara” işlevi görerek moment kolunu artırır.

          Eklem Kapsülü ve Sinovya

          Kapsül dışta fibröz, içte sinovyal membrandan oluşur. Sinovya plicaları (mediopatellar, suprapatellar vb.) embriyolojik septaların kalıntılarıdır; hipertrofi ve impingement durumunda semptomatik hale gelebilir. İnfrapatellar Hoffa yağ yastığı, sinovyanın enine kıvrımlarını doldurur ve propriosepsiyona katkı sağlar.

          Menisküsler

          Medial ve lateral menisküsler fibro-kıkırdak yapıda, tip I kollajenin hâkim olduğu yarımay (C) ve daha dairesel (O) şekilli disklerdir. Kompresif yükleri dağıtır, temas alanını artırır, kaymayı yönlendirir ve proprioseptif geri bildirim sağlar. Periferik kırmızı-kırmızı bölge damar ve iyileşme potansiyeli açısından zengindir; beyaz-beyaz iç bölge avaskülerdir. Lateral menisküsün hareketliliği daha fazladır; meniskofemoral bağlar (Humphrey ve Wrisberg) PCL’e komşu seyreder.

          Bağ Kompleksi

          • Ön Çapraz Bağ (ACL): Lateral femoral kondilin posteromedial yüzünden çıkarak tibianın ön interkondiler alanına tutunur; anteromedial ve posterolateral demetleri fleksiyon-ekstansiyon boyunca farklı gerilimlenir. Ön-arka translasyonu ve rotasyonu sınırlar.
          • Arka Çapraz Bağ (PCL): Medial femoral kondilin anterolateral yüzünden başlayıp tibianın arka interkondiler alanına uzanır; tibianın posterior translasyonunun başlıca kısıtlayıcısıdır.
          • Kollateral Bağlar: MCL (yüzeyel ve derin lifler) valgus ve dış rotasyon streslerine; LCL varus streslerine direnç sağlar.
          • Posteromedial köşe: Posterior oblik bağ (POL), semimembranozus expansions ve kapsül lifleri.
          • Posterolateral köşe (PLC): LCL, popliteus tendonu, popliteofibular bağ, arkuat kompleks ve ilişkili yapılar; rotasyonel stabilitede anahtar rol oynar.

          Bursalar

          Prepatellar, yüzeyel ve derin infrapatellar, pes anserinus, semimembranozus–gastroknemius ve subtendinöz bursalar en sık klinik önem taşıyan yapılardır. Semimembranozus bursasının popliteal aralıkla ilişkili dilatasyonu Baker kisti olarak tanımlanır.

          Nörovasküler Komşuluk

          Popliteal çukurda sırasıyla tibial sinir, popliteal ven ve en derinde popliteal arter yer alır. Geniküler arter anastomozu kapsülü ve patellayı besler. Kapsülün duyusal innervasyonu femoral (saphenus dalı), tibial, ortak peroneal ve obturator sinir articular dallarıyla sağlanır (Hilton prensibi).


          Histoloji

          Tibiofemoral ve patellofemoral eklem yüzleri hyalin kıkırdakla kaplıdır; tip II kollajen matriks ve proteoglikanlar kompresif yüklere direnç sağlar. Menisküs fibro-kıkırdağında tip I kollajen lifler dairesel ve radyal “tie-fiber” örgüsü oluşturarak çevresel çekme kuvvetlerini karşılar. Sinovya villöz yapıda, makrofaj-benzeri (tip A) ve fibroblast-benzeri (tip B) hücreler içerir.


          Kinezyoloji ve Biyomekanik

          Serbestlik Dereceleri ve Hareket Açıklığı

          Diz esas olarak bir modifiye menteşe eklemdir; fleksiyon–ekstansiyon yanında iç–dış rotasyon ve minimal varus–valgus açısal hareketler yapar. Erişkinlerde aktif fleksiyon çoğunlukla 130–140°; ekstansiyon veya fizyolojik hiperextensiyon (–5°) civarındadır. Açık zincirde terminal ekstansiyonda tibia dış rotasyona gider; kapalı zincirde femur iç rotasyon yapar (screw-home mekanizması).

          Yük Taşıma ve Temas Mekaniği

          Basma sırasında menisküsler temas alanını artırarak pik temas streslerini düşürür. Tibial posterior eğim (tibial slope) ortalama ~5–7° olup ön–arka stabilite biyomekaniğini etkiler. Alt ekstremite mekanik aksı (kalça merkezinden ayak bileği merkezine çizilen hat) diz merkezinden geçmelidir; varus/valgus sapmaları kompartmantal yük dağılımını belirler.

          Patellofemoral Mekanik

          Patella kuadrisepsin moment kolunu artırır; fleksiyonla birlikte temas alanı proksimalden distale kayar. Q açısı (SIAS–patella merkezi ile patella–tuberositas tibia hattı arası) erkeklerde yaklaşık 14°, kadınlarda ~17° kabul edilir. Patella yüksekliği Insall–Salvati oranı (patellar tendon uzunluğu/patella uzunluğu, normal ≈ 1.0 ± 0.2) ve Caton–Deschamps indeksi ile değerlendirilir.


          Radyolojik Anatomi

          • Grafiler: AP ağırlık yükü, lateral (30°), Rosenberg (PA 45° fleksiyon) ve patellar tangansiyel (Merchant/sunrise) projeksiyonlar.
          • MR Görüntüleme: PD ve T2 yağ baskılı kesitler; menisküs yırtıkları (radyal, longitudinal/vertikal, horizontal, kök yırtığı), ACL/PCL bant bütünlüğü, kemik kontüzyon paternleri (pivot-shift: lateral femoral kondil–posterolateral tibia), kıkırdak lezyonları ve sinovyal patolojiler için altın standarttır.
          • CT: Torsiyonel deformiteler ve tibial slope ölçümü için faydalıdır.

          Klinik Değerlendirme

          Öykü ve Muayene

          İnspeksiyon (şişlik, aks sapmaları), palpasyon (eklem hattı hassasiyeti), hareket açıklığı ve yürüyüş analizi standarttır.
          Özel testler:

          • ACL: Lachman (en duyarlı), pivot-shift, anterior çekmece.
          • PCL: Posterior çekmece, posterior sag, quadriceps aktif testi.
          • Kollateraller: Valgus/varus stres testleri (0° ve 30°).
          • Menisküs: McMurray, Thessaly, eklem hattı palpasyonu.
          • Patellofemoral: Patellar apprehension, tilt, Clarke testi.

          Skorlama

          KOOS, IKDC, Lysholm–Tegner gibi hasta bildirimi ve performans temelli ölçütler tedavi yanıtını izlemekte kullanılır.


          Sık Karşılaşılan Patolojiler

          • Ön çapraz bağ rüptürü: Ani yön değiştirme ve sıçrama sporlarında; kadın sporcularda relatif risk artışı bildirilmiştir. Tedavi; aktivite düzeyi ve eşlik eden patolojiye göre fonksiyonel rehabilitasyon veya greft rekonstrüksiyonu (BTB, hamstring, kuadriseps tendonu) içerir.
          • Posterolateral/Posteromedial köşe yaralanmaları: Rotasyonel instabilite ve geri dönen greft başarısızlıklarının sık nedeni; anatomik rekonstrüksiyon protokolleriyle ele alınır.
          • Menisküs yırtıkları: Periferik vasküler bölgede tamir, avasküler bölgede sınırlı parsiyel menisektomi veya kök onarımı (root repair) endikedir.
          • Patellofemoral ağrı ve instabilite: Trochlear displazi, patella alta, artmış TTTG mesafesi ve MPFL yırtıkları ile ilişkilidir; konservatif tedavi yanında MPFL rekonstrüksiyonu, tibial tüberkül medializasyonu gibi cerrahiler uygulanabilir.
          • Osteoartrit: Kompartmanel (medial sık) dejenerasyon; konservatif yaklaşımlar, yüksek tibial osteotomi (HTO), unikompartmantal veya total diz artroplastisi seçenekleri mevcuttur.
          • Osteokondritis dissekans: Tipik yerleşim medial femoral kondilin lateral yüzüdür; stabilite ve büyüme kıkırdağı durumuna göre mikrofraktür, fiksasyon, OATS veya hücre temelli yöntemler.
          • Plica sendromu, Hoffa yağ yastığı impingement, kondrokalsinoz, septik artrit, romatolojik sinovitler.
          • Pediatrik: Discoid lateral menisküs, Osgood–Schlatter (tibial tüberkül traksiyon apofiziti), Sinding–Larsen–Johansson (patella alt kutbu apofiziti), tibial spine avulsiyonu.
          • Travmatik eponimler: Segond kırığı (lateral tibial rim avulsiyonu; sıklıkla ACL ile ilişkili), Pellegrini–Stieda (MCL proksimal kalınlaşma/kalsifikasyon).

          Tedavi ve Cerrahi Yaklaşımlar

          Artroskopi

          Standart anterolateral ve anteromedial portaller tanısal ve tedavi edici girişimler için kullanılır; aksesuar posteromedial/posterolateral portaller menisküs kök onarımları ve arka kompartman patolojileri için gereklidir.

          Bağ Rekonstrüksiyonları

          • ACL: Tek/çift demet teknikleri; greft seçenekleri BTB (kemik–tendon–kemik), hamstring (STG), kuadriseps tendonu; tünel yerleşimi ve döngü gerginliği başarının temelidir.
          • PCL ve PLC rekonstrüksiyonları: Anatomik yeniden yapılandırmalar ve kombinasyon cerrahileri rotasyonel stabiliteyi restore etmeyi hedefler.

          Menisküs Cerrahisi

          Dikiş teknikleri (inside-out, outside-in, all-inside), kök onarımları (transtibial pull-out), uygun endikasyonda menisküs allogrefti.

          Açı Düzeltici Cerrahiler ve Artroplasti

          Varus dizilimde medial kompartman OA için HTO; üç kompartmanlı dejenerasyonda total diz artroplastisi; seçilmiş olgularda unikompartmantal veya patellofemoral artroplasti seçenekleri.

          Kıkırdak Onarımı

          Mikrofraktür, OATS/mozaikplasti ve hücre-temelli (ACI/MACI) yöntemler lezyon boyutu, yerleşimi ve hasta özelliklerine göre seçilir.


          Rehabilitasyon İlkeleri

          Erken dönemde ödem ve ağrı kontrolü, tam ekstansiyon kazanımı ve kuadriseps aktivasyonu önceliklidir. ACL rekonstrüksiyonu sonrası erken açık zincir terminal ekstansiyon yüklenmeleri greft zorlanmasını artırabileceğinden dozaj dikkatle ayarlanır; kapalı zincir egzersizleri özellikle ilk 6 haftada daha güvenlidir. Proprioseptif/nöromüsküler eğitim, sıçrama–iniş mekaniği ve frontal düzlem kontrolü dönüş kriterlerinin (kuvvet simetrisi ≥%90, fonksiyonel sıçrama testleri) yanında anahtar bileşenlerdir. Patellofemoral ağrıda patellar taping, kalça abdüktör–dış rotatör güçlendirmesi ve yük modifikasyonu etkindir.


          Önleme ve Performans

          Kadin sporcularda ACL önleme programları (nöromüsküler ısınma, denge, pliometrik frenleme teknikleri, valgus kontrolü) yaralanma riskini anlamlı azaltır. Ekipman, zemin ve yorgunluk yönetimi de önemlidir.


          Komplikasyonlar ve İzlem

          Artrofibroz (özellikle erken ekstansiyon kaybı), siklops lezyonu, greft yetmezliği, kaynaşmayan menisküs tamirleri, enfeksiyon, derin ven trombozu ve kronik ağrı/CRPS başlıca komplikasyonlardır. Uzun vadede biyomekanik bozulmalar posttravmatik osteoartrit riskini artırır; dizilim ve meniskal bütünlüğün korunması prognozu belirler.


          Anatomik ve Klinik Varyasyonlar

          Bipartit patella, fabella varlığı, trochlear displazi, tibial torsiyon ve alt ekstremite dizilim farklılıkları (varus/valgus) semptomatolojiyi ve tedavi seçimini etkiler.


          Keşif

          Antik dünyanın şifahanesinde diz eklemi, “güç ile kırılganlığın” aynı bedende buluştuğu yer olarak anlatılırdı. Uyluk kemiği ile kaval kemiğinin kavuştuğu, küçük bir sesamoid kemik olan patellanın moment kolunu uzatarak kas gücünü büyüttüğü bu eklem, tıp tarihinin en eski ve en ısrarlı meraklarından birine dönüştü.

          Antik ufuk: “Arthron”dan “genus”a

          Hipokrat geleneğinde “arthron” kavramı, eklemi yalnızca iki kemiğin birleşmesi değil, hareketin ve sayrılığın düğümlendiği bir sistem olarak tarif eder. Antik hekimler, dizin travmayla şiştiğinde ısı ve ağrıyı artan bir “kriz odağı”na dönüştüğünü gözlüyor; bandaj, atel ve redüksiyon teknikleriyle fonksiyonu korumaya çalışıyordu. Galen, dizin eklem yüzlerini ve yarımay biçimli kıkırdaklarını betimlerken, kıkırdakların hareketi yumuşattığını ve yükü dağıttığını sezgisel bir doğrulukla yazdı; daha sonra “menisküs” adını alacak ay biçimli yapıların kavramsal temeli bu dönemde atıldı. Antik metinlerde Latince genus (diz) ve Yunanca gony kökleri iç içe geçerek, kelimenin anatomik ve kültürel yankısını genişletti.

          Ortaçağ–İslam Rönesansı: Metinlerin sürekliliği ve cerrahi cesaret

          Tıbbî bilginin Arapça ve Latince köprülerinden geçerek taşındığı binyılda, İbn Sînâ’nın sistematik sınıflamaları ve Zehrâvî’nin cerrahi tekniğe dair ayrıntılı pratikleri, diz eklemi patolojilerinin tedavisinde disiplinli bir yaklaşım oluşturdu. Metinler, bağ yaralanmalarını ve eklem içi sıvı birikimlerini klinik gözleme dayalı bir dille sınıflandırırken, taşınabilir atel teknolojileri ve bandaj teknikleri de olgunlaştı. Bu dönem, anatomik kürtaj değil; anatominin “metin üzerinden” muhafazasını simgeler; dizin işlevi, hareketin sürekliliği üzerinden anlaşılmaya çalışıldı.

          Rönesans ve anatomi devrimi: Tiyatronun ışığında diz

          1. yüzyıl anatomi tiyatrolarında, Vesalius’un cesur tashihleri kemik ve eklem morfolojisini düzeltirken, diz eklemi gerçekçi çizimlerle beden coğrafyasındaki yerini yeniden kazandı. Kondillerin eğriliği, patellanın oluk içinde yolculuğu ve eklem kapsülünün sınırları şematik olmaktan çıkıp somut bir geometriye dönüştü. Rönesans’tan Aydınlanma’ya uzanırken Fabricius’un yapısal gözlemleri ve Borelli’nin “hayvanlar hareket ederken kuvvetler nereye gider?” sorusuyla kurduğu biyomekanik çerçeve, dizi yalnızca bir menteşe olarak değil, kuvvet ile momentin dönüştürücüsü olarak tasvir etmeye başladı. O andan itibaren “eklem”, hareketin anatomik mekaniğiyle birlikte düşünülür oldu.

          Aydınlanma ve bağların keşfi: Dizde isimler yerini buluyor

          1. yüzyılda Weitbrecht’in bağlara ad koyan ayrıntılı “sindesmoloji” çalışması, dizin kollateral ve çapraz bağlarını tarifte bir dönüm noktasıdır. Haller ve Hunter gibi gözlemciler, dokuların canlılığa özgü tepkilerini anlatarak eklemin yalnızca iskelet parçası değil, fizyolojik bir organ olduğunu vurguladılar. Bu çağda dizin kapsülü, bursaları ve sinovyal zarı metotlu bir dille sınıflandırıldı; eklem “kat kat” bir yapı olarak okunmaya başlandı.

          19. yüzyıl: Antisepsinin açtığı kapı, eponimlerin çoğalması

          Anestezi ve antisepsinin cerrahiye kazandırdığı güvenlik, dizin içine bakabilme ve onarma cesaretini artırdı. Humphry’nin iskelete dair kapsamlı tasvirleri ve Wrisberg ile Humphry’nin meniskofemoral bağlara ilişkin betimlemeleri, femorotibial geometrinin kenar çizgilerini daha belirgin kıldı. Paul Segond’un lateral tibial platoda avulsiyon kırığı ile ilişkilendirdiği “varus-internal rotasyon” travma paterni, 20. yüzyılda ACL yaralanmasıyla anılacak bir ipucunu çoktan vermişti. Thomas Annandale’ın menisküs onarımı girişimleri, “yarımayı hep çıkarmak zorunda mıyız?” sorusunu etik ve biyomekanik bir meseleye dönüştürdü.

          20. yüzyılın ilk yarısı: Klinik işaretler ve testlerin dili

          McMurray ve Apley’nin muayene manevraları, semilunar kıkırdakların yırtık paternerini klinik sahneye taşıdı; Fairbank, total menisektominin uzun vadeli dejeneratif izlerini tarif ederek “yapı korunmazsa yük nereye gider?” sorusuna röntgen üzerinde yanıt verdi. O’Donoghue’nun “talihsiz üçlüsü” kavramsallaştırması, bağ ve menisküs yaralanmalarının birlikte görülme olasılığını bir klinik çerçeveye oturttu.

          Artroskopinin doğuşu: Kapalı kapılar ardına ışık

          Mid-20. yüzyılda endoskopik optiklerin gelişimi, Watanabe ve çağdaşlarının artroskopi atlaslarında diz boşluğunu canlı bir sahneye çevirdi. Bu teknoloji, menisküs yırtıklarının morfolojisini görsel bir dile tercüme ederken, parsiyel menisektomi ve menisküs tamirinin endikasyon sınırlarını da netleştirdi. Artroskopi, dizi aynı anda hem tanısal hem tedavi edilebilir bir evrene dönüştürdü.

          MR devrimi ve görünmeyenin görünür kılınması

          Manyetik rezonans görüntüleme, diz patolojilerinin “yumuşak doku” perdesini araladı: menisküs kök yırtıkları, kıkırdak defektleri, kemik kontüzyon desenleri ve çapraz bağ bantlarının sürekliliği, cerrahi planlamanın ön izlemesine dönüştü. Radyografide patellofemoral uyumun ölçütleri, dizin ön kompartmanındaki ağrının geometrik ipuçlarını ölçülebilir kıldı.

          Rekonstrüksiyonların çağı: Greftler, tüneller ve rotasyonun yönetimi

          ACL rekonstrüksiyonu; patellar tendon-kemik bloklu greftler, hamstring ve kuadriseps tendon seçenekleriyle olgunlaştı. Tünel yerleşimi ve greft gerilimi, yalnızca ön–arka stabiliteyi değil; tibial iç–dış rotasyonun cerrahi yönetimini de hedefledi. Posterolateral köşe ve posterior oblik kompleks gibi “unuttuğumuz köşeler” yeniden anatominin merkezine çağrıldı; kombine yaralanmalarda rotasyonel instabiliteyi çözmeden izole bağ onarımının yetmeyeceği anlaşıldı. Patellofemoral instabilitede MPFL rekonstrüksiyonu, trochlear displazi ve TTTG mesafesi gibi morfometrik işaretlerle kişiselleştirildi; dizin “ön yüz” biyomekaniği, yalnızca tendon gücü değil, oluk ve sırtın geometrisi olarak da ele alındı.

          Biyomekanik altın çağ: Sayılar, düzlemler ve “screw-home”ın dili

          Grood–Suntay eklem koordinat sistemi üç boyutlu hareketin ortak dilini kurarken, tibial posterior eğim, mekanik aks ve kompartmantal yük transferi gibi kavramlar standardize edildi. “Screw-home” mekanizması, terminal ekstansiyonda rotasyonun kilitlenme mantığını anlatarak ön-arka ve rotasyonel stabilitenin birlikte yönetilmesi gerektiğini gösterdi. Bu dil, artroplasti planlamasından osteotomi stratejilerine kadar uzanan geniş bir pratik alanı etkiledi.

          Rehabilitasyon ve nöromüsküler paradigma: Önlemenin bilimi

          Hızlandırılmış rehabilitasyon protokolleri, kuvvet simetrisi ve fonksiyonel sıçrama testleri gibi objektif dönüş kriterleriyle birleşti. Kadın sporcularda ACL yaralanma riskini azaltan nöromüsküler ısınma ve iniş mekaniği programları, “önleme”yi performansın ayrılmaz bir parçasına dönüştürdü. İniş sırasında valgus kontrolü ve gövde stabilitesi, klinik muayenenin ölçülemeyen ama öğretilebilen bileşenleri olarak eğitim programlarına yerleşti.

          Menisküs korunması, kökler ve ramp’ler: Yükün haritasını yeniden çizmek

          Menisküsün yalnızca bir “tampon” değil, kompresif yükü çevresel çekmeye çeviren bir mühendislik halkası olduğu bilgisi, koruyucu cerrahinin değerini artırdı. Kök yırtıkları ve posterior horn ramp lezyonları, tibiofemoral temas ve tibial rotasyon biyomekaniğini dramatik biçimde etkileyen bozukluklar olarak tanımlandı; transtibial “pull-out” onarımlar ve periferik vasküler zonu hedefleyen dikiş teknikleri standartlaştı. Menisküs allogreftleri, seçilmiş hastalarda yük iletimini biyolojik olarak restore etmenin bir yolu olarak yerini aldı.

          Kıkırdak bilimi: Mikrodeliklerden hücre mühendisliğine

          Mikrofraktür tekniği, subkondral kemikten kan ve kemik iliği kaynaklı hücreleri yüzeye çağıran “basit ama etkili” bir biyolojik müdahale olarak sahneye çıktı. Otolog kondrosit implantasyonu ve membran destekli varyantları, daha genç ve sınırlı lezyonlarda hyalin benzeri doku hedefini öne taşıdı. Osteokondral otogreft transferi, yük taşıyan bölgelerde blok–silindir mozaiklemesini mümkün kıldı. Hücresel ürünler, scaffold malzemeleri ve biyoreaktör koşulları üzerine yapılan çalışmalar, eklem biyolojisinin kendini onarma kapasitesini klinik hedefe dönüştürmeye çalışıyor.

          Dizilim cerrahisi ve artroplasti: Mekaniğin kişiselleştirilmesi

          Varus yüklenmiş medial kompartmanda yüksek tibial osteotomi, yük eksenini yeniden çizerek ağrıyı ve kıkırdak stresini azaltma stratejisi sundu. Unikompartmantal ve total diz artroplastisi, mekanik ve kinematik hizalama felsefeleri etrafında evrildi; bilgisayar destekli navigasyon ve robotik yardımlı tünel/kemik kesileri, yumuşak doku dengelemeyle birleştirilerek “kişiye özgü” stabilite hissine yaklaşmayı amaçladı. Sensörlü eklem arayüzleri ve dinamik dengeleme yaklaşımları, cerrahinin anlık kararlarını ölçülebilir çıktılara bağlama denemesidir.

          Görüntüleme ve sayısal çağ: Pikselde biyoloji, veride prognoz

          Kvantitatif MR (T2, T1ρ haritalama), kıkırdak makromoleküler içeriğini sayısallaştırarak dejenerasyonun klinik öncesi işaretlerini görünür kıldı. Otomatik segmentasyon ve derin öğrenme, menisküs şekil metrikleri, subkondral kemik ödem paternleri ve osteofit morfolojisini büyük veri ölçeğinde tarayarak osteoartritin fenotipik alt tiplerini ayırmaya çalışıyor. Giyilebilir atalet sensörleri, saha içi diz kinematiğini laboratuvardan çıkarıp günlük hayata taşıyor; yükleme frekansı ve iniş stratejisi gibi parametreler, önleyici antrenman reçetelerine dönüşüyor.

          Güncel araştırma eksenleri: Hastalık değiştirici tedaviler, biyolojik sinyaller ve hedefe duyarlı cerrahi

          Osteoartritte kıkırdak anabolizmasını uyaran büyüme faktörü temelli ajanlar ve kondrosit–kondrosit dışı hücre etkileşimini düzenleyen sinyal yolları, “hastalık gidişatını değiştirme” iddiasını test ediyor. Senesansla ilişkili hücresel yükün azaltılması, eklem biyolojisinde yeni bir hedef olarak tartışılıyor. Eklem içi biyobelirteç panelleri, görüntüleme ile entegre edilerek kişiselleştirilmiş tedavi zamanlaması için karar destek sistemlerine bağlanıyor. Menisküs ve bağ rekonstrüksiyonlarında, greft biyolojisini hızlandıran biyolojik augmentasyonlar; kıkırdak onarımında, implant–doku arayüzünü güçlendiren akıllı scaffold’lar deneniyor. Robotik artroplastide, yumuşak doku dengesini ölçen sensör geri bildirimiyle intraoperatif planın anlık güncellenmesi, fonksiyonel hizalamanın yeni eşiğini tanımlamaya çalışıyor.

          Bu uzun yolculukta articulatio genus, yalnızca bir eklem değildir; yükün akışını, kuvvetin yönünü, dokunun iyileşme iradesini ve insanın hareket etme arzusunu aynı anda temsil eden, çok katmanlı bir sistemdir. Antik metinlerden kuantum duyarlı görüntülemeye uzanan çizgi, dizin hem “anlatılabilir” hem de “hesaplanabilir” bir fenomen olduğunu öğretir; keşif hikâyesi bitmez, yalnızca ayrıntılanır.



          İleri Okuma

          1. Hippocrates. (yakl. MÖ 400). On Joints (Peri Arthron).
          2. Galen. (yakl. MS 170). De Usu Partium Corporis Humani.
          3. Al-Zahrawi (Albucasis). (yakl. 1000). Al-Tasrif.
          4. Ibn Sīnā (Avicenna). (1025). Canon of Medicine (Al-Qānūn fī al-Ṭibb).
          5. Vesalius, A. (1543). De Humani Corporis Fabrica. Basel: Oporinus.
          6. Borelli, G. A. (1680–1681). De Motu Animalium. Roma.
          7. Weitbrecht, J. A. (1742). Syndesmologia sive Historia Ligamentorum Corporis Humani. Petropoli.
          8. Haller, A. von. (1757). Elementa Physiologiae Corporis Humani. Lausanne.
          9. Hunter, J. (1771). The Natural History of the Human Teeth; With Observations on the Structure of Bones. London.
          10. Humphry, G. M. (1858). A Treatise on the Human Skeleton. Cambridge: Macmillan.
          11. Hilton, J. (1863). On Rest and Pain. William Walton & Co., London.
          12. Lister, J. (1867). On the Antiseptic Principle in the Practice of Surgery. The Lancet, 90(2299): 353–356.
          13. Segond, P. (1879). Recherches cliniques et expérimentales sur les épanchements sanguins du genou par entorse. Progrès Médical, 7: 297–299.
          14. Annandale, T. (1883). An operation for displaced semilunar cartilage of the knee. Br Med J, 1: 922–923.
          15. Wrisberg, H. A. (1892). Über das Ligamentum meniscofemorale. Anatomische Hefte, 1: 198–205.
          16. McMurray, T. P. (1942). The semilunar cartilages. Br J Surg, 29(116): 407–414.
          17. Apley, A. G. (1947). The diagnosis of meniscus injuries. J Bone Joint Surg Br, 29B: 78–84.
          18. Fairbank, T. J. (1948). Knee joint changes after meniscectomy. J Bone Joint Surg Br, 30B: 664–670.
          19. O’Donoghue, D. H. (1950). A triad of injuries of the knee. Am J Surg, 80: 368–369.
          20. Watanabe, M. (1962). Atlas of Arthroscopy. Tokyo.
          21. Jones, K. G. (1963). Reconstruction of the anterior cruciate ligament. J Bone Joint Surg Am, 45-A: 925–932.
          22. Insall, J., & Salvati, E. (1971). Patella position in the normal knee joint. Radiology, 101(1): 101–104.
          23. Merchant, A. C., Mercer, R. L., Jacobsen, R. H., & Cool, C. R. (1974). Roentgenographic analysis of patellofemoral congruence. J Bone Joint Surg Am, 56(7): 1391–1396.
          24. Galway, H. R., & MacIntosh, D. L. (1980). The lateral pivot shift: a symptom and sign of ACL insufficiency. Clin Orthop Relat Res, 147: 45–50.
          25. Caton, J., Deschamps, G., Chambat, P., Lerat, J. L., & Dejour, H. (1982). Patella infera. Rev Chir Orthop, 68(5): 317–325.
          26. Clancy, W. G., et al. (1982). Anterior cruciate ligament reconstruction using patellar tendon autograft. Clin Orthop Relat Res, 166: 154–164.
          27. Grood, E. S., & Suntay, W. J. (1983). A joint coordinate system for the clinical description of three-dimensional motions. J Biomech Eng, 105(2): 136–144.
          28. DeLee, J. C., & Drez, D. (1987). Orthopaedic Sports Medicine: Principles and Practice. W.B. Saunders.
          29. Arendt, E., & Dick, R. (1995). Knee injury patterns among men and women in collegiate basketball and soccer. Am J Sports Med, 23(6): 694–701.
          30. Brittberg, M., et al. (1994). Treatment of deep cartilage defects in the knee with autologous chondrocyte transplantation. N Engl J Med, 331(14): 889–895.
          31. Dejour, H., et al. (1994). Factors of patellar instability: an anatomic radiographic study. Knee Surg Sports Traumatol Arthrosc, 2(1): 19–26.
          32. Dye, S. F. (1998). The knee as a biologic transmission with an envelope of function. Clin Orthop Relat Res, 325: 10–18.
          33. Nordin, M., & Frankel, V. H. (2001). Basic Biomechanics of the Musculoskeletal System (3rd ed.). Lippincott Williams & Wilkins.
          34. Steadman, J. R., Rodkey, W. G., & Rodrigo, J. J. (2001). Microfracture. Clin Orthop Relat Res, 391S: S362–S369.
          35. Powers, C. M. (2003). The influence of altered lower-extremity kinematics on patellofemoral joint dysfunction. J Orthop Sports Phys Ther, 33(11): 639–646.
          36. LaPrade, R. F., et al. (2004). The posterolateral structures of the knee. Am J Sports Med, 32(2): 318–328.
          37. Fithian, D. C., Paxton, E. W., & Cohen, A. B. (2004). Indications in the treatment of patellar instability. J Knee Surg, 17(1): 47–56.
          38. Thessaly, C., et al. (2005). Clinical examination for meniscal tears. BMJ, 330(7489): 753.
          39. Frobell, R. B., et al. (2010). Treatment for acute ACL tear: rehabilitation vs. reconstruction. N Engl J Med, 363(4): 331–342.
          40. Claes, S., et al. (2013). Anterolateral ligament of the knee. J Anat, 223(4): 321–328.
          41. Howell, S. M., & Hull, M. L. (2013). Kinematic alignment in TKA. Orthop Clin North Am, 44(2): 145–156.
          42. LaPrade, R. F., et al. (2014). Meniscal root tears: a classification system & treatment. Knee Surg Sports Traumatol Arthrosc, 22(9): 2281–2294.
          43. Standring, S. (Ed.). (2015). Gray’s Anatomy (41st–43rd eds.). Elsevier.
          44. Hunter, D. J., & Bierma-Zeinstra, S. (2019). Osteoarthritis. The Lancet, 393(10182): 1745–1759.
          45. Insall, J. N., & Scott, W. N. (Eds.). (2021). Insall & Scott Surgery of the Knee (6.–7. baskılar). Wolters Kluwer.
          46. Campbell, W. C., et al. (2021). Campbell’s Operative Orthopaedics (14. baskı). Elsevier.