Genleri isimlendirirken

Audrey Nailor’un Wellcome Trust’ın bilimsel yazı yarışması için seçilen 2012 tarihli makalesi, bilim dünyasındaki kökenlerinin, etkisinin ve sonuçlarının izini sürerek ilginç ve mizahi gen adlandırma kültürüne ışık tutuyor. İşte kilit noktalarının genişletilmiş ve doğruluğu kontrol edilmiş bir özeti:

Drosophila’da Genlerin İsimlendirilmesi: Bir Tutam Mizah ve İnsanlık

Nailor bir dizi sıra dışı gen ismiyle başlar: Cheap Date, ShavedBaby, Tin Man, Groucho Marx, Scratch Madman, Dream Die, I’m Not Dead Yet, Methuselah ve daha fazlası. Bu isimler kulağa tuhaf veya şiirsel gelebilir, ancak bu genlerin ilk kez tanımlandığı Drosophila melanogaster veya yaygın meyve sineği üzerinde yapılan yoğun emek gerektiren araştırmaların sonuçlarını temsil etmektedir. Genetikçiler, genellikle meyve sineklerinde gözlemlenen fenotipik etkilerden esinlenerek genler için uzun zamandır eğlenceli isimler kullanmaktadır. Örneğin:

groucho
  • Cheap Date: Bu gende mutasyon olan sinekler alkole karşı daha duyarlıdır.
  • Henüz Ölmedim ve Çok Mutluyum: Bu gen değişiklikleri meyve sineklerinin ömrünü uzatır, daha kısa yaşamla ilişkili olan Dream Die ile tezat oluşturur.
  • Groucho Marx: Bu gendeki değişikliklere sahip sinekler daha fazla yüz kılı sergileme eğilimindedir.
  • Teneke Adam: Bu gendeki mutasyonlar, *The Wizard of Oz* filmindeki kalpsiz karaktere atıfta bulunarak az gelişmiş kalplerle sonuçlanır.

Diğer Türlere Yayılıyor: Kirpiler ve Süpermenler

Meyve sineklerindeki tuhaf gen isimlendirme trendi diğer organizmalarda da gen isimlerini etkilemiştir. Kayda değer bir örnek, mutasyona uğradığında küçük kirpilere benzeyen dikenli, yuvarlak fenotipler üreten Drosophila’da kritik bir gelişim geni olan Hedgehog genidir. İnsan versiyonu, popüler video oyunu karakterinden sonra Sonic Hedgehog (SHH) olarak adlandırıldı. Ancak araştırmacılar SHH genindeki mutasyonların gelişimsel bozukluklar, kanser ve doğumsal kusurlar gibi ciddi insan hastalıklarına yol açabileceğini keşfettikçe bu isim tartışma yarattı. İnsan Genom Örgütü Gen İsimlendirme Komitesi** nihayetinde bu tür teşhislerle karşılaşan ailelerin sıkıntı yaşamasını önlemek için genin yeniden adlandırılması çağrısında bulundu; artık resmi olarak SHH olarak adlandırılıyor.

Benzer şekilde, genetik araştırmalarda model bir bitki olan Arabidopsis thaliana, fazladan çiçek organlarına sahip bitkilerle sonuçlanan bir Superman gen mutasyonu içerir. Bu isimler esprili ve akılda kalıcı olsa da, özellikle aynı genler hem model organizmalarda hem de insanlarda rol oynadığından, klinik bağlamlarda gerekli olan hassasiyetle ciddiyet arasında denge kurmak zorunda kalmıştır.

Bilimsel İsimlendirmede Mizah ve Hassasiyet Dengesi

Nailor, bu yaratıcı isimlerin bir mizah duygusu ve akılda kalıcılık katarken, tıbbi genetikteki etkilerinin ciddiyetiyle de çatışabileceğini belirtiyor. Örneğin, insanlarda SHH gen mutasyonları gelişimsel sorunlara ve holoprozensefali ve polidaktili dahil olmak üzere ciddi kraniyofasiyal kusurlara yol açabilir. Bu nedenle araştırmacılar, potansiyel olarak rahatsız edici çağrışımlardan kaçınmak için profesyonel ortamlarda SHH şeklinde daha resmi bir kısaltma benimsemişlerdir. Yine de, bu tür isimler, onları icat eden bilim insanlarının kişiliğini ve mizahını yansıtarak bilimsel kültürde iz bırakmıştır.

Genetiğin Ötesinde: Diğer Bilimlerde Eğlenceli İsimlendirme

Nailor tartışmayı, bilim insanlarının keşiflerini isimlendirirken yaratıcılıklarını kullandıkları diğer alanlara da genişletiyor. Örneğin:

  • Biyoloji: Priapulida (adını Yunan bereket tanrısından alan deniz solucanları) gibi isimler, bazen müstehcen de olsa, süregelen esprili bir adlandırma geleneğini ortaya koymaktadır.
  • Fizik: Parçacık fiziğinde kuarklara -atom altı parçacıklara- *yukarı*, *aşağı*, *garip*, *çekicilik*, *üst* ve alt gibi “tatlar” verilir. “Kuark” teriminin kendisi James Joyce’un Finnegans Wake adlı eserine yapılan eğlenceli bir göndermedir ve parçacık fiziğine hem edebi hem de mizahi boyutlar kazandırır.

İsimlendirmeye yönelik bu neşeli yaklaşım, bilim insanlarının genellikle “beyaz ceketli, mizahtan yoksun” figürler olarak görüldüğü kamu algısıyla keskin bir tezat oluşturuyor. Nailor, bilimsel isimlendirmenin bu yönünün araştırmacıların yaratıcılığını ve insanlığını vurguladığı ve bilimin, İncil’deki Adem’in hayvanları isimlendirmesi hikayesinde olduğu gibi yalnızca otoriter bir “isimlendirme” egzersizi olmadığını gösterdiği sonucuna varıyor. Bunun yerine, bu eğlenceli isimler insan ilişkilerinin derinliğini ve bilimin karmaşıklığı içinde bile mizah bulma yeteneğini ortaya koymaktadır.

İleri Okuma
  1. Kunkel, T. A., & Loeb, L. A. (1981). Fidelity of mammalian DNA polymerases. Science, 213(4508), 765-777.
  2. Robert, F., & Weinstein, E. (2004). Humor in scientific research: The names behind the genes. Nature Reviews Genetics, 5(7), 560.
  3. Ashburner, M., & Bergman, C. M. (2005). Drosophila melanogaster: A case study of a model genomic sequence and its consequences. Genome Research, 15(12), 1661-1667.
  4. Mort, M. E., & Dubey, J. P. (2012). Reflections on taxonomy and scientific nomenclature: Humor, personal biases, and challenges. PLoS Biology, 10(3), e1001313.
  5. A. Nailor, 2012. The naming of the genes. The Wellcome Trust Blog. Lisans: CC BY-NC 2.0 UK
  6. Malicki, J., & Johnson, C. A. (2017). The genetics of organ morphology and polarity in zebrafish. Annual Review of Cell and Developmental Biology, 33, 379-409.

Esprinin Beyninizdeki Serüveni

Mizah bazen kültüre ve sosyal normlara dayanarak gülmeyi ortaya çıkarır, fakat komik olan her şeyin temelinde bütün insanlar için aynı şey vardır. Bu komiklik, beyin bölgelerinin genişletilmiş bir ağı üzerine kuruludur ve bu bölgelerin her biri espri dediğimiz bu çok yönlü bilişsel deneyimlerin bir yönünü işler.

Peki bu esprileri nasıl anlıyoruz? Her şey, bir karikatürden gelen görsel sinyallerin ya da bir espriden gelen işitsel sinyallerin beyne çarpmasıyla başlar. Fakat bir esprinin can alıcı noktası, beklentimiz ile karşılaştığımız arasında bir uyumsuzluk olmasıdır ve bu şeyi araştırmacılar uyuşmazlık olarak isimlendirir. Beynin belli bölgeleri bu uyumsuzluğu işlediğinde ve fark ettiğinde, heyecanlı bir mutluluk dalgası ve ağız dolusu bir kahkaha ortaya çıkar.

Bir Esprinin Beyinde Takibi

University of Pennsylvania’dan sinirbilimci Dr. Anjan Chatterjee; beyinde mizah üzerine araştırma yapmanın görece yeni bir alan olduğunu söylüyor. Fakat geçtiğimiz 20 yıllık sürecin ardından, espri anında beyinde neler olduğunu gözlemlemek için araştırmacılar beyin görüntüleme teknolojilerini kullandılar.

Beynin hangi bölgelerinin espriyi işlemekten sorumlu olduğunu anlamak için, bilim insanları mizahın bileşenlerini ayırmak durumundaydılar ve temelde iki şeye odaklandılar; bilişsel elementler ve duygusal tepki.

Mizahın bilişsel boyutu; beynin, esprinin komik noktasındaki uyuşmazlığı fark etmesini gerektirir. Bu durum iki anlam içeren esprileri kavrayış ve anlama için yeterlidir. Bir esprinin ana teması daha en başında otomatik olarak yaptığımız basit kabulleri mahvetmek üzerine kuruludur.

Örneğin: “Geçen gün kamuflaj pantolonu almaya gittim, fakat hiç bulamadım.” (berbat bir espri kabul ediyoruz :) )

Eğer ki, kamuflajı ilk olarak sadece bir renk olarak düşünürseniz “espriyi” sıradan bulacaksınız, ancak kamuflajın işlevsel kısmını düşünürseniz bulamamış olması sizde bir gülümseme oluşturabilir.

Yapılan çalışmalar; bu iki anlamlılığı işlemek için, insan beyninin prefrontal korteksten temporal loba, hatta hata saptamakta görevli ön singulat kortekse kadar birçok bölgeyi çalıştırdığı bulgusuna ulaştı. Bu araştırmaların bulgularının yeniden gözden geçirilmesinin ardından, Boston College ‘dan sinir bilimci Jessica Black ve ekibi; bu mekanizmaların temporoparyetal bağlantıyı içeren çekirdek işlemci bir bölgeye işaret ettiğini ileri sürüyor.

Esprinin uyuşmazlığı bir kez çözüldüğünde, bu durum eğlenmeye, beynin ödül merkezlerini aktive eden duygusal bir reaksiyona sebep olur. Beynin duyguları işlemesine yardımcı olan dopamin salgısı, zevk deneyimini güçlendirir ve duygu durumu yükselten serotonin seviyelerini artırır.

Bu eğlence sıkı bir biçimde esprinin uyuşmazlığının çözülmesine bağlıdır. Meşhur tabirle; eğer bir espriyi açıklarsanız, artık komik değildir.

Chatterjee; bir espride, içsel olarak “hah işte burası” dediğiniz yerin; zevk tepkisini almanız için kritik nokta olduğunu söylüyor.

Mizahın işlenmesi için gerekli bu geniş ağ; beynin geri kalanındaki arıza ile de ilişkilidir ve bazen beyin sorunları; bireyi, esprilere karşı bağışıklı hale sokabilir. Beyin dokusunun zedelenmesi; –esprilerdeki– iki uyuşmazlığısaptamayı imkansız kılabilir ve esprileri anlamsız bulmaya yol açabilir. Bunun yanı sıra; depresyon gibi mental sağlık sorunları esprinin çözülmesiyle oluşan eğlenceyi köreltebilir.

Komedi-Sever İnsan Toplumları

Mizahın öznelliği — birisine ya da bir kültüre komik gelen bir şeyin bir başkasına ya da bir başka kültüre komik gelmemesi– ise açıklaması daha zor bir durumdur. Chatterjee; sosyal olan şeylerin beyinde bir etkiye sahip olduğunu söylüyor. Fakat, verilerin zamanla tarihsel bir kaydı olmadan; neyin mizah unsurları haline geldiğini belirlemek; daha ilkel özellikleri (“savaş ya da kaç” gibi) belirlemek kadar kolay değildir. Fakat sebebi ne olursa olsun, mizah bütün toplumlarda baskın bir role sahiptir.

Dr. Anjan Chatterjee:

“İnsanlar beraber gülerken iyi hissederler. Bu da insan gruplarını bir arada tutarak zor koşullar altında hayatta kalma şanslarını arttırır. Böylelikle de mizah; nesiller boyunca daha yerleşik bir hal almıştır” diyor.

Not: “Grin pis” esprisindeki uyuşmazlığı hala fark edebilmiş değiliz.


Araştırma Referansı: Vrticka, Pascal, Jessica M. Black, and Allan L. Reiss. “The neural basis of humour processing.”Nature Reviews Neuroscience 14, no. 12 (2013): 860-868.

Kaynak: Bilimfili, Margo Pierce, “A Joke in Your Brain from the Start to the Punchline,” https://www.braindecoder.com/neuroscience-of-humor-1407626439.html