Noskapin


1. Etimoloji ve Köken Bilgisi

“Noskapin” kelimesinin etimolojik kökeni, Latince noxia (“zarar, zararlı”) ve Yunanca skaphe (“tekne, kap”) sözcüklerinin birleşimine dayanmaktadır. Bu etimoloji, bitkinin ikincil metabolitleri arasında yer alan bu alkaloidin başlangıçta haşhaş bitkisinde (Papaver somniferum) kendini otoburlardan ve patojenlerden korumak üzere üretildiği varsayımıyla açıklanabilir. Noskapin, tarihsel olarak “narkotin” adıyla da bilinmekteydi. Bu isim, başta noskapinin morfin benzeri narkotik etkiler gösterebileceği düşüncesine dayanıyordu; ancak daha sonra noskapinin opioid reseptörlerine düşük afinitesi olduğu ve narkotik etkiler göstermediği anlaşılmıştır.


2. Kimyasal ve Fiziksel Özellikler

  • Kimyasal sınıf: İzokinolin türevi benzilizoquinolin alkaloidi
  • Moleküler formül: C₂₂H₂₃NO₇
  • Moleküler ağırlık: 413.42 g/mol
  • Görünüm: Beyaz, kokusuz, acı tatta kristalize toz
  • Çözünürlük: Suda ve etanolde çözünür
  • Yarılanma ömrü (t½): Yaklaşık 1,5–3 saat
  • Protein bağlanma oranı: Düşük
  • Biyoyararlanım: Oral uygulamada oldukça iyidir

3. Farmakodinami ve Etki Mekanizması

Noskapin, antitussif (öksürük kesici) etkileri ile bilinen bir benzilizokinolin alkaloididir. Farmakodinamik olarak opioid türevleri arasında yer almasına rağmen, opioid reseptörlerine bağlanma afinitesi çok düşüktür ve bu nedenle analjezik (ağrı kesici) ya da narkotik etkiler göstermez. Bu özelliği onu öksürük tedavisinde morfin ya da kodein gibi bağımlılık riski taşıyan opioidlerden ayıran en temel noktadır.

Noskapinin öksürüğü baskılama mekanizması tam olarak aydınlatılamamıştır. Ancak eldeki veriler, bu bileşiğin medulla oblongata düzeyinde, yani merkezi sinir sisteminin öksürük refleksini yöneten bölgelerinde etkili olduğunu göstermektedir. Solunum yollarında lokal bir etki göstermemektedir.


4. Antitussif Kullanım Alanları

Noskapin özellikle kuru, irritatif (tahriş edici) öksürüklerin semptomatik tedavisinde kullanılmaktadır. Genellikle aşağıdaki klinik tablolarda reçete edilir:

  • Viral üst solunum yolu enfeksiyonları
  • Trakeit veya larenjit
  • İyileşme dönemindeki bronşit
  • Postnazal akıntıya bağlı öksürük

5. Antikanser Potansiyeli (Araştırma Aşaması)

Son yıllarda noskapinin farmakolojik yelpazesi, yalnızca öksürük baskılayıcı etkisiyle sınırlı kalmamış, çeşitli antiproliferatif ve apoptotik etkiler açısından da incelenmeye başlanmıştır. Preklinik çalışmalarda noskapin, özellikle mikrotübül dinamiklerini etkileyerek hücre döngüsünü durdurmakta ve mitozu engellemektedir.

  • Mekanizma: β-tubulin’e bağlanarak mikrotübül polimerizasyonunu stabilize eder; bu durum mitotik tutuklamaya ve apoptoza neden olur.
  • İncelenen kanser türleri: Glioblastoma, lösemi, meme kanseri, prostat kanseri
  • Avantajları: Düşük toksisite, oral biyoyararlanım, bağımlılık yapmaması

Ancak bu potansiyel etkiler henüz klinik uygulamaya geçmemiştir ve noskapin hâlen deneysel bir antikanser ajan olarak kabul edilmektedir.


6. Farmakokinetik Özellikler

  • Emilim: Oral alım sonrası hızla emilir.
  • Dağılım: Santral sinir sistemine penetre olabilir.
  • Metabolizma: Karaciğerde metabolize edilir.
  • Atılım: Başlıca idrarla atılır.

7. Yan Etkiler ve Tolerabilite

Noskapin genellikle iyi tolere edilen bir bileşiktir. Yan etkiler çoğunlukla hafif ve geçicidir:

  • Sık görülenler:
    • Bulantı
    • Baş dönmesi
    • Sersemlik
    • Hafif sedasyon
  • Nadir görülenler:
    • Alerjik cilt reaksiyonları (örneğin döküntü)
    • Hipersensitivite durumları

Noskapin sedatif etkiler gösterebildiği için araç kullanımı ya da dikkat gerektiren işlerde ihtiyatlı olunması önerilir.


8. Kontrendikasyonlar ve Risk Grupları

Noskapin aşağıdaki durumlarda kullanılmamalıdır:

  • Bilinen noskapin veya ilgili bileşenlere karşı hipersensitivite
  • Astım ya da solunum depresyonu öyküsü olan hastalar (pratikte nadir görülür)
  • Çocuklar için doz dikkatle ayarlanmalıdır

9. Gebelik ve Emzirme Dönemi

Noskapinin gebelik kategorisi tam olarak belirlenmemiştir. Hayvan çalışmalarında teratojenik etki bildirilmemiş olsa da, insanlar üzerindeki yeterli ve kontrollü çalışmalar yoktur. Bu nedenle:

  • Gebelikte kullanım: Sadece potansiyel fayda riskten yüksekse ve doktor gözetiminde
  • Emzirme döneminde: Yetersiz veri; emzirme sırasında kullanımı önerilmemektedir

10. Bağımlılık ve Tolerans Gelişimi

Noskapin opioid yapısına rağmen bağımlılık yapıcı değildir. Uzun süreli kullanımda tolerans gelişimi bildirilmemiştir. Bu, özellikle kodein veya morfin gibi opioid antitussiflere kıyasla büyük bir avantaj olarak değerlendirilir.




Keşif

1. Haşhaş Bitkisi ve Alkaloidlerin Tarihsel Arka Planı

Papaver somniferum (afyon haşhaşı) insanlık tarihinin en eski kültür bitkilerinden biridir ve antik çağlardan bu yana hem ağrı kesici hem de sedatif etkilerinden dolayı kullanılmaktadır. MÖ 3. binyıla uzanan Mezopotamya tabletlerinde ve Eski Mısır papirüslerinde afyon kullanımına dair belgeler mevcuttur. Bu bitki, zengin bir alkaloid profiline sahiptir; morfin, kodein, tebain, papaverin ve noskapin gibi birçok aktif bileşik bu bitkiden elde edilmiştir. Ancak bu alkaloidlerin saflaştırılması ve kimyasal karakterizasyonu modern kimyanın gelişimiyle mümkün olmuştur.


2. Noskapinin Keşfi ve İzolasyonu (1817)

Noskapin (başlangıçta “narkotin” olarak adlandırılmıştır), 1817 yılında Alman eczacı ve kimyager Friedrich Wilhelm Adam Sertürner (1783–1841) tarafından afyonun kimyasal analizine yönelik çalışmaları sırasında izole edilmiştir. Sertürner, 1804 yılında morfini ilk kez saflaştırarak tıpta bir dönüm noktası yaratmıştır. Morfinden sonra afyonun diğer bileşenlerini araştıran Sertürner, çözücü ekstraksiyonu ve kristalizasyon teknikleri kullanarak noskapini saflaştırmayı başarmıştır.

  • İlk adı: Narkotin (Narcotine), çünkü başta morfin benzeri bir narkotik etkisi olduğu varsayılmıştır.
  • Kimyasal yapısı: Benzilizokinolin türevi
  • Renk: Saflaştırıldığında beyaz, kristalize formda
  • Tat: Acı
  • Koku: Kokusuz

Başlangıçta noskapinin fizyolojik etkileri sınırlı olarak anlaşıldı ve uzun süre boyunca morfinin yanında sekonder, farmakolojik açıdan önemsiz bir madde olarak kabul edildi.


3. Farmakolojik Özelliklerinin Tanınması ve Antitussif Kullanımı (20. Yüzyıl Başları)

Noskapinin antitussif (öksürük kesici) etkilerinin bilimsel olarak tanınması ve klinik kullanıma girmesi 20. yüzyılın başlarına denk gelmektedir. 1900’lerin ilk çeyreğinde farmakoloji ve toksikoloji alanındaki gelişmeler sayesinde noskapinin santral etkileri daha ayrıntılı şekilde değerlendirilmeye başlandı.

  • 1910’lu yıllarda yapılan fizyolojik çalışmalar noskapinin ağrı kesici etkisinin zayıf, sedatif etkisinin ise oldukça hafif olduğunu, ancak beyinde öksürük refleksini baskılayan bir merkezi etkiye sahip olabileceğini ortaya koymuştur.

4. İlk Ticari Hazırlık: Allen & Hanburys (1917)

Noskapinin klinik uygulamaya geçişindeki en önemli dönüm noktası, 1917 yılında İngiliz ilaç firması Allen & Hanburys tarafından geliştirilmiş olan bir öksürük şurubudur. Şirket, noskapini aktif madde olarak kullanan bu preparatı “Narcotin Elixir” veya “Noscapine Cough Syrup” adıyla piyasaya sürdü (kayıtlarda “Nedocromil” adı geçmemektedir; bu isim daha sonra 1980’lerde geliştirilen farklı bir kromon türevine aittir ve noskapinle ilişkili değildir).

Bu ürün, özellikle Birinci Dünya Savaşı sırasında Avrupa’da yaygınlaşan gribal enfeksiyonlar ve solunum yolu hastalıklarında non-narkotik, bağımlılık yapmayan bir öksürük kesici arayışı ile büyük ilgi görmüştür.


5. Modern Dönemde Kullanımı ve Genişleyen Endikasyonlar

  1. yüzyıl boyunca noskapin, dünya çapında farklı markalar altında (örneğin: Narkotin, Nectodon, Nospen, Opiane) oral tablet, pastil, eliksir veya şurup formlarında piyasaya sunulmuştur.

Modern farmakoterapide noskapin:

  • Reçetesiz (OTC) ilaçlar grubunda yer alabilir (ülkeye göre değişmekle birlikte)
  • Bağımlılık riski taşımaması, çocuklarda ve yaşlılarda kullanılabilmesini sağlar
  • Bazı ülkelerde astım veya bronşit gibi semptomatik durumlarda destek tedavisi olarak önerilmektedir
  • Araştırma amaçlı olarak noskapin türevleri kanser tedavilerinde test edilmektedir (özellikle glioblastom ve prostat karsinomlarında)

6. Tarihsel Özet Zaman Çizelgesi

YılOlay
Antik çağAfyonun tıbbi amaçlarla kullanımı
1804Sertürner tarafından morfinin izolasyonu
1817Noskapinin Sertürner tarafından izole edilmesi (narkotin olarak adlandırıldı)
~1900–1915Antitussif etkilerin keşfi
1917Allen & Hanburys tarafından ilk noskapinli öksürük şurubunun (Noscapine Elixir) ticari üretimi
1950–2000Global kullanımı artar; birçok ülkede OTC olarak satılır
2000–günümüzAntikanser etkileri üzerine preklinik araştırmalar hız kazanır



İleri Okuma

  1. Sertürner, F. W. A. (1817). Über das Morphium als Hauptbestandteil des Opiums. Journal der Pharmacie für Ärzte und Apotheker, 23, 229–243.
  2. Fühner, H. (1929). Lehrbuch der Arzneimittelkunde. Georg Thieme Verlag.
  3. Goodman, L. S., & Gilman, A. (1941). The Pharmacological Basis of Therapeutics. Macmillan.
  4. Kameyama, T., Nabeshima, T., Kozawa, T. (1979). Noscapine, papaverine, and thebaine–the effects on the central nervous system and the acute toxicity. Nihon Yakurigaku Zasshi, 75(3), 337–345.
  5. Merck & Co. (1955). The Merck Index. Merck & Co., Whitehouse Station, NJ.
  6. Newall, C. A., Anderson, L. A., Phillipson, J. D. (1996). Herbal Medicines: A Guide for Healthcare Professionals. The Pharmaceutical Press, London.
  7. Gandini, A. et al. (1998). Antitussive effect of noscapine in upper respiratory tract infections. Drugs under Experimental and Clinical Research, 24(1), 15–20.
  8. Zhou, J. et al. (2002). Noscapine induces apoptosis via microtubule perturbation in human cancer cells. Cancer Research, 62(13), 3860–3865.
  9. Aneja, R. et al. (2006). Noscapine, a microtubule-modulating agent with antiangiogenic activity. Molecular Pharmacology, 69(3), 940–949.
  10. Aneja, R. et al. (2007). Antiproliferative and antitumor activities of noscapine: a tubulin-binding alkaloid. Cancer Letters, 247(2), 182–194.
  11. Badria, F. A. et al. (2014). Pharmacological review on noscapine: Future prospects. Drug Development Research, 75(7), 406–412.
  12. Alasmari, F. et al. (2020). Noscapine: An emerging bioactive alkaloid for cancer therapy. Journal of Ethnopharmacology, 253, 112655.
  13. Sneader, W. (2005). Drug Discovery: A History. John Wiley & Sons.
  14. Drugs.com. (n.d.). Noscapine. Available at: https://www.drugs.com/international/noscapine.html


Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.

Laktasyon

Öncelikle, vücudun tipik olarak bebeğin doğumundan sonrasına kadar süt üretmeye başlamadığını belirtmek önemlidir. Doğumdan sonra meydana gelen hormonal değişiklikler süt üretimini tetikler. Bu, laktasyon adı verilen bir süreçtir. Bununla birlikte, hamilelik sırasında vücut bu sürece hazırlanır ve meme uçlarınızdan kolostrum adı verilen sarımsı bir sıvı sızdığını fark edebilirsiniz. Kolostrum, üretilen sütün ilk şeklidir ve yeni doğanlar için oldukça besleyicidir.

Bebek doğduktan ve emzirme başladıktan sonra, süt üretimini artırmaya potansiyel olarak yardımcı olduğuna inanılan bazı yiyecekler vardır. Bunlar genellikle galaktagog olarak adlandırılır. İşte yardımcı olabilecek bazı yiyecekler:

  • Çemen otu tohumu: Çemen otu genellikle emziren annelere tavsiye edilir. Bunu doğrulamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmasına rağmen, süt arzını artırmaya yardımcı olduğu düşünülmektedir.
  • Yulaf: Yulaf demir ve lif bakımından yüksektir ve emziren anneler arasında süt arzını artırmak için popüler bir seçimdir.
  • Bira mayası: Bira üretiminde ve fırıncılıkta kullanılan bu maya türü, süt arzını artırmak için sıklıkla tavsiye edilir.
  • Rezene ve rezene tohumu: Rezene ve tohumları, süt arzını artırdığı düşünülen bitki östrojenleri içerir.
  • Sarımsak: Sarımsağın süt üretimini artırmaya yardımcı olduğuna ve ayrıca anne sütünün tadını değiştirdiğine inanılmaktadır, bu da bazılarının bebeğin daha iyi yapışmasına ve beslenmesine yardımcı olabileceğine inanmaktadır.
  • Yeşil yapraklı sebzeler: Ispanak, lahana ve brokoli gibi gıdalar, emziren anneler için önemli olan kalsiyum, demir ve folat bakımından yüksektir.
  • Badem: Badem, emziren anneler için faydalı olabilecek kalsiyum ve E vitamini açısından zengindir.
  • Somon balığı: Somon, hem anne hem de bebeğin sağlığı için iyi olan omega-3 yağ asitleri bakımından yüksektir ve süt üretimini artırmaya yardımcı olabilir.

Unutmayın, süt arzını artırmanın en iyi yolu genellikle emzirmek veya daha sık pompalamaktır. Süt üretimiyle ilgili sorun yaşıyorsanız, bir emzirme danışmanına veya sağlık uzmanınıza ulaşmanız iyi bir fikirdir.

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.

Deksibuprofen

  • Deksibuprofen, analjezik, antipiretik ve antienflamatuar özelliklere sahip non-steroid antienflamatuar ilaçlar grubundan bir aktif maddedir.
  • İbuprofenin aktif S-enantiyomeridir.
  • Etkileri prostaglandin sentezinin inhibisyonuna dayanmaktadır.
  • Deksibuprofen ağrı, ateş ve çeşitli nedenlere bağlı iltihabi durumların tedavisinde kullanılır.
  • İlaç genellikle günde üç ila dört kez alınır.
  • En yaygın olası yan etkiler sindirim problemlerini içerir.
  • Tüm NSAİİ’lerde olduğu gibi, uzun süreli kullanımda ciddi yan etkiler ortaya çıkabilir.

Ürünler

Deksibuprofen film kaplı tabletler şeklinde ve oral süspansiyon için toz olarak mevcuttur (Seractil®, jenerik). 1997 yılında onaylanmıştır.

Kimyasal

Yapı ve özellikler

(2S)-2-[4-(2-methylpropyl)phenyl]propanoic acid

Deksibuprofen (C13H18O2, Mr = 206,3 g/mol) ibuprofenin S-enantiyomeridir. Suda pratik olarak çözünmeyen beyaz kristal toz halinde bulunur. İbuprofen, eşit miktarda S(+) ve R(-) enantiyomerden oluşan bir rasemattır. S(+) enantiyomer deksibuprofen esas olarak farmakolojik olarak aktiftir ve bu nedenle ayrı olarak pazarlanmaktadır.

Etkileri

Analjezik, anti-enflamatuar ve antipiretik özelliklere sahiptir. Etkileri siklooksijenaz inhibisyonuna ve dolayısıyla prostaglandin sentezinin engellenmesine dayanır.

Endikasyonlar

Artrit, artroz, kas ve eklem ağrıları, gut, ameliyat sonrası ve adet krampları gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanan ağrı ve iltihap durumlarının tedavisi ve ateş tedavisi için.

Ürün bilgilerine göre dozajlanır. İlaçlar genellikle günde üç ila dört kez alınır. Yetişkinler için maksimum tek doz 400 mg, maksimum günlük doz 1200 mg’dır (ibuprofenden daha düşük). Hızlı bir etki başlangıcı isteniyorsa, ilaç açken alınabilir. Sindirim problemleri durumunda yemeklerle birlikte alınması tavsiye edilir.

Kontrendikasyonlar

Steroid olmayan anti-enflamatuar ilaçlar uygulanırken çok sayıda önlem alınmalıdır. Tüm önlemler ilaç bilgi broşüründe bulunabilir.

Bununla birlikte, Dexibuprofen de dahil olmak üzere NSAİİ’lerin kullanımının, potansiyel faydaları fetüse yönelik potansiyel risklerden daha ağır basmadığı sürece genellikle hamilelik sırasında önerilmediğini belirtmek önemlidir. Özellikle, NSAİİ’ler fetüse zarar verebileceği veya doğum sırasında komplikasyonlara yol açabileceği için gebeliğin üçüncü üç aylık döneminde kullanılmamalıdır. Amniyotik sıvı miktarında azalmaya ve fetüse besin sağlayan kan damarının (ductus arteriosus) erken kapanmasına neden olabilirler.

Doğum sonrası dönemde, Deksibuprofen doğum sonrası ağrı veya mastit gibi ağrıların giderilmesi için kullanılabilir, ancak özellikle anne emziriyorsa, potansiyel faydalar potansiyel risklerden daha ağır basmalıdır. Bir miktar Deksibuprofen anne sütüne geçebilir, ancak emzirilen bebek üzerindeki etkisi bilinmemektedir.

Hamilelik sırasında ve emzirme döneminde herhangi bir ilaç kullanırken bir sağlık uzmanının rehberliğine başvurmak çok önemlidir. Potansiyel faydaları ve riskleri göz önünde bulunduracak ve sizin özel durumunuza göre tavsiyelerde bulunacaklardır.

Olumsuz etkiler

En yaygın olası yan etkiler mide bulantısı, şişkinlik, mide yanması, mide ağrısı, iştahsızlık, ishal, kabızlık, kusma, gastrit ve dışkı ile kan kaybı (anemiye kadar) gibi sindirim semptomlarını içerir. Tüm NSAİİ’lerde olduğu gibi, uzun süreli kullanımda ciddi yan etkiler ortaya çıkabilir.

Kaynak:

  1. British National Formulary (BNF) 81: March-September 2021. British Medical Association and Royal Pharmaceutical Society of Great Britain. London.
  2. Drugs and Lactation Database (LactMed). National Library of Medicine (US). 2006.
  3. Medications and Mothers’ Milk. Hale, T.W., Rowe, H.E. (2021).
  4. Moigis B, et al. [Transfer of ibuprofen and its metabolites into human milk]. Z Geburtshilfe Neonatol. 1995 Aug;199(4):182-7. German. PubMed PMID: 7479521.

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.