Seksin Beyninizde Meydana Getirdiği 8 Değişiklik

Seksin beyninizi nasıl etkilediğine dair kavrayışınızın gelişmesi cinsel hayatınızın sağlıklı bir şekilde sürmesine yardımcı olur. Bu durum aynı zamanda da sağlığınızın diğer kısımlarına dair size bilgi verir. Bilim insanları, seksin sırlarını keşfetmeye devam ederken, seks alanındaki araştırmalar da sürekli olarak gelişiyor. İşte bugüne kadar bilimsel araştırmalar sayesinde seks anındaki beynimize dair bildiklerimiz.

1) Seks Uyuşturucu Gibidir 

Cinsel birleşme iyi hissetmemize sebep olur. İşte seksi sevmemizin ve arzulamamızın sebebi de budur. Cinsel birleşmeden aldığımız zevk; büyük oranda beynimizin ödül merkezini aktifleştiren bir nörotransmitter olan dopamin salgılanmasından kaynaklıdır. Dopamin, aynı zamanda da uyuşturucu bağımlısı insanlarda oldukça yüksek seviyelerdedir.UCLA David Geffen School of Medicine’dan psikiyatri doçenti Timothy Fong; uyuşturucu almak ile seks yapmanın elbette ki aynı hisleri oluşturmadığını ancak her ikisinin de aynı beyin bölgelerini uyardığını söylüyor. Öte yandan, kafein, nikotin ve çikolata da beynin ödül merkezlerini uyarır.

2) Seks Antidepresan Etkisi Gösterir

University of Albany ‘de 2002 yılında yapılan ve 300 kadın üzerine yoğunlaşılan çalışmada; seks anında kondomkullanmayan kadınların kondom kullanan kadınlara kıyasla daha az depresif belirtilere sahip oldukları bulgusuna ulaşıldı. Araştırmacılar bu durumun menide bulunan ve seks sonrası vücut tarafından absorbe edilen östrojen veprostaglandin gibi çeşitli bileşenlerin antidepresan özellikte olmasından kaynaklandığını düşünüyorlar. Ekip; ciddi ilişki içerisinde olma ya da oral kontraseptif kullanımı gibi diğer şeylerin de hem duygu durumu hem de kondom kullanımını etkileyebileceğini doğruladılar. Ciddi ilişki içerisindeki insanlar için bu durum iyi haber olsa da, ciddi düşünmeyenlerin kondom kullanımını ihmal etmemeleri gerekiyor.

3) Seks Bazen Yatıştırıcı Olabilir

İyi hissettiren bu kimyasallar, cinsel birleşme anında patlama gösteriyor olabilir fakat, peki ya sonrasında? Araştırmacılara göre; seks sonrası hüzün (postkoital disfori) diye bir şey var. Bir çalışmaya katılan kadınların üçte biri; seks sonrası herhangi bir anda üzüntü deneyimlediklerini bildiriyorlar. Pişmanlık ya da zorlanmış (kendi kendini) olma hissi bu hüznün bir sebebi olabilir, ancak araştırmacılar bu durumun tam olarak neden ortaya çıktığını henüz açıklayamıyorlar.

4) Seks Ağrıyı Uzaklaştırıyor

Araştırmalara göre; cinsel birleşme ağrı semptomlarını uzaklaştırabilir. 2013 yılında Almanya’da yürütülen birçalışmada; migreni olan katılımcıların %60’ı ve küme tipi baş ağrısına (histamin baş ağrısı) sahip katılımcıların %30’u seks anında baş ağrısından kısmen ya da tamamen kurtulduklarını belirtiyorlar. Yapılan diğer çalışmalar ise;G noktası uyarılan kadınların ağrı eşiklerinin yükseldiğini ortaya koyuyor. Rutgers University’den profesör Beverly Whipple; bu durumun kadınları ağrıyı hissetmeleri için daha fazla uyarana ihtiyaç duyma noktasına çıkardığını söylüyor. Öte yandan araştırmacılar anne ve bebek arasındaki bağ olarak isimlendirilen oksitosin hormonunun da ağrıyı uzaklaştırmaya yardımcı olduğunu ileri sürüyorlar.

5) Seks Hafızanızı Temizleyebilir

Her yıl, her 100.000 insandan 7’si, anlık fakat geçici hafıza kaybı olan “küresel geçici amnezi” deneyimliyor. Bu durum; duygusal stres, ağrı, küçük çaplı kafa sarsıntıları ve sıcak ya da soğuk suya birden atlama gibi durumlarla ortaya çıkabildiği gibi coşkulu bir seks sonucunda da ortaya çıkabiliyor. Ortaya çıkan unutkanlık durumu birkaç dakika ya da birkaç saat boyunca sürebilir. Bu süre zarfında, kişi yeni hafızalar oluşturamaz ya da henüz gerçekleşmiş olayları hatırlayamaz. Ve işin güzel yanı ise; bu durum uzun vadeli etkilere sahip değil.

6) Seks Hafızanızı Güçlendirebilir

2010 yılında yapılan bir araştırmada, “kronik” olarak çiftleşen (günde bir kez 14 gün boyunca) farelerle, yalnızca tek seferlik çiftleşme yapmasına olanak sunulan fareler kıyaslandığında, “kronik” olarak çiftleşen farelerin; beynin hafıza ile ilişkili bölgesi olan hipokampuslerinde daha fazla nöron geliştirdikleri gözlemlendi. Bulgular farelerde yapılan ikinci bir çalışma ile de desteklendi. Ancak düzenli seksin insanlarda da aynı etkiyi oluşturup oluşturmadığı durumuna henüz bakılmış değil.

7) Seks Sakinleştiriyor

Düzenli seksin farelerde beyni güçlendirdiğinin ortaya koyulduğu aynı çalışmada farelerin aynı zamanda da daha az stresli oldukları gözlemlendi. Bu durum insanlar için de geçerli. Yapılan bir araştırmada; henüz yeni cinsel ilişki deneyimlemiş insanların cinsel ilişki deneyimlememiş insalara kıyasla stresli durumlara –örneğin; insanların önünde konuşma gibi– tepki oluşturmada daha iyi oldukları sonucuna ulaşıldı.  Peki seks stresi nasıl azaltıyor?Bu örnekte; kan basıncını düşürerek.

8) Seks Uykunuzu Getirir

Seksin kadınlara kıyasla erkeklerin uykusunu getirmesi daha yaygındır. Ve bilim insanları bu durumun sebebini şöyle açıklıyorlar: Beynin prefrontal korteks isimli bölgesi, boşalmanın ardından giderek yavaşlayan bir aktivite gösteriyor. Bu durum da oksitosin ve serotonin salınımıyla birlikte; “kıçını döndü ve yattı” sendromuna sebep olabilir.


Kaynak:

  1. Bilimfili,
  2. 8 Ways Sex Affects Your Brain. http://www.health.com/health/gallery/0,,20894914,00.html
  3. Gallup GG Jr, Burch RL, Platek SM. Does semen have antidepressant properties? Arch Sex Behav. 2002 Jun;31(3):289-93. PMID: 12049024
  4. Brian S. Bird, Robert D. Schweitzer & Donald S. Strassberg The Prevalence and Correlates of Postcoital Dysphoria in Women International Journal of Sexual Health Volume 23, Issue 1, 2011 pages 14-25 DOI:10.1080/19317611.2010.509689
  5. Wang YL, Yuan Y, Yang J, Wang CH, Pan YJ, Lu L, Wu YQ, Wang DX, Lv LX, Li RR, Xue L, Wang XH, Bi JW, Liu XF, Qian YN, Deng ZK, Zhang ZJ, Zhai XH, Zhou XJ, Wang GL, Zhai JX, Liu WY. The interaction between the oxytocin and pain modulation in headache patients. Neuropeptides. 2013 Apr;47(2):93-7. doi: 10.1016/j.npep.2012.12.003. Epub 2013 Jan 30.
  6. D Owen, B Paranandi, R Sivakumar, and M Seevaratnam Classical diseases revisited: transient global amnesia Postgrad Med J. 2007 Apr; 83(978): 236–239. doi: 10.1136/pgmj.2006.052472
  7. Maloy K, Davis JE. “Forgettable” sex: a case of transient global amnesia presenting to the emergency department. J Emerg Med. 2011 Sep;41(3):257-60. doi: 10.1016/j.jemermed.2008.02.048. Epub 2008 Oct 1.
  8. Benedetta Leuner , Erica R. Glasper , Elizabeth Gould Sexual Experience Promotes Adult Neurogenesis in the Hippocampus Despite an Initial Elevation in Stress Hormones Plos ONE  Published: July 14, 2010DOI: 10.1371/journal.pone.0011597
  9. Brody S. Blood pressure reactivity to stress is better for people who recently had penile-vaginal intercourse than for people who had other or no sexual activity. Biol Psychol. 2006 Feb;71(2):214-22. Epub 2005 Jun 14. PMID: 15961213
  10. Serge Stoléru, Véronique Fonteillea, Christel Cornélis, Christian Joyal , Virginie Moulier Functional neuroimaging studies of sexual arousal and orgasm in healthy men and women: A review and meta-analysis Neuroscience & Biobehavioral Reviews Volume 36, Issue 6, July 2012, Pages 1481–1509 doi:10.1016/j.neubiorev.2012.03.006

Antipiretik

Antipiretik ilaçlar ateşi düşürmek için kullanılan farmakolojik ajanlardır. Antipiretik terimi, Yunanca karşı anlamına gelen “anti” ve ateş anlamına gelen “pyretos” kelimelerinden türetilmiştir. Bu ilaçlar öncelikle ateş sırasında vücut sıcaklığının yükselmesinden sorumlu olan prostaglandinlerin sentezini veya etkisini engellemek için hipotalamusa etki ederek çalışır.

Antipiretik İlaç Örnekleri

  • İbuprofen: Yaygın olarak antiinflamatuar, analjezik ve antipiretik özellikleri nedeniyle kullanılır.
  • Aspirin (Asetilsalisilik Asit): Antipiretik, antiinflamatuar ve analjezik etkilerinden dolayı kullanılır.
  • Asetaminofen (Parasetamol): Analjezik ve antipiretik etkileri nedeniyle yaygın olarak kullanılır, özellikle nonsteroid antiinflamatuar ilaçların (NSAID’ler) kontrendike olduğu hastalar için uygundur.
  • Naproksen, Ketoprofen, Fenoprofen, Flurbiprofen, Oksaprozin, İndometasin, Sulindak, Tolmetin, Etodolak, Diklofenak, Lumiracoxib, Nabumeton, Piroksikam, Meloksikam, Mefenamik Asit, Meklofenamik Asit: Bunların hepsi ateşi düşürme yetenekleriyle bilinen NSAID grubunun bir parçasıdır. , ağrı ve iltihaplanma.

Ateş düşürücü olarak Parasetamol

Kuzey Amerika’da asetaminofen olarak da bilinen parasetamol, gerçekten de analjezik olduğu kadar ateş düşürücüdür. Genellikle ateşi düşürmek ve ağrıyı hafifletmek için kullanılır. Özellikle ateşi düşürmedeki etkinliği ile dikkat çekiyor ve NSAID’leri tolere edemeyen kişiler tarafından tercih ediliyor.

Antipiretiklerin Rolü

Ateş düşürücüler, hipotalamusun interlökin kaynaklı sıcaklık artışını geçersiz kılmasına neden olarak ateşi azaltır; vücut buna sıcaklığı düşürerek tepki verir. Bu özellikle hasta konforunu artırmada ve aşırı yüksek ateşin olumsuz etkilerini potansiyel olarak önlemede faydalıdır; ancak ateşin azalması altta yatan hastalığın iyileşmesini hızlandırmayabilir.

Antipiretikler Ne Zaman Kullanılır?

Ateş düşürücüler tipik olarak bir hastada 38,3°C’den (101°F) yüksek ateş görüldüğünde uygulanır. Temel hedefler ateşi düşürmek ve özellikle ateşli koşulları özellikle sıkıntı verici bulan çocuklarda konforu arttırmaktır. Bu ilaçların kullanımı genellikle rahatsızlığı hafifleterek ve yüksek ateşle ilişkili olası komplikasyonları önleyerek hastanın iyileşmesini desteklemek için tavsiye edilir.

Antipiretiklerin Keşfi

Ateş düşürücü ilaçların keşfi, tıbbın daha geniş tarihiyle, özellikle de anti-inflamatuar ve analjezik ajanların gelişimiyle derinden iç içe geçmiştir.

Aspirin (Asetilsalisilik Asit)

Aspirin sentezine yol açan salisilatların ateş düşürücü özellikleri eski çağlardan beri biliniyordu. Eski uygarlıklar ateşi ve ağrıyı azaltmak için söğüt kabuğu özlerini kullanmışlardır. Söğüt kabuğundaki aktif madde olan salisin, 1828 yılında Alman eczacı Johann Andreas Buchner tarafından izole edildi. Salisin üzerinde daha fazla çalışıldı ve 1838’de Raffaele Piria tarafından ateşi düşürmek için kullanılan ancak ciddi gastrointestinal yan etkileri olan salisilik asite dönüştürüldü.

Dönüm noktası 1897’de Almanya’daki Bayer AG’de kimyager olan Felix Hoffmann’ın aspirin olarak bilinen asetilsalisilik asidi (ASA) daha saf ve daha az tahriş edici bir biçimde sentezlemesiyle geldi. Hoffmann’ın çalışması, romatizma hastası olan babası için mideyi daha az tahriş eden bir hazırlık bulma arzusuyla motive oldu. Bayer, 1899’dan itibaren aspirini pazarladı ve antipiretik, analjezik ve antiinflamatuar özellikleri nedeniyle hızla popüler hale geldi.

Asetaminofen (Parasetamol)

Asetaminofen ilk olarak 1878 yılında Harmon Northrop Morse tarafından buzlu asetik asitte p-nitrofenolün kalay ile indirgenmesi yoluyla sentezlendi. Bununla birlikte, antipiretik ve analjezik özellikleri, Joseph von Mering tarafından yapılan klinik deneylerin tedavi edici özelliklerini doğruladığı 1893 yılına kadar tanınmamıştı. Asetaminofen, 1950’lerde Amerika Birleşik Devletleri’nde Tylenol adıyla pazarlandıktan sonra, özellikle aspirine duyarlı olanlar için aspirine daha güvenli bir alternatif olarak yaygın şekilde kullanılmaya başlandı.

Steroid Olmayan Antiinflamatuar İlaçlar (NSAID’ler)

İbuprofen, indometasin ve naproksen gibi ilaçları içeren NSAID sınıfı, 20. yüzyılda siklooksijenaz (COX) enziminin inhibisyonunu içeren mekanizmalarının keşfedilmesiyle tanımlandı. Bu enzim, iltihaplanma ve ateşin aracıları olan prostaglandinlerin sentezinde çok önemlidir. İbuprofen, 1960’larda Stewart Adams ve Boots UK Limited’deki meslektaşları tarafından geliştirildi ve Brufen adıyla piyasaya sürüldü.

İleri Okuma

  • Rainsford, K.D. (2009). Aspirin and the Salicylates. Amsterdam: Elsevier.
  • Aronoff, D.M., Neilson, E.G. (2001). “Antipyretics: Mechanisms of action and clinical use in fever suppression.” American Journal of Medicine, 111(4), 304-315.
  • Sullivan, J.E., Farrar, H.C. (2011). “Fever and antipyretic use in children.” Pediatrics, 127(3), 580-587.
  • Sneader, W. (2000). “The discovery of aspirin: A reappraisal.British Medical Journal, 321(7276), 1591-1594.
  • Botting, R.M. (2000). “The history of the development of ibuprofen.Inflammopharmacology, 8(1), 1-11.
  • Mann, R.D., & Andrews, E.B. (2007). Pharmacovigilance. Chichester, UK: John Wiley & Sons.

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.