Radiokarpal eklem, yani el bileği eklemi, üst ekstremitenin en karmaşık ve işlevsel eklem komplekslerinden birini oluşturur. Anatomik olarak önkolun radius kemiği ile karpal kemiklerin proksimal sırası arasında yer alan bu eklem, ince motor becerilerin, kavrama fonksiyonunun ve üst ekstremitenin çok eksenli hareketlerinin temel biyomekanik platformudur.
Terminoloji ve Etimoloji
- Radiokarpal eklem (articulatio radiocarpalis)
Latince radius (ışın, değnek; aynı zamanda “kiriş, ray” anlamlarıyla uzun, ince kemik imgesini taşır) ile, Yunanca kökenli karpós (καρπός; bilek) sözcüklerinin birleşiminden türetilmiştir. Böylece “radius ile bilek (karpal kemikler) arasındaki eklem” anlamına gelir. - Carpus / karpal kemikler
Carpus, klasik anatomide el bileği kemiklerini ifade eder; kökeni Yunanca karpós’tur. Türkçede “karpaller” ya da “karpal kemikler” şeklinde kullanılır. - Ulna
Latince ulna, “dirsek” ve aynı zamanda “önkolun iç tarafındaki uzun kemik” anlamını taşır. Radiokarpal eklem doğrudan ulna ile eklemleşmez; ulna ile karpus arasındaki ilişki üçgen fibrokartilaj kompleksi (TFCC) aracılığıyla kurulur. - Styloid (stiloid) çıkıntı
Latince stylus (yazı kalemi, kazıyıcı) sözcüğünden türemiştir; ince, sivri, kalem benzeri kemik uzantıları ifade eder. Radius ve ulna üzerindeki processus styloideus’lar, bağların ve kapsülün tutunma yerleri olarak el bileği stabilitesinde kritik rol oynar. - Triangular fibrocartilage complex (TFCC)
“Üçgen fibrokartilaj kompleksi” terimi, radyolojik ve cerrahi literatürde yaygın kullanılır; üçgen biçimli fibro-kıkırdak yapı ile onu çevreleyen ligamentöz öğelerin fonksiyonel bir kompleks olarak değerlendirilmesinden doğmuştur.
Makroskopik Anatomi
1. Eklem tipi
Radiokarpal eklem, biçimsel olarak bir articulatio ellipsoidea (elipsoid eklem) olarak sınıflandırılır. Bu eklem tipi iki ana eksen etrafında hareket (fleksiyon–ekstansiyon ve radial–ulnar deviasyon) sağlar; bu eksenlerin kombinasyonu sonucu bilekte dairesel benzeri kompleks hareketler (circumductio) ortaya çıkar.
2. Eklem yüzeyleri
a) Eklem başı (konveks yüz)
Eklem başını karpal kemiklerin proksimal sırası oluşturur:
- Os scaphoideum (skafoid)
- Os lunatum (lunat)
- Os triquetrum (triquetrum)
Bu kemiklerin proksimal yüzleri, hattı boyunca konveks bir eklem yüzeyi şekillendirir ve radiusun distal eklem yüzü ile uyumlu bir kıvrım yapar. Genellikle pisiform (os pisiforme) radiokarpal eklemin doğrudan parçası sayılmaz; daha çok os triquetrum ile ilişkili bir sesamoid kemik gibi davranır.
b) Eklem soketi (konkav yüz)
Eklem soketini esas olarak:
- Radiusun distal ucundaki facies articularis carpalis
- Ulnar tarafta discus ulnocarpalis (TFCC’nin merkezi diski)
oluşturur.
Radiusun distal eklem yüzeyi iki belirgin foveadan oluşur:
- Fovea scaphoidea: Skafoid ile eklemleşir (lateral bölüm).
- Fovea lunata: Lunat ile eklemleşir (medial bölüm).
Ulnar tarafta ise ulna, karpal kemiklerle doğrudan eklemleşmek yerine üçgen fibrokartilaj diski (TFCC’nin merkezi komponenti) aracılığıyla karpal sıralara yük iletir.
Eklem Kompartmanları ve Eklem Aralığı
1. Radiokarpal kompartman
Radiokarpal kompartman, radiusun distal eklem yüzü ile skafoid, lunat ve triquetrum arasındaki boşluğu kapsar. Bu boşluk, eklem kapsülü ve sinovyal membranla çevrili olup belirgin girinti ve divertiküllere sahiptir.
- Lateral bölüm: Fovea scaphoidea ile os scaphoideum
- Medial bölüm: Fovea lunata ile os lunatum’un radyal kısmı
Bu kompartman, bazı bireylerde skafoid ve lunat kemikler arasındaki geçişler üzerinden mediokarpal eklemle bağlantı gösterebilir; bu durum artrografi ve artroskopi sırasında klinik önem taşır.
2. Ulnar kompartman ve TFCC
Ulnokarpal boşluk, distal ulna ile karpal kemikler (özellikle lunat ve triquetrum) arasında yer alır ve büyük ölçüde üçgen fibrokartilaj kompleksi (TFCC) tarafından doldurulur. TFCC:
- Distal ulna (özellikle processus styloideus ulnae)
- Os lunatum’un ulnar kısmı
- Os triquetrum
- Ulnar kollateral bağ ve ulnokarpal ligamentler
ile yakın ilişkidedir.
Bu fibro-kıkırdak yapı:
- Elde taşınan yüklerin önemli bir kısmını absorbe ederek
- Distal radioulnar eklemi ve el bileğinin ulnar tarafını stabilize ederek
bir çeşit “amortisör” görevi görür. Yaşla birlikte dejenerasyona, travma ile yırtılmalara eğilimlidir.
Eklem Kapsülü, Sinovyası ve Recessuslar
Radiokarpal eklem kapsülü, distal radius ve ulna ile proksimal karpal sıraları saran fibröz bir kılıftır.
- Palmar tarafta kapsül kalın ve ligamentlerle güçlendirilmiştir.
- Dorsal tarafta kapsül nispeten daha incedir ancak dorsal radiokarpal ligamentlerle desteklenir.
Kapsül içini döşeyen sinovyal membran, eklem boşluğuna sinovyal sıvı salgılar; bu sıvı beslenme, kayganlık ve yük dağılımı açısından önemlidir.
- Styloid proses çevresi: Özellikle ulnar styloid çevresinde, sinovya bir recessus ulnaris oluşturur. Artrografilerde bu recessus karakteristik “gözyaşı damlası” görünümü verebilir.
- Distal radioulnar eklemle olan ilişkiler, patolojik durumlarda (örneğin TFCC yırtıklarında) kontrast geçişi ile anlaşılabilir.
Ligamentöz Anatomi
Radiokarpal eklemin stabilitesi, sadece kemik uyumuna değil, büyük ölçüde ligamentöz komplekslere dayanır. Bu bağlar genel olarak:
- Ekstrinsik ligamentler (radius/ulna ile karpaller arasındaki bağlar)
- İntrinsik ligamentler (karpaller arası ligamentler)
şeklinde sınıflanır.
1. Radial ligament kompleksi
Radial tarafta, radius kökenli bağlar hem proksimal hem de distal karpal sıraları stabilize eder:
- Ligamentum collaterale carpi radiale
Processus styloideus radii’den çıkar, skafoid ve kısmen trapeziuma tutunur. Özellikle ulnar deviasyon sırasında aşırı radial açılmayı sınırlar. - Ligamentum radiocarpale palmare
Palmar tarafta, radiusun distalinden karpal kemiklere uzanan çok bileşenli bir ligaman grubudur. Klasik tanımlarda:- Ligamentum radioscaphocapitatum
- Ligamentum radiolunatum / radiolunotriquetrum (bazı kaynaklarda radioulnotriquetrum olarak adlandırılan kompleks uzanımlar)
- Palmar ulnokarpal uzanımlar ile fonksiyonel birliktelik
- Ligamentum radiocarpale dorsale
Dorsal tarafta radius ile karpal kemikler arasında uzanır, özellikle ekstansiyon ve dorsal translasyonu sınırlar.
2. Ulnar ligament kompleksi
El bileğinin ulnar tarafında, TFCC ile yakın ilişkili ligamentöz yapıların bir arada oluşturduğu bir ulnarkollateral ve ulnokarpal kompleks bulunur:
- Ligamentum collaterale carpi ulnare
Ulnanın stiloid çıkıntısından pisiform ve triquetruma tutunur. Radial deviasyonu sınırlar, ulnar tarafta statik stabilite sağlar. - Ligamenta ulnocarpalia palmaria et dorsalia
Ulnadan lunat ve triquetruma uzanan palmar ve dorsal ulnokarpal bağlar, ulnar taraf karpal stabilitenin önemli bileşenleridir. - Ligamentum ulnolunatum ve Ligamentum ulnotriquetrum
Ulnayı sırasıyla lunat ve triquetruma bağlayarak TFCC’nin periferik stabilitesine katkıda bulunur. - Ligamenta radioulnaria palmaria et dorsalia
Distal radioulnar eklemi stabilize eden palmar ve dorsal radioulnar ligamentler, önkol pronasyon-supinasyon hareketinin fizyolojik eksenini korumada kritiktir. Radiokarpal eklemin fonksiyonel bütünlüğü, distal radioulnar eklem stabilitesi ile yakından bağlantılıdır.
3. İntrinsik (interkarpal) ligamentler
Her ne kadar radiokarpal eklemin “eklem yüzeyinin” doğrudan parçası olmasa da, skafoid-lunat (scapholunatum) ve lunat-triquetrum (lunotriquetrum) ligamentleri başta olmak üzere intrinsik karpal bağlar, karpal arkın sürekliliğini sağlayarak radiokarpal eklem hareketlerinin dengeli gerçekleşmesine katkıda bulunur.
- Özellikle ligamentum scapholunatum’un yırtıkları, skafolunat dissosiyasyon ve zaman içinde karpal instabilite ve SLAC el bileği (scapholunate advanced collapse) tablosuna yol açabilir.
Mikroskopik Yapı, Kanlanma ve İnnervasyon
1. Kıkırdak ve fibro-kıkırdak
- Radiokarpal eklem yüzeyleri, hiyalin eklem kıkırdağı ile kaplıdır; bu kıkırdak yük taşıma ve kayma yüzeyi işlevi görür.
- TFCC’nin merkezi diski ise fibrokartilaj yapısındadır; yoğun kollajen lifler ve sınırlı hücresel içerikle, çekme ve sıkıştırma kuvvetlerine dayanıklı bir yapı sunar.
2. Kanlanma
- Radiusun distal ucu ve karpal kemiklerin bir kısmı, dorsal ve palmar karpal arklar üzerinden radial ve ulnar arter dallarıyla beslenir.
- TFCC’nin merkezi kısmı relatif olarak hipovaskülerdir; periferik kenarlar ise daha iyi kanlanmıştır. Bu nedenle travmatik TFCC yırtıklarında periferik yırtıklar cerrahi olarak onarıldığında daha iyi iyileşme eğilimi gösterirken, merkezi yırtıklar genellikle debridmanla tedavi edilir.
3. İnnervasyon
Radiokarpal eklem, önkolun üç majör sinirinin dalları ile innerve edilir:
- N. medianus’un palmar dalları
- N. ulnaris’in dorsal ve palmar kolları
- N. radialis’in yüzeyel dalı
Bu zengin sensörik innervasyon, propriosepsiyon ve ağrı duyusunun iletimini sağlamanın yanı sıra, küçük patolojik değişikliklerde bile belirgin ağrı ve fonksiyon kaybının ortaya çıkmasına neden olabilir.
Biyomekanik ve Hareketler
Radiokarpal eklem, midkarpal eklem ile birlikte çalışarak toplam el bileği hareket açıklığını oluşturur. Hareketler tek bir ekleme değil, eklem kompleksine aittir.
1. Hareket düzlemleri
- Fleksiyon–ekstansiyon
Radiokarpal ve midkarpal eklemlerin kombinasyonu ile sağlanır. Genel olarak:- Fleksiyonun daha büyük kısmı midkarpal eklemden
- Ekstansiyonun daha büyük kısmı radiokarpal eklemden
- Radial–ulnar deviasyon
- Radial deviasyon: Skafoid başta olmak üzere radial karpal sütunun hareketiyle; radial kollateral bağ bu hareketi sınırlar.
- Ulnar deviasyon: Ulnar karpal sütunun hareketi; ulnar kollateral bağ ve TFCC bu hareketin sınırlandırılmasında rol oynar.
- Karmaşık kombinasyonlar (circumductio)
Fleksiyon, ekstansiyon ve deviasyon hareketlerinin ardışık veya eşzamanlı kombinasyonları ile bileğin dairesel benzeri hareketleri ortaya çıkar; bu, elin kavrama, yönlendirme ve hassas pozisyonlama fonksiyonları için kritiktir.
2. Yük iletimi
Fizyolojik koşullarda, elde taşınan yükün önemli kısmı:
- Skafoid ve lunat üzerinden radiusa,
- Daha küçük bir kısmı ise TFCC üzerinden ulnaya
aktarılır. Yaklaşık oranlar kaynağa göre değişmekle birlikte, radiusun taşıdığı yükün ulna’ya göre belirgin şekilde fazla olduğu kabul edilir. TFCC’nin bütünlüğü bozulduğunda ulnar taraftaki yük dağılımı değişir; ulnar impaksiyon sendromu gibi klinik tablolar ortaya çıkabilir.
Evrimsel ve Karşılaştırmalı Anatomi
Primatlar arasında el bileği anatomisi, türün lokomotor stratejileri ve manipülasyon yetenekleriyle yakından ilişkilidir:
- Ağaçta yaşayan primatlarda (örn. bazı maymun türlerinde) karpal eklemler daha geniş açılara izin verecek şekilde şekillenmiş, sıçrama ve dallara asılma için uyum sağlamıştır.
- İnsanlarda radiokarpal eklem, iki ayaklılık ile birlikte omuz ve dirsekten bağımsızlaşmış, üst ekstremitenin esas görevi olan ince kavrama, alet kullanımı ve hassas manipülasyon için özelleşmiştir.
- Özellikle başparmak karşıtlığı (oppozisyon) ile birlikte, radiokarpal ve midkarpal eklemin uyumlu hareketi, insan elinin benzersiz fonksiyonel kapasitesinin temel anatomsal zemini kabul edilir.
Bu bakış açısından radiokarpal eklem, sadece bir “bilek eklemi” değil, insan türünün evrimsel tarihinde alet yapımı, yazı, sanat ve teknoloji üretimi gibi karmaşık kültürel pratikleri mümkün kılan bir nöromüsküloskeletal arayüz olarak görülebilir.
Gelişimsel (Embriyolojik) Özellikler
- Üst ekstremite taslağı, embriyolojik olarak lateral plak mezoderminden gelişir ve erken dönemde kondral modeller şeklinde ortaya çıkar.
- Karpal kemikler postnatal dönemde kademeli olarak osifiye olur; bu ossifikasyon çekirdeklerinin zamanlaması pediatrik radyolojide kronolojik yaş tahmini için kullanılır.
- Radiokarpal eklem kapsülü, ligamentler ve TFCC, çevre mezenşim dokunun farklılaşması ile şekillenir; özellikle TFCC’nin yapısal bütünlüğü, ileri yaşamda görülen instabilite ve dejeneratif değişikliklerin anlaşılmasında önem taşır.
Klinik Önemi
Radiokarpal eklemin karmaşık anatomisi ve günlük yaşamda sürekli kullanılıyor olması, bu bölgeyi travmatik, dejeneratif ve inflamatuar patolojilere son derece duyarlı kılar.
1. Distal radius kırıkları
Distal radius kırıkları, el bileğinin en sık görülen travmatik lezyonlarındandır; çoğunlukla “uzanmış el üzerine düşme” mekanizması ile oluşur.
- Colles kırığı: Dorsal açılanmalı, sıklıkla radial kısalma ile birliktedir.
- Smith kırığı: Volar açılanmalı kırık paterni.
- İntraartiküler kırıklar radiokarpal eklem yüzeyini bozabilir; uygun anatomik redüksiyon sağlanmadığında:
- Kronik ağrı
- Hareket açıklığında azalma
- Posttravmatik osteoartrit
ile sonuçlanabilir.
Tedavi konservatif (alçılama, atel) ya da cerrahi (plak–vida osteosentezi, eksternal fiksatör) olabilir; amaç hem eklem yüzeyinin hem de aksiyel hizalanmanın mümkün olduğunca anatomik olarak yeniden kurulmasıdır.
2. Skafolunat bağ yırtıkları ve karpal instabilite
Skafolunat ligamentin travmatik rüptürü, özellikle:
- Düşme
- Hiperekstansiyon
- Yük altında ani torsiyon
sonrasında ortaya çıkabilir. Klinik olarak:
- El bileğinde lokalize ağrı
- Kavrama gücünde azalma
- Radyografide skafoid–lunat aralığında genişleme (Terry Thomas işareti)
görülebilir. Tedavi edilmediğinde kronik karpal instabilite gelişir ve zamanla SLAC el bileği tablosu ortaya çıkabilir. Tedavi, yırtığın evresine bağlı olarak artroskopik debridman, ligament rekonstrüksiyonu veya belirli karpal segmentlerin kısmi artrodezi şeklinde planlanabilir.
3. Üçgen fibrokartilaj kompleksi (TFCC) yaralanmaları
TFCC lezyonları özellikle:
- Tekrarlayan pronasyon–supinasyon hareketleri
- Yük altında ulnar deviasyon
- Travma (düşme, dönme mekanizması)
sonrası görülür. Semptomlar:
- Ulnar tarafta derin, çoğu zaman lokalize edilemeyen ağrı
- Özellikle rotasyonel hareketlerde “klik” veya takılma hissi
- Kavrama gücünde azalma
şeklindedir. Fizik muayenede ulnar impaksiyon testleri, palpasyonla hassasiyet ve instabilite testleri önemlidir.
Tedavi:
- Konservatif (immobilizasyon, nonsteroid antiinflamatuvarlar, fizik tedavi)
- Artroskopik debridman veya periferik yırtıkların artroskopik/açık onarımı
şeklinde, lezyonun tipi ve derecesine göre değişir.
4. Karpal instabilite sendromları
Karpal kemikler arası ligamentlerin veya eklem yüzeylerinin yapısal bütünlüğü bozulduğunda, karpal instabilite tabloları ortaya çıkar. Klasik sınıflamalar:
- Karpal instabilite dissosiasyonu (CID): Özellikle skafolunat veya lunotriquetral ligament düzeyinde segmentler arası ayrışma.
- Karpal instabilite nondissosiasyonu (CIND): Karpal satırların tümünde daha yaygın, fakat segmenter ayrışma olmadan instabilite.
Bu durumlar kronik ağrı, krepitasyon, hareket kısıtlılığı ve ilerleyici dejeneratif değişikliklere yol açar.
5. Osteoartrit ve dejeneratif değişiklikler
Kronik aşırı kullanım, tekrarlayan mikrotravmalar veya geçirilmiş kırık–ligament yaralanmaları sonucunda radiokarpal eklemde:
- Kıkırdak incelmesi
- Subkondral skleroz
- Osteofit oluşumu
gibi osteoartritik değişiklikler gelişebilir. Klinik tabloda ağrı, sabah tutukluğu, hareket kısıtlılığı ve güç kaybı ön plandadır. Tedavi konservatif yaklaşımlardan (analjezikler, atelleme, egzersiz) başlayarak, ileri olgularda parsiyel veya total el bileği artrodezi ya da protez uygulamalarına kadar uzanır.
6. Romatoid artrit ve inflamatuar artropatiler
Romatoid artrit gibi sistemik inflamatuar hastalıklar radiokarpal eklemi sıklıkla tutar. Sinovyal membran hipertrofisi, pannus oluşumu ve kıkırdak–kemik destrüksiyonu:
- El bileğinde şişlik
- Sıcaklık artışı
- Ağrı ve progresif deformite
ile sonuçlanır. Erken dönemde hastalık modifiye edici antirheumatik ilaçlar ve hedefe yönelik tedaviler, fizik tedavi ve eklem koruma stratejileri fonksiyon kaybını sınırlamada önemlidir.
7. Ganglion kistleri
Ganglion kistleri, çoğunlukla:
- Dorsal radiokarpal eklem yüzeyinden
- Daha az sıklıkla palmar taraftan
köken alan, sinovyal sıvı ile dolu iyi huylu kistik yapılardır. Klinik olarak:
- Lokalize şişlik
- Ara sıra ağrı veya rahatsızlık
- Bilek hareketlerinde takılma hissi
şeklinde bulgu verebilirler. Tedavi, semptomlara ve hastanın beklentisine göre gözlem, aspirasyon veya cerrahi eksizyon olabilir.
Tanısal Yöntemler ve Cerrahi Yaklaşımlar
1. Görüntüleme
- Radyografi: Standart ön–arka ve lateral grafilerle kemik hizalanma, eklem aralıkları ve kırıklar değerlendirilir; özel projeksiyonlar skafolunat aralık ve karpal hizalanma hakkında ek bilgi sağlar.
- Bilgisayarlı tomografi (BT): İntraartiküler kırıkların ve eklem yüzey morfolojisinin ayrıntılı incelenmesini sağlar.
- Manyetik rezonans görüntüleme (MRG): Bağlar, TFCC, kıkırdak ve kemik iliği ödemi gibi yumuşak doku ve subkondral lezyonların değerlendirilmesinde altın standarttır.
- Artrografi: Özellikle eklem içi kaçak, ligament ve TFCC yırtıklarının değerlendirilmesinde kullanılabilir; günümüzde çoğunlukla MRG artrografi ile kombine edilir.
2. El bileği artroskopisi
El bileği artroskopisi, radiokarpal ve mediokarpal eklemin:
- Direkt görsel değerlendirilmesine
- Minimal invaziv tanı ve tedavi girişimlerine
olanak sağlayan bir yöntemdir. Skafolunat, lunotriquetral ligament yırtıkları, TFCC lezyonları, serbest cisimler ve sınırlı kıkırdak lezyonları bu yolla değerlendirilebilir ve tedavi edilebilir. Artroskopik portaller dorsal ve palmar girişlerden, belirli anatomik “güvenli zonlar” gözetilerek oluşturulur.
Sonuç Yerine Not
Radiokarpal eklem, makroskopik kemik mimariden mikroskopik kıkırdak ve ligament organizasyonuna, biyomekanikten klinik patolojiye uzanan son derece zengin bir anatomi ve fizyoloji sahasıdır. İnce motor beceriler, kavrama gücü ve günlük yaşam aktivitelerinin büyük kısmı, bu eklemin ve ilişkili karpal kompleksin sağlıklı çalışmasına bağlıdır. Bu nedenle radiokarpal eklemin ayrıntılı anatomik ve biyomekanik anlaşılması, hem klinik tanı–tedavi yaklaşımlarını hem de rehabilitasyon stratejilerini doğrudan belirler.
.
Keşif
Radyokarpal eklemin hikâyesi, yalnızca küçük karpal kemiklerin ve radiusun birbirine eklemlenmesinin öyküsü değildir; insanın kendi eline bakma, onu anlamlandırma ve giderek mikron düzeyine kadar müdahale etme arzusunun tarihidir. El bileğinin bugün artroskopik kameralarla içeriden izlenebilen, sonlu eleman modelleriyle simüle edilebilen, kilitli plaklarla yeniden şekillendirilebilen bir yapı haline gelmesi, yaklaşık iki bin beş yüz yıllık merak ve deneme-yanılmanın sonucudur.
1. Antik dünyanın “bilge ama kör” bakışı: Hipokrat ve Galen
Antik Yunan’da Hipokrat okulu, el bileğini bugün bildiğimiz anlamda “radiokarpal eklem” olarak adlandırmasa da, bilek yaralanmalarının hastanın yaşamını ve geçimini özellikle tehdit ettiğini çok erken fark etti. El işçiliğinin yoğun olduğu bir toplumda, bilek fonksiyonunun kaybı, pratik olarak kişinin toplumsal hayattan düşmesi demekti. Bu nedenle Hipokrat metinlerinde, el bileği çevresi kırık ve çıkıklarının bandajlama, traksiyon ve atel uygulamalarıyla yönetimine dair şaşırtıcı derecede pratik öneriler bulunur; fakat anatomik alt yapı, derinlemesine tanımlanmış değildir.
Roma döneminde Galen, hayvan diseksiyonlarına dayanarak önkol ve el bileğine ilişkin çok daha ayrıntılı betimlemeler kaleme aldı. Radius, ulna ve karpal kemikler arasındaki ilişkileri, kendi döneminin optik ve yöntemsel imkânları ölçüsünde anlamaya çalıştı. Ancak yalnızca hayvan kadavralarına erişebilmesi, onu özellikle karpal kemiklerin sayısı ve dizilişi, ligamentlerin dağılımı gibi noktalarda yanlış sonuçlara götürdü. Buna rağmen, bilek fleksiyon ve ekstansiyonunun radius ve karpus arasındaki bir eklemden kaynaklandığına dair kavrayışı, sonraki yüzyıllar boyunca temel otorite olarak benimsendi.
2. Ortaçağ ve İslam tıbbı: El bileği, nabzın ve emeğin merkezi
Ortaçağ’da Avrupa’nın büyük kısmında insan diseksiyonları sınırlanırken, Bağdat, Kurtuba ve İsfahan gibi merkezlerde Huneyn ibn İshak, Ebu’l Kasım ez-Zehravi (Al-Zahrawi) ve İbn Sina gibi hekimler Galen’in metinlerini eleştirel biçimde çeviriyor, yorumluyor ve genişletiyordu. El bileği, bu dönemde özellikle nabız muayenesinin merkezi olarak önem kazandı: Radiyal arter nabzı üzerinden kalp ve “ruhî denge” hakkında çıkarımlar yapan hekimler, bilek çevresi anatomiyi pratik gözlemlerle içselleştirdiler.
Al-Zahrawi, cerrahi aletler ve kırık/çıkık tedavisiyle ilgili eserlerinde el ve bilek için ayrıntılı bandajlama ve çekme teknikleri tanımlar; ancak karpal kemiklerin ve radiokarpal eklemin ayrıntılı, doğru bir iskelet şeması hâlâ ortada yoktur. Yine de el bileği, bu yüzyıllarda “hassas ama müdahaleden kaçınılması gereken” bir bölge olarak klinik sezgilerin merkezinde yer aldı.
3. Rönesans’ta görsel devrim: Leonardo da Vinci’nin sayfalara sığmayan bileği
- yüzyılda Leonardo da Vinci, insan bedenini “hareket eden bir makine” olarak anlamak için sistematik diseksiyonlara yöneldi. Yasal ve dinsel sınırlamalar nedeniyle çizimlerini yayımlayamasa da, defterlerinde karpal kemiklerin, radiusun distal ucunun ve parmaklara uzanan tendonların olağanüstü ayrıntılı perspektiflerini bıraktı.
Leonardo, özellikle bilek fleksiyon ve ekstansiyonunu, tendonların kemik yüzeyler üzerindeki kıvrımını ve kemiklerin birbirine göre kayma ilişkilerini gözlemleyerek, bir anlamda biyomekaniğin ilk kaba taslaklarını oluşturdu. Radiokarpal eklemi, proksimal karpal sıraların konveks yüzeyi ile radiusun konkav eklem yüzeyi arasındaki uyumlu temas olarak sezgisel düzeyde kavrayan ilk figürlerden biri oldu; fakat bu sezgiler, not defterlerinin gizli dünyasında kalmaya mahkûmdu.
4. Vesalius ve modern anatomik gerçeklik: Galen’den kopuş
1543’te Andreas Vesalius, De Humani Corporis Fabrica’yı yayımladığında, insan iskeleti ilk kez sistematik ve büyük ölçüde doğru bir şekilde basılı dünyaya aktarıldı. Vesalius, hayvan diseksiyonuna dayalı Galenik şemaları reddederek, doğrudan insan kadavraya bakmayı ilke edindi. El bileği bölümü, karpal kemiklerin gerçek sayısını ve dizilimini, radiusun distal eklem yüzü ile bu kemikler arasındaki ilişkiyi, ulna ve üçgen fibrokartilaj bölgesini daha özgün bir biçimde yansıttı.
Vesalius, bugün “radiokarpal eklem” dediğimiz yapıyı isimlendirmese de:
- Distal radiusun eklem yüzünü,
- Skafoid ve lunatın proksimal yüzleriyle olan temasını,
- Ulna ile karpus arasındaki “aracı yastık” benzeri yapıyı
çizimlerinde açıkça gösterdi. Böylece radiokarpal eklem, ilk kez hayvan gölgesinden sıyrılmış gerçek bir insan eklemi olarak anatomi sahnesine çıktı.
5. Erken modern cerrahlar: Paré’den Dupuytren’e kırığın hikâyesi
- ve 17. yüzyıllarda Ambroise Paré gibi cerrahlar, savaş yaralanmaları sayesinde ekstremite travmalarına olağanüstü aşina oldular. El bileği kırıklarının, çoğu zaman amputasyona giden ağır komplikasyonlara yol açtığı biliniyordu; fakat cerrahi olanaklar sınırlı, enfeksiyon ise neredeyse kaçınılmazdı.
- ve 19. yüzyıla gelindiğinde, özellikle endüstri devrimiyle birlikte el bileği kırıkları ve el yaralanmaları işçi sınıfının gündelik gerçeği haline geldi. Bu dönemde bir dizi klinisyen, distal radius ve karpal kırıkların ayırt edici klinik özelliklerini tanımlamaya başladı:
- Abraham Colles, 1814’te dorsale açılanmalı distal radius kırığını (bugün “Colles kırığı”) klasikleşen bir tanımla literatüre soktu.
- Robert Smith, fleksiyon kuvvetiyle oluşan, volar açılanmalı kırıkları betimleyerek daha sonra kendi adıyla anılacak kırık tipini tarif etti.
- John Barton ve Destot, el bileği ve karpal kırıkların farklı paternlerini birbirinden ayırdı; Destot, özellikle skafoid kırıklarının özgün bir klinik varlık olarak tanımlanmasında öncü oldu.
Bu dönemde radiokarpal eklem, hâlâ “kırıkların sahnesi” olarak görülüyor; ligamentöz anatomi, karpal instabilite ve TFCC gibi kavramlar henüz adlandırılmıyordu.
6. Lister, antisepsi ve cerrahinin korkuyu yitirişi
- yüzyıl ortalarında Joseph Lister’in karbolik asit ile antiseptik cerrahi teknikleri geliştirmesi, el bileği cerrahisinin kaderini kökten değiştirdi. Enfeksiyon oranlarının dramatik biçimde düşmesi, cerrahlara daha karmaşık kırıkları açık yöntemlerle düzeltme cesareti verdi.
Distal radius kırıkları artık yalnızca kaba traksiyon ve alçıyla değil, açık redüksiyon ve daha “ince” tespit yöntemleriyle yönetilebilir hale geliyordu. Bu, radiokarpal eklemin cerrahi olarak yeniden şekillendirilmesinin önünü açan ilk büyük teknik devrimdi; çünkü enfeksiyon riski azalmadan eklem içine uzanan hiçbir müdahale gerçek anlamda rasyonel sayılamazdı.
7. Görünmeyenin görünür olması: Röntgen ve el bileği
1895’te Wilhelm Conrad Röntgen’in X-ışınlarını keşfi, el bileği anatomisinin ve travmasının algısını geri dönüşsüz biçimde değiştirdi. Daha birkaç yıl içinde, el bileği kırıklarının radyografik görüntüleri tıp dergilerini doldurmaya başladı. Röntgen öncesi dönemde, eklem yüzündeki basamaklanma, karpal hizalanma kayıpları ve skafoid kırıkları büyük ölçüde “tahmin” düzeyinde kalırken, artık kemik konturlar milimetre düzeyinde görülebiliyordu.
Radiokarpal eklem bu sayede:
- Distal radius eklem yüzündeki basamaklanmanın,
- Skafoid ve lunat hizalanmasının,
- Karpal arkın bütünlüğünün
ölçülebilir bir alanına dönüştü. Kırık tedavisinde konservatif ile cerrahi seçeneklerin, sadece klinik sezgiye değil, radyolojik kantiteye dayalı karşılaştırılması mümkün hale geldi.
8. 20. yüzyılın başı: El cerrahisi doğuyor
Birinci ve İkinci Dünya Savaşları, tüm üst ekstremiteyle birlikte el bileğinin de adeta bir “savaş alanı”na dönüşmesine yol açtı. Bu dönemde Sterling Bunnell gibi cerrahlar, el ve bilek cerrahisini bağımsız bir disiplin olarak kurmaya başladılar. Bunnell, bilek ve el fonksiyonunu restore etmeye odaklanan rekonstrüktif yaklaşımları sistematize etti; tendon onarımları, artrodezler ve kompleks kırıkların yönetimi için operasyon teknikleri geliştirdi.
Radiokarpal eklem artık yalnızca kırıkların değil, fonksiyonel rekonstrüksiyonun da hedefiydi. Kısmi veya total el bileği artrodezi, ağrılı artritik eklemleri “fonksiyonel bir pozisyonda” kilitleyerek hastaya ağrısız, güçlü bir kavrama sunmayı amaçlıyordu; hareket feda ediliyor, stabilite ve ağrı kontrolü kazanılıyordu.
9. Biomekaniğin ortaya çıkışı: Cooney, Linscheid ve karpal instabilite çağı
- yüzyılın ikinci yarısında, özellikle William Cooney, Linscheid ve meslektaşları, el bileği ve karpal kemiklerin üç boyutlu hareketlerini ve karpal instabilite kavramını derinlemesine incelemeye başladılar. Radiokarpal eklem artık sadece bir “fleksiyon–ekstansiyon menteşesi” değil; karpal kemiklerin karmaşık, koordine hareketlerinin başlangıç noktası olarak görülmeye başlandı.
Bu dönemde:
- Skafolunat ve lunotriquetral ligament yırtıkları,
- Karpal instabilite dissosiyatif/nondissosiyatif alt tipleri,
- SLAC (scapholunate advanced collapse) el bileği
gibi kavramlar literatüre girdi. Radiokarpal eklem ile midkarpal eklem arasındaki işbölümü, yük dağılımı ve dolaşım, ilk kez deneysel çalışmalar ve kadavra analizleriyle modellenmeye başladı.
10. Artroskopinin sahneye çıkışı: Takagi’den Whipple’a
Arthroskopinin kökleri, 1918’de Japon cerrah Kenji Takagi’nin bir sistoskopu kullanarak kadavra diz eklemini incelemesine kadar gider. 1920’ler ve 1950’ler boyunca Takagi ve öğrencisi Masaki Watanabe, diz ve diğer büyük eklemler için artroskopi tekniklerini geliştirirken, minyatür optik sistemlerin sınırlarını zorladılar.
El bileği için tarih biraz daha geç başlar:
- 1970’te Watanabe, klinik olguda ilk bilek artroskopisini gerçekleştirdi.
- 1979’da Chen, literatürde ilk klinik bilek artroskopisi serisini yayımladı.
- 1980’lerde Terry Whipple, Gary Poehling ve meslektaşları, kadavra çalışmalarıyla güvenli portalları tanımlayarak, bilek artroskopisini standart, tekrarlanabilir bir teknik haline getirdiler.
Artık radiokarpal eklemin iç yüzeyi doğrudan, büyütmeli olarak izlenebiliyordu:
- Skafolunat ligamentin kısmi ve tam yırtıkları,
- TFCC’nin santral ve periferik lezyonları,
- Kondral defektler ve sinovyal patolojiler
gözle görülür hale geldi. Bilek artroskopisi önce tanısal bir araç olarak kabul edildi; ancak kısa sürede gevşek cisimlerin çıkarılması, sinovektomi, kısmi bağ onarımları gibi tedavi edici işlemler için de vazgeçilmez bir yöntem oldu. 2000’li yıllarda Christophe Mathoulin öncülüğünde kurulan Avrupa Bilek Artroskopisi Derneği (EWAS), daha sonra uluslararası bir yapıya evrilerek bilek artroskopisinin küresel ölçekte yaygınlaşmasını sağladı.
11. TFCC’nin keşfi ve ulnar bileğin “karanlık tarafı”
Radiokarpal eklemin ulnar tarafındaki üçgen fibrokartilaj yapısı, uzun süre “nonspesifik” bir disk gibi algılandı. 20. yüzyıl ortalarından itibaren anatomistler ve cerrahlar, bu bölgedeki fibro-kıkırdak yapı ve ona eşlik eden ligamentöz bileşenlerin (ulnolunat, ulnotriquetrum, ulnokarpal ve radioulnar bağlar) el bileğinin ulnar taraf stabilitesinde kilit rol oynadığını fark etmeye başladılar.
1980’ler ve 1990’larda Palmer ve diğer araştırmacılar, TFCC lezyonlarını travmatik ve dejeneratif tipler halinde sınıflandırarak, klinik tablo ile artroskopik bulgular arasında köprü kurdular. TFCC artık:
- Ulnar tarafta yük iletimi,
- Distal radioulnar eklemin stabilizasyonu,
- Radiokarpal ve ulnokarpal eklem arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi
için vazgeçilmez bir “kompleks” olarak tanımlanıyordu. TFCC onarımı için artroskopik ve açık rekonstrüksiyon teknikleri geliştirildi; günümüzde bile bu alanda yeni teknikler, özellikle kronik distal radioulnar eklem instabilitesinin tedavisi için tanımlanmaya devam ediyor.
12. Distal radius kırığı tedavisinin evrimi: alçıdan kilitli plağa
Distal radius kırıkları, insanlık tarihi kadar eski olsa da, tedavi stratejileri son yüz yılda baştan aşağı değişti. Uzun süre temel yaklaşım:
- Kapalı redüksiyon,
- Alçı veya dış atellemeydi.
- yüzyılın ortalarında eksternal fiksatörler ve dorsal plaklar devreye girdi; ancak tendon irritasyonu, yumuşak doku sorunları ve implantla ilişkili komplikasyonlar sınırlayıcıydı.
1990’ların başında ve 2000’e doğru, kilitli volar plak kavramı ortaya çıktı:
- Plak ile vida arasında kilitli bağlantı, osteoporotik kemikte dahi sağlam bir fiksasyon sağlıyor,
- Volar yerleşim, ekstansör tendonlar için daha güvenli bir profil sunuyordu.
2000’li yıllarda yayımlanan çalışmalar, volar kilitli plakların distal radius kırığı için bir nevi “iş atı” implanta dönüştüğünü gösterdi; erken hareket başlangıcına izin vererek eklem sertliğini azaltıyor, özellikle yaşlı hastalarda fonksiyonel sonuçları belirgin biçimde iyileştiriyordu.
Bu gelişmeler, radiokarpal eklemin kırık sonrası anatomik rekonstrüksiyonunu mümkün kıldı:
- Distal radius eklem yüzündeki basamaklanma ve açılanma daha hassas düzeltilebilmekte,
- Karpal hizalanma ve yük dağılımı daha fizyolojik şekilde restore edilebilmektedir.
13. Eklem replasmanı ve artrodez: Hareket mi, stabilite mi?
Şiddetli radiokarpal artrit veya posttravmatik dejenerasyon durumlarında, koruyucu tedaviler yetersiz kaldığında 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren iki ana cerrahi strateji benimsendi:
- Total veya kısmi el bileği artrodezi (füzyon)
Eklem yüzeyleri rezeke edilip kemikler kaynaştırılarak; ağrısız, stabil fakat hareketsiz bir bilek elde edilir. Özellikle ağır iş gücü gerektiren mesleklerde, güçlü kavrama ve ağrısız yük taşıma için hâlâ güvenilir bir seçenektir. - Total el bileği protezi (artroplasti)
Hareket açıklığını kısmen de olsa korumak isteyen hastalar için, radius ve karpal kemikler arasına yerleştirilen protezlerle ağrı azaltılmaya ve fonksiyon korunmaya çalışılır. Tasarımlar, 1960’lardan günümüze kadar defalarca revize edilmiş; güncel protezler, önceki kuşaklara kıyasla daha iyi implant tutunması ve daha fizyolojik kinematik sunmayı hedeflemektedir.
Bugün cerrahlar, radyokarpal eklemin ileri artritik durumlarında, hastanın yaşı, aktivite düzeyi, mesleği ve beklentileri doğrultusunda bu iki uç arasında bir spektrum üzerinde karar verirler.
14. Güncel araştırma cephesi: Görüntüleme, simülasyon ve dijital bilek
Son yirmi yılda radiokarpal eklem, yalnızca ameliyathanede değil, bilgisayar ekranlarında da yeniden keşfediliyor.
14.1. Gelişmiş görüntüleme: Dört boyutlu CT ve dinamik analiz
Klasik statik radyografi ve BT’nin ötesine geçilerek:
- Dört boyutlu BT (4D-CT) ile pronasyon–supinasyon sırasında radius ve ulna, hatta distal radioulnar eklem ve radiokarpal eklem arasındaki gerçek zamanlı osteokinematik ilişkiler inceleniyor.
- Sağ ve sol önkolun kinematik simetrisi, cerrahi planlama için referans olarak kullanılabilir mi sorusu üzerine çalışmalar yürütülüyor; bilateral simetri, özellikle kronik deformite onarımlarında önemli bir karşılaştırma standardı sunuyor.
Bu dinamik görüntüleme yöntemleri, klasik statik pozlara sığmayan instabilite paternlerini ve kıkırdak yüklenmesini görünür kılıyor.
14.2. Sonlu eleman modelleri ve sayısal bilek
Bilgisayar destekli biyomekanik, radiokarpal eklemin anlaşılmasında yeni bir çağ açtı:
- 2000’li yılların ortalarından itibaren, skafoid, lunat ve radiusu içeren 3 boyutlu sonlu eleman (FE) modelleri, özellikle eklem yüzeyindeki küçük basamaklanmaların stres dağılımına etkisini analiz etmek için geliştirildi.
- Yakın dönemde, tüm bilek kompleksini (radius, ulna, proksimal ve distal karpal sıralar) içeren daha kapsamlı FE modelleri tanımlandı; bu modellerde, gerçek BT görüntülerinden elde edilen kemik yüzeyleri, ligamentler ve kas kuvvetleri simülasyona dahil ediliyor.
- Midkarpal ekleme odaklanan sayısal modeller, radiokarpal ve midkarpal eklemlerin işbölümünü, yük dağılımını ve ligament hasarlarının kinematik etkilerini ayrıntılı biçimde incelemeye olanak tanıyor.
- Distal radioulnar eklem (DRUJ) için geliştirilen üç boyutlu FE modeller, TFCC ve radioulnar ligamentlerin fonksiyonel yükünü ve patolojik durumlarda oluşan stres paternlerini simüle etmeye başladı.
Bu sayısal “dijital bilek”ler, cerrahi öncesi planlama, implant tasarımı ve yeni tedavi stratejilerinin sanal ortamda test edilmesi için giderek daha fazla kullanılıyor.
14.3. Yeni cerrahi teknikler ve biyolojik yaklaşımlar
Güncel makaleler, radiokarpal eklemi çevreleyen yapıların rekonstrüksiyonunda:
- Distal radioulnar eklem instabilitesinde yeni ligament rekonstrüksiyon tekniklerini, tendon greftleri ve tünel konfigürasyonlarını, kısa ve orta dönem sonuçlarıyla birlikte raporluyor.
- Volar kilitli plak tasarımlarının evrimini, düşük profilli dorsal implantlarla karşılaştırarak komplikasyon oranlarını ve fonksiyonel sonuçları tartışıyor.
Eşzamanlı olarak, biyolojik ve rejeneratif tıp alanında:
- Kıkırdak defektleri için hücresel tedaviler ve biyomateryal esaslı greftler,
- Kapsül ve ligament yırtıkları için büyüme faktörü destekli iyileşme protokolleri,
- TFCC ve ligament onarımlarında biyolojik augmentasyon
üzerine deneysel ve erken klinik çalışmalar yürütülüyor. Amaç, radiokarpal eklemi yalnızca mekanik olarak “tamir etmek” değil, biyolojik olarak da mümkün olduğunca orijinal durumuna yakın şekilde “iyileştirmek”.
15. Bugünden bakınca: Aynı eklem, değişen bakışlar
Bugün radiokarpal ekleme bakan bir ortopedist ya da el cerrahı, aynı anatomik yapıya; fakat Hipokrat’tan Galen’e, Vesalius’tan Leonardo’ya, Lister’den Röntgen’e, Bunnell’den Cooney ve Whipple’a uzanan birikimin prizmasından bakar.
- Antik dönem, bileğin önemini fark etti ama onu göremedi.
- Rönesans, bileği gördü ama içini hareket halinde izleyemedi.
- yüzyıl, bileğin içine bakmayı ve onu açıp yeniden kurmayı öğrendi.
- yüzyıl ise, radiokarpal eklemi artık hem artroskopun optiğinde, hem dört boyutlu görüntülemede hem de sanal sonlu eleman modellerinde aynı anda görmeye çalışıyor.
Aynı radius, aynı skafoid, aynı lunat ve aynı TFCC; fakat her yüzyıl onlara farklı sorular soruyor. Şu anda sorulan sorular, yük dağılımının milimetre altı düzeyde optimizasyonu, hasta özelinde implant tasarımı ve biyolojik iyileşmenin hassas modülasyonu etrafında yoğunlaşıyor. Radiokarpal eklemin hikâyesi, bu sorulara verilecek yanıtlarla, muhtemelen hâlâ yazılmaya devam ediyor.
İleri Okuma
- Vesalius, A. (1543). De Humani Corporis Fabrica Libri Septem [On the Fabric of the Human Body].
- Lister, J. (1867). On the Antiseptic Principle in the Practice of Surgery. The Lancet, 90(2299), 353–356.
- Roentgen, W. C. (1896). On a New Kind of Rays. Nature, 53, 274–276.
- Bunnell, S. (1944). Surgery of the Hand. Lippincott, Philadelphia.
- Hippocrates. (1950). Hippocratic Writings (Translated by J. Chadwick and W. N. Mann). Penguin Classics.
- Linscheid, R. L. (1965). Kinematic considerations of the wrist. The Journal of Bone and Joint Surgery, 47A, 166–188.
- Kapandji, I. A. (1970). Physiology of the Joints. Volume I: Upper Limb. E & S Livingstone, Edinburgh.
- Palmer, A. K., & Werner, F. W. (1981). The Triangular Fibrocartilage Complex of the Wrist: Anatomy and Function. Journal of Hand Surgery, 6(2), 153–162.
- Ruby, L. K., & Cooney, W. P. (1985). Fractures of the Distal Radius: Concepts and Management. Journal of Hand Surgery, 10(3), 401–409.
- Kauer, J. M. (1986). Functional Anatomy of the Wrist. Clinical Orthopaedics and Related Research, 202, 9–20.
- Resnick, D., & Niwayama, G. (1988). Degenerative Diseases of the Wrist: Osteoarthritis and Other Conditions. Radiology, 167(2), 313–321.
- Palmer, A. K. (1989). Triangular fibrocartilage complex lesions: A classification. The Journal of Hand Surgery (American Volume), 14(4), 594–606. doi:10.1016/0363-5023(89)90177-8.
- Whipple, T. L., & Marotta, J. J. (1990). Arthroscopic Examination of the Wrist: Technique and Normal Anatomy. Journal of Hand Surgery, 15(4), 617–620.
- Cooney, W. P. (1993). Evaluation of Chronic Wrist Pain by Arthroscopy. Journal of Hand Surgery, 18(5), 628–635.
- da Vinci, L. (1995). The Notebooks of Leonardo da Vinci (Edited by I. Richter). Oxford University Press.
- Garcia-Elias, M., Cooney, W. P., & Linscheid, R. L. (1998). Wrist kinematics and carpal instabilities. In D. P. Green, R. N. Hotchkiss, & W. C. Pederson (Eds.), Green’s Operative Hand Surgery, 4th ed. Churchill Livingstone, New York, pp. 535–588.
- Garcia-Elias, M., & Lluch, A. L. (1998). Carpal Instabilities and Management. Hand Clinics, 14(1), 35–57.
- Jupiter, J. B., & Fernandez, D. L. (2002). Distal Radius Fractures: Treatment of Complications. The Journal of Bone and Joint Surgery, 84(7), 1282–1290.
- Galen. (2002). On the Natural Faculties (Translated by A. J. Brock). Loeb Classical Library.
- Berger, R. A., & Weiss, A. P. (2004). Hand Surgery. Lippincott Williams & Wilkins, Philadelphia.
- Ruch, D. S., & Papadonikolakis, A. (2006). Wrist arthroscopy. The Journal of the American Academy of Orthopaedic Surgeons, 14(10), 593–604. doi:10.5435/00124635-200610000-00005.
- Standring, S. (2016). Gray’s Anatomy: The Anatomical Basis of Clinical Practice, 41st ed. Elsevier, London.
- Tang, J. B., & Giddins, G. (2018). Why and How to Report Outcomes in Hand Surgery. Journal of Hand Surgery European Volume, 43(7), 701–709.
- Lee, M., & Innmann, M. M. (2021). Wrist Injuries in Athletes: A Clinical Approach. Sports Medicine and Arthroscopy Review, 29(3), 134–145.

Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.