Neden uyuruz?

Bazıları sekiz saate ihtiyaç duyarken bazılarına dört saat yetiyor. Ama herkesin nefes almak ve yemek gibi uykuya da ihtiyacı var. Fakat bilim insanları bunun nedenini hâlâ çözebilmiş değil.

Bu konuda ilginç teoriler ve ipuçları var. İpuçlarından en belirgin olanı, yeterince uyuduğumuzda kendimizi iyi, mahrum kaldığımızda ise çok daha kötü hissetmemiz. Birkaç günlük mahrumiyetin ardından uyku ihtiyacı öylesine ağır basar ki hiçbir şey uyanık kalmamızı sağlayamaz. Yapılan deneylerde bu haldeki insanların aşırı yüksek müzikte, ayakta, hatta tekmelenirken bile uyuduğuna tanık olunmuştur. Birkaç günlük uykusuzluk hali insanda kafa karışıklığı, unutkanlık ve halüsinasyona neden olur. (En uzun süreli uyanık kalma rekoru 11 gündür.)

Fakat yorulduğumuz için uyuduğumuzu söylemek acıktığımız için yemek yediğimizi söylemek gibi olur; uyuma nedenimiz budur, ama neden uykuya ihtiyaç duyduğumuz sorusunun yanıtı değildir bu.

Bellek yardımı

Son yıllarda ortaya çıkan bir teoriye göre uyku, yeni bellek oluşumunda ve pekiştirilmesinde önemli rol oynar. Hafıza sistemimiz psikolojik gizemini korurken, birçok araştırma uykunun perde arkasında bakım ve muhafaza işlevi gördüğünü iddia ediyor.

California Üniversitesi’nden Matthew Walker ve ekibi, deneklere bilgisayarda sırasıyla çeşitli şekiller gösteriyor. Deneklerin yarısı bu şekilleri sabah, diğer yarısı ise akşam izleyip ezberlemeye çalışıyor. Daha sonra laboratuvara dönen deneklerin sabahçı olanları tüm gün boyunca uyanık kaldıktan sonra, akşamcı olanlar ise gece uyuduktan sonra hafıza testine tabi tutuluyor. Uyumuş olanların şekillerin sıralamasını çok daha iyi hatırladığı ortaya çıkıyor.

Gün içindeki kısa uykuların da hafızayı güçlendirdiği düşünülüyor.

Bazı araştırmacılar uykunun tazeleme ve yeniden düzenleme yoluyla belleğimize yardımcı olduğunu ifade ediyor. Sıçanlara labirent içinde yol bulma eğitimi verilerken beyinlerinde gerçekleşen aktivite biçiminin gece uyku sırasında da tekrarlandığı görüldü. Buradan, gündüz edinilen tecrübenin uyku sırasında da tekrarlandığı sonucuna varıldı.

Dinlenmek ayrıca kötü deneyimlerin etkisinin azaltılmasına da yardımcı oluyor. Walker’in araştırmasında, kötü ve travmatik olayların yarattığı olumsuzluklarla beynin uyku sırasında baş etmeye çalıştığı da iddia ediliyordu.

Rüya alemi

Burada rüya olgusu da devreye giriyor. Belleğimizin uyku sırasında yaşadığı çılgın maceralar olarak ifade edebileceğimiz rüyaların, belleğin tazeliğini korumak için rastgele harekete geçmesi ve yaşanan olaylar arasında bağlantı kurma çabasının ürünü olduğu sanılıyor. Uyku mahrumiyetinin halüsinasyona yol açmasının nedeni de bu olabilir. Uyku yoluyla belleğimizi yeniden düzenleme fırsatından mahrum bırakıldığımızda rüyalar davetsiz bir şekilde uyanık dünyamıza girerek gerçek olanla olmayanı birbirinden ayırmamızı zorlaştırıyor.

Bütün bunlar aslında bazı verilere dayanan spekülasyonlar. Beynimize çeki düzen vermenin yanı sıra, vücudumuz uykuyu hasarlı hücrelerin onarımı gibi bazı düzenleme ve idare işlerini yapma fırsatı olarak da değerlendiriyor olabilir.

Bazı bilim insanları ise uykunun düzen ve onarım amaçlı olmadığını savunuyor. “Neden uyuyoruz?” sorusu yerine “Neden uyanığız?” sorusunun sorulması gerektiğini belirtiyorlar. Sıcak, güvende ve tok haldeyken, yani temel ihtiyaçlar giderilmişken etrafta dolaşmanın ve uyanık kalmanın enerji israfı olduğunu ifade ediyorlar.

Net olan şey, uykunun akıl ve beden sağlığı için gerekli olması. Herkesin ihtiyacı farklılık gösterse de ortalama 7 saat uyumak gerekiyor. Daha az uyuyanların kalp hastalıkları gibi bazı hastalıklara daha açık hale gelme riskinin yanı sıra yaşam sürelerinin de kısaldığı düşünülüyor.

Yani, bir dahaki sefere uyumak istediğinizde suçluluk duygusuna kapılmak yerine, uykunun size ne kadar iyi geleceğini düşünmek daha doğru olabilir.

Kaynak:

  • BBC
  • Jeffrey M. Ellenbogen , Peter T. Hu, Jessica D. Payne, Debra Titone , and Matthew P. Walker Human relational memory requires time and sleep PNAS vol. 104 no. 18 > Jeffrey M. Ellenbogen, 7723–7728, doi: 10.1073/pnas.0700094104
  • Wilson MA, McNaughton BL Reactivation of hippocampal ensemble memories during sleep. Science. 1994 Jul 29;265(5172):676-9.
  • Els van der Helm, Justin Yao, Shubir Dutt, Vikram Rao, Jared M. Saletin, Matthew P. Walker REM Sleep Depotentiates Amygdala Activity to Previous Emotional Experiences Cell Volume 21, Issue 23, p2029–2032, 6 December 2011 DOI: http://dx.doi.org/10.1016/j.cub.2011.10.052

Rüya gören beyin hafızayı koruyor

Image copyrightTHİNKSTOCK

Bilim insanlarının yaptığı bir araştırma, rüya gören beynin hafızayı koruduğunu ortaya koydu.

Science bilim dergisinde yayımlanan makaleye göre uykunun rüya görülen kısmı olan, gözlerin hızlıca oynatıldığı REM aşamasında ritm bozulursa hafıza kayıpları yaşanabiliyor.

Fareler üstünde yapılan deneylerde beyin fonksiyonları REM sırasında durdurulan fareler, hemen ardından yapılan hafıza testlerinde başarısız oldular.

REM uykusu sırasında insanlar rüya görüyor ancak rüyaların, yeni anıların yerleşmesi konusunda önemli olup olmadığı bugüne kadar yanıtlanmamıştı.

Son araştırmalar REM dışı derin uykuya odaklanmıştı.

Derin uyku sırasında beyin hücreleri hafızayı güçlendiriyor ve o günkü tecrübeleri yeniden yaşatan çeşitli kalıpları ateşliyor.

REM uykusu sırasında gözlerimiz hareket ediyor ve kaslarımız gevşiyor ama beynin tam olarak ne yaptığı gizemini koruyor.

Bu uyku türü tüm hayvanlar dünyasında, memelilerde, kuşlarda hatta sürüngenlerde bile görülebiliyor.

Özellikle de hayvanlarda REM aşamaları çok kısa süreli olduğu için ve diğer komplikasyonlar nedeniyle bu uykunun etkilerini ölçmek zor.

REM uykusuna dalmış insanları ve hayvanları uyandırmak strese ve hafıza testlerini de bozan sorunlara neden oluyor.

REM uykusu hafızayı güçlendiriyor

Kanada’da McGill Üniversitesi’nde çalışan Dr. Sylvain Williams doğrudan uyuyan beyne müdahale etmeye karar verdiklerini söylüyor.

BBC’ye konuşan Williams “Farelerde REM uykusunu bozmak için bir yöntem kullandık” dedi.

“Optogenetics” adında bir sistemi kullanan Williams ve ekibi, farelerde belli sayıda bir hücreye, beyinlerine yerleştirilen minik bir optik fiber sayesinde ışık tutmuşlar.

Image copyrightSCİENCEPHOTOLİBRARY

Araştırmacılar ışığı yaktıklarında “teta titreşimleri” adı verilen belirli bir beyin ritmi büyük ölçüde azalmış.

Eğer bu müdahale farenin REM uykusuna denk gelmişse bunun sonuçları olmuş.

Dr. Williams “REM uykusundaki faaliyeti durdurmak, özellikle hafızanın oluşması ve güçlenmesini engelliyor” diyor.

Örneğin yeni bir nesneyle bir gün önce gördüğü nesne aynı anda fareye gösterildiğinde, fare tanımadığı nesneye odaklanacağına her ikisini de inceliyor.

REM uykusunun yeni anıları yerleştirmesi için kritik olduğu görülüyor. Williams, bunun yanıtladığından daha çok soru yarattığını söylüyor.

Eğer derin uyku hafızayı güçlendiriyorsa REM uykusunun asıl görevi ne?

Williams, “Şu anda iki aşama arasındaki farkı bilmiyoruz. Ama REM uykusunun ana bir rolü olduğunu öğrenmek şaşırtıcı bir haber” diyor.

Araştırma bunama ve diğer hafıza sorunları yaşayan hastalarda incelenmeye değer olabilir.

Williams, “Özellikle Alzheimer hastalarında bu normal faaliyetin nasıl etkilendiğini ve hafıza bozulmalarına nasıl katkısı olduğunu görmek ilginç olabilir” diyor.

Kaynak:

  • BBC
  • Bernat Kocsis REMembering what you learned Science 13 May 2016: Vol. 352, Issue 6287, pp. 770-771 DOI: 10.1126/science.aaf9117

Rüyalarımızı Nasıl Hatırlayabiliyoruz?

Hemen hemen hepimizin malûmudur; rüyaları hatırlamak zordur. Aslında, eğer ki bir rüya uyanmamızdan önce sona ermişse, bu rüyayı hatırlamıyoruz. Uzun süreli hafızalar oluşturmamızı sağlayan beyin süreci, uyku anında pasiftir. Bu yüzden de uyanmamızdan kısa bir süre sonra gördüğümüz rüyaların büyük bir çoğunluğunu unuturuz. Örneğin; hatırlamada oldukça önemli bir nörotransmitter olan norepinefrin; uzun süreli hafızalar için elektriksel aktivitenin görüldüğü prefrontal korteks gibi bölgelerde rüya anında çok düşük seviyelerdedir.

Beyin uyandıkça, uzun süreli hafıza için gerekli süreçleri aktif hale getirmeye başlar. Böylece, eğer bir rüyadan fırlayarak uyanırsak, bu rüyayı hatırlama şansımız çok daha fazladır. 2011 yılında yapılan bir çalışma; REM uykusundan uyandıktan sonra prefrontal kortekslerinde daha fazla teta beyin-dalgası aktivitesine sahip insanların rüyaları hatırlamada daha iyi oldukları sonucuna ulaştı. Teta aktivitesi; daha yavaş bir tempoya, daha rahatlamış bir beyin haline işaret eder ve fazla teta aktivitesi ise uyanıkken hafızayı güçlendirmeyle bağlantılıdır.

Bir rüyanın duygusal içeriği ve mantıksal tutarlılığı da rüyalarımızın ne kadarını hatırladığımızda etkilidir. Yapılan bir çalışma; daha az mantıklı rüyaların, içeriği berrak ve organize bir hikaye çizgisi olan rüyalara kıyasla daha zor hatırlandığını ortaya koydu. Hatırlamamıza en uygun olan rüyalar –kâbuslar ve oldukça parlak, duygusal rüyalar– beynin ve vücudun canlanmasına eşlik eder ve bizi uyandırmaya daha yatkın rüyalardır.

Belli bazı teknikler rüya hatırlama oranımızı artırmaya yardımcı olabilir. Uyandıktan hemen sonra dikkatimizi çeken herhangi bir şey de rüya hatırlamayı engelleyebilir, bu yüzden uykuya dalarken kendinize rüyalarınızı hatırlamak istediğiniz hatırlatın. Uykudan hemen önce son düşündüğünüz şeyler bunlar olsun. Yatağınızın yanında bir defter ve bir kalem bulundurun ve tanımlayabildiğiniz bir görüntü ya da his varsa bunu not edin. Basit olan bu adımları izlemek bütün bir rüyayı geriye sarmanıza sebep olabilir.


Kaynak:

  • Bilimfili,
  • “What Processes in the Brain Allow you to Remember Dreams?” ScientificAmerican MIND. (2014, July 1)

Rüyalar Nöral Anahtarla Açılıp Kapatıldı

California Üniversitesi’nden bir grup araştırmacı, sadece bir düğmeye basarak uyuyan farenin rüya görmeye başlamasını sağladı. Araştırmacılar beynin medulla adı verilen ilkel bölgesinde yer alan sinir hücrelerine optogenetik bir düğme yerleştirerek, bu hücrelerin nöronları aktif ve pasif duruma getirmelerini lazerle kontrol etmeyi başardı.

Nöronlar aktifleştirildiklerinde, fareler saniyeler içinde REM uykusuna daldılar. Hızlı göz hareketleriyle karakterize edilen REM uykusu, memelilerde iskelet kaslarının geçici felç durumuna girdiği ve beyin korteksindeki etkinliğin eşlik ettiği uyku evresidir. Deneyde nöronları etkisizleştirmenin, farelerin REM uykusuna dalma yeteneğini azalttığı, hatta ortadan kaldırdığı görüldü. UC Berkeley ekibi bulgularını, Nature dergisinin 15 Ekim tarihli sayısında yayımladı.

UC Berkeley’den Prof. Howard Hughes ve makalenin başyazarı Yang Dan şunları söyledi: “Önceden medullanın bu bölgesinin, REM uykusu sırasında iskelet kaslarının felç durumuna girmesinde rol aldığı düşünülüyordu. Burada gösterdiğimiz şey, bu nöronların REM uykusunu, kasların geçici felci ve beynin NREM uykusuna göre daha uyanık görünmesini sağlayan tipik kabuk aktivasyonun da aralarında olduğu tüm yönleriyle harakete geçirdiğidir.”

ruyalar-noral-anahtarla-acilip-kapatildi-1-bilimfilicomBeyin sapı ve hipotalamusdaki diğer nöronların REM uykusu üzerinde etkisi olduğunun gösterilmesine rağmen, “REM uykusunun yüksek indüksiyonundan dolayı–denemelerimizin yüzde 94’ünde, fareler nöronların etkinleştirilmesiyle saniyeler içinde REM uykusuna girdiler– bunun, uykuya girip girmeyeceğinize karar veren görece küçük bir ağ içerisinde kritik bir düğüm olabileceğini düşünüyoruz.” diye ekliyor Dan.

Araştırmacılar, bu çalışmanın sadece beyinde rüya görmenin ve uyku üzerindeki karmaşık denetimin daha iyi anlaşılmasını sağlamayacağını, ayrıca bilim insanlarının farelerde rüya görmeyi durdurup başlatmasının neden rüya gördüğümüzü anlamamıza olanak sağlayacağını söylüyor.

UC Berkeley’de doktora sonrası araştırmacısı olan Franz Weber, “Pek çok piskiyatrik hastalık, özellikle duygudurum bozuklukları, REM uykusundaki değişikliklerle ilişkilidir ve bazı yaygın kullanılan ilaçlar REM uykusunu etkileyebilir, bu nedenle zihinsel ve duygusal sağlığın hassas bir belirtisi olarak görünmektedir. Uyku çevirimi üzerine çalışma yapmanın, bu hastalıklara, ayrıca uykuyu etkileyen diğer nörolojik hastalıklara, Parkinson ve Alzheimer hastalıkları gibi, yeni bir bakış kazandıracağını umuyoruz,” diye anlatıyor.

Yemek ve Rüya Görmek

Araştırmacılar ayrıca, farelerde bu beyin hücrelerinin uyanıkken etkinleştirilmesinin, uyanık olma hali üzerinde bir etkisi olmadığını, fakat farelerin daha çok yemelerine neden olduğunu buldu. Normal farelerde, bu nöronlar – nörotransmiter gama-amino bütrik asit (GABA) salınımı yapan bir sinir hücreleri dizisi, bu nedenle sıklıkla GABAerjik nöronlar olarak anılırlar – fareler çok keyifli iki aktivite olan yemek yerken veya taranırken, uyanma süreçlerinde en çok aktif olan nöronlardır.

Dan, medulladaki GABAerjik nöronların, beynin evrimsel süreçte çok eski bir diğer bölümü ponstaki nöradrenerjik nöronlar gibi stres nöronlarının tam tersine etki ettiğini düşünüyor.

“Diğer araştırmacılar, koşarken aktif olan nöradrenerjik nöronların, yemek yerken veya taranırken pasif olduğunu buldular. Görünüşe göre sakinleşmişken ve huzurluyken, bu nöradrenerjik nöronlar kapanıyor ve medulladaki GABAerjik nöronlar açılıyor.” diye aktarıyor Dan.

Bu GABAerjik nöronlar, omurga kanalının tepesinde bulunan medullanın karın kısmından, beyin sapının ve hipotalamusun pek çok bölgesine yansır, böylece pek çok vücut fonksiyonunu etkileyebilirler. Bu bölgeler — düşünce ve mantığın merkezi beyin zarından daha ilkel — nefes almak gibi otomatik işlevler ve kasların kontrol merkezi olduğu kadar, duygular ve doğuştan davranışların da oturduğu bölgelerdir.

Optik Beyin Durumu Değişimi

Dan, Weber ve çalışma arkadaşları, medulladaki REM bağlantılı bu GABAerjik nöronları araştırmak içinoptogenetik denilen güçlü bir teknik kullandılar. Bu teknik, bir virüs sayesinde, özel nöron türlerine ışığa hassas iyon kanalları eklemeyi gerektiriyor. Araştırmacılar bu virüsü GABAerjik nöronlara yönlendirmek için, işaretçi proteinleri bu özel nöronlara taşıyan, genetik olarak düzenlenmiş bir fare hattı kullandılar. Bir kere eklendiğinde, beyne eklenmiş optik fiber üzerinden lazer ışığıyla uyarılan iyon kanalları, nöronların etkinleşmesini sağlayabiliyor. Alternatif olarak, GABAerjik nöronlara iyon pompası eklemek, lazer ışığı uyarımıyla bu nöronların aktivitesini kapatmalarına olanak sağladı.

Farelerin genetik olarak düzenlenmiş bu türünü kullanarak, araştırmacılar medulladaki bu nöronların aktivitesinin haritasını çıkardılar ve kısa periyotlarda nöronları aktifleştirme veya pasifleştirmenin, uyku ve uyanma davranışını nasıl etkilediğini kaydettiler.

Ayrıca aynı nöron grubunu etkisizleştirmek için ilaç kullandılar ve çabuk olmaması ve uzun sürmesine rağmen REM uykusunda azalma tespit ettiler, çünkü ilacın etki etmesi için yaklaşık yarım saat gerekti ve çok yavaş tükendi.

Ayrıca medulladaki bir başka nöron grubuna da ışığa duyarlı iyon kanalları eklediler: glutamat nörotransmiter salınımı yapan glutamaterjik nöronlar. Bu nöronları aktifleştirmek hayvanları kısa sürede uyandırdı, GABAerjik nöronları etkinleştirmenin tam tersi etki ederek.

Dan bu nöronlar üzerindeki çalışmalarını, sadece REM uykusunu etkileyecek şekilde değil, ayrıca NREM uykusunu da etkileyecek şekilde sürdürüyor.


Kaynak: 

  • Bilimfili,
  • University of California – Berkeley. “Dreams turned off and on with a neural switch: Activating small group of neurons in medulla causes rapid transition to REM sleep.” ScienceDaily. ScienceDaily, 15 October 2015. <www.sciencedaily.com/releases/2015/10/151015120128.htm>.

Referans:  Franz Weber, Shinjae Chung, Kevin T. Beier, Min Xu, Liqun Luo, Yang Dan. Control of REM sleep by ventral medulla GABAergic neurons.Nature, 2015; 526 (7573): 435 DOI: 10.1038/nature14979

 

Rüya Bilimiyle İlgili 9 İlginç Gerçek

1953 yılında University of Chicago’dan uyku araştırmalarına öncülük eden Nathaniel Kleitman ve Eugene Aserinsky; uyku çalışmalarına katılan deneklerin göz kapağı seyirmesinin ardından REM uykusunun başladığını keşfetmişti. Neden rüya gördüğümüzü (oldukça ileri seviyede teorilere rağmen) henüz tam olarak  bilmesek de, REM aşamasının doğası, içeriği ve fizyolojisine dair her geçen gün yeni şeyler öğrenmeye devam ediyoruz.  İşte ilginç gelebilecek 9 gerçek:

Hepimiz Rüya Görüyoruz

REM aşamadaki maceralarımızı hatırlasak da hatırlamasak da, hepimiz aslında rüya görüyoruz. 2015 yılında yapılan bir araştırma; insanlar rüya görmediklerini iddia etseler de, esasında rüyalarını hatırlamadıklarını ortaya koydu. Fakat, rüyalarını hatırlamamanın bazı nörolojik temelleri var. 2014 yılındaki bir araştırma; rüya görmediğini iddia eden insanların beyinlerindeki REM aktivitesinin biraz daha farklı olduğunu ortaya koydu.

Siyah Beyaz Televizyon İzlerseniz, Siyah Beyaz Rüyalar Görebilirsiniz

GIPHY aracılığıyla

1942 yılında yapılan bir çalışma insanların siyah beyaz rüyalar gördüklerini ortaya çıkardı. Çalışmaya katılan 277 üniversite öğrencisinden %71’i renkli rüyaları nadiren gördüklerini ifade ettiler. 2001 yılında araştırmacılar aynı çalışmayı birkez daha tekrarladılar ve katılımcıların yalnızca %18’i siyah beyaz rüyalar gördüklerini belirttiler. 2008 yılında, İngiliz bilim insanları; bazı insanların neden gri tonlarda rüyalar gördüklerini araştırmaya giriştiler ve çocukluğunda siyah-beyaz filmler izleyen insanların yaşamları boyunca renksiz rüya görmeye daha yatkın oldukları bulgusuna ulaştılar.

REM Rüyaları Daha Agresif

Rüyalar yalnızca REM aşamada görülmezler, fakat REM ve REM dışı rüyalar niteliksel farklılıklara sahip. Yapılan biraraştırma; insanların REM dışı rüyalarda sosyal anlamda daha dostça ilişkiler gördüklerini ancak REM aşama başladığı anda saldırganlığın da arttığını gösterdi.

Silah Kullananlar Şiddet İçeren Rüyalar Görmeye Daha Yatkınlar

siddet-iceren-ruyalar-bilimfilicom

Şiddete maruz kalmak bilinçaltına sızıyor olabilir mi? Call of Duty isimli oyunu ve diğer şiddet içeren oyunların bağımlısı insanlarla Kanadalı askerleri kıyaslayan bir araştırma; askerlerin oyun bağımlılarına kıyasla daha sıklıkla şiddet içeren rüyalar gördüklerini ortaya çıkardı.

Kadınlar Erkeklere Kıyasla Daha Fazla Kâbus Görüyorlar

Ya da raporlar buna inanmamızı istiyor. Bir çalışmaya göre; bu cinsiyet temelli durum 10 yaş civarında başlıyor. Peki ama neden? Bu durum; kadınların rüyaları hatırlamada daha iyi oldukları ve kâbus görme ile uyumlu bir özellik olan yüksek nevrotik seviyeler gösterme sıklıklarının fazlalığı olarak yorumlanıyor. Özellikle de geceleri geç saatlere kadar uyanık kalan kadınlar, sabahın erken saatlerinde uyanan kadınlara kıyasla daha fazla kâbus görüyor. Yapılan bir çalışma; kâbus görme ve geceleri geç saatlere kadar uyanık kalma durumu arasındaki bağlantının en fazla 20 ve 29 yaş aralığında gerçekleştiğini gösteriyor.

Hamile Kadınlar Ucube Rüyaları Daha Sık Görüyorlar

kabus-gorme-bilimfilicom
Art courtesy of Madanelu/Creative Commons

Hamile olmayan kadınlarlaa kıyaslandığında, bebek bekleyen kadınlar; hamileliklerinin özellikle de dokuzuncu aylarında daha fazla kötü rüyalar görüyorlar. Yapılan bir çalışma; anne adaylarının gebeliklerinin son döneminde kâbusları ortaya çıkarabilecek derecede kalitesiz bir uyku süreci geçirdikleri bulgusuna ulaştı. Tüm topluma bakıldığında ise; rüyalarımız olumlu duygulardan çok olumsuz duygular içeriyor.

Rüya Gören Birisinin Ne Gördüğünü Gözlemleyebilme Yetisine Sahibiz

Bilimkurgu gibi gelebilir fakat doğru. 2013 yılında, bilim insanları fMRI (fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme) kullanarak insanların rüyalarında ne gördüklerinin izlenebileceğini ortaya çıkardılar. Uyuyor olsak da, uyanık olsak da beyin aktivitesi örüntüleri aynı mental görüntülere denk düşüyor. Yani, örneğin kırmızı elma hayal eden bilinci açık insanların beyin aktivitesinin gözlenmesiyle, bilim insanları çekingen düşünceler üzerinde çalışabiliyor ve kimin “kırmızı” fantaziler içerisinde kaybolduğunu anlayabiliyorlar.

Koku, Rüyalarımızı Şekillendiriyor

Uyku esnasında koklama duyumuz büyük oranda kapalı olduğundan, yangınlara karşı yangın alarmlarına güveniriz. Fakat 2008 yılında yapılan bir çalışmaya göre; garip bir şekilde, kokular rüyalarımızın duygusal havasını etkiliyor. Alman araştırmacılar, çürük yumurta kokusuna maruz kalan insanların daha olumsuz rüyalar gördükleri, buna karşın aromatik kokulara maruz kalan insanların ise daha tatlı rüyalar gördükleri bulgusuna ulaştı.


Kaynak:

  1. Bilimfili,
  2. Fisher T. “9 Fascinating Facts About the Science of Dreaming,”http://vanwinkles.com/nine-things-we-know-about-the-science-of-dreaming
  3. Schwitzgebel E1. Do people still report dreaming in black and white? An attempt to replicate a questionnaire from 1942. Percept Mot Skills. 2003 Feb;96(1):25-9. PMID: 12705505
  4. Eva Murzyn Do we only dream in colour? A comparison of reported dream colour in younger and older adults with different experiences of black and white media Consciousness and Cognition Volume 17, Issue 4, December 2008, Pages 1228–1237 doi:10.1016/j.concog.2008.09.002
  5. Dale A, Murkar A, Miller N, Black J. Comparing the effects of real versus simulated violence on dream imagery. Cyberpsychol Behav Soc Netw. 2014 Aug;17(8):536-41. doi: 10.1089/cyber.2013.0494.
  6. Schredl M. Explaining the gender difference in nightmare frequency. Am J Psychol. 2014 Summer;127(2):205-13. PMID: 24934011
  7. Tore Nielsen Nightmares Associated with the Eveningness Chronotype JOURNAL OF BIOLOGICAL RHYTHMS, Vol. 25 No. 1, February 2010 53-62 DOI: 10.1177/0748730409351677
  8. Lara-Carrasco J, Simard V, Saint-Onge K, Lamoureux-Tremblay V, Nielsen T. Disturbed dreaming during the third trimester of pregnancy. Sleep Med. 2014 Jun;15(6):694-700. doi: 10.1016/j.sleep.2014.01.026. Epub 2014 Mar 26.
  9. T. Horikawa1, M. Tamaki, Y. Miyawaki, Y. Kamitani Neural Decoding of Visual Imagery During Sleep Science 03 May 2013: Vol. 340, Issue 6132, pp. 639-642 DOI: 10.1126/science.1234330
  10. MICHAEL SCHREDL, DESISLAVA ATANASOVA, KARL HÖRMANN, JOACHIM T. MAURER2, THOMAS HUMMEL and BORIS A. STUCK Information processing during sleep: the effect of olfactory stimuli on dream content and dream emotions Journal of Sleep Research Volume 18, Issue 3, pages 285–290, September 2009 Article first published online: 22 JUN 2009 DOI: 10.1111/j.1365-2869.2009.00737.x

Uyku Anında Bir Saniye Neden “Bir Yıl” Gibidir?

“Inception” filminde, rüyalar oldukça yavaş gerçekleşiyordu ve rüyadaki bir saatlik dilim gerçek dünyada yalnızca beş dakikaya denk geliyordu. Görünen o ki; Aristocu benzetimin aksine Oscar Wilde’nin dediği gibi; sanatın yaşamı taklit etmesinden çok, yaşam, sanatı taklit ediyordu.

Yeni yapılan bir araştırma, rüyaların zamanı çeşitli komplekslik ve uzunlukta çarpıttığı bulgusuna ulaştı. Yani yürümek, saymak ve hatta sıradan bir jimnastik rutini bile uyanık olduğumuz ana göre çok daha uzun sürüyor.

Araştırmacıların bulgularına göre; zamanın bu sıkışması bir görev boyunca tutarlı olarak görünüyor. Rüyadaki zaman, nasıl sıkıştığıyla uyumlu olarak gerçek zamanın bir yavaş çekimi gibi görünüyor,

Bulgular; rüyaların zaman aldığını ve basitçe uykunun son anında kurulmadığını doğruluyor. Araştırmalar; rüyaların üzerine çalışılması gereken bir alan olduğunu gösteriyor. Rüyaları kontrol etmeyi öğrenerek, insanlar, fiziksel bazı aktivitelerde yavaş çekimde deneme yapabilme şansına sahip olabilirler ve potansiyel olarak da uyanık olunan zamanlara kıyasla daha iyi bir sonuç elde edebilme durumunda olabilirler.

Rüya Zamanı

Rüyadaki zamanın nasıl işlediği sorusu aslında oldukça eski bir soru. 1861 yılında Fransız bir bilgin olan Alfred Maury, Fransız Devrimi‘ne dair uzun süreli bir rüya görüyordu ve rüya yatağının bir parçasının üzerine düşmesiyle sona erdi ve bu durum ona idam edildiğini düşündürdü. Uyanmasıyla birlikte, Maury; bütün rüyasını uyanmasına sebep olan anda beyni tarafından kurgulandığı şeklinde yorumladı, bu da neden başının kesildiği hissi ile rüyanın bittiğini açıklıyordu.

Uykunun REM aşamasının keşfi ve bunun rüya ile olan ilişkisi zamanla Maury’nin teorisinin büyük bir kısmını “yatağa gömdü.” 1950lerdeki araştırmalar; REM uykusu sırasında uyanan insanların ne kadar süredir rüya gördükleri iyi bir doğruluk oranıyla ifade edebildikleri bulgusuna ulaştı. Bu da; rüyaların gerçek zamana yaklaşılan bir anda görüldüğüne işaret ediyordu. Fakat, bizim uyku saatimizin tam olarak saptanıp saptanamaması ise aşılması gereken bir sorun olarak görülüyor.

Araştırma ekibi, atletlerin uyuyorken antrenman rutinlerini gerçekleştirip gerçekleştiremedikleri üzerine çalışırken uykudaki zaman problemi üzerine yoğunlaştılar. Tuhaf olanı şu ki; hayal, fiziksel bir tepki de oluşturuyor. Yani, eğer bir kişi bir topa vuruşunu ya da bir sahada koştuğunu resmederse, vücut da bu hayale eşlik ederek; kalp atışında ve nefes alış-verişlerde bir artış gösterir. Benzer şekilde, araştırma ekibi, insanların rüyada diz çöktüklerinde, kalp atışlarının ve solunumlarının hızlandığı bulgusuna ulaştılar.

Fakat, aynı zamanda da bu rüya egzersizlerini tamamlamak için denekler uyanıkken yaptıklarından %40 oranındadaha uzun süreye ihtiyaç duyuyorlardı. Araştırmacılar bunun nedenini merak ediyorlardı. Bu durum görevin fizikselliğine mi yoksa karmaşıklığına mı, yoksa uzunluğuna mı dayanıyordu?

Rüyaları Kontrol Etmek

Araştırma ekibi rüyalarındaki hareketlerini kontrol edebilen 21 insanı çalışmaya katılmaya davet ettiler. Katılımcıların her biri 2-3 gece boyunca uyku laboratuvarına gelerek, uykudayken göz sinyalleri ile araştırmacılarla iletişim kurmayı öğrendi.

Katılımcılardan 5 kişi; mental bir görev olan rüya anında 10’a, 20’ye ya da 30’a kadar sayma görevine sokuldular. Katılımcılardan 8 kişi ise; fiziksel bir uzunluk tamamlama görevi olan 10, 20 ya da 30 adım yürüme görevine sokuldu. Kalan son 8 kişi ise; daha karmaşık bir fiziksel görev olan; atlama ve yuvarlanmayı içeren bir jimnastik rutini görevine sokuldular.

Ekip; toplamda tamamlanan 21 rüyayı kayıt altına aldılar. Her durumda da, katılımcıların rüyada bu görevleri tamamlamaları gerçek hayatta tamamlama süresine kıyasla daha uzundu. Yürüme görevi; rüyada, gerçek hayattaki zamanından %52 daha uzun ve jimnastik görevi ise %23 daha uzundu. Sayma görevi ise; gerçek hayattaki zamanından %27 daha uzundu. Ancak sayma göreviyle yürüme görevi arasında istatistiksel anlamda bir farklılık içermiyor. Frontiers in Psychology ‘de yayımlanan araştırmada; ekip, bu durumu şöyle açıklıyor; sayma görevi ve sayma görevine katılan katılımcı sayısı zaten düşük seviyelerdeydi. Ve açık bir şekilde görülüyordu ki; bütün oranlarda da, rüyalar; görevin tipinden, karmaşıklığından ya da uzunluğundan bağımsız olarak daha yavaş gerçekleşiyordu

Rüyalar Neden Yavaş Çekimde İlerliyor?

Bu evrensel yavaş çekim durumu, zamanın rüyalarda neden değiştiği sorusunu açıklamayı güçleştiriyor.

Yani soru hala kafa karıştırmaya devam ediyor, ancak bazı tahmin ve olasılıklar da ortaya atılıyor. Bunlardan birisi; rüyaların, uyanık zamanlardaki hareketin gerektirdiği zaman kas hareketlerini gerçekleştirmediği için bu durumu da işlemek için beynin daha fazla mesai harcaması gerektiğiyle ilişkili olabileceği teorisi. Ya da, belki de uyku sırasında beyin; düşük beyin sıcaklığı ya da miskin beyin dalgalanması faktörlerinden kaynaklı daha yavaş kalıyor olabilir.

Bir başka gizemli durum ise; bu yavaş ama tutarlı rüya süresinin normal rüyalar için de geçerli olup olmadığı.

Ekip; kontrol edilen rüyaların, REM uyku ve bilinçli kontrolün bir toplamı olduğunu düşündüklerini, dolayısıyla da kontrol edilebilir rüyadan kontrol edilemez rüyaya geçişin olduğu bir yerin olması gerektiğini söylüyorlar.

Araştırmacılar; bazı çalışmaların rüyaları dışarıdan kontrol etmeyi denediklerini, örneğin; deneğin yüzüne sprey püskürterek bu püskürtmenin rüya ile birleştirilmesinin zaman aldığı bulgusuna ulaştıklarını belirtiyorlar.

Ancak ekip; belki de bu sorunun cevabını hiçbir zaman öğrenemeyeceğimizi, çünkü normal rüyada, rüya içeriğini manipüle etme şansına sahip olunmadığını söylüyor.


Araştırma Referansı: Erlacher, D., Schädlich, M., Stumbrys, T., & Schredl, M. (2013). Time for actions in lucid dreams: effects of task modality, length, and complexity.Frontiers in psychology, 4.
Kaynak: Bilimfili,  Stephanie P. “Why A Second Can Seem Like A Year When You’re Asleep.” https://www.braindecoder.com/why-time-slows-in-dreams-1054668712.html

Bilgisayarlar Düş Kurar mı?

Bilgisayarlarının rüyalarını analiz etmeye karar veren Google’ın yazılım mühendislerinin bulgularına göre,androidler elektrikli koyun düşlüyor! Hatta salyangoz kabuklu domuzlar, deveye benzeyen kuşlar ve köpek gibi balıklar da… Google’ın server bilgisayarlarının, alışılmış nesnelerin görüntülerini tanıma ve yaratma becerisini sınadıktan sonra bu kanıya varan araştırmacılar, deney sonucunda Escher’in çizimlerini ya da Dali’nin tablolarını anımsatan sonuçlara ulaştı.

bilgisayarlar-dus-kurar-mi-bilimfilicom

Peki bu araştırmanın hedefi, bilgisayarlardan garip görüntüler yaratmalarını istemenin amacı nedir? Geleceğin parlak sanatçı robotlarının artistik potansiyellerini ortaya çıkarmaktan mı ibaret, yoksa daha bilimsel bir nedeni var mı? Asıl amaç elbette bütünüyle bilimsel: Google, bilgisayarların ne kadar verimli bir biçimdeöğrenebildiklerini bilmek istiyor.

Google’ın yapay sinir ağı bir tür bilgisayar beyin ve tasarımında hayvanlarda bulunan merkezi sinir sisteminden esinlenilmiş. Mühendisler bu ağa bir görüntü ilettiklerinde, ilk “nöron” katmanı şöyle bir bakıyor. Ardından bu katman, bir sonraki katman ile “haberleşiyor” ve görüntü işleme süreci başlamış oluyor. Bu süreç, nöron katmanı sayısı kadar (10-30 katman) yinelenirken, her bir katman görüntünün ne olduğu anlaşılana dek önemli özellikleri tanımlayıp izole ediyor. Bu nesne tanıma sürecinden sonra, sinir ağı bize nesnenin ne olduğunu söyleyebiliyor.

Google ekibi bu süreci tersine çevirebileceklerini fark etmiş. Yapay sinir ağına bir nesne söyleyip, o nesnenin bir görüntüsünü yaratmasını söylemişler. Bilgisayar da, nesneye ait olduğunu bildiği çeşitli özellikleri bir araya getirerek görüntü oluşturmayı denemiş. Bir çatal resmi istendiğinde, çatalın tanımlayıcı özellikleri bir sap ve sapın ucundaki birkaç sivri uçtur; boyut, renk ve duruş şekli önemli değildir. Bilgisayarların bu ayrımı yapıp yapamadığını anlamak için bir dizi görüntü çıktısı istenmiş. Tabi bazen sonuçlar pek beklendiği gibi çıkmamış. Örneğin aşağıdaki dambıl görüntülerinde, bilgisayarın değişik açılardan alınmış ve farklı uzaklık ya da boyuttaki dambıl görüntülerinin bir karışımını sunduğunu anlıyoruz. Dikkat ederseniz bilgisayar, ağırlık kaldıran kaslı kolu da dambılın bir parçası kabul etmiş. Google’da dambıl araması yaptığınızda karşınıza çıkan görüntülerin çoğu dambıl kaldıran bir kol oluyor. Bu nedenle bilgisayarı anlayışla karşılamak gerek.

bilgisayarlar-dus-kurar-mi-bilimfilicom

Bilgisayarların nesnelerde görüntü tanıma yetenekleri, sanatçıların hayal gücüyle yarışacak düzeyde. Dağların arasında tapınaklar, ağaçlarda binalar ve insanlar veya çiçeklerde kuşlar görebilirler.

bilgisayarlar-dus-kurar-mi-bilimfilicom

Hatta bazen son derece ayrıntılı öğeler, ortada hiçbir şey yok gibiyken belirebilir. Aşağıdaki işlenmiş bulutlu gökyüzü fotoğrafı, Google’ın yapay sinir ağının bulutları bir şeylere benzetmede bir numara olduğunu kanıtlıyor. Ortada hiç görüntü yokken onları yaratan bu tekniğe “başlatımcılık (inceptionism)” adı veriliyor. Bilgisayarların bu teknikle ortaya koyduğu yapıtları inceleyebileceğiniz bir sanat galerisi bile var.

bilgisayarlar-dus-kurar-mi-bilimfilicom

bilgisayarlar-dus-kurar-mi-bilimfilicom

Tasarımcılar makineden belli bir görüntü istemek yerine, sanatsal çalışmalarını bütünüyle özgür biçimde yapmasını sağladıklarında, mekanik bir zihinden ortaya çıkan eserlerin güzelliğinden çok etkilenmişler. Mühendisler bu görüntüleri “rüya” olarak adlandırıyor. Rüyaları ortaya çıkarmak için bilgisayara beyaz gürültüden (tüm frekanslarda rastgele dağılımlı gürültü) oluşan bir boş “beyaz kağıt” veriliyor. Makine bu gürültüden desenler çekerek, düşsel manzaralar oluşturuyor. Bu tablolara baktığınızda, ancak ve ancak sonsuz bir düş gücünün ürünü olabileceklerini seziyorsunuz.

bilgisayarlar-dus-kurar-mi-bilimfilicom


Kaynak:

  1. Bilimfili
  2. Iflscience.com “Google’s AI Can Dream, and Here’s What it Looks Like”
    <http://www.iflscience.com/technology/artificial-intelligence-dreams>
  3. Googlesearch

Rüya Görürken Gözlerimiz Neden Hareket Eder?

Tel Aviv Üniversitesi’nden araştırmacılar tarafından yürütülen ve Nature Communications dergisinde yayımlanan çalışma, uyku sırasındaki hızlı göz hareketleri (REM’ler) ile rüya imgelemi arasındaki ilişkiye dair önemli bir kavrayış sağlıyor. Bu araştırmadan önce, bilim insanları uzun süredir REM’lerin rüyanın görsel içeriğindeki geçişleri yansıtabileceği varsayımında bulunuyorlardı. Ancak bu çalışma, bu bağlantı için doğrudan nöral kanıt sağlayan ilk çalışmadır.

  1. Rüya İmgelemi ile Sinirsel Korelasyon: Çalışma, REM uykusu sırasındaki her bir göz hareketinin, beynin rüyada yeni bir görüntüye geçişine karşılık geldiğini göstermektedir. Bu, beynin bir görsel sahneden diğerine geçtiği bir “sıfırlama” mekanizmasına benzemektedir. REM uykusu sırasında beyin aktivitesindeki ani artış bu fenomenle yakından bağlantılıdır.
  2. Metodoloji: Araştırmacılar ameliyat geçiren 19 epilepsi hastasının beyin aktivitesini kaydetmiştir. Bu hastaların beyinlerine elektrotlar yerleştirilmiş, bu da araştırmacıların on gün boyunca medial temporal lobdaki nöral aktiviteyi gözlemlemelerine olanak sağlamıştır. Bu beyin bölgesi hafıza ve görsel tanıma için çok önemlidir. Göz hareketlerini izlemek ve bunları nöral verilerle senkronize etmek, beynin rüya görüntülerini nasıl işlediğini analiz etmek için eşsiz bir fırsat sağladı.
  3. Medial Temporal Lob ve Rüya İşleme: Medial temporal lob, her REM’den kısa bir süre sonra önemli aktivite göstermiştir. Hem görsel tanıma hem de hafızayla ilgili olan bu bölge, denekler uyanıklık sırasında yeni görüntüler izlediğinde gözlemlenenlere benzer şekilde yüksek aktivite örüntüleri sergilemiştir. Bu bölgedeki nöronlar, REM’lerden sonra artan ateşleme oranları sergilemiştir; bu da beynin uyanıkken görsel uyaranları işlemesine benzer şekilde, rüyada yeni görüntüleri işlemesini yansıtmaktadır.
  4. Beyin Aktivitesinin Senkronizasyonu: Çalışma, REM uykusu sırasında ve uyanıkken gerçek veya hayali görüntüleri izlerken beyin aktivitesinin oldukça benzer olduğunu buldu. Bu, REM uykusunun rüya görürken bile görsel ve hafızayla ilgili bilgileri işlemeye ve entegre etmeye hizmet ettiğini göstermektedir. Hafıza oluşumu için kritik bir bölge olan hipokampus da REM sırasında aktivite parlamaları göstererek REM uykusunu beynin görsel ve hafıza sistemleriyle daha da ilişkilendirmiştir.
  5. Çıkarımlar: Bu araştırma sadece REM uykusu ve bunun rüya görme ile ilişkisi hakkındaki anlayışımızı ilerletmekle kalmıyor, aynı zamanda beynin hem uyanıklık hem de rüya görme durumlarında görsel ve hafıza bilgilerini nasıl entegre ettiğine dair daha derin bir içgörü sağlıyor. Bulguların uyku bozukluklarını ve beynin bilinçsiz durumlarda bilgiyi nasıl işlediğini incelemek için daha geniş etkileri olabilir.


İleri Okuma
  • Andrillon, T., Nir, Y., Cirelli, C., Tononi, G., & Fried, I. (2015). Single-neuron activity and eye movements during human REM sleep and awake vision. Nature Communications, 6, 7884. DOI: 10.1038/ncomms8884.
  • American Friends of Tel Aviv University. (2015, August 12). Rapid eye movements in sleep reset dream ‘snapshots’. ScienceDaily. Retrieved from www.sciencedaily.com/releases/2015/08/150812131924.htm.

Neden Rüya Görürüz?

Rüyanızda her şey olabilir.  Uçabilirsiniz, okyanusları dolaşan küçük bir kara balık olabilirsiniz, ya da bir süper kahraman olabilirsiniz, inanılmaz yeteneklere sahip olabilir bu yetenekleri kolaylıkla kullanabilirsiniz, aşklarınızla uyanıkken yaşayamadığınız mutlu anlar yaşayabilir, kaybettiklerinizle yeniden buluşma fırsatı yakalayabilirsiniz, vesaire…

rüya1Rüyalar, bilimin bütün alanlarındaki araştırmacılar için şaşırtıcı bir konu başlığıdır. Biyolojik alandaki araştırmacılar uyku anında beyinde nasıl bir psikolojik süreçlerin ortaya çıktığı ve insanlar rüya görürken beyindeki nörolojik dalgalanmaları gözlemleme üzerine çalışırlar. Psikoloji bilimi alanındaki bilim insanları ise rüya içeriklerinin uyanık yaşama dair çıkarımları üzerinde çalışırlar. Bu bilim insanlarının odaklandığı kısımlar dışında, genel olarak bilim insanları rüyalar konusunda hala keşfedilmeyi bekleyen bilinmezliklerin var olduğu konusunda hemfikirler.

Bilim insanları yıllardır “Neden uyumaya ihtiyacımız var?” sorusuyla “boğuşuyorlar”. Yıllardır yapılan çalışmalar neticesinde “ne kadar uyumaya ihtiyacımız olduğu” ve “uykusuzluğun neden zararlı olduğu” gibi soruların cevaplarına ulaşmış durumdayız ancak gelinen noktada “neden uyuduğumuz” sorusunun hala tam olarak bir nedeni keşfedilebilmiş değil. Yapabildiğimiz en iyi şey, uyurken tam olarak neler olduğunu anlamaya çalışmak oldu. Biliyorsunuz ki, uykudan uyandığınız anda aracınızı bir nehirde ya da şarampole yuvarlanan bir halde bulabilirsiniz.

Uyku Anı

Kısa bir süreliğine uykuya dalma sürecinde bile uykumuz aslında 5 farklı evreden oluşur. İlk evre kolayca uyanabileceğimiz (sıkıcı bir ders sırasında ya da bir toplantı esnasında daldığımız kısa uykular gibi) hafif uyku  evresidir. İkinci evre biraz daha derindir (bir koltuğa yaslanıp 20 dakikalığına kısa bir kestirme durumlarındaki gibi). Üçüncü ve dördüncü evreler ise derin uyku evreleridir.

Bu dört evrede beynimizdeki dalgalanmalar daha uzun ve yavaştırlar. Birinci evrede dalgalar alfa dalgaları şeklindedir, sonrasında beta, sonrasında teta ve son olarak da dördüncü evrede delta dalgaları şeklindedir. Dört evreden sonra ise, REM uykusu olarak bilinen final evresine geçeriz. REM “rapid eye movement” yani “hızlı göz hareketi”‘nin kısaltılmış halidir ve yeterince gariptir. REM uykusu bütün günümüzün en aktif fizyolojik kısımlarından birisidir.

stages-of-sleepREM uykusu sırasında; nefes alış-verişlerimiz hızlanır, kalp atışlarımız hızlanır, kan basıncımız artar ve beyin aktivitemiz uyanık olduğumuz anlardaki alfa dalgaları seviyesiyle aynı seviyeye (hatta daha yüksek) ulaşır.

Bütün bu süreçte vücudumuzun diğer bütün kısımları adeta felçli bir haldedir. Eğer bir gece yarısı aniden uyanırsanız hareket etmekte kısa bir güçlük yaşadığınızı farkedersiniz. Bunun sebebi, REM uykunuzun ortasında uyanmanızdır -korkulacak bir durum yoktur-.

Bu durum biraz ürkütücü gelebilir ancak aslında vücudunuzun uyku sırasında sizi güvende tutma davranışıdır. Rüyalarımızın çoğu REM uykusu sırasında meydana gelir, bu yüzden eğer bu aşamada fiziksel bir felç halinde değilsek, REM uykusu davranış bozukluğuna sahip olabiliriz. Yani, eğer rüyanızda bir ninja olduğunuzu görüyorsanız,  uykunuzdan hayali bir ninja tekmesi atma davranışıyla uyanabilirsiniz hatta yatağınızı bir başkasıyla paylaşıyorsanız ona zarar vermeniz ve canını yakmanız da muhtemel bir sonuç olabilir.

Neden Rüya Görüyoruz?

Bu durum bizi rüyaların tam olarak amacının ne olduğu sorusuna götürüyor. Hiç kimse bu duruma dair nokta atışı yapan bir açıklama getirmiş değil ancak konuya dair çeşitli teoriler mevcut. Bazı teoriler olayın yalnızca fizyolojik açısına odaklanır ve rüyaların uykumuz sırasında yalnızca beyin aktivitelerimizin ortaya çıkışı olduğuna inanırlar. Onlar için daha fazla bir anlamı yoktur, yani rüyalarımızın gerçek bir amacı yoktur.

Diğer teoriler ise rüyaların daha psikolojik açılarına odaklanırlar. Sigmund Freud‘a göre rüyalar insanların uyanıkken yapamadığı şeyleri yapabilmesine yardımcı olur. Yani Freud rüyalarımızın içimizde saklı tuttuğumuz tutkularımızı ortaya çıkarabilmemize yardımcı olduğunu söyler. Carl Jung ise, rüyalarımızın uyanıkken sahip olduğumuz düşüncelerle aynı olduğuna inanır.

freudFreud ve Jung bu teorilerini Viktorya Çağı’nda ortaya atmışlardır. Fakat bugün, birçok psikolog rüyalara dair psikolojik ve nörolojik açılar arasında kurulan bir köprü teorisini benimsiyorlar. 1973 yılında, Allan Hobson veRobert McCarley; “rüyalar, beynin rastgele elektriksel uyarımlarının bir sonucudur” hipotezi üzerine yoğunlaştılar. Hobson ve McCarley rüyaların hafızamızda depolanan tecrübelerimizin görüntüleri olduğunu ileri sürdüler. Ancak bu gelişigüzel elektrik uyarımları bütün hikayelerle uyumlu değillerdir fakat parça görüntülerden oluşan bir seridirler. Bir kimse uyanıkken, beyin bu parça görüntüleri alır ve onlardan anlamlı bütün bir hikaye oluşturur.

 

 

Sonuç itibariyle, rüyalara ve uykuya dair hala çözülememiş gizemler mevcut, en azından şuana kadar her şey tam olarak anlaşılabilmiş değil. Çünkü bilinenlerin hepsi hala birer teori olarak duruma dair açıklamalar geliştiriyor. Belki gelecekte rüyalarımıza dair yeterli bilgiye ulaşabilecek ve onları kontrol edebileceğiz. Mümkün mü? Elbette ki mümkün, çünkü bilimin sınırı yok.


Yararlanılan Kaynaklar: BilimfiliHow Dreams WorkAbout.Comen.wikipediaLearningMind
Görsel KaynaklarıNewAge.WonderHowToWorldOfLucidDreaming