Zengin Lif ile Beslenme Akciğer Kanseri Riskini Azaltıyor

Lif açısından zengin bir beslenme düzeni yalnızca diyabet ve kalp hastalıklarına karşı korumakla kalmıyor aynı zamanda akciğer kanseri geliştirme riskini azaltabiliyor. Bu çıkarım Annuals of the American Thoracic Society’de basılı olarak yayımlanan bir çalışmaya ait.

NHANES – National Health and Nutrition Examination Surveys’den elde edilen verilerin analiz sonuçları, en üst düzeyde (yüzdeye vurulduğunda dörtte birlik bir kesime denk gelen) lif tüketen yetişkinler için “NHANES Besin Lif Tüketimi ile Akciğer Fonksiyonları Arasındaki İlişki” başlığı ile sıradaki bilgileri içerecek biçimde yayımlandı:

• Yüzde 50.1’lik normal akciğer fonksiyonlarına sahip olan en az seviyede lif tüketen dörtte birlik kesim ile karşılaştırıldığında yüzde 68.3’ü normal akciğer fonksiyonlarına sahip,

• Yine aynı karşılaştırmada alt dörtte birlik kesimin yüzde 29.8’lik solunum yolları engellerine karşılık, üst dörtte birlik kesim yüzde 14. 8 oranında solunum yolları sıkıntısı yaşıyor.

İki önemli solunum testinde de en yüksek oranda lif tüketen insanların en düşük lif tüketen insanlara nazaran ciddi biçimde daha yüksek başarı gösterdi. En üst dörtte birlik grup hem daha yüksek akciğer kapasitesine sahip hem de alınan nefesin üzerine alınan bir ikinci nefeste (alınan nefes geri vermeden) daha fazla havayı ciğerlerine çekebiliyordu.

Araştırmacılar, 2009 -2010 yıllarında NHANES anketlerine ve incelemelerine katılan yaşları 40 ile 79 arasında değişen 1,921 yetişkine ait kayıtların üzerinden geçerek bu sonuçlara ulaştı. NHANES anketleri aynı zamanda fiziksel testlerle de kombine edilmesi bakımından tekil bir özellik taşıyor. Bu bakımdan sonuçların güvenilir olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Lif tüketimi hesabı tüketilen meyve, sebze, baklagil ve tam tahıllı gıdaların miktar ve çeşitlerine göre hesaplandı. Diyetleri günde 17.5 gramdan daha fazla lif içeren 571 kişiden oluşan bireyler en üst düzey lif tüketen dörtte birlik kesimi oluştururken, 360 kişilik en az düzeyde lif tüketen dörtte birlik grubun günlük lif tüketimi 10.75 gramdan daha az olarak kaydedildi.

Araştırmacılar bu veriler ile birçok demografik ve sağlık faktörü (sigara içme, hastalık geçmişi, diyabet, kilo, sosyoekonomik durum gibi) bilgilerini kombine etti ve lif ile akciğer fonksiyonu arasındaki bağımsız ilişkiyi tespit etti. Ancak eksik olan bilgilerden birisi (ki önemsiz bir eksiklik sayılmaz) akciğer fonskiyonlarının zamanla değişimi ve fiziksel aktivite değişimiydi. Maalesef bu veriler NHANES’te de mevcut değildi ve araştırmacıları da sonuçların kesinliğini açıklamakta sınırladı diyebiliriz.

Araştırmada liflerin yararlı etkilerini açıklayan ve incelemiş olan daha önceki araştırmalar referans gösterildi. Bu araştırmaların içinde liflerin iltihap ve yangıları azalttığını gösteren incelemelerde mevcut ki iltihaplanmaların birçok akciğer kanseri vakasının altında yatan neden olduğu da biliniyor. Yine not edildiğine göre doğal akciğer-koruyucu kimyasalları vücuda salan bağırsak mikrobiyomu üzerinde de liflerin ve lif tüketiminin büyük etkileri olduğunu gösteren araştırmalar da mevcut.

 


Kaynak :

  1. Bilimfili,
  2. American Thoracic Society (ATS). “Fiber-rich diet may reduce lung disease.” ScienceDaily. ScienceDaily, 22 January 2016. 
  3. Corrine Hanson, Elizabeth Lyden, Stephen Rennard, David M Mannino, Erica P.A. Rutten, Raewyn Hopkins, and Robert Young  The Relationship between Dietary Fiber Intake and Lung Function in NHANES Annals ATS. First published online 19 Jan 2016 as DOI: 10.1513/AnnalsATS.201509-609OC

Vejetaryen ve sağlıklı diyetler çevreye daha mı çok zarar veriyor?

Son zamanlardaki başlıkların -ve Arnold Schwarzenegger’in ABD adına Paris İklim Değişikliği Konferansı’nda yaptığı konuşmasının- aksine, vejetaryen diyet iklim değişikliğine katkı sağlıyor olabilir.

ABD Tarım Bakanlığı ve Carnegie Mellon Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir araştırmada, daha fazla meyve, sebze ve deniz ürünleri tüketiminin çevreye daha fazla zarar veriyor olabileceği söyleniyor. Çünkü, bu besin maddeleri, göreceli olarak daha fazla kaynak kullanımına ve her kaloride daha fazla sera gazı emisyonuna yol açıyor olabilir. Çalışmada (Çevre Sistemleri ve Kararlar = Environment Systems and Decisions) U.S yiyecek tüketim modelleri olarak bilinen enerji kullanımındaki değişiklikler, mavi su ayak izi (bireyler ve bölge halkı tarafından tüketilen mal ve hizmetlerin üretimi esnasında küresel mavi su kaynaklarından buharlaşan tatlı su hacmini ifade etmektedir) ve GHG (sera gazı emisyonu) ölçülmüştür.

Prof. Paul Fischbeck’e göre, marul yemek sera gazı emisyonunu pastırma yemeye göre 3 kat fazla kötüye götürüyor. Daha fazla sebze talebi, her kaloride daha fazla kaynak gerektiriyor. Patlıcan, kereviz ve salatalık yemek, domuz ve tavuk yemekten daha kötü gibi görünüyor.

Fischbeck, Michelle Tom ve sivil çevre mühendisliğinde bir doktora öğrencisi ile Hamerschlag Üniversitesi’nden Profesör Chris Hendrickson, ABD’deki obezite yaygınlığının çevreyi nasıl etkileyebileceğini araştırmak için besin sağlama zincirini belirleyen araştırmalara başladılar. Özellikle besinlerin yetiştirilmesi, işlenmesi, transferi; satışı ve sunumu, evde saklanması ve bunun enerji sarfiyatına yaptığı olumsuz etkiler, su kullanımı ve GHG emisyonu ölçüldü.

Sonuçlar, az kalori alımıyla gelen kilo kontrolünün çevre üzerine olumlu etkisi olduğunu; enerji kullanımını, su kullanımını, GHG emisyonunu olumsuz etkilediğini ve bu oranın yaklaşık yüzde 9 civarında olduğunu gösterdi.

Bununla birlikte “sağlıklı” olarak sunulan meyve, sebze ve günlük deniz ürünü yiyecek tüketim grubununsa, her üç kategoride de çevresel etkileri arttırdığı belirlendi: Enerji tüketimi yüzde 38, su kullanımı yüzde 10, GHG emisyonu yüzde 6 oranında artmıştı.

Buna göre diyetle çevre arasında kompleks bir ilişki söz konusu. Bizim sağlığımız için “en iyi” olanlar bazen çevre için iyi olmamaktadır. Bunu halka duyurmak önemlidir, çünkü ileriki zamanlarda beslenme prensiplerini değiştirme, geliştirme ya da sürdürme konularında farkındalık yaratabilmek gerekecektir.

 

Çeviren: Dr. Ebru Oktay(Bilim ve Gelecek)

Kaynak:

  1. ScienceDaily
  2. Michelle S. Tom, Paul S. Fischbeck, Chris T. Hendrickson. Energy use, blue water footprint, and greenhouse gas emissions for current food consumption patterns and dietary recommendations in the US. Environment Systems and Decisions, 2015; DOI: 10.1007/s10669-015-9577-y