Fovea costalis superior

Tanım ve terminoloji

Fovea costalis superior, tipik torasik vertebraların (T2–T9) gövdesinin lateral yüzünde, pedikülün hemen ön-altında yerleşen ve çoğunlukla “yarım faset” (demifaset) biçiminde olan, hyalen kıkırdakla kaplı küçük bir eklem yüzeyidir. Bu yüzey, aynı numaralı kaburganın başındaki (caput costae) inferior faset ile eklemleşir; kaburga başının superior faseti ise bir üstteki vertebranın fovea costalis inferior’u ile eklem kurar. T1, T10, T11 ve T12’de ise varyant bir örüntü görülür: T1’de üstte tam faset (1. kaburga için), altta ise demifaset (2. kaburga için); T10 sıklıkla tek tam faset; T11 ve T12 ise tek başlı kaburgalara karşılık gelen tekil tam kostal faset taşır.

Kostovertebral eklemler fonksiyonel olarak iki bölümün bir parçasıdır:

  1. Articulationes capitis costae (kaburga başı–vertebra gövdesi eklemi; burada fovea costalis superior kritik roldedir) ve
  2. Articulationes costotransversariae (tuberculum costae–processus transversus eklemi). Bu eşleşmiş kompleks, göğüs kafesi solunum mekaniğini mümkün kılar.

Etimoloji

Latince fovea “küçük çukur/oyuk”, costa “kaburga”, superior “üstte/kraniyal” anlamlarına gelir. “Fovea costalis superior” terimi Terminologia Anatomica’da standartlaştırılmıştır; Türkçede “üst kostal çukur”, “üst kostal yüz” ya da “üst kostal faset” karşılıkları kullanılır.

  • Latince ad: Fovea costalis superior
  • İlişkili yapılar: Fovea costalis inferior, discus intervertebralis, ligamentum capitis costae radiatum, ligamentum capitis costae intraarticulare, articulatio costotransversaria.
  • Komşuluk: Paravertebral sempatik zincir, interkostal damar-sinir paketi (lateral-ventralda), akciğer apeksine yakın üst toraks düzeyleri.

Makroanatomi ve morfoloji

  • Konum ve şekil: Vertebra korpusunun anterolateral-lateral kenarında, çoğunlukla eliptik/yarımay şeklinde, intervertebral diske yakın komşulukta yer alır.
  • Eklemsel mimari: Tipik kaburgalarda (2–9) caput costae iki fasete ayrılır ve aradaki crista capitis costae’ya tutunan ligamentum capitis costae intraarticulare, eklem boşluğunu iki sinovyal kompartımana böler. Kapsül, ligamentum capitis costae radiatum ile anterior yönde güçlenir.
  • Varyasyon: T1’de üstte tam faset ve aşağıda demifaset kombinasyonu; T10’da genellikle tek tam faset (bazen demifaset varyantı); T11–T12’de yalnızca tek başlı kaburgalara karşılık gelen tam faset mevcuttur. Demifasetlerin boyutu ve eğimi bireyler arası farklılık gösterebilir.

Histoloji ve mikroyapı

Eklemsel yüzeyler hyalin kıkırdak ile kaplıdır; subkondral kemikte trabeküler mimari, kaburga başından vertebra gövdesine aktarılan kuvvetlerin yönüne paralel şekilde yoğunlaşma gösterir. Kapsül, yoğun düzensiz kollajen liflerden zengindir; sinovyumda tipik sinoviyosit tabakalaşması ve vaskülarizasyon mevcuttur.

Embriyoloji ve gelişim

Kostal fasetler, sklerotom kaynaklı vertebral korpusun resgmentasyonu ile şekillenir. Kaburgalar, torasik somitin ventrolateralindeki kostal çıkıntılardan gelişir. Kaburga başı ile vertebra gövdesi arasındaki sinovyal eklem boşluğu, ikinci trimesterde interzonal mezenşimin kavitasyonu ile oluşur; eklem kapsülü ve bağlar çevre mezenşimden farklılaşır. Tipik/atipik faset örüntüsü (T1, T10–T12) segmental gelişim ve kostal kaynaşma örüntülerinin sonucudur.

Biyomekanik ve işlev

  • Yük aktarımı: Fovea costalis superior, inspirasyon/ekspirasyon sırasında kaburga başından gelen kompresif ve kesme kuvvetlerini vertebra gövdesine iletir.
  • Hareket eksenleri: Üst toraksta (özellikle kaburga 2–5) pump-handle bileşen (ön-arka çap artışı) belirgindir; orta-alt toraksta bucket-handle (enine çap artışı) öne çıkar. 11. ve 12. kaburgalar “caliper” benzeri dışa-içe açılma gösterir.
  • Bağsal denge: Radiate ve intraartiküler bağlar, kapsülün ön-üst lifleri ve komşu disk anülü, mikro-stabiliteyi sağlar. Bu yapıların gerilim-gevşeme döngüsü, solunum sırasında eklem yüzeylerindeki temas alanını dinamik olarak modüle eder.

Nörvasküler ilişkiler

Eklemin duyusal inervasyonu ağırlıkla interkostal sinir dalları yoluyla sağlanır; propriyoseptif girdiler solunum kontrolünün duyusal entegrasyonuna katkıda bulunur. Arteriyel beslenme posterior interkostal arter dalları ile; venöz drenaj eşlik eden venöz pleksuslar aracılığıyla gerçekleşir. Bu yakınlık, inflamasyon ya da dejenerasyonda yansıyan torasik ağrıyı açıklayabilir.

Radyolojik anatomi

  • Direkt grafi: Demifasetler seçilemez; ancak kaburga başı hizalanması ve paravertebral konturlar dolaylı ipuçları sağlar.
  • BT (özellikle ince kesit aksiyel/koronal): Fasetlerin konturu, skleroz, subkondral kistler, osteofitler netleşir.
  • MRT: Sinovyal sıvı artışı, kemik iliği ödemi, kapsüler kalınlaşma ve eşlik eden kostotransvers eklem patolojileri değerlendirilebilir.
  • Nükleer tıp: Kemik sintigrafisi, stresle ilişkili artmış osteoblastik aktiviteyi gösterebilir.

Klinik korelasyonlar

  • Dejeneratif artropati: Yaşa bağlı kıkırdak incelmesi, subkondral skleroz ve osteofit oluşumu torasik mekanik ağrıya yol açabilir.
  • Spondiloartritler: Ankilozan spondilit ve aksiyel spondiloartritlerde kostovertebral eklem tutuluşu göğüs ekspansiyonunu kısıtlayabilir.
  • Romatoid artrit: Sinovit, erozyon ve kapsüler gevşeklik orta torasik bölgede ağrı/şiddetlenme yapabilir.
  • Enfeksiyon: Hematojen yolla nadir septik artrit; tüberküloz spondiliti ile birlikte faset erozyonu görülebilir.
  • Travma: Yüksek enerjili yaralanmalarda kaburga başı–faset ayrışması, nadiren kapsül yırtığı; ilişkili hemotoraks/intrakapsüler hematom senaryoları.
  • Tümöral süreçler: Metastatik odaklı subkondral zayıflama patolojik fraktür/kolaps riskini artırabilir.
  • Konjenital/variyant: Blok vertebra, hemivertebra ya da sayısal varyasyonlar demifaset örüntüsünü değiştirebilir; T10 demifaset varlığı veya T1’de çift tam faset nadir varyantlardır.
  • Klinik muayene ipuçları: Lokalize paravertebral hassasiyet, derin inspiryumla artan ağrı, rotasyon-ekstansiyon provokasyonları; ancak ayırıcı tanıda kostokondrit, facet (zygapofizer) artropati ve visseral kaynaklı ağrılar dikkate alınmalıdır.

Cerrahi ve girişimsel yansımalar

  • İnterkostal sinir blokları ve hedefli kostovertebral eklem enjeksiyonları (fluoroskopi/BT kılavuzlu) tanı-tedavi amaçlı uygulanabilir.
  • Torasik korpektomi, enstrümantasyon veya deformite cerrahisinde fasetlerin korunması/ayrışması, göğüs kafesi biyomekaniği açısından planlamaya dahildir.
  • Radyofrekans veya kriyoablasyon, kronik eklem kaynaklı ağrılarda seçilmiş olgularda gündeme gelebilir.

Karşılaştırmalı ve evrimsel anatomi

Memelilerde tipik olarak çift başlı kaburga (capitulum–tuberculum) düzeni ve vertebra gövdesinde demifaset dizilimi görülür; bu, yüksek solunum frekansı ve diyaframla eşgüdümlü göğüs kafesi hareketleri için avantaj sağlar. Birçok sürüngende tek başlı kaburga–tek faset ilişkisi bulunur. Kuşlarda gövde omurları heteroköloid eklem yüzleri ve uncinat çıkıntılar ile farklı bir rijitlik/hafiflik dengesi kurar. İnsan evriminde torasik kafesin dar-derin konfigürasyonu ve bipedal postür, üst torasik seviyelerde pump-handle, alt seviyelerde bucket-handle bileşenin optimizasyonunu desteklemiş; bununla ilişkili olarak demifaset yüzeylerinin eğimi ve yerleşimi fonksiyonel adaptasyon göstermiştir.

Fonksiyonel sonuç

Fovea costalis superior, kaburga başı-vertebra gövdesi eşleşmesinin kraniyal bileşeni olarak, solunumla ilişkili üç boyutlu göğüs kafesi hareketlerinin hassas, düşük sürtünmeli ve stabil gerçekleşmesini sağlar; yük aktarımı ve mikro-stabilite dengesi, solunum mekaniğinin verimliliği ile doğrudan ilişkilidir.



Keşif

İnsan omurgasının torasik segmentinde, kaburga başlarının omur gövdesine tutunduğu küçük yarım eklem yüzleri — fovea costalis superior ve kardeşi inferior — yüzyıllar boyunca daha “büyük” yapılara odaklanan anatomi anlatılarının kıyısında akıp gitti. Buna rağmen, solunum mekaniğinin ritmini ayarlayan bu küçük çukurların hikâyesi, anatominin Galenik mirastan modern görüntülemeye, betimleyici kataloglardan nicel biyomekaniğe evrilen bütün çizgisini içinde taşır.

Erken tasvirlerin gölgesinde: Galen’den Vesalius’a

Antikçağ’ın büyük otoritesi Galen, kaburga-omur ilişkisini göğüs kafesinin bütüncül hareketi içinde ele alırken, eklem yüzlerinin kesin morfolojisini tek tek ayırt etmektense fonksiyonel bütünlük vurgusunu yeğler. İnsan yerine hayvan diseksiyonlarının ağırlığı, mikro-yerleşimlerin sistematik adlandırılmasını geciktirir. Rönesans’la birlikte Vesalius’un insan diseksiyonuna dönüşü, torasik omurların lateral yüzlerindeki kaburgasal izleri levha levha görünür kılar; yine de ikonografide ilgi çoğu zaman kostaların kıvrımı, sternumun segmentasyonu ve diyaframın kubbesi üzerinde yoğunlaşır. Vesalius’un çizimlerinde kostovertebral eklem bölgeleri seçilebilse de bugünkü anlamıyla “fovea” diline henüz gelinmemiştir.

Erken modern anatomi atölyeleri: Eustachius’tan Albinus’a

16. ve 17. yüzyıl atölyelerinde Eustachius, Casserius ve Spigelius’un bakır gravürleri, torasik vertebra gövdelerinin yan yüzlerindeki küçük eliptik yüzleri giderek daha net işlemler. 18. yüzyılda Albinus ve Cowper çizim kalitesini zirveye taşırken, kaburga başının çift fasetli mimarisi ve aradaki crista capitis costae belirginleşir. Bu dönemde kavramsal çerçeve hâlâ “faset” ve “yarım faset” etrafında döner; “fovea” sözcüğü, omuz kemerindeki foveal yapılarda daha sık kullanılır. Yine aynı yüzyılın klinik gözleminde Morgagni, torasik ağrının bazen kaburga-omur arayüzünün inflamasyonu veya dejenerasyonuyla ilişkili olabileceğini belirtir; küçük eklemlerin büyük semptomlara aracılık edebileceği fikri böylece yeşerir.

Terminolojinin olgunlaşması: Henle, Luschka ve sistematik adlandırma

19. yüzyıl, mikroyapı ve bölgesel terminolojide sıçramalara sahne olur. Henle ve Luschka, omur gövdesi yan yüzündeki kaburgasal eklem yüzlerini ayrıntılı topografiyle betimler; klinisyenlerin kullandığı “costal facet” dili, kıtalar arasında yaygınlaşır. Bu yüzyılın sonuna gelindiğinde Basel Nomina Anatomica, dağınık adlandırmaları tek çatı altında toplamaya girişir; Latince “fovea” kökünün küçük, çukurlaşmış eklem yüzleri için sade ve kapsayıcı bir şemsiye sunduğu kabul görür. 20. yüzyıl boyunca Jena ve Paris gözden geçirmeleri, ardından Terminologia Anatomica, “fovea costalis superior” ve “inferior” terimlerini torasik omur gövdelerinin kra-niyal ve ka-udal demifasetleri için standartlaştırır. Böylece günlük klinik dildeki “üst yarım faset” ile akademik nomenklatürdeki “fovea costalis superior” eşanlamlı olarak yerini alır.

Embriyolojik içgörü: sklerotomların yeniden bölümlenmesi

Aynı yüzyıllarda embriyoloji, bu küçük yüzlerin neden “yarım” göründüğünü açıklığa kavuşturur. Sklerotomların yeniden bölümlenmesiyle her omur gövdesi komşu segmentlerin birleşim çizgisi üzerinde şekillenir; intervertebral disklerin komşuluğuna düşen bu çizgi, kaburga başının iki ayrı fasetle (superior-inferior) komşu iki omurla temas kurmasına zemin hazırlar. İntraartiküler bağın kranial-kaudal bölmeye oturtulması, sinovyal boşluğun çift kompartımanlı doğasını belirler. T1, T10-T12 gibi atipik seviyelerde tek fasetli örüntüler, kaburga evrimindeki başlıca varyantların insan ontogenezindeki izdüşümleridir.

Görüntülemenin yükselişi: Röntgen ışınlarından BT ve MRG’ye

1895’te X-ışınlarıyla göğüs kafesi tek çekimde görünür hale gelir; kaburga başı ve omur gövdesi arayüzlerinin doğrudan seçilememesi, klinisyeni dolaylı belirtilere yaslanmaya iter. Orta yüzyılda kesitsel anatominin yeniden keşfi ve akabinde bilgisayarlı tomografinin klinikleşmesi, fovea costalis superior’un konturunu, subkondral sklerozunu ve osteofit kenarlarını milimetre düzeyinde ortaya koyar. Manyetik rezonans, sinovyal hipertrofi, kemik iliği ödemi ve kapsüler kalınlaşma gibi yumuşak doku ipuçlarını görünür kılar; kemik sintigrafisi ve daha sonra PET tabanlı izlem, metabolik aktiviteyi kaburga-omur temas zonunda yakalar. Böylece küçük çukurun patofizyolojisi makroskopik sezgiden görüntü temelli bir okuryazarlığa taşınır.

Biyomekaniğin dili: pompa-sapı, kova-sapı ve küçük yüzlerin büyük etkisi

Göğüs kafesi hareketini tarif eden “pump-handle” ve “bucket-handle” kavramları olgunlaşırken, kaburga başının vertebra gövdesi üzerindeki dönme-kayma bileşenlerinin teması fovea costalis superior ve inferior boyunca dağıtıldığı anlaşılır. Üst toraksta ön-arka çap artışına, orta-alt toraksta enine çap artışına izin veren bu düzen, demifasetlerin eğimi ve kapsülün liflenme yönüyle belirlenir. Mikro-temas alanı soluk alma evreleri boyunca kayar; radyal liflenmeye sahip ligamentum capitis costae radiatum ve intraartiküler bağ, mikro-stabiliteyi solunum ritmine senkronize eder. Modern dijital modelleme, bu temas yüzeylerinde yük yoğunlaşmasının postür, yaş ve disk dejenerasyonu ile nasıl değiştiğini sayısallaştırır; sonuç, torasik ağrının bazı fenotiplerinde kaburga-omur ekleminin beklenenden daha sık “başrol”e çıktığını düşündürür.

Klinik sahne: inflamasyon, dejenerasyon ve girişimsel yollar

Romatizmal hastalıklarda kostovertebral eklemler tutulduğunda göğüs ekspansiyonu kısıtlanır; küçük foveal yüzlerin sinovyal iltihabı, inspiryumla artan yanıcı toraksite eşlik eder. Dejeneratif artropatilerde hyalin kıkırdak incelir, subkondral kemikte skleroz ve kistik değişiklikler belirir; hareketin terminal fazlarında “yakalama” hissi ve lokalize paravertebral hassasiyet ortaya çıkar. Enfeksiyon nadirdir ancak hematojen saçılımda, özellikle immünsüpresyonda, eklem aralığında erozyon görülebilir. Metastatik hastalıkta foveal altındaki trabeküler ağın zayıflaması patolojik kırığa zemin hazırlayabilir. Tedavi katmanlı ilerler: konservatif analjezi ve solunum fizyoterapisinden, görüntü kılavuzlu eklem içi enjeksiyonlar ve hedefli radyofrekans/kriyoablasyona uzanan seçenekler, seçilmiş olgularda klinik yarar sağlayabilir.

Karşılaştırmalı ve evrimsel çerçeve: memeli toraksının ince ayarı

Memelilerde çift başlı kaburga mimarisi ile omur gövdelerindeki demifaset dizilimi, yüksek frekanslı solunum ve diyaframla eşgüdümün optimize edildiği bir “eklem mühendisliği” sunar. Birçok sürüngende tek başlı kaburga-tek faset ilişkisi göğüs duvarını daha rijit kılar; kuşlarda uncinat çıkıntılar ve heteroköloid yüzler, bambaşka bir ventilatuvar ekonomi yaratır. İnsan soyunda toraksın dar-derin konfigürasyonu ve bipedal postür, üst segmentlerde pompa-sapı, alt segmentlerde kova-sapı bileşenlerinin oranını değiştirir; fovea costalis superior’un eğim ve alan varyasyonları bu işlevsel uyumun sessiz göstergeleridir.

Adlandırmadan standardizasyona: bugün neredeyiz?

Güncel terminoloji, fovea costalis superior’u tipik torasik omurlarda (T2–T9) kraniyal demifaset olarak tanımlar; T1’de 1. kaburga için tam faset ve 2. kaburga için demifaset kombinasyonu; T10’da çoğunlukla tek tam faset; T11–T12’de tek başlı kaburgalara karşılık gelen tekil tam faset beklenir. Klinik raporlamada “üst kostal faset” ve “üst kostal çukur” gibi Türkçe karşılıklar kullanılmakla birlikte, eğitim ve yayın dilinde Latince terim standardı korunur. Görüntüleme, bu varyantları raporlamayı kolaylaştırır; cerrahi planlamada ve girişimsel ağrı yönetiminde yüzeyin konumsal anatomisi milimetrik hassasiyetle dikkate alınır. Biyomekanik araştırmalar, yüzeyin gerçek zamanlı yük transferini yüksek çözünürlüklü modellemelerle incelemeye devam eder; yaşlanma, postür ve komorbid durumların temas mekaniğine etkisi, torasik ağrının fenotiplendirilmesinde giderek daha fazla yer bulur.



İleri Okuma
  1. Vesalius, A. (1543). De humani corporis fabrica libri septem. Basel: Oporinus.
  2. Eustachius, B. (1714). Tabulae anatomicae. Rome: Francesco Gonzaga.
  3. Albinus, B. S. (1747). Tabulae sceleti et musculorum corporis humani. Leiden: Lugduni Batavorum.
  4. Morgagni, G. B. (1761). De Sedibus et Causis Morborum per Anatomen Indagatis. Venice: Remondini.
  5. Henle, J. (1855). Handbuch der systematischen Anatomie des Menschen. Braunschweig: Vieweg.
  6. Luschka, H. (1864). Die Anatomie des Menschen: Rückenmark und Wirbelsäule. Tübingen: Laupp.
  7. Basle Nomina Anatomica. (1895). Nomina Anatomica. Basel: Anatomische Gesellschaft.
  8. Romer, A. S. (1966). Vertebrate Paleontology (3rd ed.). Chicago: University of Chicago Press.
  9. Jenkins, F. A. (1971). Limb posture and locomotion in the therapsid mammal ancestors. Journal of Zoology, 165, 303–315.
  10. Hounsfield, G. N. (1973). Computerized transverse axial scanning (tomography). British Journal of Radiology, 46, 1016–1022.
  11. Lauterbur, P. C. (1973). Image formation by induced local interactions: examples employing nuclear magnetic resonance. Nature, 242, 190–191.
  12. Testut, L., & Latarjet, A. (1948). Traité d’Anatomie Humaine. Paris: Doin.
  13. White, A. A., & Panjabi, M. M. (1990). Clinical Biomechanics of the Spine. Lippincott Williams & Wilkins, 2nd ed., ISBN 9780397517879.
  14. O’Rahilly, R., & Müller, F. (2001). Human Embryology & Teratology. Wiley-Liss, 3rd ed., New York.
  15. Larsen, W. J. (2001). Human Embryology. Churchill Livingstone, 3rd ed., ISBN 9780443063886.
  16. O’Rahilly, R., Müller, F., & Carpenter, S. (2004). Human Anatomy: A Systemic, Regional, and Clinical Approach. Lippincott Williams & Wilkins, ISBN 9780781743166.
  17. Bogduk, N. (2005). Clinical Anatomy of the Lumbar Spine and Sacrum. Elsevier, 4th ed., ISBN 9780443101199.
  18. Resnick, D., & Kransdorf, M. J. (2005). Bone and Joint Imaging. Elsevier, 3rd ed., ISBN 9780721627380.
  19. Kapandji, I. A. (2008). The Physiology of the Joints, Volume 3: The Trunk and the Vertebral Column. Churchill Livingstone Elsevier, 6th ed., ISBN 9780702031588.
  20. Weissman, B. N. (2009). Imaging of Arthritis and Metabolic Bone Disease. Saunders Elsevier, ISBN 9781416048966.
  21. Drake, R. L., Vogl, A. W., & Mitchell, A. W. M. (2014). Gray’s Anatomy for Students. Elsevier, 3rd ed., ISBN 9780702051319.
  22. Magee, D. J. (2014). Orthopedic Physical Assessment. Elsevier, 6th ed., ISBN 9781455709779.
  23. Netter, F. H. (2018). Atlas of Human Anatomy. Elsevier, 7th ed., ISBN 9780323393225.
  24. Moore, K. L., Dalley, A. F., & Agur, A. M. R. (2018). Clinically Oriented Anatomy. Wolters Kluwer, 8th ed., ISBN 9781496347213.
  25. Standring, S. (2016). Gray’s Anatomy for Students. Elsevier, 3rd ed., London.
  26. Standring, S. (2021). Gray’s Anatomy: The Anatomical Basis of Clinical Practice. Elsevier, 42nd ed., ISBN 9780702077050.
  27. Federative Committee on Anatomical Terminology. (1998). Terminologia Anatomica. Stuttgart: Thieme.
  28. de Troyer, A., & Loring, S. H. (1986). The chest wall and respiratory pump. American Review of Respiratory Disease, 133, 799–821.