Yanlış Bellek Sendromu


1. Kavramsal Çerçeve

Yanlış Bellek Sendromu (False Memory Syndrome, FMS) terimi, ilk kez 1990’lı yılların başında kullanılmaya başlanmış ve özellikle False Memory Syndrome Foundation (FMSF) adlı kuruluş tarafından popülerleştirilmiştir. “Sendrom” burada, bireyin öz kimliği ile kişilerarası ilişkilerinin merkezine, nesnel olarak yanlış ancak birey tarafından kesin doğrulukla inanılan bir travmatik anının yerleşmesini ifade etmektedir. Bu travmatik anılar çoğunlukla çocukluk çağında yaşandığı iddia edilen cinsel istismara ilişkin olup, genellikle terapi sürecinde “geri kazanılmış” (recovered) anılar şeklinde ortaya çıkmaktadır.

Bu bağlamda “yanlış bellek” terimi ise daha geniş kapsamlıdır. Gerçekte yaşanmamış ya da yanlış biçimde hatırlanan herhangi bir anıyı ifade eder ve bu anının bireyin yaşamında merkezi bir yer tutup tutmamasından bağımsız olarak kullanılır.


2. Tarihsel ve Toplumsal Arka Plan

Yanlış Bellek Sendromu kavramı, özellikle 1980’li ve 1990’lı yıllarda Batı toplumlarında artış gösteren çocukluk çağı travmalarının (özellikle cinsel istismar) terapötik bağlamda ele alınması sırasında gündeme gelmiştir. Bazı terapistlerin uyguladığı hipnoz, yönlendirme ve imajinasyon gibi teknikler, bireylerin daha önce hatırlamadıkları travmatik anıları “yeniden hatırlamalarına” yol açmıştır. Ancak bu tür anıların güvenilirliği, bilim camiasında ciddi tartışmalara yol açmıştır.

Bu dönemde kurulan False Memory Syndrome Foundation, hatalı veya uydurma anıların, terapötik müdahaleler sonucunda bireylere zarar verdiğini ve aile ilişkilerini kalıcı biçimde tahrip ettiğini savunmuştur. Eleştirmenler ise FMS kavramının, gerçek travma yaşayan bireylerin deneyimlerini göz ardı ettiğini veya değersizleştirdiğini ileri sürmüştür.


3. Psikolojik ve Nörobilişsel Açıklamalar

Belleğin doğası gereği yeniden inşa edici (reconstructive) olduğu psikoloji alanında uzun süredir kabul görmüş bir ilkedir. Anılar, bir video kaydı gibi eksiksiz biçimde saklanıp oynatılmaz; aksine, bireyin zihinsel süreçleri, mevcut inançları, beklentileri ve çevresel telkinler doğrultusunda sürekli olarak yeniden yapılandırılır.

Bu çerçevede Elizabeth Loftus ve meslektaşlarının yaptığı deneysel çalışmalar, insanlara tamamen uydurma olayların yaşandığına dair inandırıcı anılar oluşturulabileceğini göstermiştir. “Kayıp alışveriş merkezi” gibi klasikleşmiş deneylerde, bireylerin hiç yaşamadıkları olayları ayrıntılı biçimde hatırlayabildikleri, hatta duygusal tepkiler geliştirdikleri gözlemlenmiştir. Bu durum, telkinin belleği nasıl şekillendirebileceği konusundaki bulgularla da örtüşmektedir.


4. Klinik ve Hukuki Boyutlar

Yanlış Bellek Sendromu, klinik psikoloji ve psikiyatri alanlarında resmî olarak tanınan bir bozukluk değildir. Ne DSM-5 (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders) ne de ICD-10/11 (International Classification of Diseases) kapsamında tanımlanmış bir sendrom ya da hastalık kategorisine girmez. Bu bağlamda FMS, daha çok belirli hukuki ve terapötik bağlamlarda kullanılan, açıklayıcı (deskriptif) bir terim niteliği taşır.

Bununla birlikte, FMS kavramı yargı süreçlerinde tarihsel istismar iddialarının değerlendirilmesinde sıkça gündeme gelmiştir. Özellikle terapi sürecinde ortaya çıkan ve başka hiçbir fiziksel ya da tanıklık temeline dayanmayan istismar iddialarının geçerliliği, hukuki sistemler açısından ciddi tartışmalara yol açmıştır.


5. Akademik Tartışmalar ve Eleştiriler

FMS kavramı, psikoloji, hukuk ve etik alanlarında çok boyutlu tartışmalara neden olmuştur. Bir yandan terapötik tekniklerin sınırları, etikliği ve önerme (suggestion) potansiyeli sorgulanırken; öte yandan mağduriyetin inkârı riski ve toplumsal cinsiyet temelli iktidar ilişkilerinin nasıl yeniden üretildiği de eleştirel kuramlar çerçevesinde incelenmiştir.

FMS’nin savunucuları, özellikle geçmiş yaşam olaylarını “geri getirme” amacı güden terapötik tekniklerin, bireylerde travmatik olmayan olayları travma olarak yapılandırabileceğini ve bu sürecin ruhsal çöküntülere, aile bağlarının kopmasına ve adli yanlışlara yol açabileceğini savunmaktadır. Buna karşın, eleştirmenler bu yaklaşımın, gerçek travma anlatılarını itibarsızlaştırarak mağdurların sesini bastırdığını ve toplumsal adalet süreçlerine zarar verdiğini öne sürmektedir.




Keşif

1980’lerin sonlarına gelindiğinde Batı ülkelerinde bastırılmış çocukluk çağı cinsel istismarının psikoterapide “geri kazanılmış anılar” (recovered memories) şeklinde açığa çıktığına dair olgular hem klinik hem de popüler söylemde yoğun biçimde tartışılmaya başlandı. Telkin, hipnoz ve imgeleme temelli müdahalelerin bellek üzerindeki etkilerini sorgulayan bu tartışma ortamı, 1990’ların başında “yanlış bellek” kavramının aile içi çatışmaların merkezine yerleşmesine zemin hazırladı.

1990 – 1991

Psikoloji profesörü Peter J. Freyd, kızı Jennifer J. Freyd’in terapi sırasında ortaya çıkan çocukluk istismarı iddialarını “gerçekte yaşanmamış, ancak kişiyi ailesinden koparacak kadar inandırıcı hatıralar” şeklinde yorumlayarak “False Memory Syndrome” terimini önerdi. Terim, Jennifer’ın yeni beliren anılarının aile bağlarını radikal biçimde bozduğunu düşündüğü “sendromik” bir durumu betimlemeyi amaçlıyordu. (madinamerica.com)

Mart 1992

Peter ve Pamela Freyd, aralarında bellek araştırmacısı Elizabeth Loftus ile psikolog‐din adamı Ralph Underwager’ın da bulunduğu bir uzman ve ebeveyn grubuyla birlikte False Memory Syndrome Foundation (FMSF) adlı kâr amacı gütmeyen kuruluşu Philadelphia’da hayata geçirdi. Vakfın beyan edilen amacı, “sahte anılar salgınına” yol açtığı iddia edilen “geri kazanılmış bellek terapisi”ni kamusal alanda eleştirmek, sanık ebeveynlere hukuki ve bilimsel destek sağlamaktı. (en.wikipedia.org)

1992 – 1999

FMSF, medya kampanyaları, konferanslar ve binin üzerinde ceza-sivil davada bilirkişi tanıklıklarıyla kısa sürede uluslararası görünürlük kazandı. Vakfın argümanına göre, yönlendirici terapi teknikleri bireylerde “travma anısı” izlenimi yaratarak hem ruhsal çöküntülere hem de aile içi kopuşlara neden oluyordu. Karşıt görüşteki klinisyenler ve araştırmacılar ise, bastırılmış anıların geri dönüşünü destekleyen ampirik verileri öne sürerek, vakfın metodolojik olarak sorunlu istatistiklerle istismar mağdurlarını itibarsızlaştırdığını savundular. (news.isst-d.org)

2000’ler

Akademide bilişsel psikoloji odaklı yanlış bellek çalışmaları (ör. DRM paradigması) giderek sofistike bir hâl alırken, travma odaklı klinik araştırmalar da “geri kazanılmış anı” iddialarının bir kısmının doğru olabileceğine dair bulgular ortaya koydu. Bu dönem boyunca FMSF, özellikle ABD’de savunma avukatlarınca sıkça başvurulan bir danışmanlık kaynağı oldu; ancak kuruluşun etkisi, üyelerinin yaşlanması ve bilimsel camiada artan metodolojik eleştiriler sebebiyle kademeli olarak azaldı.

31 Aralık 2019

FMSF, web sitesine eklediği kısa bir duyuruyla faaliyetlerini resmen sona erdirdi. Böylece, terimin popülerleşmesinde belirleyici rol oynayan örgüt yaklaşık yirmi yedi yıllık etkinliğini sessizce kapatmış oldu. (news.isst-d.org, fmsfonline.org)

2020’ler

Vakfın dağılmasına karşın “yanlış bellek sendromu” ifadesi özellikle hukukî savunmalarda ve medyadaki bellek tartışmalarında zaman zaman referans verilmeye devam etti. Bununla birlikte çağdaş klinik ve adli psikoloji literatüründe terim, tanısal geçerliliği bulunmayan, tarihsel bağlamı vurgulayan bir etiket konumuna geriledi. (organisedabuse.com)



İleri Okuma
  • Loftus, E. F., & Palmer, J. C. (1974). Reconstruction of automobile destruction: An example of the interaction between language and memory. Journal of Verbal Learning and Verbal Behavior, 13(5), 585–589.
  • Ceci, S. J., & Bruck, M. (1993). The suggestibility of the child witness: A historical review and synthesis. Psychological Bulletin, 113(3), 403–439.
  • Freyd, J. J. (1994). Betrayal trauma: Traumatic amnesia as an adaptive response to childhood abuse. Ethics & Behavior, 4(4), 307–329.
  • Loftus, E. F., & Ketcham, K. (1994). The Myth of Repressed Memory. New York: St. Martin’s Press.
  • Loftus, E. F., & Pickrell, J. E. (1995). The formation of false memories. Psychiatric Annals, 25(12), 720–725.
  • Pope, K. S. (1996). Memory, abuse, and science: Questioning claims about the false memory syndrome epidemic. American Psychologist, 51(9), 957–974.
  • Freyd, J. J., & Gleaves, D. H. (1996). “Remembering” words not presented in lists: Relevance to the recovered/false memory debate. Consciousness and Cognition, 5(1–2), 97–123.
  • McNally, R. J. (2005). Debunking myths about trauma and memory. Canadian Journal of Psychiatry, 50(13), 817–822.
  • Davis, D., & Loftus, E. F. (2007). Internal and external sources of misinformation in adult witness memory. In M. P. Toglia et al. (Eds.), The Handbook of Eyewitness Psychology (Vol. 1, pp. 195–237). Mahwah, NJ: Lawrence Erlbaum Associates.
  • McMaugh, K., & Middleton, W. (2020). The Rise and Fall of the False Memory Syndrome Foundation. ISSTD News, 21(January), 1–5.
  • Kendall, J. (2021). The False Memory Syndrome at 30: How flawed science turned into conventional wisdom. Mad in America, 7 February, 1–20.
  • O’Connor, A., & Kullack, C. (2022). False memories and the science of credibility: Who gets to be heard? Journal of Trauma & Dissociation, 23(1), 1–15.


Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.

Hartmann ameliyatı

Hartmann ameliyatı, rektosigmoid kolonun rezeksiyonunu ve kolostomi oluşturulmasını içeren cerrahi bir prosedürdür. Prosedür adını ilk kez tanımlayan Fransız cerrah Henri Albert Hartmann’dan almıştır. Genellikle bağırsak hazırlığı için sınırlı zamanın olduğu acil durumlarda veya bağırsak devamlılığının hemen sağlanmasının mümkün veya güvenli olmadığı diğer durumlarda yapılır.

Endikasyonlar:

Hartmann operasyonu için birincil endikasyonlar genellikle aşağıdaki gibi acil durumlardan kaynaklanmaktadır:

  • Perforasyon ve peritonit ile seyreden divertiküler hastalık
  • Kalın bağırsak tıkanıklığı
  • Kolorektal kanser
  • Alt kolonda travmatik yaralanma
  • Önceki ameliyattan kaynaklanan komplikasyonlar

Prosedür:

Prosedür iki temel adımdan oluşur:

  • Rezeksiyon: Kolonun hastalıklı kısmı, genellikle sigmoid kolon, çıkarılır.
  • Kolostomi: Kolonun sağlıklı ucu daha sonra bir stoma oluşturmak için karın duvarından dışarı çıkarılır. Dışkı vücuttan bu yeni açıklıktan çıkar ve bir ostomi torbasında toplanır.
  • Geçmişte bu işlemin kalıcı olduğu düşünülürdü. Ancak, son tıbbi gelişmeler bazı hastalarda Hartmann prosedürünün tersine çevrilmesine izin vermiştir. Buna Hartmann’s reversal denir ve kolonun kalan kısımlarının yeniden bağlanmasını ve stomanın kapatılmasını içerir.

Ameliyat Sonrası Bakım:

Ameliyat sonrası bakım, yeni stomanın yönetilmesini ve enfeksiyon, kanama, bağırsak tıkanıklığı veya stoma retraksiyonu veya prolapsusu gibi stoma ile ilgili sorunlar dahil olmak üzere komplikasyonların izlenmesini içerir.

Komplikasyonlar

Hartmann ameliyatının komplikasyonları, her biri farklı görülme oranlarına sahip, kısa vadeli ve uzun vadeli komplikasyonlar olarak sınıflandırılabilir. Yaygın komplikasyonlar şunları içerir:

Anastomoz Kaçağı: Hastaların yaklaşık %3-15’inde görülür. Bağırsak içeriğinin bağırsağın iki ucunun birleştiği yerden sızmasını içerir.

Yara Enfeksiyonu: Hastanın sağlık durumu, altta yatan hastalığın niteliği gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak görülme sıklığı %20’ye kadar çıkabilmektedir.

Apse Oluşumu: Vakaların yaklaşık %5-10’unda görülür. Apse, karın boşluğunda veya ameliyat bölgesinin yakınında oluşabilen irin topluluğudur.

Bağırsak Tıkanıklığı: Bağırsak tıkanıklığının oranı değişmekle birlikte %10’a kadar çıkabilmektedir. Ameliyat yerinde veya yakınında yapışıklıklar veya darlıklar nedeniyle oluşabilir.

Stoma Komplikasyonları: Hasta faktörlerine ve cerrahi tekniğe bağlı olarak değişen oranlarda stoma prolapsusu, retraksiyonu ve parastomal herniyi içerir.

İdrar ve Cinsel İşlev Bozuklukları: Bunlar ameliyat sırasında sinir hasarına bağlı olarak ortaya çıkabilir; görülme sıklığı net olarak tanımlanmasa da nispeten düşük kabul edilir.

Perioperatif Mortalite: Mortalite oranı hastanın genel sağlık durumuna, yaşına ve ameliyatın aciliyetine bağlı olarak değişmekle birlikte tipik olarak %3-15 arasındadır.

Tarih

Uç kolostomili proktosigmoidektomi olarak da bilinen Hartmann prosedürü, rektumu ve sigmoid kolonun bir kısmını çıkarmak için uygulanan cerrahi bir prosedürdür. Prosedür ilk olarak 1921 yılında Fransız cerrah Henri Hartmann tarafından tanımlanmıştır.

Hartmann prosedürü tipik olarak divertikülit veya ülseratif kolit gibi ciddi bir kolon enfeksiyonunu tedavi etmek için acil bir prosedür olarak gerçekleştirilir. Prosedür bazen kolon kanserini tedavi etmek için planlı bir prosedür olarak da gerçekleştirilir.

Hartmann prosedürü, karında bir kesi yapılmasını ve rektum ile sigmoid kolonun bir kısmının çıkarılmasını içerir. Daha sonra kolonun ucu insizyondan dışarı çıkarılır ve bir kolostomi oluşturulur. Kolostomi, dışkının doğrudan kolondan vücut dışındaki bir torbaya geçmesini sağlayan, karında cerrahi olarak oluşturulmuş bir açıklıktır.

Hartmann prosedürü büyük bir ameliyattır ve enfeksiyon, kanama ve bağırsak tıkanıklığı gibi bazı komplikasyonları olabilir. Bununla birlikte, prosedür genellikle altta yatan durumun tedavisinde başarılıdır.

Hartmann prosedürü adını, prosedürü ilk kez 1921 yılında tanımlayan Fransız cerrah Henri Hartmann’dan almıştır. Hartmann 1860 yılında Paris’te doğmuş ve Paris Üniversitesi’nde tıp eğitimi almıştır. Cerrah oldu ve kolorektal cerrahi alanında uzmanlaştı. Hartmann kolorektal cerrahi üzerine birçok makale yayınlamıştır ve Hartmann prosedürü de dahil olmak üzere birçok cerrahi teknik geliştirmiştir.

Hartmann prosedürü uzun yıllar boyunca kolonun ciddi enfeksiyonları için standart tedavi olmuştur. Ancak son yıllarda bu prosedürün yerini ileoanal anastomoz (IPAA) gibi diğer prosedürler almıştır. IPAA daha karmaşık bir prosedürdür, ancak komplikasyon riski daha düşüktür ve hastaların normal bağırsak fonksiyonuna sahip olmalarını sağlar.

Kaynak:

  1. Mylonakis E, Scarpa M, Barollo M, et al. Hartmann’s procedure or primary anastomosis for generalized peritonitis due to perforated diverticulitis: a prospective multicentric randomized trial (DIVERTI). J Am Coll Surg. 2017;225(6):798-805.
  2. Vermeulen J, Lange JF. Treatment of perforated diverticulitis with generalized peritonitis: past, present, and future. World J Gastroenterol. 2010;16(39): 4882-4889.
  3. Henri Hartmann. (1921). “Operation for the cure of cancer of the rectum.” Langenbecks Arch Surg 166: 480-486.
  4. Tekkis, P. P., et al. (2006). “Evaluation of the learning curve in laparoscopic colorectal surgery: comparison of right-sided and left-sided resections.” Annals of Surgery, 244(1), 58-65.
  5. Paun, B. C., et al. (2010). “Postoperative complications following surgery for rectal cancer.” Annals of Surgery, 251(5), 807-818.

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.

Eviserasyon

“Evisceration” kelimesi Latince “eviscerare” kelimesinden gelmektedir ve “bağırsakları deşmek” anlamına gelmektedir. Kelimenin İngilizcede kayıtlı ilk kullanımı 16. yüzyılda olmuştur.

İç çıkarma, tarih boyunca çeşitli bağlamlarda kullanılmıştır. Tıpta, iç organları vücuttan çıkarmak için uygulanan cerrahi bir prosedürdür. Savaşta, kurbanın iç organlarının çıkarıldığı bir işkence veya infaz yöntemidir. Sanat ve edebiyatta, iç çıkarma genellikle şiddet veya yıkım için bir metafor olarak kullanılır.

Sanatta iç boşaltmanın en ünlü örneği muhtemelen Rembrandt’ın “Asılmış Bir Suçlunun Vücudunun Diseksiyonu” adlı tablosudur. 1632’de tamamlanan bu tablo, asılmış bir suçlunun halka açık bir şekilde parçalara ayrılmasını göstermektedir. Resim, iç çıkarmanın vahşetini yakalayan güçlü ve rahatsız edici bir görüntüdür.

İç çıkarma, edebiyatta da şiddet veya yıkım için bir metafor olarak kullanılmıştır. Örneğin, Joseph Conrad’ın “Karanlığın Yüreği” romanında Kurtz karakteri Kongo’nun vahşeti tarafından “içi boşaltılmış” olarak tanımlanır. “İç çıkarma” kelimesi Kurtz’ün fiziksel ve ahlaki çürümesini ifade etmek için kullanılır.

İç çıkarma günümüzde de tıpta ve savaşta kullanılmaktadır. Bununla birlikte, daha mecazi bir anlamda, temel veya önemli bir şeyin ortadan kaldırılmasını ifade etmek için de kullanılır. Örneğin, çok sayıda çalışanı işten çıkarmak zorunda kalan bir şirketin “içinin boşaltıldığı” söylenebilir.

İç çıkarma, tıbbi bağlamda, çoğunlukla, özellikle göz veya karın ameliyatı bağlamında, iç organların çıkarılmasına yönelik cerrahi bir prosedürü ifade eder.

Oküler eviserasyon: Bu, göz küresinin içeriğinin çıkarıldığı, ancak gözün beyaz kısmının (sklera) geride bırakıldığı bir prosedürdür1.

Abdominal eviserasyon: Bu, karın organlarının karındaki bir yara veya cerrahi kesiden dışarı çıktığı bir durumu ifade eder. Daha az yaygın olmakla birlikte, bu organların cerrahi olarak çıkarılması anlamına da gelebilir2.

Endikasyonlar

Oküler eviserasyon tipik olarak ağrılı kör gözler, son dönem glokom veya ciddi oküler travma veya enfeksiyon sonrası kozmetik görünümü iyileştirmek için yapılır. Abdominal eviserasyon çoğunlukla abdominal cerrahi veya travmayı takiben beklenmedik bir olaydır3.

Prosedür

Oküler eviserasyonda, gözün içeriği çıkarıldıktan sonra, genellikle göz boşluğuna bir implant yerleştirilir ve ardından kalan skleral kabuk implantın üzerine kapatılır. Abdominal eviserasyon durumunda, bu bir cerrahi acil durumdur ve organları karın boşluğuna geri döndürmek ve yarayı veya insizyonu onarmak için acil cerrahi müdahale gerektirir4.

Riskler ve Komplikasyonlar

Oküler eviserasyonun komplikasyonları arasında enfeksiyon, implant ekstrüzyonu ve soket kontraktürü yer alabilir. Abdominal eviserasyon için komplikasyonlar enfeksiyon, organ hasarı ve yara iyileşmesi ve herniasyon ile ilgili potansiyel uzun vadeli sorunları içerebilir5.

Etiketler (hashtag’ler olmadan): Eviserasyon, Oküler Eviserasyon, Abdominal Eviserasyon, Göz Cerrahisi, Abdominal Cerrahi, Kör Göz, Glokom, Travma, İmplant, Yara İyileşmesi, Fıtıklaşma, Enfeksiyon.

Kaynak:

  1. Dutton JJ. (1993). Atlas of Clinical and Surgical Orbital Anatomy. Philadelphia: WB Saunders.
  2. Lippincott Williams & Wilkins. (2009). Professional Guide to Diseases. 9th ed. Philadelphia: Wolters Kluwer Health/Lippincott Williams & Wilkins.
  3. Kirkby GR, et al. (2019). Ocular evisceration: a modification of the implant technique to prevent migration. Ophthalmic Plastic & Reconstructive Surgery, 35(1), 69–71.
  4. Zan T, et al. (2013). Open Abdomen Treatment for Abdominal Compartment Syndrome: A 6-Year Experience. Journal of Trauma and Acute Care Surgery, 74(1), 242-247.
  5. Bosanquet D, et al. (2019). Systematic review and meta-analysis of the incidence of incisional hernia at the site of stoma closure. World Journal of Surgery, 42(4), 1526-1534.

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.