Teknoloji Kullanımı Zaman Algısını Değiştiriyor

Kavramsal Çerçeve: “Zaman”ı Hissetmek Ne Demektir?

Zaman algısı, fiziksel zamanın sinir sistemi tarafından örneklenmesi, kodlanması ve yorumlanmasıyla ortaya çıkan öznel bir deneyimdir. İnsanlar saniyelerden dakikalara uzanan “kısa aralıkları” sürekli olarak değerlendirir; oysa bu değerlendirme kronometre gibi çalışmaz. Bilişsel psikolojide iki temel ayrım yerleşiktir: prospektif yargılar, süre geçerken “ne kadar oldu?” diye dikkatini zamana ayıran bireyin tahminini; retrospektif yargılar ise süre geçtikten sonra, bellekte kalan içerik ve yoğunluk üzerinden “ne kadar sürdü?” kararını ifade eder. Günlük yaşantıda her iki mekanizma iç içedir: bildirimlerle bölünen bir çevrimiçi toplantıda süreyi prospektif olarak uzun; akış hâline girdiğimiz bir yazı yazma seansını ise retrospektif olarak kısa hissedebiliriz.

Zaman algısını açıklamak için geliştirilen modeller arasında üçü öne çıkar. İç saat/pasör-birikimci (pacemaker–accumulator) yaklaşımı, sinirsel “tık”ların bir kapıdan geçerek birikmesi ile sürenin kodlandığını; dikkat kapısı uzantısı, bu kapının dikkat tarafından açılıp kapandığını; ölçeklenir beklenti kuramı ise bireyin bellek ve karar bileşenlerini ekleyerek, süre tahminlerindeki orantısal (Weber benzeri) hataları açıklar. Bu çerçevelerin ortak paydası şudur: uyarılılık (arousal) ve dikkat paylaşımı, geçen süreyi olduğundan uzun ya da kısa hissettirebilir.

Nörobiyolojik Temeller: Zamanın Sinirsel İzi

Nörogörüntüleme ve hesaplamalı nörobilim çalışmaları, kısa süreli zamanlamanın bazal ganglionlar, serebellum, ön singulat, insula ve dorsolateral prefrontal korteks arasında dağıtık bir ağ tarafından taşındığını göstermiştir. Striatal vuru frekansı yaklaşımı, kortikal osilatörlerin oluşturduğu ritimlerin striatumda “zaman damgası”na dönüştüğünü öne sürer. Dopamin düzeyleri bu düzenekte kalibrasyon görevi görür: uyarılma artışı ve dopaminerjik tonus yükseldiğinde kısa aralıklar göreli olarak uzun tahmin edilir; sedatif etkilerde ise kısa. Bu nöromodülatör denge, teknolojik uyaranların –bildirim sesi, görsel hareket, sosyal ödül beklentisi– tetiklediği mikro-arousal dalgalanmalarıyla kolayca etkilenebilir.

Teknoloji ve Zaman Algısı: Dikkat, Arousal ve Bellek Üçgeni

Sürekli bağlantılı (always-on) dijital çevre, zaman algısını üç ana kanaldan yeniden ayarlar:

  1. Dikkat Dağılımı ve “Dikkat Kapısı”
    Ekran çoklu pencere, anlık mesaj, bildirim ve akış algoritmalarıyla dikkati sürekli yeniden paylaştırır. Dikkat “zaman kanalı”na daha az kaynak ayırdığında, özellikle retrospektif yargılarda, epizodik izler seyrekleşir ve süre kısa hatırlanabilir. Buna karşılık prospektif bağlamda, yüksek uyarılılık altında iç saat daha hızlı “tıklar” ve geçen süre uzun tahmin edilir. Bu ikili etki, aynı günü hem “bitmek bilmedi” hem de “göz açıp kapayıncaya kadar geçti” şeklinde çelişik hissetmemizin nörobilişsel zemini olabilir.
  2. Aşırı Uyarılma ve Zamanın Hızlanması Hissi
    Sosyal geri bildirim (beğeni, yanıt) beklentisi ve bildirimlerin öngörülemezliği, dopaminerjik devrelerde ödül-tahmin hatasını canlı tutar. Bu durum, özellikle saniye–dakika bandında, süreyi olduğundan uzun tahmin etmeye meylederken günün bütününe ilişkin retrospektif izlenimi kısaltabilir. Sonuç, gündelik dilde “gün akıp gitti, ama toplantı hiç bitmedi” şeklinde dile getirilen paradokstur.
  3. Bellek Yoğunluğu ve Yenilik–Rutinin Dengesi
    Retrospektif zaman yargısı, geçen süre boyunca kodlanan anlamlı olayların “yoğunluğuna” duyarlıdır. Akış algoritmalarının parça parça, çok benzer uyarıcılar sunması, bellek izlerini tekdüzeleştirebilir. Az “anı ayırt edici ipucu” içeren günler, geriye dönük olarak kısa hissedilir; yüksek çeşitlilik ve yenilik içeren günler ise uzun.

Bu çerçevede, teknolojiyle yoğun etkileşimi olan bireylerin kısa aralıklarda süreyi biraz uzun tahmin etmeleri; buna karşın gün sonu değerlendirmesinde “zaman uçtu” hissini daha sık yaşamaları kuramsal olarak uyumludur. Çeşitli küçük-orta ölçekli laboratuvar çalışmalarında bu yönde bulgular rapor edilmiş; ekran temelli okumanın basılı metne kıyasla, uyarılma ve dikkat talebi farkları nedeniyle sübjektif süre akışını farklılaştırabildiği gösterilmiştir. Teknoloji merkezli yaşamın zaman baskısı algısını artırdığına dair ön bulgular, özellikle dikkat çoklu göreve zorlandığında daha belirgindir.

Yaşam Boyu Gelişim ve Orantı İlkesi

Yaş ilerledikçe zamanın “hızlandığı” hissi sadece sinirsel işlemleme hızının değişimiyle açıklanamaz. Orantı ilkesine göre, bir yılın öznel ağırlığı, toplam yaşamın daha küçük bir dilimi hâline geldikçe azalır. Buna rutinleşme ve yenilik azalması eklendiğinde, bellekteki ayırt edici ipuçlarının seyrelmesi retrospektif kısalma doğurur. Dolayısıyla “yıllar su gibi akıyor” deneyimi, yalnızca yaşlanma değil; dijital çağın homojenleştirici dikkat çekimiyle de pekişen, çok etmenli bir fenomendir.

Toplumsal Hızlanma: Tarihsel Bağlam

Zamanın “hızlandığı” yakınması yeni değildir. Sanayi Devrimi’yle birlikte zaman-disiplininin yaygınlaşması, demiryolu ile standart zamanın tesis edilmesi, Taylorist üretim ve modern bürokrasinin ölçülebilirlik ideali, gündelik ritimleri yeniden biçimlendirdi. Yirminci yüzyılın sonlarında kent sosyolojisi ve kültürel kuram, toplumsal hızlanma kavramını geliştirdi: teknolojik iletim hızları arttıkça, iş akışları ve beklentiler ölçeklenerek sıkışır. Dijital dönüşüm bu çizgiyi daha da ileri taşıdı; e-posta yerini anlık mesajlaşmaya bıraktı, iş–özel hayat sınırları geçirgenleşti ve “yanıt süresi” normları milisaniyelere indi.

Yöntembilim: Zamanı Nasıl Ölçüyoruz?

Laboratuvar araştırmaları genellikle şu paradigmalara dayanır:

  • Süre üretimi: Katılımdan belirli bir süreyi “üretmesi” istenir (ör. 60 saniyeyi saymadan bekle).
  • Süre yeniden üretimi: Sunulan bir aralığı hemen ardından yeniden oluşturur.
  • Sözel kestirim: “Ne kadar sürdü?” sorusuna sayısal yanıt verir.
  • Çift-görev düzenekleri: Zaman tahmini, eşzamanlı bilişsel yük altında yapılır.
  • Prospektif vs retrospektif tasarımlar: Katılımcının zaman izlemeye odaklanıp odaklanmadığı manipüle edilir.

Teknoloji etkilerini test etmek için, ekran/basılı okuma, bildirim var/yok, çoklu görev/tek görev gibi faktörler kıyaslanır. En kritik karıştırcılar şunlardır: uyarılılık düzeyi, görev zorluğu, motivasyon, alışıklık ve duygulanım. Doğal ortamda ölçüm için, akıllı telefon telemetrisi ile deneyim örneklemesi (EMA) birleştirilerek, laboratuvar dışı geçerlilik artırılabilir.

Günlük Yaşama Yansımalar: Zaman Baskısı, Verimlilik ve Esenlik

Sürekli bağlantılılık, prospektif düzeyde uzunluk hissini ve zaman baskısını artırabilir; bu da öznel iş yükü ve tükenmişlik riskini besleyebilir. Öte yandan, akışa sokan iyi tasarlanmış dijital deneyimler retrospektif kısalmayı tetikleyerek “zaman uçtu” duygusunu güçlendirir. İş yerinde “daha hızlı çalışıyormuş” izlenimi, ölçülebilir çıktılarla karıştırıldığında verimlilik yanılsaması doğabilir. Eğitimde ekran temelli okuma, dikkat paylaşımı ve uyarılma düzenekleri nedeniyle süre değerlendirmesini ve öz-düzenlemeyi etkileyebilir.

Uygulama İlkeleri: Zaman Algısını Kalibre Etmek

  • Tek görev pencereleri: Bildirimleri toplu teslim eden “odak” zaman blokları, dikkat kapısını istikrarlı tutar.
  • Ritim tasarımı: 25–50 dakikalık derin çalışma aralıkları ile kısa molaların ritmik tekrarı, prospektif–retrospektif dengesini düzenler.
  • Somutlaştırma: Takvim ve görsel zaman haritaları, günün epizodik yoğunluğunu artırarak retrospektif kısalmayı dengeler.
  • Yenilik–çeşitlilik: Güne küçük ama ayırt edici etkinlikler serpiştirmek, bellek yoğunluğunu artırır.
  • Ekran–basılı denge: Derin okuma ve kavramsal bütünlük gerektiren metinlerde basılı ortamın payını artırmak, dikkat paylaşımını azaltır.
  • Duygulanım regülasyonu: Nefes, kısa egzersiz ve ışık/ergonomi düzenlemeleri uyarılma düzeyini kalibre eder; süre tahminlerini istikrara kavuşturur.

Açık Sorular ve Gelecek Araştırmalar

  • Nedensellik ve genelleme: Laboratuvar bulgularının çoklu cihaz, çoklu bağlam gerçeğine taşınması için uzunlamasına, kültürlerarası çalışmalar gereklidir.
  • Bireysel farklılıklar: Dikkat stili, duyusal hassasiyet, ödül duyarlılığı ve psikopatoloji (anksiyete, DEHB) profilleriyle zaman algısı etkileşimi ayrıntılandırılmalıdır.
  • Görev ekolojisi: İş ve öğrenme ortamlarında, gerçek görevlerin zaman algısı üzerindeki etkisi, kurumsal ritimler ve dijital araç tasarımı ile birlikte modellenmelidir.
  • Nöromodülasyon: Dopamin ve noradrenalin ekseninde farmakolojik/uyarımsal müdahalelerin teknoloji koşullarındaki zaman yargılarına etkisi, titiz protokollerle sınanmalıdır.

İleri Okuma
  1. Treisman, M. (1963). Temporal discrimination and the indifference interval: Implications for a model of the “internal clock.” Psychological Monographs: General and Applied, 77(13), 1–31.
  2. Thompson, E. P. (1967). Time, Work-Discipline, and Industrial Capitalism. Past & Present, 38, 56–97.
  3. Gibbon, J. (1977). Scalar expectancy theory and Weber’s law in animal timing. Psychological Review, 84(3), 279–325.
  4. Gibbon, J., Church, R. M., & Meck, W. H. (1984). Scalar timing in memory. Annals of the New York Academy of Sciences, 423, 52–77.
  5. Zakay, D., & Block, R. A. (1995). An attentional-gate model of prospective time estimation. In Time and the Dynamic Control of Behavior (pp. 167–178).
  6. Levine, R. (1997). A Geography of Time. New York: Basic Books.
  7. Matell, M. S., & Meck, W. H. (2004). Cortico-striatal circuits and interval timing: coincidence detection of oscillatory processes. Cognitive Brain Research, 21(2), 139–170.
  8. Buhusi, C. V., & Meck, W. H. (2005). What makes us tick? A functional and computational analysis of interval timing. Nature Reviews Neuroscience, 6(10), 755–765.
  9. Rosa, H. (2005). Beschleunigung: Die Veränderung der Zeitstrukturen in der Moderne. Frankfurt: Suhrkamp.
  10. Droit-Volet, S., & Meck, W. H. (2007). How emotions colour our perception of time. Trends in Cognitive Sciences, 11(12), 504–513.
  11. McLoughlin, A. (2012). The Time of Our Lives: An investigation into the effects of technological advances on temporal experience. (Thesis). http://hdl.handle.net/10395/1515
  12. Rosa, H. (2013). Social Acceleration: A New Theory of Modernity. New York: Columbia University Press.
  13. Baron, N. (2015). Words Onscreen: The Fate of Reading in a Digital World. Oxford: Oxford University Press.
  14. James Cook University. (2015, November 19). Wired society speeds up brains … and time. News release. Retrieved December 6, 2015, from https://www.jcu.edu.au/news/releases/wired-society-speeds-up-brains-and-time
  15. Wearden, J. (2016). The Psychology of Time Perception. Basingstoke: Palgrave Macmillan.
  16. Wittmann, M. (2016). Modulations of the experience of time by affect and body signals. Philosophical Transactions of the Royal Society B, 371(1709), 20140106.
  17. Taruffi, L., Pehrs, C., Skouras, S., & Koelsch, S. (2018). Effects of affective arousal on time perception and its neural correlates. NeuroImage, 183, 334–345.
  18. Sohn, H., et al. (2020). Dopamine and cortical dynamics in time estimation. Nature Neuroscience, 23, 466–475.
  19. Block, R. A., Hancock, P. A., & Zakay, D. (2021). How cognitive load affects duration judgments: A meta-analytic review. Acta Psychologica, 220, 103417.
  20. König, C. J., & Waller, M. J. (2022). Time in the digital age: How technology shapes temporal experience. Annual Review of Organizational Psychology and Organizational Behavior, 9, 91–116.

Neden Hep Geç Kalırız?

Herkes bazen geç kalabilir ama, her zaman en az beş dakika geç kalan biri olmak sanattır. Hayal kırıklığı ve rahatsızlık yaratan bir sanat.. Ya da araştırmacıların bulgularına göre; kişiliğinizin bir yan etkisi olabilir.

Peki o halde, insanların sürekli otobüsleri, trenleri kaçırmasının, arkadaşlarını sinirlendirmesinin, düğüne gelinden sonra gitmesinin altında yatan sebep nedir ve bu durumu düzeltmek neden bu kadar zordur?

Geç kalmanın bir çok olumsuz etkisi, caydırıcısı ve hatta bazı durumlarda cezası vardır. Buradaki paradoks ise tüm ceza ve sonuçlarına rağmen geç kalabilmemizdir..  İnsanların sıklıkla geç kalmalarının en açık ve genel sebebi, bir işin ya da olayın ne kadar sürede gerçekleşeceğini tam olarak kestirememeleridir. Buna da ‘Planlama Hatası’ diyoruz. Mevcut araştırma, ortalama bir insanın, bir işi tamamlamanın ne kadar süreceği ile ilgili tahminlerinin gerçek süreden %40 daha az olduğunu gösteriyor.

Bir diğer özellikte ise – ki birinci sebep ile yakından ilişkilidir – aynı anda birden çok iş yapan kişilerin hep geciken insanlar olduğunu ortaya koyuyor.  Daha önce 181 metro makinisti üzerinde yapılan bir araştırmada, aynı anda birden çok iş yapanların daha sıklıkla işe geç kaldıkları tespit edilmişti. (Conte, Jeff – 2003)

Bunun sebebi ise aynı anda bir çok iş yapmanın üstbiliş ve o anda yapılan işin bilincinde olmayı zorlaştırmasıdır. Conte, 2001’de yaptığı bir diğer araştırmada ise, her zaman geç kalmaya eğilimli olan bir kişilik tipolojisinin de varlığından bahsetmektedir. Aşırı düzenli ve başarı odaklı (araştırmada A tipi olarak bahsedilen grup) kişilerin, araştırmadaki diğer grubu oluşturan B tipi insanlara göre daha dakik olduğu ortaya koyulmuştu.

Aslında, A ve B tipi insanlar zamanın akışını daha farklı algılamakta. Geçmiş üç çalışmada Conte, A tipi insanların bir dakikayı 58 saniye olarak, B tipi insanların ise 77 saniye olarak algıladıklarını kaydetmişti.

Bu, her dakika için 18 saniyelik fark, uzun süreler söz konusu olduğunda üst üste eklenerek ciddi vakit kaybına ve gecikmeye neden olmaktadır. Elbette bunları bilmemiz sorunu çözebilmiş olduğumuz anlamına gelmiyor.

Ancak araştırmacılar dakik’liğimizi artıracak stratejiler geliştirmeye çalışmaktalar. Görevlerin ve işlerin süresini yanlış tahmin eden insanlar için, aktiviteleri detaylı aşamalara bölerek değerlendirmek zaman algısının daha doğru işlemesini sağlayacaktır. 2012 yılında yapılan bir çalışmada, insanların bir işi yapmadan önce akıllarında yaptıklarını hayal etmeleri istenmiş ve böylelikle zamanlama konusunda daha doğru tahminler ürettikleri kaydedilmişti.

Geç kalan insanlar ayrıca aynı anda iki yerde olamayacaklarını farketmeli ve buna göre daha az işi planlamaya girişmeliler. Tabii bazı insanlar geç kalmayı hiç de önemsemiyor olabilir.

İş kişilik tipolojinize geldiğinde ise neredeyse yapacak hiç bir şey yok. Ancak o zaman da zamanı yanlış hesapladığınızı kabul edip üzerine bir kaç dakika eklemek bir çözüm olabilir.

Her şeyden önce bu da değişimin ilk aşamasıdır, değil mi?

 


Referans :

  1. Bilimfili,
  2. Sciencealert.com, Scientists have found out why you’re chronically late,
  3. Jeffrey M. Conte & Rick R. Jacobs pages 107-129 Validity Evidence Linking Polychronicity and Big Five Personality Dimensions to Absence, Lateness, and Supervisory Performance Ratings DOI:10.1207/S15327043HUP1602_1
  4. David M. Sanbonmatsu, David L. Strayer, Nathan Medeiros-Ward, Jason M. Watson. Who Multi-Tasks and Why? Multi-Tasking Ability, Perceived Multi-Tasking Ability, Impulsivity, and Sensation Seeking. PLoS ONE, 2013; 8 (1): e54402 DOI:10.1371/journal.pone.0054402