rēticulum

Latincede rēte‘nin küçültme eki almış halidir. Anlamları (n);

  1. Bir ağ,
  2. Bir balıkçı ağı,
  3. Bir saç filesi,
  4. Bir süzgeç,
  5. Yağ hücrelerinden kurulmuş bir ağ; omentum,
  6. Dürbün ağı
Hal Tekil Çoğul
nominatif rēticulum rēticula
genitif rēticulī rēticulōrum
datif rēticulō rēticulīs
akusatif rēticulum rēticula
ablatif rēticulō rēticulīs
vokatif rēticulum rēticula

 

Granülosit

Granülositlerin Tanımı

  • Granülositler, sitoplazmalarında belirgin granüller içeren akyuvarlardır.
  • Wright-Giemsa boyaması ile tanınan bu hücreler, lökositlerin yaklaşık %60–70’ini oluştururlar.
  • “Granülosit” terimi, Latince “granulum” (tanecik) ve “zytos” (hücre) kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir (granül-o-sit) (Abbas ve diğ., 2018).

Granülosit Tipleri

  • Nötrofil Granülositler
    • Kan dolaşımındaki en yaygın granülosit türüdür.
    • Mikrobiyal enfeksiyonlarda ilk savunma hattını oluşturur ve fagositoz yoluyla patojenleri yok eder (Mantovani ve diğ., 2011).
    • Çekirdek segmentasyonu sayesinde olgunlaştıkları ayırt edilir; segment sayısı enfeksiyon ve kemik iliği durumu hakkında bilgi verir.
  • Eozinofil Granülositler
    • Parazitik enfeksiyonlara karşı ve alerjik reaksiyonlarda rol oynar.
    • Sitoplazmalarındaki eozinofilik granüller, kristal yapılı proteinler (örn. majör temel protein, MBP) içerir (Rothenberg & Hogan, 2006).
    • Dokulara göç ederek histamin ve diğer mediatörleri düzenler; astım ve atopik hastalıklarda belirgin artış gösterir (Valent ve diğ., 2012).
  • Bazofil Granülositler
    • En nadir bulunan granülosit tipidir; alerjik reaksiyon ve inflamasyonda görev alır.
    • Granüllerinde heparin, histamin ve sitokinler barındırır (Stone ve diğ., 2010).
    • IgE aracılı mast hücrelerine benzeyen mekanizmalarla anaflaksi ve kronik inflamatuar süreçlere katılır.

Granülositopoez (Granülosit Üretimi)

  • Granülositopoez, kemik iliğinde gerçekleşen granülosit üretim sürecine verilen addır.
  • Hematopoetik Kök Hücre → Miyeloblast → Promiyelosit → Miyelosit → Metamiyelosit → Bant Hücre → Olgun Granülosit şeklinde aşamalı farklılaşma görülür (Hoffbrand & Moss, 2016).
  • Myeloblast evresinde, çekirdek büyük ve az kondanse olurken; metamiyelosit evresinde granüllerin sayısı ve tipine göre farklılaşma belirginleşir.
  • Granülositopoetik sitokinler arasında G-CSF (Granülosit Koloni Stimüle Edici Faktör), GM-CSF (Granülosit-Makrofaj Koloni Stimüle Edici Faktör) ve IL-3’ün rolü büyüktür (Abbas ve diğ., 2018).

Kan Düzeyindeki Durumlar

  • Granülositoz
    • Kanda granülosit sayısının normalin üzerinde olması hâlidir.
    • Genellikle enfeksiyon, inflamasyon, miyeloproliferatif hastalıklar veya stres yanıtı sonucu ortaya çıkar (Hoffbrand & Moss, 2016).
    • Referans aralık: Yetişkinde yaklaşık 1.800–7.700/mm³ nötrofil; artış, “nötrofili” terimiyle de tanımlanabilir (Abbas ve diğ., 2018).
  • Granülositopeni
    • Kanda granülosit sayısının normalin altında seyretmesidir.
    • Kemik iliği supresyonu, ilaç toksisitesi, kemik iliği infiltrasyonu veya vitamin eksiklikleri (B12, folat) gibi nedenlere bağlı gelişebilir (Hoffbrand & Moss, 2016).
    • Klinik tablo, enfeksiyon riskinin artmasıyla karakterizedir.
  • Agranülositoz
    • Kanda 1 μL başına 500’den az granülosit olması durumu olarak tanımlanır; genellikle nötropeni daha da şiddetlidir (örn. < 100–200/mm³) (Dale, 2010).
    • İlaçlara bağlı idiyopatik agranülositoz, kemoterapi, immün aracılı süreçler veya otoimmün hastalıklar agranülositoza neden olabilir.
    • Hastalar febril, ciddi bakteriyel ve fungal enfeksiyonlara yatkın hale gelir ve acil müdahale gerektirir.

Keşif

Granülositlerin keşfi, mikroskop teknolojisindeki gelişmelerle birlikte 19. yüzyılın ortalarına kadar uzanır. Hücrelerin granüllü yapısının fark edilmesi ve sınıflandırılması özellikle hematolojik boyama tekniklerinin gelişmesiyle mümkün olmuştur.


1. Mikroskobik Gözlemler ve İlk Tanımlamalar (1840–1870)

  • 1843: Alman anatomist Friedrich Henle, lökositlerin farklı görünümlerine dair ilk sistematik gözlemleri yaptı. Ancak granüllü hücrelere özel bir ayrım getirilmemişti.
  • 1860’lar: Alman hücre biyoloğu Ernst Haeckel, hücrelerin mikroskobik özelliklerine göre sınıflandırılması gerektiğini savundu ve hücresel morfolojinin sistematik analizini teşvik etti.

2. Wright Boyası ve Fonksiyonel Sınıflama (1890–1900)

  • 1891–1899: Amerikalı patolog James Homer Wright, günümüzde hâlen yaygın olarak kullanılan Wright boyasını geliştirdi.
  • Bu boyama yöntemi sayesinde nötrofil, eozinofil ve bazofil granülositler mikroskop altında ayırt edilebilir hâle geldi.
  • Wright, bu hücrelerin granüllerini boyama özelliklerine göre tanımlayarak günümüzde kullanılan sınıflamayı başlattı.

3. Fonksiyonel ve İmmünolojik Tanımlar (20. yüzyıl başı – 1950)

  • 1900–1930: Paul Ehrlich’in asidik, bazik ve nötr boyalar kullanarak hücreleri ayırt eden teknikleri, granülositlerin alt tiplerinin morfolojik olarak sınıflandırılmasını sağladı.
  • Ehrlich, “eozinofil” ve “bazofil” terimlerini tanımlamış; granüllerin boya alma özelliklerine göre adlandırmıştır.
  • 1930’lar: Fagositoz ve kemotaksi gibi fonksiyonların tanınmasıyla granülositlerin bağışıklıkta önemli rolleri olduğu anlaşılmıştır.

4. Moleküler ve Sitokin Temelli Keşifler (1970–2000)

  • 1977: Granülosit gelişimini yöneten ilk sitokin olan Granülosit-Koloni Uyarıcı Faktör (G-CSF) tanımlandı.
  • 1980–2000: Granülosit gelişimi ve farklılaşmasında görev alan genetik yollar, hücre içi sinyalleşmeler ve kök hücre kaynakları detaylı olarak aydınlatıldı.

5. Modern Tanı ve Klinik Uygulama (2000–günümüz)

  • Akış sitometrisi, moleküler boyama teknikleri ve immünhistokimya ile granülosit alt grupları daha ayrıntılı şekilde incelenebilmekte; granülositopeni, granülositoz ve lösemilerde tanı aracı olarak kullanılmaktadır.


İleri Okuma
  1. Ehrlich P. 1879. Beiträge zur Kenntnis der Anilinfärbungen und ihrer Verwendung in der mikroskopischen Technik. Archiv für mikroskopische Anatomie, 16:263–277.
  2. Wright JH. 1899. The histogenesis of the blood platelets. Journal of Morphology, 16(2): 415–499.
  3. Bainton DF, Farquhar MG. 1966. Origin of granules in polymorphonuclear leukocytes. Two types derived from the Golgi complex in developing granulocytes. Journal of Cell Biology, 28(2):277–301.
  4. Metcalf D. 1977. The granulocyte-macrophage colony-stimulating factors. Science, 199(4326):603–610.
  5. Rothenberg ME, Hogan SP. 2006. The eosinophil. Annual Review of Immunology, 24:147–174.
  6. Borregaard N. 2010. Neutrophils, from marrow to microbes. Immunity, 33(5):657–670.
  7. Dale DC. 2010. Causes and Management of Neutropenia in the Adult. In: Lichtman MA, Beutler E, Kipps TJ, Seligsohn U, Kaushansky K, Prchal JT (eds). Williams Hematology, 8th ed. McGraw Hill; s. 477–495.
  8. Stone KD, Prussin C, Metcalfe DD. 2010. IgE, mast cells, basophils, and eosinophils. Journal of Allergy and Clinical Immunology, 125(2 Suppl 2):S73–S80.
  9. Mantovani A, Cassatella MA, Costantini C, Jaillon S. 2011. Neutrophils in the activation and regulation of innate and adaptive immunity. Nature Reviews Immunology, 11(8):519–531.
  10. Valent P, Klion AD, Horny HP, et al. 2012. Contemporary consensus proposal on criteria and classification of eosinophilic disorders and related syndromes. Journal of Allergy and Clinical Immunology, 130(3):607–612.
  11. Hoffbrand AV, Moss PAH. 2016. Hoffbrand’s Essential Haematology. 7th ed. Wiley-Blackwell.
  12. Abbas AK, Lichtman AH, Pillai S. 2018. Cellular and Molecular Immunology. 9th ed. Elsevier.

Eozionofil granülosit

Sinonim: eosinophil granulocyte, eosinophilic leukocyte,

Kaynak: http://www.laborlexikon.de/images/Heama-eosinophile%20Granulozyten%20combination.jpg

 Eosinophiler, Granulocytus eosinophilicus, Eosinophile Granulozyten.

  • Akyuvarların alt grubudur. Sitoplazmasında Eozionofilli keseye sahiptir. Taneciğin bir kısmı maviye boyandığından dolayı bu adı almıştır. (bkz: Eozionofil ) (bkz: granülosit)
  • Edinilmiş bağışıklıktan sayılır.
  • Fagositoz yeteneği vardır. Pranülünde Peroksidaz, Katalaz, Proteaz bulunur.

Eozinofili

  • Kırmızı seven.(bkz;eosfil-i)
  • histoloji biliminde; hücre veya dokuların bir kısmında eos rengiyle boyanması durumudur
  • eosin((tetrabromfluoreszein-natrium) sayesinde kırmızı-turuncudan, pembeye kadar boyanabilir.

Histolojide eozinofiller, asidik boya eozini (sodyum tetrabromofloresein) ile kırmızı-turuncu ile pembe arasında renklendirilebilen hücreler, hücre bileşenleri veya doku bileşenleridir. ‘Asidofilik’ terimi genellikle eşanlamlı olarak kullanılır.

Temel bilgiler

Eozin hem asidik hem de negatif yüklüdür, bu nedenle pozitif yüklü doku veya hücre parçalarına bağlanır. Eozinofilik yapıların en önemli örnekleri şunlardır:

  • Mitokondri
  • SER
  • Kolajen
  • Proteinler (örn. Miyoglobin ve hemoglobin)
  • Sitoplazma (ribozomların bazofilik olduğu yer).
  • Eozinofilik granülosit adını bu boyama davranışına borçludur.

Eozin, histolojik bir gözden geçirme hazırlığı oluşturmak için sıklıkla hematoksilin ile kombinasyon halinde “HE boyası” olarak kullanılır.

Kimya

Kimyada, eozinofiliklik, asitlere veya iyonik özelliklere baz olarak reaksiyona giren fonksiyonel grupları nedeniyle onlarla asit-baz reaksiyonuna giren maddelerin özelliklerini tanımlar.

Histoloji

Histolojide terim, asidik boyalarla (örneğin eozin) boyanabilen doku veya hücre yapılarını belirtmek için kullanılır. Burada eozinofil, asidofil ile eşitlenmelidir.

Hematoloji

Eşanlamlı: eozinofilik granülositoz
Hematolojide, periferik kandaki eozinofilik granülositlerdeki artışa eozinofili denir. Bir granülositoz şeklidir.

Çok belirgin bir eozinofili formuna hipereozinofili denir. Eozinofilinin tam tersi eozinopenidir.

ICD10 kodu: D72.1

Aşağıda sadece hematolojik yönü daha fazla tartışılmaktadır.

Nedenleri

Eozinofili genellikle bazofili ile ilişkilidir. Çok farklı nedenleri olabilir. Bunlar şunları içerir:

  • Alerjiler veya atopik hastalıklar
    • Bronşiyal astım (eozinofilik astım)
    • Ürtiker
    • alerjik vaskülit
    • alerjik rinit
    • Atopik dermatit
  • Parazitozlar
    • Helmint istilası
    • Trikinoz
  • Dermatozlar
    • Pemfigus vulgaris
    • Dermatit herpetiformis
    • Eritema eksudativum multiforme
    • Pemfigus vulgaris
    • Sedef hastalığı
  • Otoimmün hastalıklar
    • Dermatomiyozit
    • Skleroderma
    • Sjögren sendromu
    • Lupus eritematoz
    • Panarteritis nodosa
    • romatoid artrit (RA)
    • Churg-Strauss vasküliti
  • hipereozinofilik sendrom
  • Maligniteler
    • kronik miyeloid lösemi (CML)
    • Hodgkin lenfoma
    • Hodgkin olmayan lenfoma
    • metastatik karsinom
  • hormonal düzensizlik
    • Addison hastalığı
    • Tirotoksikoz
  • İlaç almak
  • Asetilsalisilik asit (ASA)
  • penisilin
  • Fenprokumon
  • Dapson
  • Ajmalin
  • Sefoksitin

Ayrıca eozinofili, birçok enfeksiyon hastalığında nekahet başlangıcının (‘iyileşmenin başlangıcı’) belirtisi olarak veya cüzzam, bel soğukluğu ve amipli dizanteri hastalığına eşlik ederek görülür. Eozinofili, bazı bulaşıcı hastalıkların (örn. Kızıl, kızamık veya eritem enfeksiyonu) kuluçka döneminde de ortaya çıkabilir.

Referans aralığı

Yetişkinlerde eozinofiller için referans aralığı yaklaşık 0,05 ile 0,25 (0,4) G / l arasında olup, ul başına 50 ila 250 (400) hücreye karşılık gelir. Laboratuvar tarafından verilen referans değer belirleyicidir. Bu, eozinofilik granülositlerin normal diferansiyel kan sayımındaki lökositlerin yaklaşık% 1-4’ünü oluşturduğu anlamına gelir.

eos

  • eski yunancada; gün kırmızılığı anlamına gelir.güneş batarken oluşan kırmızılıktan bahsedilir.

Trombotik emboli

Tromboembolizm, bir trombüsün vasküler sistem içinde yayılması ve ardından damarın bir kısmının yer değiştirmesi veya tüm vasküler dalın kapanmasıdır (emboli). Klinik sonuçlar bazen yaşamı tehdit edicidir ve hızlı müdahale gerektirir.