- Mide özelliklerini, yeteneğini ifade eder.
- Midenin farklı dolum büyüklülerine kendini ayarlaması.
- Besin alınımı sırasında yemek borusundaki mekanoreseptörler uyarılır ve bu sayede nervus vagus aktive olarak midede kısa süre içinde genişlemeye sebep olur (vagovagaler reflex).
- Asıl akkomodation reflex besinin mideye girmesinde rol oynar.
Amylum
Latince Amylum, daha önceki Almanca Amlung ve Amidum’dan (Nişasta)
Organik bir bileşiktir. Formülü (C6H10O5)n olan ve α-D-glukoz birimlerinden oluşan bir polisakkarittir. Bu nedenle makromolekül karbonhidratlara aittir.
Bitkilerin en önemli depo molekülüdür.
Nişasta ne kadar sağlıksızdır?
Gerçek şu ki, modifiye nişasta bir gıda katkı maddesi olarak yasalarca onaylanmıştır ve bu nedenle sağlığa zararsız olarak sınıflandırılmıştır. İster doğal ister değiştirilmiş formda olsun, çok fazla nişasta içeren gıdaları güçlü bir şekilde ısıtırken dikkatli olunması tavsiye edilir.
Ne tür nişastalar vardır?
İçindekiler tablosu
- Patates nişastası (lat.: Amylum Solani)
- Buğday nişastası (lat.: Amylum Tritici)
- Pirinç nişastası (lat.: Amylum Oryzae)
- Mısır nişastası (lat.: Amylum Maydis)
- At kestanesi nişastası.
Nişastalar vücuda ne yapar?
Genellikle “iyi” karbonhidratlar olarak adlandırılırlar. İyi çünkü vücudun birden fazla şekeri parçalamak ve hücrelere taşımak için zamana ve enerjiye ihtiyacı var. Tek tek bileşenler mide ve bağırsaklarda daha uzun süre kalır, bu da sindirimi uyarır ve mide hacmini artırır.
Mide özsuyu
Sinonim: Gastric juice.
- Enzimce zengin bir sıvı olan mide özsuyu , midenin mukoza tabakası tarafından üretilip mide lumenine aktarılır. Alınan besinlerin sindirimini sağlar.
- Mide özsuyunda su dışında HCl, pepsinogen, pepsin, muzine, ve bikarbonat bulunur. Intrinsic factor ve az sayıda lipaz bulunur.
- Mide öz suyunun ph ı 1 ve 1.5 arasındadır.

Fizyoloji
- Günlük 2-3 litre mide öz suyu üretilir. Bikarbonat ve muzine devamlı olarak üretilir. HCl ve pepsinogen, besin alınıma bağlıdır.
- HCl, mide mukozasındaki Paryetal hücreler tarafından üretilir. Bu hücre proton pompası sayesinde midede hidrojen yoğunluğunu artırıyor.
- HCl nin görevi pepsinogeni aktif hale getirmek, mikroorganizmaların ölümü ve proteinlerin denatüre olmasıdır.
- Klorid iyonları, karbonat iyonlarına kıyasla mideye götürülür. Bu iyon aktarımı sayesinde oluşan konsantrasyon farkı sebebiyle mideye su çekilir.
- Paryetal hücreler intrinsic factorü de kurar. Intrinsic factor b12 vitaminin ileumda alımı için önemlidir. b12 vitamini ve intrinsic factor bir komplex kurar. Bu komplex vitaminin sindirimi ve zarar almasını engeller.
- Pepsinogen mide mukozasındaki ana hücreler tarafından üretilir. HCl tarafından aktive edilip pepsine dönüştürülür. Pepsin sadece HCl nin olduğu, düşük ph lı ortamlarda çalışır.
- Mukoza(muzin); yukarı tabakadaki hücreler, yan hücreler, cardia bezi ve pylorus bezi tarafından üretilir. Bu tabaka mideyi korumak için sarar. Yüzeydeki epithel hücreleri aynı zamanda bikarbonat üretirler. Muzin ile birlikte önemli bir koruma fonksiyonu oluştururlar. Bikarbonat mukozada depolanır, HCl’yi nötrleştirir ve mide mukoza derisini korur.


Klinik
- Mide mukoza tabakasına zarar veren agresif faktörler;
- Safra içeriğindeki maddeler,
- Glukokortikoid,
- NSAR,
- Etil alkol,
- Helicobacter pylori enfeksiyonu.
- Bu mukoza tabakası yetmezliğine yol açarak daha fazla HCl üretmini engeller, buna achylia denir.

Tarih
Gastrik asidin sindirimdeki rolü, 1820’lerde ve 1830’larda William Beaumont tarafından, bir kaza sonucu midesinde fistül (delik) bulunan ve Beaumont’un bu süreci gözlemlemesine izin veren Alexis St. Martin’in sindirimini gözetleyerek, mide asidini çıkarmasını ve asidin sindirimde çok önemli bir rol oynadığını doğrulamasını sağlamıştır.



Amylase
- yunancada nişasta manasına gelen kelimedir.
- polisakkaritin parçalanmasında görev alır.
Kimus
Sinonim: chymus.
Yunancada; öz, su anlamına gelir.
- Midede sindirim enzimi ve salgılarıyla(tükürük, HCl, amilaz pepsin) ile karışan besinlerden oluşan sudur. Bu olaya Kimifasyon (chymifikation) denir. Kimus mide kasılmasıyla karışır ve pilorus iletilir. Ardından da onikiparmak bağırsağına ulaşır. Kimus asidiktir, ph ı yaklaşık 2 dir. onikiparmak bağırsağına girerken alkalileştirilir.
- Kolesistokinin (cholecystokinin (cck)) safra kesesini uyararak, safra sıvısının (nahco3 zengin) onikiparmak bağırsağına verilmesini sağlar. jejunuma ulaşmadan önce nötrleşir.
Kaynak: http://footage.framepool.com/shotimg/qf/172195328-chimo-contenuto-dello-stomaco-reflusso-succo-gastrico.jpg
ductus pancreaticus major
(bkz: ductus pancreaticus)
Duktus pankreatikus
- Pankreas kanalıdır. (bkz: duktus) (bkz: pankreat–ikus)
- Koledok kanalı ile birlikte duodenum içinde papilla duodeni mayor a ağzı açılır.
Anatomi
Pankreas kanalı pankreastan kuyruktan başa doğru ilerler. Seyri sırasında, zimojenler ve bikarbonat ile pankreatik sekresyon içeren kanal hücreleriyle temasta bulunurlar. Zimojenler asiner hücreler, bikarbonat gang hücreleri (sentroasiner hücreler) tarafından üretilir ve salgılanır. İntra- ve interlobüler tasarımlar arasında bir ayrım yapılır.
Embriyoloji
Embriyonik dönemde (pankreas divisum) ventral ve dorsal pankreatik sistemin füzyon eksikliğinden dolayı, bazen pankreasın başka bir yürütme kanalı, küçük pankreas kanalı (Santorini kanalı) olabilir. Genellikle ayrı bir papilla duodeni minörüyle duodenuma açılır. Bununla birlikte, ana kanalla (pankreas kanalı majör) kaynaşabilir ve daha sonra papilla duodeni majör yoluyla duodenuma açılabilir.
Başka bir varyasyon, pankreas kanalı ortak safra kanalından ayrı olarak duodenuma aktığında ortaya çıkar.
Koledok kanalı
Etimoloji
Ductus choledochus terimi, safra taşıyan ekstrahepatik safra sisteminin kanalını tanımlamak için Latince ve Yunanca kökleri birleştiren anatomik bir adlandırmadır.
- Ductus: Bu terim, “yönlendirmek” veya “yürütmek” anlamına gelen Latince ducere fiilinden türemiştir. Anatomik terminolojide, ductus vücut sıvıları için bir geçit görevi gören herhangi bir kanal veya tüpü belirtmek için kullanılır. Kelime, yapının safra taşınan bir kanal olarak işlevini iletir.
- Choledocus: Choledocus bileşeni, Yunanca χοληδόχος (cholodokhos) sıfatının Latinceleştirilmiş halidir. Bu terimin kendisi iki unsurdan oluşur:
- Chole (χολή): Bu Yunanca kelime “safra” anlamına gelir. Safra ve safra kesesiyle ilgili çok sayıda tıbbi terimin köküdür, örneğin kolesistit (safra kesesinin iltihabı) ve kolelitiyazis (safra taşı).
- Dochus (δόχος): Bu kısım, “alma” kavramını ileten Yunanca δοκέω fiilinden veya δέχομαι gibi ilgili bir formdan türetilmiştir. cholodokhos bağlamında, safrayı “alma” veya “taşıma” anlamına gelir.
Bu unsurları birleştirerek, ductus choledochus terimi tam anlamıyla “safra ileten kanal” veya “safra alıcı kanal” anlamına gelir. Bu isimlendirme, safra kesesinden karaciğere ve duodenuma safranın taşınmasındaki anatomik ve fizyolojik rolünü açıklamaktadır.
Ortak safra kanalı, duktus choledochus veya duktus biliaris olarak da bilinir, ekstrahepatik safra sisteminin önemli bir bileşenini temsil eder. Safra için birincil kanal görevi görür ve karaciğer ve safra kesesinden gelen salgıları duodenuma yönlendirir. Aşağıdaki ayrıntılı genel bakış anatomik, histolojik ve klinik özelliklerini kapsar.
Anatomik Genel Bakış
- Köken ve Süreklilik: Ortak safra kanalı, karaciğerden safra toplayan ortak hepatik kanal ile safra kesesini boşaltan kistik kanalın birleşmesinden oluşur. Bu anatomik birleşme, karaciğer tarafından üretilen veya safra kesesinde depolanan safranın tek bir kanala yönlendirilmesini sağlar.
- Karın boşluğundan geçiş: Oluşumundan sonra, ortak safra kanalı karaciğeri duodenuma bağlayan küçük omentumun temel bir bileşeni olan hepatoduodenal ligament içinde yükselir. Aşağı doğru ilerlerken kanal portal venin ve uygun hepatik arterin önünden geçer. Daha sonra pankreasın başına doğru arkaya doğru ilerler ve burada pankreas dokusuyla iç içe geçerek en sonunda duodenumun alt kısmına ulaşır.
- Duodenuma Giriş: Duodenum duvarına ulaştığında, kanal tipik olarak plica longitudinalis duodeni olarak bilinen uzunlamasına bir mukozal kıvrım sergiler. Kanalın terminal kısmı genellikle pankreas kanalıyla birleşerek hepatopankreatik ampullayı (Vater ampullası) oluşturur. Bu birleşim daha sonra, özel bir sfinkterik mekanizma tarafından düzenlenen büyük duodenal papillada duodenal lümene açılır.
Histolojik Özellikler
Katmanlı Yapı: Ortak safra kanalının duvarı iki ana katmandan oluşur:
- Mukozal Katman: Bu en içteki katman, bağ dokusu, kolajen ve elastik lifler açısından zengin bir lamina propria tarafından desteklenen prizmatik (basit sütunlu) epitel hücrelerinden oluşan bir astar içerir. Bu katman içindeki gömülü mukus bezleri, safranın kayganlaştırıcı özelliklerini artırarak, düzgün geçişini kolaylaştırır.
- Kas Katmanı: Kanalın terminal segmentinde, halka şeklindeki düz kas lifleri belirginleşir. Bu lifler, sindirim sırasında safra akışını duodenuma düzenleyen sfinkterin (genellikle Oddi sfinkteri olarak adlandırılır) işlevine katkıda bulunan spiral bobinler oluşturur.
Klinik Önemi
- Fizyolojik Rol: Ortak safra kanalı, diyet lipitlerinin emülsifikasyonunda ve emiliminde kritik bir rol oynayan safranın iletilmesi için gereklidir. Bu kanalın düzgün çalışması, yağların ve yağda çözünen vitaminlerin etkili sindirimi ve emilimi için gereklidir.
- Patolojik Tıkanıklık: Ortak safra kanalının tıkanması safra kesesi taşlarından (koledokolithiasis), tümörlerden, darlıklardan veya inflamatuar süreçlerden kaynaklanabilir. Bu tür tıkanıklıklar, yüksek bilirubin seviyeleri, koyu renkli idrar, soluk dışkı ve kaşıntı ile karakterize obstrüktif sarılığa yol açabilir.
- Tanısal Görüntüleme Modaliteleri: Klinik önemi göz önüne alındığında, ortak safra kanalı rutin olarak çeşitli görüntüleme teknikleri kullanılarak değerlendirilir:
- Ultrasonografi ve Endosonografi: Bu modaliteler genellikle ilk değerlendirme için kullanılır ve genişlemiş kanalların veya obstrüktif lezyonların varlığının görüntülenmesini sağlar.
- Bilgisayarlı Tomografi (BT): BT taramaları, anatomik ilişkileri belirleyebilen ve kanalı etkileyen dışsal kitleleri tespit edebilen kesitsel görüntüleme sunar.
- Endoskopik Retrograd Kolanjiyopankreatografi (ERCP): ERCP, kanal sistemini görüntülemek ve gerektiğinde terapötik müdahaleleri kolaylaştırmak için endoskopi ve floroskopiyi birleştirir.
- Manyetik Rezonans Kolanjiyopankreatografi (MRCP): MRCP, safra ve pankreas kanallarının ayrıntılı görüntülerini sağlayan invaziv olmayan bir görüntüleme modalitesidir.
- Perkütan Transhepatik Kolanjiyografi (PTC): Endoskopik erişimin zor olduğu durumlarda, kontrast maddenin perkütan enjeksiyonu yoluyla safra ağacını görüntülemek için PTC kullanılabilir.

Keşif
Antik Çağdaki İlk Açıklamalar:
- Antik Temeller:
Hipokrat ve Galen gibi ilk tıp bilginleri, sindirim sistemi ve safra fizyolojisinin ilk, ancak ilkel açıklamalarını sağladılar. Gözlemleri safra ağacının bileşenlerini modern kesinlikle ayırt etmese de, bu ilk metinler daha sonraki, daha ayrıntılı anatomik çalışmalar için temel oluşturdu.
Rönesans ve Sistematik Diseksiyonun Gelişi:
- Andreas Vesalius (16. Yüzyıl):
Vesalius’un De humani corporis fabrica eserini yayınlaması anatomik çalışmalarda bir dönüm noktası oldu. Vesalius, titiz kadavra diseksiyonları ve detaylı çizimlerle insan safra sisteminin ilk doğru tasvirlerinden birini sağladı. Çalışmaları, aralarında daha sonra ortak safra kanalı olarak tanımlanacak olan kanalın da bulunduğu ayrı kanalların safra taşınması için kritik yollar olarak tanınmasına katkıda bulundu.
Cerrahi Anatomideki Gelişmeler ve Safra Anatomisinin İnce Ayarı:
- On Sekizinci ve On Dokuzuncu Yüzyıllar:
William Hunter ve daha sonra Henry Gray (çalışmaları Gray’s Anatomy ile sonuçlanan) gibi anatomistler safra sisteminin anatomik tanımını daha da geliştirdiler. Sistematik diseksiyonları karaciğer, safra kesesi ve ekstrahepatik safra kanalları arasındaki ilişkileri netleştirdi. Bu dönemde ortak safra kanalı ayrı bir varlık olarak ortaya çıktı – kistik kanalın girişinden sonra ortak hepatik kanalın devamı, duodenuma giden kanal görevi görüyordu.
Radyografik Görüntüleme ve Kolanjiyografinin Tanıtılması:
- 20. Yüzyılın Başları: X-ışını teknolojisinin geliştirilmesi ve ardından kolanjiyografinin icadı, safra yollarının in vivo çalışmasında devrim yarattı. Safra sistemine kontrast madde enjekte ederek, klinisyenler ortak safra kanalının anatomisini noninvaziv olarak görselleştirebildiler. Bu görüntüleme teknikleri, kadavra çalışmalarından elde edilen anatomik gözlemlerin çoğunu doğruladı ve yaşayan hastalarda kanal tıkanıklıklarının ve diğer patolojilerin tespit edilmesini sağladı.
Endoskopik Tekniklerin ve Gelişmiş Görüntüleme Yöntemlerinin Evrimi:
- 20. Yüzyıl Sonlarındaki Gelişmeler: Endoskopik retrograd kolanjiyopankreatografinin (ERCP) ortaya çıkışı, safra sistemine hem tanısal hem de terapötik erişim sağladı. ERCP, ortak safra kanalının doğrudan görüntülenmesini, müdahalelerin (taş çıkarma veya stentleme gibi) gerçekleştirilmesini sağladı ve safra kanalının safra düzenlemesindeki dinamik işlevine ilişkin anlayışımızı geliştirdi.
- Manyetik Rezonans Kolanjiyopankreatografi (MRCP): 1990’larda tanıtılan MRCP, safra ağacının invaziv olmayan görüntülenmesini daha da geliştirerek ortak safra kanalının ve ilişkili yapılarının yüksek çözünürlüklü, üç boyutlu görüntülenmesine olanak sağladı. Bu yöntem, safra tıkanıklıklarının, darlıkların ve diğer patolojilerin teşhisinde paha biçilmez hale geldi.
Histolojik ve Fonksiyonel Çalışmaların Entegrasyonu:
- Modern Anatomik ve Histolojik Araştırmalar: Çağdaş araştırmalar, ortak safra kanalının katmanlı yapısını ortaya çıkarmak için geleneksel diseksiyon tekniklerini histolojik analiz ve gelişmiş görüntülemeyle birleştirmiştir. Mukozal, submukozal ve kas katmanlarının ayrıntılı çalışmaları, kanalın yağlayıcı mekanizmaları (mukoza bezleri tarafından kolaylaştırılır) ve Oddi sfinkteri aracılığıyla safra akışının düzenlenmesi gibi fonksiyonel özelliklerine ilişkin içgörüler sağlamıştır.
Klinik Sonuçlar ve Devam Eden Araştırmalar:
- Patofizyolojik İçgörüler: Ortak safra kanalının anatomisine ilişkin kümülatif bilgi, safra hastalıklarının teşhisini ve yönetimini doğrudan etkilemiştir. Seyrini, varyasyonlarını ve çevreleyen yapılarla (örn. pankreas) etkileşimini anlamak, koledokolitiyazis ve obstrüktif sarılık gibi durumlar için etkili tedaviler geliştirmek için esastır.
- Devam Eden Yenilikler: Minimal invaziv cerrahi, girişimsel radyoloji ve endoskopik tekniklerdeki gelişmeler, ortak safra kanalının anlaşılmasının hepatobiliyer tıbbın ön saflarında kalmasını sağlayarak tarihi keşifler üzerine inşa edilmeye devam etmektedir.
İleri Okuma
- Vesalius, A. (1543). De humani corporis fabrica. Paris: Nicolaus Hill.
- Hunter, W. (1761). The Natural History of the Human Body. London: J. and C. Rivington.
- Gray, H. (1858). Gray’s Anatomy: Descriptive and Surgical. London: J. & A. Churchill.
- Kausch, P. (Ed.). (1972). Surgical Anatomy of the Biliary Tract. Springer.
- Bergman, R. A., Afifi, A. K., & Miyauchi, R. (2016). Surgical Anatomy of the Biliary Tract. Springer.
- Moore, K. L., Dalley, A. F., & Agur, A. M. R. (2018). Clinically Oriented Anatomy (8th ed.). Wolters Kluwer.
- Netter, F. H. (2018). Atlas of Human Anatomy (7th ed.). Elsevier.
- Standring, S. (Ed.). (2020). Gray’s Anatomy: The Anatomical Basis of Clinical Practice (42nd ed.). Elsevier.
Koledok
Sinonim: choledochus
latincede; safra alan anlamına gelen anlamına gelir. Bkz; Kole-dok
Hepatit
Karaciğer iltihabı. (bkz: hepat–it)
Enfeksiyöz (özellikle viral), toksik, immünolojik veya başka hastalıklardan kaynaklanabilir.
- Hepatit A, fekal oral yol ile daha çok bulaşır,
- Hepatit B, kan ve vücut sıvısı ile bulaşabilir, bundan dolayı bir cinsel hastalık olarak da görülür.
- Hepatit C belirti göstermeden veya belirsiz belirti ile başlayan seyrine daha sonra kronikleşerek devam eder.
- Genotip 2 veya 3’ün hayatta kalma şansı genotip 1’li bireye göre daha yüksektir.

Nedenleri
Çeşitli nedenler hepatitin klinik tablosuna yol açabilir. Diğer şeylerin yanı sıra, aşağıdakiler arasında bir ayrım yapılır:
- viral hepatit:
- Hepatit A: Hepatit A virüsünün neden olduğu enfeksiyon (HAV, Picornaviridae ailesi)
- Hepatit B: Hepatit B virüsünün neden olduğu enfeksiyon (HBV, Hepadnaviridae ailesi)
- Hepatit C (A olmayan B hepatiti): Hepatit C virüsünün neden olduğu enfeksiyon (HCV, Flaviviridae ailesi)
- Hepatit D: Hepatit B’ye ek olarak hepatit D virüsü (‘delta ajanı’, virüs mutantı) ile birlikte enfeksiyon
- Hepatit E: hepatit E virüsünün neden olduğu enfeksiyon (HEV, Hepeviridae ailesi)
- Hepatit G: İnsan Pegivirüs (Hepatit G Virüsü, HGV, Flaviviridae ailesi) enfeksiyonu
- İlişkili viral hepatit: karaciğere özgü olmayan viral enfeksiyonun bir sonucu olarak.
- herpes virüsü
- Herpes simpleks virüsü (HSV)
- Varicella zoster virüsü (VZV)
- Sitomegalovirüs (CMV)
- Epstein-Barr virüsü (EBV)
- Picornaviridae
- Coxsackie Virüsleri
- flavivirüsler
- sarı humma virüsü
- dang virüsü
- herpes virüsü
- Viral olmayan ajanların neden olduğu enfeksiyöz hepatit
- bakteriler tarafından
- Leptospira (leptospiroz)
- Brusella (bruselloz)
- Salmonella (Salmonelloz)
- parazitler tarafından
- Plazmodyum (sıtma)
- Leishmania (leishmaniasis)
- Amipler (amip hastalığı)
- Ekinokok (Echinokokkoz)
- Schistosoma (bilharzia)
- mantar tarafından:
- kandida hepatiti
- bakteriler tarafından
- Toksik ilişkili hepatit:
- Alkol toksik karaciğer hasarı (Zieve sendromu)
- yağlı karaciğer hepatiti
- radyasyon hepatiti
- Diğer toksin maruziyeti (örneğin, yılan zehirleri, kimyasal maddeler, mantar zehirleri)
- İlaca bağlı (örn. parasetamol, halotan, metildopa, izoniazid)
- Diğer hastalıklarda eşlik eden hepatit:
- Kalıtsal metabolik hastalıklar:
- Hemokromatoz (demir depo hastalığı)
- Wilson hastalığı (bakır depo hastalığı)
- Granülomatöz hepatit: granülomatöz hastalıklarda (örn. tüberküloz veya sarkoidoz)
- Çeşitli nedenlerle kolanjit
- İskemik hepatit (şok karaciğer)
- Otoimmün hepatit: Nedeni genellikle belirsizdir
- Otoimmün Hepatit (AIH)
- Primer biliyer kolanjit (PBC)
- Lupoid hepatit (Bearn-Kunkel sendromu)
- kronik aktif hepatit

Klinik
Belirtiler, altta yatan hepatit formuna bağlı olarak farklılık gösterir.
Belirtiler
Tipik olarak,
- halsizlik,
- yorgunluk,
- bitkinlik
- ve ateş gibi genel semptomlar,
- iştahsızlık,
- mide bulantısı,
- sağ üst karında basınç ağrısı
- Sarılık
- ve ishal gibi gastrointestinal semptomlarla birlikte fark edilir.
- Ayrıca artralji ve geçici bir döküntü oluşabilir.
- Bazı durumlarda, hepatit asemptomatiktir.

Teşhis
- Karaciğerde oluşan iltiabın diferensiyal teşhisi yapılır, eğer bir virüsten kaynaklanıldığı düşünülüyorsa, serolojik test yapılır; Belirli Antijenler ve Antikorların tespiti yapılır.
- HBsAg
- HBcAg
- HBeAg
- Virüsün teşhisinin doğrudan PCR aracılığıyla gerçekleştirilmesi.

Tedavi
- Hepatit tedavisi, hastalığın oluşumuna ve seyrine bağlıdır.
- Tedavi spektrumu, semptomatik tedaviden antiviral ilaçlara (örn. interferonlar, nükleozid analogları, nükleotid analogları, proteaz inhibitörleri), immünosupresanlardan akut karaciğer yetmezliğinde karaciğer transplantasyonuna kadar uzanır.