Enterokoklar

Sinonim: Enterococcus, Enterokokken

  • Bağırsak tanesi.(Bkz; Enter-o-coccus)
  • Gram pozitif, çift halinde veya kısa zincir halinde bulunan bakterilerdir.
  • Sıcaklığa, safra tuzu, yemek tuzu ve yüksek pH’a duyarsızdır.
  • İnsanda ve hayvanda bağırsaklarda bulunur.
  • İnsan Patojen türü: Lancefield-Grup D
    1. E. faecalis
      ? E. faecium
      ? E. casseliflavus
      ? E. gallinarum
      ? E. durans
Hastalık:
Tedavi:
  1. Ampicillin
  2. Glykopeptide:? Vancomycin,? Teicoplanin
  3. Linezolid
  4. Tigecyclin
  5. Daptomycin
  6. Vancomycin-Dirençli
    1. VanA ve VanB:
      1. E.faecium ve E. faecalis
      2. Plasmid-kodlar
      3. Konjugatif aktarılabilir.
    2. VanC:
      1. E. casseliflavus, E.gallinarum ve E. flavescens
      2. Doğal direnç
      3. Aktarılamaz.

?
?

Streptococcus pneumoniae

  • Akciğere ait (kolye) tanesi.(Bkz; Streptococcus) & (Bkz; pneumoniae)
  • Gram pozitif, diplokoklar, kapsüllenmiştir
  • Diplokok grubuna aittir.
  • neşter şeklindedir.
  • Kanlı agarda, fazla yeşillenme gösterir.(alfa hemoliz)
  • Optochin ve safra’ya duyarlı.

Epidemiyoloji:

  • Doğal yeri; Oropharynx
  • Bakteriye uygun faktörler;
    • Yaş
    • Kardiopulmonal sebepler
    • Dalağın çıkarılıp alınması
    • Enfeksiyon geçmişi
  • 2 yaşından önce %80
  • Splenektomi sonrası hastalar, nefrotik sendromlu, dalak fonksiyon bozukluğu olan orak hücreli anemili, bağışıklığı baskılanmış çocuklar için dikkatli olun

Genetik

  • S. pneumoniae genomu, suşa bağlı olarak 2,0 ila 2,1 milyon baz çifti içeren kapalı, dairesel bir DNA yapısıdır.
  • 1553 genden oluşan bir çekirdek setine, artı virulomunda virülansa katkıda bulunan 154 geni ve invazif olmayan bir fenotipi koruyan 176 geni vardır.
  • Genetik bilgi suşlar arasında % 10’a kadar değişebilir.
  • Pnömokok genomunun, 11 farklı lantibiyotik dahil olmak üzere geniş ve çeşitli bir antimikrobiyal peptid repertuarını içerdiği bilinmektedir.

Virülans Faktörleri:

  • Polisakkarid kapsül( şuana kadar 91 tipi bilinmektedir)
  • Pnömoliz(sitotoksin)
  • IgA-Proteaz

Transformasyon

Doğal bakteri dönüşümü, DNA’nın bir bakteriden diğerine çevreleyen ortam yoluyla transferini içerir. Dönüşüm, enerji gerektiren karmaşık bir gelişimsel süreçtir ve çok sayıda genin ifadesine bağlıdır. S. pneumoniae’de, transformasyon için en az 23 gen gereklidir. Bir bakterinin ekzojen DNA’yı kendi kromozomuna bağlaması, alması ve yeniden birleştirmesi için, yeterlilik adı verilen özel bir fizyolojik duruma girmesi gerekir.

  • S. pneumoniae’daki yeterlilik, mitomisin C, florokinolon antibiyotikler (norfloksasin, levofloksasin ve moksifloksasin) ve topoizomeraz inhibitörleri gibi DNA’ya zarar veren ajanlar tarafından indüklenir.
  • Transformasyon, S. pneumoniae’yi mitomisin C’nin bakterisidal etkisine karşı korur.
  • Michod ve diğerleri S. pneumoniae’de yeterlilik indüksiyonunun, oksidatif strese karşı artan direnç ve DNA hasarlarının giderilmesi için rekombinasyonel onarım mekanizmasının anahtar bir bileşeni olan RecA proteininin artan ekspresyonu ile ilişkili olduğuna dair özet kanıtlar.
  • Bu bulgular temelinde, dönüşümün oksidatif DNA hasarlarını onarmak için bir adaptasyon olduğunu öne sürdüler. S. pneumoniae enfeksiyonu, polimorfonükleer lökositleri (granülositler), bakteriler için potansiyel olarak ölümcül olan oksidatif bir patlama oluşturmak üzere uyarır. S. pneumoniae’nin genomunda bu konakçı savunmasının neden olduğu oksidatif DNA hasarlarını onarma yeteneği, muhtemelen bu patojenin virülansına katkıda bulunur. Bu önermeyle tutarlı olarak Li ve ark. [20] farklı yüksek oranda dönüştürülebilir S. pneumoniae izolatları arasında, nazal kolonizasyon uygunluğunun ve virülansın (akciğer enfeksiyonu) sağlam bir yeterlilik sistemine bağlı olduğunu bildirmiştir.

Hastalıklar:

  • Pnömoni
  • lober pnömoni(genç yetişkinlerde)
  • Bronkopnömoni(çocuk, yaşlı yetişkinlerde)
  • Akciğer apsesi
  • Plevral ampiyem
  • Meningitis
  • Beyin apsesi
  • Peri- ve endokarditis
  • Sinusitis ve Otitis media
  • Konjonktivit (→Ulcus serpens corneae)
  • Peritonitis(nadir, çoğunlukla genç kızlarda)
  • Apandisit (nadir)
  • Sepsis

Klinik

  • Zatürre, orta kulak iltihabı, sinüzit, menenjit
  • Dalak ve antikorlardan gelen opsoninler tarafından opsonizasyon – ardından fagositoz
  • Yüksek ateş, titreme, öksürük, ağrı, taşikardi, dispne
  • OPSI (ezici postplenektomi enfeksiyonu sendromu), potansiyel olarak ölümcül sonuç olası

Komplikasyonlar

Laboratuvar Teşhisi:

  • İdrar-Antijen testi
    1. 15 dakikalık bir testtir.
    2. 23 Serotipi kapsar; (≥90 % bütün pnömoniler)
    3. Hassaslık: 50-90%
    4. Testin yetişkinlerde spesifikliği  90-100%
    5. Bebek ve çocuklardaki az spesifiklik ?( ≥ 20% hatalı pozitif)
  • BOS, plevra sıvısı

Tedavi ve Profilaks

  • Penisilin
  • Sefalosporinler
    • sefotaksim, seftriakson
  • Makrolid
  • Florokinolonlar
  • Profilaksi: bebekliğin başlangıcında aşılama
    • 23 güçlü kapsül polisakkarid aşısı, 2 yaştan sonrası için mümkün
    • Pnömokok ve hemofilus aşısı, tercihen splenektomi öncesi (sonradan da yapılabilir)
    • Seotiplerin yaklaşık %90’ından korur.
    • Aspleni, fonksiyonel aspleni için penisilin profilaksisi
    • 60 yaşından sonra bazı hastalıkları taşıyan bireylere tavsiye edilir.(Koah, immün baskılama, dalak exstirpation, HIV, Diabetes….)

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.

Virülans

Sinonim: Virulence, Pathogenität

  • Virülans, bir mikrobun patojenliği, yani onun hastalığa neden olma yeteneğidir.(Bkz; virulentus)
  • Patojenlik terimi mutlak anlamda hastalığa neden olma yeteneği için kullanılır, virülans ise bir patojenin ne derecede hastalık yapabileceğini ifade etmek için kullanılır.
  1. Virülan Bakteriler:

Bakteriler çeşitli mekanizmalar dolayısıyla birçok şekilde hastalığa neden olabilirler:

  • Adhezyon (Yapışma): Bir bakterinin konak hücre ile ilk buluşması hücre yüzeyine bağlanması ile olur. Çoğu bakterinin bağlandığı reseptörler konak hücrenin normal ihtiyaçlarını karşılamak için de gereklidir.
  • Kolonizasyon: Virülan bakteriler vücudun bölgelerini işgal edebilmek için özel proteinler salgılarlar. Örneğin; Helicobacter pylori insan midesinin asit ortamında yaşayabilmek için üreaz enzimi salgılar ve bu sayede midede bir koloni kurabilir hastalığın ilerlemesine sebep olabilirler.
  • İstila: Bazı bakteri türleri konak hücre zarını bozarak konak hücre içerisine endositoz ile alınırlar. Vücut yüzeyindeki epitel dokudan geçerek vücut içerisine girerler.
  • İmun tepki inhibitörleri: Çoğu bakteri, konak organizmanın imun sisteminin işleyişini bozan virülans faktörler üretir. Örneğin; yaygın olan bir bakteriyel strateji, konak hücrenin antikorlarına bağlanarak, antikorları işlevsiz hale getiren bir protein üretmeleridir. Böylece bakteri antikorlar tarafından fagosite edilemez.
  • Toksinler: Çoğu virülans faktör, konak hücreyi zehirler ve dokularına zarar verir.

Portör Muayenesi

Latincede portāre (taşımak) geçmiş zamandaki fiilimsi olan –> portātor –>Fransızcada porteor bu kelimeden dilimize geçmiştir.

Portör, taşıyıcı, dağıtıcı anlamına gelmektedir. İnsanlarda bulunan bazı virüs ve etmenleri taşıyıcı görevi üstlenerek başkalarına bulaştırmaya, dağıtmaya sebebiyet verir. Portör taşıyıcısı olan insanların sağlığı bulaşan kadar etkilenmezken, bulaştığı kişilerde ciddi sağlık sorunları meydana gelmektedir. Bu sebeple portör muayenesi ve testi uygulanması gereken önemli sektörler bulunmaktadır.

Portör Muayenesi Zorunlu Mu ?

Portör muayenesi, 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu‘nun 126. ve 127. maddelerine göre gıda üretim yerleri ve sıhhi müesseselerde çalışanların bulaşıcı hastalık taşıyıcılığı yönünden her 3 ayda bir yapılması zorunluydu. Ancak 2011 yılında yapılan kanun değişikliği ile kanunun 126 ve 127. maddelerinde geçen portör muayenesi ifadesi çıkarılmış ve gıda işlerinde çalışanların hijyen eğitimi almış olması zorunluluğu getirilmiştir.

Bu değişiklik portör muayenesinin kaldırıldığı yönünde yorumlanmıştır. Ancak 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nun 126. maddesi bulaşıcı hastalığı olanların gıda ile ilişkili işlerde çalıştırılamayacağına hükmeder. Yani bir çalışanın bulaşıcı hastalığı olup olmadığının kontrol edilmesi ve belgelenmesi şarttır.

Madde 126 – Bulaşıcı bir hastalığı olduğu belgelenenler ile iş yerinin faaliyet ve hizmetlerinden doğrudan yararlananları rahatsız edecek nitelikte ve görünür şekilde açık yara veya cilt hastalığı bulunanlar, bizzat çalışan iş yeri sahipleri ve işletenleri de dâhil olmak üzere, alınacak bir raporla hastalıklarının iyileştiği belgeleninceye kadar, birinci fıkrada belirtilen iş yerlerinde çalışamaz ve çalıştırılamazlar.

Portör muayenesi kaldırılmamıştır. Çalışanın bulaşıcı hastalığının olup olmadığının kontrol edilmesi şarttır. Gıda işinde çalışanların bulaşıcı hastalık taşıyıp taşımadığını tespit etmenin en etkili yolu portör muayenesidir.

Ayrıca 126 ve 127. maddelerde yer alan hijyen eğitimi, çalışanların bulaşıcı hastalık taşıyıp taşımadığını veya gelecekte bulaşıcı hastalıklara yakalanmayacağını gösteren bir eğitim değildir. Hijyen eğitimi sadece gıda işinde hijyen kurallarını öğreten bir eğitim olarak verilmektedir. Dolayısıyla portör muayenesi ve hijyen eğitimi birbiri ile çok farklı uygulamalar olup asla birbirinin yerine geçemez

Portör Muayenesi Hangi İşlerde Yapılmalıdır ?

Portör muayenesi, gıda ile ilgili işlerde ve sıhhi yani bakım, temizlik, konaklama gibi iş kollarında yapılması gereken bir testtir. Bu gibi işlerde, bulaşıcı hastalıkların diğer insanlara bulaşması için gerekli ortamlar çok sık oluşmaktadır. Aşağıdaki iş kollarında mutlaka portör testi yapılmalı ve test sonuçları olumlu olan kişiler çalıştırılmalıdır.

  • Pansiyon, motel, otel veya turistik tesisler
  • Her türlü gıda üretim, dağıtım ve servis işleri
  • Kuaför, berber, güzellik salonu
  • Bar, gazino, restaurant, kafe
  • Sauna, hamam
  • Özel şirketlerde mutfak çalışanları

Portör Muayenesi Hangi Laboratuvar Tetkiklerini İçerir ?

Çalışanların bulaşıcı hastalık taşıyıp taşımadığını tespit edebilmek için bazı tahliller yapılmalıdır. Bu tahliller kan, dışkı, röntgen veya tükürük yolu ile yapılan tahlillerdir. Doğru bir portör muayenesi aşağıdaki testleri içermelidir.

  • Gaita Kültürü ( Salmonella ve Shigella yönünden, en az yılda bir)
  • Dışkının mikroskobik incelenmesi ( Entamoeba histolytica kistleri, giardia lamblia kistleri ve helmint yumurtaları yönünden, en az altı ayda bir)
  • Boğaz ve Burun Kültürü (Staphylococcus aureus yönünden, en az yılda bir)
  • Hepatit B taraması (3 ayda bir) ve aşısı (isteğe bağlı)
  • Akciğer Grafisi ( Tüberküloz yönünden, en az yılda bir)

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.

Pneumonia

  • Antik Yunancada πνεύμων (pneúmōn“akciğer”) + ία (-ía, Dişil soyut isimler oluşturmak için sıfatların köklerine, nadiren fiillerin köklerine ve hatta daha nadiren isimlerin gövdelerine eklenir); πνευμονίᾱ (pneumoníā) akciğer hastalığıdır.

Virüs, bakteri veya diğer mikroorganizmaların sebep olduğu akut ve kronik akciğer enflamasyonları (zatürre) için kullanılır.

Francisco Wiedon (?) ve Karısı, Zatürre ve yanının ağrısının tedavisi için dua ediyor

Pnömoni, eski Yunanca’da akciğer anlamına gelen “πνεύμων” (pneumon) kelimesinden gelmektedir. Hipokrat ve Galen tarafından yapılan erken tanımlamalarla antik çağlardan beri bilinmektedir. Modern pnömoni anlayışı 19. yüzyılın sonlarında mikrobiyolojideki ilerlemelerle gelişmeye başlamıştır.

  • Carl Friedländer (1882): Klebsiella pneumoniae’yi pnömoni etkeni olarak tanımladı ve başlangıçta “Friedländer basili” olarak adlandırdı.
  • Albert Fraenkel (1884): Birçok pnömoni vakasından sorumlu önemli bir bakteriyel patojen olan Streptococcus pneumoniae’yı keşfetti.
  • Sir William Osler (1892): “Modern tıbbın babası” olarak bilinen Osler, pnömoniyi kapsamlı bir şekilde incelemiş ve yüksek ölüm oranını vurgulayarak pnömoniden “ölüm adamlarının kaptanı” olarak bahsetmiştir.

Sınıflandırma ve Etiyoloji:

Pnömoni, edinildiği ortama göre sınıflandırılır:

Toplum Kaynaklı Pnömoni (CAP):

Sağlık hizmeti ortamları dışında edinilir.
Etiyoloji: Yaygın patojenler arasında Streptococcus pneumoniae, Haemophilus influenzae ve solunum virüsleri bulunur.

Hastane Kaynaklı Pnömoni (HAP):

Hastaneye yatıştan >48 saat sonra ortaya çıkar, yatış sırasında mevcut değildir veya inkübasyona girmemiştir.
Etiyoloji: Genellikle Pseudomonas aeruginosa, MRSA ve enterik Gram-negatif basiller gibi çoklu ilaca dirençli organizmalardan kaynaklanır.

Ventilatörle İlişkili Pnömoni (VAP):

Mekanik ventilasyondaki hastalarda meydana gelen bir HAP alt kümesi.
Etiyoloji: HAP’a benzer ancak uzun süreli entübasyonla ilişkili patojenlerin prevalansı daha yüksektir.

İnfluenza ve Pnömoni:

  • Ölüm Oranı: İnfluenzaya bağlı pnömoni, özellikle yaşlılar, bağışıklık sistemi baskılanmış bireyler ve altta yatan sağlık sorunları olanlar arasında önemli bir ölüm oranına sahiptir.
  • Hamile Kadınlar: Hamile kadınlar pnömoni de dahil olmak üzere ciddi influenza komplikasyonları açısından daha yüksek risk altındadır. Morbidite ve mortaliteyi azaltmak için hızlı antiviral tedavi önerilmektedir.

Klinik Kriterler ve Ciddiyet Değerlendirmesi:

Minör Kriterler (1-2 kriter):

Örnekler: Hafif hipoksemi (PaO2/FiO2 oranı >250), hafif konfüzyon, hafif lökopeni.
Uygulama: Tipik olarak ayakta tedavi veya kısa süreli hastaneye yatış ile yönetilir.

Orta Dereceli Kriterler (2 veya daha fazla minör kriter):

Örnekler: PaO2/FiO2 oranı <250, multilobar infiltratlar, lökopeni (WBC <4.000 hücre/µL).
Sonuç: Genellikle hastaneye yatış ve daha yakın izleme gerektirir.

Şiddetli Kriterler:

Örnekler: PaO2 < 55 mm Hg, vazopressör gerektiren septik şok, akut böbrek yetmezliği.
Anlamı: Yoğun bakım ünitesine (YBÜ) kabul ve agresif yönetim gerektirir.

Etiyolojik Ajanlar ve Teşhis:

  • Viral Etiyoloji: Pnömoni vakalarının yaklaşık %22’si influenza, respiratuar sinsityal virüs (RSV) ve koronavirüsler dahil olmak üzere virüslere bağlıdır.
  • Bakteriyel Etiyoloji: Yaygın bakteriyel patojenler arasında Streptococcus pneumoniae, Haemophilus influenzae, Staphylococcus aureus ve Mycoplasma pneumoniae ve Chlamydophila pneumoniae gibi atipik bakteriler bulunur.
  • Kardiyak Dekompansasyon: Konjestif kalp yetmezliği, sıvı birikimi ve patojenlerin temizlenmesinin bozulması nedeniyle hastaları pnömoniye yatkın hale getirebilir.

Teşhis Yöntemleri:

  • Balgam Muayenesi: Bakteriyel pnömoni tanısı için gereklidir, ancak laboratuvar kültürleri ile doğrulanmalıdır. Kontaminasyonu önlemek için uygun toplama tekniği çok önemlidir.
  • Laboratuvar Testleri: Kan kültürleri, balgam kültürleri, spesifik patojenler için PCR ve Legionella ve Streptococcus pneumoniae için idrar antijen testlerini içerir.

Tedavi ve Komplikasyonlar:

  • Akciğer Apsesi: Tedaviyi uzatabilen pnömoni komplikasyonu. Genellikle anaerobik bakterileri hedef alan antibiyotikler ve muhtemelen cerrahi drenaj gerektirir.
  • Terapötik Yaklaşım: Ampirik antibiyotik tedavisi klinik yargı, hastalığın şiddeti ve lokal antibiyogram verilerine göre yönlendirilmelidir. Bakteriyel pnömoni için beta-laktamlar, makrolidler veya florokinolonlar yaygın olarak kullanılır.

İleri Okuma

  1. Kaysin, A., & Viera, A. J. (2016). Community-Acquired Pneumonia in Adults: Diagnosis and Management. American Family Physician, 94(9), 698-706.
  2. Torres, A., Niederman, M. S., Chastre, J., et al. (2017). International ERS/ESICM/ESCMID/ALAT guidelines for the management of hospital-acquired pneumonia and ventilator-associated pneumonia. European Respiratory Journal, 50(3), 1700582.
  3. File, T. M., Marrie, T. J. (2010). Burden of Community-Acquired Pneumonia in North American Adults. Postgraduate Medicine, 122(2), 130-141.
  4. Mandell, L. A., Wunderink, R. G., Anzueto, A., et al. (2007). Infectious Diseases Society of America/American Thoracic Society consensus guidelines on the management of community-acquired pneumonia in adults. Clinical Infectious Diseases, 44(S2), S27-S72.
  5. Centers for Disease Control and Prevention (CDC). (2020). Influenza (Flu) – Clinical Features of Influenza.

Morbus Cushing

Sinonim: Cushing’s disease

Morbus Cushing, hipofiz bezinde ACTH hormonu üreten hücrelerde tümör büyümesine verilen hastalığın adıdır. Vücutta fazla ACTH üretildiği için böbrek üstü bezleri normalden fazla çalışır ve fazla miktarda cortisol üretir. Cushing- Sendromu ile karıştırılmamalıdır. Cushing Sendromu olarak bilinen vücutta birçok sebepten ortaya çıkabilecek yüksek cortisol seviyesidir. Cushing hastalığının bir semptomudur; fakat her cushing sendromu, cushing hastalığının da olacağı anlamına gelmez.

Hastalık kendini kişinin kilo alması, kas kütlesinin azalması, Osteoporose, yüksek tansiyon ve impotenz gibi belirtilerle gösterebilir.

Tedavi olarak en etkili yöntem tümörün ameliyatla alınmasıdır. Ayrıca Cortisol dengesini sağlayabilmek için Glukokortikoidlerden de faydalanılır.