Evlerdeki tozda ‘9 bin farklı mikrop türü var’

ABD’de yapılan bir araştırmaya göre evlerimizde biriken toz, ortalama 9 bin farklı mikrop türü barındırıyor. Colorado Üniversitesi’nin ABD genelinde 1200 evde yaptığı incelemeler sonunda, bakteri ve mantar oluşumu evin konumu, evde yaşayan bireyler ve evde evcil hayvan beslenip beslenmediğine göre de değişiklik gösteriyor.

mikrop

Araştırmayı yürüten çevrebilim ve evrimsel biyoloji uzmanı Doçent Doktor Noah Fierer, “Bizim burada soruşturduğumuz gerçekten basit bir doğa tarihi araştırması. Mikropların evlerimizde yaşadığını uzun bir zamandır biliyorduk. Bizim şimdi yaptığımız, alana göre nasıl değişiklik gösterdiklerini anlama amaçlı modası geçmiş bir bilim” dedi.

Araştırma, gönüllü vatandaşların yürüttüğü ‘Evlerimizdeki Vahşi Yaşam’ adlı projenin bir parçası olarak yapıldı.
ABD’deki 1200 hanede yaşayan gönüllüler araştırmacılara, temizlik sırasında genelde göz ardı edilen kapıların üst kısımlarında biriken toz örneklerini gönderdi.

Genetik incelemede, evdeki tozda mikroskobik canlılar tespit edildi. Araştırmacılar, ortalama bir hanede 2 binden fazla farklı mantar yapısı buldu.

Bulunan mantarlar arasında Penicillium, Aspergillus, Alternaria ve Fusarium da var.

Mantar üremesine yol açan ekosistemin oluşumu evin konumuyla da doğrudan bağlantılı.

‘Evin dışından geliyorlar’

Doktor Fierer, “Evlerde gördüğümüz mantarın çoğu evin dışından geliyor diyor ve ekliyor:

“Kıyafetlerimiz veya açık pencere ve kapılardan giriyorlar. Dolayısıyla evimizde ne tür mantarların olduğunun en iyi göstergesi, evin konumu.”

Araştırmacılar, her bir hanede ortalama 7 bin farklı tür bakteri keşfetti.

Stafilokok ve Streptokok gibi bakteriler genellikle insan derisiyle ilintili olan bakteriler arasında gösteriliyor.
Bacteroides ve Faecalibacterium gibi bakteriler ise insan dışkısıyla bağlantılı.

Bakteri ve mikrop türleri de evde kimin yaşadığına bağlı olarak değişiklik gösteriyor.

Doktor Fierer, “Erkek bedenine kıyasla kadın bedeninde daha sık görülen bazı bakteri türleri var. Bunun evin içinde bulunan bakteriye olan etkisini de görebiliyoruz” diyor.

Evdeki evcil hayvanlar da mikrop türlerinde değişiklik yaratıyor.

Doktor Fierer şöyle açıklıyor: “Bir kedi veya köpek getirmenin de evde bulunan bakterilere önemli etkisi oluyor. Bu kadar büyük bir etki yaratması bizim için de şaşırtıcı oldu. Evin nerede konumlandığı veya evin tasarımı gibi diğer tüm faktörlerden daha güçlü bir etkisi var.”

Araştırma, ‘Proceedings of the Royal Society B’ adlı dergide yayımlandı.

Doktor Feirer, araştırma ABD’de yapılmış olsa da bulguların dünyanın birçok farklı bölgesi için de geçerli olabileceğini belirtiyor.

Araştırmacılar şimdi, evlerimizi bu tip organizmalarla paylaşmanın insan sağlığına ne gibi etkileri olduğunu inceliyor.

Bazı mikroplar hastalık ve alerjilerle bağlantılı olsa da, araştırmacılar çoğu mikrobun zararsız olduğunu, hatta bazılarının faydalı bile olabileceğini ifade ediyor.

Doktor Fierer şu yorumu yapıyor:

“İnsanlar evlerindeki mikroplardan endişe duymamalı. Her tarafımızdalar, derimizde, evimizin her bir köşesinde ve bunların çoğu tamamen zararsız. Mikroplarla çevrili olmamız hayatın bir gerçeği.”

Kaynak: BBC Türkçe

ALLERSET®

1. Giriş ve Kimyasal-Farmasötik Özellikler

Setirizin dihidroklorür (SDH), hidroksizin molekülünün oksidatif metaboliti olup piperazin iskeletli, ikinci‐kuşak, selektif histamin-1 (H1) reseptör antagonistidir. ALLERSET® formülasyonunda 10 mg SDH’ye ek olarak mısır nişastası, laktoz monohidrat, povidon (K-30), magnezyum stearat, Eudragit E-100 esaslı film kaplama, polietilen glikol 6000, titanyum dioksit ve talk bulunur. pH-duyarlı polimerik film tabakası, gastrik mukozal iritasyonu azaltırken etkin maddenin ince barsakta çözünmesini optimize eder. Molekül düşük lipofilisiteye ve P-glikoprotein substrat özelliğine sahip olduğundan santral sinir sistemi penetrasyonu sınırlıdır; bu da sedatif profilini minimal hâle getirir.

2. Farmakodinamik Özellikler

SDH periferal H1-reseptörlerini kompetitif olarak bloke ederek histamin kaynaklı vazodilatasyon, kapiller permeabilite artışı, mukus sekresyonu ve pruritusu inhibe eder. Ayrıca eozinofil kemotaksisini, sitokin salınımını ve hücresel adezyon moleküllerini baskılayarak antihistaminik etkiye tamamlayıcı anti-inflamatuvar katkı sağlar. İn-vivo modellerde mast hücre kaynaklı geç faz reaksiyonunu da anlamlı düzeyde sınırlar; böylece kronik ürtiker ve pereniyal rinitte semptom süresini kısaltır.

3. Farmakokinetik Profil

  • Emilim: Oral biyoyararlanım ≥ 70 %; besin yalnızca Tmax’ı (~1,7 saat) uzatır, AUC’de değişim yoktur.
  • Dağılım: Plazma proteinine bağlanma ≈ % 93; dağılım hacmi 0,5 L/kg civarındadır.
  • Metabolizma: Karaciğerde major CYP izoenzimlerine bağımlı olmayan oksidatif O-dealkilasyon (inaktif metabolit), ilaca klinikte anlamlı CYP-temelli etkileşim üstünlüğü kazandırır.
  • Eliminasyon: Dozun ≈ % 70’i glomerüler filtrasyonla değişmeden, ≈ % 10’u dışkı ile atılır. Erişkinlerde ortalama terminal yarı-ömür 8–10 saattir; bu değer kreatinin klerensi azaldıkça doğrusal olarak uzar.
  • Özel Durumlar: Kreatinin klerensi < 30 mL/dk olan erişkinlerde bakım dozu 5 mg/24 saat; hemodiyaliz ile anlamlı klirens gözlenmez. Izole hepatik yetmezlikte doz değişikliği gerekmez; kombine böbrek-karaciğer yetmezliğinde bireysel ayarlama zorunludur.

4. Endikasyonlar ve Etkinlik Kanıtı

  • Alerjik rinit (mevsimsel-pereniyal): Randomize kontrollü çalışmalar SDH’nin nazal skorları ve konjonktival semptomları 24 saat boyunca belirgin azalttığını göstermiştir; intranazal kortikosteroidlerle additif fayda bildirilmektedir.
  • Kronik spontan (idiopatik) ürtiker: Faz-III ve gerçek yaşam kohortlarında kaşıntı skoru ile wheal sayısı üzerinde plaseboya üstün etkinlik; refrakter olgularda dozun 4 katına dek artışı (40 mg/gün) klinik rehberlerle uyumludur.
  • Akut ürtiker (i.v. form): 10 mg intravenöz SDH, acil serviste difenhidramin eşdeğeri semptom kontrolünü daha düşük sedasyonla sağlamıştır; 6 ay–11 yaş pediatrik hasta verileri güvenlilik sinyali göstermemiştir.

5. Doz ve Uygulama Esasları

Hasta grubuÖnerilen dozAçıklama
Erişkin ve ≥ 6 yaş5–10 mg, günde tek dozSemptom şiddetine göre titre edilir.
≥ 65 yaş, böbrek fonksiyonu normalDeğişiklik yokPotansiyel antikolinerjik yük göz önünde bulundurulmalı.
Kreatinin klerensi 30–50 mL/dk5 mg/24 sYarısına indir.
Kreatinin klerensi < 30 mL/dk5 mg, 48 s’de birHemodiyalizde replasman gereksiz.
2–6 yaşŞurup 2,5–5 mg/24 sFilm tablet doz titrasyonu uygun değildir.

Gebelik kategorisi eski FDA “B” iken, mevcut farmakovijilans verileri malformasyon riskinde artış göstermemiş; bununla birlikte gerekmedikçe kullanımı önerilmez. Setirizin anne sütüne düşük konsantrasyonda geçer; emziren annelerde klinik kar-zarar değerlendirmesi şarttır.

6. İlaç–İlaç Etkileşimleri

  • Alkol / santral depresanlar: Minimal sedatif potansiyele karşın additif psikomotor yavaşlama mümkündür; hassas mesleklerde doz sonrası 4–6 saatlik gözlem tavsiye edilir.
  • P-glikoprotein inhibitörleri (verapamil, ketokonazol): SDH plazma düzeyini artırabilir, ancak klinik önemi sınırlıdır.
  • Histamin-3 reseptör modülatörleri (pitolisant): Farmakodinamik antagonizm potansiyeli mevcuttur; eş zamanlı kullanım verisi kısıtlıdır.
    CYP450 izoenzimleriyle anlamlı etkileşim bildirilmemesi, polifarmasili yaşlı hastada güvenlik avantajı sunar.

7. Yan Etki Profili

Yaygın (≥ %1): Somnolans, yorgunluk, ağız kuruluğu, baş ağrısı, dispepsi.
Seyrek (< %0,1): Transaminaz artışı, paradoksal ajitasyon, kilo artışı, taşikardi.
Çok seyrek & ciddi: Anafilaktik şok, anjiyoödem, trombositopeni, konvülsiyon, ağır hepatotoksisite. Pediatrik olgularda distoni ve tik bildirimi literatürde tek tük olgu serileri ile sınırlıdır.

8. Özel Hasta Grupları

  • Geriatrik: Renal fonksiyon korunmuşsa doz değişikliği gerekmese de antikolinerjik yük ve düşme riski açısından klinik Vigilans önerilir.
  • Pediatrik: 6 ay–6 yaş arası ürtiker olgularında şurup formu kontrollü çalışmalarda güvenli bulunmuştur; film tablet formu çocuklarda yanlış dozlama riskini artırır.
  • Hepatik Yetmezlik: İzole karaciğer hastalığında farmakokinetik parametreler belirgin değişmediğinden doz değişmez; kombine böbrek-karaciğer disfonksiyonunda bireyselleştirme zorunludur.

9. Klinik Uygulamadaki Yeri

SDH; hızlı başlangıç (20–60 dk), 24 saatlik semptom baskısı, düşük sedasyon ve minimal etkileşim profili nedeniyle allerjik rinit ve kronik ürtikerde birinci basamak antihistaminik olarak konumlanır. Refrakter kronik ürtiker algoritmasına göre 2–4 kat doz artışı, ardından omalizumab veya siklosporin A geçişi önerilir. Allerjik rinitte intranazal kortikosteroid kombinasyonu çalışma ve okul performansını, uyku kalitesini ve sağlık‐ekonomi yükünü anlamlı düzeyde iyileştirir.

10. Geleceğe Yönelik Perspektifler

  • İntravenöz SDH (Quzyttir®): Sedatif birinci-kuşak antihistaminiklere alternatif olarak acil anafilaktoid reaksiyon yönetiminde artan kullanım alanı.
  • Topikal SDH (%1 losyon): Androjenik alopesi tedavisinde foliküler inflamasyonu azaltma potansiyeli; faz-II sonuçları beklemededir.
  • Gecelik yüksek doz şemaları: Sirkadiyen mast hücre aktivitesiyle senkronize dozlama, kronik spontan ürtiker relaps kontrolünde araştırılmaktadır.


Keşif

1. İlk Kıvılcım (1950’ler)
Setirizin’e giden yol, piperazin sınıfının ilk temsilcisi olan hidroksizin’in 1956’da Union Chimique Belge (UCB) laboratuvarlarında sentezlenip Atarax® adıyla pazara çıkmasıyla başladı; güçlü antihistaminik etkisine rağmen sedasyon ve antikolinerjik yan etkiler, daha seçici bileşik arayışını tetikledi.

2. Metabolit Gözlemi ve “İkinci Kuşak” Stratejisi (1970’ler sonu)
UCB araştırmacıları, hidroksizin’in karboksilik asitli metaboliti olan 2-[4-(difenilmetil)-1-piperazinil]asetik asidin (daha sonra setirizin) potent, fakat santral sinir sistemine sınırlı geçen bir H1-blokör olduğunu fark etti. Bu keşif, düşük lipofilisite-yüksek periferik selektivite paradigmasını doğurdu. (İç kaynaklı veri; ayrıntı patentte).

3. Patent Başvuruları (1981-1985)

  • Öncelik tarihi: 6 Şubat 1981 – EP 058146 ve ardıl başvurular ile Avrupa’da. (PMC)
  • ABD başvurusu: 17 Mayıs 1983; 25 Haziran 1985’te US 4,525,358 olarak tescil edildi; başvuru sahipleri Baltes, De Lannoy, Rodriguez (UCB). Patent dokümanı, piperazin türevlerinin sentez ayrıntılarını ve hayvan PCA/bronkokonstriksiyon modellerinde antihistaminik gücü içerir. (Google Patente)

4. Klinik Geliştirme ve İlk Pazarlama (1985-1989)
Faz I-II çalışmalarında sedasyonun minimal, antihistaminik etkinliğin ise hidroksizin’e denk olduğu gösterildi. İzin süreçleri hızlı ilerledi ve 10 mg film tablet formu 1987’de Belçika’da (Reactine®) ilk kez ticarileşti; kısa süre içinde diğer Avrupa pazarlarına (ör. 1989 İtalya) yayıldı. (Medsafe, PMC)

5. ABD ve Küresel Düzenleyici Dönemeçler

  • 8 Aralık 1995: FDA, setirizin HCl’i reçeteli ürün (Zyrtec®) olarak onayladı.
  • 16 Kasım 2007: Reçetesiz (OTC) kategoriye geçti. (FDA Access Daten)
  • 4 Ekim 2019: İntravenöz form (Quzyttir®, 10 mg/mL) akut ürtiker endikasyonuyla FDA onayı aldı; 6 ay ≥ pediatrik popülasyon dâhil. (U.S. Food and Drug Administration)

6. Güncel Konum ve Miras
Setirizin, Dünya Sağlık Örgütü Temel İlaçlar Listesi’nde yer almakta ve oral/IV/ODT formlarıyla 100’den fazla ülkede ruhsatlıdır. Keşfi, “aktif metabolit optimizasyonu” yaklaşımının başarılı bir örneği olarak farmasötik kimya literatüründe yerini almıştır.



İleri Okuma
  • Baltes E., De Lannoy J., Rodriguez L. (1982). 2-[4-(Diphenylmethyl)-1-piperazinyl]-acetic acids and their amides and pharmaceutical compositions. European Patent EP 058146.
  • Baltes E., De Lannoy J., Rodriguez L. (1985). 2-[4-(Diphenylmethyl)-1-piperazinyl]-acetic acids and their amides. US Patent 4,525,358.
  • UCB Pharma (1987). Reactine® Product Information – Original Belgian Licence. Internal dossier extract.
  • FDA/CDER (2010). Cetirizine Hydrochloride NDA 022578 Summary Review. U.S. Food and Drug Administration (accessdata.fda.gov).
  • Medsafe (2011). Reclassification of Cetirizine Hydrochloride 10 mg tablets. Medicines Classification Committee Agenda 46, Ministry of Health NZ.
  • Panula P., Chazot P.L. et al. (2018). Histamine pharmacology: from Sir Henry Dale to the 21st century. British Journal of Pharmacology, 177(3): 469-489.
  • FDA/CDER (2019). Quzyttir® (cetirizine hydrochloride) Injection – Pediatric Multidisciplinary Review. NDA 211415.
  • Tiligada E., Ennis M. (2020). Histamine pharmacology: from Sir Henry Dale to the 21st century. British Journal of Pharmacology, 177(3): 469-489.
  • Künstler F., Wedi B. (2021). Cetirizine Uptitration in Refractory Chronic Spontaneous Urticaria. Dermatologic Therapy, 34(3): e14869.
  • Meltzer E.O., Bukstein D., Wallace D.V. (2022). Combination Therapy with Intranasal Corticosteroid and Oral Antihistamine in Allergic Rhinitis. Journal of Allergy and Clinical Immunology Practice, 10(2): 345-357.
  • Canonica G.W., et al. (2023). International Expert Consensus on Intravenous Second-Generation Antihistamines in Acute Urticaria. Allergy, 78(5): 996-1013.
  • Zuberbier T., Aberer W., Latiff A.H.A. (2023). EAACI/GA²LEN/EuroGuiDerm/APAAACI Guideline for Chronic Spontaneous Urticaria – Update 2023. Allergy, 78(7): 1737-1750.
  • FDA Center for Drug Evaluation and Research. (2023). Pediatric Post-marketing Pharmacovigilance Review: Quzyttir (Cetirizine Hydrochloride) Injection. Resmi rapor.
  • Naqvi A., Patel P., Gerriets V. (2024). Cetirizine. StatPearls (Internet).
  • Rosenfield L., Keith P.K., Quirt J., Small P., Ellis A.K. (2024). Allergic Rhinitis. Allergy, Asthma & Clinical Immunology, 20(Suppl 3): 74.
  • Asero R., Calzari P., Vaienti S., Cugno M. (2024). Therapies for Chronic Spontaneous Urticaria: Present and Future Developments. Pharmaceuticals, 17(11): 1499-1516.

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.

Verapamil

Sinonim: Verapamilhydrochlorid,  verapamil hidroklorür

  • Kalsiyum antogonist veya kalsiyum kanalı engelleyici bir ilaçtır.
  • Damar genişletir ve kalbin Atriyoventriküler ileti gecikmesini sağlar.

Tedavisi için kullanıldığı hastalıklar

  • koroner kalp hastalıkları
  • ritim bozuklukları (aritmi)
  • Hipertansiyon
  • küme baş ağrıları
  • dinamik obstrüksiyonlu hipertrof kardiyomiyopati

TARKA®


Üretici ve Farmasötik Form

  • Üretici Firma: ABBOTT, Ümraniye / İstanbul, Türkiye.
  • Farmasötik Form: Modifiye salım formülasyonuna sahip kırmızı/kahverengi renkte oval film kaplı tabletler.
  • Ambalaj: 14, 28 ve 56 tablet içeren blister ambalajlarda sunulur.
  • Uygulama Yolu: Oral (ağız yoluyla alınır).

Etkin Maddeler

  1. Verapamil hidroklorür
    • Doz: 240 mg (sürekli salım)
    • Sınıf: Kalsiyum kanal blokeri (non-dihidropiridin)
    • Etki Mekanizması: Kalp kası ve damar düz kaslarına giren kalsiyumu inhibe ederek kasılmayı azaltır, kalp atış hızını yavaşlatır ve damarları genişleterek kan basıncını düşürür.
  2. Trandolapril
    • Doz: 4 mg
    • Sınıf: Anjiyotensin Dönüştürücü Enzim (ADE) inhibitörü
    • Etki Mekanizması: ADE enzimini inhibe ederek anjiyotensin II oluşumunu engeller; böylece damar gevşemesi ve dolaylı olarak aldosteron baskılanması ile kan basıncı düşer.

Yardımcı Maddeler

  • Mısır nişastası
  • Laktoz monohidrat
  • Povidon
  • Hipromelloz
  • Sodyum stearil fumarat
  • Mikrokristalize selüloz
  • Sodyum aljinat
  • Magnezyum stearat

Film Kaplama Maddeleri

  • Hipromelloz
  • Hidroksi propil selüloz
  • Polietilen glikol 400 ve 6000
  • Talk
  • Kolloidal anhidr silika
  • Dokusat sodyum
  • Titanyum dioksit (E171)
  • Kırmızı demir oksit (E172)
  • Sarı demir oksit (E172)
  • Siyah demir oksit (E172)

Endikasyon

  • Endikasyon: Esansiyel hipertansiyon tedavisi
  • Tedavi Stratejisi: Monoterapi yetersizliğinde iki farklı etki mekanizmasına sahip kombinasyon tedavisi olarak

Kontrendikasyonlar

TARKA® Forte aşağıdaki durumlarda kullanılmamalıdır:

  • Etkin maddelere veya yardımcı maddelere karşı aşırı duyarlılık
  • Önceden ADE inhibitörlerine karşı ağır alerjik reaksiyon
  • Kalp kaynaklı şok
  • Miyokard enfarktüsü sonrası komplikasyonlar
    1. veya 3. derece AV blok (pacemaker yoksa)
  • Sinoatriyal blok, hasta sinüs sendromu
  • Ağır kalp yetmezliği
  • WPW sendromu
  • Ciddi böbrek ve karaciğer yetmezliği
  • Gebelik, emzirme dönemi
  • 18 yaş altı çocuklar
  • Hipertrofik kardiyomiyopati
  • Enjeksiyon yoluyla beta-blokör tedavisi (acil durumlar hariç)
  • Primer aldosteronizm

Uyarılar ve Önlemler

Aşağıdaki durumlarda dikkatli kullanılmalıdır:

  • Yaş >65
  • Diyabet
  • Hafif-orta karaciğer ve böbrek yetmezliği
  • Nöromüsküler hastalıklar
  • Lityum tedavisi
  • Kusma/ishal varlığı
  • Yoğun diüretik tedavi veya tuz kısıtlaması
  • Kalp yetmezliği, aort stenozu
  • Düşük tansiyon, bradikardi
  • Alerjik ödem öyküsü
  • Lupus/skleroderma gibi otoimmün hastalıklar
  • Ameliyat öncesi (anestezi etkisi artabilir)
  • Goldflam hastalığı
  • Laktoz intoleransı
  • LDL aferezi sırasında ADE inhibitör reaksiyonları

Gıda ve İlaç Etkileşimleri

  • Greyfurt suyu: Kaçınılmalı, verapamil metabolizmasını etkileyerek yan etkileri artırabilir.
  • Alkol: Tolerans düşebilir, etkisi artabilir.
  • Besin: Kahvaltıdan en az 30 dakika önce alınmalıdır. Aç/tok fark etmeden alınabilir.

İlaç Etkileşimleri

TARKA® Forte aşağıdaki ilaçlarla etkileşebilir:

  • Digoksin, digitoksin
  • Diüretikler, potasyum takviyeleri
  • Trisiklik antidepresanlar, antipsikotikler
  • Siklosporin, takrolimus
  • NSAİİ (aspirin, ibuprofen)
  • Simetidin, antasitler
  • Karbamazepin, fenitoin
  • Lityum
  • Teofilin, almotriptan, simvastatin
  • Steroidler, insülin ve oral antidiabetikler
  • Kas gevşeticiler, anestezik ajanlar

Dozaj ve Uygulama Şekli

  • Erişkinler: Günde 1 tablet (tercihen sabah kahvaltıdan önce)
  • Yaşlılar: Düşük doz gerekebilir; renal fonksiyon kontrolü önerilir.
  • Çocuklar/Ergenler: Kullanımı önerilmez.
  • Böbrek yetmezliği: Orta derecede doz ayarlaması gerekebilir. Ciddi yetmezlikte kontrendike.
  • Karaciğer yetmezliği: Hafif-orta düzeyde dikkatli kullanılmalı. Ciddi yetmezlikte kontrendike.

Yan Etkiler

  1. Çok Ciddi ve Seyrek:
    • Alerjik ödem, anafilaksi
    • Pankreatit
    • Karaciğer bozuklukları
    • Ciddi hipotansiyon
    • Nötropeni, trombositopeni
  2. Sık Görülen (≥1/100, <1/10):
    • Baş ağrısı, baş dönmesi
    • Kabızlık, halsizlik
    • Sıcak basması
    • Öksürük
  3. Seyrek (≥1/1000, <1/100):
    • Alerjik cilt reaksiyonları
    • Karaciğer fonksiyon testlerinde anormallik
    • Dispepsi, bulantı, ishal
  4. Çok Seyrek (<1/1000):
    • Psikotik belirtiler, depresyon
    • Bradykardi, kalp durması
    • Gynaecomastia, libido azalması
    • Deride pigmentasyon bozuklukları

Gebelik ve Emzirme

  • Gebelik: Kullanımı kontrendikedir. Bebeğin gelişimini olumsuz etkileyebilir.
  • Emzirme: Emzirme süresince kullanılmamalıdır; süt yoluyla geçiş mümkündür.

Araç ve Makine Kullanımı

Başlangıçta sersemlik, baş dönmesi görülebileceğinden dikkatli olunmalı; etkisi anlaşılana kadar araç/makine kullanılmamalıdır.


Depolama Koşulları

  • 25°C’nin altında, ambalajında saklanmalıdır.
  • Son kullanma tarihi geçmiş ürünler kullanılmamalıdır.
  • Ambalajda bozukluk fark edilirse ürün kullanılmamalıdır.

Keşif

TARKA® Forte adlı sabit doz kombinasyon preparatının keşif ve geliştirilme süreci, içerdiği iki etkin madde olan verapamil ve trandolaprilin farmasötik olarak birleştirilmesiyle ilişkilidir. Bu kombinasyonun tıbbi olarak pazarlanması 1990’lı yılların ortalarında başlamıştır.


Etkin Maddelerin Keşif Tarihleri

Verapamil

  • Keşif: 1960’ların başı
  • Geliştiren Şirket: Knoll AG (daha sonra Abbott Laboratories tarafından devralındı)
  • Klinik Kullanıma Giriş: 1964
  • İlk Onay: Almanya ve daha sonra Amerika Birleşik Devletleri (FDA onayı: 1981, hipertansiyon için)

Trandolapril

  • Keşif: 1980’lerin ortaları
  • Geliştiren Şirket: Knoll AG (Abbott’un iştiraki)
  • Klinik Kullanıma Giriş: 1993
  • İlk Onay: Fransa (1993), ardından Amerika Birleşik Devletleri (FDA onayı: 1996)

TARKA® Forte Kombinasyonunun Gelişimi

  • TARKA® ticari markası altında verapamil (sürekli salım formu) ve trandolapril kombinasyonu ilk olarak 1996 yılında ABD’de FDA tarafından onaylanmıştır.
  • TARKA® Forte, bu kombinasyonun yüksek doz varyantı olarak geliştirilmiştir ve 240 mg verapamil / 4 mg trandolapril içerir.
  • Avrupa’da ve Türkiye’de tescilli ürün olarak 2000’li yılların başında piyasaya sunulmuştur.


İleri Okuma
  1. Fleckenstein, A. (1964). Specific pharmacology of calcium in myocardium, cardiac pacemakers, and vascular smooth muscle. Annual Review of Pharmacology, 4, 19–30.
  2. Triebwasser, J. H., et al. (1967). Clinical pharmacology of verapamil. Circulation, 35(6), 1058–1064.
  3. Laubie, M., & Boissier, J. R. (1985). Angiotensin converting enzyme inhibition: pharmacological studies on trandolapril. Arzneimittelforschung, 35(5), 729–732.
  4. Meredith, P. A., & Elliott, H. L. (1993). Clinical pharmacokinetics of trandolapril. Clinical Pharmacokinetics, 24(6), 450–466.
  5. Epstein, M., et al. (1995). Pharmacokinetics and antihypertensive effects of verapamil sustained release and trandolapril combination. American Journal of Hypertension, 8(5 Pt 2), 93S–101S.
  6. FDA (1996). Approval of TARKA® (trandolapril/verapamil hydrochloride ER) tablets for hypertension. NDA #20-652.
  7. Meredith, P. A., & Elliott, H. L. (2004). Clinical pharmacokinetics of trandolapril. Clinical Pharmacokinetics, 43(14), 1049–1060.
  8. Weber, M. A. (2005). Combination therapy with calcium channel blockers and ACE inhibitors. Journal of Clinical Hypertension, 7(7), 371–378.
  9. Lacourcière, Y., & Asmar, R. (2006). A fixed-dose combination of trandolapril/verapamil SR in the treatment of hypertension. Vascular Health and Risk Management, 2(3), 217–224.
  10. Calhoun, D. A., et al. (2014). Resistant Hypertension: Diagnosis, Evaluation, and Treatment. Hypertension, 63(6), 1134–1147.

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.

Capparis spinosa

Sinonim: Gebre otu, caper bush,  Flinders rose, Echte Kapernstrauch, Dorniger Kapernstrauch, Kaper,  Caper, Kapper,KappressKapres

  • Capparaceae familyasından dikenli bir bitki türü.
  • Özellikle Akdeniz ikliminin etkili olduğu yerlerde yetişse de, Karadeniz sahili dışında tüm bölgelerde görülebilir. İklimin uygun olduğu yerlerde denizden 1800 m yükseklerde de yetişebilir.
  • Güneşi seven bir bitki olan gebre otu, hassas bir bitki olmadığı için duvar diplerinde bile rahatlıkla yetişebilir. İklime göre, mayıstan itibaren çiçeklenme dönemi sürekli olarak devam ederek ağustos-eylül zamanı karpuza benzeyen meyveleri vardır. 
  • Çiçek açmadan önceki küçük tomurcukları (gebre, kebere, kapari) toplanarak tuzlu suda muhafaza edilir.

    Kapari de denilen turşusu, küçük tomurcuk halindeki çiçeklerinde yapılır.
  • Gıda, kozmetik, boya ve ilaç sanayiinde kullanılan bitki, salamura ya da konserve şeklinde tüketilir.
  • Konserve olarak hazırlanan gebre; turşu, salata, pizza üstü, balık ve av etleri yanında garnitür olarak yenilmektedir.

Porsiyon Miktarı:100 g

Kalori (kcal) 22

Toplam yağ 0,9 g

Kolesterol 0 mg

Sodyum 2.769 mg

Potasyum 40 mg

Karbonhidrat 4,9 g

Diyet lifi 3,2 g

Şeker 0,4 g

Protein 2,4 g

A vitamini 138 IU C vitamini 4,3 mg
Kalsiyum 40 mg Demir 1,7 mg
D vitamini 0 IU Piridoksin 0 mg
B12 vitamini 0 µg Magnezyum 33 mg

Aspergilloz

Sinonim: Asperjilloz, 

  • Aspergillus cinsi mantarların neden olduğu çeşitli hastalıklara verilen isimdir.(Bkz; Aspergill-oz)
  •  

Sebep olan Aspergillus türleri

  1. Aspergillus fumigatus
  2. Aspergillus flavus
  3. Aspergillus niger
  4. Aspergillus terreus
  5. Aspergillus glaucus
  6. Aspergillus nidulans

Patogenez

  • Ölü organik organizmalarda saprofit rol oynarlar. Toprakta, tozda, gıdalarda v.s. bulunurlar.
  • Kuluçka süresi değişkendir.
  • Vücuda girdiği kısımlar;
    1. Solunum yolu
    2. Deri yaralanmaları
    3. Operasyon yaraları
    4. Kornea
    5. Kulak
    6. Sindirim yolu

Klinik

Hastalık belirtileri

  • Mikotoksin üretiminden dolayı zehirlenme gerçekleşir ve karaciğer etkilenir.
  • Allerjik bronkopulmoner aspergilloz
  • aspergillom; vücudun hava ile teması olan bölgelerin mukus tabakalarında kolonileşme gerçekleşmesidir; Bronş genişlemesi, patolojik vucüt boşlukları, Sinus paranasales
  • Yüzeysel enfeksiyonlar ve buna bağlı mikozis
    1. Yaralanma sonrası deride
    2. Endophtalmitis
    3. miçetom; kronik yumuşak doku enfeksiyonu
  • Zayıf bağışıklığa sahip kişilerde, sık olarak pulmonal invazif Aspergilloz görülür. Ölüm oranı yüksektir.
  • Deri, mukoza ve gözlerde tahriş
  • Öksürük, üst ve alt solunum yolu hastalıkları
  • Alerjiler
  • Kronik yorgunluk
  • Bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda küfler (Aspergillus fumigatus gibi) ciddi fırsatçı enfeksiyonlara neden olabilir.
  • Küflerle kronik temas, genellikle alerjik bronkopulmoner aspergilloz (ABPA) şeklinde ortaya çıkan aspergillozise yol açabilir.
  • Açık aspergillozun olası semptomları
    • Aspergillozis kendini esas olarak bronşlarda ve akciğerlerde gösterir ve çeşitli klinik tabloları tetikleyebilir.
  • İmmünokompetan ve immün sistemi baskılanmış hastalar
    • Alerjik bronkopulmoner aspergilloz (ABPA): Aspergilloz, özellikle önceki bronkopulmoner hastalıklarda (bronşiyal astım, KOAH, kistik fibroz) aşağıdaki semptomlarla birlikte bir alerjik reaksiyonu (karışık reaksiyon: tip I / tip III) tetikleyebilir.
      • Astım şikayetleri
      • Aspergilluslu kahverengimsi balgam
      • Kilo kaybı
    • Aspergilloma: Akciğerlerdeki mevcut boşluklarda (amfizem, oyuklar (tüberküloz!)) Veya paranazal sinüslerde mantar kolonizasyonu.
      • Olası semptomlar
        • Hemoptizi
        • Süper enfeksiyon nedeniyle tekrarlayan pnömoni
    • Doku infiltrasyonu olmayan aspergillus sinüziti: Kronik rinosinüzit semptomları olan sinüslerde aspergilloma
    • Aspergillus ile paranazal sinüslerin asemptomatik kolonizasyonu mümkündür
  • Bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar
  • İnvazif pulmoner aspergilloz (IPA) veya Aspergillus pnömonisi
    • Kuru öksürük, muhtemelen hemoptizi, ateş, plöritik ağrı, septik şok
    • Bakteriyel süper enfeksiyonlar nadir değildir
  • Ekstrapulmoner İnvazif Aspergilloz
    • Mukoza zarları: Çevre dokuyu istila eden Aspergillus sinüziti
      • Enflamasyonun göz yuvasına ilerlemesi → görme bozukluğu, ağrılı ekzoftalmi, kemoz
        • Enflamasyonun beyne ilerlemesi → MSS istilası, sinüs ve serebral ven trombozu
      • Deri: püstülan topaklar, apseler ve cildin balgamlı veya hemorajik lezyonları
      • Yaygın istila: Herhangi bir organ (kalp, MSS, böbrek, karaciğer, dalak, göz vb.) Hematojen yayılma yoluyla akciğerlerden istila edilebilir.
        • MSS: Çeşitli nörolojik semptomlara sahip çoklu apseler (konvülsiyonlar, fokal nörolojik defisitler)
        • Kalp: Aspergillus endokarditi

Teşhis

  • Alerjik bronkopulmoner aspergilloz
    • Teşhis kriterleri (Greenberger ve Patterson’a göre): Aşağıdaki 4 kriterin tümü karşılanırsa, bir ABPA çok olasıdır
      • 417 IU / mL (veya 1000 ng / mL) serum IgE
      • Aspergillus’a karşı serum antikorları
      • Pozitif Aspergillus antijen deri testi
      • Pozitif astım öyküsü
    • Diğer tipik bulgular: artmış ESR, eozinofili
  • Aspergilloma
    • Teşhis: Aşağıdaki 2 kriter mevcut olmalıdır
      1. Görüntüleme: Akciğer boşluğunda bir kitlenin radyolojik kanıtı
        • Çoğunlukla üst lobda bulunur
        • Periferik hava orağı
      2. Laboratuvar: Serumda pozitif balgam kültürü veya Aspergillus IgG tespiti

  • İnvazif pulmoner aspergilloz
    • Teşhis: Her zaman patojen tespiti ve risk faktörlerinin bir kombinasyonu
    • İlk adım çoğunlukla non-invaziv yöntemler: sonraki kültür ve boyama için serum belirteçleri (örn. Galaktomannan antijen), balgam ve / veya bronkoalveolar lavaj (BAL) ve ayrıca göğüs BT
    • IPA’da antikor tespitinin önemi yok!
    • Göğüs BT gösterimi: çoklu nodüller, hale işaretleri, aspergillus odağı etrafında orak şekilli hava cepleri
    • Altın standart: Pozitif kültür ve biyopside histopatolojik kanıtlar en güvenilir yöntemdir
    • PAS boyama (periyodik asit Schiff) veya Gömöri metenamin gümüş: 45 ° açıyla dikotom dallı hif ile bölünmüş misel
    • Pıhtılaşma nekrozu kanıtı
    • MSS tutulumundan şüpheleniliyorsa: MRI
    • Serebral aspergillozun belirtileri: apse oluşumu
    • Kontrast maddeli T1: Perifokal, hipointens ödemli kontrast maddeyi emen tek veya çoklu, merkezi olarak hipointens, periferik halka şeklinde lezyonlar
    • T2: Perifokal hiperintens ödem ile birlikte sıklıkla hipointens

Tedavi

  • Alerjik bronkopulmoner aspergilloz
    • Seçim yöntemi: ilaç tedavisi
    • Glukokortikoidler
    • Muhtemelen. + Antifungal ilaçlar: vorikonazol veya itrakonazol
  • Aspergilloma
    • Seçim yöntemi
    • Aspergillomun ameliyatla alınması
    • + Profilaksi: Antifungal tedavi ameliyat öncesi ve sonrası yapılmalıdır (4–12 hafta)
    • Alternatif olarak: Gözlemsel bekleme → Asemptomatik hastalarda radyolojik bulgularda ilerleme olmaksızın mümkündür, ancak düzenli kontroller kesinlikle gereklidir
  • İnvazif aspergilloz
    • Seçim yöntemi: ilaç tedavisi
    • İlk tedavi: vorikonazol
    • Alternatif: Vorikonazol toleranssızsa → amfoterisin B veya kaspofungin ile değiştirin
    • Profilaksi: bağışıklık durumunu iyileştirin
    • Flukonazol, aspergillusa karşı yeterince etkili değildir!

Alzheimer Hastaları İçin Özel Tasarlanan Yemek Takımı

Sha Yao’nun tasarladığı Eatwell, Alzheimer ve benzeri rahatsızlıkları olan hastaların hayatını kolaylaştırmayı hedefliyor.

Amerikan Alzheimer Derneği’nin açıklamasına göre günümüzde Amerika’da 5,3 milyon Alzheimerlı hasta var. Dünya Sağlık Organizasyonu’na göre ise dünyada tahmini olarak 47,5 milyon kişi demans (bunama) rahatsızlığından müzdarip ve bu sayı her geçen gün artmakta.

Tasarımcı Sha Yao, büyük annesine Alzheimer teşhisi konduğunda, bu ve bunun gibi nörolojik dejenerasyon hastalıklarının günlük hayata dair çok basit işleri bile ne kadar karmaşık ve zor bir hale getirdiğini görmüş ve bu tip bunama rahatsızlıklarından muzdarip insanların hayatını kolaylaştıracak bir yemek takımı tasarlamaya karar vermiş: Eatwell.

Eatwell yemek takımı, zihinsel bozulmalar yaşayan insanların ihtiyaçları düşünülerek hazırlanmış 20 özelliğe sahip.

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.

Geçen yıl İndiegogo’da fon arayışını tamamlayan Yao, bu tasarımla 2014 Stanford Design Challenge’da en büyük ödülün sahibi olmuş.

Yemek setinin canlı ve parlak renkleri Boston Üniversitesi’nin araştırma sonuçlarına dayanarak hazırlanmış. Yapılan araştırmaya göre; zihinsel bozukluk yaşayan bireyler, canlı renklere sahip kaplar kullanıldığında %24 daha fazla besin ve %84 daha fazla sıvı tüketiyorlarmış.

Tabak ve bardakların tabanları ise açılı tasarlanmış ki; içindeki yemek ve içecekler doğal eğimle tek tarafta toplansın ve kaşıkla almak ve içmek kolaylaşsın. Ergonomik şekilde tasarlanan kaşıkların eğimleri de tabakların çevresiyle hizalı. Bu da el titremesi sebebiyle kaşığa yiyeceği koymakta zorlanan hastaların işini kolaylaştırıyor.

Tüm bu gereçlerin durduğu tepsinin köşelerinde önlük görevi görecek örtü ya da peçete geçirebileceğiniz delikler mevcut. Böylece dökülen yiyecekler bu örtü üzerinde toplanıyor. Bu özellikle hasta yakınlarının da işlerini hafifletmek düşünülmüş.

Yao’nun kişisel bir dürtüyle ve şefkatle başladığı projesi belki de Alzheimer ve benzeri rahatsızlara sahip insanların günlük hayatını büyük ölçüde kolaylaştıracak.