Biliyer kolik

Sinonim: Safra Taşı AğrısıBiliary colic, gall bladder colic, Gallenkolik

Safra kesesinde veya Safra yolunda meydana gelen ağrılı kasılmadır. Bkz; Biliyer Bkz; kolik

Beyin ve Bağışıklık Sistemi Arasında Yeni Bağlantılar Bulundu !

Beyin ve Bağışıklık Sistemi Arasında Yeni Bağlantılar Bulundu !

Onyıllardır devam eden tıp eğitiminin tersi şekilde, beyin ve bağışıklık sistemi arasında doğrudan bir bağlantı olduğu bildirildi. Bu köklü değişimi iddia etmek elbetteki daha fazla deney gerektiriyor, ancak bu durum multiple skleroz (MS) ve Alzheimer’s gibi hastalıklara dair araştırmalar için büyük bir haber olabilir.

Şaşırtıcı olan ise bu lenf kanalları sisteminin yüzyıllardır farkedilmeden varlığını korumasıydı.Nature ‘da yayımlanan çalışmada University of Virginia’dan Profesör Jonathan Kipnis de tam olarak bunu söylüyor:

“Bu durum bizim nöro-immun etkileşimi kavrayışımızı tamamen değiştiriyor. Bu durumu hep üzerine çalışma yapılamayan anlaşılması zor bir şey olarak düşünüyorduk. Fakat bundan böyle mekaniğe dair sorular sorabiliriz.”

MS sebepleri hakkında çok az bilgiye sahip olunan bağışıklık sisteminin beyne saldırdığı bir hastalık örneği olarak bilinir. Beyin ve bağışıklık sistemi arasındaki bağ olan lenf damarlarıüzerine çalışma imkanı bu saldırının nasıl gerçekleştiğine dair anlayışımızı ve bu saldırıyı neyin durduracağına dair kavrayışımızı geliştirebilir. Alzheimer’s hastalığının sebepleri üzerinde de henüz uzlaşı sağlanmış değil, fakat araştırmacıların ileri sürdüğü gibi damarların işini yapmamasından ileri gelen protein birikmesi de immun sistemin kökenine dair sebepler olabilir.

Kipnis:

“Her nörolojik hastalığın bir bağışıklık bileşeni olduğuna inanıyoruz, dolayısıyla bu damarlar önemli bir rol oynuyor olabilir” diyor.

Keşif Kipnis’in laboratuvarında bir araştırmacı olan Dr. Antoine Louveau tarafından fare beyinlerini saran ve beyin-omurilik zarıolarak bilinen zarın bir parçaya birleştirilmesiyle bulundu. Louveau; beyinden kan akışı sağlayan dural sinüslerde immun T-hücrelerinin dizilim örgüsünde bir doğrusallık farketti.

Prof. Kipnis:

“Ben bu keşiflerin geçen yüzyılın ortalarında bir dönemde sona erdiğini düşünüyordum, ancak görünen o ki; sona ermemiş” diyor.

Geniş çaplı bir araştırma sonucunda Virginia’nın en prestejli enstitülerinden bilimciler ve Kipnis damarların gerçekten varolduğu noktasında ikna oldular. Akyuvar taşıyan bu damarlar aynı zamanda insanlarda da bulunuyor. Araştırmacıların belirttiğine göre; bağlantı, her iki gözden başlayarak burun soğanı üzerinden doğru bir yol izliyor.

Araştırmacılar, damarların görevini anlamak için hayvanlarda görüntülemeler gerçekleştirdi. Bağlantının kan damarlarına çok yakınlığı bu keşfin neden daha önce kimse tarafından farkedilmediği noktasında fikir veriyor.

Araştırma ekibi:

“Damarlar; lenfatik endotel hücrelerinin bütün moleküler karakterizasyonuna uygun olarak; omurilik sıvısından hem sıvı hem de bağışıklık hücreleri taşıyabiliyor ve derin servikal lenf bezine bağlı bir halde bulunuyor” diyor.

Makale yazarları bağlantının çevresel lenf sistemine birçok benzerlik taşıdığını, fakat daha az kompleks ve daha dar damarlardan oluşması bakımından benzersiz özellikler gösterdiğini söylüyorlar.

Keşif, bugüne kadar şüphe ile yaklaşılan; sağlıklı beyinlerde dahi bağışıklık hücrelerinin bulunduğuna dair bulguları güçlendiriyor.


Kapak Görsel: University of Virginia Health System – Lenf sisteminin eski ve yeni temsili
Araştırma Referansı: Antoine Louveau, Igor Smirnov, Timothy J. Keyes, Jacob D. Eccles, Sherin J. Rouhani, J. David Peske, Noel C. Derecki, David Castle, James W. Mandell, Kevin S. Lee, Tajie H. Harris, Jonathan Kipnis. Structural and functional features of central nervous system lymphatic vessels. Nature, 2015; DOI: 10.1038/nature14432


Kaynak: 

  • Bilimfili,
  • University of Virginia Health System,Missing link found between brain, immune system — with major disease implications”, http://www.eurekalert.org/pub_releases/2015-06/uovh-mlf052915.php

İleostoma

“İleostomi” terimi iki Yunanca kelimeden türetilmiştir: ince bağırsağın üçüncü ve son bölümü olan ileum’a atıfta bulunan “ileon” ve ağız veya açıklık anlamına gelen “stoma“. Bu nedenle ileostomi, dışkıların kolon ve rektumu atlayarak doğrudan ince bağırsaktan dış ortama boşaltılmasına olanak sağlamak için ileumun getirildiği karın duvarında cerrahi olarak oluşturulan bir açıklıktır.

İleostomi tekniklerinin geliştirilmesi ve iyileştirilmesi, gastrointestinal cerrahi alanında çok önemli olmuştur ve çeşitli bağırsak bozuklukları olan hastalar için hayat kurtarıcı bir alternatif sunmaktadır. İleostominin geçmişi 20. yüzyılın başlarına kadar uzanabilir ve onlarca yılda hasta sonuçlarını ve yaşam kalitesini iyileştirmeye yönelik önemli ilerlemeler meydana geldi.

Klinik Endikasyonlar

İleostomiler öncelikle ülseratif kolit, Crohn hastalığı, ailesel adenomatöz polipozis ve kolorektal kanser dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere kolon ve rektumu ciddi şekilde etkileyen hastalık ve durumların tedavisi için gerçekleştirilir. Bu prosedür, dışkı maddesini yönlendirmek ve alt sindirim sisteminin iyileşmesini sağlamak için geçici olabilir veya kolon ve rektumun önemli bölümlerinin çıkarılması gerektiğinde kalıcı olabilir.

Cerrahi Teknikler ve Ameliyat Sonrası Bakım

Ameliyat, ileumda bir kesi yapılmasını ve ucunun karındaki bir açıklıktan getirilmesini ve burada bir stoma oluşturacak şekilde cilde dikilmesini içerir. Ameliyat sonrası bakım, peristomal cilt tahrişi gibi komplikasyonları önlemek için çok önemlidir ve titiz stoma bakımı, diyet yönetimi ve dışkı çıkışını toplamak için ostomi cihazlarının kullanımını içerir.

Psikolojik ve Sosyal Hususlar

İleostomi ile hayata uyum sağlamak hastalar için zorlayıcı olabilir ve ameliyat öncesi kapsamlı eğitim ve ameliyat sonrası destek gerektirir. Psikolojik danışmanlık ve destek grupları, bireylerin yeni bedensel işlevlerine uyum sağlamalarında ve yüksek yaşam kalitesini sürdürmelerinde hayati bir rol oynamaktadır.

İleri Okuma

  1. Shellito, P.C. (1998). Complications of abdominal stoma surgery. Diseases of the Colon & Rectum, 41(12), 1562-1572.
  2. Williams, J.G., & Etherington, R. (1996). Ileostomy: current indications and techniques. British Journal of Surgery, 83(8), 1102-1105.
  3. Marcello, P.W., Roberts, P.L., Schoetz, D.J., Coller, J.A., Murray, J.J., Veidenheimer, M.C. (1993). Long-term results of the ileoanal pouch procedure. Archives of Surgery, 128(5), 500-503.
  4. Becker, G.J., & Raymond, J.L. (1986). Psychological adjustment to ileostomy. Archives of Physical Medicine and Rehabilitation, 67(10), 678-682.

Enterostomi

Sinonim: Enterostomy , Enterostoma, künstlicher Darmausgang, Kunstafter, Bauchafter, Anus praeternaturalis, Anus praeter(AP), Seitenausgang, Anus praeter naturalis.

Dışkıyı atmak için açılan yapay açıklığa denir. Bkz; enter-o-stomi veya Bkz; anus praeter naturalis

 

-teros

Ana Hint-Avrupa’daki *-teros‘dan türemiştir. Antik Yunancadaki -τερος  (-teros)’un anlamları:

  1. Sıfata eklendiğinde tezatlık belirten ek,
  2. Sıfata eklendiğinde karşılaştırma anlamı katan ektir.

praeter

Sinonim: praiteros

Ana Hint-Avrupa dili’nde;

  1. Bunun dışında,
  2. ötesinde,
  3. ..’den fazla

İleoproktostomi

“Ileoproktostomi” terimi, Yunanca kökenli üç bileşenden türemiştir:

  • íleon (εἴλεον): ince bağırsağın son segmenti olan “ileum”
  • prōktos (πρωκτός): “rektum” yani kalın bağırsağın son bölümü
  • stóma (στόμα): “ağız, açıklık”

Bu üç kökün birleşmesiyle “ileum ile rektum arasında oluşturulan cerrahi açıklık” anlamına gelen “ileoproktostomi” terimi ortaya çıkmıştır.


1. Tanım ve Amaç
İleo-proktostomi, tüm kolonun (kalın bağırsak) çıkarılmasını takiben ince bağırsak son halkası olan ileumun doğrudan rektum ışmasına cerrahi olarak bağlanmasıdır. Temel amacı, dışkının ekstrem kalın bağırsak olmaksızın doğal yol olan anüs ve rektumdan geçişini sağlayarak devamlı bağırsak açıklığı (kontinuitesi) yaratmaktır.


2. Endikasyonlar

  • İnflamatuar bağırsak hastalıkları: Özellikle yaygın ülseratif kolit, tedaviye dirençli veya kansere dönüşme riski yüksek vakalarda.
  • Koltorektal neoplaziler: Tüm kolon tutulumlu adenokarsinom veya polip hastalığı (FAP) gibi genetik sendromlar.
  • İskemik kolit: Geniş sklerotik ya da trombotik süreç sonucu geri dönüşümsüz kolon hasarı.
  • Travmatik veya radyasyon hasarı: Kolonik duvar bütünlüğünün bozulduğu ağır olgularda.

3. Anatomik ve Fizyolojik Temeller

  • İleum özellikleri: Emilim yüzeyi daha ince ve pH ayarlayıcı enzimatik aktivitesi farklıdır; sıvı absorbsiyonu kolonunkinden hızlıdır.
  • Rektumun rolü: Depolama işlevi ve dışkı kıvamının şekillenmesi bakımından önemlidir; anüs tonusu, kontinansın korunmasına katkı sağlar.
  • Bağlantı bölgesi: Anatomik olarak intraperitoneal segmentte kalan rektumun tümörsüz ve sağlam kısmı, ileum uyumuna elverişli bir halkadır.

4. Cerrahi Teknik

  1. Hasta hazırlığı
    • Mekanik barsak temizliği, geniş spektrumlu antibiyotik profilaksisi.
    • Nutritional destek: Özellikle malnütrisyon riski taşıyan vk. total parenteral beslenme.
  2. Abdomen açılımı ve kolon rezeksiyonu
    • Midline laparotomi veya laparoskopik yaklaşımla kolektomi gerçekleştirilir.
    • Omentum ve mezenterik damarların ligasyonu, kolonun tam çıkarılması.
  3. Rektum hazırlığı
    • Rektal kantın (destekleyici doku) korunması; rektal tüp veya dilatasyonla ışmanın değerlendirilmesi.
    • Mikrobiyolojik sterilite için bölgesel yıkama.
  4. İleo-rektal anastomoz (bağlantı)
    • Manuel teknik: Uç-uça (end-to-end) veya çık-uça (side-to-side) dikiş teknikleri. Genellikle monofilament, absorbe olabilen sütür materyali tercih edilir.
    • Stapler (zımba) tekniği: Hız ve doku uyumu avantajı; oftalmik/lineer stapler kullanımı.
  5. Kaş ve sızıntı testleri
    • Anostomoz bölgesine hava/sıvı enjekte edilerek basınç testi.
    • Kaş veya jelatin süspansiyonu ile sızıntı kontrolü.
  6. Dren ve stoma
    • Yüksek sızıntı riskli hastalarda geçici ileostomi önerilir.
    • Hematom ve efüzyon drenajı için cerrahi dren yerleştirilir.

5. Postoperatif Yönetim

  • Ağrı kontrolü: Epidural analjezi veya multimodal analjezi protokolleri.
  • Erken mobilizasyon: Pulmoner komplikasyonları azaltmak için.
  • Beslenme: Önce sıvı, sonra püre, en son normal diyete geçiş.
  • Dikiş hattı izleme: Enfeksiyon ve anostomoz kaçağı açısından serum CRP, lökosit, dren akışının takibi.
  • İleostomi geri bağlanması: Geçici stoma var ise 6–8 hafta sonra kapatma ameliyatı planlanır.

6. Olası Komplikasyonlar

  • Anostomoz kaçağı: En ciddi komplikasyon; peritonit, sepsis riski.
  • İntraabdominal abse: Lokalize enfeksiyon odakları.
  • İleus: Barsak motilitesinin geçici durması.
  • Fistül oluşumu: Enteroparietal veya enterovaginal yollarla.
  • Anksiyete ve psikososyal: Yeni barsak düzenine adaptasyon süreci.

7. Uzun Dönem Sonuçlar ve Kalite‑of‑Life

  • Fonksiyonel sonuçlar: Başlangıçta artmış defekasyon sıklığı, ancak 6–12 ayda normalize olma eğilimindedir.
  • Beslenme durumu: B12 vitamini ve yağda çözünen vitamin takibi gerekebilir.
  • Kontinans: Rektumu koruyan tekniklerde yüksek oranda sürdürülür; anal sfinkter fonksiyonu izlenir.

8. Tarihçe ve Terminoloji

  • İlk tarifler 20. yüzyılın ortalarına dayanır; stapler teknolojisinin yaygınlaşması ile teknik çeşitliliği arttı.
  • “İle-o-prokt-o-stomi” terimi, Yunanca ileum (ileon), rektum (proktos) ve ağız anlamındaki stoma ekinden türetilmiştir.

Keşif

1952 – İlk İleo-Rektal Anastomozlar

  • Kolektomi sonrası ileumun rektuma doğrudan anastomozu, ilk kez 1950’li yıllarda uygulanmaya başlanmıştır.
  • Bu teknik özellikle ülseratif kolit ve familial adenomatoz polipozis (FAP) hastalarında tercih edilmiştir.
  • Ancak rezervuar işlevi olmaması nedeniyle dışkı sıklığı fazlaydı.

1978 – Parks & Nicholls: J-Pouch’un Keşfi

  • Sir Alan Parks ve John Nicholls, 1978 yılında ileal pouch-anal anastomoz (IPAA) yöntemini geliştirmiştir.
  • Bu teknikte, ileumun son segmenti ikiye katlanarak “J” harfi biçiminde bir rezervuar oluşturulmuş, ardından bu yapı anal kanalın üstüne anastomoz edilmiştir.
  • Bu operasyonun özgün adı: Ileoanal Pouch Procedure ya da Restorative Proctocolectomy with Ileal Pouch–Anal Anastomosis (IPAA)

1980’ler – Stapler Teknolojisinin Dahil Oluşu

  • Mekanik zımba sistemlerinin (stapler) kullanımı, anastomoz kalitesini artırdı ve ameliyat süresini azalttı.
  • Fonksiyonel sonuçlar daha iyi hale geldi; sfinkter fonksiyonu korunabildi.

1990’lar ve Sonrası – Laparoskopik Yaklaşımlar ve Fonksiyonel Değerlendirmeler

  • IPAA, minimal invaziv cerrahi ile de yapılmaya başlandı.
  • J‑pouch sonrası dışkı sayısı, kıvam, kontinans gibi işlevsel sonuçlar geniş serilerde değerlendirildi.
  • Rezervuar konfigürasyonları (S‑pouch, W‑pouch) da bu dönemde araştırıldı, ancak J‑pouch basitliği ve etkinliği nedeniyle baskın kaldı.

Bugün anladığımız anlamda “ileoproktostomi”nin modern versiyonu olan J‑pouch ile restoratif proktokolektomi, ilk kez 1978’de Parks ve Nicholls tarafından tanımlanmıştır. Bu tarih, fonksiyonel kontinansın korunabildiği ilk başarılı sfinkter koruyucu cerrahi olarak kabul edilir.



İleri Okuma
  1. Parks, A.G. & Nicholls, R.J. (1978). Proctocolectomy without ileostomy for ulcerative colitis. British Medical Journal, 2(6130), 85–88.
  2. Nicholls, R.J., Lubowski, D.Z., & Parks, A.G. (1981). Restorative proctocolectomy: the complications and function of the pelvic pouch. Annals of Surgery, 194(5), 706–711.
  3. Williams, N.S., Johnston, D., & MacLeod, D.A. (1984). Preoperative assessment of anal sphincter function in patients undergoing restorative proctocolectomy. British Journal of Surgery, 71(8), 643–646.
  4. Fazio, V.W., Tekkis, P.P., Remzi, F.H., & Lavery, I.C. (2003). Ileoanal pouch surgery for chronic ulcerative colitis: complications and functional outcome in 1005 patients. Annals of Surgery, 238(3), 328–334.
  5. Shen, B., Achkar, J.P., Lashner, B.A., Ormsby, A.H., Remzi, F.H., Brzezinski, A., Fazio, V.W. (2005). Endoscopic and histologic evaluation together with symptoms help diagnose pouchitis. Gastroenterology, 128(3), 691–698.
  6. Lightner, A.L., Pemberton, J.H., & Dozois, E.J. (2017). Ileal pouch-anal anastomosis: a review of indications, techniques, and outcomes. Journal of Gastrointestinal Surgery, 21(12), 1971–1978.