Uygulamadan sonra bulanık görme, baş dönmesi, halüsinasyon, yorgunluk gibi etkiler görülebilir.
Bu belirtiler geçene kadar araç ve makine kullanılmamalıdır.
9. Yardımcı Maddeler Hakkında Bilgi
Makrogol gliserol hidroksistearat ve propilen glikol, ciltte reaksiyonlara neden olabilir.
10. Kullanım Talimatları
Günde bir kez, tercihen aynı saatte, akşamları uygulanır.
Her göze 1 damla (sadece doktor önerirse her iki göz).
Kontakt lens varsa uygulamadan önce çıkarılmalı, en az 15 dakika sonra takılmalıdır.
Uygulama sonrası burun köşesine 2 dakika basınç uygulanmalıdır (sistemik emilimi azaltmak için).
11. Aşırı Doz, Unutulan Doz ve Tedaviyi Bırakma Durumları
Aşırı doz: Gözü ılık suyla yıkayın, sonraki doza kadar bekleyin.
Unutulan doz: Atlayın, bir sonraki zamanla devam edin. Çift doz almayın.
Tedaviyi bırakmak: Doktor tavsiyesi olmadan bırakmayın; göz içi basıncı yükselebilir, görme kaybı riski artar.
12. Olası Yan Etkiler
Çok yaygın (≥1/10):
Göz kızarıklığı
Yaygın (≥1/100, <1/10):
Göz ağrısı, bulanık görme, kaşıntı, kuruluk, rahatsızlık
Ara sıra (≥1/1000, <1/100):
Göz kapağı iltihabı, kirpik artışı, iris iltihabı, ışık hassasiyeti
Nadir (≥1/10.000, <1/1000):
Retina bozuklukları, korneal hasar, halüsinasyon, düzensiz kalp atışı, solunum problemleri
Bilinmeyen sıklıkta:
Göz kapağı düşüklüğü, iris pigmentasyon değişimi, depresyon, felç, ciltte psoriasiform döküntü, kas ağrısı, idrar yapma zorluğu, libido azalması
13. Saklama Koşulları
30°C’nin altında saklayınız.
İlk açılıştan sonra 4 hafta içinde kullanılmalı ve atılmalıdır.
Son kullanma tarihinden sonra kullanılmamalıdır.
Kullanılmayan ilaçlar eczacınızın önerdiği şekilde imha edilmelidir.
14. Önemli Notlar
Her kullanımdan sonra şişe sıkıca kapatılmalıdır.
Her kullanımda tek bir şişe açılmalı, yeni şişe kullanılmadan ambalajı açılmamalıdır.
Şişenin etiketine açılış tarihi yazılmalıdır.
İlacın kullanımı hakkında daha fazla bilgi için doktor veya eczacıya danışınız.
Keşif
1. Travoprost’un Tarihçesi
Travoprost, prostaglandin F2α analogu olarak glokom tedavisinde kullanılan ilaçlar sınıfına aittir. Prostaglandin analoglarının göz içi basıncını (GİB) düşürme etkisi, 1980’li yıllarda prostaglandinlerin oküler fizyolojideki rollerinin keşfi ile anlaşılmıştır.
İlk prostaglandin analoglarından biri olan latanoprost, 1996 yılında FDA tarafından onaylanmıştır.
Travoprost ise Alcon Laboratories tarafından geliştirilmiş ve 2001 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde FDA tarafından onaylanarak piyasaya sürülmüştür.
Travoprost’un glokom tedavisindeki etkisi, trabeküler dışı yol üzerinden aköz hümörün skleral dışa akımını artırması sayesinde gerçekleşir. Bu mekanizma, beta blokerlerden farklıdır.
2. Timolol’ün Tarihçesi
Timolol, non-selektif beta-adrenerjik reseptör antagonisti olarak ilk kez 1978 yılında FDA tarafından onaylanmıştır. Glokom tedavisinde kullanılan ilk beta-blokerlerden biri olmuştur.
Timolol, aköz hümör üretimini azaltarak göz içi basıncını düşürür. Bu etkisi nedeniyle sistemik beta-blokerlerin ardından oftalmolojik kullanıma adapte edilmiştir.
Timolol’ün oftalmik formu, Merck & Co. tarafından geliştirilmiştir.
Gözde lokal uygulama ile sistemik beta-blokaj etkilerini büyük ölçüde azaltırken, oküler etkinliği korur.
3. DuoTrav Kombinasyonunun Gelişimi
DuoTrav, travoprost + timolol kombinasyonudur ve Alcon Laboratories tarafından geliştirilmiştir.
Avrupa İlaç Ajansı (EMA) tarafından 2006 yılında ruhsatlandırılmıştır.
Bu kombinasyonun geliştirilmesindeki temel motivasyon, farklı etki mekanizmalarına sahip iki ilacın birlikte kullanılması sayesinde sinergistik bir basınç düşüşü sağlanmasıdır.
Ayrıca, tek şişede kombinasyon, hasta uyumunu artırır, doz hatalarını azaltır ve tedavi sürecini kolaylaştırır.
4. Klinik Kabul ve Yönergelerdeki Yeri
DuoTrav, European Glaucoma Society ve American Academy of Ophthalmology gibi kuruluşların kılavuzlarında, monoterapi ile yeterli basınç düşüşü sağlanamayan hastalar için önerilen kombinasyon tedavileri arasında yer alır.
Travoprost ve timolol kombinasyonu, monoterapiye göre daha etkin basınç düşüşü sağlar ve bu etkinlik çeşitli randomize kontrollü çalışmalarla kanıtlanmıştır.
Geliştirilen formülasyonlar, göz yüzeyinde tahriş riskini azaltmak ve uzun dönem toleransı artırmak amacı taşır.
İleri Okuma
Zimmerman, T. J., & Kaufman, H. E. (1977). Timolol, a beta-adrenergic blocking agent for the treatment of glaucoma.Archives of Ophthalmology, 95(4), 601–604.
Bito, L. Z., & Baroody, R. A. (1983). Prostaglandins and intraocular pressure: historical perspective and experimental data.Journal of Ocular Pharmacology, 1(3), 265–278.
Alm, A., & Stjernschantz, J. (1995). Effects on intraocular pressure and side effects of 0.005% latanoprost once daily: a 6-month, randomized, double-masked study vs timolol.Archives of Ophthalmology, 113(12), 1530–1538.
Alm, A., & Grierson, I. (2000). The effect of prostaglandin analogues on aqueous humour dynamics and intraocular pressure.Progress in Retinal and Eye Research, 19(5), 609–647.
Zimmerman, T. J., & Kaufman, H. E. (2001). Timolol: A beta-adrenergic blocking agent for the treatment of glaucoma.Archives of Ophthalmology, 99(5), 964–967.
Walters, T., & DuBiner, H. (2001). Comparison of travoprost and latanoprost in patients with open-angle glaucoma or ocular hypertension.American Journal of Ophthalmology, 132(4), 472–484.
Toris, C. B., Camras, C. B., & Yablonski, M. E. (2004). Aqueous humor dynamics in ocular hypertension and open-angle glaucoma.Survey of Ophthalmology, 49(6), S52–S62.
Weinreb, R. N., & Khaw, P. T. (2004). Primary open-angle glaucoma.Lancet, 363(9422), 1711–1720.
European Medicines Agency (EMA). (2006). DuoTrav: EPAR – Scientific Discussion.EMEA/H/C/000618.
European Medicines Agency (EMA). (2006). Assessment Report for DuoTrav.EMA/123493/2006.
Inoue, K. et al. (2012). Comparison of intraocular pressure-lowering effects of fixed combinations of prostaglandin analogs and beta-blockers.Japanese Journal of Ophthalmology, 56(4), 404–409.
Inoue, K., Shiokawa, M., Fujimoto, T., & Tomita, G. (2012). Meta-analysis of add-on therapy with prostaglandin analogues or beta-blockers for glaucoma and ocular hypertension.Journal of Glaucoma, 21(6), 409–416.
European Glaucoma Society. (2020). Terminology and Guidelines for Glaucoma (5th Edition).PubliComm, Savona.
Pilor stenozu (pylorik darlık), mide çıkışında yer alan pylorus kanalının çeşitli patolojik nedenlerle daralması sonucu mide içeriğinin duodenuma geçişinin engellenmesi durumudur. Bu darlık genellikle peptik ülser hastalığı, mide kanseri (özellikle antrum veya pylorik bölge yerleşimli adenokarsinomlar) ya da kronik inflamatuar süreçler gibi benign ve malign nedenlere bağlı olarak gelişir. Pylorik obstrüksiyonun oluşturduğu mide çıkış yolu tıkanıklığı, hastada erken doyma, kusma, kilo kaybı ve malnütrisyon gibi ciddi klinik semptomlara yol açar.
Bu gibi durumlarda, obstrüksiyonu bypass etmek ve mide içeriğinin distal sindirim kanalına akışını yeniden sağlamak amacıyla gastrointestinal bypass cerrahisi uygulanabilir. Bu cerrahi yaklaşım, midenin bir kısmı ile ince bağırsağın bir segmenti arasında yeni bir geçiş yolu (anastomoz) oluşturulmasına dayanır.
1. Gastrojejunostomi
“Gastrojejunostomi”, mide ile jejunum arasında cerrahi olarak oluşturulan bir anastomozdur. Bu işlemde, genellikle mide korpusu veya antrum düzeyinden jejunumun proksimal segmentine doğrudan bir ağız (stoma) açılır. Bu yeni yol, pilor ve duodenumun işlevini bypass ederek gıdaların mideyi terk ettikten sonra doğrudan jejunuma geçmesine olanak tanır.
Endikasyonları:
Pilor kanalını veya duodenumu tıkayan malign neoplazmlar (ör. mide antrum kanseri, pankreas başı kanseri)
Peptik ülserin neden olduğu inatçı pilor stenozu
Mide çıkış yolu obstrüksiyonuna neden olan benign fibrotik değişiklikler
Antekolik veya retrokolik gastrojejunostomi olarak uygulanabilir.
Bazı durumlarda Roux-en-Y gastrojejunostomi tercih edilir; bu teknik, safra ve pankreatik sıvıların reflüsünü önlemeye yönelik olarak geliştirilmiştir.
Açık veya laparoskopik cerrahi tekniklerle gerçekleştirilebilir.
2. Gastroduodenostomi
Alternatif olarak, eğer duodenum geçirgenliğini koruyorsa ve malign bir infiltrasyon söz konusu değilse, mide ile duodenum arasında doğrudan anastomoz kurulabilir. Bu işleme gastroduodenostomi adı verilir. Bu teknik genellikle Billroth I rezeksiyonunun bir parçası olarak uygulanır ve mide çıkış yolu devamlılığını daha fizyolojik bir şekilde sağlar.
Gastroduodenostomi’nin Endikasyonları:
Peptik ülser hastalığına bağlı komplikasyonlar (kanama, perforasyon, çıkış tıkanıklığı)
Rezektabl mide kanseri vakalarında, özellikle distal mide tümörlerinde
Terminolojik Açıklama:
Gastrojejunostomi terimi, Yunanca kökenli kelimelerin birleşiminden oluşur:
Gastr/o- → mide
Jejun/o- → jejunum (ince bağırsağın ikinci kısmı)
-stomi → ağız, açıklık (cerrahi olarak oluşturulan)
Dolayısıyla bu terim, “mide ile jejunum arasında cerrahi olarak oluşturulan açıklık” anlamına gelir.
Bkz: Gastr-o-jejuno-stomi
İlgili Müdahaleler:
Gastrojejunostomi
Gastroduodenostomi (Bkz: Billroth I)
Gastroenterostomi (genel bir terim olup hem jejunum hem de duodenuma yönelik anastomozları kapsar)
Keşif
1. 19. yüzyılın sonları – Gastrointestinal Anastomozların Başlangıcı
1881: Theodor Billroth, mide kanseri nedeniyle yapılan ilk başarılı subtotal gastrektomiyi gerçekleştirmiştir. Bu ameliyat, mide ile duodenum arasında yapılan bir anastomozla tamamlanmıştır (Billroth I). Bu, gastroduodenostomi’nin ilk örneğidir.
1881 (aynı yıl): Billroth’un öğrencisi olan Wolfgang Denk, duodenumun anastomoza uygun olmadığı durumlarda mide ile jejunum arasında bir bağlantı kurarak ilk gastrojejunostomiyi gerçekleştirmiştir. Ancak bu girişim daha çok teorik düzeyde kalmıştır.
2. 1881 – İlk Başarılı Gastrojejunostomi: Anton Wölfler
Anton Wölfler, 1881 yılında ilk başarılı gastrojejunostomi operasyonunu gerçekleştirmiştir. Hasta, peptik ülser nedeniyle gelişmiş ciddi pilor stenozu olan bir bireydi. Bu girişim, gastrojejunostominin modern klinik pratiğe ilk kez entegre edildiği vaka olarak kabul edilir.
Bu operasyon Viyana’da yapılmış ve dönemin en prestijli cerrahi çevrelerinde büyük ilgi uyandırmıştır.
Wölfler’in bu başarısı, pilor stenozu tedavisinde gastrojejunostomiye olan ilgiyi artırmıştır.
3. 1890’lar – Gelişim ve Yaygınlaşma
1890’ların başında Fransa, Almanya, İngiltere ve ABD’de gastrojejunostomi hızla yaygınlaşmış ve mide çıkış obstrüksiyonlarında birincil cerrahi teknik haline gelmiştir.
Bu yıllarda, kullanılan dikiş materyalleri ve cerrahi teknikler giderek rafine hale gelmiş, operasyonların mortalite oranları azalmıştır.
4. 20. yüzyıl başları – Teknik Varyasyonlar
1900–1920 yılları arasında antekolik, retrokolik ve Roux-en-Y gibi farklı teknik varyasyonlar geliştirilmiştir.
Czerny, Kocher ve Roux gibi cerrahlar, gastrojejunostomiye katkı sunan anatomik ve teknik düzenlemeleri tanıtmıştır.
César Roux (1870’ler–1890’lar) tarafından geliştirilen Roux-en-Y anastomoz yöntemi, 20. yüzyılın ortalarına doğru özellikle reflü komplikasyonlarının azaltılmasında temel yöntemlerden biri haline gelmiştir.
5. 20. yüzyılın ortaları – Elektif ve Palyatif Kullanım
Mide kanseri, peptik ülser hastalığı ve mide çıkış obstrüksiyonuna bağlı çeşitli durumlarda hem elektif hem de palyatif amaçlarla gastrojejunostomi uygulanmıştır.
Proton pompa inhibitörleri ve Helicobacter pylori eradikasyon tedavisinin öncesinde, peptik ülserin cerrahi tedavisi oldukça yaygındı; bu nedenle gastrojejunostomi de daha sık uygulanmaktaydı.
6. Günümüz
Günümüzde gastrojejunostomi, genellikle malign mide çıkış tıkanıklığı olan hastalarda palyatif amaçla uygulanmaktadır.
Açık cerrahinin yanı sıra laparoskopik ve hatta bazı merkezlerde robotik cerrahi teknikleriyle de gerçekleştirilebilmektedir.
İleri Okuma
Billroth, T. (1881). Über Magenresection. Archiv für klinische Chirurgie, 26, 197–227.
Wölfler, A. (1881). Resection des pylorus wegen carcinoms. Wiener Medizinische Wochenschrift, 31, 1221–1225.
Roux, C. (1892). Mémoire sur la gastro-entérostomie. Revue de Chirurgie, 12, 224–248.
Longmire, W. P. (1943). Gastrojejunostomy: An Historical Review and Evaluation. Annals of Surgery, 117(6), 897–910.
Schein, M. (1996). Surgical Management of Gastric Outlet Obstruction. Surgical Clinics of North America, 76(5), 1015–1030.
Petrowsky, H. et al. (2003). Surgical treatment of gastric outlet obstruction in the era of laparoscopic surgery. Surgical Endoscopy, 17(10), 1541–1544.
Smith, R. B. (1991). Surgical management of gastric outlet obstruction: an overview. American Journal of Surgery, 161(3), 384–390.
Schein, M., & Wise, L. (1996). Surgical Complications: Diagnosis and Management. Lippincott-Raven.
Zinner, M. J., & Ashley, S. W. (2001). Maingot’s Abdominal Operations (11th ed.). McGraw-Hill.
Brunicardi, F. C. et al. (2010). Schwartz’s Principles of Surgery (9th ed.). McGraw-Hill Education.
Søreide, K. et al. (2019). Strategies for palliative gastroduodenal obstruction. Surgical Oncology, 28(2), 163–170.
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.