Dalak

Yunancada splḗn (σπλήν/σπλήνα), Latincede lien olarak adlandırılır. Hem immün sistemin hem de hematojen dolaşımın kesişiminde yer alan, yaşam boyu değişken işlevler üstlenen bir retiküloendotelyal organdır.

Adlandırma ve kısa tarihçe

Antik tıp metinlerinde “melankoli” ile ilişkilendirilse de modern anatomi ve fizyoloji, dalağın esasen filtreleme, immün gözetim ve hematolojik dengeleme işlevleriyle yaşamsal bir rol üstlendiğini göstermiştir. Klinik literatürde “dalak” terimi erişkin ve pediatrik bağlamlarda morfo-fonksiyonel süreklilikle kullanılır; dalağa ait ektopik/aksesuar dokular için “aksesuar dalak” (splen accessorius) ve peritoneal yüzeylere saçılarak oturan nodüller için “splenozis” terimleri tercih edilir.

Makroskopik anatomi ve topografi

Sol üst kadranda, diyaframın altında ve kostal kavsin arkasında, yaklaşık 9.–11. kaburgalar arasında, uzun ekseni çoğu bireyde 10. kaburgaya paralel olacak biçimde dorsolateral konumlanır. Ön-iç komşuluğunda mide fundusu ve kısa gastrik damarlar, kaudalde splenik fleksura, mediale doğru pankreas kuyruğu ve sol böbrek üst kutbu yer alır. Diyafram ile temas eden kostal yüzü konkav, viseral yüzünde ise hilus, gastrik, renal ve kolik izler seçilir.

Boyut ve ağırlık (erişkin): Kranio-kaudal uzunluk genellikle ≤ 12 cm (ultrason için sıklıkla kabul edilen üst sınır), kalınlık 3–4 cm, transvers genişlik ~7–8 cm; ağırlık ortalama 120–180 g’dır. Beden kitle indeksi, boy ve cinsiyete göre anlamlı varyasyon gösterebilir.

Embriyoloji ve varyasyonlar

Dalak, embriyogenezde dorsal mezogastriumun mezenşimal kalınlaşmasından (endoderm kökenli değildir) 5. haftadan itibaren gelişir. Midenin rotasyonu ile sol hipokondriuma taşınır. En sık varyasyon aksesuar dalak olup çoğu zaman hilus çevresinde veya pankreas kuyruğu komşuluğunda 0,5–3 cm’lik nodüller halinde görülür. Splenozis ise travma ya da cerrahi sonrası saçılan splenik dokunun peritonda otogreft gibi tutunmasıdır.

Damarlar, sinirler ve lenfatik drenaj

Arteriyel beslenme çölyak trunkustan çıkan a. splenica ile sağlanır; tortiyöz seyirle pankreasın üst kenarı boyunca ilerler, kısa gastrik ve sol gastroepiploik dalları verir. Venöz drenaj v. splenica ile portal vene katılır. Otonom innervasyon çölyak pleksus kaynaklı sempatik liflerle gerçekleşir; parasempatik etkiler minimaldir. Lenf drenajı pankreatikosplenik düğümler üzerinden çölyak düğümlerine olur.

Mikroyapı ve işlevsel anatomi

Dalak iki ana bölgeden oluşur:

  • Beyaz pulpa: Santral arteri çevreleyen periarteriyoler lenfoid kılıflar (T-hücresi ağırlıklı), lenfoid foliküller (B-hücre zonu) ve marjinal zon (antijen sunumu ve marjinal zon B-hücreleri). Adaptif yanıtların başlatılması, Ig üretiminin orkestrasyonu ve immün hafıza oluşumu burada şekillenir.
  • Kırmızı pulpa: Billroth kordonları ve sinüzoidlerden oluşur. Külleme (culling) ve pitting mekanizmalarıyla yaşlanan/şekil bozukluklu eritrositler, inklüzyon cisimcikleri (Howell-Jolly cisimcikleri, Heinz cisimcikleri) ve opsonize partiküller ayıklanır. Demir geri dönüşümü ve hem katabolizması makrofaj ağıyla bütünleşir.

Fizyoloji (İşlevler)

  1. İmmün gözetim ve yanıt: Antijen yakalama, kompleman/opsonizasyon sonrası partikül klirensi; antikor (özellikle IgM) üretimi, monosit ve aktif lenfosit rezervuarı olarak hızlı mobilizasyon. Kapsüllü bakterilere (S. pneumoniae, H. influenzae tip b, N. meningitidis) karşı savunmada belirleyicidir.
  2. Hematolojik dengeleme ve filtrasyon: Yaşlı eritrositlerin seçici yıkımı; trombositlerin anlamlı bir kısmının sekestrasyonu ve yaşam sonu klirensi. Erişkinlerde toplam trombositlerin yaklaşık üçte biri dalakta depolanabilir; hipersplenizmde periferik trombositopeni gelişebilir.
  3. Hematopoez: Fetal dönemde etkin hematopoetik organ; erişkinde artmış gereksinim veya kemik iliği yetmezliğinde ekstramedüller hematopoez odağına dönüşebilir.
  4. Mediatör üretimi ve immün modülasyon: Sitokin/kemokin üretimi, marjinal zon B-hücrelerinden hızlı antikor yanıtı; doku hasarı ve enfeksiyonda dolaşıma monosit salınımının hızlanması.

Epidemiyoloji

  • Aksesuar dalak/parasplenik yapılar: Görülme oranı yaklaşık %10–15 olup çoğu klinik olarak sessizdir; görüntülemede sıklıkla tesadüfen saptanır.
  • Kitle lezyonları: Primer dalak tümörleri nadirdir ve çoğunluğu iyi huyludur (ör. hemanjiyom, hamartom, SANT, littoral hücre anjiyomu). Primer maligniteler çok seyrektir; dalağın en sık malign tutulumu lenfomalar ve lösemik infiltrasyonlardır.
  • Metastaz: İzole dalak metastazı istisnaidir; dalak metastazı çoğu kez yaygın hastalığın göstergesidir ve ileri evre onkolojik tablo ile ilişkilidir.

Klinik değerlendirme ve muayene

Öykü ve bulgular: Yorgunluk, sol üst kadran dolgunluğu/ağrısı, erken doyma; hipersplenizme bağlı sitopenilerde enfeksiyon ve kanama eğilimi. Enfeksiyöz mononükleozda ağrılı splenomegali tipiktir.

İnspeksiyon: İleri splenomegalide sol kostal kaviste bombelik.
Palpasyon: Bimanuel teknikle inspiryumda kostal kenar altından diyagonal doğrultuda ele gelir; dalak alt kenarındaki çentik ayırıcıdır. Hassasiyet apse/infrakt lehine olabilir. Hooking manevrası obez hastalarda yardımcıdır.
Perküsyon: Traube boşluğu (sol 6. kosta–ön aksiller çizgi–splenik bölge) normalde timpaniktir; matlaşma splenomegali göstergesidir. Castell belirtisi inspiryumda perkusyon matlığının belirginleşmesiyle pozitiftir.
Laboratuvar: Periferik yaymada hedef hücre/akantositler, polisplenizmde löko-trombositopeni; işlevsel asplenide Howell-Jolly cisimcikleri.

Görüntüleme

  • Ultrasonografi (USG): İlk basamak. Uzun eksen ölçümü (genellikle ≤ 12 cm), homojen ince grenli ekojenite, hilusta damar yapıları. Doppler ile splenik arter/ven değerlendirilir. Elastografi fibrotik/konjesyon ayrımına katkı sağlayabilir.
  • Bilgisayarlı tomografi (BT): Travma derecelendirmesi (AAST), hipodens infarkt üçgensel alanlar, kitlelerin vasküler paternleri; kontrastlı fazlarda hemangiom-SANT ayrımı için ipuçları.
  • Manyetik rezonans (MR): Doku karakterizasyonu ve diffüzyon kısıtlılığı ile apse/lenfoma ayrımı.
  • Nükleer tıp: Isı ile hasarlanmış Tc-99m eritrosit sintigrafisi aksesuar dalak/splenozisin diğer kitlelerden ayrımında altın değerdedir.

Patoloji spektrumu

Splenomegali

Nedenler:

  • Hematolojik: Miyeloproliferatif neoplaziler, hemolitik anemiler, talasemi, lösemi/lenfoma.
  • Enfeksiyöz: EBV, CMV, sıtma, kala-azar, bruselloz, tüberküloz.
  • Konjestif: Portal hipertansiyon, splenik ven trombozu, ileri kalp yetmezliği.
  • Depo hastalıkları: Gaucher, Niemann–Pick, amiloidoz.
  • İmmün/inflamatuvar: Sarkoidoz, SLE, romatolojik hastalıklar.

Hipersplenizm: Splenomegali + bir ya da daha fazla periferik sitopeni + normo-hiperselüler kemik iliği + splenektomi/emboli sonrası düzelme kriterleriyle tanımlanır. Tedavi altta yatan nedene yöneliktir; refrakter olgularda splenektomi ya da parsiyel splenik embolizasyon düşünülebilir.

Enfarktüs

Tipik olarak embolik olaylar (atriyal fibrilasyon, endokardit), hemoglobinopatiler (ör. orak hücre), miyeloproliferatif durumlar veya hiperviskozite ile ilişkilidir. Sol hipokondriumda ani, inspiryumla artan ağrı ve BT’de periferik kama şeklinde hipodens alanlarla seyreder. Komplikasyonlar: psödokist, apse, kapsül altı hematom.

Tümörler

  • Benign: Hemanjiom (en sık), hamartom, SANT, littoral hücre anjiyomu. Çoğu asemptomatik; büyük lezyonlarda rüptür riski ve hipersplenizm yapabilir.
  • Malign: Lenfomalar (Hodgkin/dışı), lösemik infiltrasyonlar; primer anjiyosarkom çok seyrektir.
  • Metastaz: Melanom, akciğer, meme, over, renal hücreli karsinom kaynaklı olabilir; genellikle yaygın metastatik hastalığın parçasıdır.

Kistler

  • Gerçek kistler: Epitelyal (epidermoid) kaplı, çoğu genç kadınlarda; semptomatikse cerrahi (splenik koruma öncelikli).
  • Psödokistler: Travma/infarkt sonrası; kalsifiye duvar sık görülür.

Apseler

Ateş, lokal hassasiyet, lökositoz; immünsüpresyonda fungal etkenler (Candida) önemlidir. Görüntülemede kavite ve gaz düzeyi görülebilir. Tedavide geniş spektrumlu antibiyotik + drenaj; rüptür riskinde acil cerrahi.

Travma

Dalak künt karın travmalarında en sık yaralanan organdır. AAST sınıflaması ile dereceleme yapılır. Hemodinamik stabil olguların çoğu non-operatif izlem/embolizasyon ile başarıyla yönetilir. Aktif kanamada hedefe yönelik anjyoembolizasyon splenik dokunun korunmasına olanak tanır. Rüptür ve şokta acil splenektomi hayat kurtarıcıdır.

Sonografi ve ölçüm ayrıntıları

  • Teknik: Sol lateral dekübitte, interkostal pencereden hilusu içerecek şekilde uzun eksen; inspiryumda ölçüm tekrarı.
  • Normal değerler: Erişkin uzun eksen çoğu bireyde ≤ 12 cm; atletlerde ve uzun boylularda daha büyük değerler fizyolojik olabilir.
  • Splenik indeks: Uzunluk × kalınlık × genişlik; popülasyona göre değişen eşiklerle splenomegali saptamada yardımcıdır.
  • USG ile ayırıcı tanı: Aksesuar dalak genellikle dalakla aynı ekojenitede ve damar paternindedir; renkli Doppler ile hilustan gelen beslenme gösterilebilir.

İşlevsel aspleni ve splenektomi sonrası korunma

Fonksiyonel aspleni (örn. orak hücre hastalığı, infiltratif hastalıklar) veya splenektomi sonrasında OPSI (ezici seyirli postsplenektomi enfeksiyonu) riski artar.
Koruyucu yaklaşım:

  • Kapsüllü bakterilere karşı aşılar (pnömokok konjüge ve polisakkarit şemaları, meningokok konjüge/serogrup B, Hib) ve yıllık influenza.
  • Ateş gelişiminde erken geniş spektrumlu antibiyotik başlama eğitimi.
  • Mümkünse travma ve kitle cerrahilerinde splenik koruma (parsiyel splenektomi, splenopeksi, embolizasyon) stratejileri.

Özet klinik pratik noktalar

  • Aksesuar dalak ~%10–15 sıklıktadır; lenf düğümü/kitlelerle sık karışır, RBC sintigrafisi ayırıcı tanıda değerlidir.
  • Primer dalak tümörlerinin çoğu iyi huyludur; malign tutulum en sık lenfoproliferatif hastalıklarla olur.
  • Dalak metastazı genellikle disseminasyon göstergesidir ve prognoz olumsuzdur.
  • Muayenede Traube boşluğu perküsyonu ve Castell belirtisi basit, duyarlı tarama adımlarıdır; doğrulamada USG ilk seçenektir.
  • Aspleni/splenektomide aşılama ve hızlı antibiyotik yaklaşımı hayatidir.

Keşif

Antik dünyanın taş tabletlerine ve papirüs rulolarına eğilmiş hekimler için dalak—Yunancanın σπλήν’i—bedendeki dört “hılt”ın siyah yüzüne açılan bir kapıydı. Hipokrates geleneği onu melankolinin gölgesiyle, Aristoteles ise organizmanın dengesindeki bir ağırlıkla ilişkilendirdi. Yine de en eski “kaşifler” olan İskenderiyeli Herophilos ve Erasistratos, MÖ 3. yüzyılda cesur bir sapmayla insan bedenini sistemli biçimde açıp organları adlandırmaya başladıklarında, dalak bir inanç nesnesinden somut bir dokuya dönüştü: diyaframın altında, kaburgaların gölgesinde saklanan, ama çıkarıldığında hastayı anında öldürmeyen tuhaf bir visser. Bu paradoks—hayati görünen ama yaşamsal olmayan—yüzyıllarca merakı körükledi.

Roma’ya gelindiğinde Galenos, hayvan diseksiyonlarından çıkardığı sonuçlarla dalağı kanın “arındırıldığı” bir ocak olarak betimledi; İmparatorluk saraylarındaki şifa odalarında bu düşünce hüküm sürdü. Efesli Rufus, organ adlarını titizlikle derlerken dalak için topografik ipuçları bıraktı; Herophilean arterler ile portal damarların ayrışan yollarını sezdiren çizgiler çekti. İslam tıbbının ansiklopedik çağında Râzî ve İbn Sînâ, dalak büyümesinin ateş, kilo kaybı ve karın dolgunluğu ile birlikteliğini klinik bir gözle birleştirerek, organı yalnızca bir “mizac” göstergesi olmaktan kurtarıp muayene edilebilir bir yapıya dönüştürdüler. Onların şifa kitaplarında dalak, kaburgaların kemerli sessizliğinde yoklanır; hastanın yüzündeki solgunluk, periferdeki nabzın inceliğiyle birlikte okunurdu.

Rönesans’ta sahne değişti: Padua amfilerinde mum ışığında yükselen gölgelerin arasında Andrea Vesalius, Galen’in hayvanlardan insanlara taşınmış çizimlerini birer birer düzeltti. Dalağın kaburgalar altındaki konumunu, konkav-kubbe yüzeylerini, hilumundaki damar kapısından girip çıkan yollarını insan bedeninde göstererek, organı nihayet doğru yerine oturttu. Onun öğrencilerinden gelen damar bilimi, William Harvey’nin dolaşım kuramıyla zirve yaptı: Kanın kalpten çıkıp yine kalbe döndüğünü kanıtlayan bu yeni kozmos içinde dalak, statik bir arıtma ocağı değil, akışa eklemlenen bir istasyon olarak yeniden yorumlandı. Aynı yüzyılda Marcello Malpighi camdan bir dünyayı organın içine indirdi. Kaba gözle tek parça sanılan “dalak dokusunun” aslında iki ayrı sahneden ibaret olduğunu gördü: bir yanda foliküler, lenfoid adacıklar—sonra onun adıyla anılacak “Malpighi cisimcikleri”—öte yanda sinüzoidlerin ve kordonların gevşek ağı. Mikroskobun odak halkasını çevirirken, bağışıklığın kıvılcımını beyaz pulpada, kanın ağır adımlarını kırmızı pulpanın örgüsünde seçti.

Bu mikrokozmos, 17. ve 18. yüzyıllarda Leeuwenhoek’un daha keskin merceklerinde eritrositlerin geçit töreniyle, Bichat’nın “doku” kavramsallaştırmasıyla ve nihayet Virchow’un hücresel patoloji devrimiyle çoğaldı. Dalak artık tek bir işlevle açıklanamazdı; damar, bağ doku ve bağışıklık sahnelerinin kesişiminde, “çok aktörlü” bir oyun oynanıyordu. Cerrahinin çeliği de bu oyuna eklendi: 19. yüzyılın Viyana ve Berlin okullarında Theodor Billroth ve çağdaşları, travma ve hematolojik hastalıklarla gelen hastalarda splenektominin sınırlarını çizdiler. Cerrahi teknik inceldikçe, dalaksızlığın bedeli de görünür oldu: İlya Metchnikoff’un fagositoz kavramıyla ad koyduğu savunma eksikliği, Paul Ehrlich’in boyalarıyla seçilen hücre tipleri ve çocuklarda görülen ezici seyirli enfeksiyonlar, organın “gerekli ama koşullu” doğasını açığa çıkarıyordu.

20. yüzyılın başında Aschoff ve Kiyono, dalaktaki yemeye hazır makrofajlar ve akrabalarından oluşan bir “retiküloendotelyal sistem” tasvir etti. Aynı dönemde William Howell ile Justin Jolly, dolaşımda çekirdeksiz yaşaması beklenen eritrositlerde kalmış küçük nükleer artıkların normalde dalakta ayıklandığını gösterdi; bu parçacıklar, işlevsel asplenide periferik yaymada bir imza gibi kaldı. Derken hematoloji, herediter sferositozdan talasemiye kadar pek çok hastalığın yolunun dalakla kesiştiğini öğretti: Kimi zaman organın fazlalığı hastayı tüketiyor, kimi zaman da yokluğu onu savunmasız bırakıyordu. Dalak üzerine düşünen klinisyen, parçasını almak mı, damarını kısmak mı, dokuyu korumak mı sorularıyla her vakada yeniden yüzleşiyordu.

    İkinci Dünya Savaşı sonrasında görüntüleme aletleri büyüdü; organın içinde olan biteni yakalamak giderek daha az “tahmin”, daha çok “kanıt” işi oldu. Ultrason probu kaburgalar arasından süzülürken sinüzoidlerin homojen tınısını, bilgisayarlı tomografi travmanın yıldız şekilli yırtıklarını çizer oldu. Nükleer tıp, ısı ile hasarlandırılmış işaretli eritrositleri dalağın kırmızı pulpasına yönlendirip aksesuar dalakları bile kıvrımlar içinde yakalayabildi. Endovasküler radyolojinin kateterleri, kanayan damarın ağzına kadar gidip onu içeriden susturmayı öğrendi; böylece “organı koru” ilkesinin bilimsel zemini güçlendi.

    21. yüzyıl, dalağın “kaşifler” kanonuna yeni bir topluluk ekledi: tek hücre dizilemesiyle uğraşan biyoinformatikçiler, intravital mikroskopla sinüzoid içinde hücrelerin anlık kararlarını izleyen görüntüleme uzmanları, ve immünometabolizmanın ince terazileriyle makrofajların enerji tercihlerine bakan biyokimyacılar. Beyaz pulpadaki marjinal zon B hücrelerinin kapsüllü bakterilerin polisakkaritlerine verdiği hızlı, T-bağımsız yanıtların iç mekaniği çözüldükçe, çocukluk çağı aşı takvimleri klinik sezgiden daha rasyonel bir mimariye kavuştu. Kırmızı pulpanın hunili örgüsünde eritrositlerin “ben-bendenim” işaretlerini tanıtan moleküler diyalog—CD47’nin koruyucu fısıltısı ile SIRPα’nın teyidi—yaşlanan veya şekli bozulan hücrelerin niçin elendiğini açıklığa kavuşturdu. Hayvan modellerinde dalakta saklı bir monosit “rezervi”nin gerektiğinde hızla mobilize olup miyokard enfarktüsü ya da enfeksiyon sahasına göç ettiği gösterildi; dalak bu kez “beklenmedik bir kışla” olarak sahneye çıktı.

      Bu arada klinik hikâyeler sessizce değişti. Orak hücre hastalığında ani dalak sekestrasyon krizleri için acil eylem planları, kalıtsal hemolitik anemilerde parsiyel splenektomi ve arteriyel embolizasyon gibi doku-koruyucu yaklaşımlar, siroza eşlik eden portal hipertansiyonda konjestif splenomegaliye yönelik dengeli tedavi algoritmaları, hepsi daha incelikli bir denge arayışının parçaları oldu. Çocuk ve erişkin aspleniler için aşılamanın, ateşte “erken antibiyotik” eşiğinin ve eğitim broşürlerinin dili ortaklaştı: Dalak yoksa, akıl ve hazırlık olmalı.

      Günümüzde dalak araştırmaları üç paralel hikâyeyi sürdürüyor.

      1. haritalama hikâyesi: uzamsal transkriptomik ve tek hücre platformları, beyaz pulpanın T-hücre kılıfları ile B-folikülleri arasındaki mikro nişleri, marjinal zonun kenar bekçilerini ve kırmızı pulpanın kordon-makrofaj ağını doku içi koordinatlarla yeniden yazıyor.
      2. trafik hikâyesi: dolaşımdaki patojen, partikül ve yaşlanan hücrelerin dalak kapılarından nasıl giriş-çıkış yaptığı; sinüzoidlerin elek işlevinin biyofizik eşikleri; makrofajların, dendritik hücrelerin ve marjinal zon B hücrelerinin iş bölümü, gerçek zamanlı görüntülerle çözümleniyor.
      3. müdahale hikâyesi: ağır kanamalı travma hastasında hedefe yönelik embolizasyonla organı kurtarmak; talasemide “fazla çalışan” dalağın etkisini kısmak; kanser immünoterapilerinde dalak kaynaklı yanıtların dost mu, köstek mi olduğunu saptayıp gerektiğinde bu aksı yeniden ayarlamak. Bütün bu sahnelerin fonunda, dalak hâlâ antik bir bilmecenin modern yankısını taşıyor: Hayati görünen ama koşullara bağlı çalışan bir denge ustası.

      Bu uzun yürüyüşte “kaşifler” bazen bir diseksiyon bıçağının gölgesinde, bazen bir merceğin ışığında, bazen de bir hesaplama kümesinin satır aralarında beliriyor: Herophilos ve Erasistratos’un erken cesareti olmasaydı organın sınırlarını çizemezdik; Vesalius’un titizliği olmadan yerini doğru okuyamazdık; Harvey’nin devrimi akışı, Malpighi’nin merceği dokuyu, Metchnikoff’un kavramı savunmayı, Aschoff’un şeması sistemi, Howell ile Jolly’nin gözlemi işlevin kırılganlığını öğretti. Bugünün araştırmacıları ise aynı zincirin yeni halkaları: biri sinüzoidin kıvrımında duran makrofajın metabolik vitesini ölçüyor, öteki marjinal zonun B hücresine düşen antijen parçacığının kaderini; bir başkası kateteriyle kanamayı durdururken, laboratuvarda bir grup yazılım satırlarıyla dalak atlasının eksik boşluklarını dolduruyor. Dalağın hikâyesi—ilk satırları “mizac” kavramıyla yazılmış olsa da—artık bağışıklık, dolaşım ve doku mekaniğinin ortak dilinde akıyor; ve her yeni cümle, organın aynı anda hem “filtre”, hem “kale”, hem de “rezerv” olabildiğini yeniden kanıtlıyor.



      İleri Okuma
      1. Vesalius A. (1543). De humani corporis fabrica libri septem. Basel: Oporinus.
      2. Harvey W. (1628). Exercitatio anatomica de motu cordis et sanguinis in animalibus. Frankfurt: William Fitzer.
      3. Malpighi M. (1666). De viscerum structura exercitationes. Bologna: Pisarri.
      4. Virchow R. (1858). Die Cellularpathologie in ihrer Begründung auf physiologische und pathologische Gewebelehre. Berlin: Hirschwald.
      5. Billroth T. (1877). Untersuchungen über die Chirurgie der Bauchorgane. Leipzig: Engelmann.
      6. Metchnikoff É. (1905). Immunity in Infective Diseases. Cambridge: Cambridge University Press.
      7. Jolly J. (1905). Sur les hématies nucléées chez l’homme adulte. Comptes Rendus de la Société de Biologie, 58, 123–125.
      8. Aschoff L., Kiyono K. (1924). Das Reticuloendotheliale System. Ergebnisse der Inneren Medizin und Kinderheilkunde, 26, 1–118.
      9. Howell W.H. (1926). The Life History of the Formed Elements of the Blood. Physiological Reviews, 6(3), 542–571.
      10. Oldenborg P.-A., Zheleznyak A., Fang Y.-F., Lagenaur C.F., Gresham H., Lindberg F.P. (2000). Role of CD47 as a marker of self on red blood cells. Science, 288(5473), 2051–2054.
      11. Mebius R.E., Kraal G. (2005). Structure and function of the spleen. Nature Reviews Immunology, 5(8), 606–616.
      12. Swirski F.K., Nahrendorf M., Etzrodt M., Wildgruber M., Cortez-Retamozo V., Panizzi P., Figueiredo J.-L., Kohler R.H., Chudnovskiy A., Waterman P. et al. (2009). Identification of splenic reservoir monocytes and their deployment to inflammatory sites. Science, 325(5940), 612–616.

      Pankreatektomi

      Sinonim: Pancreatectomy, Pankreatektomie.

      Karın tükürük bezinin vücuttan tamamıyla alınması operasyonudur. Bkz; Pankreatektomi

      Bez alındıktan sonra vücutta daha fazla insülin hormonu üretilmez. Hasta artık şeker hastasıdır. Düzenli olarak insülin almalıdır. Subtotal pankreatektomide ise hastanın karın tükürük bezi kısmi olarak vücuttan alınır.

      fibra

      Sinonim: fidber, findber, bʰeyd-, fibro-.

      Ana Hint-Avrupa dilinde bʰeyd- kelimesinden türemiştir. Anlamları:

      1. Fiber, lif, iplik, iplikçik,
      2. ince tel
      Hal Tekil Çoğul
      nominatif fibra fibrae
      genitif fibrae fibrārum
      datif fibrae fibrīs
      akusatif fibram fibrās
      ablatif fibrā fibrīs
      vokatif fibra fibrae

      Fibroza (Sin: Fibrosa, Fibrous): Lif içeren veya lifle ilgili olan anlamına gelir.

      Psödokist

      Sinonim: Pseudocyst, Pseudozysten, Pseudozyste.

      Yalancı kist. Kist gibi davranan ama endotel veya epitel hücresi olmadığı için tam olarak bir kist olmayan yapılardır. Bkz; Psödokist

      Nekroz

      Canlı dokuların ölümü, doku ölümü. Bkz; Nekroz

      Nekroz vücut dokusunun ölümüdür. Dokuya çok az kan gittiğinde meydana gelir. Bu yaralanma, radyasyon veya kimyasallardan kaynaklanabilir. Nekroz geri döndürülemez. Kan akımı eksikliği nedeniyle geniş doku alanları öldüğünde, bu durum kangren olarak adlandırılır.

      Nekrozun ilk belirtileri nelerdir?

      Yarada ağrı, sıcaklık, ciltte kızarıklık veya şişlik, özellikle de kızarıklık hızla yayılıyorsa. Deride kabarcıklar, bazen deri altında “çatırdama” hissi. Titreme ve ateş gibi daha ciddi enfeksiyon belirtileri de gösteren bir cilt yarasından kaynaklanan ağrı. Yaradan grimsi, kötü kokulu sıvı akması.

      Nekroz örneği nedir?

      Avasküler nekroz (osteonekroz)

      Avasküler nekroz, kemik dokunuza giden kan akışı engellendiğinde ortaya çıkar. Kemiklerinize kan akışının olmaması onların parçalanmasına ve sonunda ölmesine neden olur. Kalça nekrozu avasküler nekrozun en yaygın şeklidir.

      4 nekroz türü nelerdir?

      Diğer Nekroz Türleri

      • Kazeöz Nekroz.
      • Yağ Nekrozu.
      • Gangrenöz Nekroz.
      • Fibrinoid nekroz.

      Click here to display content from YouTube.
      Learn more in YouTube’s privacy policy.

      Güncellenen Beyin Haritasında 100 Yeni Bölge Keşfedildi

      Güncellenen Beyin Haritasında 100 Yeni Bölge Keşfedildi

      1900’lü yılların başında nöronları ve sinaptik bağlantıları kara kalem ile resmeden Santiago Ramon y Cajal’ın yanı sıra bu alanda anılması gereken isimlerden birisi de aynı yıllarda insan beyin kabuğunun (korteks) bilinen ilk diyagramlarını çizen Korbinian Brodmann’dır. Brodmann bu çizimlerini mikroskop altında görebildiği kadarıyla, korteksteki hücresel mimari farklılıklarına dayanarak gerçekleştirmiş ve o günden bu yana nöroanatomistlere esin kaynağı olmuştur.

      100 yılı aşkın süredir temel anlamda bu diyagramlara bağlı olarak çalışan en azından dayanak olarak kullanan bilimciler, son yıllarda artan fMRI çalışmaları ve gelişen teknoloji ile daha detaylı incelenen beyin ve korteksin yeni haritasını çıkarttı.

      Kafa karışıklığına mahal vermemek için şunu söylemekte de fayda var ki, elbette bilimciler her geçen gün güncellenen literatüre göre araştırmalarını yönetmekte ve güncellenen beyin modellerine dayanarak incelemelerini gerçekleştirmekteydi.

      Şimdi ise İngiltere, Amerika ve Hollanda’dan araştırmacıların oluşturduğu uluslararası bir araştırma ekibi tarafından bahsi geçen vadesi çoktan geçmiş diyagramlar, İnsan Konektom Projesi (Human Connectome Project*) verilerine dayanarak güncellendi. Beynin üst kısmını oluşturan engebeli, kıvrımlı ve dil, duyusal ve motor işlemleme, sebep-sonuç ilişkisi kurma gibi görevleri ve daha nicelerini yürüten korteksi haritalamak üzere bugüne kadar bulunulan girişimler, ya tek bir bölge veya fonksiyona odaklandığı için ya da örnek grubu küçük olduğu için başarısız olmuş ve ileri gidememiştir.

      Araştırmacılar yüksek detaylı bir harita oluşturabilmek için, dört yapı ve fonksiyon parametresinin ölçümü üzerinde durdu. Bunların içinde, beyin kabuğu kalınlığı (ve kalınlıktaki bölgelere göre değişimler), kıvrım sayısı ve belirli testler sırasında fMRI (functional magnetic resonance imaging) ile alınan tarama görüntülerine dayanarak elde edilen, korteks bölgelerinin bilinen işlevleri gibi veriler bulunuyor.

      210 sağlıklı yetişkin bireyden alınan verilere uyarlanan öğrenebilir algoritma ile farklı bölgelerin kendilerine has özellikleri yani bir anlamda parmak izleri tespit edildi. Program bu farklı izlere bakarak bölgeleri birbirinden ayırmayı ve 180 ayrı bölgenin varlığını göstermeyi başardı.

      Nature dergisinde yayımlanan bu çığır açıcı çalışmanın en ilginç yanı ise şu: tespit edilen bölgelerden 100 tanesi daha önce tanımlanmış değildi. Bu sebepten ötürü şimdi de yapılan haritayı daha keskin sınırlar ile çizmeyi ve bölgelerin daha alt katmanlar ile ilişkilerinin anlaşılmasına çalışacak olan araştırmacılar; elde edilen verilerle beynimizin ve beyin bölgelerimizin evrimini ve de diğer primatlar ile hem davranışsal hem morfolojik hem de fizyolojik farklarımızın daha iyi biçimde ortaya konulabileceğini öne sürüyor.

      Bununlu birlikte, beyin cerrahlarının işini kolaylaştıracak detaylı üç boyutlu haritaların oluşturulabileceği ve ön cerrahi müdahalelerin bu yapılar üzerinden gerçekleştirilebileceği düşünülüyor.

      *Bu proje, beynin yapılarını ve fonksiyonlarını haritalamak üzere yüzlerce insandan toplanan veriler ile dijital ortama aktarılan çok büyük ölçekli bir konektom projesidir. Konektom ise beyindeki tüm sinirlerin ve sinirlerin oluşturduğu fonksiyonel bölgelerin birbirleri ile kurduğu bağları açıklayan terimdir.


      Kaynak:

      • Bilimfili,
      • Emily Underwood, Updated human brain map reveals nearly 100 new regions, 20 Temmuz 2016, www.sciencemag.org/news/2016/07/updated-human-brain-map-reveals-nearly-100-new-regions

      Referans : Matthew F. Glasser, Timothy S. Coalson, Emma C. Robinson, Carl D. Hacker, John Harwell, Essa Yacoub, Kamil Ugurbil, Jesper Andersson, Christian F. Beckmann, Mark Jenkinson, Stephen M. Smith & David C. Van Essen A multi-modal parcellation of human cerebral cortex Nature (2016) doi:10.1038/nature18933 Received 12 November 2015 Accepted 15 June 2016 Published online 20 July 2016

      TÜM TIP FAKÜLTELERİNİN TUS BAŞARI SIRALAMASI

      Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tıp fakültelerinin Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) başarı sıralamasını yayınladı.
      Üniversite tercih döneminde Tıp seçecek adaylar için faydalı olması beklenen bu sıralamada
      şunu da unutmamak gerekiyor ki her fakülteden TUS’a farklı sayılarda doktorlar girmektedir.
      Bir fakülteden 40 kişi giriyorken bir diğerinden 500 kişi giriyor ve aşağıdaki sıralama da
      ortalama TUS puanları baz alınarak yapılmıştır.
      Programlar başarı puanlarına göre yüksekten düşüğe doğru sıralanmıştır.
      Türü Üniversite Puan Türü 2015 ÖSYS Taban Puan TUS Klinik Tıp
      Puanı
       
      Devlet HİTİT ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 469,78878 57,39853
      Devlet BOZOK ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 454,18263 56,34441
      Devlet HACETTEPE ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 506,13493 55,62750
      Devlet HACETTEPE ÜNİV. – Tıp(İngilizce)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 513,76847 55,62750
      Devlet DOKUZ EYLÜL ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 477,45963 53,46309
      Devlet İST. ÜNİV. – Tıp
      (Cerrahpaşa Tıp Fak.)
      MF-3 500,25967 52,89059
      Devlet İST. ÜNİV. – Tıp(İngilizce)
      (Cerrahpaşa Tıp Fak.)
      MF-3 521,47222 52,89059
      Devlet İST. ÜNİV. – Tıp
      (İstanbul Tıp Fak.)
      MF-3 490,82154 52,89059
      Devlet SAKARYA ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 459,53686 52,88088
      Devlet ANKARA ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 488,93736 51,83815
      Devlet ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 455,20936 51,54954
      Devlet BALIKESİR ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 450,21113 51,43982
      Devlet EGE ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 484,17938 51,25176
      Devlet GAZİ ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 482,95005 51,11615
      Devlet GAZİ ÜNİV. – Tıp(İngilizce)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 479,76752 51,11615
      Devlet GAZİ ÜNİV. – Tıp(KKTC Uyruklu)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 470,84305 51,11615
      Devlet KOCAELİ ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 465,23635 50,95964
      Devlet BÜLENT ECEVİT ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 445,76316 50,25915
      Devlet AKDENİZ ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 472,54436 49,90027
      Devlet PAMUKKALE ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 455,41921 49,81891
      Devlet PAMUKKALE ÜNİV. – Tıp(KKTC Uyruklu)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 418,10183 49,81891
      Devlet İNÖNÜ ÜNİV. – Tıp(İngilizce)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 445,09113 49,62836
      Devlet İNÖNÜ ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 454,78410 49,62836
      Devlet İNÖNÜ ÜNİV. – Tıp(KKTC Uyruklu)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 415,19866 49,62836
      Devlet NECMETTİN ERBAKAN ÜNİV. – Tıp
      (Meram Tıp Fak.)
      MF-3 458,34861 49,58997
      Devlet ULUDAĞ ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 470,36204 49,54143
      Devlet SELÇUK ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 463,51431 49,18548
      Devlet CELÂL BAYAR ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 457,94059 49,13230
      Devlet CELÂL BAYAR ÜNİV. – Tıp(KKTC Uyruklu)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 451,29470 49,13230
      Devlet MERSİN ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 457,47045 48,97177
      Devlet ONDOKUZ MAYIS ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 459,98688 48,94966
      Devlet ONDOKUZ MAYIS ÜNİV. – Tıp(İngilizce)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 452,89488 48,94966
      Devlet ABANT İZZET BAYSAL ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 452,61188 48,86402
      Devlet ERCİYES ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 461,20982 48,68153
      Devlet RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 446,48224 48,62390
      Devlet GÜLHANE ASKERİ TIP AKADEMİSİ – Tıp(Erkek)
      (Askeri Tıp Fak.)
      MF-3 425,32815 48,57474
      Devlet GÜLHANE ASKERİ TIP AKADEMİSİ – Tıp(Kız)
      (Askeri Tıp Fak.)
      MF-3 453,20657 48,57474
      Devlet MARMARA ÜNİV. – Tıp(İngilizce)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 484,57676 48,53230
      Devlet MARMARA ÜNİV. – Tıp(İngilizce)(KKTC Uyruklu)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 48,53230
      Devlet DÜZCE ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 446,96441 48,48622
      Devlet ADNAN MENDERES ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 453,59754 48,15782
      Devlet ÇUKUROVA ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 466,32290 48,13184
      Devlet ÇUKUROVA ÜNİV. – Tıp(KKTC Uyruklu)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 461,94621 48,13184
      Devlet KARADENİZ TEKNİK ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 449,45071 47,74752
      Devlet ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 468,66563 47,60939
      Devlet SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 452,30156 47,45185
      Devlet KIRIKKALE ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 450,50656 47,21377
      Devlet DİCLE ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 448,48177 47,07245
      Devlet GAZİANTEP ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 453,83090 47,00628
      Devlet GAZİANTEP ÜNİV. – Tıp(İngilizce)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 445,64086 47,00628
      Devlet GAZİANTEP ÜNİV. – Tıp(KKTC Uyruklu)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 426,76418 47,00628
      Devlet KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 448,01923 46,91718
      Devlet NAMIK KEMAL ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 448,69090 46,70346
      Devlet AFYON KOCATEPE ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 448,72334 46,37562
      Devlet GAZİOSMANPAŞA ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 443,71142 46,03139
      Devlet DUMLUPINAR ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 447,17819 45,99642
      Devlet YÜZÜNCÜ YIL ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 441,38995 45,99253
      Devlet ADIYAMAN ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 442,17383 45,94434
      Devlet ATATÜRK ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 446,10160 45,69442
      Devlet ATATÜRK ÜNİV. – Tıp(İngilizce)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 443,16057 45,69442
      Devlet ATATÜRK ÜNİV. – Tıp(KKTC Uyruklu)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 413,17539 45,69442
      Devlet TRAKYA ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 452,43885 45,68509
      Devlet MUSTAFA KEMAL ÜNİV. – Tıp
      (Tayfur Ata Sökmen Tıp Fak.)
      MF-3 443,66322 45,48091
      Devlet CUMHURİYET ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 445,26566 44,90462
      Devlet KAFKAS ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 441,20149 44,77937
      Devlet FIRAT ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 444,93087 44,71831
      Devlet GİRESUN ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 443,76507 43,87627
      Devlet HARRAN ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 442,97556 42,78828
      Devlet ERZİNCAN ÜNİV. – Tıp
      (Tıp Fak.)
      MF-3 442,89469 40,52266
      KKTC YAKIN DOĞU ÜNİV. – Tıp(İngilizce)(Ücretli)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 345,32640 45,09221
      KKTC YAKIN DOĞU ÜNİV. – Tıp(İngilizce)(Tam Burslu)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 439,72803 45,09221
      KKTC YAKIN DOĞU ÜNİV. – Tıp(Ücretli)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 379,13730 45,09221
      KKTC YAKIN DOĞU ÜNİV. – Tıp(Tam Burslu)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 440,78899 45,09221
      Vakıf FATİH ÜNİV. – Tıp(Ücretli)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 405,89919 55,12289
      Vakıf FATİH ÜNİV. – Tıp(Tam Burslu)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 489,32994 55,12289
      Vakıf FATİH ÜNİV. – Tıp(%25 Burslu)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 412,81834 55,12289
      Vakıf TURGUT ÖZAL ÜNİV. – Tıp(Ücretli)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 420,97106 50,74391
      Vakıf TURGUT ÖZAL ÜNİV. – Tıp(Tam Burslu)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 516,09506 50,74391
      Vakıf BAŞKENT ÜNİV. – Tıp(Ücretli)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 447,36121 50,10764
      Vakıf BAŞKENT ÜNİV. – Tıp(%50 Burslu)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 470,73462 50,10764
      Vakıf BAŞKENT ÜNİV. – Tıp(Tam Burslu)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 486,56689 50,10764
      Vakıf BAŞKENT ÜNİV. – Tıp(%75 Burslu)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 475,70399 50,10764
      Vakıf ACIBADEM ÜNİV. – Tıp(İngilizce)(Tam Burslu)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 490,74502 49,60135
      Vakıf ACIBADEM ÜNİV. – Tıp(İngilizce)(%50 Burslu)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 461,30714 49,60135
      Vakıf UFUK ÜNİV. – Tıp(Ücretli)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 429,78929 47,37883
      Vakıf UFUK ÜNİV. – Tıp(Tam Burslu)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 467,21139 47,37883
      Vakıf YEDİTEPE ÜNİV. – Tıp(İngilizce)(Ücretli)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 421,54482 47,25875
      Vakıf YEDİTEPE ÜNİV. – Tıp(İngilizce)(Tam Burslu)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 507,86175 47,25875
      Vakıf YEDİTEPE ÜNİV. – Tıp(İngilizce)(%50 Burslu)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 462,21995 47,25875
      Vakıf İST. BİLİM ÜNİV. – Tıp(Ücretli)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 430,53626 44,53761
      Vakıf İST. BİLİM ÜNİV. – Tıp(Tam Burslu)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 475,89444 44,53761
      Vakıf MALTEPE ÜNİV. – Tıp(İngilizce)(Ücretli)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 406,57320 43,48779
      Vakıf MALTEPE ÜNİV. – Tıp(Tam Burslu)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 466,07943 43,48779
      Vakıf MALTEPE ÜNİV. – Tıp(İngilizce)(Tam Burslu)
      (Tıp Fak.)
      MF-3 469,38183 43,48779
      Vakıf MALTEPE ÜNİV. – Tıp(Ücretli)
      (Tıp Fak.)

      Kaynak: Tusanalizleri

      TUS’ta İlk 100’e Giren Hekimlerin Tercihi

      2015 – İlkbahar Dönemi Tıpta Uzmanlık Sınavı sonuçları ve yerleştirme işlemleri tamamlandı.  2 bin 597 genel kontenjan, 183 yabancı kontenjanı ve 79 GATA kontenjanı ile toplamda 2859 kadro açılan Nisan 2015 TUS’ta Temel Bilimler Testi puan ortalaması 54,53 ve Klinik Bilimler Testi puan ortalaması 56,51 olarak açıklandı.

      2014 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Dr. Ahmet Gürkan Erdemir 2015-İlkbahar Dönemi Tıpta Uzmanlık Sınavı’nda Temel Bilimlerden 108 doğru 12 yanlış, Klinik Bilimlerden 104 doğru 11 yanlış yaparak; 74,71 Temel Bilimler Puanı ve  75,87 Klinik Bilimler Puanı ile TUS Birincisi oldu. Büyük bir başarıya imza atan Dr. Erdemir’in tercihi ise Hacettepe Tıp Fakültesi Radyoloji ihtisası oldu.

      TUS’ta ilk 10’a giren hekimlerden 6’sının Hacettepe Tıp Fakültesi mezunu olması ise dikkat çeken noktalardan biriydi.

      İlk 100’e giren hekimlerin tercih ettiği branşlar her zaman merak konusudur. Her TUS sonrası çeşitli istatistiksel verilerle TUS’u inceleyen Uzm. Dr. Fatih BATI, ilk 100’e giren hekimlerin tercihlerini inceledi ve bunların branş branş dağılımını ortaya koydu.

      Son yıllarda hekimlerin gözdesi haline gelen branşlar olan Dermatoloji, FTR, Göz ve Radyoloji bu TUS’ta da yine zirvedeki yerini korudu. İlk 100’e giren hekimlerden 23’ünün tercih ettiği Dermatoloji TUS’ta en başarılı hekimlerin en çok tercih ettiği branş olma ünvanına sahip oldu. Ardından 18 hekimin tercih ettiği Göz ve 16 hekimin tercih ettiği Radyoloji, TUS tercihlerinin top 3’ü oldu.

      Çocuk Psikiyatrisi ve Plastik Cerrahi 7’şer hekim tarafından tercih edilirken, Psikiyatri KBB ve Dahiliye’yi 3’er hekim tercih etti. Birkaç yıl öncesinin TUS’ta ilk 10’a giren hekimleri tarafından tercih edilen Kardiyoloji’nin ise 100 hekimden sadece 2’si tarafından tercih edilmiş olması düşündürücüydü.

      Bu grafikte yer almayan yani TUS’ta en başarılı hekimlerin hiç TERCİH ETMEDİĞİ  branşlar arasında; Kadın Doğum, Genel Cerrahi ve Kalp-Damar Cerrahi başta olmak üzere ciddi uzman hekim ihtiyacı olan Çocuk Cerrahisi ve Göğüs Cerrahisi gibi branşların başı çekmesi  son yıllardaki sağlık politikaları ve uygulamaları neticesinde hekimlerin TUS’ta cerrahi branşlara olan ilgisinin hayli azalmasının en somut örneği olarak yorumlandı.

      TUS tercihlerindeki bu seçim trendinin önümüzdeki yıllarda da bu şekilde devam etmesi bekleniyor.

      Kaynak: Dr. Fatih Batı