Sinonim: Hysterocystocele, Hysterozystozele.
İdrar kesesi ve rahimde oluşan fıtık. (Bkz; Hister-o-sist-o-sel)
Tıp terimleri sözlüğü
Tanım: Vajinal histerektomi, rahmin (uterusun) — bazen eşlik eden rahim ağzı (serviks) ile birlikte — vajina yolundan cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Karın ön duvarında kesi yapılmadığı için çoğu hastada dışarıdan görülebilir bir yara ya da belirgin bir ameliyat izi oluşmaz. Vajina içinde, rahmin çıkarıldığı yerde dikiş hattı bulunur; bu hat zamanla mukozayla bütünleşir ve genellikle dışarıdan seçilemez.
Vajinal histerektomi, cerrahın çalışma alanını doğal bir anatomik geçit üzerinden kurar. Vajina; elastik, iyi kanlanan ve hızlı iyileşebilen bir mukoza ile kaplıdır. Rahim, vajinanın üst ucunda serviks aracılığıyla “kapıya” zaten komşudur. Cerrahi yaklaşım, bu komşuluğu avantaja çevirir:
Vajinal histerektomi çoğunlukla iyi huylu (benign) jinekolojik hastalıklarda bir “birinci tercih” yolu olarak düşünülür; ancak karar, anatomi ve eşlik eden risklere göre değişir.
Bazı erken evre veya seçilmiş tablolar için vajinal yol değerlendirilebilir; ancak onkolojik cerrahide lenf nodu değerlendirmesi, cerrahi sınır gereksinimleri ve evreleme ihtiyacı nedeniyle yaklaşım daha çok laparoskopik/abdominal stratejilere kayar. Bu alan, merkez deneyimi ve güncel kılavuzlara sıkı bağlılık gerektirir.
Vajinal yolun en kritik “kaderi”, pelvik anatominin erişilebilirliği ve rahmin vajinadan güvenle mobilize edilebilirliği ile yazılır.
Vajinal histerektomi, bir bakıma pelvisin bağlarla asılı bir organını, alttan yaklaşıp “askılarından” kontrollü biçimde çözme sanatıdır. Temel anatomik odaklar:
Bu anatomi, vajinal histerektomiyi sadece “rahmi çıkarmak” değil, aynı zamanda pelvik tabanın mimarisini yeniden düzenlemek olarak da tanımlar.
Aşağıdaki akış, tek tek “kesiler”den ziyade, cerrahın zihnindeki stratejik sıralamayı anlatır:
Hasta litotomi pozisyonundadır. Cerrahi alan steril hazırlanır. Uygun retraksiyonla vajen kubbesi ve serviks görünür hale getirilir. Bu noktada operasyonun temposunu belirleyen şey, görüş ve çekiş karşı-çekiş prensibidir.
Serviks çevresinden sirküler kesiyle vajinal mukoza ayrılır. Önde mesane, serviksten yukarı doğru dikkatle sıyrılır. Amaç, mesaneyi güvenli mesafeye alarak rahmin ön yüzünü serbestleştirmektir.
Arka forniks üzerinden periton boşluğuna girildiğinde pelvisin “arka odası” açılır. Burada doğru plan, rektumu koruyan ince ama öğretici bir sınır gibidir.
Uterosakral ve kardinal bağlar klemplenir/bağlanır veya modern enerji cihazlarıyla mühürlenir. Uterin arter seviyesine gelindiğinde cerrah, anatomik komşulukları zihninde bir pusula gibi döndürür: arter bağlanırken üreterin güvenliği sürekli doğrulanır.
Rahim mobilize edildikçe vajina yolundan doğurtulur gibi aşağı alınır. Uterus büyükse, bazı merkezlerde morcellasyon/parsiyel küçültme teknikleri gündeme gelebilir; bu, hem zaman kazandıran hem de patoloji ve güvenlik prensipleriyle sıkı ilişki isteyen bir adımdır.
Rahmin çıktığı yerde kalan “vajinal kaf” kapatılır. Bu kapatma, sadece bir kapanış değil, pelvisin üst desteğinin yeniden kurulmasıdır. Uterosakral bağların uygun şekilde sütüre edilmesi, ilerideki vajinal kubbe sarkması riskini azaltmada önemlidir.
Her histerektomi türünde olduğu gibi vajinal histerektomide de komplikasyonlar “olasılık” düzlemindedir; amaç, riskleri bilip sistematik önlem almaktır.
Çıkarılan rahim ve serviks dokusu, klinik tanıyı doğrulamak ve beklenmeyen patolojileri dışlamak için histopatolojik incelemeye gider. Özellikle kanama bozuklukları ve miyom gibi iyi huylu görünen tabloların arkasında, nadiren de olsa farklı patolojiler saklanabileceğinden, bu adım cerrahinin “sessiz güvencesi”dir.
Vajinal histerektomi sonrası iyileşme, vajinal kafın epitelizasyonu ve pelvik tabanın yeniden dengelenmesi üzerinden ilerler.
İnsan pelvisinin evrimi, iki büyük kuvvetin uzlaşmasıdır: iki ayak üzerinde yürüme ve büyük beyinli bebeğin doğumu. Vajina ve pelvik taban, bu uzlaşının canlı dokusudur: hem “geçit” hem “taşıyıcı” olmak zorundadır.
Histerektomi tarihsel olarak önce hayat kurtaran ama yüksek riskli bir girişimken, antisepsi, anestezi, kanama kontrol yöntemleri ve anatominin daha iyi anlaşılmasıyla giderek planlı ve güvenli bir prosedüre dönüştü.
Vajinal histerektomi için uygunluk, çoğunlukla şu eksende düşünülür:
Bu nedenle aynı tanıya sahip iki hastada bile yaklaşım değişebilir; cerrahi, kişiye göre terzilik ister.
En eski anlatılar, bugünkü anlamda planlı bir histerektomiden çok, felaket bir doğum ya da ağır bir sarkmanın ardından rahmin vajinadan dışarı taşmasıyla oluşan acil durumlarda, gangrenleşen ya da kurtarılamaz hale gelen dokunun çıkarılmasına dair tasvirlerdir. Bu dönemin literatüründe öne çıkan isim, Efesli Soranus’tur: rahmin ters dönüp dışarı çıktığı ve nekroze olduğu durumlarda “çıkarım” fikrini tıbbi metne taşıyan erken otoritelerden sayılır. Antik tıp dünyasının dili, modern cerrahinin dili gibi sistematik değildi; ama “dışarıda kalan, çürüyen dokunun alınması” düşüncesi, vajinal histerektominin en ilkel çekirdeğini oluşturdu. Bazı kaynaklar, daha da eski tarihlerde benzer girişimlerden söz eder; ancak bunlar çoğunlukla efsane ile olgunun birbirine karıştığı, klinik ayrıntının sınırlı olduğu kayıtlar olarak kalır.
Vajinal histerektomi tarihinin en dramatik düğümlerinden biri, bir “cerrah”ın değil, bir köylü kadının hikâyesiyle bağlanır: Faith Haworth. Tam prolabe uterusu nedeniyle, bir anlık çaresizlik ve öfke ile rahmi çekip keserek çıkardığı; kanamanın durduğu ve yıllarca yaşadığı; fakat kalıcı bir vezikovajinal fistülle hayatını sürdürdüğü anlatılır. Bu vaka, dönemin doğum ve kadın hastalıkları pratiğinin acı gerçekliğini çıplak biçimde gösterir: Prolapsus, sosyal yaşamı ve beden algısını paramparça eden bir yüktür; sağlık sistemi ise bu yükü taşıyacak güvenli araçlara sahip değildir. Hikâyeyi tıbbi kayda geçiren isim olarak Percival Willoughby’nin (bir ebe/hekim) adı anılır.
Bu noktada vajinal histerektomi, “başarılı bir teknik” olmaktan çok, insan bedeninin sınırlarında dolaşan bir hayatta kalma hamlesidir.
Modern anlamda “planlı” vajinal histerektominin dönüm noktası olarak sıklıkla Konrad Johann Martin Langenbeck’in 1813’te yaptığı operasyon anılır. Anlatının etkileyici yanı, başarının hemen kabul görmemesidir: Langenbeck’in bildirdiği ameliyat, çağdaşları tarafından uzun süre inanılır bulunmaz; yıllar sonra hastanın ölümünün ardından yapılan postmortem inceleme, rahmin gerçekten çıkarıldığını doğrular.
Bu hikâye, cerrahi tarihin sık tekrar eden bir motifini taşır: Bilginin kabulü, bazen bilginin kendisinden daha yavaştır.
Aynı yüzyılın ilk yarısında, vajinal histerektomi “prolabe rahim”le özdeş bir acil müdahaleden ayrılıp, periton boşluğuna girilen daha iddialı bir operasyona evrilmeye başlar. 1822’de Sauter’in non-prolabe olguda peritoneal kaviteye girerek yaptığı girişim; 1829’da Recamier’in katkıları, bu evrimin kilometre taşları olarak anılır. Burada amaç artık yalnızca “dışarıda kalan” dokuyu almak değildir; içerideki patolojiyi hedefleyen, daha planlı bir cerrahi ufuk belirir. Ne var ki fistül, enfeksiyon ve kanama gibi komplikasyonlar hâlâ dönemin ağır gölgesidir.
Cerrahinin dilini asıl değiştirenler, tek tek “histerektomi kaşifleri” değil; cerrahinin altyapısını dönüştüren büyük akımdır. Anestezinin klinik kullanımıyla cerrahi, hastanın çığlığından bağımsız bir zamana kavuşur; antisepsi ve asepsiyle, ameliyat sahası “mikrobiyal kader” olmaktan çıkar; kan transfüzyonu ve hemostaz yöntemleriyle kanama, kaçınılmaz son olmaktan uzaklaşır.
Bu dönemin sembol isimlerinden biri Joseph Lister’dir: antiseptik cerrahinin öncüsü olarak, histerektomi dahil bütün büyük pelvik operasyonların mortalite çerçevesini dönüştürür. Vajinal histerektomi artık “korkunç ama bazen gerekli” bir eylem olmaktan, giderek “öğrenilebilir bir teknik” olmaya yaklaşır.
Bu dönemde vajinal histerektominin modern anlamda “okul”a dönüşmesinde en çok anılan isimlerden biri Noble Sproat Heaney’dir. Heaney’nin yaklaşımı, yalnızca bir ameliyat tarifinden ibaret değildir; pediküllerin sıralaması, doku planlarının korunması, kanamanın sistematik kontrolü ve vajinal kafın güvenli kapatılması gibi unsurlarla, bir tekniği tekrar edilebilir ve öğretilebilir hale getirir. 1930’lar ve 1940’larda yayımlanan geniş vaka serileri ve teknik yazıları, vajinal histerektomiyi “usta işi bir sanat” olmaktan çıkarıp “standardize edilmiş bir beceri” haline getiren damarı temsil eder.
Heaney çizgisinin yanında, Green-Armytage ve Navratil gibi vajinal cerrahiyi savunan ve rafine eden başka isimler de anılır; farklı anatomik durumlara uygun manevralar, farklı klemp dizilimleri ve dikiş stratejileri zamanla çoğalır. Vajinal histerektomi, bir tek formül değil, bir aile ağacı gibi dallanır: Prolapsuslu uterus için bir yol, mobilitesi kısıtlı uterus için başka bir yol, posterior forniksi skarlı olgular için daha farklı bir yaklaşım…
Vajinal yaklaşımın tarihindeki ayrı bir kol, serviks kanseri için geliştirilen radikal cerrahidir. Schauta’nın vajinal radikal histerektomi yaklaşımı, vajinal yolun yalnızca benign hastalıkların “kibar” cerrahisi olmadığını; uygun endikasyon ve teknikle, daha geniş doku çıkarımı hedefleyen bir onkolojik stratejinin parçası olabildiğini gösteren tarihsel bir dönemeçtir.
Bu kolun sonraki evrimi, lenf nodu değerlendirmesi ve parametrial rezeksiyon gibi gereksinimlerle abdominal radikal operasyonların (ör. Wertheim çizgisi) baskınlaşması yönünde ilerler; ancak Schauta, vajinal cerrahinin sınırlarını tarihsel olarak genişleten isimlerden biri olarak kalır.
Bu dönem, vajinal histerektominin kaderini paradoksal biçimde ikiye böler: Bir yandan laparoskopi, bazı merkezlerde vajinal yolun yerini alır; diğer yandan laparoskopi, vajinal yolun sınırlarını genişletir ve “vajinal cerrahiyi geri çağıran” bir destek teknolojisine dönüşür.
2000’lerle birlikte tartışma “hangi yol daha modern?” olmaktan çıkar; “hangi hastada hangi yol daha güvenli, daha hızlı iyileşir, daha az komplikasyon getirir?” sorusuna dönüşür. Randomize çalışmalar, sistematik derlemeler ve kılavuzlar; benign endikasyonlarda vajinal yolun uygun hastada güçlü bir seçenek olduğunu vurgular. Vajinal histerektomi, artık yalnızca prolapsus ameliyatı değildir; doğru seçilmiş hastada, abdominal kesiden kaçınmanın rasyonel bir yolu olarak konumlanır.
Bu dönem aynı zamanda, pelvik taban cerrahisiyle entegrasyonun daha rafine hale geldiği dönemdir: Apikal destek dikişleri, uterosakral bağların stratejik kullanımı ve vajinal kafın uzun dönem sarkma riskini azaltmaya dönük teknik ayrıntılar, “rahmi çıkarmak” ile “pelvisi yeniden inşa etmek” arasındaki farkı daha görünür kılar.
2010’larda vajinal yol, endoskopinin içine yeniden doğar: vNOTES (vaginal natural orifice transluminal endoscopic surgery). İlk vNOTES histerektominin 2012’de yapılmış olması, tarihsel bir ironidir: Vajina, en eski cerrahi geçitlerden biridir; şimdi aynı geçit, yüksek çözünürlüklü kamera ve endoskopik aletlerle “yeni” bir teknik kimliği kazanır.
vNOTES’un hikâyesi, vajinal cerrahinin eski üstünlüğünü (dış kesi yok) laparoskopinin bazı avantajlarıyla (büyütülmüş görüntü, üst pediküllere erişim, karın içi değerlendirme) birleştirme iddiasıdır. Teknik, tam da vajinal histerektominin zorlandığı noktalara—uterusun sınırlı inişi, bazı yapışıklık olasılıkları, adnexal işlemlere erişim—endoskopik bir cevap üretmeyi hedefler.
Bugünün literatüründe vajinal histerektomi iki eksende ilerliyor:
Birincisi, klasik vajinal histerektominin hâlâ güçlü bir “altın standart” olduğu uygun hastalarda, teknik standardizasyonun ve sonuç optimizasyonunun sürdürülmesi.
İkincisi, vNOTES başta olmak üzere, vajinal yolu endoskopik bir platforma taşıyan yöntemlerin güvenlik ve etkinlik açısından netleştirilmesi.
Yakın dönem sistematik derlemeler ve meta-analizler, vNOTES ile konvansiyonel vajinal histerektomi ya da laparoskopik histerektomi arasındaki farkları; ameliyat süresi, hastanede kalış, kan kaybı, ağrı skorları, komplikasyon profili ve konversiyon oranları gibi sonlanımlarla tartıyor. Bu çalışmaların dili, tarihsel anlatının romantizmini değil, cerrahinin gerçek işleyişini yakalayan soğukkanlı bir muhasebeyi taşır: “Daha hızlı mı?”, “Daha az mı kanıyor?”, “Öğrenme eğrisi kaç vakada kırılıyor?”, “Hangi hasta gruplarında avantaj belirginleşiyor?”
2025 yılına doğru yayımlanan prospektif randomize çalışmaların ve çok merkezli retrospektif analizlerin çoğaldığı görülüyor; özellikle benign endikasyonlarda vNOTES ile vajinal histerektominin karşılaştırıldığı çalışmalar, yöntemin seçilmiş hastalarda uygulanabilirliğini destekleyen veriler sunuyor. Bu sırada, “öğrenme eğrisi” meselesi ayrı bir araştırma hattı gibi büyüyor: vNOTES’un bir cerrah için kaç vakada güvenli plato çizdiği, komplikasyonların hangi aşamada azaldığı, vaka seçiminin öğrenme sürecini nasıl etkilediği gibi sorular, güncel yayınların omurgalarından biri haline geliyor.
Rahimin vücuttan operasyonla çıkarılmasıdır. (Bkz; Hister–ek–tom–i)
Gerekirse adneksin de ek olarak tamamen cerrahi olarak çıkarılmasıdır.
İki ana tip histerektomi vardır:
Total histerektomi: Total histerektomide rahim ağzı da dahil olmak üzere tüm rahim alınır.
Subtotal histerektomi: Subtotal histerektomi rahim gövdesini çıkarır ancak rahim ağzını yerinde bırakır.
Önerilen histerektomi türü kadının bireysel koşullarına bağlı olacaktır.
Histerektomiden sonra kadınlar tipik olarak bir miktar ağrı ve kramp yaşayacaktır. Ayrıca genellikle birkaç hafta sürecek vajinal kanama da yaşayabilirler. Çoğu kadın ameliyatla aynı gün hastaneden eve gidebilmektedir.
Histerektomi sonrası iyileşme süresi kadından kadına değişir. Bazı kadınlar birkaç hafta içinde normal aktivitelerine dönebilirken, diğerlerinin tamamen iyileşmesi için birkaç ay gerekebilir.

Histerektomilerin çoğu iyi huylu uterus hastalığıdır. Çoğu zaman, kas tabakasını veya mukoza zarını etkileyen iyi huylu bir kütledir. Kronik tekrarlayan kanama veya organın yer değiştirmesi (özellikle artık çocuk sahibi olmak istemiyorsanız) de histerektomi gerektirebilir.
Uterin miyomatozus, histerektomi için en yaygın endikasyondur. Rahim kaslarında ağrıya ve adet bozukluklarına yol açan çok sayıda miyom vardır.
Burada rahim vajina ağzına doğru dışa doğru ilerler.


Histerektomi geçiren kadınların çoğu ameliyattan sonra normal ve sağlıklı bir yaşam sürebilmektedir. Bununla birlikte, histerektomi ile ilişkili bazı potansiyel riskler vardır:
Belgelenen ilk histerektomi 1809 yılında Ephraim McDowell tarafından gerçekleştirilmiştir. Kentucky, Danville’de doktorluk yapan McDowell, ameliyatı büyük bir yumurtalık tümörü olan bir kadın üzerinde gerçekleştirmiştir. Kadın ameliyattan sağ çıktı ve normal bir hayat yaşamaya devam etti.
McDowell’ın ameliyatından sonraki yıllarda histerektomi rahim kanseri, endometriozis ve ağır adet kanaması gibi çeşitli durumlar için yaygın bir ameliyat haline gelmiştir. İki ana histerektomi türü vardır: rahmin tamamının alındığı total histerektomi ve rahim gövdesinin alındığı ancak rahim ağzının yerinde bırakıldığı subtotal histerektomi.
Rahim kası içinde oluşan bir tümör genellikle fibroid olarak da bilinen uterin miyom olarak adlandırılır. Bu tümörler iyi huyludur (kanserli değildir) ve düz kas hücreleri ile fibröz bağ dokusundan oluşur. Tıbbi olarak “uteri” olarak adlandırılan rahim içinde gelişirler.
“Miyom” terimi Yunanca köklerden türemiştir, “myo-” kas anlamına gelir ve “-oma” bir tümör veya büyümeyi gösterir. Dolayısıyla “miyom” kelimenin tam anlamıyla “kas tümörü” anlamına gelir.
Uterin miyomlar veya fibroidler, tıp literatüründe ilk olarak eski Mısırlılar tarafından belgelenmiştir ve tanımları MÖ 1600 civarında Ebers Papirüsü‘nde yer almaktadır. Bununla birlikte, modern miyom anlayışı yüzyıllar içinde önemli ölçüde gelişmiştir. 19. yüzyılda tıbbi gelişmeler, kötü huylu tümörler ile iyi huylu miyomlar arasında daha net bir ayrım yapılmasına olanak sağlamıştır. 20. yüzyılın başlarında, cerrahi teknikler ilerlemiş ve semptomatik miyomlar için daha güvenli çıkarma prosedürlerine yol açmıştır.
Miyomlar üreme çağındaki kadınlarda en sık görülen iyi huylu tümörlerden biridir ve 50 yaşına kadar kadınların tahminen %70-80’ini etkiler. Büyümeler tipik olarak asemptomatiktir, ancak bazı durumlarda ağır adet kanaması, uzamış adet dönemleri, pelvik ağrı ve mesane ve bağırsak fonksiyonunu etkileyen basınç semptomları gibi semptomlara neden olabilirler.
Uterin miyomların (fibroidler) patofizyolojik oluşumu birkaç temel adım içerir ve çeşitli risk faktörlerinden etkilenir. Bu hususların anlaşılması, bu iyi huylu tümörlerin nasıl geliştiğini ve ortaya çıkma olasılığını artırabilecek faktörleri anlamak için çok önemlidir.
Sinonim: trez-, tres-.
Yunancada delik, açıklık, ışık anlamına gelir.