Falanks distalis

Sinonim: distal phalanges.

Parmağın üç kemiğinden vücuttan en uzak olanını ifade eder. (Bkz; Falanks)  (Bkz; mediyalis)

Kaynak: http://www.eurolab.ua/img/anatomy/a_200_2.jpg

Spina ilyaka anteriyor superiyor

Kalça kemiğinin ön üst çıkıntısını ifade eder. (Bkz; Spina)  (Bkz; ilyaka)  (Bkz; anteriyor)  (Bkz; superior)

Anatomi

Spina iliaka anterior superior, ciltten kolayca palpe edilebilen çok belirgin bir kemik çıkıntısıdır ve gluteal bölgedeki intramüsküler enjeksiyonlar için önemli bir dönüm noktasıdır. Kranialde spina iliaca anterior inferior iliak krestin (Ala ossis ilii) ön kenarında yer alır ve sartorius kasına, tensor fasciae latae kasına ve inguinal ligamente hizmet eder. ve ligamentum inguinale.

Klinik

Spina iliaka anterior superior kendi kemikleşme merkezinden gelişir. Ergenlerde bu durum şunlara yol açabilir
apofiz avülsiyonu meydana gelir.

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.

Spina ilyaka anteriyor inferiyor

Sinonim: Spina iliaca anterior inferior, anterior inferior iliac spine, vorderer unterer Darmbeinstachel, SIAI.

Kalça kemiğinin ön alt çıkıntısını ifade eder. (Bkz; Spina)  (Bkz; ilyaka)  (Bkz; anteriyor)  (Bkz; inferiyor)

Kaynak: https://www.researchgate.net/profile/Miroslav_Trajanovic/publication/240190597/figure/fig1/AS:393310825926672@1470784016810/Fig-1-Pelvic-bone-9.jpg

Spina ilyaka posteriyor superiyor


Spina iliaca posterior superior, kalça kemiğinin (os coxae) arka-üst kısmında yer alan belirgin bir anatomik çıkıntıyı ifade eder. Bu yapı, pelvisin posterior (arka) yüzeyinde, crista iliaca’nın (leğen kemiği tepesi) sonlandığı noktada bulunur ve yüzeyel palpasyonda deri altında kolaylıkla hissedilebilir. Anatomik terimin her bir bileşeni, bu yapının konumuna ve morfolojik özelliklerine sistematik biçimde işaret eder:

  • Spina: Latince kökenli bu terim “diken”, “çıntı”, “keskin çıkıntı” anlamlarına gelir ve kemik yüzeylerinden dışa doğru sivrilmiş, belirgin yapıları tanımlamak için kullanılır. Anatomi literatüründe bu terim, hem yapısal çıkıntıları hem de kas ve bağların tutunma noktalarını belirtmek amacıyla sıklıkla kullanılır.
  • Iliaca: Bu ifade, kalça kemiğinin üç ana bölümünden biri olan os ilium’a atıfta bulunur. Os ilium, pelvisin en üst ve en geniş parçasıdır ve spina iliaca posterior superior, bu bölümün arka ucunda yer alır. Dolayısıyla “iliaca” terimi, yapının ilium kemiğine ait olduğunu belirtir.
  • Posterior: Latince “arka” anlamına gelir. Anatomik terminolojide bu terim, vücudun ön-arka düzlemine göre konumu tanımlar. Spina iliaca posterior superior, pelvisin arka tarafında yer aldığı için bu niteleme kullanılır.
  • Superior: Yine Latince kökenli olan bu terim, “üstte bulunan”, “daha yukarıda yer alan” anlamına gelir. Aynı anatomik bölge içinde yer alan spina iliaca posterior inferior ile karşılaştırıldığında, daha üstte konumlandığı için bu adlandırma yapılır.

Bu yapının klinik önemi büyüktür; çünkü Spina iliaca posterior superior, ligamentum sacrotuberale gibi bağ dokularının ve m. gluteus maximus gibi yüzeyel kasların başlangıç noktasıdır. Ayrıca, bu anatomik nokta, bel bölgesi ve sakroiliak eklemin lokalizasyonu için de yüzey anatomisinde referans noktası olarak kullanılır. Aynı zamanda, bazı enjeksiyon tekniklerinde ve palpasyonla anatomik yön tayininde de bu yapı temel alınır.



1. Anatomik Özellikleri

Tanımı ve Konumu:
Spina iliaca posterior superior (SIPS), os ilium’un (leğen kemiğinin üst parçası) posterior (arka) kenarında, crista iliaca’nın arka ucunun sonlandığı yerde yer alan belirgin bir kemik çıkıntısıdır. Anatomik olarak, spina iliaca posterior inferior’un hemen üstünde, sacroiliacal eklemin (articulatio sacroiliaca) lateralinde bulunur.

Yüzey Anatomisi:
SIPS, vücut yüzeyinden bakıldığında, bel çukurunun (lordoz) her iki yanında simetrik olarak yer alan çukurcuklar (dimple of Venus veya Michaelis rhomboid) ile dışarıdan gözlemlenebilir ve palpasyonla kolaylıkla tespit edilebilir. Bu anatomik işaretler, özellikle klinik muayenelerde yön tayini için kullanılır.

Anatomik İlişkiler:

  • Üstte: Crista iliaca
  • Altta: Spina iliaca posterior inferior
  • Medialde: Sakrum ve sakroiliakal eklem
  • Lateralde: Ilium’un fossa iliaca kısmı

Kas ve Bağ Tutunma Noktaları:

  • Ligamentum sacrotuberale ve ligamentum sacroiliacum posterius bu çıkıntıya tutunur.
  • M. gluteus maximus’un üst lifleri kısmen bu bölgeden köken alabilir.

2. Klinik İşlev ve Önemi

Yüzeysel Anatomide Referans Noktası:
SIPS, pelvis ve lomber omurganın anatomik oryantasyonunda sabit bir referans noktasıdır. Özellikle:

  • Sakroiliak eklemin yerini belirlemede
  • Lomber ponksiyon, epidural ve diğer spinal girişimlerde seviye tayini için
  • Pelvik obliklik, skolyoz ve bacak uzunluğu farklılıklarının muayenesinde

Klinik Görüntülemede Önemi:

  • Radyografi ve MR görüntülerinde iliosakral açıların ve pelvisin rotasyonel asimetrilerinin değerlendirilmesinde kullanılır.
  • Spinal navigasyon sistemlerinde (ör. ortopedik cerrahi veya ağrı girişimlerinde) sabit bir yüzey işareti olarak kullanılır.

3. Patolojik Durumlar

a. Sakroiliak Eklem Disfonksiyonu (SIJD)

SIPS’e yakın konumda yer alan sakroiliak eklemdeki fonksiyonel bozulmalar, SIPS çevresinde hassasiyet, ağrı ve hareket kısıtlılığına neden olabilir. Klinik muayenede:

  • Posterior pelvic pain provocation test veya
  • Palpasyonla hassasiyet testi sırasında SIPS üzerinde ağrı gözlenebilir.

b. Mekanik Bel Ağrısı

SIPS çevresi, gluteal kaslar ve sakroiliakal bağların gerilmesine bağlı olarak kronik kas-iskelet sistemine bağlı bel ağrılarında etkilenebilir. Özellikle:

  • Postüral bozukluklar
  • Pelvik asimetri (ör. skolyoz veya bacak eşitsizliği sonucu gelişen oblik pelvis)
  • Hamilelik sonrası pelvik instabilite

c. Travma ve Kırıklar

Nadir olmakla birlikte, pelvise yönelik direkt travmalar veya düşme sonucu iliak kanat boyunca uzanan kırık hatları SIPS’i de içerebilir. Bu tür kırıklarda:

  • Ağrı ve şekil bozukluğu
  • Kalça hareketlerinde kısıtlılık
  • Görüntüleme ile tespit edilebilecek deformiteler gözlenir.

d. Cerrahi ve Girişimsel Relevans

SIPS, özellikle pelvik vida uygulamaları, posterior sakroiliak füzyon ve bazı nöromodülasyon girişimlerinde cerrahi referans noktası olarak kullanılır.


Keşif

Spina iliaca posterior superior’un keşif tarihi, doğrudan bir birey ya da tekil bir döneme atfedilemez; zira bu yapı, klasik anatominin tarihsel gelişim sürecinde diğer kemiksel yapılara paralel olarak tanımlanmıştır. Ancak sistematik ve detaylı bir keşif tarihçesi, bu anatomik oluşumun tıbbi literatürdeki görünürlüğünü anlamak için antik çağdan modern anatomi atlaslarına kadar uzanan bir çerçevede incelenebilir.


1. Antik Dönem: Gözlemci Anatomi (M.Ö. 5. yy – M.S. 2. yy)

  • Hippokrates (M.Ö. 460–370) ve onun okulunda pelvis anatomisine dair ilk kaba tanımlar yer alır. Ancak o dönemde kemik yapıların sistematik olarak isimlendirilmesinden ziyade, işlevsel gözlemler ön plandadır. Spina iliaca posterior superior gibi küçük detaylar tanımlanmaz; fakat kalça kemiğinin genel formuna ilişkin gözlemler mevcuttur.
  • Galen (M.S. 129–216), Roma döneminin önde gelen hekimi olarak anatomik gözlemlerini özellikle hayvan diseksiyonları üzerinden geliştirmiştir. Galen’in yazılarında kalça kemikleriyle ilgili tarifler bulunur; ancak modern terimlerle karşılaştırıldığında ayrıntılı bir tanımlama yapılmamıştır. “Arka çıkıntılar” gibi terimler belirsizdir ve büyük olasılıkla ilium’un arka sınırından söz eder.

2. Rönesans Anatomisi ve Vesalius Dönemi (16. yy)

  • Andreas Vesalius (1514–1564), 1543 tarihli De Humani Corporis Fabrica adlı eseriyle bilimsel anatomiyi modern temellere oturtmuştur. Vesalius, kalça kemiğini üç parça olarak tanımlar: ilium, ischium ve pubis.
    • Vesalius’un çizimlerinde ve tariflerinde ilium’un posterior kenarında belirgin bir çıkıntı görülür. Ancak burası henüz “spina iliaca posterior superior” olarak adlandırılmaz; daha ziyade ilium’un sakruma yaklaşan bölgesi olarak tanımlanır.
    • Bu dönem, kemik yapıların ayrıntılı görsellerle sunulduğu ilk dönemdir.

3. 17.-18. Yüzyıl: Terimleşme ve Morfolojik Kodifikasyon

  • Thomas Willis (1621–1675) ve Giovanni Battista Morgagni (1682–1771) gibi anatomi tarihçileri, insan diseksiyonları ile detaylı morfolojik analizler yapmış ve kemik çıkıntıların klinik relevansını ortaya koymaya başlamışlardır.
  • Bu dönemde kalça kemiğinin arka kenarındaki çıkıntıların morfolojik olarak ayrıldığına dair bulgular vardır. Ancak isimlendirme hâlâ sistematik değildir; “posterior iliac process” gibi geçici tanımlar kullanılmıştır.

4. 19. Yüzyıl: Terminolojik Standartlaşma

  • XIX. yüzyılda anatomik yapıların Latince isimlendirilmesi ilk kez uluslararası düzeyde sistematik hale getirilmiştir.
  • Basilea Nomina Anatomica (BNA), 1895 yılında yayımlandığında spina iliaca anterior superior, spina iliaca posterior superior gibi kemik çıkıntıları tanımlanmıştır. BNA, kemik yüzeylerinde bulunan çıkıntı, oluk ve tüberkülleri ilk kez sabit terimlerle tanımlar:
    • Bu tanımla birlikte “spina” (çıntı), “iliaca” (ilium’a ait), “posterior” (arka), “superior” (üst) terimleri birleşerek bugünkü anlamına ulaşmıştır.

5. 20. Yüzyıl – Günümüz: Klinikleşme ve Fonksiyonel Anatomik Tanımlama

  • Paris Nomina Anatomica (1955) ve sonrasında Terminologia Anatomica (1998) ile spina iliaca posterior superior terimi, evrensel anatomi terminolojisinin bir parçası hâline gelmiştir.
  • Bu yapının klinik önemi (örneğin sakroiliak eklemle ilişkisi, palpasyondaki değeri, enjeksiyon tekniklerinde referans noktası oluşu) bu dönemde giderek daha fazla vurgulanmaya başlanmıştır.
  • Modern anatomi atlaslarında (örneğin Gray’s Anatomy, Netter Atlası, Rohen Fotografi Atlası) SIPS, hem morfolojik hem de yüzeysel anatomi açısından standart gösterilir.



İleri Okuma

  1. Vesalius, A. (1543). De Humani Corporis Fabrica Libri Septem. Basel: Oporinus.
  2. Fuchs, H. (1895). Nomina Anatomica: Basler Liste. Basel: Anatomische Gesellschaft.
  3. Gray, H. (1918). Anatomy of the Human Body. Philadelphia: Lea & Febiger.
  4. Testut, L., & Latarjet, A. (1948). Traité d’anatomie humaine (9e éd.). Paris: Doin.
  5. Federative Committee on Anatomical Terminology (1998). Terminologia Anatomica: International Anatomical Terminology. Thieme.
  6. Vleeming, A. et al. (2008). The sacroiliac joint: an overview of its anatomy, function and potential clinical implications. Manual Therapy, 13(4), 262–270.
  7. Moore, K. L., Dalley, A. F., & Agur, A. M. R. (2013). Clinically Oriented Anatomy (7th ed.). Lippincott Williams & Wilkins.
  8. Netter, F. H. (2018). Atlas of Human Anatomy (7th ed.). Elsevier.
  9. Drake, R. L., Vogl, A. W., & Mitchell, A. W. M. (2019). Gray’s Anatomy for Students (4th ed.). Elsevier.
  10. Cohen, S. P. et al. (2020). Sacroiliac Joint Pain: A Comprehensive Review of Anatomy, Diagnosis, and Treatment. Anesthesia & Analgesia, 131(1), 143–156.


-is

Latince’de isimlere gelen ön eklerle yeni bir kelime oluşmasını sağlan ektir.

Sayı Tekil Çoğul
Hal / Cins. Mask./Fem. Nötr Mask./Fem. Nötr
nominatif -is -e -ēs -ia
genitif -is -ium
datif -ibus
akusatif -em -e -ēs -ia
ablatif -ibus
vokatif -is -e -ēs -ia
  1. Kaudalis
  2. Kraniyalis

 

-ior

Ana Hint-Avrupa’daki *-yōs ( Kökeni; **-yoss) den türeyen Ana İtalik’deki *-jōs‘tan türemiştir. Latince ses kurallarına göre -iōr > -ior olmuştur. Sıfatlara karşılaştırma manası katan ektir.

  1. Anter-ior
  2. Poster-ior
  3. Super-ior
  4. İnfer-ior
  5. İnter-ior
Sayı Tekil Çoğul
Hal / Cins. Mask./Fem. Nötr Mask./Fem. Nötr
nominatif -ior -ius -iōrēs -iōra
genitif -iōris -iōrum
datif -iōrī -iōribus
akusatif -iōrem -ius -iōrēs -iōra
ablatif -iōre -iōribus
vokatif -ior -ius -iōrēs -iōra

Sagitta

Etimoloji

1) Klasik Latin köken ve temel anlam

  • sagitta, -ae (f.): “ok, mızrakçık, cirit; fırlatılan sivri uçlu cisim” anlamına gelir. Klasik metinlerde gerçek ok (archery) için çekirdek addır.
  • Türevler:
    • sagittārius, -ī (m.): okçu.
    • sagittula, -ae (f.): küçük ok.
    • sagittifer, -era, -erum: ok taşıyan.
    • sagittiformis: ok biçiminde, ok benzeri.
    • sagittātus, -a, -um (özellikle geç/Ortaçağ Latince): oka benzeyen, ok başlı (botanik-morfoloji bağlamında çok yaygın).
  • Köken notu: sagitta’nın Hint-Avrupa kökeni kesin değildir; çoğu filolog Latinceye muhtemelen yerel/alt katmandan geçmiş bir isim olabileceğini belirtir. sagire (“keskin sezmek”) ile halk-etimolojisi düzeyinde çağrışım kurulsa da, etimolojik bağ güçlü kabul edilmez.
HalTekilÇoğul
nominatifsagittasagittae
genitifsagittaesagittārum
datifsagittaesagittīs
akusatifsagittamsagittās
ablativesagittāsagittīs
vokatifsagittasagittae

2) Ortaçağ/Geç Latince uzantılar ve anlam genişlemesi

  • Atış mühimmatı genellemesi: Ortaçağ metinlerinde sagitta, yay okuna ek olarak arbalet/kurmalı yay cıvatası (İng. bolt) için de kullanılır (sagitta balistae vb.). Böylece “fırlatılan kısa-sivri mermi” anlam alanı genişler.
  • Teknik-metaforik kullanımlar: “Doğrultu veren çizgi”, “ok işareti” ve “bir eksene yönelmiş sivri biçim” gibi mecazlar çeşitli bilimsel terminolojilere köprü olur (aşağıda anatomi, botanik, geometri).

Türkçe “sürgü” ve “neşter” ile karışıklık üzerine

  • “Sürgü”: Türkçede kapı kilidi sürgüsü ile arbalet cıvatası (İng. bolt) aynı sözcükle karşılanabiliyor; İngilizce bolt’un iki anlamı burada homonimidir. Latince sagitta “kapı sürgüsü” demek değildir; “ok/cıvata” (atılan mermi) anlamına gelir.
  • “Neşter” (bistüri/scalpel): Latince karşılığı scalpellum/bistūrium’dur; sagitta ile etimolojik bağ yoktur. Tıpta “sagittal testere” (özellikle ortopedide) ifadesi, testerenin hareket düzleminin sagittal olmasıyla ilgilidir; aletin neşter oluşuyla değil.

 

3) Botanik ve morfoloji: “sagittate/sagittatus”
  • Sagittate (TR: ok başlı) yaprak, tabanda iki geriye bakan (kaide) lopu bulunan ok ucu biçimini ifade eder. Latince sagittātus ya da İng. sagittate bu morfolojik niteliği adlandırır.
  • Ayırım:
    • sagittate: Kaide lopları aşağıya/geriye uzanır (ok başı).
    • hastate (hastatus “mızraklı”): Kaide lopları yana-dışa daha keskin açılır (mızrak ucu gibi).
  • Cins adı: Sagittaria (Alismataceae) — Türkçede “ok başı/ok ayrığı”; Avrupa-Asya’da yaygın tür Sagittaria sagittifolia (“ok yapraklı ok başı”). Buradaki sagittifolia “ok biçimli yapraklı” demektir.

4) Anatomi ve tıp terminolojisi

  • sagittalis (sagittal): “oka ilişkin/ok doğrultusunda” anlamlı sıfat; ön-arka doğrultuda uzanan düzlem/eksenleri anlatır.
  • Planum sagittale (sagittal düzlem): Vücudu sağ-sol (dexter–sinister) kısımlara ayıran dikey düzlemler ailesi.
    • Planum medianum/midsagittal: Tam orta düzlem; vücudu eşit sağ-sol yarılara böler.
    • Parasagittal: Orta düzleme paralel, ondan sapmış sagittal düzlemler.
  • Sutura sagittalis: Parietal kemikler arasındaki sütür (bregma→lambda doğrultusu). Adlandırma, sütürün ok gibi uzun bir çizgi izlemesine dayanır.
  • Sinus sagittalis superior/inferior: Dural venöz sinüsler; sagittal eksen boyunca seyreder.
  • Crista sagittalis: Çeşitli türlerde kafatasında orta hat çıkıntısı (insanda artifakt/kaba karşılıklar dışında belirgin değil).
  • Hareket düzlemleriyle ilişki: Sagittal düzlemde fleksiyon–ekstansiyon hareketleri tanımlanır; hareket ekseni transversdir.
  • Görüntüleme: MR/BT kesitlerinde sagittal rekonstrüksiyon orta hattın ve A–P ilişkilerin değerlendirilmesinde temel plandır.

Not: “Sagittal düzlem, okun gidebileceği ve zarar verebileceği hayali bir düzlemdir” şeklindeki tanım didaktik-mecazi bir açıklamadır; resmî/teknik tanım, düzlemin geometrik yönelimi (ön–arka doğrultuda, sağ–sol ayıran) üzerinedir; “zarar verebileceği” gibi teleolojik/işlevsel ifadeler anatomi terminolojisinde kullanılmaz.

5) Geometri, optik ve mühendislikte “sagitta”
  • Geometrik sagitta: Bir çember yayı için kirişin orta noktasından yayı tepe noktasına olan dik uzaklık.
    • Yarıçap r, kiriş uzunluğu c ise sagitta (s): s  =  r  −   r2−(c2)2 s \;=\; r \;-\; \sqrt{\,r^{2} – \left(\frac{c}{2}\right)^{2}\,}
    • Küçük yay yaklaşımı: s≈c28rs \approx \dfrac{c^{2}}{8r}.
  • Optikte “lens sag”: Mercek yüzeyinin merkezdeki yüksekliği (işleme/taşlama geometri ve kalınlık hesaplarında kritik).
  • Yapısal mühendislik: Kemer/halat kirişlerinde “askı oku” veya “sehim” için tarihsel olarak sagitta terimi kullanılagelmiştir.

Astronomi

  • Sagitta: “Ok” anlamlı küçük bir kuzey takımyıldızının adıdır (Aquila ile Vulpecula arasında).
  • Sagittarius (“Okçu”) ile karıştırılmamalıdır; ikincisi Zodyak takımyıldızıdır ve Latince sagittārius (okçu) adından gelir.