1898: Renin’in Keşfi
- Anjiyotensinojeni anjiyotensin I’e dönüştürmekten sorumlu enzim olan renin, Robert Tigerstedt ve Per Bergman tarafından keşfedildi. Tavşan böbreği özütlerinde renini tanımladılar ve bunu kan basıncı düzenlemesiyle ilişkilendirdiler.
1934: Substrat (Öncü) Hakkındaki İlk Hipotezler
- Harry Goldblatt, böbrek iskemisinin kan basıncını artırdığını gösterdi ve böbrek kaynaklı maddelerin dolaşımdaki bir öncül (daha sonra anjiyotensinojen olarak tanımlandı) ile etkileşime girdiğine dair spekülasyonlara yol açtı.
1939: Anjiyotensinin Keşfi
- Leonardo Braun-Menéndez (Arjantin) ve Irvine Page (ABD) vazokonstriktif bir madde olan anjiyotensini bağımsız olarak tanımladılar. Ancak öncüsünün (anjiyotensinojen) rolü belirsizliğini korudu.
1950’ler: Renin-Anjiyotensin Sisteminin (RAAS) Açıklanması
- Renin ve anjiyotensinojeni içeren biyokimyasal yol karakterize edildi:
- Renin, anjiyotensinojeni anjiyotensin I’e ayırır.
- Anjiyotensin I, anjiyotensin dönüştürücü enzim (ACE) tarafından anjiyotensin II’ye dönüştürülür.
- Bu, RAAS’ın kan basıncı düzenlemesindeki anlayışını sağlamlaştırdı.
1960’lar: Plazmada Anjiyotensinojenin Tanımlanması
- Plazma çalışmaları, reninin etki ettiği ve onu kan basıncı modülasyonuna bağlayan kararlı bir öncü proteinin (anjiyotensinojen) varlığını ortaya koydu.
1970’ler–1980’ler: Yapısal Çalışmalar
- Protein biyokimyasındaki gelişmeler, anjiyotensinojenin amino asit dizisinin ve moleküler ağırlığının belirlenmesini sağladı. Serpin (serin proteaz inhibitörü) ailesinin bir üyesi olarak sınıflandırıldı.
1980’ler: AGT Geninin Klonlanması
- Anjiyotensinojeni kodlayan AGT geni 1q42-q43 kromozomuna haritalandı. Genetik çalışmalar, düzenleyici mekanizmalarını ve hipertansiyonla bağlantılarını ortaya koydu.
1990’lar: Anjiyotensinojen ve Hipertansiyon Genetiği
- AGT genindeki genetik polimorfizmler, anjiyotensinojen seviyeleri ile kan basıncı düzenlemesi arasında bir bağlantı kurarak esansiyel hipertansiyonla ilişkilendirildi.
2000’ler: Hormonal Düzenleme ve Terapötik Etkileri
- Araştırmalar, kortikosteroidlerin, östrojenlerin ve tiroid hormonlarının anjiyotensinojen sentezi üzerindeki etkilerini ortaya koydu. Bu içgörüler, hipertansiyonu yönetmek için anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri (ACE inhibitörleri), anjiyotensin reseptör blokerleri (ARB’ler) ve renin inhibitörleri ile RAAS’ı hedeflemenin yolunu açtı.
Modern Araştırma: Metabolik ve Kardiyovasküler Hastalıklarda Anjiyotensinojen
- Anjiyotensinojenin obezite, inflamasyon ve hipertansif olmayan kardiyovasküler koşullardaki rolü üzerine yapılan çalışmalar, kan basıncı düzenlemesinin ötesinde daha geniş fizyolojik önemini vurguladı.