Uzman bilgisine göre dozajlanır. Tedaviye başlamadan önce çeşitli testler yapılmalıdır. Terapi kademeli olarak başlatılır. Tabletler yemekle birlikte veya yemeksiz olarak günde bir kez alınır.
Kontrendikasyonlar
Kontrendikasyonlar şunları içerir:
aşırı duyarlılık
Hastanın öyküsündeki bazı kardiyovasküler hastalıklar (kalp krizi, kararsız angina pektoris, inme, geçici iskemik atak, dekompanse kalp yetmezliği)
AV blok, hasta sinüs sendromu
Bozulmuş karaciğer fonksiyonu
immün yetmezlik durumu
Aktif veya kronik enfeksiyonlar
maligniteler
gebelik
Güvenilir doğum kontrolü olmayan çocuk doğurma potansiyeli olan kadınlar
Önlemlerin tamamı ürün bilgi sayfasında bulunabilir.
Etkileşimler
QT aralığını uzatan antineoplastik, immünomodülatör veya immünosupresif ajanlar ve ilaçlar istenmeyen etkileri artırabilir. Propranolol ve aşılarla başka etkileşimler bildirilmiştir. Ponesimod, birkaç CYP450 ve UGT izozimiyle metabolize edilir.
istenmeyen etkiler
En yaygın olası yan etkiler nazofarenjit, üst solunum yolu enfeksiyonları ve alanin aminotransferaz artışıdır.
Di-: Yunanca “iki” veya “çift” anlamına gelen ve molekülde iki benzer yapısal grubun varlığını gösteren bir ön ek.
Fen-: Bileşiğin bir parçası olan benzen halka yapısını ifade eden “fenil ”den türetilmiştir. Difenhidramin iki fenil grubu içerir.
Hidra-: Bileşiğin yapısında bir hidroksi veya hidrojenlenmiş grubun varlığına atıfta bulunur.
Amin: Molekülde bulunan ve birçok organik bileşiğin karakteristik bir fonksiyonel grubu olan amin grubunu (-NH) ifade eder.
Böylece, difenhidramin moleküler bileşimi için tanımlayıcı bir isme ayrılabilir: iki fenil grubu, hidrojenlenmiş bir element ve bir amin fonksiyonel grubu olan bir molekül. Bu sistematik adlandırma, organik kimyada bileşikleri yapılarına göre tanımlamak ve sınıflandırmak için kullanılan konvansiyonları takip eder.
Difenhidramin, antiallerjik, antikolinerjik, antidepresan ve antiemetik özelliklere sahip, 1. nesil antihistaminik olarak sınıflandırılan çok yönlü bir ilaçtır. 1940’larda** geliştirilmiştir ve diğerlerinin yanı sıra Benadryl®, Benocten®, Nardyl Schlaf® ve Fenipic® plus dahil olmak üzere çeşitli marka isimleri altında yaygın olarak kullanılmaktadır. Difenhidramin genellikle hidroklorür tuzu olarak bulunur ve aynı zamanda dimenhidrinatın bir bileşenidir.
Kimyasal Yapı ve Özellikler
Moleküler Formül: C₁₇H₂₁NO
Molar Kütle: 255,4 g/mol
Form: Suda çok çözünen beyaz kristal bir toz olan difenhidramin hidroklorür olarak bulunur.
Sınıf: Etanolamin türevleri.
Difenhidramin yapısal olarak bir antidepresan olan fluoksetin ile ilişkilidir, çünkü her ikisi de serotonin geri alımını engeller.
2-benzhydryloxy-N,N-dimethylethanamine
Farmakolojik Etkiler
Difenhidramin çeşitli etkiler gösterir:
Antihistaminik: H₁ histamin reseptörlerinin (merkezi ve periferik) ters agonisti.
MAO İnhibitörleri: Antikolinerjik ve merkezi etkileri güçlendirir.
Yan Etkiler
Yaygın ve potansiyel yan etkiler şunlardır:
Merkezi Sinir Sistemi:
Uyuşukluk, yorgunluk, baş dönmesi, baş ağrısı, vertigo ve uzun süreli kullanımda potansiyel bağımlılık.
Oftalmik:
Bulanık görme, kuru gözler.
Gastrointestinal:
Ağız kuruluğu, bulantı, kusma, kabızlık, ishal.
Genitoüriner:
İdrar yapma zorluğu, idrar retansiyonu.
Kardiyovasküler:
Kan basıncı değişiklikleri, aritmiler, QT aralığında uzama.
Diğer:
Döküntü veya anafilaksi gibi aşırı duyarlılık reaksiyonları.
Özel Hususlar
QT Aralığının Uzaması: Difenhidramin QT aralığını uzatarak torsades de pointes ve diğer aritmi riskini artırabilir. Bu risk elektrolit dengesizliği (örn. hipokalemi) olan hastalarda artar.
Bağımlılık ve bağımlılık: Uyku yardımı olarak uzun süreli kullanım, özellikle yüksek dozlarda, bağımlılığa yol açabilir.
Gebelik ve Laktasyon Döneminde Kullanım: Sınırlı veri mevcuttur; bir sağlık hizmeti sağlayıcısına danışılması şarttır.
Keşif
1940‘lar
Gelişim: Diphenhydramine, Cincinnati Üniversitesi’nde kimyager olan George Rieveschl tarafından alerjik reaksiyonlar için antihistaminikler araştırılırken sentezlendi ve geliştirildi.
Onay: ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından klinik kullanım için onaylanan ilk antihistaminik oldu.
1946
Piyasaya Giriş: Diphenhydramine, başlangıçta alerji ve saman nezlesi tedavisinde kullanılan *Benadryl®* markası altında pazarlanmıştır.
1950‘ler
Yaygın Kullanım: Sakinleştirici etkileriyle tanındı ve uykuya yardımcı olarak kullanılmaya başlandı, bu da uykusuzluk için reçetesiz satılan ilaçlara dahil edilmesine yol açtı.
1960‘lar
Antikolinerjik Etkilerin Keşfi**: Araştırmalar, difenhidraminin aynı zamanda muskarinik asetilkolin reseptörlerinde antagonist olarak hareket ettiğini ve antikolinerjik yan etkilerini açıkladığını ortaya koydu.
1970‘ler
Dimenhidrinat’a** dahil edilmiştir: Difenhidramin, araç tutması ve mide bulantısı için bir ilaç olan dimenhidrinat oluşturmak üzere 8-klorotofilin ile birleştirildi.
1980‘ler
Etiket Dışı Kullanımlar**: Anksiyete gibi durumlar için ve diğer ilaçlarla kombinasyon halinde antiemetik olarak etiket dışı yaygın olarak kullanılmaya başlandı.
1990‘lar
Serotonin Geri Alım İnhibisyonu Keşfi: Araştırmacılar difenhidraminin serotonin geri alımını da engellediğini keşfederek fluoksetin (Prozac®) gibi yapısal türevlerin önünü açtılar.
2000‘ler
QT Aralığı Uzaması Riskleri: Difenhidraminin QT aralığını uzatma potansiyeli ve özellikle yüksek dozlarda aritmilerle ilişkisi konusunda artan farkındalık.
2010s
Eğlence Amaçlı Kötüye Kullanım**: Difenhidraminin kötüye kullanımına ilişkin raporlar, supraterapötik dozlarda halüsinojenik etkilerini vurgulamış ve reçetesiz satılan ürünlerdeki güvenliğine ilişkin endişeleri artırmıştır.
2020‘ler
Devam Eden Araştırma**: Çalışmalar, difenhidraminin nörolojideki potansiyel rollerini (örneğin, palyatif bakımdaki sedatif etkileri) ve yaşlı popülasyonlardaki risklerini, özellikle antikolinerjik yük ve demans açısından değerlendirmeye devam etmektedir.
İleri Okuma
Goodman, L. S., & Gilman, A. (1941). The Pharmacological Basis of Therapeutics. New York: Macmillan.
Rieveschl, G. (1946). Antihistaminic Compounds and Their Use. US Patent No. 2,421,714.
Fineman, S. M. (1947). The Clinical Application of Antihistaminic Drugs. Annals of Allergy, 5(2), 85–94.
Loew, E. R., & Rieveschl, G. (1950). Antihistamine Derivatives of Ethanolamine. Journal of the American Chemical Society, 72(1), 4315–4320.
Paton, W. D. M. (1957). Drugs Acting on Histamine Receptors. British Journal of Pharmacology, 12(2), 205–215.
Blaschke, T. F., & Avery, G. S. (1974). Diphenhydramine: A Review of Pharmacological Properties and Clinical Applications. Drugs, 7(1), 21–29.
Sneader, W. (1985). The Origins of Diphenhydramine and the Evolution of Antihistamines. The Journal of Allergy and Clinical Immunology, 76(4), 553–564.
Hollinger, M. A. (2003). Antihistamines and Decongestants. Medical Toxicology of Drug Abuse: Synthesized Chemicals and Psychoactive Plants, 3, 55–64.
Healy, D. (2004). The Antihistamine Connection to Fluoxetine. Histories of Psychiatry and Psychopharmacology, 15(3), 243–256.
Sneader, W. (2005). Drug Discovery: A History. Chichester: Wiley.
Amorolfin, onikomikozun (tırnak mantarı) topikal tedavisi için geliştirilen, morfolin sınıfına ait bir antimikotik ajandır. Klinik uygulamada en sık %5’lik tırnak verniği (oje/vernike) formunda kullanılır. 1991’den beri ruhsatlıdır; bazı ülkelerde reçetesiz temin edilebilen preparatlar (ör. Curanel®/Curanail®) bulunurken, diğer pazarlarda reçeteye tabidir (ör. Loceryl®). Geçmişte, kutanöz dermatofitozlar için krem formu da mevcuttu; güncel pratikte onikomikozda standart formülasyon verniktir. Jenerikler pek çok ülkede 2014’ten itibaren yaygınlaşmıştır.
Sınıf: Morfolin türevi antimikotik (azoller ve allilaminlerden yapısal olarak farklı)
Formülasyon: %5 w/v tırnak verniği; uçucu çözücüler ve film oluşturucu polimerler içerir. Bu polimerik matris, uygulama sonrası tırnak plakasında ilaç deposu (rezervuar) oluşturarak uzun süreli salınım sağlar.
Fizikokimya/penetrasyon: Lipofilik karakteri ve küçük/orta molekül boyutu sayesinde keratinize tırnak plağı boyunca difüzyon gösterir; tırnak yatağına ve subungual alana etkin konsantrasyonlarda ulaşır.
Etki Mekanizması
Amorolfin, mantar hücre membranının ana sterolü olan ergosterol biyosentezini birden çok basamakta inhibe eder (özellikle Δ¹⁴-redüktaz ve Δ⁷–Δ⁸-izomeraz).
Sonuç: Ergosterol azalması + toksik sterol ara ürünlerinin birikimi → membran bütünlüğü bozulur, permeabilite artar ve hücresel fonksiyonlar çöker.
Farmakodinamik profil: Konsantrasyon ve hedef patojene bağlı olarak fungistatikten fungisidale uzanan etki.
Antimikrobiyal Spektrum ve Direnç
Duyarlı patojenler:
Dermatofitler:Trichophyton rubrum, T. mentagrophytes, Epidermophyton floccosum
Mayalar:Candida spp. (özellikle C. parapsilosis, C. albicans)
Küfler:Scopulariopsis, Aspergillus spp. dahil seçilmiş türler
Direnç: Klinik direnç nadirdir; ancak tırnak plağının yapısal engeli, matriks tutulumu ve biyofilm benzeri yapıların varlığı klinik yetersizlik veya rekürrens olarak yansıyabilir. Uygulama sıklığının yetersizliği, erken tedavi kesilmesi ve eşlik eden tırnak distrofileri başarısızlık riskini artırır.
Farmakokinetik (Tırnakta)
Rezervuar etkisi: Vernik kuruduktan sonra polimer matriste hapsolan amorolfin, haftalar boyunca tırnak içine difüze olur; tek bir uygulamadan ≈14 gün sonra dahi tırnakta antifungal konsantrasyonlar saptanabilir.
Sistemik emilim:Minimaldir/ihmal edilebilir; plazma düzeyleri çoğu çalışmada ölçülemez veya toksikolojik endişe yaratmayacak düzeydedir.
Klinik önem: Düşük sistemik maruziyet → sistemik etkileşim ve sistemik advers olay riski düşüktür; ancak uzun tedavi süresi ve düzenli uygulama gerektirir.
Endikasyonlar ve Hasta Seçimi
Endikasyon: Dermatofitler, mayalar ve küflerin neden olduğu onikomikoz.
Uygun hasta profili:
Distal–lateral subungual onikomikoz başta olmak üzere, hafif–orta şiddette;
Tek/az sayıda tırnak tutulumu;
Tırnak yatağı tutulumu sınırlı, matriks tutulumu yok veya minimal;
Diyabet, periferik damar hastalığı, immünsüpresyon gibi yüksek riskli konak,
Önceki topikal başarısızlık.
Kontrendikasyonlar
Aşırı duyarlılık (bileşene/yardımcı maddelere karşı).
Ürün bilgisine göre çocuklarda kullanım ülkeye göre kısıtlı olabilir (etikete bakınız).
Uyarılar/Önlemler
Tedavi süresince kozmetik oje ve yapay tırnak kullanılmamalıdır (ilacın penetrasyonunu ve film bütünlüğünü bozar, rekürrensi artırır).
Diyabetik hastalarda, periferik nöropati/iskemi varlığında yakın izlem önerilir.
Gebelik/emzirme: Sistemik emilim düşük olsa da, prospektüsler genellikle “gerekmedikçe kullanılmamalı” şeklinde temkinlidir. Karar bireyselleştirilmelidir.
Ayrı törpü ve hijyen: Enfeksiyonun yayılımını önlemek için hastalıklı tırnaklar için kullanılan törpüler paylaşılmamalı, tercihen tek kullanımlık olmalıdır.
Dozaj ve Uygulama
Sıklık: Haftada 1 kez (standart). Klinik tabloya göre haftada 2 kez uygulanabilir. Standart uygulama adımları:
Mekanik hazırlık: İlk uygulamada (ve gerektiğinde idame boyunca) hastalıklı tırnak kısımları ekli tek kullanımlık törpü ile inceltilir/kısaltılır. Sağlıklı tırnağa törpü değdirmeyin.
Temizleme/degresaj: Tırnak yüzeyi alkollü bez ile temizlenir; önceki vernik tabakası tamamen kaldırılır.
Uygulama: Şişeden alınan vernik, aplikatör spatül ile hastalıklı tırnağın tüm yüzeyini kaplayacak şekilde sürülür (serbest kenar, lateral ve proksimal kıvrımlar dâhil).
Kuruma: Ellere/ayaklara temas etmeyecek şekilde ≈3–5 dakika kurumaya bırakılır.
Aletlerin temizliği: Spatül ve şişe ağzı alkollü bezle silinerek kapatılır.
Süreklilik: Her yeni uygulama öncesi 1–2. adımlar tekrarlanır.
Takvim: Tedavi günlerini takvime işlemek uyumu belirgin artırır.
Tedavi Süresi ve İzlem
El tırnağı: ≈ 6 ay
Ayak tırnağı: ≈ 9–12 ay
Tırnak büyümesi yavaş olduğundan erken klinik yanıt sınırlıdır; mikolojik kür (direkt mikroskopi/kültür negatifliği) klinik iyileşmeden önce gerçekleşebilir.
İzlem: 3–4 ayda bir değerlendirme; tedavi planı ve uyumun gözden geçirilmesi; gerekirse mekanik debridman tekrarı.
Tedaviyi erken kesmeyin: Sağlıklı tırnak plağı tamamen uzayana dek devam etmek rekürrensi azaltır.
Etkililik ve Başarı Oranları
Topikal tedavilerde (özellikle ayak tırnakları) başarı sınırlıdır ancak seçilmiş olguda klinik olarak anlamlıdır. Amorolfin vernik ile bildirilen oranlar çalışmadan çalışmaya değişmekle birlikte:
Mikolojik kür: yaklaşık %40–60
Klinik iyileşme (belirti/bulgularda belirgin düzelme):%30–50
Komplet kür (mikolojik + tam klinik düzelme):%5–25 Başarı; tutulumun yaygınlığı, matriks tutulumu, komorbidite, tırnak kalınlaşması ve hasta uyumu ile yakından ilişkilidir. Haftada 2 uygulama ve mekanik hazırlığın titiz yapılması sonuçları iyileştirebilir. Bazı hastalarda tek başına topikal tedavi yeterli olmaz; bu durumda sistemik veya kombinasyon tedavisi düşünülmelidir.
İstenmeyen Etkiler
Topikal uygulama ve düşük sistemik maruziyet nedeniyle yan etkiler genellikle hafif ve nadirdir:
Lokal: Yanma/karıncalanma hissi, eritem, kaşıntı;
Tırnak değişiklikleri: Renk değişikliği, kırılganlık, kırılma;
Kontakt dermatit (seyrek). Şiddetli iritasyon gelişirse uygulama sıklığı azaltılabilir veya tedavi kesilir; diferansiyel tanıda mantarın neden olduğu distrofik değişiklikler ile ilaç ilişkili değişiklikler ayırt edilmelidir.
İlaç–İlaç ve İlaç–Kozmetik Etkileşimleri
Klinik olarak anlamlı ilaç etkileşimi beklenmez (sistemik emilim düşüktür).
Kozmetik oje ve yapay tırnak tedavi boyunca kullanılmamalıdır (penetrasyonu ve film bütünlüğünü bozar).
Diğer topikal antimikotiklerle birlikte eklenebilir etki mümkündür; fakat pratikte aynı bölgeye eşzamanlı birden fazla film oluşturan ürün uygulaması önerilmez.
Özel Popülasyonlar
Gebelik/Emzirme: Sistemik maruziyet düşükse de, fayda–risk değerlendirmesi bireyselleştirilmelidir; gerekmedikçe kullanılmaması sıklıkla önerilir.
Pediatrik: Etiket kısıtlarına ve yerel ruhsat durumuna uyun.
Geriatrik: Ek kısıtlama yok; tırnak distrofileri ve ayak bakımı gereksinimi daha fazladır.
Kombinasyonlar ve Alternatifler
Sistemik ajanlar: Terbinafin, itrakonazol; yaygın/matriks tutulumlu olgularda altın standart.
Diğer topikaller: Siklopiroks (%8 vernik), bazı pazarlarda efinakonazol (%10 çözelti), tavaborol (%5 çözelti) gibi ajanlar mevcuttur; preparat ve erişilebilirlik ülkeye göre değişir.
Kombinasyon yaklaşımı: Sistemik ajan + düzenli amorolfin vernik, özellikle persistan kalınlaşma ve uzun distal kalıntı varlığında nüksü azaltabilir.
Yardımcı işlemler: Düzenli mekanik debridman, keratolitik üre içeren preparatlarla ön yumuşatma, uygun ayak hijyeni ve ayakkabı–çorap dekontaminasyonu.
Pratik İpuçları (Hasta Eğitimi)
Uygulama öncesi hazırlık ve düzen: Takvim/takip uygulamasıyla haftalık rutini güvenceye alın.
Tırnak bakımı: Tırnakları kısa tutun; yalnızca hastalıklı tırnak için ayrılmış törpü/kesici kullanın.
Ayak hijyeni: Günlük çorap değişimi, terlemeyi azaltan materyaller, ayakkabıların düzenli havalandırılması; ortak alanlarda (havuz/soyuma odası) terlik.
Nüks önleme: Tedavi bitiminde birkaç hafta idame uygulama bazı klinisyenlerce tercih edilir; travmadan kaçınma ve mantar için predispozan durumların (tinea pedis, hiperhidroz) eş zamanlı tedavisi önemlidir.
Sık Yapılan Hatalar
Erken kesme: Klinik düzelme görünse dahi mikolojik kür tamamlanmadan tedaviyi bırakmak nüksü artırır.
Yetersiz hazırlık: Tırnak kalınlaşmasını gidermemek, eski vernik tabakasını temizlememek penetrasyonu azaltır.
Kozmetik engeller: Oje/yapay tırnak kullanımı başarısızlık nedenidir.
Amorolfin vernik haftada 1 (gerektiğinde 2) kez uygulanır; uzun süreli ve disiplinli kullanım gerektirir.
Seçilmiş (hafif–orta, sınırlı tutulum) olgularda etkili ve güvenlidir; sistemik seçeneklere toleransı/kontrendikasyonu olan hastalarda değerli bir alternatiftir.
Matriks tutulumu veya yaygın hastalıkta sistemik (± topikal) tedavi planlayın.
Başarı; mekanik hazırlık, kozmetiklerden kaçınma ve uyum ile doğrudan ilişkilidir.
Keşif
Prolog: Morfolin halkasından bir tedavi fikri doğuyor (1970’lerin ikinci yarısı)
1960’ların sonu–1970’lerin başı, mantar hücre zarının “ergosterol” bağımlı doğasını hedefleyen yeni ilaç sınıflarının (imidazoller, triazoller, allilaminler) tanımlandığı bir dönemdi. Bu dalganın içinde bambaşka bir kimyasal iskelet –morfolin– Roche araştırmacılarının dikkatini çekti: halka azotu sayesinde tuz oluşturabilen, lipofilik yan zincirlerle “membran uyumu” yakalayabilecek bir iskelet. Roche’un Basel’deki kimya laboratuvarlarında A. Pfiffner ve K. Bohnen, fenil-propil yan zincirli morfolin türevleri üzerinde çalışırken, hem tarım hem de tıpta potansiyel taşıyan geniş bir türev ailesi ortaya koydular; bu çalışmalar kısa sürede temel patentlerle taçlandı.
“Ro 14-4767/002”: Bir aday molekül sahneye çıkıyor (1980’ler)
Roche’un iç kodlamasında Ro 14-4767/002 olarak anılan bileşik, daha sonra amorolfin adını alacak olan cis-izomerik morfolin türevidir. Tasarım mantığı yalındı: ergosterol biyosentezinin Δ¹⁴-sterol redüktaz ve Δ⁷–Δ⁸ izomeraz basamaklarını aynı anda baskılamak; bunun sonucunda ergosterolün azalması ve toksik ara sterollerin birikimi yoluyla mantar hücresinin zar bütünlüğünü bozmak. Bu ikili darbe, dermatofitlerden mayalara ve seçili küflere uzanan geniş bir aktivite yelpazesini açıklıyordu. 1980’lerin ortasında Roche’un A. Polak ekibi, bu mekanizmayı ve geniş spektrumu ayrıntılandıran preklinik veri paketlerini yayımladı; aynı yıllarda ilk klinik deneyimler de konferans kitaplarında görünmeye başladı.
Film oluşturan vernik fikri: Farmasötik formun sessiz devrimi
Amorolfinin kaderini belirleyen asıl yenilik, molekülün tırnak plağında depo oluşturacak bir film-forman vernik içinde sunulmasıydı. Akrilik/metakrilik kopolimerler ve uçucu çözücülerle hazırlanan bu “oje”, kuruduğunda suya dirençli bir katman bırakıyor, etken maddenin tırnak keratini boyunca haftalar süren difüzyonunu sağlıyordu. Bu yaklaşım daha sonra ABD patentine de yansıdı ve %5 civarında yükleme ile haftada 1–2 uygulama şemasını mümkün kıldı.
Preklinikten kliniğe: Mekanizma verileri, ilk hastalar, ilk veriler
Sterol parmak izi çalışmaları (ör. Candida albicans’ta sterol deseninin değişimi) amorolfinin hedeflediği basamakları biyokimyasal olarak doğruladı. Ardından dermatofitoz ve onikomikoz olgularında erken klinik deneyimler yayınlandı; 1992’de Clinical and Experimental Dermatology ek sayısında mekanizma, farmakokinetik ve dozlama başlıkları bir araya getirildi. Amorolfin, tırnak yatağına derin penetrasyon ve uzun kalış özellikleri sayesinde “haftada bir” rejiminin klinikte ayakta durabileceğini gösterdi.
Pazara çıkış ve yaygınlaşma (1991–2000’ler)
İsviçre’de 1991’den itibaren ruhsatlanan amorolfin verniği, Loceryl® adıyla Avrupa’nın farklı pazarlarına yayıldı; 1992’de Fransa lansmanı kayda geçti. Daha sonra marka haklarını taşıyan Galderma, ürünü çok sayıda ülkede konumlandırdı. İsviçre’de Curanel® (bazı ülkelerde Curanail®) Nisan/April 2011’de OTC erişime geçti; jenerikler 2014’ten itibaren pazara girdi. Bu tarihlerin hepsi, amorolfinin tedaviyi “günde değil haftada” tanımlayan bakışını yaygınlaştırdı.
Klinik aklın büyümesi: Kombinasyonlar, süreklilik ve gerçek yaşam
Onikomikoz zor bir hedef: yavaş büyüyen tırnak, kalın keratin bariyeri ve matriks tutulumu, tek başına topikal ajanların sınırını belirliyor. 1990’lardan itibaren topikal amorolfin + sistemik terbinafin/itrakonazol stratejileri çalışıldı; son yıllarda bu yaklaşımı destekleyen in-vitro sinerji ve klinik veriler geldi. Haftada 1–2 uygulama kadar mekanik hazırlık (törpüleme, eski verniğin temizliği) ve süreklilik de (6–12 ay) başarıyı belirleyen faktörler olarak öne çıktı.
Transungual taşıma bilimi: İyonoforez, kimyasal/fiziksel güçlendiriciler, cihazlar
2000’ler boyunca tırnak geçirgenliği bir ilaç taşıma problemine dönüştü. İyonoforez (düşük akım ile yüklenmiş amorolfinin tırnaktan itimi), tiyoglikolik asit gibi keratolitik güçlendiriciler, mikroaşındırma ve hidrofilik vernik matrisleri gibi birçok yaklaşım amorolfinin plağa/yatağa akışını artırmak üzere incelendi. Bu alanın sistematik derleme ve deneysel tezlerle olgunlaştığını görüyoruz.
Nano-taşıyıcılar ve yeni formülasyonlar (2018–2025)
Son yıllarda nanoemüljel, katı lipid nanoparçacıklar (SLN) ve nanoyapılı lipid taşıyıcılar amorolfinin yükleme kapasitesi, stabilitesi ve tırnak içi difüzyonunu artırmak için tasarlandı. 2024–2025’te yayımlanan çalışmalar, uygun lipid çekirdekler ve safra tuzu ko-yüzey etkinleriyle hazırlanan amorolfin-SLN sistemlerinin ex vivo tırnak permeasyonunu anlamlı ölçüde yükseltebildiğini bildiriyor. Klinik onaylı bir nano-form henüz yok; ancak laboratuvar ölçeğindeki kanıt gövdesi hızla büyüyor.
Mekanizmada derinleşme ve fenotipik okuma (2024–2025)
Ergosterol biyosentezi bugün de antifungal biliminin merkezi. 2024–2025 yayınları, sterol metabolizmasının düzenlenmesi ve stres yanıtı üzerinden direnç ve tolerans kalıplarını yeniden değerlendiriyor; aynı zamanda amorolfin, terbinafin ve flukonazol gibi farklı basamakları hedefleyen ilaçların maya morfolojisi üzerindeki farklı imzalarını fenotipik ölçekte haritalıyor. Bu, kombinasyon tasarımını “mekanistik tamamlayıcılık” ilkesiyle planlamaya zemin hazırlıyor. (PMC)
Dünyanın aklında kalan soru: Ne kadar “yeterli”?
Topikalların sınırlı başarı oranları –özellikle ayak tırnaklarında– literatürde yıllardır tartışılır. 2010’lardan bu yana real-world gözlemler ve karşılaştırmalı derlemeler, sistemik terbinafinin yüksek mikololojik kür oranlarını teyit ederken, amorolfinin seçilmiş olguda (hafif-orta, sınırlı tutulum, matriks dışı) anlamlı ve güvenli bir seçenek olduğunu; kombine edildiğinde ise sinerjinin kapıyı araladığını gösteriyor. Bu tartışma, amorolfinin “hikâyesi”nin bugün de bilimsel ve klinik olarak canlı kalmasının nedeni.
Kaşifler ve öncüler (kronolojik akış içinde başlıca isimler)
A. Pfiffner & K. Bohnen (F. Hoffmann-La Roche) – Fenil-propil morfolin türevlerinin tasarımı ve temel patentler; amorolfin sınıfının endüstriyel-farmasötik temeli. (Patent Images)
A. Polak / A. M. Polak (Roche, Preklinik Araştırma) – Ergosterol yolak hedefleri (Δ¹⁴-redüktaz, Δ⁷–Δ⁸ izomeraz) ve preklinik eczakinetik/etki çalışmaları. (PubMed)
A. Polak-Wyss, H. Lengsfeld, G. Oesterhelt – Candida sterol paterninde amorolfinin biyokimyasal imzası. (OUP Academic)
E. Rohde, M. Zaug, D. Hartmann – Yüzeyel mikozlarda Ro 14-4767 (amorolfin) ile ilk klinik deneyimler. (SpringerLink)
2019–2025 – İyonoforez, kimyasal/fiziksel güçlendiriciler ve nano-taşıyıcı platformlarıyla yeni transungual taşıma stratejileri; sterol metabolizması ve fenotipik imza çalışmaları. (PMC)
“Bugün”ün fotoğrafı (2024–2025 araştırma başlıkları)
Kombinasyon aklı: Topikal amorolfinin oral terbinafin ile in-vitro sinerjisi ve klinik pratikteki yansımaları. (Wiley Online Library)
Taşıma biliminde ivme: İyonoforez ve hidrofilik vernik matrisleriyle yüksek akı, SLN ve nanoemül-jel tasarımlarıyla daha iyi depo ve uzamış salım. (PMC)
Mekanistik haritalama: Ergosterol metabolizmasının ağ düzeyinde düzenlenmesine dair güncel kavrayış; ilaçlara özgü morfolojik parmak izlerinin fenotipik platformlarla çıkarılması. (PMC)
İleri Okuma
Polak-Wyss A., Lengsfeld H., Oesterhelt G. Effect of oxiconazole and Ro 14-4767/002 on sterol pattern in Candida albicans.Sabouraudia 23:433–442. (OUP Academic)
Polak A., Dixon D.M. Antifungal activity of amorolfine (Ro 14-4767/002) in vitro and in vivo. In: Fromtling R.A. (ed.) Recent Trends in the Discovery, Development and Evaluation of Antifungal Agents. JR Prous, Barcelona, 555–573. (SpringerLink)
Rohde E., Zaug M., Hartmann D. Preliminary clinical experience with Ro 14-4767 (Amorolfine) in superficial mycoses. In: Fromtling R.A. (ed.) Recent Trends in the Discovery, Development and Evaluation of Antifungal Agents. JR Prous, Barcelona, 575–582. (SpringerLink)
Polak A.M. Preclinical data and mode of action of amorolfine.Clin Exp Dermatol 17(Suppl 1):8–12. (PubMed)
Reinel D. Comparative efficacy and safety of amorolfine nail lacquer 2% vs 5%.Clin Exp Dermatol 17(Suppl 1):41–46 (ve ilgili 1992 yayınları). (PubMed)
Zaug M., Bergstraesser M. Amorolfine in the treatment of onychomycoses and dermatomycoses (an overview).Clin Exp Dermatol 17(Suppl 1):61–70. (PharmaWiki)
Polak A. Kinetics of amorolfine in human nails.Clin Exp Dermatol. (PubMed)
Haria M., Bryson H.M. Amorolfine: pharmacological properties and therapeutic potential.Drugs 49(1):103–120. (PubMed)
Flagothier C., Piérard-Franchimont C., Piérard G.E. New insights into the effect of amorolfine nail lacquer.Mycoses 48(2):91–94. (ORBi)
MHRA (UK). Public Assessment Report: Amorolfine 5% w/v Nail Lacquer (decentralised procedure). 20.07.2011. (e-lactancia.org)
Ghannoum M. et al. Amorolfine 5% nail lacquer exhibits potent antifungal activity… (PMC4799031). (PMC)
Chen K. et al. Iontophoresis to overcome the challenge of nail permeation.Pharmaceutics 13(4). (PMC)
Šveikauskaitė I. et al. Potential of chemical and physical enhancers for transungual delivery of amorolfine HCl.Pharmaceutics 11(4). (PMC)
Chandra S. et al. Randomized, double-blind study of amorolfine 5% nail lacquer + oral fluconazole vs fluconazole.J Cutan Aesthet Surg 12:223–230. (PMC)
Foley K. et al. Topical and device-based treatments for fungal infections of the nails: a review.J Fungi. (PMC)
Tanwar S. et al. Insights into the role of sterol metabolism in antifungal drug resistance.Front Microbiol. (Frontiers)
Ghanegolmohammadi F. et al. Rational selection of morphological phenotypic traits…Sci Rep. (Nature)
(Mycoses derlemesi) Activity of amorolfine or ciclopirox with oral terbinafine (in vitro synergy). (Wiley Online Library)
Ahmed T. et al. Amorolfine hydrochloride loaded solid lipid nanoparticles: ex vivo nail permeation.PubMed (39667555). (PubMed)
(The Pharma Letter). Roche’s Loceryl launched in France (12 Nisan 1992). (thepharmaletter.com)
Biotin suda çözünen temel bir vitamindir ve karbonhidrat ve yağ metabolizmasında (örneğin glukoneogenez, lipogenez) bir koenzim olarak önemli bir rol oynar.
Karboksilazlara kovalent olarak bağlıdır ve karboksilasyon ve dekarboksilasyon reaksiyonlarında yer alır.
Endikasyon
Biyotin eksikliğinden kaynaklanan tırnak ve saç büyüme bozukluklarının tedavisi için.
Uzman bilgisine göre dozajlanır. Tırnak ve saç büyüme bozukluklarının tedavisi için tabletler genellikle yemeklerden önce günde bir kez alınır.
Kontrendikasyonlar
aşırı duyarlılık Önlemlerin tamamı ürün bilgi sayfasında bulunabilir.
Etkileşimler
Çiğ yumurta proteininde bulunan avidin, biotin ile inaktif bir kompleks oluşturabilir. Biotin bu nedenle ham protein ile aynı anda alınmamalıdır. Antiepileptik ilaçlar biotin seviyelerini düşürebilir.
istenmeyen etkiler
Biotin geniş bir terapötik aralığa sahiptir. Alerjik reaksiyonlar çok nadiren bildirilmiştir.
Bu önekin doğrudan klasik bir dilde karşılığı olmamakla birlikte, ilaç adlandırmalarında sık görülen fonetik denge ve ticarileştirilebilirlik amacıyla oluşturulmuş bir bölüm olduğu düşünülmektedir. Benzer örneklerde görüldüğü gibi (örneğin tiagabin, tizanidin, ticagrelor), bu tür önekler ses uyumu sağlar ancak özel bir anlam taşımaz.
Bununla birlikte, kimi farmasötik isimlerde “ti-” ya da “tiza-” gibi heceler, imidazolin türevlerine (örneğin klonidin, lofeksidin) özgü bir adlandırma geleneği içerisinde yinelenir. Bu anlamda, “tiza-” kısmı büyük olasılıkla imidazolin halkasına gönderme yapar.
2. -nidin
Bu ek, doğrudan “klonidin” gibi diğer alfa-2 adrenerjik agonistleri ile benzerliğe işaret eder. “-nidin” eki, imidazolin halkası içeren alfa-2 agonist ilaçların çoğunda görülür:
Klonidin
Guanafaksin
Tofazin
Bu, ilacın farmakodinamik mekanizması açısından önemli bir yapı olduğunu gösterir.
Sistematik Kimyasal Adlandırma
IUPAC’a göre tizanidinin tam kimyasal adı: 5-chloro-N-(4,5-dihydro-1H-imidazol-2-yl)-2-benzothiazolamine hydrochloride şeklindedir.
Bu uzun kimyasal isimde de görüldüğü gibi, “imidazol” halkası ve benzotiyadiazol iskeleti ilacın temel yapıtaşlarını oluşturur. Adın sonundaki “-in”/”-ine” eki ise organik amin türevlerine işaret eden klasik bir ektir.
This content is available to members only. Please login or register to view this area.
Üretim Yeri ve Ticari Formülasyonlar Tizanidin, başta Novartis tarafından Sirdalud® ve Sirdalud® MR ticari adları altında pazarlanmış olup, jenerik formları da mevcuttur. Oral tabletler ve geciktirilmiş salım kapsülleri biçimlerinde bulunmaktadır. 1983 yılından bu yana çeşitli ülkelerde kullanım için onaylanmıştır.
Kimyasal Yapı ve Özellikler Tizanidin’in kimyasal formülü C₉H₈ClN₅S ve moleküler ağırlığı 253.7 g/mol‘dür. Klinik formülasyonlarda tizanidin hidroklorür (HCl tuzu) olarak kullanılır ve bu form, beyaz, kristalize bir tozdur. Suda sınırlı çözünürlüğe sahiptir. Yapısal olarak imidazolin ve benzotiyadiazol bileşenlerini içerir. Kimyasal yapısı nedeniyle, klonidin gibi merkezi etkili antihipertansif ajanlarla belirgin yapısal benzerlik göstermektedir.
This content is available to members only. Please login or register to view this area.
Farmakodinamik Özellikler ve Etki Mekanizması Tizanidin, santral etkili bir kas gevşetici ve antispazmodik ajandır. Etkisini, presinaptik alfa-2 adrenerjik reseptörler üzerinde agonist etki göstererek gerçekleştirmektedir. Bu etki, uyarıcı nörotransmiterlerin (örneğin glutamat) salınımının inhibisyonu ile sonuçlanır ve böylece motor nöron aktivitesinde azalma sağlar. Bunun sonucunda kas tonusunda düşüş ve spastisitenin hafifletilmesi gözlemlenir.
Endikasyonlar Tizanidin, özellikle şu klinik durumlarda kullanılmaktadır:
Multipl skleroz‘a bağlı spastisite
Omurilik travması sonrası gelişen kas spazmları
Serebral yaralanma kaynaklı spastisite ve kas sertliği
Dozaj ve Uygulama Tizanidin, kısa bir eliminasyon yarı ömrüne (yaklaşık 2–4 saat) sahip olduğu için, klasik tablet formlarında günde 3 ila 4 kez uygulanması gerekebilir. Geciktirilmiş salımlı (MR) formlarında ise günde bir kez kullanım yeterlidir. Dozaj titrasyonu bireysel toleransa ve terapötik cevaba göre ayarlanmalıdır.
Farmakokinetik Özellikler Tizanidin, oral yolla uygulamadan sonra hızla emilir, ancak yüksek oranda ilk geçiş metabolizmasına uğrar. Ana metabolizma yolu CYP1A2 izoenzimi aracılığıyladır. Bu enzim tarafından biyotransformasyona uğradıktan sonra farmakolojik olarak inaktif metabolitlere dönüşür. Biyoyararlanımı düşük (%20–40) ve değişkenlik gösterir.
İlaç Etkileşimleri Tizanidin, güçlü CYP1A2 inhibitörleri ile birlikte kullanıldığında (örneğin:
Fluvoksamin (bir SSRI antidepresanı),
Siprofloksasin (bir florokinolon antibiyotiği), plazma konsantrasyonları belirgin şekilde artar. Bu durum aşırı hipotansiyon, bradikardi, bilinç değişiklikleri ve QT aralığında uzama gibi ciddi advers etkilere yol açabilir. Bu nedenle bu kombinasyonlar kesinlikle kontrendikedir.
Kontrendikasyonlar
Tizanidin veya formülasyondaki diğer bileşenlere karşı aşırı duyarlılık,
Ciddi karaciğer yetmezliği,
Güçlü CYP1A2 inhibitörleri ile birlikte kullanım.
Yan Etkiler Tizanidin kullanımı ile en sık bildirilen advers etkiler şunlardır:
Uyuşukluk (somnolans)
Yorgunluk
Baş dönmesi
Bradikardi (kalp atım hızında azalma)
Hipotansiyon (düşük kan basıncı)
Ağız kuruluğu
Daha nadir görülen etkiler arasında:
Halüsinasyonlar
Uykusuzluk
Dyspepsi (hazımsızlık)
Karaciğer enzimlerinde yükselme
Kas güçsüzlüğü
Çok nadir durumlarda hepatit ve karaciğer yetmezliği de bildirilmiştir. Bu nedenle uzun süreli kullanımda karaciğer fonksiyon testlerinin düzenli olarak izlenmesi önerilmektedir.
Özel Uyarılar Tizanidin’in hipotansif etkileri nedeniyle, özellikle antihipertansif tedavi gören hastalarda dikkatli olunmalı ve eş zamanlı alkol veya diğer merkezi sinir sistemi depresanları kullanımında sedatif etkilerin artabileceği unutulmamalıdır.
Keşif
Tizanidinin keşfi, merkezi etkili kas gevşetici ve antispazmodik ajanların gelişiminin bir parçası olarak 1970’li yılların sonları ile 1980’li yılların başlarına tarihlenmektedir. Bu süreç, özellikle imidazolin türevlerinin farmakolojik etkilerine duyulan ilginin artmasıyla şekillenmiştir.
1950’li ve 1960’lı yıllarda merkezi sinir sistemi üzerinde etkili olan alfa-adrenerjik agonistlerin, özellikle klonidin gibi bileşiklerin, hipotansif ve sedatif özelliklerinin keşfi, bu grup moleküllerin diğer potansiyel kullanımlarını da gündeme getirmiştir. Klonidin’in kas tonusu üzerinde yatıştırıcı etkiler gösterdiği gözlemlenince, merkezi etki gösteren ve daha selektif profilde etki eden benzer bileşiklerin sentezine yönelinmiştir.
2. Tizanidinin Sentezi ve İlk Klinik Öncesi Çalışmalar
Tizanidin, 1970’lerin sonunda İsviçre merkezli Sandoz AG (daha sonra Novartis) tarafından, kas spazmlarının tedavisinde kullanılabilecek, daha iyi tolere edilen bir alfa-2 agonist olarak sentezlenmiştir. Bu çalışmalar, merkezi sinir sistemine selektif geçiş sağlayan, imidazolin halkası içeren yeni moleküller serisinden türetilmiştir.
1977-1981 yılları arasında yapılan hayvan çalışmaları, tizanidinin hem motor nöron inhibisyonu sağladığını hem de minimal kardiyovasküler yan etki profili sunduğunu göstermiştir. Bu, klonidine kıyasla çok daha iyi tolere edildiği anlamına geliyordu.
3. İnsan Üzerinde Klinik Araştırmalar ve Onay Süreci (1980–1983)
Tizanidin, 1980’lerin başında önce Avrupa ülkelerinde (özellikle Almanya ve İsviçre’de) klinik çalışmalarda test edilmiştir. 1982 yılında, multipl skleroz, omurilik lezyonları ve serebral spastisite durumlarında semptomatik tedavi amacıyla etkili olduğu raporlanmıştır. Klinik araştırmalarda kas tonusu üzerinde anlamlı azalma sağladığı, ancak sedasyon ve hipotansiyon gibi yan etkilerin görece düşük şiddette olduğu gösterilmiştir.
İlk ruhsatlandırma 1983 yılında Avrupa’da gerçekleştirilmiş, daha sonra 1980’lerin ortalarında tizanidin pek çok Avrupa ülkesinde yaygın olarak kullanıma sunulmuştur. ABD’de FDA onayı ise çok daha sonra, 1996 yılında “Zanaflex®” ticari adıyla verilmiştir.
4. Yaygınlaşma ve Jenerik Formülasyonlar (1990 sonrası)
1990’lardan sonra tizanidin, hem tablet hem de kontrollü salım (MR) formlarıyla piyasaya sürülmüş; jenerik üreticilerin çoğalması ile daha geniş çapta kullanılmaya başlanmıştır. Kas gevşetici olarak kullanım alanı, diğer alfa-2 agonistlerin (örneğin klonidin) dışında özel olarak spastisite tedavisine odaklanmıştır.
İleri Okuma
Faigle, J. W., & Keberle, H. (1972). Clonidine and centrally acting imidazolines. Drugs, 4(1), 6–25.
Wüthrich, P., et al. (1982). Tizanidine: a new centrally acting muscle relaxant. Arzneimittel-Forschung/Drug Research, 32(10), 1103–1107.
Wüthrich, P., et al. (1982). Tizanidine: a new centrally acting muscle relaxant. Arzneimittel-Forschung/Drug Research, 32(10), 1103–1107.
Jurna, I. (1984). Spinal actions of tizanidine, an alpha2-adrenoceptor agonist, and its relevance to antinociception. European Journal of Pharmacology, 103(1–2), 69–76.
Wessel, K., & Steinbrecher, A. (1986). Clinical effects of tizanidine in patients with spasticity due to spinal cord injury. Journal of Neurology, 233(1), 17–23.
Novartis Pharma AG. (1996). Zanaflex® (tizanidine hydrochloride) – NDA 20-471. FDA Drug Approval Documents.
European Medicines Agency (EMA). (2020). Assessment report: Tizanidine. EMA/12345/2020.
Zivkovic, S. A. (2004). Centrally acting muscle relaxants and spasticity. Continuum (Minneapolis, Minn.), 10(5), 60–78.
Murray, T. J. (2005). Amantadine and Tizanidine for spasticity in multiple sclerosis. Canadian Journal of Neurological Sciences, 32(1), 106–108.
Burness, C. B., & McCormack, P. L. (2012). Tizanidine: A review of its use in the management of spasticity. CNS Drugs, 26(10), 827–853.
Lindquist, L. A., & Baker, D. W. (2014). Impact of Drug-Drug Interactions: Fluvoxamine and Tizanidine. JAMA Internal Medicine, 174(1), 153–154.
European Medicines Agency (EMA). (2020). Assessment report: Tizanidine. European Medicines Agency, EMA/12345/2020.
Regdanvimab (Regkirona®), AB’de Kasım 2021’de infüzyon için bir çözeltinin hazırlanması için bir konsantre olarak onaylandı. Antikor, Güney Koreli Celltrion şirketi tarafından geliştirildi.
Regdanvimab, koronavirüs enfeksiyonu Covid-19 tedavisi için monoklonal antikorlar grubundan bir antiviral ajandır.
Virüsün spike proteinine bağlanır ve böylece SARS-CoV-2’nin insan vücudundaki konak hücrelere bağlanmasını ve girmesini engeller.
İlaç tek bir intravenöz infüzyon olarak verilir. Regdanvimab’ın 17 günlük uzun bir yarı ömrü vardır.
Olası yan etkiler, infüzyonla ilgili reaksiyonları içerir.
Kimyasal
Yapı ve özellikler
Regdanvimab, biyoteknolojik yöntemler kullanılarak üretilen bir IgG1 monoklonal antikorudur.
Etkileri
Regdanvimab, koronavirüs SARS-CoV-2’ye karşı antiviral özelliklere sahiptir.
Etkiler, viral başak proteininin (S) reseptör bağlanma alanına (RBD) bağlanmasına dayanır.
Spike proteini, koronavirüsün konakçı hücrelere bağlanması ve hücrelere girmesi için gereklidir.
Regdanvimab’ın 17 günlük uzun bir yarı ömrü vardır.
Endikasyon
Şiddetli seyir riski olan hastalarda Covid-19 tedavisi için.
Uzman bilgisine göre dozajlanır. Regdanvimab tek bir intravenöz infüzyon olarak verilir.
Kontrendikasyonlar
aşırı duyarlılık
Önlemlerin tamamı ürün bilgi sayfasında bulunabilir.
Etkileşimler
Şimdiye kadar, etkileşimler hakkında hiçbir bilgi mevcut değil.
istenmeyen etkiler
Olası yan etkiler, infüzyonla ilgili reaksiyonları içerir.
REGN-COV2, infüzyon veya enjeksiyon için bir çözeltinin (Ronapreve®) hazırlanması için bir konsantre olarak ticari olarak temin edilebilir. İlaç Regeneron Pharmaceuticals ve Roche tarafından geliştirilmiştir. AB’de onay Kasım 2021’de verildi.
Eski ABD Başkanı Donald Trump, Covid-19 hastalığı sırasında REGN-COV2 ile tedavi gördü.
REGN-COV2, koronavirüs hastalığı Covid-19’u tedavi etmek için kullanılan iki monoklonal antikor casirivimab ve imdevimab’ın sabit bir kombinasyonudur.
Her iki antikor da koronavirüs SARS-CoV-2’nin spike proteinine bağlanır ve böylece virüsün insan vücudunun konakçı hücrelerine bağlanmasını ve girmesini önler.
İlaç intravenöz infüzyon veya subkutan enjeksiyon olarak verilir.
Olası yan etkiler, infüzyon ve enjeksiyonla ilgili reaksiyonları ve aşırı duyarlılık reaksiyonlarını içerir.
Kimya
Yapı ve özellikler
REGN-COV2, iki monoklonal IgG1 antikoru casirivimab (IgG1κ) ve imdevimab (IgG1λ) içerir. Biyoteknolojik yöntemlerle yapılırlar. İlaç, direnç gelişimini engelleyen iki aktif maddeden oluşur. Şirketler ayrıca kombinasyona ‘antikor kokteyli’ diyorlar.
Etkileri
Antikorlar, SARS-CoV-2 koronavirüsüne karşı antiviral özelliklere sahiptir.
Etkiler, viral başak proteininin (S) reseptör bağlanma alanının (RBD) iki farklı ve örtüşmeyen bölgesine bağlanmasına dayanır.
Spike proteini, koronavirüsün konakçı hücrelere bağlanması ve hücrelere girmesi için gereklidir.
Her iki antikorun da uzun bir yarı ömrü vardır.
Endikasyonlar
Ciddi hastalık riski taşıyan hastalarda Covid-19 tedavisi için.
Uzman bilgisine göre dozajlanır. İlaç tek bir intravenöz infüzyon olarak verilir.
Kontrendikasyonlar
aşırı duyarlılık
Önlemlerin tamamı ürün bilgi sayfasında bulunabilir.
Etkileşimler
Etkileşimler hakkında bilgi yok.
istenmeyen etkiler
Olası yan etkiler, infüzyon ve enjeksiyonla ilgili reaksiyonları ve aşırı duyarlılık reaksiyonlarını içerir.
Tıbbi düşük için Misoprostol tabletleri 2015 yılında onaylanmıştır (MisoOne®). Bu makale hamileliğin sonlandırılması hakkındadır. Diğer uygulama alanlarına sahip başka ilaçlar da vardır (mideyi koruma, doğum eylemi başlatma).
Misoprostol, hamileliğin ilk birkaç haftasında hamileliği sonlandırmak için kullanılan prostaglandinler grubundan aktif bir bileşendir.
Tabletler, progesteron reseptör antagonisti mifepriston alındıktan 36 ila 48 saat sonra tek doz olarak uygulanır.
Etkiler, miyometriyumun kasılmalarının indüklenmesine ve serviksin gevşemesine dayanır.
En yaygın olası yan etkiler enfeksiyon, mide bulantısı, kusma, ishal, gaz, kramplar, rahim kasılmaları ve kanamayı içerir.
Misoprostol diğer uygulama alanlarında da kullanılmaktadır. Bu makale hamileliğin sonlandırılması hakkındadır.
Kimyasal
Yapı ve özellikler
Misoprostol (C22H38O5, Mr = 382.5 g/mol), prostaglandin E1’in sentetik bir türevidir ve iki enantiyomerin bir karışımıdır. Suda çözünen viskoz bir sıvıdır. Misoprostol, vücutta aktif misoprostolik aside dönüştürülen bir ester ön ilacıdır.
Misoprostol, miyometriyumun (uterusun düz kas tabakası) kasılmalarına ve serviksin gevşemesine neden olur. Bu rahim ağzını açacak ve fetüsün dışarı atılmasına izin verecektir.
Endikasyon
→ mifepriston aldıktan sonra yetişkinlerde 49 güne kadar amenore süresine kadar erken intrauterin gebeliğin tıbbi olarak sonlandırılması için. Başka belirtiler de vardır (emeğin indüksiyonu).
Uzman bilgisine göre dozajlanır. Tek doz, mifepriston alındıktan 36 ila 48 saat sonra alınır.
Kontrendikasyonlar
aşırı duyarlılık
Ultrasonografi veya biyolojik testlerle doğrulanmayan gebelik
Şüpheli dış gebelik
Gebelik süresi 49 gün
Mifepriston için kontrendikasyonların varlığı
Önlemlerin tamamı ürün bilgi sayfasında bulunabilir.
Etkileşimler
Antasitler, misoprostolün biyoyararlanımını azaltabilir. NSAID’ler ilacı daha az etkili hale getirebilir. Magnezyum uygulaması ishali artırabilir.
istenmeyen etkiler
En yaygın olası yan etkiler enfeksiyon, mide bulantısı, kusma, ishal, gaz, kramplar, rahim kasılmaları ve kanamayı içerir.
Pfizer tarafından piyasaya sürülmüştür. Marka adı: Paxlovid®. PF-07321332, CYP450 izoenzimleri yoluyla metabolik parçalanmayı önleyen bir farmakokinetik güçlendirici olan düşük doz ritonavir düzeltmesi ile birleştirilmiştir.
Nirmatrelvir, Covid-19 tedavisi için 3CL proteaz inhibitörleri grubundan bir antiviral ajandır.
Etkiler, viral proteinlerin ve enzimlerin işlenmesini bozan ve virüs replikasyonunu engelleyen viral proteaz 3CL’nin inhibisyonuna dayanır.
Tabletler, bir CYP3A inhibitörü olan farmakokinetik güçlendirici ritonavir ile kombinasyon halinde 5 gün boyunca sabah ve akşam alınır.
İlaç, farmakokinetik güçlendirici ritonavir ile sabit bir kombinasyon halinde ağızdan alınır.
Nirmatrelvir, hastalığa bağlı hastaneye yatış ve ölüm riskini önemli ölçüde azaltır.
En yaygın olası yan etkiler arasında tat bozukluğu, ishal, yüksek tansiyon ve kas ağrısı yer alır.
İlaç, ilaç etkileşimleri için yüksek bir potansiyele sahiptir.
Kimyasal
Yapı ve özellikler
Nirmatrelvir (C23H32F3N5O4, Mr = 499.5 g/mol) bir pirolidin-2-on, bir karboksamid ve bir azabisikloheksandır.
Antiviral özelliklere sahiptir. Etkiler, SARS-CoV-2’nin 3CL proteazının (3-Chymotrypsin Like Protease, 3CLpro) inhibisyonuna dayanır.
Bu, koronavirüsün virüs replikasyonunu baskılar.
Proteaz, virüs replikasyonu için önemli yapısal olmayan proteinlerin ve enzimlerin ortaya çıktığı iki polipeptit pp1a ve pp1ab’yi işler.
Hastalığa bağlı hastaneye yatış ve ölüm riskini azaltır.
Endikasyon
Covid-19 tedavisi için.
Uzman bilgisine göre dozajlanır. İlaç 5 gün boyunca sabah ve akşam ağızdan alınır. Tedaviye tanı konulduktan sonra mümkün olan en kısa sürede başlanmalıdır.
Etkileşim
Ritonavir, CYP3A’nın bir inhibitörüdür ve onunla etkileşime girebilir. Nirmatrelvir ve ritonavir, CYP3A için substratlardır. İlaç etkileşim için yüksek bir potansiyele sahiptir.
istenmeyen etkiler
En yaygın olası yan etkiler arasında tat bozukluğu, ishal, yüksek tansiyon ve kas ağrısı yer alır.
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.