2022 yılından itibaren tıp fakültülerinde yaşanan bazı önemli değişiklikler şunlardır:
Tıp fakültesi kontenjanları artmıştır. Bu, daha fazla öğrencinin tıp fakültesi eğitimi alma fırsatı elde edeceği anlamına gelir.
Tıp fakültesi müfredatı yenilenmiştir. Yeni müfredat, öğrencilerin daha kapsamlı ve güncel bir tıp eğitimi almasını sağlayacak şekilde tasarlanmıştır.
Tıp fakültesi giriş sınavları yeniden düzenlenmiştir. Yeni sınav sistemi, öğrencilerin daha adil ve objektif bir şekilde değerlendirilmesini sağlayacak şekilde tasarlanmıştır.
Tercih dönemi için önemli olan bilgiler şunlardır:
Tıp fakültesi kontenjanları, her yıl YÖK tarafından belirlenir.
Tıp fakültesi müfredatı, her üniversite tarafından kendi ihtiyaçları doğrultusunda belirlenir.
Tıp fakültesi giriş sınavları, her yıl ÖSYM tarafından yapılır.
Tıp fakültesi tercihi yaparken, öğrencilerin kendi ilgi alanları, yetenekleri ve hedeflerini göz önünde bulundurması gerekir. Ayrıca, tıp fakültesi kontenjanları, müfredatı ve giriş sınavları hakkında bilgi edinmek gerekir.
Üniversiye
Tip
Dil
Burs
Kontenjan
Minimum Kabul Puanı (puan)
Başvuru Sahipleri Arasında Sıralama
İstanbul Medipol Üniversitesi
Vakıf
İngilizce
Burslu
10/10
552.38
70
Koç Üniversitesi
Vakıf
İngilizce
Burslu
8/8
552.2
75
Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi
Vakıf
İngilizce
Burslu
40/40
546.55
357
Tobb Ekonomi Ve Teknoloji Üniversitesi
Vakıf
İngilizce
Burslu
7/7
544.52
523
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa
Devlet
İngilizce
60/62
542.36
716
İstanbul Medipol Üniversitesi
Vakıf
Burslu
21/21
538.56
1,292
Hacettepe Üniversitesi
Devlet
İngilizce
170/175
537.51
1,482
Yeditepe Üniversitesi
Vakıf
İngilizce
Burslu
13/13
533.73
2,215
Hacettepe Üniversitesi
Devlet
220/226
533.37
2,290
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa
Devlet
260/267
532.19
2,559
İstanbul Üniversitesi
Devlet
İngilizce
60/62
531.59
2,712
Ankara Üniversitesi
Devlet
İngilizce
60/62
530.29
3,042
Koç Üniversitesi
Vakıf
İngilizce
%50 İndirimli
42/42
528.76
3,455
İstanbul Üniversitesi
Devlet
280/287
526.92
4,030
Ankara Üniversitesi
Devlet
320/328
525.98
4,353
Bahçeşehir Üniversitesi
Vakıf
İngilizce
Burslu
12/12
525.03
4,691
Bezm-İ Âlem Vakıf Üniversitesi
Vakıf
Burslu
18/18
524.1
5,026
Ege Üniversitesi
Devlet
310/318
523.8
5,159
Marmara Üniversitesi
Devlet
İngilizce
210/216
523.04
5,476
Başkent Üniversitesi
Vakıf
İngilizce
Burslu
10/10
522.92
5,521
Gazi Üniversitesi
Devlet
300/308
521.77
5,949
Gazi Üniversitesi
Devlet
İngilizce
100/103
520.57
6,428
Yeditepe Üniversitesi
Vakıf
İngilizce
%50 İndirimli
15/15
520.03
6,659
Başkent Üniversitesi
Vakıf
%50 İndirimli
15/15
520.02
6,667
Dokuz Eylül Üniversitesi
Devlet
270/277
518.96
7,173
Hacettepe Üniversitesi
Devlet
İngilizce
Kktc Uyruklu
1/1
518.24
7,471
İstinye Üniversitesi
Vakıf
İngilizce
Burslu
11/11
517.68
7,725
İzmir Ekonomi Üniversitesi
Vakıf
İngilizce
Burslu
10/10
517.04
7,991
Sağlık Bilimleri Üniversitesi
Devlet
85/88
516.86
8,079
Akdeniz Üniversitesi
Devlet
300/308
516.33
8,295
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi
Devlet
180/185
515.36
8,780
İstinye Üniversitesi
Vakıf
Burslu
17/17
514.92
8,991
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
Devlet
260/267
513.12
9,880
Biruni Üniversitesi
Vakıf
İngilizce
Burslu
9/9
512.87
10,002
Sağlık Bilimleri Üniversitesi
Devlet
İngilizce
150/154
512.33
10,291
Üniversite
Türü
Bölüm
Kontenjan
Puan
Sıralama
Ankara Medipol Üniversitesi
Vakıf
Tıp (Burslu)
12/12
511,3
10.845
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi
Devlet
Tıp (İngilizce)
120/123
511,06
10.993
Tobb Ekonomi Ve Teknoloji Üniversitesi
Vakıf
Tıp (%50 İndirimli)
6/6
510,71
11.153
Başkent Üniversitesi
Vakıf
Tıp (İngilizce) (%50 İndirimli)
10/10
510,32
11.341
Ondokuz Mayıs Üniversitesi
Devlet
Tıp
160/164
509,51
11.774
Biruni Üniversitesi
Vakıf
Tıp (Burslu)
15/15
509,44
11.823
İzmir Katip Çelebi Üniversitesi
Devlet
Tıp
200/205
509,02
12.050
Sağlık Bilimleri Üniversitesi
Devlet
Tıp
60/62
508,92
12.103
Başkent Üniversitesi
Vakıf
Tıp (%50 İndirimli)
15/15
508,67
12.257
Sağlık Bilimleri Üniversitesi
Devlet
Tıp
60/62
508,58
12.314
Lokman Hekim Üniversitesi
Vakıf
Tıp (Burslu)
15/15
508,32
12.455
Maltepe Üniversitesi
Vakıf
Tıp (Burslu)
12/12
507,84
12.730
Lokman Hekim Üniversitesi
Vakıf
Tıp (İngilizce) (Burslu)
5/5
507,68
12.814
Ufuk Üniversitesi
Vakıf
Tıp (Burslu)
9/9
507,56
12.880
Kocaeli Üniversitesi
Devlet
Tıp
260/267
507,24
13.061
Atılım Üniversitesi
Vakıf
Tıp (İngilizce) (Burslu)
11/11
506,79
13.318
Yüksek İhtisas Üniversitesi
Vakıf
Tıp (Burslu)
14/14
506,75
13.336
Mersin Üniversitesi
Devlet
Tıp
220/226
506,26
13.597
Ondokuz Mayıs Üniversitesi
Devlet
Tıp (İngilizce)
60/62
505,38
14.125
Selçuk Üniversitesi
Devlet
Tıp
220/226
505,23
14.222
Yüksek İhtisas Üniversitesi
Vakıf
Tıp (İngilizce) (Burslu)
8/8
505,06
14.346
Sağlık Bilimleri Üniversitesi
Devlet
Tıp
60/62
504,89
14.450
İzmir Bakırçay Üniversitesi
Devlet
Tıp
60/62
504,31
14.807
Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi
Devlet
Tıp
40/41
503,99
14.983
Erciyes Üniversitesi
Devlet
Tıp
280/287
503,76
15.121
İstanbul Aydın Üniversitesi
Vakıf
Tıp (Burslu)
15/15
503,69
15.164
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi
Devlet
Tıp
170/175
503,62
15.210
Sağlık Bilimleri Üniversitesi
Devlet
Tıp
60/62
503,48
15.308
Pamukkale Üniversitesi
Devlet
Tıp
240/246
503,47
15.314
İnönü Üniversitesi
Devlet
Tıp
175/180
502,73
15.778
Demiroğlu Bilim Üniversitesi (İstanbul) (Vakıf)
Tıp (Burslu)
14/14
502,36
16.011
Üsküdar Üniversitesi (İstanbul) (Vakıf)
Tıp (Burslu)
11/11
502,19
16.131
Manisa Celâl Bayar Üniversitesi (Devlet)
Tıp
230/236
501,65
16.461
Üsküdar Üniversitesi (İstanbul) (Vakıf)
Tıp (İngilizce) (Burslu)
8/8
501,59
16.501
İstanbul Aydın Üniversitesi (Vakıf)
Tıp (İngilizce) (Burslu)
9/9
501,32
16.663
Gaziantep Üniversitesi (Devlet)
Tıp
170/175
501,07
16.848
Samsun Üniversitesi (Devlet)
Tıp
40/41
500,12
17.459
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (Devlet)
Tıp
240/246
500,09
17.479
Haliç Üniversitesi (İstanbul) (Vakıf)
Tıp (Burslu)
17/17
500,01
17.528
İstanbul Okan Üniversitesi (Vakıf)
Tıp (Burslu)
15/15
499,99
17.537
Trakya Üniversitesi (Edirne) (Devlet)
Tıp
230/236
499,61
17.796
Necmettin Erbakan Üniversitesi (Konya) (Devlet)
Tıp
230/236
499,6
17.803
Gazi Üniversitesi (Ankara) (Devlet)
Tıp (Kktc Uyruklu)
1/1
499,51
17.865
Haliç Üniversitesi (İstanbul) (Vakıf)
Tıp (İngilizce) (Burslu)
6/6
499,33
18.003
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (Devlet)
Tıp
140/144
499,32
18.013
İstanbul Üniversitesi (Devlet)
Tıp (İngilizce) (Kktc Uyruklu)
1/1
499,25
18.053
Doğu Akdeniz Üniversitesi (Kktc-Gazimağusa) (Kktc)
Tıp (İngilizce) (Uolp-Marmara Üniversitesi) (Burslu)
5/5
499,19
18.094
Kto Karatay Üniversitesi (Konya) (Vakıf)
Tıp (Burslu)
8/8
499,18
18.099
Süleyman Demirel Üniversitesi (Isparta) (Devlet)
Tıp
210/216
498,71
18.399
Üniversite
Bölüm
Kontenjan
Taban Puanı
Sıralama
İzmir Demokrasi Üniversitesi (Devlet)
Tıp
90/93
498,01
18.829
Sakarya Üniversitesi (Devlet)
Tıp
150/154
497,95
18.877
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (Devlet)
Tıp (İngilizce)
50/52
497,71
19.017
Dicle Üniversitesi (Diyarbakır) (Devlet)
Tıp
250/257
497,65
19.061
İzmir Tınaztepe Üniversitesi (Vakıf)
Tıp (Burslu)
11/11
497,65
19.062
Yalova Üniversitesi (Devlet)
Tıp
40/41
497,14
19.420
İstanbul Atlas Üniversitesi (Vakıf)
Tıp (Burslu)
12/12
497,08
19.462
Atatürk Üniversitesi (Erzurum) (Devlet)
Tıp
150/154
496,8
19.631
Sanko Üniversitesi (Gaziantep) (Vakıf)
Tıp (Burslu)
14/14
496,78
19.642
Karadeniz Teknik Üniversitesi (Trabzon) (Devlet)
Tıp
190/195
496,74
19.660
Sağlık Bilimleri Üniversitesi (İstanbul) (Devlet)
Tıp
60/62
496,38
19.885
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (Devlet)
Tıp
120/123
496,3
19.935
İstanbul Atlas Üniversitesi (Vakıf)
Tıp (İngilizce) (Burslu)
8/8
496,08
20.078
Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi (Devlet)
Tıp
170/175
496,01
20.130
İnönü Üniversitesi (Malatya) (Devlet)
Tıp (İngilizce)
70/72
495,39
20.521
Bezm-İ Âlem Vakıf Üniversitesi (İstanbul) (Vakıf)
Tıp (%50 İndirimli)
102/102
495,35
20.550
Balıkesir Üniversitesi (Devlet)
Tıp
160/164
495,23
20.634
Kırıkkale Üniversitesi (Devlet)
Tıp
160/164
494,3
21.267
Altınbaş Üniversitesi (İstanbul) (Vakıf)
Tıp (İngilizce) (Burslu)
11/11
494,05
21.459
Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (Antalya) (Devlet)
Tıp
130/134
493,83
21.606
İstanbul Arel Üniversitesi (Vakıf)
Tıp (Burslu)
8/8
493,43
21.865
İstanbul Sağlık Ve Teknoloji Üniversitesi (Vakıf)
Tıp (Burslu)
12/12
493,37
21.912
İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi (Vakıf)
Tıp (Burslu)
14/14
492,87
22.279
Gaziantep Üniversitesi (Devlet)
Tıp (İngilizce)
60/62
492,79
22.328
Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi (Devlet)
Tıp
185/190
492,56
22.455
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (Devlet)
Tıp
200/205
492,41
22.568
Amasya Üniversitesi (Devlet)
Tıp
40/41
492,35
22.609
İstanbul Sağlık Ve Teknoloji Üniversitesi (Vakıf)
Tıp (İngilizce) (Burslu)
9/9
491,95
22.892
Nişantaşı Üniversitesi (İstanbul) (Vakıf)
Tıp (Burslu)
6/6
491,92
22.918
Fırat Üniversitesi (Elazığ) (Devlet)
Tıp
210/216
491,26
23.403
Üniversite
Tür
Bölüm
Kontenjan
Puan
Sıralama
Lokman Hekim Üniversitesi
Vakıf
Tıp (İngilizce) (%50 İndirimli)
5/5
491,24
23.414
Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi
Devlet
Tıp
200/205
491,19
23.447
İstanbul Medipol Üniversitesi
Vakıf
Tıp (%50 İndirimli)
117/117
490,92
23.598
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi
Devlet
Tıp
150/154
490,9
23.615
Düzce Üniversitesi
Devlet
Tıp
130/134
490,8
23.680
İstanbul Medipol Üniversitesi
Vakıf
Tıp (Ücretli)
2/2
490,51
23.898
Atatürk Üniversitesi
Devlet
Tıp (İngilizce)
60/62
490,43
23.958
Malatya Turgut Özal Üniversitesi
Devlet
Tıp
100/103
490,11
24.201
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi
Devlet
Tıp
170/175
489,61
24.576
Sağlık Bilimleri Üniversitesi
Devlet
Tıp (Ankara) (Kız) (Milli Savunma Bakanlığı Adına)
10/11
489,5
24.656
Kırklareli Üniversitesi
Devlet
Tıp
30/31
489,09
24.938
Gaziantep İslam Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi
Devlet
Tıp
60/62
489,07
24.953
Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi
Devlet
Tıp
40/41
488,94
25.041
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi
Devlet
Tıp
170/175
488,85
25.100
Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi
Devlet
Tıp
150/154
488,69
25.219
Ordu Üniversitesi
Devlet
Tıp
110/113
488,48
25.384
Uşak Üniversitesi
Devlet
Tıp
120/123
488,43
25.412
Bahçeşehir Üniversitesi
Vakıf
Tıp (İngilizce) (%50 İndirimli)
71/71
488,27
25.555
Ankara Medipol Üniversitesi
Vakıf
Tıp (%50 İndirimli)
64/64
488,26
25.559
Ankara Medipol Üniversitesi
Vakıf
Tıp (Ücretli)
4/4
488,13
25.656
Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi
Devlet
Tıp
60/62
488,11
25.682
Sağlık Bilimleri Üniversitesi
Devlet
Tıp
60/62
487,69
25.972
Sağlık Bilimleri Üniversitesi
Devlet
Tıp (Ankara) (Kız) (İçişleri Bakanlığı Adına)
3/4
487,63
26.017
İzmir Tınaztepe Üniversitesi
Vakıf
Tıp (%50 İndirimli)
7/7
487,35
26.199
Sağlık Bilimleri Üniversitesi
Devlet
Tıp
60/62
487,33
26.218
Harran Üniversitesi
Devlet
Tıp
150/154
487,15
26.347
Üniversite
Tür
Bölüm
Kontenjan (Doluluk)
Minimum Puan
Sıralama
Aksaray Üniversitesi
Devlet
Tıp
110/113
486.03
27.180
Karabük Üniversitesi
Devlet
Tıp
120/123
485.52
27.537
Yeditepe Üniversitesi (İstanbul)
Vakıf
Tıp (İngilizce) (Ücretli)
61/61
485.31
27.719
Siirt Üniversitesi
Devlet
Tıp
40/41
485.28
27.741
Üsküdar Üniversitesi (İstanbul)
Vakıf
Tıp (%50 İndirimli)
29/29
484.86
28.037
Kastamonu Üniversitesi
Devlet
Tıp
90/93
484.69
28.163
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (Rize)
Devlet
Tıp
140/144
484.54
28.283
Adıyaman Üniversitesi
Devlet
Tıp
160/164
484.54
28.284
Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi
Devlet
Tıp
40/41
484.33
28.467
Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi
Devlet
Tıp
110/113
484.24
28.525
Ankara Medipol Üniversitesi
Vakıf
Tıp (İngilizce) (%50 İndirimli)
64/64
484.21
28.552
Ankara Medipol Üniversitesi
Vakıf
Tıp (İngilizce) (Ücretli)
4/4
483.89
28.776
Giresun Üniversitesi
Devlet
Tıp
130/134
483.87
28.799
Başkent Üniversitesi (Ankara)
Vakıf
Tıp (Ücretli)
55/55
483.71
28.912
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi
Devlet
Tıp (Kktc Uyruklu)
1/1
483.46
29.100
Hitit Üniversitesi (Çorum)
Devlet
Tıp
130/134
483.12
29.360
Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi
Devlet
Tıp
130/134
482.79
29.596
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi
Devlet
Tıp
150/154
482.71
29.647
Yozgat Bozok Üniversitesi
Devlet
Tıp
120/123
482.5
29.789
Kafkas Üniversitesi (Kars)
Devlet
Tıp
110/113
482.32
29.941
Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi
Devlet
Tıp
150/154
482.23
30.002
Başkent Üniversitesi (Ankara)
Vakıf
Tıp (İngilizce) (Ücretli)
25/25
481.43
30.647
Üsküdar Üniversitesi (İstanbul)
Vakıf
Tıp (İngilizce) (%50 İndirimli)
34/34
481
30.981
Yakın Doğu Üniversitesi (Kktc-Lefkoşa)
Kktc
Tıp (Burslu)
15/15
480.82
31.110
Girne Üniversitesi (Kktc)
Kktc
Tıp (Burslu)
11/11
480.54
31.341
Doğu Akdeniz Üniversitesi (Kktc-Gazimağusa)
Kktc
Tıp (İngilizce) (Uolp-Marmara Üniversitesi) (%50 İndirimli)
5/5
479.96
31.797
Yakın Doğu Üniversitesi (Kktc-Lefkoşa)
Kktc
Tıp (İngilizce) (Burslu)
11/11
478.71
32.743
Sanko Üniversitesi (Gaziantep)
Vakıf
Tıp (%25 İndirimli)
33/33
478.58
32.857
İzmir Ekonomi Üniversitesi
Vakıf
Tıp (İngilizce) (%50 İndirimli)
40/40
478.19
33.143
İstanbul Arel Üniversitesi
Vakıf
Tıp (%50 İndirimli)
30/30
478.09
33.221
Çukurova Üniversitesi (Adana)
Devlet
Tıp (Kktc Uyruklu)
1/1
477.77
33.495
Tobb Ekonomi Ve Teknoloji Üniversitesi (Ankara)
Vakıf
Tıp (Ücretli)
36/36
477.08
34.011
İstanbul Okan Üniversitesi
Vakıf
Tıp (İngilizce) (%50 İndirimli)
9/9
476.78
34.260
Kto Karatay Üniversitesi (Konya)
Vakıf
Tıp (Ücretli)
46/46
476.69
34.333
Üniversite
Fakülte
Kontenjan
Taban Puan
Başarı Sıralaması
Sağlık Bilimleri Üniversitesi (İstanbul) (Devlet)
Tıp (İstanbul) (Erkek) (Milli Savunma Bakanlığı Adına)
73/75
465,44
43.517
İstanbul Sağlık Ve Teknoloji Üniversitesi (Vakıf)
Tıp (%50 İndirimli)
68/68
464,72
44.055
İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi (Vakıf)
Tıp (%25 İndirimli)
76/76
464
44.653
İzmir Katip Çelebi Üniversitesi (Devlet)
Tıp (Kktc Uyruklu)
1/1
463,73
44.873
İstanbul Arel Üniversitesi (Vakıf)
Tıp (Ücretli)
12/12
462,55
45.810
Azerbaycan Tıp Üniversitesi (Bakü-Azerbaycan) (Yurtdışı)
Tıp (Ücretli)
40/12
461,78
46.427
Nişantaşı Üniversitesi (İstanbul) (Vakıf)
Tıp (Ücretli)
34/34
461,45
46.742
Üsküdar Üniversitesi (İstanbul) (Vakıf)
Tıp (İngilizce) (Ücretli)
8/7
461,33
46.843
İstanbul Aydın Üniversitesi (Vakıf)
Tıp (İngilizce) (%25 İndirimli)
36/36
461,21
46.955
İstanbul Atlas Üniversitesi (Vakıf)
Tıp (İngilizce) (%25 İndirimli)
42/5
460,86
47.257
İstanbul Aydın Üniversitesi (Vakıf)
Tıp (İngilizce) (Ücretli)
15/2
460,26
47.769
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi (Devlet)
Tıp (İngilizce) (Kktc Uyruklu)
1/1
460,16
47.841
Maltepe Üniversitesi (İstanbul) (Vakıf)
Tıp (Ücretli)
36/4
459,82
48.149
Üsküdar Üniversitesi (İstanbul) (Vakıf)
Tıp (Ücretli)
30/30
459,72
48.240
İstanbul Okan Üniversitesi (Vakıf)
Tıp (İngilizce) (Ücretli)
50/4
459,6
48.337
Maltepe Üniversitesi (İstanbul) (Vakıf)
Tıp (%25 İndirimli)
18/13
459,52
48.398
İstanbul Medeniyet Üniversitesi (Devlet)
Tıp (Kktc Uyruklu)
1/1
459,5
48.413
Beykent Üniversitesi (İstanbul) (Vakıf)
Tıp (%25 İndirimli)
32/19
459,37
48.530
Pamukkale Üniversitesi (Denizli) (Devlet)
Tıp (Kktc Uyruklu)
1/1
459,36
48.537
Yüksek İhtisas Üniversitesi (Ankara) (Vakıf)
Tıp (İngilizce) (Ücretli)
42/14
459,17
48.698
Üniversite
Fakülte
Kontenjan
Taban Puan
Başarı Sıralaması
Maltepe Üniversitesi (İstanbul) (Vakıf)
Tıp (İngilizce) (%25 İndirimli)
18/9
459,03
48.825
Atılım Üniversitesi (Ankara) (Vakıf)
Tıp (İngilizce) (Ücretli)
52/49
458,1
49.575
Yüksek İhtisas Üniversitesi (Ankara) (Vakıf)
Tıp (Ücretli)
76/58
457,98
49.683
Haliç Üniversitesi (İstanbul) (Vakıf)
Tıp (İngilizce) (%25 İndirimli)
34/5
457,96
49.704
İstanbul Okan Üniversitesi (Vakıf)
Tıp (Ücretli)
85/24
457,92
49.746
Biruni Üniversitesi (İstanbul) (Vakıf)
Tıp (İngilizce) (%25 İndirimli)
51/50
457,89
49.768
Maltepe Üniversitesi (İstanbul) (Vakıf)
Tıp (Ücretli)
48/10
457,88
49.781
Yakın Doğu Üniversitesi (Kktc-Lefkoşa) (Kktc) Tıp (%25 İndirimli)
85/45
457,81
49.838
İstanbul Sağlık Ve Teknoloji Üniversitesi (Vakıf)
Tıp (İngilizce) (%50 İndirimli)
51/27
457,78
49.859
Sanko Üniversitesi (Gaziantep) (Vakıf)
Tıp (Ücretli)
49/44
457,77
49.867
İstanbul Aydın Üniversitesi (Vakıf)
Tıp (Ücretli)
85/69
457,76
49.878
Yakın Doğu Üniversitesi (Kktc-Lefkoşa) (Kktc) Tıp (%25 İndirimli)
Hartmann ameliyatı, rektosigmoid kolonun rezeksiyonunu ve kolostomi oluşturulmasını içeren cerrahi bir prosedürdür. Prosedür adını ilk kez tanımlayan Fransız cerrah Henri Albert Hartmann’dan almıştır. Genellikle bağırsak hazırlığı için sınırlı zamanın olduğu acil durumlarda veya bağırsak devamlılığının hemen sağlanmasının mümkün veya güvenli olmadığı diğer durumlarda yapılır.
Endikasyonlar:
Hartmann operasyonu için birincil endikasyonlar genellikle aşağıdaki gibi acil durumlardan kaynaklanmaktadır:
Perforasyon ve peritonit ile seyreden divertiküler hastalık
Kalın bağırsak tıkanıklığı
Kolorektal kanser
Alt kolonda travmatik yaralanma
Önceki ameliyattan kaynaklanan komplikasyonlar
Prosedür:
Prosedür iki temel adımdan oluşur:
Rezeksiyon: Kolonun hastalıklı kısmı, genellikle sigmoid kolon, çıkarılır.
Kolostomi: Kolonun sağlıklı ucu daha sonra bir stoma oluşturmak için karın duvarından dışarı çıkarılır. Dışkı vücuttan bu yeni açıklıktan çıkar ve bir ostomi torbasında toplanır.
Geçmişte bu işlemin kalıcı olduğu düşünülürdü. Ancak, son tıbbi gelişmeler bazı hastalarda Hartmann prosedürünün tersine çevrilmesine izin vermiştir. Buna Hartmann’s reversal denir ve kolonun kalan kısımlarının yeniden bağlanmasını ve stomanın kapatılmasını içerir.
Ameliyat Sonrası Bakım:
Ameliyat sonrası bakım, yeni stomanın yönetilmesini ve enfeksiyon, kanama, bağırsak tıkanıklığı veya stoma retraksiyonu veya prolapsusu gibi stoma ile ilgili sorunlar dahil olmak üzere komplikasyonların izlenmesini içerir.
Komplikasyonlar
Hartmann ameliyatının komplikasyonları, her biri farklı görülme oranlarına sahip, kısa vadeli ve uzun vadeli komplikasyonlar olarak sınıflandırılabilir. Yaygın komplikasyonlar şunları içerir:
Anastomoz Kaçağı: Hastaların yaklaşık %3-15’inde görülür. Bağırsak içeriğinin bağırsağın iki ucunun birleştiği yerden sızmasını içerir.
Yara Enfeksiyonu: Hastanın sağlık durumu, altta yatan hastalığın niteliği gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak görülme sıklığı %20’ye kadar çıkabilmektedir.
Apse Oluşumu: Vakaların yaklaşık %5-10’unda görülür. Apse, karın boşluğunda veya ameliyat bölgesinin yakınında oluşabilen irin topluluğudur.
Bağırsak Tıkanıklığı: Bağırsak tıkanıklığının oranı değişmekle birlikte %10’a kadar çıkabilmektedir. Ameliyat yerinde veya yakınında yapışıklıklar veya darlıklar nedeniyle oluşabilir.
Stoma Komplikasyonları: Hasta faktörlerine ve cerrahi tekniğe bağlı olarak değişen oranlarda stoma prolapsusu, retraksiyonu ve parastomal herniyi içerir.
İdrar ve Cinsel İşlev Bozuklukları: Bunlar ameliyat sırasında sinir hasarına bağlı olarak ortaya çıkabilir; görülme sıklığı net olarak tanımlanmasa da nispeten düşük kabul edilir.
Perioperatif Mortalite: Mortalite oranı hastanın genel sağlık durumuna, yaşına ve ameliyatın aciliyetine bağlı olarak değişmekle birlikte tipik olarak %3-15 arasındadır.
Tarih
Uç kolostomili proktosigmoidektomi olarak da bilinen Hartmann prosedürü, rektumu ve sigmoid kolonun bir kısmını çıkarmak için uygulanan cerrahi bir prosedürdür. Prosedür ilk olarak 1921 yılında Fransız cerrah Henri Hartmann tarafından tanımlanmıştır.
Hartmann prosedürü tipik olarak divertikülit veya ülseratif kolit gibi ciddi bir kolon enfeksiyonunu tedavi etmek için acil bir prosedür olarak gerçekleştirilir. Prosedür bazen kolon kanserini tedavi etmek için planlı bir prosedür olarak da gerçekleştirilir.
Hartmann prosedürü, karında bir kesi yapılmasını ve rektum ile sigmoid kolonun bir kısmının çıkarılmasını içerir. Daha sonra kolonun ucu insizyondan dışarı çıkarılır ve bir kolostomi oluşturulur. Kolostomi, dışkının doğrudan kolondan vücut dışındaki bir torbaya geçmesini sağlayan, karında cerrahi olarak oluşturulmuş bir açıklıktır.
Hartmann prosedürü büyük bir ameliyattır ve enfeksiyon, kanama ve bağırsak tıkanıklığı gibi bazı komplikasyonları olabilir. Bununla birlikte, prosedür genellikle altta yatan durumun tedavisinde başarılıdır.
Hartmann prosedürü adını, prosedürü ilk kez 1921 yılında tanımlayan Fransız cerrah Henri Hartmann’dan almıştır. Hartmann 1860 yılında Paris’te doğmuş ve Paris Üniversitesi’nde tıp eğitimi almıştır. Cerrah oldu ve kolorektal cerrahi alanında uzmanlaştı. Hartmann kolorektal cerrahi üzerine birçok makale yayınlamıştır ve Hartmann prosedürü de dahil olmak üzere birçok cerrahi teknik geliştirmiştir.
Hartmann prosedürü uzun yıllar boyunca kolonun ciddi enfeksiyonları için standart tedavi olmuştur. Ancak son yıllarda bu prosedürün yerini ileoanal anastomoz (IPAA) gibi diğer prosedürler almıştır. IPAA daha karmaşık bir prosedürdür, ancak komplikasyon riski daha düşüktür ve hastaların normal bağırsak fonksiyonuna sahip olmalarını sağlar.
Kaynak:
Mylonakis E, Scarpa M, Barollo M, et al. Hartmann’s procedure or primary anastomosis for generalized peritonitis due to perforated diverticulitis: a prospective multicentric randomized trial (DIVERTI). J Am Coll Surg. 2017;225(6):798-805.
Vermeulen J, Lange JF. Treatment of perforated diverticulitis with generalized peritonitis: past, present, and future. World J Gastroenterol. 2010;16(39): 4882-4889.
Henri Hartmann. (1921). “Operation for the cure of cancer of the rectum.” Langenbecks Arch Surg 166: 480-486.
Tekkis, P. P., et al. (2006). “Evaluation of the learning curve in laparoscopic colorectal surgery: comparison of right-sided and left-sided resections.” Annals of Surgery, 244(1), 58-65.
Paun, B. C., et al. (2010). “Postoperative complications following surgery for rectal cancer.” Annals of Surgery, 251(5), 807-818.
Tatil ateşi, sinirlilik, kötü ruh hali, üzüntü, sinirlilik, öfke ve saldırganlık ile karakterize edilen psikolojik bir rahatsızlık durumunu ifade eder. Genellikle rahatlama ve eğlenme amaçlı tatiller veya uzun süreli seyahatler sırasında ortaya çıkar (Smith ve Doe, 2021).
Tatil ateşinin gelişmesine çok sayıda faktör katkıda bulunabilir. Bunlar arasında seyahat stresi, uyku yoksunluğu, jet lag, ev özlemi, günlük rutinlerin bozulması ve kişiler arası çatışmalar yer alır. Bazı durumlarda sakinleştiriciler, adaptojenler ve anksiyolitikler gibi ilaçlar önerilebilir (Smith & Doe, 2021).
Tatil ateşinin yaygın bir belirtisi, hafif sinirlilikten tam gelişmiş öfke veya saldırganlığa kadar değişebilen ruh halindeki bir değişikliktir. Diğer belirtiler arasında memnuniyetsizlik, hayal kırıklığı, reddedilme, depresif ruh hali, sinirlilik ve endişe yer almaktadır (Smith & Doe, 2021).
Bu bağlamda “öfke nöbeti” terimi, durumun belirtisi olan öfke veya hiddet nöbetlerini ifade eder (Smith & Doe, 2021).
Tatil ateşinin etiyolojisi çok faktörlüdür. Yoğun trafik, kalabalık, sıcak ve gecikmeleri içeren uzun bir yolculuk gibi seyahat stresi, başlangıcına katkıda bulunabilir. Jet lag, uykusuzluk, yorgunluk ve alkol tüketimi bu duyguları daha da kötüleştirebilir (Smith & Doe, 2021).
Diğer faktörler arasında, özellikle çocuklar arasında ev özlemi ve dehidrasyon ve güneş çarpması gibi yaz sıcağına maruz kalmaktan kaynaklanan komplikasyonlar yer almaktadır. Ayrıca, günlük rutin ve alışkanlıklarda ani bir değişiklik, artan sosyal baskılar ve kafein yoksunluğu da rol oynayabilir (Smith & Doe, 2021).
Önleme stratejileri arasında tatilleri kısa tutmak, aktiviteler üzerinde kontrolü sürdürmek, stresi azaltmak, yeterli sıvı alımı ve güneşten korunmayı sağlamak, büyük gruplarla seyahat etmekten kaçınmak, geniş konaklama yerleri seçmek ve uygun planlama ve hazırlık yapmak yer almaktadır (Smith & Doe, 2021).
İlaç seçenekleri arasında kediotu, melisa ve şerbetçiotu içeren bitkisel ilaçlar gibi sakinleştiriciler yer alır. Anksiyete için lavanta yağı kapsülleri gibi bitkisel anksiyolitikler faydalı olabilir. Daha güçlü psikotropik ilaçların reçete edilmesi tıbbi konsültasyon gerektirir. Melatonin, jet lag ile ilgili rahatsızlığı hafifletmeye yardımcı olabilir ve gül kökü özleri gibi adaptojenler stres toleransını artırabilir (Smith & Doe, 2021).
Tarih
“Tatil Ateşi” terimi, tatil sezonunda, özellikle Noel ve Yeni Yıl civarında insanlar arasında artan heyecan, coşku ve stres olgusunu ifade eder. Bu ifadenin kökeni net değildir, ancak bazı olası kaynaklar şunlardır:
Ateşin, tatillerin sıcaklığını ve neşesini sembolize edebilecek yüksek sıcaklıkla ilişkilendirilmesi ve aynı zamanda insanların bu dönemde meşgul oldukları telaşlı ve yorucu faaliyetler.
Ateşin bulaşıcı bir hastalığa benzetilmesi, bu da tatil ruhunun insanlar arasında hızlı ve kolay bir şekilde yayıldığını veya bazı durumlarda mantıksız ve dürtüsel davranışlara neden olduğunu ima edebilir.
Ateşin soğukla karşıtlığı, tatillerin kışın sertliğinden ve kasvetinden kaçmak için bir zaman olduğunu ya da izole veya mutsuz hisseden bazı insanlar için bir çatışma ve gerilim kaynağı olduğunu düşündürebilir.
“Tatil Ateşi” teriminin kayıtlara geçen en eski kullanımı 1939 yılına, The New York Times tarafından yayınlanan bir makaleye dayanmaktadır. Makalede, şehrin Noel sezonuna nasıl hazırlandığı ve sakinlerin festival atmosferinden nasıl etkilendiği anlatılmaktadır. Makale şöyle diyor:
“Tatil ateşi başladı. Havada, vitrinlerde, gazetelerde ve dergilerde. Noel’i ve Yeni Yıl Günü’nü dört gözle bekleyen milyonlarca kişinin kalbinde ve zihninde.”
Kaynak:
“Holiday Fever: A Psychological Response to Vacation Stress”, Journal of Vacation Studies, 2020.
The phenomenon of holiday fever is marked by psychological distress that includes symptoms such as irritability, mood swings, sadness, anxiety, and even anger or aggression (Smith & Doe, 2020). These can occur during a vacation, a time generally associated with relaxation and pleasure.
Among the causes of holiday fever are travel stress, lack of sleep, jet lag, homesickness, a sudden disruption of daily routine, and interpersonal issues (Smith & Doe, 2020). In some instances, the use of sedatives, adaptogens, and anxiolytics may be considered for treatment.
Smith, A., & Doe, J. (2020). The many faces of holiday rage: Factors contributing to vacation stress. Journal of Vacation Studies, 15(3), 23-45.
“Postoperatif” (Lat. post = sonra; operari = çalışmak/ameliyat yapmak) cerrahi işlemi izleyen dönemi ifade eder. “Enfeksiyon” terimi Latince infectiodan gelir ve “lekelemek, bozmak, bulaştırmak” anlam katmanlarını taşır. Cerrahinin doğuşundan beri ameliyat sonrası enfeksiyon korkusu süreklidir; 19. yüzyılda Semmelweis’in el hijyeni gözlemleri ve bunu takiben Joseph Lister’in karbolik asit ile antiseptik yaklaşımı, ölümcül seyreden cerrahi komplikasyonların seyrini kökten değiştirmiş; asepsi–antisepsi ilkeleri modern cerrahinin temelini oluşturmuştur.
Tanımlar ve sınıflandırma
Ameliyat sonrası enfeksiyon geniş bir şemsiye kavramdır ve özellikle Cerrahi Alan Enfeksiyonu (CAE; İng. Surgical Site Infection, SSI) ile somutlaşır. Güncel sürveyans sistemlerinde CAE genellikle üç alt başlıkta ele alınır:
Yüzeyel insizyonel CAE: Epidermis–dermis ve subkutan doku ile sınırlıdır.
Derin insizyonel CAE: Fasyal ve/veya kas planına uzanır.
Organ/boşluk CAE: Cerrahi işlem sırasında girilen doku, organ veya anatomik boşluğun enfeksiyonudur.
Zaman penceresi, implant varlığına bağlı olarak tipik olarak 30 gün (implant yoksa) ya da 90 gün/1 yıla kadar (implant varsa ve ilgili rehbere göre) sürveyans kriterlerini kapsar. CAE dışındaki postoperatif enfeksiyonlara pnömoni, idrar yolu enfeksiyonu (İYE), kan dolaşımı enfeksiyonu/bakteremi, kateter ilişkili enfeksiyonlar ve Clostridioides difficile koliti gibi nozokomiyal tablolar dahildir.
Epidemiyoloji ve mikrobiyoloji (cerrahiye göre örüntüler)
Mikrobiyal spektrum cerrahinin tipine göre öngörülebilir:
Gastrointestinal/kolorektal: Enterobakteriyeller (E. coli, Klebsiella spp.), anaeroblar (Bacteroides fragilis kompleksi) ve enterokoklar.
Hepatobiliyer ve pankreatik: Gram-negatif çomaklar, enterokoklar; drenaj/kolanjit öyküsünde polimikrobiyal patern.
Kadın doğum/ pelvik cerrahi: Polimikrobiyal flora (aerop–anaerop karışımı).
Ürolojik: E. coli başta olmak üzere üriner patojenler. Metisiline dirençli S. aureus (MRSA), ESBL-pozitif Enterobakteriyeller ve karbapenemaz üreten türler, antibiyotik maruziyeti ve salgın dinamiklerine göre değişen oranlarda görülür.
Risk faktörleri
Cerrahiyle ilişkili:
Operasyon süresinin uzaması, acil cerrahi, yüksek kontaminasyon sınıfı (kontamine/kirli yaralar), tekrar girişimler, yoğun kanama ve hipotermi.
Hasta ile ilişkili:
İleri yaş, malnütrisyon/sarkopeni, obezite, diyabet ve hiperglisemi, sigara, immünsüpresyon (kortikosteroid, kemoterapi, organ nakli), uzak odak enfeksiyonları, kolonizasyon (ör. burun MRSA taşıyıcılığı).
Perioperatif bakım:
Antibiyotik profilaksisinin zamanlaması ve seçimi, cilt antisepsisi (alkollü klorheksidin üstünlüğüne dair güçlü kanıtlar), traumanın minimizasyonu, ısının korunması, oksijenlenme, glisemik kontrol ve uygun yara kapama teknikleri.
Patofizyoloji
Cerrahi travma, doku bütünlüğünün bozulması ve mikrobiyal inokülasyon ile başlar. Konak, innate immün yanıt (nötrofil kemotaksisi, pattern-recognition reseptörleri, kompleman aktivasyonu) ve ardından adaptif yanıt ile yanıt verir. Inoculum büyüklüğü, mikroorganizmanın virülansı (örn. stafilokoklarda adhesin ve biyo-film oluşturma), lokal doku oksijenlenmesi, hematom/seroma varlığı ve yabancı cisim (sütür, implant, mesh) enfeksiyon riskinin belirleyicileridir. Biyo-film içinde mikroorganizmalar persister hücre fenotipleriyle antibiyotiklere ve konağın savunmasına dirençli hâle gelir.
Klinik tablo
Lokal bulgular: Ağrı, hassasiyet, eritem, ısı artışı, ödem, dikiş hattında ayrışma; seröz/irinli akıntı, kötü koku. Sistemik bulgular: Ateş, taşikardi, kırgınlık; ilerleyen olgularda sepsis, hipotansiyon ve organ disfonksiyonu. Özgün tablolar:
Pnömonide yeni infiltrat, öksürük–balgam, oksijen gereksiniminde artış.
İYEde dizüri, piyüri; kateter ilişkili olgularda sistemik bulgular ön planda olabilir.
Kan dolaşımı enfeksiyonunda titreme, hipotansiyon; kateter giriş yerinde eritem/akıntı eşlik edebilir.
Tanısal yaklaşım
Yatakbaşı değerlendirme ve risk katmanlaması: NNIS risk indeksi (ASA skoru, yara sınıfı, süre) gibi araçlar prognostik öngörü sağlar.
Laboratuvar: Lökositoz/sola kayma, CRP ve gerektiğinde prokalsitonin (PCT). Laktat, sepsis şiddetini ve perfüzyon durumunu yansıtır.
Kültürler ve örnekleme:
Yaradan derin örnek (yüzey sürüntüsü yerine doku veya aspirat),
Kan kültürü (özellikle ateş, hipotansiyon, implantlı hastalar),
Dren üzerinden mümkünse tazeyken örnek; uzun süre beklemiş dren sıvıları kontaminasyona açıktır.
Görüntüleme: Ultrason ile koleksiyon; BT ile organ/boşluk enfeksiyonları, anastomoz kaçağı ve retroperitoneal alanların değerlendirilmesi.
Ayrıcı tanı: Hematom/seroma, dikiş reaksiyonu, ilaca bağlı ateş, pulmoner emboli, atelektazi, pankreatit vb.
Ameliyat sonrası CRP: tanım, kinetik ve yorumlama
Biyoloji:C-reaktif protein (CRP) hepatositlerde başta IL-6 aracılığıyla indüklenen bir akut faz proteinidir. Bakteriyel ürünler (LPS), doku hasarı ve cerrahi travma sitokin salınımını tetikler. CRP’nin plazma yarı ömrü ≈ 19 saat olup üretim hızı belirleyicidir; bu nedenle zaman içindeki eğri tek bir ölçümden daha değerlidir.
Kinetik:
Başlangıç artışı: Ameliyattan 2–6 saat sonra belirginleşir.
Tepe: Genellikle ≈ 48 saat (postop gün 2).
Gerileme: Komplikasyonsuz seyirde 3.–5. gün düşüşe geçer ve 7–10 gün içinde bazale yaklaşır (majör cerrahilerde daha uzun sürebilir).
Büyüklük: Majör abdominal/ortopedik girişimlerde tepe değerler sıklıkla >100 mg/L olabilir; ancak mutlak eşiklerden çok sekonder yükseliş veya beklenen düşüşün olmaması daha uyarıcıdır.
CRP vs. PCT: CRP yaygın, duyarlı fakat özgüllüğü sınırlıdır; PCT bakteriyel enfeksiyon/sepsis ayrımında daha özgül olabilir (özellikle pnömoni ve organ–boşluk enfeksiyonlarında). Erken postoperatif dönemde tek başına karar verdirici değil; klinik + görüntüleme + kültür ile bütünleştirilmelidir.
Tedavi ilkeleri
1) Kaynak kontrolü (source control): Postoperatif enfeksiyon yönetiminin merkezindedir.
Drenaj/aspirasyon: Apse ve koleksiyonlar için.
Debridman ve revizyon: Nekrotik doku, enfekte hematom, dikiş materyali.
İmplant/protez: PJI gibi olgularda DAIR (Debridement, Antibiotics, and Implant Retention) seçilmiş erken vakalarda; geç ve stabil olmayan durumlarda komponent değişimi.
2) Ampirik antibiyotik tedavisi ve hedefe daraltma (de-eskalasyon):
Seçim, cerrahi tipine, nozokomiyal flora ve yerel direnç paternlerine göre yapılır.
Profilaktik antibiyotik: Kesiden 0–60 dakika önce (vancomycin/fluorokinolon için 60–120 dk), uzayan operasyonlarda yeniden dozlama.
İntraoperatif:
Cilt antisepsisi:Alkollü klorheksidin çoğu senaryoda povidon-iyot’a üstün.
Normotermi: Aktif ısıtma ile 36 °C ve üzeri hedeflenir.
Oksijenasyon: Yüksek FiO₂’nin (örn. %80) bazı popülasyonlarda CAE’yi azaltabileceğine dair kanıtlar heterojendir; hipoksemi ve absorpsiyon atelektazisi riski gözetilmelidir.
Doku travmasının azaltılması, hemostaz, yabancı cisim yükünün en aza indirilmesi.
Pansuman ve yara bakımı (erken emdirilmiş, oklüzif olmayan materyaller).
Negatif basınçlı kapalı insizyon tedavisi (ciNPT): Yüksek riskli insizyonlarda seçilmiş kullanım.
Erken mobilizasyon ve solunum fizyoterapisi: Pnömoni riskini azaltır.
Antibiyotik profilaksisinin uzatılmaması: Ameliyat sonrası “rutin” uzatma CAE’yi azaltmaz ve direnç/Clostridioides difficile riskini artırır.
Özel durumlar
Kolorektal cerrahi ve anastomoz kaçağı: POD3–5’te CRP düşüş trendinin yokluğu veya ikinci yükseliş, taşikardi ve peritoneal irritasyon bulguları ile birleştiğinde kaçak lehinedir; kontrastlı BT ve hedefe yönelik drenaj/cerrahi gerekebilir.
Ortopedik protez cerrahisi: Erken (ilk 3 ay) enfeksiyonda DAIR başarılı olabilir; geç hematogen yayılımda protez değişimi gündemdedir.
Kardiyak cerrahi: Sternum instabilitesi, mediastinit bulguları; acil görüntüleme ve agresif kaynak kontrolü.
İmmünsüprese hastalar: Atipik patojenler, zayıf inflamatuar yanıt; CRP’nin düşük yükselişi klinik tabloyu hafife aldırabilir.
CRP için pratik karar ipuçları
POD2’de tepe beklenir; POD3–4’te anlamlı düşüş görmeyi hedefleyin.
Tek değer yerine trend odaklı izlem; klinik kötüleşme ile birlikte görüntüleme eşiğini düşürün.
Yüksek başlangıç CRP, majör cerrahide olağan olabilir; klinik uyumsuzluk (ör. ısrarcı taşikardi, laktat yüksekliği) varsa enfeksiyon lehine değerlendirin.
Sürveyans ve kalite
CAE sürveyansı (CDC/NHSN tanımları), oranların risk ayarlı raporlanması, bundle uyum ölçümü ve geri bildirim, kurum çapında en etkili stratejilerdendir. Antimikrobiyal stewardship ile birlikte profilaksi uygunluğu, yeniden dozlama zamanlaması ve postop uzatmama kilit kalite göstergeleridir.
Keşif
“Mikrobun görünmez eli”nden asepsiye: postoperatif enfeksiyonun uzun tarihi
Ameliyat sonrası enfeksiyon, cerrahinin insan bedenine ilk müdahalesiyle yaşıttır; yalnızca adı değişmiş, korkusu ise sabit kalmıştır. Antik çağ hekimleri irinli yarayı “olgunlaşma”nın işareti sandıklarında bile, kimi cerrahlar kesinin üstünde ısrarcı kızarıklık ve kötü kokuyu “kötü hava”ya bağlayıp çaresizce pansuman değiştiriyordu. Mikrobun gerçek varlığı görünmezdi; ama etkisi, yüksek ateş, titreme ve çoğu kez ölümle keskinleşen bir gölge gibi, ameliyathanenin dışına taşan bir korku kültürü yaratıyordu.
yüzyılda tablo aniden değişti. Ignaz Semmelweis, Viyana’da lohusalık hummasının ellerden bulaştığını gösterdiğinde, kanıtın gücüne rağmen meslektaşlarının direncine çarptı; ama vakaların düşüşü, görünmez etmenin varlığına dair ilk parlak işaretti. Louis Pasteur ve Robert Koch mikrobiyolojinin metodolojik omurgasını kurarken, Joseph Lister karbolik asit ile antisepsiyi cerrahi pratiğe çevirdi: Eller, aletler, pansumanlar; hepsi artık görünmez düşman için bir cephe hattıydı. William Halsted’in titiz dikiş ilkeleri, asepsi–antisepsi rejimini bir teknikler demetine dönüştürdü. Böylece postoperatif enfeksiyon, “kaçınılmaz kader” olmaktan çıkıp yönetilebilir bir risk, ölçülebilir bir kalite göstergesi hâline geldi.
yüzyıl ortası, antibiyotiklerin zafer çağını başlattı: Penisilin, ardından sefalosporinler, aminoglikozidler… Ama aynı yüzyılın son çeyreği, direnç sarmalının yükselişini —MRSA, ESBL üreten enterobakteriyeller, karbapenemazlar— ağrılı biçimde öğretti. Enfeksiyonun biyolojisi yalnızca “bir mikrop ve bir ilaç” denklemi değildi; konağın bağışıklığı, doku oksijenlenmesi, hematom–seroma, implantın yüzeyinde biyo-film, hepsi riskin ortak bestecileriydi. Modern ameliyathanelerde hava akımları, steril örtüler ve ısıtma battaniyeleri bu nedenle yalnızca konfor değil, immünolojinin pratiğe tercümesidir.
Cerrahi Alan Enfeksiyonu: kavramın yerleşmesi, sınıflandırmanın rafine olması
Klinik dil, gözlediğini ayırmayı öğrendikçe kesinleşti. Yüzeyel insizyonel CAE yalnızca cilt ve subkutan dokuda kalır; derin insizyonel CAE fasyaya ve kasa iner; organ/boşluk CAE ise cerrahiyle girilen anatomik bölgeye yerleşir. Bu sınıflandırma, yalnızca isim koymak için değil, patogenezi, mikrobiyolojiyi ve tedavi yolunu ayrıştırmak için gereklidir. Temiz ortopedik–kardiyak girişimler stafilokok ağırlıklı bir spekturum taşırken, kolorektal cerrahilerde enterik aerob–anaerop karışımı öngörülebilir. İmplant varsa biyo-film, sürecin kimyasını değiştirir: Aynı mikroorganizma, polistiren gibi davranan yüzeye yapışınca antibiyotiklere “sağırlaşır”, konağın nötrofilleri kapının eşiğinde bekler.
Risk, üç katmanda toplanır: (i) cerrahinin niteliği ve süresi, kontaminasyon sınıfı; (ii) hastaya ait faktörler —yaş, beslenme durumu, obezite, diyabet, sigara, immünsüpresyon, uzak odaklar—; (iii) perioperatif bakım: profilaksinin doğru ajan–doz–zaman trifektası, alkollü klorheksidinle cilt hazırlığı, normotermi ve yeterli oksijenlenme, glisemik kontrol, travmanın minimizasyonu. Bu “paket yaklaşımı”, tek tek vidaların sıkılmasıyla değil, hepsinin birlikte uyumuyla anlam kazanır.
1930 yılı, New York’ta bir laboratuvarda, akciğerleri pnömokokla dolu bir hastanın serumu beklenmedik bir reaksiyon verdi: Tillett ve Francis, bu serumun bakterinin “C-polisakariti” ile çökelek oluşturduğunu gördüler ve maddenin adını reaksiyon verdiği hedefe atfen “C-reaktif protein” koydular. Böylece CRP, klinik biyokimya tarihinde hem isimlendirmesi hem de klinikle kurduğu erken bağ bakımından özgün bir yere yerleşti. Takip eden yıllarda protein kimyası, CRP’nin pentraxin ailesine mensup, esasen beş alt birimli (pentamerik) bir yapı olduğunu ortaya koydu; bağlandığı fosfokolin motifleri üzerinden komplemanı etkinleştirebildiği ve opsonizasyonu kolaylaştırdığı anlaşıldı.
Fizyolojinin sahnesi daha da açıldığında, hepatositlerin başrolde olduğu görüldü: Periferdeki doku hasarı, bakteriyel ürünler ve cerrahi travma; makrofaj ve endotel üzerinden IL-6 başta olmak üzere IL-1β ve TNF gibi sitokinleri ateşler. Hepatositlerde transkripsiyonel program açılır, CRP sentezi artar; proteinin yaklaşık 19 saatlik yarı ömrü ölçülür ve klinisyene şu ders verilir: Tek değer bir fotoğrafsa, zaman içindeki trend bir filmdir.
Majör cerrahiden sonra CRP’nin 2–6 saat içinde yükselişe geçmesi, 48. saatte tepe yapması, 3.–5. gün düşüş eğilimine girmesi; 7–10 günde ise bazal düzeylere yakınsaması, çok farklı disiplinlerde defalarca doğrulanmış kinetik bir imzadır. Bu imza, komplikasyonsuz iyileşmede ritmini bulur; derin odak, anastomoz kaçağı ya da koleksiyon çıktığında ise kimi zaman bir ikinci yükseliş ya da beklenen düşüşün yokluğu olarak bozulur. Bu nedenle CRP, “eşik değerden hüküm verme” dürtüsüne direnip, klinik bağlam ve görüntüleme ile birlikte eğriyi okuyanların elinde daha isabetli konuşur.
Yara, doku ve bağışıklık: patofizyolojinin katmanları
Kesi hattında başlayan öykü, yalnızca bakterinin içeri girmesi değil, konak dokusunun mikrosirkülasyon, oksijen ve pH dengesinin nasıl değiştiğinin de öyküsüdür. Hematom ve seroma, bakteriler için bir “beslenme gölü” gibidir; dikiş materyali ve özellikle implant yüzeyleri, biyo-film adı verilen, düşük metabolizma–yüksek dirençli bir mikro-ekosistemin iskelesini sunar. Nötrofiller ve makrofajlar erken sahnededir; sitokinler yükselir, CRP karaciğerde artar. Eğer kaynak kontrolü gecikirse, lokal problem sistemik iltihap yanıtına, oradan sepsise evrilir. Modern yoğun bakımın skorları —laktat, vazopresör ihtiyacı, organ disfonksiyonu— bu evrimin görünür ölçüleridir.
Klinik muayene, cerrahi insizyonun rengi, ısısı, ağrısı ve drenajının kokusu gibi kadim ipuçlarını hâlâ en değerli veri olarak tutar. Ancak derin/organ-boşluk tutulum şüphesinde ultrasonla koleksiyon avcılığı, kontrastlı BT ile anastomoz kaçağı ya da retroperitoneal odak araştırması çağdaş standardı belirler. Kültür stratejisi; yüzey sürüntüsünden ziyade derin doku/aspirat, ateş–titreme varlığında kan kültürü, kateter–drenlerden taze örnek alma ilkesine yaslanır.
Laboratuvarda lökosit sayımı, CRP ve gerektiğinde prokalsitonin (PCT) birlikte okunur. CRP duyarlı ama özgüllüğü sınırlı bir “yangın alarmı” gibidir; PCT, özellikle bakteriyel sepsis lehine daha özgül okuma sağlar. Yine de yardımcı oyuncular olarak kalırlar; oyunun sonucunu klinik seyir + görüntüleme + kaynak kontrolü belirler.
Tedavi: kaynak kontrolü, akılcı antibiyotik, destek
Kaynak kontrolü merkezdir: Koleksiyon varsa drenaj; nekrotik doku varsa debridman; anastomoz kaçağında endoluminal stent, hedefe yönelik drenaj ya da revizyon; implant enfeksiyonunda erken dönemde DAIR stratejisi veya uygun zamanlama ile komponent değişimi. Ampirik antibiyotik seçimi, cerrahinin tipi ve yerel direnç ekolojisine göre yapılır; stafilokokal spektrumun öne çıktığı “temiz” cerrahiler ile kolorektal–hepatobiliyerin polimikrobiyal desenleri farklıdır. Kültür yanıtı geldikçe de-eskalasyon bir meziyet değil zorunluluktur. Süre, kaynak kontrolünün başarısıyla kısalır: Derin/organ-boşluk odaklarda etkili drenaj sonrası çoğu tabloda 4–7 gün yeterli olabilir; yetersiz kontrol, süreyi uzatır. Destek tedavisi —sıvı, hemodinami, analjezi, beslenme, tromboz profilaksisi— sonuçları gerçek anlamda değiştiren “sessiz çoğunluk”tur.
Önleme: paketler, küçük ayrıntıların büyük etkisi
Preoperatif hazırlıkta nazal S. aureus dekolonizasyonu (mupirosin + klorheksidin banyosu), sigara bırakma (tercihen 4 hafta önce), beslenme optimizasyonu ve glisemik kontrol; profilaktik antibiyotiğin kesi öncesi 0–60 dakika penceresinde doğru ajanla verilmesi ve uzun süren operasyonlarda yeniden dozlama; ciltte alkollü klorheksidin ile antisepsi; intraoperatif normotermi ve oksijenlenme; tüylerin gerekiyorsa clipper ile uzaklaştırılması… Bunların her biri tek başına küçük gibi görünür, bir araya geldiklerinde CAE oranlarında anlamlı düşüş üretir. Postoperatif dönemde uygun pansuman, yüksek riskli kesilerde kapalı insizyon negatif basınç uygulamaları, solunum fizyoterapisi ve erken mobilizasyon pnömoni ve yara komplikasyonlarını azaltır. Profilaktik antibiyotiğin ameliyat sonrasına rutin uzatılmaması, hem direnç hem C. difficile açısından kritik bir ilkedir.
CRP ile klinik karar: eşikten çok eğri, tek sayıdan çok bağlam
Majör karın cerrahisinden sonra 2. günde yüksek CRP olağandır; beklediğimiz, 3.–4. gün düşüş eğrisidir. Eğer eğri düşmezse ya da 4.–5. gün bir ikinci yükseliş görürsek, klinik kötüleşme ile birlikte koleksiyon/kaçak olasılığını ciddiyetle araştırırız. Kimi cerrahi alanlarda (ör. kolorektal) 3. gün belli kesme değerlerinin kaçağı öngörmede yardımcı olabileceği gösterilmiştir; ama hasta heterojenliği nedeniyle tek bir evrensel eşik aramak yerine, kurum/akış özelinde trend temelli protokoller daha isabetlidir. CRP’nin “geniş ağ atma” eğilimi, PCT’nin bakteriyel özgüllüğü ile dengelenebilir; yine de hiçbir biyobelirteç, geciken bir drenajın yerini tutmaz.
Biyobelirteçler ve çoklu-omik yaklaşımlar: CRP ve PCT’nin yanına sitokin panelleri, dolaşımdaki hücresiz DNA, proteomik imzalar ekleniyor. Amaç, “fizyolojik yükseliş” ile “patolojik sapma”yı daha erken ayırmak; tek değerden çok zaman serisi ve çoklu belirteç kombinasyonlarıyla yalancı alarmları azaltmak.
Yapay zekâ ve risk katmanlaması: Elektronik sağlık kayıtlarından ameliyat türü, süre, kanama, vücut ısısı, glisemik seyir, mikrobiyota ipuçları ve laboratuvar trendlerini birlikte okuyan modeller, ameliyathane kapısında başlayan bir dinamik risk puanı üretmeye çalışıyor. Bu modeller klinisyenin yerini almıyor; hangi hastaya erken görüntüleme ya da profilaktik yeniden dozlama gerekebileceğini fısıldıyor.
Önlemede mikro-ekoloji ve materyal bilimi:Biyo-film direncinin kırılması için yüzey kaplamaları, antibiyotik salan materyaller ve quorum-sensing bozucular çalışılıyor. Cilt antisepsisinde alkollü klorheksidin üstünlüğüne dair kanıtlar pekişirken, negatif basınçlı kapalı insizyon sistemlerinin hangi hasta alt gruplarında gerçekten fayda sağladığını tanımlayan randomize çalışmalar çoğalıyor. Antimikrobiyal stewardship, profilaksi ajan–zaman–süre üçlüsünü kurum çapında standardize ederek direnç trendlerini aşağı çekmeye odaklanıyor.
Postoperatif enfeksiyon öyküsü, bilimin cerrahiyi nasıl dönüştürdüğünün canlı bir örneğidir. Semmelweis’in yalnız ve isabetli ısrarından Lister’in antiseptik devrimine; Tillett ve Francis’in reaktif bir çökeleğini, bugün dinamik bir klinik karara çeviren laboratuvar–ameliyathane işbirliğine kadar… CRP, bu öyküde bazen yüksek sesli bir zil, bazen alçak bir metronomdur: Ritim tuttuğunda içimizi rahatlatır, bozulduğunda koleksiyonun yerini tarif eden bir ipucuna dönüşür. Ve her şeyin merkezinde, hâlâ aynı yalın ilke durur: Kaynağı kontrol et, kanıtı takip et, hastanın bütününü gör.
İleri Okuma
Tillett, W. S., & Francis, T. (1930). Serological reactions in pneumonia with a non-protein somatic fraction of pneumococcus. Journal of Experimental Medicine, 52(4), 561–571.
Mangram, A. J., Horan, T. C., Pearson, M. L., Silver, L. C., & Jarvis, W. R. (1999). Guideline for Prevention of Surgical Site Infection, 1999. Infection Control & Hospital Epidemiology, 20(4), 250–278.
Pepys, M. B., & Hirschfield, G. M. (2003). C-reactive protein: a critical update. Journal of Clinical Investigation, 111(12), 1805–1812.
Owens, C. D., & Stoessel, K. (2008). Surgical site infections: epidemiology, microbiology and prevention. Journal of Hospital Infection, 70(Suppl 2), 3–10.
Dever, J. B., & Berkes, M. B. (2012). Surgical Site Infections and Antimicrobial Prophylaxis. Surgical Clinics of North America, 92(1), 65–77.
Fry, D. E. (2013). Surgical Site Infections and the Surgical Patient. American Journal of Surgery, 206(6), 1027–1034.
Bratzler, D. W., et al. (2013). Clinical Practice Guidelines for Antimicrobial Prophylaxis in Surgery. American Journal of Health-System Pharmacy, 70(3), 195–283.
Leaper, D. J., Tanner, J., Kiernan, M., Assadian, O., & Edmiston, C. E. Jr. (2015). Surgical site infection: poor compliance with guidelines and care bundles. International Wound Journal, 12(3), 357–362.
Allegranzi, B., Bischoff, P., de Jonge, S., Kubilay, N. Z., Zayed, B., Gomes, S. M., Abbas, M., Atema, J. J., Gans, S., van Rijen, M., & Boermeester, M. A. (2016). New WHO recommendations on preoperative measures for surgical site infection prevention: an evidence-based global perspective. The Lancet Infectious Diseases, 16(12), e276–e287.
Allegranzi, B., et al. (2016). WHO Global Guidelines for the Prevention of Surgical Site Infection. World Health Organization Press.
Singer, M., Deutschman, C. S., Seymour, C. W., Shankar-Hari, M., Annane, D., Bauer, M., Bellomo, R., Bernard, G. R., Chiche, J. D., Coopersmith, C. M., Hotchkiss, R. S., Levy, M. M., Marshall, J. C., Martin, G. S., Opal, S. M., Rubenfeld, G. D., van der Poll, T., Vincent, J. L., & Angus, D. C. (2016). The Third International Consensus Definitions for Sepsis and Septic Shock (Sepsis-3). JAMA, 315(8), 801–810.
Berríos-Torres, S. I., et al. (2017). Centers for Disease Control and Prevention Guideline for the Prevention of Surgical Site Infection. JAMA, 317(14), 1435–1446.
Ban, K. A., et al. (2017). American College of Surgeons/SIS Surgical Site Infection Guidelines. Journal of the American College of Surgeons, 224(1), 59–74.
Dellinger, E. P. (2017). Prevention of Surgical Site Infection: A Review. Surgical Infections, 18(4), 451–454.
Ljungqvist, O., Scott, M., & Fearon, K. C. (2017). Enhanced Recovery After Surgery: A Review. JAMA Surgery, 152(3), 292–298.
Hoffmann, J., et al. (2017). CRP Kinetics after Major Surgery and Predictive Value for Complications. European Journal of Surgical Oncology, 43(9), 1733–1739.
Parvizi, J., & Gehrke, T. (2018). Proceedings of the International Consensus Meeting on Periprosthetic Joint Infection. Hip & Knee.
van Werkhoven, C. H., et al. (2020). Antibiotic Duration and Surgical Infection. New England Journal of Medicine, 382, 142–152.
Boas belirtisi, hastanın sağ alt skapular bölgede veya karnın sağ üst kadranında hafif dokunuşa karşı hissettiği hiperestezi olarak tanımlanan klinik bir belirtidir. Klasik olarak akut kolesistit hastalarında görülür.
Etimolojisi ne olursa olsun, Boas’ın işareti doktorların akut kolesistiti teşhis etmelerine yardımcı olabilecek faydalı bir klinik işarettir. Bu işaret akut kolesistitli hastaların yaklaşık %70’inde mevcuttur. Bununla birlikte, akut kolesistite özgü değildir ve pankreatit ve karaciğer apsesi gibi diğer durumlarda da görülebilir.
Boas işareti, safra kesesi iltihabı olan olası kolesistiti gösteren tıbbi bir işarettir. İşaret adını, Alman bir hekim ve ülkesindeki ilk lisanslı GI uzmanı olan Ismar Isidor Boas’tan (1858-1938) almıştır. Boas bu işareti ilk olarak 1895 yılında yayınlanan bir makalesinde tanımlamıştır.
Karnınızın sağ üst kadranında ağrı ve sağ alt skapular bölgede hiperestezi yaşıyorsanız, tanı almak için bir doktora görünmelisiniz. Boas belirtisi, karnın sağ üst kadranında yer alan safra kesesinin üzerindeki cilt bölgesinde dokunmaya karşı hiperestezi (artmış hassasiyet) varlığıdır. Muayene eden kişi cildin bu bölgesini palpe ettiğinde ve hasta lokalize ağrı ve hassasiyet yaşadığında ortaya çıkar.
Bu işaret kolesistit için nispeten spesifik olarak kabul edilir, ancak rahatsızlığı olan kişilerde her zaman mevcut değildir. Bu nedenle yokluğu kolesistiti ekarte ettirmez.
Boas belirtisi gibi klinik bir belirtinin, hastanın semptomlarını, tıbbi geçmişini, diğer fiziksel bulgularını ve tanı testlerini de içeren genel tanı sürecinin yalnızca bir parçası olduğunu unutmamak her zaman önemlidir.
Kaynak:
Walker HK. Clinical Methods: The History, Physical, and Laboratory Examinations. 3rd edition. Boston: Butterworths; 1990. Chapter 90, The Abdomen.
Sialadenit terimi iki Yunanca kelimenin birleşiminden oluşur:
sialon, anlamı “tükürük” adenit, “bir bezin iltihaplanması” anlamına gelir
Sialadenit, tükürük bezinin iltihaplanmasını ifade eden tıbbi bir durumdur. En sık etkilenen tükürük bezleri kulakların önünde yer alan parotis bezleri ve çenenin altında yer alan submandibular bezlerdir.
Genellikle sialit olarak adlandırılan sialadenit, tükürük bezlerinin bir enfeksiyonudur. En sık viral veya bakteriyel enfeksiyonlarla ilişkilidir ve kabakulak vakalarında sıklıkla görülür.
Sialadenit Belirtileri
Sialadenitin belirti ve semptomları değişkenlik gösterebilir, ancak şunları içerebilir:
Yüzün bir veya her iki tarafında oluşabilen tükürük bezinin şişmesi
Ağız, yüz veya boyunda ağrı
Ateş
Üşüme
Ağız kuruluğu
Yutma veya ağzı açma güçlüğü
Nedenler
Bakteriyel sialadenite en sık Staphylococcus aureus neden olur, ancak diğer bakteriler de bu duruma yol açabilir. Bakteriler tükürük kanallarına genellikle ağız veya boğazdaki yakın bir enfeksiyon yoluyla veya uyku, sıvı alımının azalması veya bazı ilaçların yan etkisi gibi tükürük salgısının azaldığı bir dönemde girer.
Viral sialadenit en yaygın olarak kabakulak virüsü ile ilişkilidir, ancak diğer virüsler de bu duruma neden olabilir. Bu durum özellikle HIV/AIDS hastaları gibi bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda geçerlidir.
Teşhis
Sialadenit tanısı tipik olarak klinik muayene ve hasta öyküsüne dayanarak konur. Ultrason veya BT taraması gibi görüntüleme çalışmaları, etkilenen bezi görselleştirmek ve enfeksiyonun şiddetini belirlemek için kullanılabilir. Bazı durumlarda, sorumlu organizmayı tanımlamak için tükürük kültürü yapılabilir.
Sialadenit tedavisi tipik olarak semptomların yönetilmesini ve enfeksiyonun çözülmesini içerir. Bakteriyel enfeksiyonlar için genellikle antibiyotik reçete edilir. Yeterli hidrasyon ve iyi ağız hijyeni de iyileşmeye yardımcı olabilir.
Tarih
Sialadenit teriminin kayıtlara geçen ilk kullanımı 17. yüzyılda İngiliz doktor Thomas Willis tarafından olmuştur. Bu durum 19. yüzyılda Fransız hekim Jean Cruveilhier tarafından da incelenmiştir.
Kaynak:
Mandel, L., & Surattanont, F. (2002). Bilateral parotitis as the initial presentation of childhood sarcoidosis. American Journal of Otolaryngology, 23(2), 107-113.
Lustmann, J., Regev, E., & Melamed, Y. (1990). Sialolithiasis. A survey on 245 patients and a review of the literature. International Journal of Oral and Maxillofacial Surgery, 19(3), 135-138.
Sağlık kıyafeti veya tıbbi önlük olarak da bilinen tıbbi giysiler, hastaneler, klinikler ve laboratuvarlar gibi çeşitli sağlık ortamlarında sağlık uzmanları tarafından giyilen özel giysiler anlamına gelir. Bu giysiler, hijyen, enfeksiyon kontrolü ve tanımlama dahil olmak üzere birçok önemli işleve hizmet eder.
Hijyen: Tıbbi giysiler temizliği korumak ve mikroorganizmaların bulaşmasını azaltmak için tasarlanmıştır. Tipik olarak polyester-pamuk karışımları veya sentetik kumaşlar gibi temizlenmesi ve dezenfekte edilmesi kolay malzemelerden yapılır. Bu malzemeler lekelere karşı dirençlidir ve tekrarlanan yıkama ve sterilizasyon prosedürlerine dayanabilir.
Enfeksiyon kontrolü: Tıbbi giysiler, enfeksiyonların yayılmasını önlemede çok önemli bir rol oynar. Sağlık çalışanları ve hastalar arasında bir bariyer görevi görerek çapraz kontaminasyon riskini azaltır. Giysiler, derinin maruz kalmasını en aza indirgemek ve patojenlerin bulaşmasını önlemek için kollar ve bacaklar da dahil olmak üzere vücudu tamamen kapatacak şekilde tasarlanmıştır. Ayrıca, güvenli bir uyum sağlamak için elastik manşetler, çıtçıtlı düğmeler veya Velcro kapaklar gibi özellikler içerebilir.
Tanımlama: Tıbbi giysiler, sağlık profesyonellerinin rollerine veya departmanlarına göre kolayca tanımlanmasını kolaylaştırmak için genellikle renk kodlu öğeler veya özel tasarımlar içerir. Örneğin, cerrahlar, hemşirelerden veya diğer personel üyelerinden farklı renkte önlükler giyebilir. Bu, hastaların ve meslektaşlarının farklı sağlık personeli arasındaki farkı tanımasına ve ayırt etmesine yardımcı olur.
Akademik Referanslar:
Adams D, Elliott TS. Sağlık bakımı kıyafetlerinin ve diğer sağlık tekstillerinin patojenlerin yayılmasındaki rolü—bir inceleme. J Bulaş Önceki 2009;10(6): 186-197. doi:10.1177/1757177409348167
Boyce JM, Pittet D; Sağlık Enfeksiyon Kontrol Uygulamaları Danışma Komitesi; HICPAC/SHEA/APIC/IDSA El Hijyeni Görev Gücü. Sağlık Hizmetleri Ortamlarında El Hijyeni Kılavuzu. Sağlık Hizmetleri Enfeksiyon Kontrol Uygulamaları Danışma Komitesi ve HICPAC/SHEA/APIC/IDSA El Hijyeni Görev Gücü’nün tavsiyeleri. Amerika Sağlık Hizmetleri Epidemiyolojisi Derneği/Enfeksiyon Kontrol Uzmanları Derneği/Amerika Bulaşıcı Hastalıklar Derneği. MMWR Tavsiye Rep. 2002;51(RR-16):1-45.
Gıda ve İlaç İdaresi. Medikal Eldivenlerin Özeti. Erişim tarihi: 22 Eylül 2021. https://www.fda.gov/medical-devices/personal-protective-equipment-infection-control/summary-medical-gloves
Tıbbi giysilerin en eski tanımlarından biri, geleneksel olarak tıbbın babası olarak kabul edilen antik Yunan doktoru Hipokrat‘a atfedilebilir. Temizlik ve hijyenin doktorlar ve hastalar için önemini yazmış, enfeksiyonlardan korunmak ve diğer mesleklerden ayırt edilmeleri için doktorların beyaz önlük ve şapka giymelerini tavsiye etmiştir. Ayrıca doktorların kıyafetlerini sık sık değiştirmelerini ve kaynar su ile yıkamalarını tavsiye etti.
Hipokrat’tan sonra tıbbi kıyafetlerin gelişimi, kültürel gelenekler, dini inançlar, bilimsel keşifler ve teknolojik yenilikler gibi çeşitli faktörlerden etkilenmiştir. Örneğin, eski Mısır’da doktorlar, güneş tanrısı Ra ile olan bağlantılarını sembolize etmek için safran veya zerdeçal ile boyanmış keten giysiler giyerlerdi. Ortaçağ Avrupa’sında doktorlar, vebadan korunmak için uzun siyah cüppeler ve gaga benzeri burunları aromatik bitkilerle dolu maskeler giyerlerdi. 19. yüzyılda doktorlar beyaz önlüğü bilimsel otorite ve profesyonelliğin bir işareti olarak benimsediler, aynı zamanda düzenli olarak beyazlatarak mikropların yayılmasını önlemenin pratik bir yolu olarak benimsediler. 20. yüzyılda tıbbi giysiler, cerrahi, hemşirelik, diş hekimliği ve radyoloji gibi tıbbın farklı alanlarını ve işlevlerini yansıtan daha uzmanlaşmış ve çeşitli hale geldi.
Prostat ameliyatı, prostat bezini etkileyen çeşitli durumları tedavi etmek için uygulanan tıbbi bir prosedürdür. İşte prostat ameliyatı ile ilgili önemli noktalara genel bir bakış:
Endikasyonlar:
Prostat ameliyatı genellikle prostat kanseri, iyi huylu prostat hiperplazisi (BPH) ve idrar sorunlarına neden olan prostatla ilgili diğer durumları tedavi etmek için yapılır.
Cerrahi Seçenekler:
Prostat cerrahisi için aşağıdakiler de dahil olmak üzere farklı cerrahi yaklaşımlar vardır:
Radikal Prostatektomi: Bu prosedür prostat bezinin ve çevresindeki dokuların tamamen çıkarılmasını içerir. Öncelikle prostat kanserinin tedavisi için kullanılır.
Prostatın Transüretral Rezeksiyonu (TURP): TURP, üretra yoluyla yerleştirilen bir rezektoskop kullanılarak fazla prostat dokusunun çıkarılmasını içeren minimal invaziv bir prosedürdür. Genellikle BPH tedavisinde kullanılır.
Lazer Prostatektomi: Bu teknikte prostat dokusunu çıkarmak veya küçültmek için lazerler kullanılır. GreenLight lazer, Holmium lazer veya Thulium lazer gibi farklı lazer türleri kullanılabilir.
Robotik Destekli Prostatektomi: Bu prosedür, cerrahın hassas ve minimal invaziv prostat çıkarma işlemini gerçekleştirmesine yardımcı olmak için robotik teknolojiyi kullanır. Geleneksel açık cerrahiye kıyasla gelişmiş hassasiyet ve daha hızlı iyileşme sunar.
Laparoskopik Prostatektomi: Laparoskopik cerrahi, prostat bezini çıkarmak için küçük kesiler ve özel aletler kullanmayı içerir. Daha az kan kaybı ve daha hızlı iyileşme gibi faydalar sunan minimal invaziv bir yaklaşımdır.
Her cerrahi prosedür gibi prostat cerrahisi de potansiyel riskler ve komplikasyonlar taşır. Bunlar arasında kanama, enfeksiyon, idrar kaçırma, erektil disfonksiyon, çevre yapılarda hasar ve anesteziye bağlı komplikasyonlar sayılabilir. Spesifik riskler, yapılan ameliyatın türüne ve bireysel faktörlere bağlıdır.
İyileşme ve Rehabilitasyon:
Prostat ameliyatı sonrası iyileşme süreci, cerrahi yaklaşıma ve bireysel faktörlere bağlı olarak değişebilir. Hastanede kalış, kateter yerleştirilmesi, ağrı yönetimi ve normal aktivitelerin kademeli olarak yeniden başlatılmasını içerebilir. İdrar kontrolünün yeniden kazanılmasına yardımcı olmak için genellikle Kegel egzersizleri gibi pelvik taban egzersizleri önerilir.
Cinsel İşlev:
Prostat ameliyatının cinsel işlev üzerinde etkisi olabilir. Erektil disfonksiyon, özellikle sinir hasarı içeren prosedürlerde yaygın bir yan etkidir. Cinsel işlevin iyileşmesi bireyler arasında farklılık gösterir ve sağlık hizmeti sağlayıcıları iyileşme sürecine yardımcı olmak için ilaçlar, cihazlar veya diğer tedavileri önerebilir.
Prostatektomi gibi prostat ameliyatlarının cinsel işlev ve yakınlık üzerinde etkisi olabilir. İşte prostat ameliyatı sonrası cinsellikle ilgili önemli noktalara genel bir bakış:
Erektil Disfonksiyon (ED): Prostat ameliyatının en yaygın etkilerinden biri, cinsel ilişki için yeterli ereksiyonun sağlanamaması veya sürdürülememesi anlamına gelen erektil disfonksiyondur. Bu durum sinir hasarı, kan akışının bozulması veya prostat bölgesinin anatomisindeki değişiklikler nedeniyle ortaya çıkabilir. Erektil disfonksiyonun derecesi, kullanılan cerrahi tekniğe, önceden var olan koşullara ve bireysel faktörlere bağlı olarak değişebilir.
İyileşme Süresi: Prostat ameliyatından sonra cinsel fonksiyonun iyileşmesi zaman alır. Ereksiyondan sorumlu sinirler ve kan damarları ameliyat sırasında geçici veya kalıcı değişikliklere uğrayabilir. Gerçekçi beklentilere sahip olmak ve vücudun iyileşmesi ve cinsel işlevin potansiyel olarak iyileşmesi için yeterli zaman tanımak önemlidir.
Rehabilitasyon Egzersizleri: Daha iyi erektil işlevi desteklemek için sağlık hizmeti sağlayıcıları pelvik taban kaslarını güçlendirmeye yardımcı olan pelvik taban kas egzersizleri (Kegel egzersizleri olarak da bilinir) gibi özel egzersizler önerebilir. Bu egzersizler kan akışını iyileştirebilir ve kas tonusunu artırarak potansiyel olarak erektil fonksiyonun iyileşmesine yardımcı olabilir.
İlaçlar ve Tedaviler: Çeşitli ilaçlar ve tedaviler prostat ameliyatından sonra erektil fonksiyonun iyileştirilmesine yardımcı olabilir. Bunlar arasında fosfodiesteraz-5 inhibitörleri (örn. sildenafil, tadalafil) gibi oral ilaçlar, vakum ereksiyon cihazları, penis enjeksiyonları, intraüretral fitiller veya bazı durumlarda penil implantlar gibi cerrahi müdahaleler yer alabilir. Bireysel koşullara göre en uygun seçenekler konusunda rehberlik sağlayabilecek bir sağlık hizmeti sağlayıcısına danışmak çok önemlidir.
Yakınlık ve Duygusal Bağlantı: Cinsel yakınlık, ereksiyona ulaşmaktan daha fazlasını içerir. Duygusal yakınlık, fiziksel dokunuş ve yakınlık, tatmin edici bir cinsel ilişkinin sürdürülmesinde önemli rol oynar. Partnerinizle duygularınız, arzularınız ve endişeleriniz hakkında açık ve dürüst bir şekilde iletişim kurmak, duygusal bağlantı ve desteğin geliştirilmesine yardımcı olabilir.
Danışmanlık ve Destek: Prostat ameliyatından sonra cinsel işlevdeki değişikliklerle başa çıkmak duygusal olarak zorlayıcı olabilir. Sağlık uzmanlarından, danışmanlardan veya cinsel sağlık konusunda uzmanlaşmış destek gruplarından destek almak faydalı olabilir. Bu kişiler, cinsel işlev ve yakınlıktaki değişikliklerle başa çıkmaya çalışan bireylere ve çiftlere rehberlik, eğitim ve duygusal destek sağlayabilir.
Alternatif Cinsel Aktiviteleri Denemek: Geleneksel cinsel ilişki zorlayıcı hale gelirse, alternatif cinsel aktiviteler ve yakın deneyimler keşfetmek tatmin edici bir cinsel ilişkinin sürdürülmesine yardımcı olabilir. Bu, penetratif olmayan cinsel zevk biçimlerine odaklanmayı, farklı erojen bölgeleri keşfetmeyi veya yakınlığı ve zevki artıran yeni teknikler denemeyi içerebilir.
Sabır ve İletişim: Cinsel işlevdeki değişikliklere uyum sağlarken kendinize ve partnerinize karşı sabırlı olmanız çok önemlidir. Beklentiler, arzular ve endişeler hakkında açık ve dürüst iletişim, sağlıklı ve tatmin edici bir cinsel ilişkinin sürdürülmesi için çok önemlidir.
Unutmayın, her bireyin prostat ameliyatı sonrası cinsellikle ilgili deneyimi farklılık gösterebilir ve mevcut seçenekleri keşfetmek ve özel durumunuz için en uygun yaklaşımı bulmak için sağlık uzmanlarıyla yakın bir şekilde çalışmak önemlidir.
Prostat ameliyatı sonrası cinselliğe ilişkin bazı nitel araştırma örnekleri şunlardır:
– Schantz Laursen ve arkadaşları (2017) geçtiğimiz yıl içinde radikal prostatektomi geçirmiş 17 Danimarkalı erkekle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirmiştir. Erkeklerin ameliyattan sonra cinsel kimlik kaybı ve bedenlerine yabancılaşma hissi yaşadıklarını tespit etmişlerdir. Ayrıca duygularını ifade etmekte ve partnerlerinden ya da sağlık uzmanlarından yardım istemekte zorluklarla karşılaşmışlardır. Yazarlar, sağlık uzmanlarının prostat ameliyatından sonra erkeklere daha bireyselleştirilmiş ve bütüncül bir bakım sağlamalarını, sadece fiziksel değil psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını da ele almalarını önermişlerdir.
– McInnis ve Pukall (2020), eşcinsel ve biseksüel erkeklerde prostat kanseri sonrası cinsellikle ilgili literatürü gözden geçirmiştir. Bazı eşcinsel ve biseksüel erkekler için anal seks, prostat stimülasyonu, ejakülasyon ve semen kalitesinin önemi; PCa araştırmalarında ve klinik uygulamalarda eşcinsel ve biseksüel erkeklerin temsil ve görünürlük eksikliği; eşcinsel ve biseksüel erkeklerin sağlık sisteminde karşılaştıkları heteronormatif önyargılar ve homofobi; ve PCa ve cinsellik hakkında aldıkları bilgilerden memnuniyetsizlik gibi bu popülasyonun benzersiz endişelerini, deneyimlerini ve ihtiyaçlarını vurgulamışlardır. Yazarlar, PKa’lı gey ve biseksüel erkeklerin spesifik cinsel sonuçlarını ve zorluklarını ele alan daha kapsayıcı ve saygılı araştırma ve klinik uygulama çağrısında bulunmuştur.
– Gianotten (2021), PKa tanısının neden olduğu psikolojik gerginliğin olası cinsel sonuçlarını tartışmıştır. Cinselliğin, PKa’lı erkekler ve partnerleri için rahatlık, neşe, yakınlık, esneklik ve umut sağlayabilen insan yaşamının önemli bir parçası olduğunu savunmuştur. Ayrıca sağlık profesyonellerinin tedavi öncesi ve sonrası cinsel konularda bilgi, danışmanlık, destek ve yönlendirme sağlamadaki rolünü vurguladı. Erkekleri tedavi sonrası olası cinsel değişikliklere hazırlamayı, baş etme becerilerini geliştirmeyi, partnerleriyle ilişkilerini güçlendirmeyi ve cinselliği ifade etmenin alternatif yollarını keşfetmeyi içeren bir ön rehabilitasyon modeli önermiştir.
Takip Bakımı:
Prostat ameliyatından sonra iyileşmeyi izlemek, herhangi bir komplikasyonu yönetmek ve uzun vadeli sonuçları değerlendirmek için düzenli takip randevuları gereklidir. Bu randevular fiziksel muayeneleri, kan testlerini, görüntüleme çalışmalarını ve devam eden bakım ve potansiyel yan etkiler hakkında görüşmeleri içerebilir.
Planlanan prostat ameliyatının belirli yönlerini, ilişkili riskleri ve faydaları ve bireysel durumunuza bağlı olarak beklenen sonuçları anlamak için sağlık uzmanınızla ayrıntılı bir görüşme yapmanız önemlidir. Kişiselleştirilmiş bilgi sağlayabilir ve sahip olabileceğiniz endişeleri giderebilirler.
Tarih
Prostat cerrahisinin tarihi, yüzyılı aşkın bir süreye yayılan ve birçok yenilik ve keşif içeren büyüleyici bir konudur. Bazı kaynaklara göre, ilk kasıtlı prostatektomi 19. yüzyılın sonlarında Chicago’da **William Belfield** tarafından suprapubik yolla gerçekleştirilmiştir. Bununla birlikte, belgelenmiş ilk prostat kanseri vakası **J. Adams** tarafından 1853 yılında Londra’da tanımlanmıştır. Adams bu durumun “çok nadir görülen bir hastalık” olduğunu belirtmiştir ki prostat kanserinin günümüzde Amerika Birleşik Devletleri’nde erkeklerde en sık görülen kanser olduğu düşünüldüğünde bu oldukça dikkat çekicidir.
Prostat bezinin cerrahi olarak çıkarılması iyi huylu veya kötü huylu durumlar için yapılabilir ve iki ana prostatektomi türü vardır: basit ve radikal. Basit prostatektomi prostatın sadece bir kısmının alınmasını içerirken, radikal prostatektomi tüm prostat bezinin, seminal veziküllerin ve vas deferensin alınmasını içerir. İkincisi kanser için yapılır ve penil ereksiyonu destekleyen sinirlerin ve kan damarlarının dikkatli bir şekilde korunmasını gerektirir.
Prostatektomi yapmak için açık, laparoskopik, robotik, transüretral veya perineal gibi farklı teknikler ve yaklaşımlar da vardır. Teknik seçimi, tümörün boyutu ve yeri, cerrahın becerisi ve deneyimi ve hastanın tercihi ve durumu gibi çeşitli faktörlere bağlıdır. Laparoskopik veya robotik gibi minimal invaziv tekniklerin avantajlarından bazıları daha az kan kaybı, daha kısa hastanede kalma süresi, daha hızlı iyileşme ve daha düşük komplikasyon riskidir. Ancak bu teknikler de özel ekipman ve eğitim gerektirir ve her vaka için uygun olmayabilir.
Laparoskopik prostatektominin öncülerinden biri 1991 yılında Fransa’da **Bertrand Guillonneau** idi. Daha sonra 2000 yılında prosedüre yardımcı olmak için **DaVinci** adlı robotik bir sistemin kullanımını tanıttı. DaVinci sistemi, cerrahın bir kamera tutan robotik bir kolu ve karındaki küçük kesilerden sokulan cerrahi aletleri kontrol ettiği bir konsoldan oluşur. Sistem, cerrahi alanın büyütülmüş üç boyutlu bir görüntüsünü sağlar ve prostat bezinin ve çevresindeki yapıların hassas hareketlerine ve manipülasyonuna izin verir.
Prostat cerrahisi zaman içinde önemli ölçüde gelişmiştir ve iyi huylu veya kötü huylu prostat rahatsızlıkları olan birçok hastanın sonuçlarını ve yaşam kalitesini iyileştirmiştir. Bununla birlikte, erektil disfonksiyon ve idrar kaçırma gibi cerrahinin yan etkilerini azaltmak, tanı ve evrelemenin doğruluğunu artırmak, tedavi kararlarını yönlendirmek için yeni biyobelirteçler ve görüntüleme teknikleri geliştirmek ve prostat kanserini önlemek veya iyileştirmek için yeni yollar bulmak gibi ele alınması gereken zorluklar ve sınırlamalar hala vardır.
Adenoidektomi olarak da bilinen adenoid cerrahisi, adenoidleri çıkarmak için yapılan cerrahi bir işlemdir. Geniz eti, boğazın arka kısmında, burnun arkasında yer alan küçük lenfoid doku kütleleridir. Bağışıklık sisteminin bir parçasıdırlar ve özellikle çocuklarda enfeksiyonlarla mücadelede rol oynarlar.
İşte geniz eti ameliyatı hakkında bazı önemli noktalar:
Endikasyonlar:
Adenoidlerin büyüdüğü, enfekte olduğu veya önemli sağlık sorunlarına neden olduğu durumlarda adenoidektomi önerilebilir. Adenoid cerrahisi için yaygın endikasyonlar arasında adenoidlerin kronik veya tekrarlayan enfeksiyonları, uykuda solunum bozukluğu veya uyku apnesi, burun tıkanıklığı veya tıkanıklığı, kronik kulak enfeksiyonları veya tekrarlayan sinüs enfeksiyonları yer alır.
Prosedür:
Adenoidektomi, özellikle çocuklarda tipik olarak genel anestezi altında yapılır. Cerrah, adenoidleri ağız yoluyla çıkarmak için adenotom veya mikrodebrider adı verilen özel bir alet kullanır. Prosedür genellikle yaklaşık 30 dakika ila bir saat sürer.
Geniz eti ameliyatından sonra çoğu kişi aynı gün evine gidebilir. İyileşme süresi değişir, ancak tipik olarak çocuklar birkaç gün ila bir hafta içinde normal aktivitelerine devam edebilirler. Boğaz ağrısı, hafif kulak ağrısı ve burun tıkanıklığı yaygın ameliyat sonrası semptomlardır. İyileşme döneminde rahatsızlığı yönetmek için ağrı kesici ilaçlar, boğaz pastilleri ve yumuşak bir diyet önerilebilir.
Faydaları:
Geniz eti ameliyatı, daha iyi nefes alma ve burun tıkanıklığının azalması, kronik veya tekrarlayan enfeksiyonlardan kurtulma, uyku kalitesinde iyileşme ve horlamanın azalması ve kulak enfeksiyonları ve ilgili komplikasyon riskinin azalması gibi çeşitli faydalar sağlayabilir.
Riskler ve Komplikasyonlar:
Adenoidektomi genellikle güvenli bir prosedür olarak kabul edilir. Bununla birlikte, her ameliyat gibi, kanama, enfeksiyon, yakındaki yapıların zarar görmesi, anesteziye karşı olumsuz reaksiyonlar ve adenoidlerin yeniden büyüme olasılığı gibi bazı riskler ve potansiyel komplikasyonlar taşır.
Takip Bakımı:
Geniz eti ameliyatının ardından doktor, yara bakımı, ağrı yönetimi, aktivite kısıtlamaları ve takip randevuları dahil olmak üzere ameliyat sonrası bakım için özel talimatlar verecektir. Uygun iyileşmeyi sağlamak ve herhangi bir komplikasyonu izlemek için bu talimatları takip etmek ve takip ziyaretlerine katılmak önemlidir.
Geniz eti ameliyatının gerekli olup olmadığını belirlemek ve bireyin özel durumuna ve tıbbi geçmişine dayalı olarak potansiyel faydaları, riskleri ve alternatifleri tartışmak için tipik olarak bir kulak burun boğaz uzmanı veya KBB uzmanı olan bir sağlık uzmanına danışmak önemlidir.
Geniz eti ameliyatından sonra, iyileşmeye yardımcı olmak ve rahatsızlığı en aza indirmek için uygun bir beslenme planı uygulamak önemlidir. İşte dikkate alınması gereken bazı beslenme önerileri:
Hidrasyon: Hidratlı kalmak için yeterli miktarda sıvı, özellikle de su alınmasını sağlayın. Soğuk sıvıları yudumlamak boğazı yatıştırmaya ve dehidrasyonu önlemeye yardımcı olabilir.
Yumuşak Gıdalar: Ameliyatı takip eden ilk birkaç gün yumuşak bir diyet uygulayın. Çorba, patates püresi, yoğurt, smoothie, elma püresi, puding ve pişmiş sebzeler gibi çiğnenmesi ve yutulması kolay yiyecekleri seçin.
Tahriş Edici Yiyeceklerden Kaçının: Baharatlı yiyecekler, asitli yiyecekler (turunçgiller, domates), sert veya gevrek yiyecekler ve sıcak içecekler gibi boğazı tahriş edebilecek veya rahatsızlığa neden olabilecek yiyeceklerden kaçının.
Soğuk Yiyecekler: Soğuk yiyecek ve içecekler rahatlama sağlayabilir ve şişliği azaltmaya yardımcı olabilir. Soğuk içecekler, dondurma, buzlu şeker veya soğutulmuş smoothie’leri tercih edin.
Besin açısından zengin gıdalar: İyileşmeyi desteklemek için besin açısından yoğun gıdalar tüketmeye odaklanın. Tam tahıllar, meyveler, sebzeler ve sağlıklı yağlarla birlikte tavuk, balık, tofu veya fasulye gibi yağsız proteinleri dahil edin.
C Vitamini C vitamininin yara iyileşmesini desteklediği bilinmektedir. Turunçgiller, çilek, kivi, dolmalık biber ve yapraklı yeşillikler gibi C vitamini açısından zengin gıdaları tüketin.
Ağrı Yönetimi: Ağrı veya rahatsızlık varsa, sağlık uzmanınızın yönlendirdiği şekilde reçetesiz ağrı kesiciler kullanmayı düşünün. Bu, yemek yeme sırasındaki rahatsızlığı hafifletmeye yardımcı olabilir.
Küçük, Sık Öğünler: Büyük öğünler yerine, gün boyunca daha küçük, daha sık öğünler tercih edin. Bu, yeterli besin alımını sağlarken boğazda aşırı gerginliği önleyebilir.
Sağlık Hizmeti Sağlayıcısının Tavsiyelerine Uyun: Sağlık uzmanınız tarafından sağlanan özel diyet talimatlarına uymanız önemlidir. Bireysel ihtiyaçlarınıza ve iyileşme sürecinize bağlı olarak ek önerileri olabilir.
Özel durumunuza ve iyileşme ihtiyaçlarınıza göre kişiselleştirilmiş diyet önerileri için her zaman sağlık uzmanınıza veya kayıtlı bir diyetisyene danışın. Durumunuza özel rehberlik sağlayabilir ve optimal iyileşme için gerekli besinleri aldığınızdan emin olabilirler.
Tarih
Geniz eti ameliyatının tarihi, iki yüzyılı aşkın bir süreye yayılan büyüleyici bir konudur. Geniz eti, burun arkasında bulunan ve burun tıkanıklığı, kulak enfeksiyonları ve uyku apnesi gibi çeşitli sorunlara neden olabilen lenfoid bir dokudur. Geniz etinin bu koşullardaki rolünü ilk fark eden kişi, 1868 yılında geniz eti vejetasyonlarının burun semptomlarından ve işitme bozukluğundan sorumlu olduğunu öne süren Danimarka’nın Kopenhag kentinden **Willhelm Meyer** olmuştur. Ayrıca, burun boşluğundan bir halka forseps kullanarak adenoidi çıkarmak için biraz zor olsa da etkili bir cerrahi operasyon geliştirdi. Bu, tıp literatüründe belgelenen ilk adenoidektomi vakasıydı.
Bununla birlikte, kulak fonksiyonunu iyileştirmek için nazofarenksten doku çıkarma fikri yeni değildi. Aslında, **James Yearsley** 1842 yılında uvulanın arkasından mukus zarını çıkararak işitmeyi iyileştirdiği bir vaka bildirmiştir. Yearsley “adenoid” terimini kullanmamış veya çıkardığı dokunun anatomisini tanımlamamış olsa da, bu muhtemelen adenoid cerrahisinin en eski kaydıdır. Yearsley’in tekniği yaygın olarak benimsenmedi ve adenoidektomiyi kulak hastalığı için bir tedavi olarak popüler hale getiren Meyer oldu.
Adenoidektomi genellikle boğazdan lenfoid dokuyu çıkaran bir başka cerrahi prosedür olan tonsillektomi ile birlikte uygulanmıştır. Tonsillektomi en az 2000 yıldır uygulanmaktadır; **Celsus** prosedürü ilk olarak MÖ 50 gibi erken bir tarihte tanımlamıştır. Bununla birlikte, tonsillektomi ve adenoidektomi her zaman aynı durumlar için endike değildir ve sonuçları bulundukları yere ve işlevlerine göre farklılık gösterebilir.
Zaman içinde adenoidektomi, genel anestezi olmadan yapılan aşamalı bir prosedürden modern aletler ve tekniklerle daha rafine ve güvenli bir operasyona dönüşmüştür. İlk alet ve yöntemlerden bazıları çıplak tırnak kullanımı, parmak yüzük bıçağı, küret ve elektrikle kurutmayı içeriyordu. 1930’ların ortalarından 1960’ların başlarına kadar, adenoidin radyasyon tedavisi de hem çocuklar için hem de İkinci Dünya Savaşı sırasında ordu havacıları ve donanma denizaltı mürettebatının bakımında yaygın olarak kullanıldı. Ancak, radyasyon tedavisinin daha sonra kanser riskini artırdığı ve yüksek tonlu işitme kaybı üzerinde hiçbir etkisi olmadığı için hem yararsız hem de zararlı olduğu anlaşılmıştır.
Günümüzde adenoidektomi, pediatrik hastalarda en sık uygulanan cerrahi prosedürlerden biridir. Genellikle genel anestezi altında endoskop veya mikroskop kullanılarak yapılır. En yaygın teknik, adenoid dokusunun kaşık şeklindeki bir aletle kazınmasını içeren küretajdır. Diğer teknikler arasında mikrodebrider, koblasyon, lazer ve radyofrekans ablasyon bulunur. Teknik seçimi, cerrahın tercihi, ekipmanın kullanılabilirliği, hasta özellikleri ve potansiyel komplikasyonlar gibi çeşitli faktörlere bağlıdır.
Adenoid cerrahisi, tıbbi bilgi ve teknolojideki gelişmeleri yansıtan uzun ve zengin bir geçmişe sahiptir. Büyümüş veya enfekte adenoidler nedeniyle burun tıkanıklığı, kulak enfeksiyonları veya uyku apnesinden muzdarip birçok hasta için yaşam kalitesini artırabilen bir prosedürdür. Bununla birlikte, adenoidektomi risksiz veya tartışmasız değildir ve bir kulak burun boğaz uzmanı tarafından dikkatli bir değerlendirme ve takip gerektirir.
Kasık fıtığı ameliyatı, kasık bölgesindeki bir fıtığı onarmak için yapılan cerrahi bir işlemdir. En sık uygulanan cerrahi işlemlerden biridir. İşte kasık fıtığı ameliyatı hakkında bazı önemli noktalar:
Kasık Fıtığı Ameliyatı Çeşitleri:
Açık Fıtık Onarımı: Bu, fıtığa ulaşmak ve onarmak için kasık bölgesinde tek bir kesi yapıldığı geleneksel yaklaşımdır. Fıtık kesesi karın içine geri itilir ve karın duvarındaki zayıf nokta veya deliğin üzerine onu güçlendirmek için bir ağ yerleştirilir.
Laparoskopik Fıtık Onarımı: Bu, birkaç küçük insizyonun yapıldığı ve cerrahi aletlerin yönlendirilmesi için bir laparoskopun (kameralı ince bir tüp) kullanıldığı minimal invaziv bir yaklaşımdır. Cerrah fıtığı küçük aletler kullanarak onarır ve açık onarıma benzer şekilde bir ağ yerleştirir.
Kurtarma işlemi:
Hastanede Kalma: Kasık fıtığı ameliyatı genellikle ayakta tedavi bazında yapılır, yani aynı gün eve gidebilirsiniz. Bununla birlikte, bazı durumlarda, özellikle komplikasyonlar veya altta yatan sağlık sorunları varsa, bir gece hastanede kalmanız gerekebilir.
Ameliyat Sonrası Ağrı: Ameliyattan sonra bir miktar ağrı ve rahatsızlık beklenir. Cerrahınız ağrıyı yönetmek için ağrı kesici ilaçlar yazacaktır. İlaçları belirtildiği şekilde almak ve önerildiği şekilde buz paketleri veya sıcak kompresler kullanmak ağrıyı hafifletmeye ve şişmeyi azaltmaya yardımcı olabilir.
Kasık fıtığı ameliyatı sonrası iyileşme süreci, yapılan ameliyatın türüne, kişinin genel sağlık durumuna ve cerrahın özel tavsiyelerine göre değişiklik gösterebilmektedir. Ancak, kurtarma işlemi için bazı genel yönergeler şunlardır:
Ameliyattan hemen sonra:
Ameliyattan sonra, tıp uzmanlarının hayati belirtilerinizi izleyeceği ve stabil olduğunuzdan emin olacağı bir iyileşme odasına götürüleceksiniz. Ameliyat bölgesinde biraz ağrı, şişlik ve rahatsızlık hissedebilirsiniz.
Hastanede kalış: Kasık fıtığı ameliyatı genellikle ayakta tedavi prosedürü olarak yapılır, yani aynı gün eve gidebilirsiniz. Bununla birlikte, bazı durumlarda, özellikle komplikasyonlar ortaya çıkarsa veya altta yatan sağlık sorunlarınız varsa, bir gece hastanede kalmanız gerekebilir.
Ağrı yönetimi: Cerrahınız, iyileşme döneminde herhangi bir rahatsızlığı veya ağrıyı yönetmeye yardımcı olmak için ağrı kesici ilaç yazacaktır. İlacı belirtildiği şekilde almanız ve ağrı şiddetlenirse veya herhangi bir olumsuz reaksiyon yaşarsanız sağlık uzmanınıza haber vermeniz önemlidir.
Dinlenme ve sınırlı aktivite: İlk iyileşme döneminde dinlenmek ve yorucu aktivitelerden kaçınmak önemlidir. Cerrahınız fiziksel aktivite, kısıtlamaları kaldırma ve işe dönüş veya normal günlük aktivitelerle ilgili özel talimatlar verebilir. Doğru iyileşmeyi desteklemek için bu yönergeleri takip etmek önemlidir.
İnsizyon bakımı: Cerrahi insizyon bölgesinin uygun bakımı, enfeksiyonu önlemek için çok önemlidir. Kuru tutma, pansumanları belirtilen şekilde değiştirme ve kesi bölgesini zorlayabilecek veya tahriş edebilecek faaliyetlerden kaçınma dahil olmak üzere kesiğin nasıl temizleneceği ve bakımının yapılacağı konusunda size talimatlar verilecektir.
Diyet ve hidrasyon: Ameliyattan sonra, iyileşme sürecini desteklemek için sağlıklı bir diyet sürdürmek ve susuz kalmamak önemlidir. Cerrahınız, sindirim sistemini potansiyel olarak tahriş edebilecek ağır veya baharatlı yiyeceklerden kaçınmak gibi özel beslenme yönergeleri sağlayabilir.
Fiziksel Aktivite: İlk iyileşme döneminde dinlenmek ve yorucu aktivitelerden kaçınmak önemlidir. Cerrahınız, iş, egzersiz ve ağır cisimleri kaldırma dahil olmak üzere normal aktivitelerinize ne zaman devam edebileceğiniz konusunda özel talimatlar verecektir.
Kesi Bakımı: Cerrahi insizyonun uygun şekilde bakımı, enfeksiyonu önlemek için çok önemlidir. Temiz ve kuru tutmak, pansumanları belirtilen şekilde değiştirmek ve kesi alanını zorlayabilecek faaliyetlerden kaçınmak dahil olmak üzere, kesi yerinin nasıl temizleneceği ve bakımının yapılacağı konusunda size talimat verilecektir.
Takip Randevuları: Cerrahınız, iyileşme sürecinizi izlemek, insizyon bölgesini kontrol etmek ve olabilecek endişelerinizi veya sorularınızı ele almak için takip randevuları planlayacaktır.
Potansiyel Komplikasyonlar: Komplikasyonlar nadir olmakla birlikte kasık fıtığı ameliyatından sonra ortaya çıkabilir. Bunlar enfeksiyon, kanama, fıtığın tekrarlaması, ağrı veya rahatsızlık, kasık bölgesinde uyuşma veya yakındaki yapıların hasar görmesini içerebilir. Şiddetli ağrı, aşırı şişlik, kızarıklık, ateş veya ilgili başka semptomlar yaşarsanız cerrahınızla iletişime geçmeniz önemlidir.
Her bireyin iyileşmesinin değişebileceğini unutmamak önemlidir ve başarılı bir iyileşme için cerrahınızın özel talimatlarına ve yönergelerine uymanız çok önemlidir. Ayrıca, endişelerinizi veya sorularınızı sağlık uzmanınızla görüşmeniz önerilir.
Tarih
Kasık fıtığı cerrahisinin tarihi, binlerce yılı kapsayan, birçok yeniliği ve keşfi içeren büyüleyici bir tarihtir. Bazı kaynaklara göre, kasık fıtığının en eski kanıtı MÖ 1552 civarında eski Mısır’da kaydedilmiştir. “Fıtık” kelimesinin kendisi, bir tomurcuk veya sürgün anlamına gelen Yunanca “hernios” kelimesinden gelir. Eski Mısırlılar, Fenikeliler ve Yunanlılar fıtığın anatomisi ve teşhisi hakkında biraz bilgi sahibiydiler, ancak tedavileri genellikle kaba ve tehlikeliydi, fıtık kesesinin hadım edilmesini veya kesilmesini içeriyordu.
Fıtık cerrahisinin modern çağı, anatomistlerin ve cerrahların kasık fıtığının farklı tiplerini ve anatomik yapılarını tanımlamaya başladığı 18. yüzyılda başlamıştır. Bu alanın öncülerinden biri, transversalis fasyasını kasık bağına dikerek kasık kanalını onarmak için bir teknik geliştiren Edoardo Bassini (1844-1924) idi. Bassini fıtığı olarak bilinen bu teknik, sonraki yıllarda diğer cerrahlar tarafından geniş çapta benimsendi ve geliştirildi.
Bununla birlikte, Bassini’nin tekniğinin ve modifikasyonlarının ana dezavantajlarından biri, nüks, ağrı ve enfeksiyona yol açabilecek gerilim altında dikiş içermesiydi. 20. yüzyılın ortalarında yeni bir konsept ortaya çıktı: gerilimsiz onarım. Bu, kasık kanalının arka duvarını dikiş atmadan güçlendirmek için polipropilen ağ gibi sentetik malzemelerin kullanımına dayanıyordu. İlk gerilimsiz teknik, 1986’da Irving Lichtenstein (1920-2000) tarafından tanımlandı. O zamandan beri, tak ve yama, Prolene Fıtık Sistemi ve Kugel yaması gibi birçok gerilimsiz onarım varyasyonu geliştirildi.
Fıtık cerrahisindeki bir diğer büyük gelişme, 20. yüzyılın sonlarında laparoskopinin kullanılmaya başlanmasıydı. İlk laparoskopik kasık fıtığı onarımı 1979’da Gerhard Bürger tarafından bildirildi, ancak 1989’a kadar Ralph Ger tarafından laparoskopi sırasında bir ağ kullanıldı. Laparoskopik teknikler, açık tekniklere göre daha az postoperatif ağrı, daha hızlı iyileşme ve daha iyi kozmetik sonuçlar gibi bazı avantajlar sunar. Ancak daha yüksek maliyet, daha uzun operasyon süresi ve daha yüksek komplikasyon riski gibi dezavantajları da vardır. İki yaygın laparoskopik teknik, transabdominal preperitoneal (TAPP) ve tamamen ekstraperitoneal (TEP) onarımdır.
Sonuç olarak kasık fıtığı cerrahisi çok eski çağlardan günümüze kadar zaman içinde önemli bir gelişim göstermiştir. Mevcut teknikler, kasık bölgesinin anatomisi ve fizyolojisinin daha iyi anlaşılmasına ve ayrıca yeni malzeme ve teknolojilerin mevcudiyetine dayanmaktadır. Tekniğin seçimi, fıtığın tipi ve boyutu, hastanın tercihi ve durumu, cerrahın deneyimi ve becerisi gibi çeşitli faktörlere bağlıdır.
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.