Ductus nasolacrimalis

  • Gözyaşı sıvısının burun boşluğuna bağlayan kanal. (bkz: ductus) (bkz: naso) (bkz: lacrima)
  • göz yaşı yoludur.
  • meatus nasi inferior‘e bağlanır.

Lakrimal kanalın uzunluğu 20-25 mm’dir ve lakrimal keseyi alt burun geçişine (meatus nasi inferior) bağlar. Görevi, gözyaşı sıvısını buruna boşaltmaktır. Nazolakrimal kanal Hasner valfi yoluyla alt etüse alt konka altında akar.

Nazolakrimal kanal kapatıldığında, dakriyosistitin klinik tablosu gelişir.

This content is available to members only. Please login or register to view this area.

This content is available to members only. Please login or register to view this area.

This content is available to members only. Please login or register to view this area.

Nazolakrimal kanalın işlevi nedir?

Nazolakrimal sistemin amacı gözyaşını oküler yüzeyden lakrimal keseye ve nihayetinde burun boşluğuna boşaltmaktır. Nazolakrimal sistemin tıkanması gözyaşlarının göz kapağının üzerinden ve yanaktan aşağı akmasına neden olabilir; bu durum epiforadır.

Nazolakrimal kanal nerededir?

Gözyaşı kanalları nazolakrimal kanalların diğer bir adıdır. Gözünüzün burnunuza en yakın köşesinde oluşurlar. Derinin altından geçerek yüz kemiklerinize ve burnunuza bağlanırlar.

Nazolakrimal kanal nasıl oluşur?

Kanal, göz çukurunda maksiller ve lakrimal kemikler arasında başlar ve buradan aşağı ve geriye doğru geçer. Nazolakrimal kanalın burun boşluğunun alt nazal meatusuna açılması kısmen mukozal bir katlantı (Hasner valfi veya plica lacrimalis) ile kaplıdır.

Nazolakrimal kanal bloğu nedir, tedavisi nasıldır?

Genellikle gözyaşı kanalları veya nazolakrimal kanallar (NLD) adı verilen ve gözden buruna uzanan küçük tüpler aracılığıyla gözden akarlar. Tıkalı bir gözyaşı kanalı, gözyaşlarının gözlerden boşalmasını sağlayan kanalın açıklığı tıkandığında veya doğru şekilde açılmadığında meydana gelir.

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.

Odyometri

İşitme ölçümüdür. (Bkz: Ody-o-metri)

Kaynak: http://www.sata.com.sg/wp-content/uploads/2014/07/DSC08434.jpg

Odyometri, sesleri duyma yeteneğini ölçmek için kullanılan bir tekniktir. Odyometri süreci oldukça basittir ve üç bölümden oluşur:

Mekanik ses iletimi (orta kulak fonksiyonu) Sinirsel ses iletimi (koklear fonksiyon) Konuşmayı ayırt etme yeteneği (merkezi entegrasyon)

Ölçme işlemi için kullanılan alete odyometer (Sin: audiometer) denir.

Türler

İki tip odyometre nedir?

Farklı Odyometri Türleri

  1. Saf Ton Odyometri (Hava İletim Testi): Bu en yaygın işitme testidir.
  2. Kemik İletim Odyometrisi: Saf ses odyometri testine benzer, ancak kulaklık yerine kulağın arkasına veya alına küçük bir cihaz yerleştirilir.

Farklı işitme testi türleri nelerdir?

  • İşitme Testi Türleri
  • Saf Ton Testi.
  • Kemik İletim Testi.
  • Konuşma Testi.
  • Timpanometri.
  • Akustik Refleks Testi.
  • İşitsel Beyin Sapı Yanıtı (ABR)
  • Otoakustik Emisyonlar (OAE’ler)

Test

Odyometri testi sırasında ne yapılır?

Kulaklıklar aracılığıyla sesler çalan bir makine olan odyometrenin kullanılmasını içerir. Odyoloğunuz veya bir asistan, işitme aralığınızı belirlemek için her seferinde bir kulağınıza farklı aralıklarla tonlar ve konuşma gibi çeşitli sesler çalacaktır. Odyolog her ses için size talimatlar verecektir.

Odyometri prosedürü nedir?

İşitme testi ses geçirmez bir odada yapılır. Her seferinde bir kulağınıza farklı hacim ve perdelerde sesler gönderen bir cihaza bağlı kulaklıklar veya kulak tıkaçları takacaksınız. Her ses duyduğunuzda elinizi kaldırarak veya bir düğmeye basarak yanıt vermeniz istenecektir.

Odyometri PDF nedir?

Farklı frekanslarda ve her iki kulakta işitme eşiklerini ölçmenin bir yoludur. Test edilen kişinin işbirliğini içerdiği için subjektif bir testtir ve beyin sapı uyarılmış odyometri gibi objektif testlerin tersidir.

Değerlendirme

Odyometrik değerlendirmenin bileşenleri nelerdir?

Odyometrik değerlendirme, eğitimli bir odyolog tarafından gerçekleştirilen hava iletimi, kemik iletimi ve konuşma odyometrisini içerir. Tipik odyogram, genellikle düşük frekanslarda daha büyük olan tek taraflı veya iki taraflı bir hava-kemik boşluğu gösterir.

İşitme testinin 3 ana bileşeni nelerdir?

İşitme taramasının üç bileşeni vardır:

  1. Otoskopik muayene,
  2. Saf sesler (PT’ler) veya otoakustik emisyonlar (OAE’ler)
  3. ve immitans taraması. Tüm çocuklar her üç bileşenle de taranmalıdır.

Normal işitme aralığı nedir?

20 ile 20.000 Hz arasında

Normal işitmeye sahip bir kişi 20 ila 20.000 Hz arasındaki frekanslarda sesleri algılar. Konuşmanın işlenmesi için 500 ila 4000 Hz arasındaki frekanslar en önemlisidir.

Sağırlığın 4 seviyesi nedir?

Sağırlık seviyeleri

  • hafif (21-40 dB)
  • orta (41-70 dB)
  • şiddetli (71-95 dB)
  • derin (95 dB).

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.

Hiperakuzi

Sinonim: hyperacusis, hyperacousis, hyperakusis.

  • İşitme duyusunun anormal olarak hassaslaşması sonucu, duyulan ses şiddetinin artmasıdır. (Bkz: Hiperakuzi)
  • Sesleri olduğundan daha yüksek bir şiddette duyulur.

    Kaynak: https://i2.wp.com/hyperacusisfocus.org/wp-content/uploads/2015/06/musicdb2.jpg

Vertigo

Vertigo kelimesi, Latince vertere (“dönmek, çevirmek”) fiilinden türeyen vertigo (15. yy) sözcüğünden gelir ve “dönme, dönme hissi” anlamındadır. Bu da kökenini Ana Hint-Avrupa dilindeki wer- (“dönmek, bükülmek”) kökünden alır.

Tıpta vertigo, bir denge hissi bozukluğu olarak tanımlanır; bu bir semptomdur, bir hastalık değil. Genellikle bulantı, kusma, dengesizlik gibi başka belirtilerle birlikte görülür.

Baş Dönmesinin Patofizyolojisi ve Duyusal Entegrasyonu
Baş dönmesi, gözlerden (retinal görüntü), iç kulağın denge organından (vestibüler sistem) ve kas-tendon eklemlerindeki pozisyon reseptörlerinden (propriyosepsiyon) gelen bilgilerin beyin sapı ve serebellumda sentezlenmesi sırasında ortaya çıkan çelişkili duyusal mesajların yol açtığı bir semptomdur. Bu bilgi uyumsuzluğu, kişinin çevresine veya kendi gövdesine dair yön ve hareket algısında bozulmaya neden olur.


1. Sistematik (Yönlendirilmiş) vs. Sistematik Olmayan (Diffüz) Baş Dönmesi

  • Sistematik Baş Dönmesi (Yönlendirilmiş Vertigo)
    Çevreye veya gövdeye ilişkin belirgin bir dönme hissi mevcuttur.
    • Rotator Vertigo: Kendi ekseni veya çevre nesneleri etrafında dönme hissi.
    • Sallanma (“asansör”) Vertigosu: Yukarı-aşağı yönlü hareket hissi (ör. asansör, dalga).
    • Zemin Kaybı Hissi: Ayak altındaki zeminin aniden kayması veya yükselmesi hissi.
  • Sistematik Olmayan Baş Dönmesi (Diffüz Vertigo)
    Net bir yön algısı yoktur; baş dönmesi daha çok dengesizlik, sersemlik veya “siyah perde” inmesi şeklinde tanımlanır.

2. Vertigo’nun Etiyolojik Sınıflandırması

  1. Periferik Vestibüler Baş Dönmesi
    • Benigner Paroksismal Pozisyonel Vertigo (BPPV)
      • Epley-Manevrası ile tedavi (yaklaşık 30 saniyelik pozisyon değişiklikleri, birkaç tekrar).
    • Akut Unilateral Vestibulopati (Labirintit/Neuriniti)
      • Ani başlangıçlı şiddetli rotator vertigo, bulantı-kusma
      • Seyir: Günler-haftalar
      • Tedavi: Betahistin (örneğin Vetriosean) 100 mg × 3/gün
    • Vestibüler Migren
      • Baş ağrısı ile ilişkili veya otonomik nöbetler
    • Fobik Schwankschwinden (Phobischer Schwankschwindel)
      • Basit hareketlerde vertigo, egzersizde yatışma, alkolle geçici rahatlama
    • Subkortikal Arteriosklerotische Enzephalopathie (SAE)
      • Yürüme ve egzersizle artan dengesizlik
  2. Merkezi Baş Dönmesi
    • Beyin sapı veya serebellar patolojiler: inme, tümör, multiple skleroz
    • HINTS-Plus Protokolü ile ayırıcı tanı
      • Head-Impulse Test, Nistagmus tipleri, Skew-Deviation, işitme testleri
  3. Vestibüler Olmayan (Non-Vestibüler) Baş Dönmesi
    • Ocular (Göz) Kaynaklı
      • Retina hastalıkları, göz kası parezileri → bulanık görme, diplopi
    • Propriyoseptif (Servikal) Kaynaklı
      • Servikal omurga sendromu, travma
    • Kardiyak/Kirbüyovasküler
      • Ortostatik hipotansiyon, arterial hipertansiyon, aritmiler, serebrovasküler olaylar
    • Metabolik/Toksik
      • Hipoglisemi, kronik sedatif veya antiepileptik zehirlenmesi, alkol
    • Psikojenik/Somatoform
      • Panik atak, agorafobi, fobik vertigo

3. Klinik Değerlendirme ve Ayırıcı Tanı Yaklaşımları

  1. Anamnez
    • Başlangıç, süresi, tetikleyici hareketler
    • Fonksiyonel kısıtlanma düzeyi (yürüme, günlük faaliyetler)
    • Eşlik eden semptomlar: tinnitus, işitme kaybı, hemipleji
  2. Nörolojik ve KBB Muayenesi
    • Nistagmusun yönü (fiksasyonla baskılanma, pozisyonel değişiklik)
    • Head-Impulse Test (periferik tutulumda pozitif)
    • Skew-Deviation (göz eksenleri arasında dikey kayma)
    • İşitme testleri
  3. Görüntüleme ve Laboratuvar
    • HWS-MRT: yalnızca servikal kökenli kuşkuda
    • Kafa BT/MR: merkezi lezyon şüphesinde
    • Elektrokardiyografi, ortostatik testler

4. Tedavi Yaklaşımları

  • Rehabilitasyon: Vestibüler egzersiz protokolleri
  • Fiziksel Manevralar: Epley, Semont
  • Farmakoterapi
    • Betahistin, antiemetikler akut fazda
    • Migren profilaksisi (beta-blokör, flunarizin)
  • Psikoterapi: Bilişsel-davranışçı terapi fobik/somatoform vakalarda

Keşif

1543’ün o sisli kış sabahında, Padua Üniversitesi’nin taş koridorlarında genç bir anatomist, insan kafatasını parçalarla bütünlerken kulak boşluğunda gizlenmiş bir sır keşfetti. Andreas Vesalius, De humani corporis fabrica’sında ilk kez labirent adı verilen yapıyı resmetti; bu, iç kulağın dengeden sorumlu çekirdeğini yalnızca anatomik bir merak değil, yaşamın kendisini dengeleyen bir gizem olarak sahneye çıkardı. Vesalius’un çizimleri, o dönemde henüz işlevi bilinmeyen bir yapının sadece anatomik varlığını belgelemekle kalmadı; sonraki yüzyıllarda bu karmaşık kıvrımlar arasında akan sıvının hareketinin insanı “döndürdüğü” gerçeğine uzanan yolun ilk taşlarını döşedi.

1564’te Gabriel Fallopius, Vesalius’un mirasını devralarak bu boşluğa “vestibül” adını verdi. Onun gözünden, kulaktaki bu küçük oda—tıpkı bir tiyatronun sahnesi gibi—hareketi algılayacak büyülü bir cihazdı. Yine de işleyişini öğrenmek için yüzyıllar bekleyecekti.

1824’te Paris’te, Pierre Flourens adlı Fransız fizyolog, canlı kuşların yarım daire kanallarını cerrahi olarak tahrip ettiğinde, hayvanların yön duygusunu tamamen kaybettiklerini gördü. Bu deney, iç kulaktaki sıvı dolu kanalların, baş hareketini beyne ileterek dengeyi sağladığını ilk kez işaret ediyordu. O andan itibaren, labirentin kıvrımları sadece anatomik bir yapı değil, hareket ve denge ilişkisini çözecek bir bulmaca haline geldi.

1892 yılına gelindiğinde, Prusyalı araştırmacı Julius Ewald, koklear kanalın biraz ötesinde, yarım daire kanalları içine özel solüsyon enjekte ederek üç temel yasanın doğuşuna tanıklık etti. Ewald’ın Yasaları, yarım daire kanallarının konumuna ve içindeki endolenf akışına göre oluşturdukları nistagmus yönünü öngörüyordu. Böylece labirent, deneysel fizyolojinin de vazgeçilmez laboratuvarı oldu.

1914’te, Robert Bárány’ın kulak içi lavman (caloric) testleri ve nispeten basit baş çevirme deneyleri, vestibüler sistemin işlevini klinikte ilk kez ölçülebilir hale getirdi ve ona Nobel Tıp Ödülü’nü kazandırdı. Bárány’ın çalışmaları, “baş dönmesi” yakınmasını tıbbi bir kader olmaktan çıkarıp objektif olarak değerlendirilebilen bir parametreye dönüştürdü.

İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde, 1952’de Michael Dix ve Charles Hallpike, “benign paroksismal pozisyonel vertigo” kavramını ve tanı için Dik-Hallpike manevrasını tanıtarak BPPV’yi modern nöro-otolojinin sahnesine taşıdı. Ardından okul koridorlarında öksüz bir sempatiyle bekleyen Epley, 1980’lerde birkaç temel baş pozisyon değişikliğiyle hastaların vertigosunu dakikalar içinde dindiren manevrayı geliştirdi.

Bu keşifler zinciri, insanlık tarihinde basit bir “baş dönmesi”ninkine benzer bir dönme hissinden yola çıkarak, iç kulağın kıvrımlarından başlayan bir yolculuğun anlatısıdır. Anatomiden fizyolojiye, deneyselden klinik pratige uzanan bu hikâye, tıp tarihinin en büyüleyici labirentlerinden birinin kapılarını araladı.



İleri Okuma
  1. Vesalius, A. (1543). De humani corporis fabrica. Basel: Oporinus.
  2. Fallopius, G. (1564). Observationes anatomicae. Venice: Guernerio.
  3. Flourens, P. (1824). Recherches expérimentales sur les propriétés et les fonctions du système nerveux dans les animaux vertébrés. Paris: Gabon.
  4. Ewald, J. (1892). Physiologische Untersuchungen über das Endorgan des Nervus Octavus. Archiv für Anatomie, Physiologie und wissenschaftliche Medicin, 25(1), 106–124.
  5. Bárány, R. (1914). Über die Verrichtungen des Gleichgewichtsorgans. Leipzig: Engelmann.
  6. Dix, M. R., & Hallpike, C. S. (1952). The pathology, symptomatology and diagnosis of certain common disorders of the vestibular system. Proceedings of the Royal Society of Medicine, 45(6), 341–354.

Ototoksisite

  • Kulak zehirlenmesi. (bkz: ototoksi-zite)
  • İç kulak için zehirli olabilecek bir takım maddelerin (örn: Antibiotika, Diüretik, kurşun, cıva, karbonmonoksid, vb.) kulak içi etkileşimi sonucu Nervus vestibulocochlearis (duyma ve dengeyi sağlayan sinir)’ in ve bunu takiben duyma ve denge duyusunun zarar görmesi.

 

Konka nazalis

Sinonim: burun eti, burun konkası, Nazal konka, concha nasalis, nasal concha, .

  • İki burun duvarında üstü mukus tabakayla örtülü süngerimsi kemik tabakalarıdır. (bkz: Konka ) (bkz: nazalis)
  • Burun boşluğunun yan duvarlarında 3 adet (bazen 4) burun eti bulunmaktadır.
    1. Üst burun eti
    2. Orta burun eti
    3. Alt burun eti
  • İçlerinde kemik iskelet dış kısmında ise süngerimsi yumuşak dokudan oluşurlar. Burun etlerinin en büyüğü en alttakidir.
  • Bu etler zengin damarsal yapıya sahip olduklarından iyi kanlanmaya sahiptirler. Burun solunumu sırasında havanın arkaya iletimi, havanın nemlendirilmesi, ısıtılması ve filtre edilmesi gibi görevleri vardır.
  • Alt konkayı örten mukoza diğerlerinden daha kalın olduğundan kanlanması daha fazladır. Bazı damarsal ve sistemik hastalıklar (SLE, Sjögren, Sarkoidoz, Wegener gibi)… alt konkada yapısal değişiklikler meydana getirip burun tıkanıklığına neden olabilirler. Burun içinde bir tarafta kemik eğriliği varsa, karşı taraftaki alt konka paradoksal olarak şişerek (konka hipertrofisi) o tarafta burun tıkanıklığına neden olabilir.
  • Orta konkada ise en sık görülen problem etin içinin havayla şişmesidir. Buna konka bülloza adı verilir. Geniz akıntısına yol açabilir. Çok iriyse burun tıkanıklığı da yapar. Tedavisi cerrahi olarak dış yarısının çıkarılmasıdır. Polipli burunlarda bazen konkaların bir kısmı da polipleşmiş olabilir. Bu durumda polipleşmiş kısımları da çıkarmak gerekir.
  • Alerji, gebelik, egzersiz durumlarında da burun etleri şişerek burun tıkanıklığına neden olabilirler. Alt burun etinden kaynaklanan burun tıkanıklıklarında yumuşak doku ya da kemikte ya da ikisinde birden doku fazlalığı vardır. 

Tedavi

  • Altta yatan nedene göre tedavide ilaç, cerrahi ya da başka müdahaleler uygulanabilir. Alt konka küçültülmesine yönelik girişimler şu başlıklar altında toplanabilir:1. Vidian nörektomi (sinirin kesilmesi)
    2. Elektrokoagülasyon (yakma yöntemi))
    3. Krioterapi (dondurma yöntemi))
    4. Lazer
    5. Radyofrekans (enerji yükleyerek küçültme)
    6. Argon plazma koagülasyon
    7. Mikrodebrider kullanımı (cerrahi yöntem)
    8. Bunların dışında direkt cerrahi çıkarım uygulanabilir.
  • Burun septumunun sadece yetişkinlikte cerrahi olarak düzeltilmesi gerekir, aksi durumda birkaç ameliyat gerekli olabilir.
    • Gelişim çağında olan bireylerde açık bir endikasyona rağmen KBB doktorunun acil cerrahi düzeltme konusunda çok temkinli olmalıdır.

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.

Presbiakuzis

Sinonim: presbikuzi; presbikuz, Presbycusis, presbyacusis, age-related hearing,  presbyakusis.

Yaşlanma ile birlikte duyusunun işlevinin azalması durumudur. (Bkz: Presbiakuzis)

Kaynak: http://www.cochlea.eu/var/plain_site/storage/images/media/images/presbyacousie_en2/16408-1-eng-GB/presbyacousie_en.gif

Mastoid

Meme ucuna benzeyen, mememsi anlamlarına gelir. (Bkz; Mastoid)

Mastoidit (Sin: Mastoiditis): Şakak kemiğinin memesi çıkıntısının iltihaplanmasıdır.

Kaynak: https://www.drugs.com/health-guide/images/205285.jpg

Kaynak: https://iytmed.com/wp-content/uploads/2016/06/Mastoiditis-behind-ear-on-bone.jpg

Mastoidektomi (Sin: Mastoidectomy, Mastoidektomie): Şakak kemiğindeki memesi çıkıntının cerrahi operasyonla vücuttan çıkarılmasıdır.