Eksostoz

1. Tanım ve Genel Özellikler
Ekzostoz, kemiğin dış yüzeyinde, kortikal ve medüller yapının ana kemikle devamlılığını koruyarak gelişen, üzeri hiyalin kıkırdak doku ile kaplı, iyi huylu (benign) kemik tümörüdür. Klinik pratikte “ekzostoz” terimi genellikle reaktif veya gelişimsel kemik çıkıntılarını tanımlamak için kullanılırken, bu lezyonun en sık görülen ve en tipik neoplastik formu osteokondrom olarak adlandırılır. Osteokondrom, tüm iyi huylu kemik tümörlerinin yaklaşık %35-40’ını, tüm primer kemik tümörlerinin ise %10-15’ini oluşturur. Lezyon, büyüme plağına (fizis) yakın bölgelerde ortaya çıkar ve iskelet olgunlaşması tamamlanana kadar büyümeye devam eder.
2. Etiyoloji ve Patogenez
Ekzostoz oluşumunun temelinde, endokondral ossifikasyon sürecindeki bir bozukluk yatar. Normalde büyüme plağındaki kıkırdak hücreleri düzenli bir şekilde çoğalır, hipertrofiye uğrar ve ardından kemik dokuya dönüşür. Ekzostozda ise büyüme plağının periferindeki bir kıkırdak parçası, ana kemikten ayrılıp yan yönde büyümeye devam eder.
- Genetik Faktörler: Sporadik (tekil) osteokondromların çoğu somatik mutasyonlar sonucu gelişirken, herediter (kalıtsal) formlar otozomal dominant geçiş gösterir. Herediter Multipl Ekzostoz (HME) veya güncel adıyla Multipl Osteokondrom sendromu, temel olarak tümör baskılayıcı genler olan EXT1 (8q24.1 kromozomu) ve EXT2 (11p11-p12 kromozomu) genlerindeki kayıp fonksiyonlu mutasyonlarla ilişkilidir. Bu genler, heparan sülfat proteoglikanlarının biosentezinde kritik rol oynayan ekzostozin-1 ve ekzostozin-2 proteinlerini kodlar. Heparan sülfat eksikliği, Hedgehog ve BMP (Kemik Morfojenetik Protein) gibi sinyal yollarının anormal regulasyonuna ve kıkırdak hücrelerinin kontrolsüz proliferasyonuna yol açar.
- Çevresel Faktörler: Geçmişte düşük dozlu radyasyon maruziyetinin (örneğin, çocukluk çağındaki radyoterapi) tekil osteokondrom gelişim riskini artırabileceğine dair epidemiyolojik veriler bulunmaktadır.
3. Epidemiyoloji
- Sıklık: En sık görülen benign kemik tümörüdür.
- Yaş: Genellikle çocukluk ve ergenlik döneminde (10-20 yaş aralığında, 2. dekatta) semptomatik hale gelir veya tesadüfen saptanır. İskelet olgunlaşması tamamlandıktan sonra lezyonun büyümesi durur.
- Cinsiyet: Erkeklerde kadınlara göre 1.5 ile 2 kat daha sık görülür.
- Dağılım: Vakaların %85-90’ı tekildir (soliter osteokondrom). %10-15’i ise multipl (Herediter Multipl Ekzostoz) formdadır.
4. Anatomik Lokalizasyon
Lezyonlar, en aktif büyüme plağına sahip uzun kemiklerin metafizlerinde ortaya çıkar. En sık görüldüğü bölgeler şunlardır:
- Distal femur (en sık)
- Proksimal tibia
- Proksimal humerus
Bu üç bölge, tüm vakaların yaklaşık %60-70’ini oluşturur (diz ve omuz çevresi). Daha nadir olarak pelvis, skapula, el ve ayak kemikleri, vertebra ve kaburgalarda da görülebilir.
5. Klinik Bulgular
Soliter osteokondromlar çoğunlukla asemptomatiktir ve başka bir nedenle çekilen grafilerde tesadüfen saptanır. Semptomatik olgularda bulgular şunları içerebilir:
- Palpable Kitle: Cilt altında hissedilen, sert, hareketsiz ve genellikle ağrısız bir kemik çıkıntısı.
- Ağrı: Lezyonun kendisi genellikle ağrısızdır; ancak ağrı varsa, bu durum komşu yumuşak dokulara sürtünmeye, ikincil bursit gelişimine, sinir basısına veya nadiren malign transformasyona işaret edebilir.
- Mekanik Kısıtlılık: Eklem yakınındaki büyük lezyonlar, eklem hareket açıklığını kısıtlayabilir veya tendonların subluksasyonuna neden olabilir (örneğin, distal radius lezyonlarında tendon rüptürü).
- Deformite: Özellikle herediter multipl ekzostoz vakalarında, büyüme plağının erken kapanması veya asimetrik büyüme nedeniyle kemiklerde kısalık, aksiyel deformiteler (genu valgum/varum) ve önkolde radiusun ulnaya göre kısalığı (Madelung benzeri deformite) görülebilir.
6. Görüntüleme ve Tanı Yöntemleri
- Direkt Radyografi (X-Ray): Tanıda ilk ve en değerli yöntemdir. Patognomonik bulgu, lezyonun kortikal ve medüller yapısının ana kemikle devamlılık göstermesidir. Lezyonlar morfolojik olarak ikiye ayrılır:
- Pedinküle (Saplı): Kemikten ince bir sapla yükselir, sapın yönü genellikle büyüme plağından uzağa doğrudur.
- Sesil (Geniş Tabanlı): Kemiğe geniş bir tabanla oturur, daha çok skapula, pelvis veya el/ayak kemiklerinde görülür.
- Bilgisayarlı Tomografi (BT): Kortikal devamlılığı, lezyonun iç yapısındaki kalsifikasyonları ve karmaşık anatomik bölgelerdeki (pelvis, skapula) lezyonun sınırlarını değerlendirmek için üstündür.
- Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG): Yumuşak doku ilişkilerini, sinir/vasküler kompresyonunu ve en önemlisi kıkırdak şapka (cartilage cap) kalınlığını değerlendirmede altın standarttır. İskelet olgunluğuna erişmiş bireylerde kıkırdak şapka kalınlığının 1.5 – 2 cm’yi aşması, malign transformasyon (sekonder kondrosarkom) açısından yüksek şüphe uyandırır. Çocuklarda şapka kalınlığı normal olarak daha fazla olabilir.
- Sintigrafi (Kemik Taraması): Lezyon büyüme plağı açıkken aktif tutulum gösterir; büyüme durduktan sonra aktivite azalır.
7. Histopatolojik Özellikler
Makroskopik ve mikroskopik incelemede lezyon üç belirgin tabakadan oluşur:
- En Dış Tabaka: Lezyonu çevreleyen ince, fibroz bir perikondryum tabakası.
- Orta Tabaka (Kıkırdak Şapka): Proliferan, düzenli hiyalin kıkırdak dokusu. Bu tabaka, büyüme plağındaki kıkırdağa histolojik olarak benzer; sütunlaşma ve hipertrofi görülebilir.
- En İç Tabaka: Kıkırdak şapkanın altında, endokondral ossifikasyon süreciyle oluşmuş, trabeküler yapıda kemik doku ve içinde normal kemik iliği (hematopoetik veya yağlı) bulunur.
8. Diferansiyel Tanı
- Osteoma: Özellikle kafatası ve yüz kemiklerinde görülen, tamamen olgun lameller kemikten oluşan, kıkırdak şapkası bulunmayan benign lezyon.
- Miyozit Ossifikans: Travma sonrası yumuşak dokuda görülen, periferden merkeze doğru olgunlaşma (zonal pattern) gösteren heterotopik kemik oluşumu; kortikal devamlılık yoktur.
- Parosteal Osteosarkom: Kemiğin yüzeyinde gelişen düşük dereceli malign tümör. Radyolojik olarak kortikal devamlılık genellikle yoktur ve lezyon kemiğe “yapışık” gibidir, kıkırdak şapka içermez.
- Kondrosarkom: Özellikle yetişkinlerde, daha önce sessiz olan bir ekzostozda ağrı başlangıcı ve kıkırdak şapkada belirgin kalınlaşma (>2 cm) varsa, sekonder kondrosarkom gelişimi düşünülmelidir.
- Trevir Hastalığı (Dismelastik Osteokondrom): Eklem yüzeyini tutan, eklem içi osteokondrom benzeri nadir bir gelişimsel anomali.
9. Tedavi ve Yönetim
Yönetim stratejisi hastanın yaşı, semptomların varlığı ve lezyonun özelliklerine göre belirlenir.
- Gözlem (Konservatif Yaklaşım): Asemptomatik, tanısı radyolojik olarak kesin olan soliter lezyonlarda cerrahi endikasyonu yoktur. İskelet olgunlaşana kadar klinik ve radyolojik takip yeterlidir.
- Cerrahi Eksizyon: Marjinal eksizyon (lezyonun tabanından, sağlam kemik sınırından çıkarılması) tedavi edicidir ve nüks oranı son derece düşüktür. Cerrahi endikasyonlar şunlardır:
- İnatçı ve şiddetli ağrı (mekanik sürtünme veya bursit nedeniyle).
- Komşu sinir (örn. fibula başındaki lezyonda peroneal sinir) veya damar (örn. popliteal arter) üzerinde bası bulguları.
- Eklem hareketlerinde belirgin kısıtlılık veya mekanik blokaj.
- Hızlı büyüme veya kıkırdak şapkada malignite şüphesi uyandıran kalınlaşma (özellikle iskelet olgunlaşmasından sonra).
- Belirgin kozmetik deformite veya hastanın psikolojik rahatsızlığı.
- Saplı lezyonlarda travmaya bağlı fraktür riski veya gerçekleşmiş fraktür.
10. Komplikasyonlar
- Malign Transformasyon: Soliter osteokondromlarda risk %1’den azdır. Herediter Multipl Ekzostoz (HME) hastalarında bu risk %2-5 oranına kadar çıkar. Transformasyon genellikle yetişkinlikte (30-40 yaş ve sonrası) gelişir ve lezyon sekonder periferik kondrosarkoma dönüşür. Ağrının yeni başlaması ve kitle boyutunun artması en önemli klinik uyarı işaretleridir.
- Vasküler Komplikasyon: Popliteal bölgedeki lezyonlar popliteal arterde psödoanevrizma, tromboz veya damar duvarında aşınmaya neden olabilir.
- Nörolojik Komplikasyon: Sinir kompresyonu sonucu duyu kaybı, motor defisit veya nöropatik ağrı gelişebilir (en sık peroneal sinir, nadiren siyatik veya brakial pleksus).
- Mekanik Komplikasyon: Bursit (lezyon üzerindeki yumuşak dokunun tekrarlayan travmaya yanıtı), tendon rüptürü veya saplı lezyonun travmayla kırılması.
- İskelet Deformiteleri: Özellikle multipl vakalarda, büyüme plağının asimetrik tutulumu veya erken kapanması sonucu eklem yüzeylerinde uyumsuzluk, ekstremite kısalığı ve aksiyel deformiteler (valgus/varus) gelişir.