Mide ameliyatı

Mide ameliyatı sonrası

Mide ameliyatı sonrası bakım ve iyileşme süreci, uygulanan prosedürün türüne (örn. gastrektomi, gastrik bypass, vb.), hastanın özel koşullarına ve herhangi bir komplikasyonun varlığına bağlı olarak büyük ölçüde değişebilir.

Genel olarak, mide ameliyatından sonra şunları bekleyebilirsiniz:

Hastanede Kalma Süresi: Ameliyatınızın karmaşıklığına bağlı olarak, birkaç gün ila bir hafta veya daha uzun süre hastanede kalmanız gerekebilir. Bu, sağlık ekibinizin iyileşmenizi izlemesine, ağrıyı yönetmesine ve herhangi bir komplikasyon olmadığından emin olmasına olanak tanır.

Ağrı Yönetimi: Ameliyattan sonra muhtemelen biraz ağrı hissedeceksiniz, ancak bu genellikle ilaçla kontrol altına alınabilir. Sağlık ekibinizle ağrı seviyeleriniz hakkında iletişim kurmanız önemlidir.

Diyet Değişiklikleri: Mide ameliyatından sonra diyetinizin değişmesi gerekecektir. Berrak sıvılarla başlayabilir, daha sonra daha kalın sıvılara ve sonunda yumuşak ve katı yiyeceklere geçebilirsiniz. Bu ilerleme, kişisel durumunuza bağlı olarak günler veya haftalar sürebilir. Ayrıca daha küçük, daha sık öğünler yemeniz gerekebilir.

Fiziksel Aktivite: Genellikle ameliyattan sonra mümkün olan en kısa sürede yürüyüş gibi hafif fiziksel aktivitelere başlamanız teşvik edilir. Bu, kan pıhtılaşması ve zatürre gibi komplikasyonların önlenmesine yardımcı olabilir.

Takip Bakımı: Hastaneden taburcu olduktan sonra, iyileşmenizi izlemek için takip randevularınız olacaktır. Bu randevulara gitmeniz ve ateş, artan ağrı veya kesiğinizde değişiklikler gibi herhangi bir komplikasyon belirtisi fark ederseniz sağlık uzmanınızla iletişime geçmeniz önemlidir.

Uzun vadede, midelerinin önemli bir kısmı alınan veya bypass edilen hastaların beslenme eksikliklerini önlemek için vitamin ve mineral takviyeleri almaları gerekebilir. Ayrıca diyet değişikliklerine de devam etmeleri gerekebilir.

Ameliyat sonrası şikayetler

Mide ameliyatı (gastrik ameliyatı olarak da bilinir) sonrası şikayetler, ameliyatın türüne, hastanın sağlık durumuna ve ameliyatın başarısına bağlı olarak büyük ölçüde değişebilir. İşte bazı yaygın şikayetler:

Ağrı: Bu, herhangi bir ameliyattan sonra yaygın bir şikayettir. Ağrı ilaçlarla yönetilebilir ve genellikle zamanla iyileşir.

Yemek yeme zorluğu: Hastaların mide ameliyatından sonra genellikle yeme alışkanlıklarını ayarlamaları gerekir. Bu, daha küçük öğünleri daha sık yemeyi ve belirli yiyeceklerden kaçınmayı içerebilir.

Kilo kaybı veya kilo alımı: Ameliyatın türüne bağlı olarak, hastalar önemli ölçüde kilo kaybı (bariatrik cerrahide olduğu gibi) veya kilo alımı yaşayabilir.

Bulantı ve kusma: Bu, anestezinin bir yan etkisi, ilaçlara karşı bir reaksiyon veya ameliyatın kendisinin bir sonucu olabilir.

Bağırsak alışkanlıklarında değişiklikler: Bu durum kabızlık, ishal veya idrar kaçırmayı içerebilir. Bu değişiklikler genellikle diyet ayarlamaları ve ilaçlarla yönetilebilir.

Dumping sendromu: Bu durum kilo verme ameliyatından sonra ortaya çıkabilir ve yiyeceklerin mideden ince bağırsağa çok hızlı bir şekilde taşınmasını içerir. Belirtiler arasında bulantı, kusma, şişkinlik, ishal ve baş dönmesi yer alabilir.

Yorgunluk: Ameliyattan sonra vücudun iyileşmek için zamana ihtiyacı vardır ve yorgunluk yaygındır.

Psikolojik sorunlar: Vücutta ve yaşam tarzında meydana gelen değişiklikler depresyon veya anksiyete duygularına yol açabilir.

Yakın zamanda mide ameliyatı geçirdiyseniz ve bu veya diğer semptomları yaşıyorsanız, bunları sağlık uzmanınızla görüşmeniz önemlidir. Neyin normal olduğunu ve neyin bir komplikasyon belirtisi olabileceğini anlamanıza yardımcı olabilirler.

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.

Kaynak:

  1. Chapman SJ, Thorpe G, Vallance AE, Harji DP, Lee MJ, Fearnhead NS. Systematic review of definitions and outcome measures for return of bowel function after gastrointestinal surgery. BJS Open. 2019;3(1):1-10. doi:10.1002/bjs5.50100.
  2. Stoner PL, Kamel AY, Ayoub F, Tan S, Donohue SJ. Surgical considerations in the management of gastric cancer. Curr Probl Cancer. 2020;44(3):100557. doi:10.1016/j.currproblcancer.2020.100557.
  3. Biswas S, Bowling T. Nutrition in the post-gastrectomy patient. Br J Nurs. 2014;23(22):S22-S27. doi:10.12968/bjon.2014.23.Sup22.S22.
  4. Sciarra A, Missori G, Montemurro S, et al. Physical activity for prevention of postoperative complications in gastric cancer patients. Eur Rev Med Pharmacol Sci. 2019;23(9):3852-3858. doi:10.26355/eurrev_201905_17804.
  5. Dindo D, Demartines N, Clavien PA. Classification of surgical complications: a new proposal with evaluation in a cohort of 6336 patients and results of a survey. Ann Surg. 2004;240(2):205-213. doi:10.1097/01.sla.0000133083.54934.ae.
  6. Melissas, J., Koukouraki, S., Askoxylakis, J., Stathaki, M., Daskalakis, M., Perisinakis, K., & Karkavitsas, N. (2007). Sleeve gastrectomy-a “food limiting” operation. Obesity surgery, 17(8), 1041–1046.
  7. Tack, J., Arts, J., Caenepeel, P., De Wulf, D., & Bisschops, R. (2009). Pathophysiology, diagnosis and management of postoperative dumping syndrome. Nature reviews. Gastroenterology & hepatology, 6(10), 583–590.

Seksin Beyninizde Meydana Getirdiği 8 Değişiklik

Seksin beyninizi nasıl etkilediğine dair kavrayışınızın gelişmesi cinsel hayatınızın sağlıklı bir şekilde sürmesine yardımcı olur. Bu durum aynı zamanda da sağlığınızın diğer kısımlarına dair size bilgi verir. Bilim insanları, seksin sırlarını keşfetmeye devam ederken, seks alanındaki araştırmalar da sürekli olarak gelişiyor. İşte bugüne kadar bilimsel araştırmalar sayesinde seks anındaki beynimize dair bildiklerimiz.

1) Seks Uyuşturucu Gibidir 

Cinsel birleşme iyi hissetmemize sebep olur. İşte seksi sevmemizin ve arzulamamızın sebebi de budur. Cinsel birleşmeden aldığımız zevk; büyük oranda beynimizin ödül merkezini aktifleştiren bir nörotransmitter olan dopamin salgılanmasından kaynaklıdır. Dopamin, aynı zamanda da uyuşturucu bağımlısı insanlarda oldukça yüksek seviyelerdedir.UCLA David Geffen School of Medicine’dan psikiyatri doçenti Timothy Fong; uyuşturucu almak ile seks yapmanın elbette ki aynı hisleri oluşturmadığını ancak her ikisinin de aynı beyin bölgelerini uyardığını söylüyor. Öte yandan, kafein, nikotin ve çikolata da beynin ödül merkezlerini uyarır.

2) Seks Antidepresan Etkisi Gösterir

University of Albany ‘de 2002 yılında yapılan ve 300 kadın üzerine yoğunlaşılan çalışmada; seks anında kondomkullanmayan kadınların kondom kullanan kadınlara kıyasla daha az depresif belirtilere sahip oldukları bulgusuna ulaşıldı. Araştırmacılar bu durumun menide bulunan ve seks sonrası vücut tarafından absorbe edilen östrojen veprostaglandin gibi çeşitli bileşenlerin antidepresan özellikte olmasından kaynaklandığını düşünüyorlar. Ekip; ciddi ilişki içerisinde olma ya da oral kontraseptif kullanımı gibi diğer şeylerin de hem duygu durumu hem de kondom kullanımını etkileyebileceğini doğruladılar. Ciddi ilişki içerisindeki insanlar için bu durum iyi haber olsa da, ciddi düşünmeyenlerin kondom kullanımını ihmal etmemeleri gerekiyor.

3) Seks Bazen Yatıştırıcı Olabilir

İyi hissettiren bu kimyasallar, cinsel birleşme anında patlama gösteriyor olabilir fakat, peki ya sonrasında? Araştırmacılara göre; seks sonrası hüzün (postkoital disfori) diye bir şey var. Bir çalışmaya katılan kadınların üçte biri; seks sonrası herhangi bir anda üzüntü deneyimlediklerini bildiriyorlar. Pişmanlık ya da zorlanmış (kendi kendini) olma hissi bu hüznün bir sebebi olabilir, ancak araştırmacılar bu durumun tam olarak neden ortaya çıktığını henüz açıklayamıyorlar.

4) Seks Ağrıyı Uzaklaştırıyor

Araştırmalara göre; cinsel birleşme ağrı semptomlarını uzaklaştırabilir. 2013 yılında Almanya’da yürütülen birçalışmada; migreni olan katılımcıların %60’ı ve küme tipi baş ağrısına (histamin baş ağrısı) sahip katılımcıların %30’u seks anında baş ağrısından kısmen ya da tamamen kurtulduklarını belirtiyorlar. Yapılan diğer çalışmalar ise;G noktası uyarılan kadınların ağrı eşiklerinin yükseldiğini ortaya koyuyor. Rutgers University’den profesör Beverly Whipple; bu durumun kadınları ağrıyı hissetmeleri için daha fazla uyarana ihtiyaç duyma noktasına çıkardığını söylüyor. Öte yandan araştırmacılar anne ve bebek arasındaki bağ olarak isimlendirilen oksitosin hormonunun da ağrıyı uzaklaştırmaya yardımcı olduğunu ileri sürüyorlar.

5) Seks Hafızanızı Temizleyebilir

Her yıl, her 100.000 insandan 7’si, anlık fakat geçici hafıza kaybı olan “küresel geçici amnezi” deneyimliyor. Bu durum; duygusal stres, ağrı, küçük çaplı kafa sarsıntıları ve sıcak ya da soğuk suya birden atlama gibi durumlarla ortaya çıkabildiği gibi coşkulu bir seks sonucunda da ortaya çıkabiliyor. Ortaya çıkan unutkanlık durumu birkaç dakika ya da birkaç saat boyunca sürebilir. Bu süre zarfında, kişi yeni hafızalar oluşturamaz ya da henüz gerçekleşmiş olayları hatırlayamaz. Ve işin güzel yanı ise; bu durum uzun vadeli etkilere sahip değil.

6) Seks Hafızanızı Güçlendirebilir

2010 yılında yapılan bir araştırmada, “kronik” olarak çiftleşen (günde bir kez 14 gün boyunca) farelerle, yalnızca tek seferlik çiftleşme yapmasına olanak sunulan fareler kıyaslandığında, “kronik” olarak çiftleşen farelerin; beynin hafıza ile ilişkili bölgesi olan hipokampuslerinde daha fazla nöron geliştirdikleri gözlemlendi. Bulgular farelerde yapılan ikinci bir çalışma ile de desteklendi. Ancak düzenli seksin insanlarda da aynı etkiyi oluşturup oluşturmadığı durumuna henüz bakılmış değil.

7) Seks Sakinleştiriyor

Düzenli seksin farelerde beyni güçlendirdiğinin ortaya koyulduğu aynı çalışmada farelerin aynı zamanda da daha az stresli oldukları gözlemlendi. Bu durum insanlar için de geçerli. Yapılan bir araştırmada; henüz yeni cinsel ilişki deneyimlemiş insanların cinsel ilişki deneyimlememiş insalara kıyasla stresli durumlara –örneğin; insanların önünde konuşma gibi– tepki oluşturmada daha iyi oldukları sonucuna ulaşıldı.  Peki seks stresi nasıl azaltıyor?Bu örnekte; kan basıncını düşürerek.

8) Seks Uykunuzu Getirir

Seksin kadınlara kıyasla erkeklerin uykusunu getirmesi daha yaygındır. Ve bilim insanları bu durumun sebebini şöyle açıklıyorlar: Beynin prefrontal korteks isimli bölgesi, boşalmanın ardından giderek yavaşlayan bir aktivite gösteriyor. Bu durum da oksitosin ve serotonin salınımıyla birlikte; “kıçını döndü ve yattı” sendromuna sebep olabilir.


Kaynak:

  1. Bilimfili,
  2. 8 Ways Sex Affects Your Brain. http://www.health.com/health/gallery/0,,20894914,00.html
  3. Gallup GG Jr, Burch RL, Platek SM. Does semen have antidepressant properties? Arch Sex Behav. 2002 Jun;31(3):289-93. PMID: 12049024
  4. Brian S. Bird, Robert D. Schweitzer & Donald S. Strassberg The Prevalence and Correlates of Postcoital Dysphoria in Women International Journal of Sexual Health Volume 23, Issue 1, 2011 pages 14-25 DOI:10.1080/19317611.2010.509689
  5. Wang YL, Yuan Y, Yang J, Wang CH, Pan YJ, Lu L, Wu YQ, Wang DX, Lv LX, Li RR, Xue L, Wang XH, Bi JW, Liu XF, Qian YN, Deng ZK, Zhang ZJ, Zhai XH, Zhou XJ, Wang GL, Zhai JX, Liu WY. The interaction between the oxytocin and pain modulation in headache patients. Neuropeptides. 2013 Apr;47(2):93-7. doi: 10.1016/j.npep.2012.12.003. Epub 2013 Jan 30.
  6. D Owen, B Paranandi, R Sivakumar, and M Seevaratnam Classical diseases revisited: transient global amnesia Postgrad Med J. 2007 Apr; 83(978): 236–239. doi: 10.1136/pgmj.2006.052472
  7. Maloy K, Davis JE. “Forgettable” sex: a case of transient global amnesia presenting to the emergency department. J Emerg Med. 2011 Sep;41(3):257-60. doi: 10.1016/j.jemermed.2008.02.048. Epub 2008 Oct 1.
  8. Benedetta Leuner , Erica R. Glasper , Elizabeth Gould Sexual Experience Promotes Adult Neurogenesis in the Hippocampus Despite an Initial Elevation in Stress Hormones Plos ONE  Published: July 14, 2010DOI: 10.1371/journal.pone.0011597
  9. Brody S. Blood pressure reactivity to stress is better for people who recently had penile-vaginal intercourse than for people who had other or no sexual activity. Biol Psychol. 2006 Feb;71(2):214-22. Epub 2005 Jun 14. PMID: 15961213
  10. Serge Stoléru, Véronique Fonteillea, Christel Cornélis, Christian Joyal , Virginie Moulier Functional neuroimaging studies of sexual arousal and orgasm in healthy men and women: A review and meta-analysis Neuroscience & Biobehavioral Reviews Volume 36, Issue 6, July 2012, Pages 1481–1509 doi:10.1016/j.neubiorev.2012.03.006

Neden Farklı Ağrı Kesiciler Sadece Belli Ağrı Türlerinde Etkilidir?

Hiçbir ağrı kesici, bütün ağrı çeşitlerini kapsamaz.

Kafanız, dişiniz veya sırtınız olsun, bir yeriniz ağrıdığı zaman başka bir şey hakkında düşünmek zordur. Eğer çok güçlü değilse, bazıları bunu atlatabilir. Fakat çoğu durumda ağrı sadece daha kötüye gider ve siz bir şey alana kadar geçmeyecektir. Ağrıyı kesen ilaçlar analjezik olarak adlandırılır ve nasıl çalıştıklarına bağlı olarak çeşitlilik gösterirler. Tek bir ağrıkesici bütün ağrı türlerini dindiremez. Hafif ağrılarda işe yarayanlar genelde daha güçlü bir ağrıkesici ile birleştirilmedikleri sürece, şiddetli ağrı üzerinde ufak bir etkiye sahip olurlar.

Eğer ağrınızı etkin bir şekilde kontrol etmek istiyorsanız, ilacınızı onun türüne ve şiddetine göre seçmeniz gerekecektir.

Nosiseptif ağrı

Nosiseptif ağrı, vücut dokusundaki hasar yüzünden oluşur. Eğer ağrı bir baş ağrısı veya burkulan bir ayak bileği kadar hafifse, genel olarak kullanılan reçetesiz ağrı kesiciler etkili olur. Bunlar içinde parasetamol içeren tabletler (Panadol markası gibi), aspirin veya ibuprofen gibi steroit yapısında olmayan anti-enflamatuvar ilaçlar (NSAID’ler) bulunur. Parasetamol, beyne giden ağrı sinyallerini köreltmeye yardımcı olur. NSAID’ler, vücutta üretilen ateş, iltihap ve ağrıya yol açan enzimlerin etkinliklerini kısıtlarlar.

Küçük bir kodein ölçüsüyle beraber parasetamol, aspirin veya ibuprofen içeren hap karışımı, orta derecedeki ağrıyı tedavi etmede kullanılabilir. Avustralya’da bu türden ağrıkesicileri sadece bir eczanede alabilirsiniz. Reçetesiz satılanlar Panadein, Aspalgin ve Nurofen Plus gibi markalara sahiplerdir. Avustralya hükümeti, 2016’nın ortasından itibaren kodein içeren herhangi bir ilacın sadece reçete ile satılacağını açıkladı.

Parasetamol için en yüksek yetişkin dozunun günde 4 gram (sekiz hap) olduğunu unutmamak önemlidir. Önerilen dozdan daha fazlasını almak, karaciğerinize zarar verebilir.

Şiddetliden orta düzeye kadar olan ağrıları dindirmek için genellikle doktor tarafından yazılan ağrıkesiciler, kodein ile beraber opiyoid ağrı kesiciler olan parasetamol hapları (Panadein Forte) ve tramadol haplardır.

Kırılan bir kemikten veya bir ameliyattan sonra yaşadığınız şiddetli ağrı, genelde doktorunuz yazacağı güçlü ağrıkesiciler gerektirir. Bu, bir hap veya iğne ile verilen morfin olabilir. Morfin benzeri ilaçlar, ağrıyı kesmek için beyinde, omurilikte ve diğer vücut bölgelerinde bulunan, opiyoid alıcıları olarak adlandırılan belirli proteinlerle etkileşime girerek ağrıyı dindirirler. Bu opioid alıcıları, endorfin adı verilen vücudun kendi doğal ağrı kesici moleküllerinin kullandıkları ile aynıdır.

Nöropatik ağrı

Nöropatik ağrı, sinirlere gelen zarar yüzünden kaynaklanır. Nosiseptif ve iltihapsal ağrı durumlarının dindirilmesi için etkili olan morfin, NSAID’ler ve parasetamol gibi ağrıkesiciler, nöropatik ağrının dindirilmesi için etkili değillerdir. Bunun sebebi, sinir yaralanmasını takip eden nöropatik ağrının altında yatan işleyişlerin, nosiseptif ve şiddetli iltihapsal ağrıya sebep olanlardan farklı olmasıdır.

Aslında depresyon ve epilepsiyi tedavi etmek için geliştirilmiş ilaçlar, nöropatik ağrının dindirilmesi için ilk seçenek tedavileri olarak önerilirler.


 

Antidepresanlar, vücudun ağrı ile mücadele eden yollarını destekleyerek nöropatik ağrıyı hafifletirler. Buna, ağrı sinyalini omurilik seviyesinde engelleyen, beyindeki sinyal gönderimini artırmak da dahildir. Anti-epilepsi ilaçlarının nöropatik ağrıyı dindirdiği detaylı mekanizmalar türlü türlüdür fakat kesin etki, ağrı sinyallerini köreltmek üzerinedir.

Migren ağrısı

Migren, özellikle güçten düşüren bir ağrı türüdür. Genelde mide bulantısı, kusma ve ışık ile sese duyarlılık eşlik eder. Birkaç saatten birkaç güne kadar sürebilir. Bazı insanlar, yanıp sönen ışıklar veya koku algılamada değişimler gibi migrenin geldiğini gösteren erken uyarı işaretleri niteliğindeki belirtiler yaşarlar.

Eğer parasetamol, aspirin, ibuprofen veya ergotamin (beyindeki kan damarlarını daraltarak migreni hafifletmek için özel olarak yapılmıştır) gibi ağrıkesiciler, belirtilerin başlangıcında alınırsa migren çoğu kez durdurulabilir veya şiddeti azaltılabilir. Şiddetli bir migren nöbetinden ıstırap çekenler için, triptan olarak bilinen reçeteye yazılan ilaçlar, beyin kan damarı genişlemesini tersine çevirerek etkili tedaviler olabilirler.

Devamlı iltihapsal ağrı

Devamlı ağrı, yetişkinlerde her beş kişiden birini etkileyebilir. En yaygın olanlarından birisi, eklem iltihabının en yaygın türü olan, osteoarteritinden kaynaklanan ağrıdır. Osteoarterit ağrı, genelde diz veya kalçada bulunan eklem yerindeki hastalıktan kaynaklanan devamlı bir iltihapsal ağrıdır. Eklem kıkırdağı ve altındaki kemik bozuldukça, eklem iltihaplanır ve bu da ağrıyı tetikler. Osteoarterit için ilk tercih edilen ağrıkesici parasetamoldur.

Daha şiddetli ağrıya sahip olan insanlar için, naproksen gibi NSAID’ler daha etkili olabilir. Fakat bunların devamlı kullanımı, yan etkilerin artmasıyla ilişkilendirilmiştir, özellikle mide zarının ülserleşmesi ve kanamasıyla. Daha az yaygın şekilde, morfin veya morfin gibi güçlü ağrı kesici ilaçlar reçeteye yazılır.

Kanser ağrısı

Çoğu kanser ağrısı, tümörün vücudunuzdaki kemiklere, sinirlere veya diğer organlara baskı yapmasından kaynaklanır. Kemoterapi veya radyoterapi gibi kanser tedavileri ile de ağrı meydana gelebilir. Genellikle parasetamol ile birlikte düzenli olarak ağızdan alınan morfin benzeri ağrı kesiciler, ortadan şiddetliye kadar devamlı kanser ağrısı için reçeteye yazılır.

Tedavinin başlangıcında veya bir doz artışından sonra genellikle uykulu olma hali meydana gelse de, genelde bu durum birkaç hafta sonra azalır. Mide bulantısı, kusma ve kabızlık yan etkilerini en aza indirmek için, tedavinin başlangıcında mide bulantısına karşı ve kabız giderici etkenler verilir.

Yine de, kabızlık devam ederken kabız giderici kullanımının sürdürülmesi çok önemlidir.

 


Kaynak :

  1. Bilimfili
  2.  Here’s why different painkillers are only effective for certain types of pain, www.sciencealert.com/here-s-why-different-painkillers-are-only-effective-for-certain-types-of-pain

Acı Hissetmemenin Moleküler Kökeni

Nadir görülen bir genetik mutasyon ile doğan insanlar acı hissedemiyorlar.. Uzun yıllardır bilinen bu durumu, ilaçlar ile yapay olarak elde etme çalışmaları ise çok da gözle görülür başarı gösteremedi. University of College London’dan araştırmacılarının yürüttüğü yeni bir çalışmada ise, aynı mutasyonu bulundurmak üzere genetik olarak modifiye edilmiş fareler ile acısız ağrısız bir hayatın reçetesi ortaya çıkarıldı.

Mesajların (kimyasal veya sinirsel iletinin) sinir hücreleri arasındaki aktarımını veya geçişini sağlayan ve hücre zarı üzerinde konuçlanan ‘kanallar’ sinir sistemi içerisinde elektriksel iletimin sağlanması için ciddi bir önem arz eder. 2006 yılında yayımlanan bir çalışmada bu kanallardan birisi olan Nav1.7 (bir sodyum kanalı) çoğunlukla ağrı/acı iletilen güzergahlarda bulunduğu ve bu kanalı sentezleyen geninde hasar ile doğan insanların acı hissedemedikleri gösterilmişti. Nav1.7 kanalını bloke eden veya çalışmasını durduran ilaçların ise şimdiye kadar ciddi bir etkisi gözlemlenmedi.

Nature Communications’da yayımlanan bu yeni çalışma Nav1.7’den yoksun olan hem insan hem de farelerin normalin üzerinde doğal opioid peptitler ürettiklerini ortaya koyuyor. Bu proteinler morfin veya kodein gibi sinir sistemi üzerinde analjezik etkiler gösteren proteinlerdir.

Acısızlık veya başka bir deyişle ağrı hissinden yoksun olma durumunun opioidlere bağlı olup olmadığını anlamak için araştırmacılar, Nav1.7 bulundurmayan farelere bir opioid inhibitörü (durdurucusu) olan ‘naloxene’ (naloksen) vererek, acı hissini tekrar kazandıklarını gözlemlediler. Bu deneyi takiben, aynı mutasyona sahip 39 yaşındaki bir kadına da naloksen verildi ve kadının hayatı boyunca ilk kez acı hissetmesi sağlandı.

Bugün birçok sodyum kanalı bloklayıcısı biliniyor ve bunlar lokal anestezide kullanılıyor. Ancak uzun süreli ağrı / acı kontrolünde kullanılamıyorlar çünkü bütün bir uyuşukluğa (hissizliğe) ve çeşitli cidid yan etkilere sebep olabiliyorlar. Buna karşılık Nav1.7 eksikliği ile doğan insanlar acı hissedemiyorlar ve bilinen tek yan etkisi ise koku alamamak.

Morfin gibi opioid ağrı kesiciler acı hissini düşürmekte son derece etkililer ancak uzun süreli kullanımları bağımlılık veyahut toleransın ortaya çıkmasına sebep olabilmektedir. Bunun sonucunda da artık vücudun bağışıklığı ve ilacın normal dozlarında işe yaramaması ve hatta çalışmasının tamamen durması gibi sonuçlar da oluşabilmektedir.

Profesör John Wood’un açıklamasına göre, Nav1.7 bloklayıcılarının içinde bu kanalı bloklamak için en düşük dozlarda ve miktarda ihtiyaç duyulan maddenin opioid olduğu görülüyor. Çalışmayan veya hatalı Nav1.7’ye sahip olan insanlar çok düşük seviyelerde opioidler üretiyorlar ve gözle görülür bir yan etki de tecrübe etmiyorlar veya bir tolerans geliştirmiyorlar.

Araştırmacılar ise şimdi 2017’de başlayacak insan deneyleri ile ilaç / kimyasal kombinasyonlarını ve/veya varyasyonlarını deneyerek milyonlarca acı çeken, ağrılı rahatsızlıklar duyan insana yardımcı olacak sonuçlara ulaşmayı bekliyorlar.

Araştırmanın fizyolojik deney kısmındaki bulgularından biri de modifiye farelerin sinir sistemlerinde modifiye olmayanlara nazaran  iki kat daha fazla doğal-opioidler bulundurması idi.

Transjenik (genetik olarak modifiye edilmiş) hayvan modellerinin insan hastalıkları ile ilgili olarak klinik önemlerini tekrar vurgulayan araştırma, bu durumun acısızlık için de geçerli olduğunu ömrü boyunca ağrı veya acı hissetmemiş bir insanın acıyı tecrübe setmesini sağlayacak kadar büyük uygulamalarının olabileceğini de göstermiş oldu.


Kaynak : Bilimfili, Michael S. Minett, Vanessa Pereira, Shafaq Sikandar, Ayako Matsuyama, Stéphane Lolignier, Alexandros H. Kanellopoulos, Flavia Mancini, Gian D. Iannetti, Yury D. Bogdanov, Sonia Santana-Varela, Queensta Millet, Giorgios Baskozos, Raymond MacAllister, James J. Cox, Jing Zhao, John N. Wood. Endogenous opioids contribute to insensitivity to pain in humans and mice lacking sodium channel Nav1.7. Nature Communications, 2015; 6: 8967 DOI: 10.1038/ncomms9967

Apendisektomi

Apendektomi olarak da bilinen apandisit ameliyatı, iltihaplandığında veya enfekte olduğunda apandisi çıkarmak için yapılan cerrahi bir prosedürdür. (bkz: Apendisektomi)

İşte apandisit ameliyatına kapsamlı bir genel bakış:

Apandisit: Apandisit, karnın sağ alt kısmında bulunan küçük, parmak benzeri bir organ olan apandisin iltihaplanmasıdır. Apandis, genellikle dışkı birikimi nedeniyle tıkandığında, bakteri üremesine ve enfeksiyona yol açtığında ortaya çıkabilir.

Cerrahi müdahale: Apandisit tipik olarak ameliyatla tedavi edilir, çünkü iltihaplı apandis yırtılabilir ve tedavi edilmezse ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Ameliyatın birincil amacı apandisi çıkarmak ve enfeksiyonun yayılmasını önlemektir.

Apendektomi türleri:

Açık apendektomi: Bu geleneksel yaklaşımda, sağ alt karın bölgesine tek bir kesi yapılarak cerrahın apendikse doğrudan erişimi sağlanır. Apandis daha sonra dikkatlice çıkarılır ve kesi dikiş veya zımba ile kapatılır.

Laparoskopik apendektomi: Bu minimal invaziv teknik, karında birkaç küçük kesi yapılmasını içerir. Kameralı ince bir tüp olan laparoskop bir kesiden sokularak cerrahın ameliyat alanını bir monitörde görüntülemesine olanak tanır. Daha sonra apandisi kesilerden birinden çıkarmak için özel aletler kullanılır. Laparoskopik apendektomi tipik olarak daha küçük yara izleri, daha az ameliyat sonrası ağrı ve açık ameliyata kıyasla daha hızlı iyileşme ile sonuçlanır.

Anestezi: Apendektomi genel anestezi altında yapılır, yani işlem boyunca uyuyacaksınız. Anestezi, ameliyat sırasında herhangi bir ağrı hissetmemenizi sağlar.

İyileşme süresi: İyileşme süresi kişiye ve yapılan ameliyatın türüne bağlı olarak değişebilir. Genel olarak, hastalar ameliyattan sonra bir veya iki gün hastanede kalmayı bekleyebilirler. Tam iyileşme birkaç hafta sürebilir ve bu süre zarfında cerrah tarafından sağlanan ameliyat sonrası talimatlara uymak önemlidir. Bu talimatlar ağrı yönetimi, yara bakımı, beslenme kuralları ve fiziksel aktivite kısıtlamalarını içerebilir.

Riskler ve komplikasyonlar: Her cerrahi prosedürde olduğu gibi, apandisit ameliyatı ile ilişkili riskler vardır. Bunlar arasında enfeksiyon, kanama, yakındaki organlara veya yapılara zarar verme, anesteziye karşı olumsuz reaksiyonlar ve tekrarlayan veya kalıcı enfeksiyon olasılığı sayılabilir. Ameliyattan önce bu riskleri cerrahınızla görüşmeniz çok önemlidir.

Ameliyat sonrası bakım: Ameliyattan sonra cerrahınız ameliyat sonrası bakım için özel talimatlar verecektir. Bu talimatlar yara bakımı, ağrı yönetimi, aktivite kısıtlamaları ve takip randevuları ile ilgili yönergeleri içerebilir. Bu talimatlara özenle uyulması, uygun iyileşme ve komplikasyon riskinin en aza indirilmesi için hayati önem taşır.

Başarı oranları: Apendektomi, düşük nüks oranı ile oldukça başarılı bir prosedürdür. Zamanında ve yetenekli bir cerrah tarafından yapıldığında, operasyon apandisiti etkili bir şekilde çözer ve başka komplikasyonları önler.

Apandisitten şüpheleniyorsanız veya apandisit teşhisi konduysa, derhal tıbbi yardım almanız önemlidir. Sağlık uzmanınız durumunuzu değerlendirecek ve apendektominin gerekli olup olmadığını belirleyecektir.

Ameliyat sonrası

Apandisin cerrahi olarak çıkarılması olan apendektomiden sonra ameliyat sonrası ağrı yaygındır. Bu ağrı, ameliyat türü (laparoskopik veya açık), kişinin ağrı toleransı ve herhangi bir komplikasyonun varlığı gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak hafiften şiddetliye kadar değişebilir.

Kesi yeri tipik olarak apendektomi sonrası ağrının ana kaynağıdır. Bu ağrı genellikle birkaç gün ila bir hafta içinde önemli ölçüde azalır. Laparoskopik cerrahi sırasında karnı şişirmek için kullanılan karbondioksit gazı nedeniyle omuzda veya sırtta da ağrı hissedilebilir. Bu, sevk edilen ağrı olarak bilinir ve genellikle 48 saat içinde azalır.

Ayrıca, ameliyat sonrası bağırsak fonksiyonlarındaki değişiklikler nedeniyle karında şişkinlik ve rahatsızlık yaşanabilir.

Ameliyat sonrası ağrı kötüleşirse, reçete edilen ağrı kesici ilaçlarla giderilmezse veya ateş, inatçı bulantı veya kusma ya da kesi yerinde artan kızarıklık, şişlik veya drenaj gibi yeni semptomlar gelişirse sağlık ekibini bilgilendirmek önemlidir. Bunlar enfeksiyon veya apse oluşumu gibi komplikasyonların belirtileri olabilir.

Ağrı yönetimi genellikle ağrının şiddetine bağlı olarak asetaminofen veya NSAID’ler gibi opioid olmayan ilaçlardan daha güçlü opioid ilaçlara kadar değişen analjeziklerin kullanımını içerir. Ayrıca, iyileşmeye yardımcı olabilecek ve ameliyat sonrası ağrıyı azaltmaya yardımcı olabilecek fiziksel aktivitenin tolere edildiği şekilde kademeli olarak artırılması önerilir.

Beslenme

Apandisit ameliyatından sonra, iyileşme ve iyileşmeyi desteklemek için dengeli ve besleyici bir diyet uygulamak önemlidir. İşte apandisit ameliyatı sonrası beslenme için bazı genel kurallar:

Berrak sıvılarla başlayın: İyileşmenin ilk aşamalarında su, et suyu ve berrak meyve suları gibi berrak sıvılar tüketmeniz tavsiye edilebilir. Bu, dehidrasyonu önlemeye yardımcı olur ve sindirim sisteminizin kademeli olarak normal işlevine devam etmesini sağlar.

Yumuşak bir diyete geçin: Toleransınız geliştikçe, yavaş yavaş yumuşak ve kolay sindirilebilir gıdalar ekleyebilirsiniz. Bunlar arasında sade pirinç, haşlanmış patates, pişmiş sebzeler, derisiz tavuk veya balık ve az yağlı yoğurt gibi yiyecekler yer alabilir. Baharatlı, yağlı ve çok baharatlı yiyeceklerden kaçının çünkü bunların sindirimi daha zor olabilir ve rahatsızlığa neden olabilir.

Lif açısından zengin gıdalar tüketin: Sindirim sisteminiz normale döndükçe, kabızlığı önlemek için lif açısından zengin gıdaları yavaş yavaş ekleyin. Diyetinize meyveleri, sebzeleri, tam tahılları ve baklagilleri dahil edin. Bunlar temel besinleri sağlar ve sağlıklı bağırsak hareketlerini destekler.

Susuz kalmayın: Hidratlı kalmak için bol miktarda sıvı, özellikle de su için. Bu, kabızlığın önlenmesine yardımcı olur ve genel iyileşmeyi destekler.

Daha küçük, sık öğünler yiyin: Büyük öğünler yerine, gün boyunca daha küçük, daha sık öğünler tercih edin. Bu, sindirim sisteminize aşırı yüklenmeyi önlemeye ve daha iyi sindirimi teşvik etmeye yardımcı olabilir.

Gıda intoleranslarını izleyin: Ameliyattan sonra rahatsızlığa veya sindirim sorunlarına neden olabilecek belirli gıdalara dikkat edin. Bazı bireylerin belirli gıdalara karşı geçici hassasiyetleri veya intoleransları olabilir. Herhangi bir olumsuz reaksiyon fark ederseniz, sağlık uzmanınıza danışın.

Yavaş yavaş normal beslenmeye devam edin: Zamanla, yağsız proteinler, tam tahıllar, meyveler, sebzeler ve sağlıklı yağlar dahil olmak üzere daha geniş bir gıda yelpazesini yeniden tanıtabilirsiniz. Vücudunuzu dinleyin ve sizin için rahat hissettiren bir hızda ilerleyin.

Bunların genel yönergeler olduğunu ve özel diyet ihtiyaçlarınızın ve kısıtlamalarınızın değişebileceğini unutmamak önemlidir. İyileşme ihtiyaçlarınıza göre kişiselleştirilmiş beslenme önerileri için kayıtlı bir diyetisyene veya sağlık uzmanınıza danışmanız tavsiye edilir.

Ayrıca, cerrahınız veya sağlık ekibiniz tarafından diyet ve ameliyat sonrası bakımla ilgili olarak verilen özel talimatlara uyduğunuzdan emin olun. Bireysel koşullarınıza göre size ayrıntılı rehberlik sağlayabilirler.

Tarih

Apandisit cerrahisinin tarihi uzun ve büyüleyici bir geçmişe sahiptir. Kaydedilen ilk başarılı apendektomi 1735 yılında İngiliz cerrah Claudius Amyand tarafından gerçekleştirilmiştir. Amyand’ın hastası, yuttuğu bir toplu iğne nedeniyle apandisi delinen 11 yaşında bir çocuktu.

Takip eden yıllarda birkaç başarılı apendektomi daha yapıldı, ancak ameliyatın hala çok riskli olduğu düşünülüyordu. 1886 yılında Reginald Heber Fitz apandisit üzerine bir çalışma yayınlayarak ameliyatın daha geniş kabul görmesine yardımcı oldu. Fitz ayrıca apandis iltihabını tanımlamak için “apandisit” terimini icat etti.

19. yüzyılın sonlarında apendektomi yapmak için kullanılan cerrahi tekniklerde önemli ilerlemeler kaydedildi. 1889’da Charles McBurney, bugün hala apendektomi için kullanılan en yaygın kesi olan “McBurney kesisini” tanımladı. 1900 yılında Robert Fulton Weir, bazen apendektomi için kullanılan daha az invaziv bir kesi olan “Weir insizyonu “nu tanıttı.

20. yüzyılda, apendektomi yapmak için kullanılan cerrahi tekniklerde daha fazla ilerleme kaydedilmiştir. İlk olarak 1930’larda laparoskopik apendektomi geliştirilmiştir. Laparoskopik apendektomi, karındaki küçük kesilerden gerçekleştirilen minimal invaziv bir prosedürdür. Laparoskopik apendektomi artık Amerika Birleşik Devletleri’nde en sık uygulanan apendektomi türüdür.

Günümüzde apendektomi çok güvenli ve etkili bir prosedürdür. Apendektomi için ölüm oranı %1’den azdır. Apendektomi genellikle acil bir ameliyat olarak gerçekleştirilir, ancak bazı durumlarda elektif bir ameliyat olarak da gerçekleştirilebilir.

Apandisit cerrahisi tarihindeki bazı önemli olaylar aşağıda verilmiştir:

1735: Claudius Amyand kaydedilen ilk başarılı apendektomiyi gerçekleştirdi.
1886: Reginald Heber Fitz apandisit üzerine, ameliyatın daha yaygın kabul görmesine yardımcı olan bir çalışma yayınladı.
1889: Charles McBurney, günümüzde apendektomi için hala en yaygın kullanılan kesi olan “McBurney kesisini” tanımladı.
1900: Robert Fulton Weir, bazen apendektomi için kullanılan daha az invaziv bir kesi olan “Weir insizyonu “nu tanıttı.
1930s: Laparoskopik apendektomi ilk kez geliştirildi.
Bugün: Apendektomi çok güvenli ve etkili bir prosedürdür.

Apandisit ameliyatının uzun ve büyüleyici bir geçmişi vardır. Milyonlarca insanın hayatını kurtarmış nispeten basit bir prosedürdür.

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.

Kaynak:

  1. Williams, N., O’Connell, P., & McCaskie, A. (2018). Bailey & Love’s Short Practice of Surgery (27th ed.). CRC Press. Link
  2. Addiss, D. G., Shaffer, N., Fowler, B. S., & Tauxe, R. V. (1990). The epidemiology of appendicitis and appendectomy in the United States. American journal of epidemiology, 132(5), 910-925. Link