İtalyancada; Mutluluk
forte
İtalyancada; yüksek ses.
Piano
İtalyancada; alçak ses, kısık ses.
Kişiliğinizi Değiştirebilen 5 Deneyim
Kişilik özelliklerimizi; karmaşık biyolojik faktörler, genetik özellikler ve büyüdüğümüz çevrenin belirlediği düşünülmekte. Peki deneyimler kişiliğimizi değiştirebilir mi? Kesinlikle mümkün.
1. Organ nakli

Organ nakli yapılan hastaların, gizemli bir şekilde nakledilen organın sahibinin kişilik özelliklerini göstermeye başladığına dair birçok örnek mevcut. Bunun arkasında yatan nedenin hücre hafızası teorisi ile ilgili olduğu düşünülüyor. Bu teoriye göre, vücuttaki hücreler, genlerimizden bağımsız olarak, kişilik özelliklerimizin, tercihlerimizin ve geçmişimizin işaretçilerini taşımakta. Bu teori tüm dünya genelinde kabul edilmemiş olsa da, yapılan araştırmalar hücresel hafızanın varlığını gösterdi; örneğin Honolululu Hemşirelik Okulunda yapılan son 10 kalp nakli hastasında, kalbin eski sahibine ait 2-5 arası kişilik özelliği görüldü. Bu özellikler yemek zevkinden, sanata, eğlence aktivitelerine kadar çeşitlilik göstermekte. İlginç bir vakada ise 8 yaşındaki kız çocuğu kendine organı nakledilen kişinin cinayetine dair kabuslar görüp duruyordu. Psikiyatristinin değerlendirmesi sonucu kız çocuğunun gerçek olaylardan bahsettiği anlaşıldı ve polise götürüldü. Çocuk, polise cinayetin tarihi, yeri ve katilin kullandığı silah da dahil olmak üzere bilgiler verdi.
Kaynak: Russel L, Pearsall P, Schwartz G, et al. Changes in heart transplant recipients that parallel the personalities of their donors. Integrated Medicine. 2000.
2. Sihirli mantar yemek

Hayal gördüren uyuşturucular zihinde garip deneyimler yaratmalarıyla bilinirler ama sihirli mantarları bir kere bile kullanmanın kişiliğinizi değiştirebileceğini, hem de muhtemelen iyi yönde değiştirebileceğini biliyor muydunuz? Live Science dergisinde yayınlanan araştırmaya göre, katılımcılara sihirli mantarda bulunan bir bileşen olan psilocybin verilmesinin ardından katılımcılar yeni deneyimlere aha açık olduklarını belirttiler. Bu kişiler deneyden bir sene sonra bile bu etkilerin devam ettiğini belirttiler. Araştırmacılar bu durumun nedeninin psilocybin isimli ilaç bileşeni değil, insanların ilaç etkisindeyken yaşadıkları içebakış deneyimlerinin hayata bakışlarını değiştirmesi olduğunu düşünüyor.
3. Mikrop kapmak

Mikrop kapmak genelde sadece birkaç gün hasta olmaya yol açsa da, bazı bilim adamları mikrop kapmanın davranışlarınızda değişikliklere yol açacak daha kalıcı etkileri olduğunu düşünüyor. Psychology Today yazarlarından psikiyatrist Robert Bransfield’e göre, yaklaşık 65 adet mikrobun zihinsel hastalıklarla, kişilik değişiklikleriyle ve bilişsel yetenekte düşüşle bağıntısı var. Buna dair en şaşırtan örnek ise Lyme hastalığı. Brainsfeld’in belirttiğine göre Lyme hastalığı sahibi kişilerden bazılarında, depresyon ve intihar eğiliminde artışa ilave olarak daha önceden bu kişilerde görülmeyen şiddet içeren saldırgan davranışlar ortaya çıkıyor. Lyme hastalığı bulunan çoğu kişide bu durum görülmese de hastaların küçük bir yüzdesinde, saldırganlık eğilimini artıran nörolojik bir bozukluk oluşuyor. Bu tip rahatsızlıkların korku eşiğini düşürdüğü, depresyona, bilişsel sorunlara ve ruh hali değişimlerine yol açtığı; ve daha da önemlisi bazı hastalarda intihar eğilimini ve saldırganlığı artırdığı görüldü.
4. Beyin ameliyatı

Beyin, insan vücudundaki en karmaşık ve en az anlaşılan organlardan biri, bu yüzden de beyin ameliyatının kişilik üzerinde tahmin edilemeyen etkilerinin olması pek şaşırtıcı değil. Psychology Today’e göre; ön ve temporal loplarda, amigdalada ve hipokampüste gerçekleştirlen ameliyatlar sıklıkla fisiksel saldırganlıkta artış, beklenmeyen duygular, hafıza kaybı ve dürtüleri kontrol yetersizliğine yol açmakta. Birçok durumda ise, beyin travması sonrası gerçekleşen beyin ameliyatı depresyon, endişe ve obsesif kompulsif bozukluk gibi zihinsel hastalıklara yol açabilmekte. Beyin ameliyatı geçiren kişiler ayrıca madde bağımlılılığına da daha yatkın.
5. İşsizlik

İşinizi kaybetmek hiçbir zaman kolay bir durum değildir ve ardından gelen aylar süren işsizlik de herkesi depresif yapmak için yeterli bir neden. Ancak araştırmacılara göre, işten çıkarıldıktan sonra birçok kişi tatminsizlik duygusunun da ötesinde, iş sahibi olmayan kişilerde görülen bazı kişilik değişiklikleri yaşıyor. 6797 işsiz katılımcı üzerinde yapılan ve The Journal of Applied Psychology dergisinde yayınlanan araştırmanın sonuçlarına göre, yıllardır işsiz kalan insanlarda sorumluluk duygusuyla hareket etme, dürüstlük ve uyumluluk gibi özelliklerde değişiklikler gerçekleşiyor. Özellikle kadınlar bir yıllık işsizlik durumunun ardından daha az uyumlu hale gelirken, erkekler işsizlik durumunda önceleri daha uyumlu olurlarken üç yıllık işsizlik ardından bu özelliklerinde dibe vuruyorlar. Araştırmadan çıkan sonuçlardan biri de birçok kişinin kariyerlerinde kimliklerini buldukları ve kariyerleri olmadan kimliklerinin ellerinden gittiği.
Kaynak: Boyce C, Wood A, Daly M, Sedikides C. Personality Change Following Unemployment. Journal of Applied Psychology. 2015.
Kaynak: mynet
“Süper Beyin yarattık.”

ABD’deki Duke Üniversitesi araştırmacıları 2 ayrı deneyle maymun ve farelerin beyinlerinden bir ağ oluşturarak işbirliği yapmalarını ve bir ‘süper beyin’ gibi öğrenmelerini sağladı.
Araştırmayı yürüten Dr. Miguel Nicolelis bir ‘süper beyin’ yarattıklarını söylerek, bu araştırma ile felç sonrası konuşma yetisini kaybeden insanların beyinlerinin, sağlıklı kişilerin beyinleri ile senkronize edilerek daha hızlı rehabilite edilebilmesine olanak sağlanabileceğini kaydetti.
Kaynak: independent
Tıp öğrencisinin Fotoğrafı

Filipinler’de bir restoranın dışında, küçük bir çocuğun ders çalıştığı bu fotoğraf sosyal medyada olay yarattı. Çünkü onun gidecek hiçbir yeri yok…
Kaldırımın üzerine diz çökerek derme çatma bir masanın üzerinde, bir restoranın dışına yansıyan ışıkta ödev yapmaya çalışan Daniel Cabrera adlı çocuğun fotoğrafı görenleri hüzünlendirdi.
Filipinler’in başkenti Manila’da yaşayan 9 yaşındaki Daniel’i Tıp öğrencisi Joyce Torrefranca fotoğrafladı. Çektiği fotoğrafı Facebook’ta yayınlayınca, tüm dünya bu görüntüye şahit oldu.
KÜÇÜK DANİEL’İN FOTOĞRAFINI BİNLERCE KİŞİ PAYLAŞTI!
Torrefranca, küçük çocuğun kendisine daha fazla çalışmak konusunda ilham verdiğini belirtti.
Binlerce kişinin paylaştığı fotoğrafa gelen yorumlar arasında, yaşam standartlarının kıymetinin bilinmesi gerektiği de yer alıyor.

DANİEL’İN HİKAYESİNİ HEPİMİZE İLHAM VERSİN…
Daniel’in ailesi evleri yandığından bu yana kalacak ev bulamadı. Babasının da hayatını kaybettiği belirtiliyor. Küçük çocuğun annesi Christina Espinosa’nın kardeşi de restoranda çalışıyor. Annesi, yeni bir ev edinmek için mücadele etse de aile şimdilik restoranda yaşıyor. Annesi günde yaklaşık 5 TL kazanıyor.
Eğitim görmeye kararlı olan Daniel’in okulda başarılı ve mutlu olduğunu söyleyen öğretmenlerinden Rosalina Detuya, “O zeki ve sınıftaki tartışmalara katılıyor.” dedi.

Bu fotoğrafın hızla yayılmasının ardından aileyi bu durumdan kurtarmak için bağış yağdı. Politikacı Samuel Pagdilao Daniel’e burs verdi. Annesi de kendi işini yapmak için sponsor buldu. Aileye para ve yiyecek yardımı yapıldı.

Tüm bu olanlardan sonra fotoğrafı çeken Joyce Torrefranca şu mesajı yayınladı: “Basit bir fotoğrafın bu kadar büyük bir mucize yatacağını bilmiyordum. Fotoğrafı paylaşan herkese teşekkür ederim. Daniel’e hayallerini gerçekleştirmesi için yardım ettik. Umarım Daniel’in hikayesi yüreğimize dokunur ve bize her ne durumda olursak olalım mücadele etmemiz için ilham verir”
Kaynak: Hürriyet
Kendi Apandisit ameliyatını yaparak tarihe geçti
Leonid Rogozov, Antarktika’da kutup üssü inşaatında görevli bir ekibin üyesiydi. Apandisitiyle ilgili bir problem yaşadı ancak hastaneye gitmesi imkansızdı. Çok az anestezi ile kendi apandisit ameliyatını yapmak zorunda kaldı.
Rogozov’un oğlu Vladislav tarafından kaleme alınan bu inanılmaz hikayenin detayları, British Medical Journal’da yayınlandı.
“NEDEN ARKADAŞLARIMI KORKUTAYIM Kİ…”
Rogozov ve 11 arkadaşı, Schirmacher Oasis’ta kutup üssü inşaatını tamamladıktan sonra eve dönebilmek için kışın geçmesini bekliyorlardı. Ancak Rogozov 29 Nisan 1961’de günlüğüne şöyle yazdı: “Sanırım apandis iltihabım var. Ama bu konuda sessizliğimi sürdürüyor hatta gülümsüyorum, neden arkadaşlarımı korkutayım ki? Kimin yardımı olabilir?”
Ancak kısa süre sonra güçsüzleşti ve durumu ciddileşmeye başladı. Karnının üst kısmında keskin ağrı hissediyordu.
HAYATTA KALMAK İÇİN AMELİYAT ŞARTTI
Rogozov, hayatta kalmak için ameliyat olması gerektiğini biliyordu. Ya da apandisiti patlayacaktı ki bu durum ölümüne neden olurdu. Kar fırtınası nedeniyle Rusya’ya uçmak söz konusu bile değildi, tekne yolculuğundan da kurtulamazdı.
Yeni inşa edilen istasyondaki tek doktor kendisiydi.
1 gün sonra yani 30 Nisan’da, belirtiler dayanılmaz bir hal aldığında, harekete geçmesi gerektiğini anladı. Ateşi yükseliyordu, sık sık kusuyordu ve her zamanki gibi ağrısı vardı.
EKİP ARKADAŞLARINA AMELİYAT HAKKINDA BİLGİ VERDİ
Leonid Rogozov, günlüğüne şöyle yazdı: “Mümkün olan tek çare üzerinde düşünmeliyim: Kendimi ameliyat etmeyi…”
Ekip üyelerine bu doğaçlama olayda ne yapılacağını anlattıktan sonra odasında sadece yatak, iki masa ve lamba dışındaki her şeyi dışarı çıkardı. Aralarından birkaçını araç gereçlerini kendisine uzatmaları, lambayı konumlandırmaları ve ne yaptığını görebilmesi için aynayı tutmaları için asistan olarak görevlendirdi. Ekibine kendi hazırladığı ilacı nasıl enjekte edilmesi gerektiğini ve bilincini kaybettiğinde nasıl suni solunum yapılacağını anlattı. Sonra ellerini cerrahi yıkamayla dezenfekte etmelerini sağladı ve onlara lastik eldivenler verdi.
1 HAFTA SONRA İYİLEŞTİ
Saat gece 2’yi gösterdiğinde, karın duvarına lokal anestezik enjekte etti. 15 dakika sonra 10-12 cm boyutunda bir kesi yaptı ve başladı.
Ekibin de yardımıyla operasyon tamamlandıktan sonra sadece uyku hapları aldı. 4 gün antibiyotik aldıktan sonra iyileşmeye başladı ve 5. günde ateşi normale döndü. 1 hafta sonra dikişlerini aldı.
1 yıldan daha fazla süre sonra Antartika’yı terkeden ekip, 29 Mayıs 1962’de Leningrad limanına ulaştı. Rogozov, ertesi gün kliniğindeki işine geri döndü ve hayatının geri kalanında Leningard Tıp Enstitüsü Genel Cerrahi Anabilim Dalı’nda ders vermeye devam etti.
“HERHANGİ BİR İŞTİ”
Rogozov, yaşadıklarını “İğneyi elime alıp vücuduma enjekte ettikten sonra, otomatik olarak ameliyat moduna geçtim. O andan sonra hiçbir şey farketmedim” şeklinde anlatırken bu inanılmaz olay her sorulduğunda aynı cevabı verdi: “Herhangi bir işti, herhangi bir hayattı.”
İLK VAKA
Yaptığı ameliyat, birinin kendi kendini -profesyonel ya da dışarıdan herhangi birinin yardımı olmadan, hastane dışında- başarıyla ameliyat ettiği ilk vaka olarak görüldü.
Kaynak
Kas kütlesini arttırmaya yardımcı 6 gıda

1. Yumurta
Ucuz ve zengin protein kaynağıdır. 1 yumurta yaklaşık 7 gr protein içerir. Yumurta sarısı yumurta proteinin yarısını, A, D ve E vitaminlerini ve kolesterol içermektedir. Diyetle alınan kolesterolün kan kolesterolü ile ilgisi yoktur. Yumurta sarısını yememek yerine vücudunuzdaki yağı uzaklaştırmalısınız.
Eklemlerdeki ve ciltteki iltihaplanmayı azaltır, vücut yağını azaltarak testesteron seviyesini arttırır. Her gün 9000 mg EPA/DHA ya ihtiyaç duymaktayız. Eğer sıklıkla balık tüketemiyorsanız, balık yağı haplarını düşünebilirsiniz..
3. Orman Meyveleri
Güçlü antioksidan içeriği ile kansere karşı koruyucudur. Kalp ve göz sağlığı için tüketilmelidir. Yabanmersini, böğürtlen, ahududu gibi meyveler bolca tüketilmelidir. Donmuş ya da taze olarak orman meyvelerini yulafla birlikte tüketebilirsiniz.
4. Yoğurt
İçermiş olduğu bakteriler ile mide-bağırsak sağlığını geliştirir. Donmuş yoğurt ya da şeker içeren meyveli yoğurtları tercih etmeyiniz. Düşük yağlı sade yoğurtları tercih edin. Keten tohumu ve orman meyveleri ile tüketebilirsiniz.
5. Kırmızı Et :
Kırmızı et protein, B12 vitamini, demir, çinko, kreatin, karnosin içermektedir. Ayrıca kas kitlesini arttırmak için tüketilmesi gereken en önemli gıdadır.
6. Keten Tohumu:
Keten tohumu lif, protein ve omega-3 kaynağıdır. 1 çorba kaşığı keten tohumu içeren yoğurt orman meyveleri ile tüketildiğinde kas kitlesini arttırmak için tavsiye edilmektedir.
http://www.institutefornaturalhealing.com/2012/09/this-superfood-pumps-up-muscle-strength-in-an-unexpected-way/
Anoreksiya nervoza
Kelime anlamı sinirsel bozukluğa dayalı iştahsızlıktır. Psikolojik bir rahatsızlık olmasının yanı sıra, sonuçları fiziksel olarak gözlemlenebilir. (Bkz; Anoreksiya) (Bkz; nervoza)
Genel başlık olarak iştahsızlık diye adlandırılan “Anoreksia” ile karıştırılmamalıdır.
- Anoreksiya nervoza, yiyecek alımının azalması, kusma, müshil suistimali ve hiperaktivite yoluyla amaçlanan kilo kaybının olduğu davranışsal bir bozukluk veya yeme bozukluğudur.
- Bulimia, şişmanlama korkusundan dolayı nöbet benzeri yeme-kusma ataklarıyla birlikte kusma-yeme olarak karakterize edilen anoreksiyadan ayırt edilmelidir.
En yaygın olarak genç kızlarda görülür. Ergenlik çağında masum diyetlerle başlayabilen bu hastalığın belirtileri şunlardır;
- Yemek yemeyi reddetme,
- aşırı kilolu olduğunu düşünme,
- Aşırı bedensel aktivitede bulunma (spor, iş, vb.)
- İştah kesici, zayıflatıcı (yan) etkisi olan ilaçları tüketme,
- Kendini kusturma
Hastalık psikolojik olduğundan, kısa sürede bir iyileşme görülmesi olası değildir. Uzun süreli psikoterapiler önerilir.

Epidemiyoloji
Kural olarak, anoreksi geliştirenler çoğunlukla kızlar ve daha genç kadınlardır (kadın: erkek = 10: 1). Hastalığın zirvesi 15-25 yaşları arasındadır. Bu durum genç kızların yaklaşık % 1’inde görülmektedir.
Psikodinamik
Çeşitli psikojenik nedenler, esas olarak geçmişte veya çocuklukta bulunan nedenler olan anoreksi tablosunu tetikleyebilir. Genellikle etkilenenler, ebeveynleri tarafından zaten iletildiği gibi, performans göstermeleri için artan baskı altındaydı veya altındaydı. Anne-kız ilişkisi burada önemli bir rol oynuyor gibi görünüyor. Genellikle baskın bir annedir, ancak ödipal bir çatışma bağlamında bozulmuş bir baba-kız ilişkisi de bunun nedeni olabilir.
Anoreksinin klinik tablosunda aşağıdaki nedenler ayırt edilebilir:
- Sorunlu anne ilişkisi
- Sorunlu baba ilişkisi
- Kimlik sorunları: Etkilenenler kadın olarak rollerini kabul etmiyor
- Kişinin kendi bedeniyle bozulmuş ilişkisi: Etkilenenler kendilerini çok şişman bulurlar, rekabetçi sporcular ve modeller genellikle etkilenir
- Rahatsız cinsellik: Etkilenen insanlar cinsellikten korkar, eşeysiz yaşar
Klinik
davranış
Aşağıdaki davranışlar, anoreksiya resmini karakterize eder:
- Bütün öğünleri atlar
- Gıdanın miktar olarak daha küçük oranlarda değiştirilmesi
- Çok miktarda sıvı içerek açlık hissini bastırmak
- Yiyeceklerin yenmesi bazen saatlerce süren bir ritüelde kutlanır.
- Yemek yedikten sonra kusar
- Müshillerin kötüye kullanılması
- İştah kesici veya yağ emilim inhibitörlerinin kullanımı
- Hiperaktivite
- koşu ve fitness dahil aşırı fiziksel aktivite
- belirli bir günlük rutine sıkı sıkıya bağlılık
- Etkilenenler, hastalığa dair herhangi bir fikir vermez. Zaten zayıf olsanız ve bunun sonuçları olsanız bile kendinizi çok şişman olarak kabul ediyorsunuz. Özellikle dramatik durumlarda, hasta açlıktan ölür.

semptomlar
Bir anorektiğin yukarıda bahsedilen anormal davranışına ek olarak, belirli fiziksel semptomlar hastalığa işaret eder. Çoğu durumda, bunlar eksiklik belirtileri ve gıda yoksunluğuna verilen fiziksel tepkilerdir, örneğin:
- Genel belirtiler
- Kaşeksi
- Protein eksikliği veya hipoalbüminemiye bağlı ödem oluşumu
- Hipotermi
- Baget parmakları ve saat camı tırnak
- Endokrin sistem
- İkincil amenore
- diğer hormonal bozukluklar (T3 ↓, STH ↑, kortizol ↑)
- Libido kaybı
- Kardiyovasküler sistem
- ortostatik düzensizlik
- Bradikardi
- Hipotansiyon
- cilt
- Saç kaybı
- Lanugo saç
- ağız kenarı yırtığı
- Elin arkasında nasır oluşumu
- Yüzde ve yumuşak damakta peteşiler
- Kas-iskelet sistemi
- kemik erimesi
- Kas Güçsüzlüğü
- laboratuar
- Elektrolit kayıpları
- Hiperürisemi

Teşhis
Ayrıntılı bir anamnez ve hastanın klinik tablosuna ek olarak, BMI (vücut kitle indeksi), hastalığın sınıflandırılmasında özellikle yararlıdır. 19 ile 25 arasındaki bir BMI normal kabul edilir, 19’dan küçük bir BMI zayıflığı gösterir.
| BMI | değerlendirme |
|---|---|
| < 17,5 | anorektik ağırlık |
| < 16,0 | Yatarak tedavi önerilir |
| < 14,0 | Kritik derecede düşük; Artan organik komplikasyonlar |
| < 12,0 | Ölüm tehlikesi |
| < 10,0 | Genellikle hayatta kalınmaz |
ayırıcı tanı
- bulimia
- Maligniteler bağlamında kaşeksi
- Diğer psikiyatrik hastalıklar bağlamında iştahsızlık ve kilo kaybı (depresyon, şizofreni)
- Endokrin bozuklukları (diabetes mellitus, hipotalamik tümörler)
Terapi
Terapi ayakta veya yatarak yapılabilir. Ağır vakalarda hastaneye yatış endikedir. Tedavide aşağıdaki önlemler ön plandadır:
- Kilo alımı (hedef: yaklaşık 500-700 g / hafta sürekli kilo alımı)
- Davranış terapisi
- Psikoterapi veya aile terapisi
- Kendi kendine yardım gruplarında arabuluculuk
- gerekirse östrojen ve antidepresanların verilmesi
- Kilo alımı bağlamında, özellikle zayıflamış hastalar yeniden beslenme sendromu geliştirebilirler. Ortaya çıkan hiperinsülinemi, hipokalemiye ve hipofosfatemiye yol açar ve sonunda kardiyak semptomlara neden olabilir.
Akut glomerülonefrit
Sinonim: Rapidly progressive glomerulonephritis (RPGN), rasch progressiven Glomerulonephritis
- Deri enfeksiyonundan 10 ila 21 gün sonra görülür.
- idrarda albumin ve kan bulunmasıyla, bazen de yüksek tansiyonla belirgindir. Bu hastalık streptokoklardan ileri gelen başka bir enfeksiyon (anjin veya kızıl gibi) ikincil belirtisidir. Sıklıkla glomerülonefritle sonuçlanan sebebler arasında tifo, pnömokoksi, stafilokoksi gibi başka enfeksiyonlar da bulunabilir.
- Yarı akut ve kronik glomerülonefritlerin evrimi daha uzundur ve çoğu zaman böbrek yetmezliği durumunu da içerir.
- M-Protein 12 karşı çapraz reaksiyon gerçekleşir.
- immün kompleksi vaskülitisi görülür.

