Gestoz

Hamilelik sebebiyle karşılaşılan bir takım hastalıklara verilen genel isimdir. Hamilelik süreci ve doğum sonrası kısa bir süreyi kapsar.

İlk trimenon (ilk üçlükte) karşılaşılanlara, erken Gestose denir:

  • Ptyalismus gravidarum
  • Hyperemesis gravidarum

Son trimenon‘da (son üçlükte) karşılaşılanlara, geç Gestose denir:

HELLP sendromu

HELLP hamilelik sürecinde rastlanan semptomlarından yola çıkılarak adlandırılmış bir hastalıktır. En çok rastlanan semptomların ingilizce baş harflerinin yan yana gelmesiyle oluşmuş bir isimdir:

  • H: Hemolysis
  • EL:(EL= Elevated liver enzymes) yüksek karaciğer enzim değerleri
  • LP:(LP= low platelet count) Thrombozytopeni

Bu semptomlar dışında, karın ağrısı, şiddetli mide bulantısı ve nörolojik semptomlara da ( ışığa karşı hassasiyet, çift görme gibi) rastlanılır.

Tedavi olarak yalnızca Sectio caesarea yani sezeryan doğum önerilebilir.

 

Klinik

Daha önce bahsedilen semptomlara ek olarak, sağ tarafta karın ağrısı (karaciğer kapsül ağrısı), şiddetli mide bulantısı ve fibrilasyon, çift görme ve ışığa karşı artan hassasiyet gibi nörolojik semptomlar vardır.

Teşhis

Laboratuvar bulguları

Ayırıcı Tanılar

Hemolitik anemi

Sinonim: Hemolytic anemia, Hämolytische Anämie

  • Alyuvarların (kırmızı kan hücrelerinin) normal ömürlerini tamamlamadan yıkıma uğrayarak kan dolaşımından uzaklaşması durumudur.
Kaynak: https://encrypted-tbn0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSt2zJikczJnWpBzLRwbQafEgF2-FAFUgA9JB9eetTsZUcsENj7

Teşhis

  • Kan testi
    • Kırmızı kan hücrelerinin sayısının normalden az olması ↓,
    • Hemoglobin konsentrasyonun normalden az olması ↓,
    • Ortalama kırmızı kan hücrelerinin hacminin sabit olması ↔
    • Retikulositlerin sayısının normalden yüksek olması ↑
    • LDH ↑
    • indirektes Bilirubin ↑
  • Eritrositlerin biçimlerinin farklı olması
  • Coombs-Testi
  • Soğuk Aglütinasyon Testi
  • Haptoglobin ↓,
Kaynak: https://imagebank.hematology.org/getimagebyid/3960?size=2

Morbus Weil

Sinonim: Weil Hastalığı

Alman tıpçı Adolf Weil’ın soyadıyla anılan bu hastalık bir Leptospirose‘dir.

Genellikle köpek, domuz, fare gibi hayvanlardan bulaşan bu hastalığın asıl sebebi spiral formlu Leptospira bakteri ailesinden “Leptospira icterohaemorrhagica” bakterisidir. Bu bakteriler kirli sularda da bulunabilirler ve deri yolu teması, mukoza tabakası teması ve hatta solunum yollarıyla insan vücuduna ulaşabilirler.

Weil hastalığı, Leptospirose’nin karaciğer ve böbrek zararlarının yüksek olduğu bir çeşididir. Hastalık yüksek ateş ve spesifik olmayan semptomlarla (baş ve eklem ağrısı gibi) başlar. İlerleyen zamanda böbrek ve karaciğer yetmezliği, meningitis, Ikterus, kalp iltihaplanması gibi ciddi organ komplikasyonlarına sebep olabilir.

Diğer Leptospirozlara nazaran tedavi edilmediği takdirde daha ölümcül olarak kabul edilen Weil hastalığı, hastalığın ilerleyen aşamalarında kandaki ve Liquor cerebrospinalis‘teki hastalık antikorlarıyla teşhis edilir. İlk aşamalarda antibiyotiklerle tedavi edilebilen bu hastalık, ilerleyen aşamalarında semptomatik olarak tedavi edilir ve semptomlar yok edilmeye çalışılır.

 

Koilonychia

  • Sinonim: Koilonychie, Koilonişi
  • Doğuştan veya sonradan kazanılan nedenlerle ( Kronik demir eksikliği anemisi, ekzema, Pellegra, çölyak hastalığı, raynaud Sendromu) oluşan tırnak değişimi, çökmesi ve kırılganlığın artması.

Leptospirose

Sinonim: Leptospiroz

Leptospira adlı spiral şekilli bir bakteri türünün sebep olduğu bir enfeksiyondur.

Leptospira bakterileri hem aerob, hem anaerob solunum yapabilirler. Toprakta ve suda bulunabilecekleri gibi kedi, köpek, hamster gibi ev hayvanlarında da parazit olarak bulunabilir. Bu bakteriler daha çok infekte olmuş hayvanların dışkıları, urinleri ya da kanları üzerinden taşınırlar.

Hastalığın başlangıcı gribe benzer. Baş, eklem ve kas ağrılarına çok sık rastlanır. Ateşlenme görülür. Hastalığın semptomları 3-7 gün arasında iyileşse de 30 gün süreyle vücut kendini savunmaya devam eder. Ağır dozlarda antibiyotiklerle tedavi edilir. Hastalık daha uzun sürer ve vücuda zarar vermeye devam ederse, karaciğer ve böbrek yetmezliğine kadar uzanabilir. En klasik olarak ilerleyen Leptospira hastalığı Morbus Weil‘dır.

 

Hidrops

  • Sinonim: Hydrops
  • Tıpta, suyun veya seröz sıvının vücut boşluklarında fazla birikmesi olayı, su toplanmasıdır.Bu birikme patolojik seviyeye ulaştığı anda, ödem olarak tanımlanır.
  • Prensipte , belirsiz her Pleura Hidrops’u kimyasal, mikrobiyolojik ve sitolojik olarak muayene edilmelidir.
  • Çift taraflı Pleura Hidrops’ları sıkça Transudattır.
  • Eksudat‘larda Sistem hastalıklarından şüphelenmelidir.
  • Eksudat  Pleura Hidrops’ların 40% ‘ı malign kökenlidir.
  • Parapneumonik Hidrops’lar, Pneumonie, akciğer apsesi, bronşektazi de görülür.
  • Chylothorax ; göğüs ameliyatı veya göğüs travmasından sonra, travmatik
  • Asbest etkisinden sonra da Pleural değişir.
  • Pleura Hidrops’ların 10–15% hala belirsizdir.
Bulunduğu yerler;
  1. Pleura; çoğunlukla hidrostatik, enfeksiyonlu

    Pleura hidrops
  2. Assit; çoğunlukla hidrostatik
  3. Pericard ; çoğunlukla iltihaplı
  4. Eklem; çoğunlukla iltihaplı
Oluşumu;
  • vasküler (yüksek hidrostatik basınç)
  • venöz, lenfatik
  • iltihaplı
  • enfeksiyonlu
  • malign
  • onkotik

Assit

  • Sinonim: AscitesAszites, Hydraskos, Bauchwassersucht
  • Karın boşluğunda genellikle açık sarı ve berrak serum sıvının toplanmasıdır.
    Kaynak: http://mssantobookclub.pbworks.com/f/1225230579/wineskin.jpg

Antik Yunancadaki ἀσκός (askós, şarap tulumu )’dan türeyen ἀσκίτης (askítēs)’den türeyen Latincedeki ascītēs’den türemiştir.

Assit’in vücuttan alınıp incelenmesi durumunda nötrofil granülosit gibi bazı bağışıklık hücrelerinin normalden daha fazla bulunması durumunda bakteriyel peritonit’ten şüphelenilir. Bu enfeksiyona genelde koli bakterileri sebep olur.


Marx JA: Peritoneal Procedures. In Roberts JR, Hedges JR, et al (eds): Clinical Procedures in Emergency
Medicine, 4th ed. Pennsylvania, Elsevier, 2004, p 851-856.
Kaynak: https://meds.queensu.ca/central/assets/modules/ts-paracentesis/SAAG_tbl.jpg
Kaynak:
https://meds.queensu.ca/central/assets/modules/ts-paracentesis/Partbl.jpg

Arılar ve İğneleri

Bir arı sizi soktuğu zaman neler olduğunu birçoğumuz bilecektir. Öncelikle iğnenin acısı, sonrasında ise neden olduğu tepkimelerden ötürü sokulan yer epey bir acır, ağrır, şişer, kızarır.

Halk arasında yaygın olarak bilinen bir yarı-mit, işçi arıların sadece 1 defa sokabileceğidir. Aslında evrimsel süreçte böyle bir adaptasyon bulunmamaktadır ve işçi arılar, normalde ömürleri boyunca sayısız defalar iğnelerini sokabilirler. Ancak genellikle memeli hayvanların (ve dolayısıyla insanların) derileri çok kalındır ve hemen hemen her seferinde, arının iğnesi derimize yapışıp kalır ve çıkamaz. Arı da, hızla kaçmaya çalışırken, yapışıp kalmış iğnesinden ötürü iç organları dışarıya çıkmaya başlar ve arı dakikalar içerisinde ölür. Yani bu durum, arıların kabiliyetsizliğinden veya tek bir sefer sokabiliyor olmalarından değil, bizlerin derisinin arılar için fazlasıyla kalın olmasından kaynaklanır. Eğer ki arı, sizi soktuktan sonra iğnesini geride bırakmazsa, hayatta kalarak birçok sefer düşmanlarını sokmaya devam edebilir. Benzer şekilde, böyle kalın derili bir hayvanı sokmak zorunda kalmadığı müddetçe, arılar sayısız defa iğnelerini kullanabilirler (özellikle diğer böcekler üzerinde).

Arılar iğnelerini soktukları anda deri altına apitoksin isimli bir kimyasal bırakırlar. Bu ilk acının nedenidir; yoksa ufak iğnenin fiziksel acısı dikkate değer değildir. Fakat arı sokmasıyla ilgili diğer bir tehlike, iğne şaftının hemen yanında yer alan Koschevnikov Bezi’nden salgılanan alarm feromonudur. Bu feromon hızla havaya yayılarak etraftaki arıların da aynı bireyi sokmasını bildiren bir uyarı işaretidir. Dolayısıyla bir arı tarafından sokulduğunuzda, eğer ki iğne halen vücudunuzdaysa, diğer arıların etrafında fazla dolaşmamanızı ve hemen oradan uzaklaşmanızı tavsiye ederiz.

Arı iğnesinin sonradan acıtmasının nedeni ise melittin toksininin vücudumuza arı tarafından enjekte ediliyor olması ve bu toksine cevaben vücudumuzda üretilen histamin ve benzeri kimyasallardır. Bu kimyasallar ve aralarındaki tepkimeler, acıya ve kaşıntıya neden olur.

Arı tarafından sokulduktan sonra, eğer ki alerjiniz yoksa, kendi başınıza tedavi uygulayabilirsiniz. Alerjiniz varsa, hızlı bir anafilaktik reaksiyon başlayabileceği için, nefes darlığı ve kalp sıkışması gibi durumlar yaşayabilirsiniz; hemen yardım almanız gerekir (veya böyle bir duruma hazırlıklıysanız epinefrin iğnesini uygulayabilirsiniz). Ancak alerjiniz yoksa, öncelikle iğneyi bulunduğu yerden çıkarın, sonrasında sokulan yere buzla baskı uygulayın. Tarih boyunca farklı toplumlar arı sokmasına karşı tütün, tuz, karbonat, papain, diş macunu, kil, sarımsak, idrar, soğan, yoğurt, aspirin ve hatta bakır paralarla baskı uygulama gibi yöntemlerin işe yaradığını söyleseler de, bunların hiçbiri doğrudan etkili metotlar değildir. Sadece içerisinde amonyak bulunan sıvılar, geçici bir rahatlık sağlayabilir; ancak tedavi değildirler. Genellikle vücut zaten kendisini iyileştirecektir ve ne uygularsanız uygulayın, sokmanın acısı birkaç saat sürecek, şişik ve kaşınma ise 7-10 güne kadar devam edebilecektir.

Kaynak: Evrim Ağacı