Sinonim: serovar, Serotype, Serotyp, Serovarietas
Bakteri ve virüslerin alt tür seviyesindeki birbirinden farklı çeşitlemelerine denir.
Tıp terimleri sözlüğü
Sinonim: serovar, Serotype, Serotyp, Serovarietas
Bakteri ve virüslerin alt tür seviyesindeki birbirinden farklı çeşitlemelerine denir.


Duştasınız ve herhangi bir şeye kafa yormadan saçlarınızı ovuşturuyorsunuz ve İŞTE! Bir anda dahiyane bir fikir aklınıza geliveriyor! Belki işte sizi deli eden o problemi çözüm yolunu buldunuz. Belki de bir anda sizin için aşırı önemli olan bir şeyi fark ediverdiniz. Kim bilir, hayatın anlamını falan…

Kılcal damar kanaması sonucu anemi, akut böbrek yetmezliği ve düşüktrombosit seviyesi ile tanımlanır. En sık görülen şekli, kanamalı ishal yapan E. coli (başlıca O157:H7 serotipi) enfeksiyonlarının bazılarında görülen bir komplikasyondur.

Sendrom ilk olarak 1955 yılında İsviçreli çocuk doktoru ve hematolog Conrad Gasser ve meslektaşları tarafından tanımlanmıştır.
Hemolitik-üremik sendromun enfeksiyöz ve enfeksiyöz olmayan formları arasında bir ayrım yapılmalıdır.


Ortaya çıkan semptom takımyıldızına göre bir klinik sınıflandırma yapılır:

Genellikle HÜS – özellikle STEC-HUS – birkaç gün süren kanlı gastroenteritten önce gelir. Enfeksiyon, hemoliz ve trombosit aktivasyonu, diğer şeylerin yanı sıra şunlara yol açar:
Bir HUS’un olası komplikasyonları şunları içerir:

______________________________
Harvard Üniversitesi’nden psikolog Dr. Martha Stout, The Sociopath Nex Door (Yanı Başınızdaki Sosyopat) isimli kitabında dünya popülasyonunun % 4’ünün sosyopat olarak tanımlanabileceğini belirterek, bunlardan uzak durmanın önemine dikkat çekiyor.
1) Genellikle karizmatiktirler; çevrelerinde çoğunlukla bir hayran kitlesi bulunur. Cinsel açıdan da çekici oldukları söylenebilir.
2) Sosyopatlar kararlarında ve davranışlarında spontandırlar; planlı, programlı yaşadıkları söylenemez. Sıradan insanlardan farklı olarak tuhaf karşılanabilecek davranışlarda bulunurlar. Normal sosyal ilişkileri kopuktur. Tehlikeli ve mantıksız eylemlerde bulunmaktan çekinmezler.
3) Utanma, suçluluk veya pişmanlık duymazlar. Aslında beyinlerinde bu duyguları işleyebilecek bir merkez yoktur; varsa bile bozuktur. Dolayısıyla en ufak bir vicdan azabı duymadan insanları kolayca kandırabilir
4) Deneyimleri ile ilgili beklenmedik yalanlar icat etmekte çok ustadırlar. Olayları o kadar abartırlar ki bir noktadan sonra saçmalamaları kaçınılmaz hale gelir. Ancak çarpıtılmış gerçekleri bir öykünün arasına ustaca gizleyerek, saf ve iyi niyetli insanları yalanlarına kolayca
5) İnsanlara hükmetmeye bayılırlar. Bedeli ne olursa olsun her tartışmada ve kavgada kazanan taraf olmak isterler.
6) Çoğu zekidir, ancak zekâlarını diğer insanları kandırmak için kullanırlar. Yüksek IQ’lu olanlar toplum için gerçek bir tehdit unsuru olabilirler. İşte bu nedenle yasalara yakalanmadan cinayet işleyebilen seri katillerin çoğu sosyopattır.
7) Sevme ve âşık olma yeteneğinden yoksundurlar. İstediklerini elde etmek için severmiş, empati duyarmış gibi yaparlar. Gerçek yaşamlarında kimseyi sevmezler.
8) Şiirsel bir dilleri vardır. Sözcükleri çok ustaca kullanırlar. İnsanları konuşmalarıyla kendilerine hayran bırakacak kadar iyi hatiptirler. Öykü anlatma ve şiir okumada ustadırlar.
9) Hiçbir zaman özür dilemezler. Yanlışlık yapmış olduklarına inanmazlar; suçluluk hissi duymazlar. Hatalı oldukları kanıtlanmış olsa bile özür dilemezler ve saldırılarına devam ederler.
10) Derin bir hayal âleminde yaşarlar.
Bütün bu özellikleri nedeniyle bir sosyopatla mantık çerçevesinde tartışılmaz. Tartışmaya girmek yalnızca zaman kaybına neden olur.
1) Sosyopatların ortaya attıkları hayal ürünü olayları çürütmek için ayrıntılarla ilgili bilgi sorun. Ayrıntıların ne kadarının gerçeklerle örtüştüğünü araştırın. Sorgulamaya başladığınız zaman ortaya bir dizi tutarsızlık çıkacaktır. Sosyopat olduğundan kuşku duyduğunuz kişiyi bu tutarsızlıklarla yüzleştirin ve davranışlarını izleyin. Normal bir insan verdiği bilgiler arasında tutarlılık sağlamaya çabalarken, sosyopatların pek çoğu sorgulanmayı hakaret olarak algılar, tepkileri öfke ve saldırganlık şeklinde ortaya çıkar.
2) Sosyopatın çevresindeki hayranları, genellikle yaratmış olduğu hayal ürünü olayları gerçekmiş gibi içselleştirme eğilimindedir. Sosyopat politikacıların çevresindeki “müritleri”, ustalarının ağzından çıkan her sözü doğrulamaya hazırdır. Örneğin milyonlarca işsize iş alanı yarattığını iddia eden politikacı, aslında bir işsizler ordusu yaratmış olsa bile, çevresindekiler işsizliğin azalmış olduğu yönünde beyanlarda bulunur. Dolayısıyla gerçekleri sosyopatın etki alanı dışındaki çevrede araştırmalısınız. Sosyopatın verdiği bilgilerle gerçekler uyuşmadığı zaman bir sosyopatla karşı karşıya olup olmadığınızı anlayabilirsiniz.
3) Sosyopatın karşısına yalanlarını ve sahtekârlıklarını ortaya koyan kanıtlarla çıktığınızda, sizi kendisine karşı komplo kurmakla suçluyorsa bilin ki karşınızdaki gerçek bir sosyopattır.
4) Bir sosyopatı ele veren en basit işaret, abartıya kaçmasıdır. Abartılarında ölçüyü o kadar kaçırır ki mantık devre dışı kalır. Bir sosyopatın dünyasında her açıklama gerçek yaşamda rastlanmayan insanüstü beceriler içerir; yaptıkları her şey bir kahramanlık destanıdır. Normal bir insan “Dün gece bir yankesici beni soymaya çalıştı. Çevredekiler imdadıma yetişti, soyulmaktan kurtuldum” derken, sosyopat “Dün gece 8-10 kişi üzerime saldırdı. Hepsini hastanelik ettim. Çevredekiler beni alkışladı” şeklinde bir öykü uydurur. Bu tür hikâyeleri anlatmaya başladığı anda ufak ufak kaçın.
5) Sosyopatların bir diğer özelliği de şöhret peşinde koşmalarıdır. Bu nedenle her olayda kendini öne çıkartan, medyada sesini duyurmak için her yolu deneyen kişileri sosyopat olarak değerlendirmeniz pek de yanlış olmaz.
Minnesota Üniversitesi’nden davranış genetiği uzmanı David Lykken, sosyopat ve psikopat arasındaki farklılığa ilişkin ilginç bir değerlendirmede bulunuyor. Lykken’e göre psikopatlar doğuştan risk almaya meraklı, içinden geldiği gibi davranan, korkusuz ve toplumla sağlıklı ilişkiler kurmayı başaramamış bir kişiliğe sahip insanlardır. Sosyopatlar ise doğuştan normal bir kişiliğe sahiptirler; bozukluk ebeveyn, eş ve arkadaşlık ilişkilerinde ortaya çıkar.
Zekâ: Sosyopat, başkalarının doğrularını, duygularını ve güvenliğini katiyen düşünmez. İşin ironik tarafı, bazı durumlarda kendi güvenliklerini de göz ardı edebilirler. Psikopatlar da başkalarının doğrularını, duygularını ve güvenliğini düşünmez ama iş kendi güvenliklerine gelince daha dikkatli ve titizdirler. Psikopatlar da sosyopatlar kadar tehlikeye atılmayı severler ama tehlikenin derecesini daha iyi hesapladıklarından sosyopatlar kadar kendilerine zarar vermezler. Sonuç olarak psikopatlar daha zekidirler ve deneyimlerinden ders alırlar.
Pişmanlık: Sosyopatların beyninde pişmanlıkla ilgili bir merkez bulunmadığı için neden oldukları kötülüklerle ilgili en ufak bir vicdan azabı duymazlar. Bazıları pişman olmuş gibi gözükmeyi başarabilir, ama bu gerçek değildir. Psikopat ise yaptığı kötülükler ve işlediği suçlar nedeniyle yakalanırsa pişmanlık duyar. Ama bu pişmanlık başkalarına acı verdiği için değil, yakalanmış olduğu içindir. Kısaca sosyopatlar pişmanlık duyamaz; psikopat duyar ama başkaları için değil, kendisi için.
Geçmiş: Sosyopat, gerek okul hayatında gerekse aile yaşantısında sorumluluk ve sürdürülebilirlik gerektiren konularda çok kötü bir geçmişe sahiptir. Asi bir yapıya sahip oldukları için başları beladan kurtulmaz; otoriteye karşı en ufak bir saygıları yoktur. Psikopatın da otoriteye saygısı yoktur ama yasalara karşı gelmemeye çabalarlar; okul ve iş yaşamlarında dikkati çekecek aykırı davranışlardan kaçınırlar. Hatta çocukluklarında içinde bulundukları grubun en sevilen kişisi olmayı bile başarırlar. Çünkü psikopat, kişilik bozukluğunu ustaca gizleme konusunda çok beceriklidir. Özetle ikisi arasındaki fark öz denetimdir. Sosyopatta öz denetim çok zayıftır.
Sıradanlıktan sıkılma: İkisi de durgun ve sıradan bir yaşantıya katlanamaz. Akıllı ve yaratıcı bir yapıya sahip olan psikopat, can sıkıntısını gidermek için yapıcı yöntemler geliştirebilir. Sosyopat monotonluktan çıkmak ve yalnızca ikilem yaratmak için kavga çıkartarak, içinde bulunduğu toplumun iç barışını bozmaktan keyif alır. Yarattıkları çatışmaların düzeyi aralarındaki farkı gösterir: Sosyopatlar basit, psikopatlar ise karmaşık ve ince hesaplı çatışmaları tercih eder.
Derleyen: Reyhan Oksay Cumhuriyet B.T. 20 Eylül 2013
Sinonim: Heat-labile enterotoxin, ısıya duyarlı enterotoksin
Sinonim:Heat-stable enterotoxins
ingilizcede;
Latincede;
İnce bağırsağın iç kısmını kaplayan kıl benzeri küçük çıkıntılar. Kan damarları içerirler ve besinlerin emilmesine yardımcı olurlar.
Villus ve mikrovillus arasındaki temel fark, villusların özellikle ince bağırsakta mukoza zarı üzerindeki küçük çıkıntılar olmasıdır. Ancak, mikrovilluslar esas olarak farklı organların hücre zarında meydana gelen küçük uzantılardır.
İnce bağırsağın içi, yediğimiz gıdalardan midede üretilen kim adı verilen sıvı karışımdan besinleri emen villuslarla kaplıdır.
Villuslar bağırsak duvarlarının iç yüzey alanını artırarak emilim için daha geniş bir yüzey alanı sağlar.
Villuslar, kan damarlarıyla zengin bir şekilde beslenen parmak benzeri çıkıntılardır. İnce bağırsağın iç astarında bulunurlar ve emilim için yüzey alanını artırarak besinlerin emilimine yardımcı olurlar.

Mikroglia veya mesoglia, merkezi sinir sistemindeki bir grup immün efektör hücredir. Resmi olarak glial hücre ailesinin bir parçası olarak sayılmalarına rağmen, gerçek anlamda mononükleer fagositik sistemin (MPS) hücreleridir.

Adından da anlaşılacağı gibi mikroglia en küçük glia hücreleridir. Mikroskobik olarak, yoğun kromatinli düzensiz, uzun bir çekirdeğe sahip dar, uzun hücreler görülür. Hücre süreçleri iyi ve çok dallı olabilir. Mikroglial hücreler amip şeklinde hareket edebilmektedir.
Mikroglia hem beyaz hem de gri maddede bulunur. Mononükleer fagositik sistemin (MPS) bir parçasıdırlar ve embriyonik gelişim sırasında MSS’yi istila eden mezenkimal hücrelere aittirler. Bir doku lezyonu durumunda, mikroglial hücreler büyük, fagositik hücrelere (makrofajlar) (temizleyen hücreler) dönüştürülür.

Mikroglia, hücresel bağışıklık sisteminin bir parçasıdır. Diğer şeylerin yanı sıra aşağıdaki görevleri yerine getirir: