“Mezoterapi” kelimesi Yunanca “mesos” (orta) ve “therapeia” (tedavi) kelimelerinden gelmektedir. Fransız doktor Michel Pistor tarafından 1958 yılında, ilaçların cildin orta tabakasına (dermis) enjekte edilmesine yönelik yeni bir yöntemi tanımlamak için kullanılmıştır.
Mezoterapi, deri altı yağa farmasötik ve homeopatik ilaçlar, bitki özleri, vitaminler ve diğer bileşenlerin enjeksiyonunu kullanan cerrahi olmayan bir kozmetik tıp tedavisidir. İşte ayrıntılı bir açıklama:
Tarihçe:
Mezoterapi 1952 yılında Fransız doktor Michel Pistor tarafından ağrıyı hafifletmek amacıyla geliştirilmiştir. O zamandan beri Amerika Birleşik Devletleri’nde ve dünyanın diğer bölgelerinde popülerlik kazanmıştır.
Pistor, ilaçları dermise enjekte ederek hedef bölgede daha yüksek ilaç konsantrasyonları elde edebileceğine ve yan etki riskini azaltabileceğine inanıyordu. Ayrıca mezoterapinin ağrı, selülit ve saç dökülmesi de dahil olmak üzere çok çeşitli durumların tedavisinde kullanılabileceğine inanıyordu.
Mezoterapi Fransa’da ve diğer Avrupa ülkelerinde hızla popüler hale geldi, ancak Amerika Birleşik Devletleri’nde yaygın olarak kabul görmeye başlaması 1980’lere kadar olmadı. Bugün, mezoterapi Amerika Birleşik Devletleri’nde nispeten yaygın bir prosedürdür ve aşağıdakiler de dahil olmak üzere çeşitli durumları tedavi etmek için kullanılmaktadır:
Ağrı
Selülit
Saç dökülmesi
Kırışıklıklar
Çatlaklar
Akne
Yara izleri
Mezoterapinin etkinliği hala bir tartışma konusudur. Bazı çalışmalar, belirli durumların tedavisinde etkili olabileceğini gösterirken, diğerleri önemli bir fayda bulamamıştır. Bununla birlikte, mezoterapinin güvenli bir prosedür olduğuna ve hastalar tarafından genellikle iyi tolere edildiğine şüphe yoktur.
İşte mezoterapi hakkında bazı ek gerçekler:
Enjeksiyonlar tipik olarak çok ince iğnelerle yapılır, bu nedenle minimum ağrı vardır.
İşlem yaklaşık 30 dakika ila bir saat sürer.
Enjeksiyon bölgelerinde biraz morarma veya kızarıklık olabilir, ancak bu genellikle birkaç gün içinde geçer.
Mezoterapi kalıcı bir çözüm değildir ve etkileri genellikle birkaç ay sürer.
Mezoterapi yaptırmayı düşünüyorsanız, önce doktorunuzla konuştuğunuzdan emin olun. Sizin için doğru tedavi olup olmadığını belirlemenize yardımcı olabilir ve potansiyel riskleri ve faydaları tartışabilirler.
Prosedür: Mezoterapi
Mezoterapi prosedürü, çok kısa ve ince bir iğne kullanılarak yapılan bir dizi enjeksiyonu içerir. Bu enjeksiyonlar, aşırı yağ ve selüliti hedeflemek için kullanılan bir dizi bileşen sağlar. Örneğin, bir soya fasulyesi türevi olan fosfatidilkolin ve bir safra türevi olan deoksikolat, ciltteki yağ hücrelerini yok etmek için kullanılır ve bunlar daha sonra vücut tarafından atılır.
Uygulamalar:
Başlangıçta ağrıyı hafifletmek için kullanılsa da, mezoterapi artık vücut şekillendirme, selülit azaltma, yüz ve boyun gençleştirme (“mezolift” veya “mesoglow” olarak da bilinir) ve saç uzatma gibi çeşitli amaçlar için kullanılmaktadır. Ancak bu uygulamalardaki etkinliği tartışma konusu olmuştur.
Güvenlik ve Yan Etkiler:
Mezoterapinin olası yan etkileri kişiye göre değişmekle birlikte enfeksiyon, döküntüler ve ciltte düzensiz yumrular içerebilir. Her tedavide olduğu gibi alerjik reaksiyonlar da mümkündür. Mezoterapi cerrahi olmayan bir prosedür olduğundan, genellikle liposuction gibi cerrahi tedavilerden daha az risk taşır.
Balneoterapi kelimesi Latince “banyo” anlamına gelen balneum ve “tedavi” anlamına gelen therapy kelimelerinden türetilmiştir. Bu da “banyo yoluyla tedavi” anlamına gelmektedir.
Balneoterapi, genellikle kaplıcalarda uygulanan geleneksel bir tıp tekniği olan banyo yoluyla hastalıkları tedavi etme yöntemidir. Genellikle kaplıcalar ve maden sularıyla ilişkilendirilse de duşlar, su altı masajı, çamur banyoları ve maden suyunun solunması gibi çeşitli uygulama türlerini içerebilir.
Balneoterapi ağrı için kullanılan en eski tedavi yöntemlerinden biridir. Balneoterapinin faydalarını ilk anlayanlar eski Yunanlılar olmuştur ve Yunanca banyo anlamına gelen ‘balneae’ kelimesinden ‘balneoterapi’ terimini ilk kez türeten Hipokrat‘tır. Bu uygulama tarih boyunca Roma İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu gibi medeniyetlerde ve Japonya ve Macaristan gibi ülkelerde popüler olmuştur.
Etki Mekanizması
Balneoterapinin etki mekanizmaları karmaşıktır ve tam olarak anlaşılamamıştır. Çeşitli faktörler rol oynuyor gibi görünmektedir:
Suyun mekanik etkisi: Ağırlığı yaklaşık %90 oranında azaltır, bu da eklemler ve kaslar üzerindeki baskıyı hafifletebilir. Termal etki: Suyun sıcaklığına bağlı olarak, sıcak su kasları yatıştırıp rahatlatabilirken, soğuk su iltihabı azaltabilir. Kimyasal etki: Bazı maden suları cilt yoluyla emilebilen sülfür, magnezyum ve selenyum gibi elementler içerir. Bunların anti-enflamatuar ve analjezik etkiler gibi çeşitli potansiyel terapötik etkileri vardır.
Kullanım Alanları ve Faydaları
Balneoterapi, aşağıdakiler de dahil olmak üzere çeşitli durumları tedavi etmek için kullanılmıştır:
Kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları: Osteoartrit, romatoid artrit, bel ağrısı, fibromiyalji, vb.
Dermatolojik hastalıklar: Sedef hastalığı, dermatit, vb.
Kardiyovasküler hastalıklar: Hipertansiyon, periferik arter hastalıkları vb.
Nörolojik hastalıklar: Parkinson hastalığı, multipl skleroz vb.
Balneoterapi bu durumlarla ilişkili semptomların yönetilmesine yardımcı olabilirken, bir tedavi olarak düşünülmemesi gerektiğini unutmamak önemlidir. Sağlık durumunuza uygun tavsiyeler için her zaman bir sağlık uzmanına danışın.
Hidroterapi. Bu, farklı sıcaklıklardaki maden suyunda yıkanmayı içerir. Maden suyu içmek. Bunun sindirimi iyileştirmeye ve bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olduğuna inanılmaktadır. Maden suyu buharının solunması. Bunun solunum yollarını temizlemeye ve solunum sağlığını iyileştirmeye yardımcı olduğuna inanılmaktadır.
İşte balneoterapinin faydalarından bazıları:
Azaltılmış ağrı. Sudan gelen ısı, ağrı ve iltihaplanmayı azaltmaya yardımcı olabilir.
İyileştirilmiş dolaşım. Su, dolaşımın iyileşmesine yardımcı olarak ağrı ve iltihaplanmayı azaltabilir.
Azaltılmış stres. Ilık su kasları gevşetmeye ve stres seviyelerini azaltmaya yardımcı olabilir.
İyileştirilmiş cilt sağlığı. Sudaki mineraller cildin görünümünü iyileştirmeye yardımcı olabilir.
Güçlendirilmiş bağışıklık. Sudaki mineraller bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olabilir.
Riskler ve Yan Etkiler
Balneoterapi genellikle güvenli kabul edilir. Ancak bazı kişilerde, özellikle de sudaki minerallere karşı hassasiyetleri varsa, cilt tahrişi ve kızarıklık gibi yan etkiler görülebilir. Bazı kişiler de sıcak suyu baş döndürücü veya susuz bırakıcı bulabilir. Kalp hastalığı veya hamilelik gibi belirli tıbbi durumları olan kişiler balneoterapiye başlamadan önce doktorlarına danışmalıdır.
Balneoterapi, çeşitli sağlık sorunlarının tedavisinde faydalı bir yardımcı tedavi olabilir. Genel olarak güvenli kabul edilmekle birlikte, yeni bir terapi rejimine başlamadan önce bir sağlık uzmanına danışmak en iyisidir. Tüm fayda ve riskleri anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.
Tarih
Balneoterapi terimi ilk olarak 19. yüzyılda maden suyunun tedavi amaçlı kullanımını ifade etmek için kullanılmıştır. Balneoterapi, suyun tedavi amaçlı kullanımı olan hidroterapinin bir türüdür.
Maden suyunun sağlık ve zindelik amacıyla kullanılması eski çağlara kadar uzanmaktadır. Yunanlılar ve Romalılar doğal sıcak su kaynaklarının etrafına hamamlar ve kaplıcalar inşa etmişler ve suyun iyileştirici özellikleri olduğuna inanmışlardır.
Orta Çağ’da balneoterapi tüm Avrupa’da popüler hale geldi. İnsanlar maden suyunda yıkanmak, suyu içmek ve buharı solumak için kaplıcalara giderdi. Kaplıcalar aynı zamanda sosyal buluşma yerleri olarak görülüyordu ve genellikle kraliyet ailesinin ve zenginlerin uğrak yeriydi.
Balneoterapinin popülaritesi 19. yüzyılda azaldı, ancak o zamandan beri geri dönüş yaptı. Bugün dünyanın dört bir yanında kaplıcalar bulunmaktadır ve bu kaplıcalar aşağıdakiler de dahil olmak üzere çeşitli balneoterapi tedavileri sunmaktadır:
Sağlığınızı ve zindeliğinizi iyileştirmenin bir yolunu arıyorsanız, balneoterapi tedavileri sunan bir spayı ziyaret etmeyi düşünün. Şifalı sular ağrıyı hafifletmeye, stresi azaltmaya ve genel sağlığınızı iyileştirmeye yardımcı olabilir.
İşte balneoterapinin tarihi hakkında bazı ek bilgiler:
Antik Yunan ve Roma. Yunanlılar ve Romalılar doğal sıcak su kaynaklarının etrafına hamamlar ve kaplıcalar inşa eden ilk insanlardı. Suyun iyileştirici özellikleri olduğuna inanıyorlardı ve bunu çeşitli rahatsızlıkları tedavi etmek için kullandılar.
Orta Çağ. Balneoterapi Orta Çağ’da tüm Avrupa’da popüler hale geldi. İnsanlar maden suyunda yıkanmak, suyu içmek ve buharı solumak için kaplıcalara giderdi. Kaplıcalar aynı zamanda sosyal buluşma yerleri olarak görülüyordu ve genellikle kraliyet ailesinin ve zenginlerin uğrak yeriydi.
19. yüzyıl. Balneoterapinin popülaritesi 19. yüzyılda azalmıştır. Bunun nedeni kısmen, çeşitli rahatsızlıklar için daha etkili tedaviler sunan modern tıbbın yükselişiydi.
20. yüzyıl. Balneoterapinin popülaritesi 20. yüzyılda yeniden canlanmaya başladı. Bunun nedeni kısmen alternatif tıbba ve bütünsel tedaviye olan ilginin artmasıydı.
Kaynak:
Bender T, Bálint G, Prohászka Z, Géher P, Tefner IK. (2014). Evidence-based hydro- and balneotherapy in Hungary–a systematic review and meta-analysis. Int J Biometeorol. 58(3):311-23.
Karagülle M, Karagülle MZ. (2015). Balneotherapy and spa therapy of rheumatic diseases in Turkey: a systematic review. Rheumatol Int. 35(5):883-903.
Kamioka H, Tsutani K, Okuizumi H, et al. (2010). Effectiveness of Aquatic Exercise and Balneotherapy: A Summary of Systematic Reviews Based on Randomized Controlled Trials of Water Immersion Therapies. Journal of Epidemiology, 20(1), 2–12.
Sramek P, Simeckova M, Jansky L, Savlikova J, Vybiral S. (2000). Human physiological responses to immersion into water of different temperatures. Eur J Appl Physiol. 81(5):436-42.
“Spa” kelimesi Latince “su yoluyla sağlık” anlamına gelen “salus per aquam” kelimesinden türetilmiştir. Bu terim ilk olarak 14. yüzyılda Belçika’da kaplıcalarıyla ünlü Spa kasabası için kullanılmıştır.
Türkçe kaplı ılıca (ılıg veya yılıg “ılık, sıcak” +çA)= Kaplıca
Genellikle spa veya şifalı sular olarak adlandırılan maden suları, yüzyıllardır tedavi edici özellikleri nedeniyle değer görmektedir. Termal kaynaklardan mineral banyolarına kadar bu sular, sağlık açısından sayısız fayda sağladığına inanılan çeşitli mineraller ve tuzlar bakımından zengindir. Bu makale kaplıca sularının tedavi edici özelliklerini, potansiyel sağlık faydalarını ve kullanımlarını destekleyen bilimsel kanıtları incelemektedir.
Kaplıca Suları ve Bileşimleri
Spa suları genellikle yeryüzünün derinliklerinde bulunan doğal kaynaklardan kaynaklanır. İçinden geçtikleri kayalardan aldıkları mineralleri ve tuzları taşırlar. Kaplıca sularının kesin bileşimi jeolojik kökenlerine bağlı olarak değişebilir, ancak genellikle sülfür, kalsiyum, magnezyum, bikarbonat ve çeşitli eser elementler gibi mineraller içerir1.
Terapötik Uygulamalar
Dermatolojik Durumlar
Kaplıca suları, özellikle de sülfür bakımından zengin olanlar, çeşitli cilt hastalıklarının tedavisinde sıklıkla kullanılmaktadır. Sülfürlü suların keratolitik ve antibakteriyel özelliklere sahip olduğu gösterilmiştir, bu da onları sedef hastalığı, egzama ve akne gibi durumlar için faydalı hale getirmektedir2.
Kas İskelet Sistemi Rahatsızlıkları
Kaplıca sularının sıcaklığı, kaldırma kuvveti etkisiyle birleştiğinde kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları olan kişiler için faydalı olabilir. Çalışmalar, spa terapisini takiben osteoartrit ve romatoid artrit hastalarında ağrı ve fonksiyonda iyileşmeler olduğunu göstermiştir3.
Kardiyovasküler Sağlık
Mineral veya termal sularda banyo yoluyla hastalıkların tedavisi olan balneoterapinin kardiyovasküler sağlık üzerinde faydalı etkileri olabileceğini gösteren yeni kanıtlar ortaya çıkmaktadır. Kaplıca sularında düzenli olarak banyo yapmak kan basıncında azalma ve vasküler fonksiyonlarda iyileşme ile ilişkilendirilmiştir4.
Güvenlik ve Önlemler
Kaplıca suları genel olarak güvenli kabul edilmekle birlikte, bazı tıbbi rahatsızlıkları olan kişiler bu suları kullanmadan önce tavsiye almalıdır. Bu durumlar arasında kardiyovasküler hastalıklar, ciddi solunum rahatsızlıkları ve açık yaralar veya cilt enfeksiyonları yer almaktadır.
Kaplıca suları çeşitli sağlık durumları için doğal bir tedavi seçeneği sunmaktadır. Etkinliğine ilişkin bilimsel araştırmalar halen devam etmekle birlikte, ön çalışmalar ve yüzyıllardır süregelen anekdot niteliğindeki kanıtlar bir dizi potansiyel sağlık faydasına işaret etmektedir. Kaplıca suyu tedavilerinin mekanizmalarını tam olarak anlamak ve etkinliğini doğrulamak için daha titiz bilimsel araştırmalara ihtiyaç vardır.
İşte sağlık ve zindelik için maden suyu kullanmanın faydalarından bazıları:
Geliştirilmiş dolaşım. Sudan gelen ısı dolaşımı iyileştirmeye yardımcı olabilir, bu da ağrı ve iltihaplanmayı azaltabilir.
Azaltılmış stres. Ilık su kasları gevşetmeye ve stres seviyelerini azaltmaya yardımcı olabilir.
İyileştirilmiş cilt sağlığı. Sudaki mineraller cildin görünümünü iyileştirmeye yardımcı olabilir.
Güçlendirilmiş bağışıklık. Sudaki mineraller bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olabilir.
Sağlığınızı ve zindeliğinizi iyileştirmenin bir yolunu arıyorsanız, bir spa’yı ziyaret etmeyi düşünün. Şifalı sular ağrıyı hafifletmeye, stresi azaltmaya ve genel sağlığınızı iyileştirmeye yardımcı olabilir.
Tarih
Maden suyunun sağlık ve zindelik amacıyla kullanımı antik çağlara kadar uzanmaktadır. Yunanlılar ve Romalılar doğal sıcak su kaynaklarının etrafına hamamlar ve kaplıcalar inşa etmişler ve suyun iyileştirici özellikleri olduğuna inanmışlardır.
Orta Çağ’da kaplıcalar tüm Avrupa’da popüler hale geldi. İnsanlar maden suyunda yıkanmak, suyu içmek ve buharı solumak için kaplıcalara giderdi. Kaplıcalar aynı zamanda sosyal buluşma yerleri olarak da görülüyordu ve genellikle kraliyet ailesinin ve zenginlerin uğrak yeriydi.
Kaplıcaların popülaritesi 19. yüzyılda azaldı, ancak o zamandan beri geri dönüş yaptılar. Bugün dünyanın her yerinde kaplıcalar var ve hidroterapi, masaj ve güzellik bakımları da dahil olmak üzere çeşitli tedaviler sunuyorlar.
İşte kaplıcaların tarihi hakkında bazı ek bilgiler:
Antik Yunan ve Roma. Yunanlılar ve Romalılar doğal kaplıcaların etrafına hamamlar ve kaplıcalar inşa eden ilk insanlardı. Suyun iyileştirici özellikleri olduğuna inanıyorlardı ve bunu çeşitli rahatsızlıkları tedavi etmek için kullandılar.
Orta Çağ. Kaplıcalar Orta Çağ’da tüm Avrupa’da popüler hale geldi. İnsanlar maden suyunda yıkanmak, suyu içmek ve buharı solumak için kaplıcalara giderdi. Kaplıcalar aynı zamanda sosyal buluşma yerleri olarak görülüyordu ve genellikle kraliyet ailesinin ve zenginlerin uğrak yeriydi.
19. yüzyıl. Kaplıcaların popülaritesi 19. yüzyılda azaldı. Bunun nedeni kısmen, çeşitli rahatsızlıklar için daha etkili tedaviler sunan modern tıbbın yükselişiydi.
20. yüzyıl. Kaplıcaların popülaritesi 20. yüzyılda yeniden canlanmaya başladı. Bu kısmen alternatif tıp ve bütünsel sağlığa olan ilginin artmasından kaynaklanıyordu.
21. yüzyıl. Kaplıcalar artık her zamankinden daha popüler. Dünyanın her yerinde kaplıcalar var ve hidroterapi, masaj ve güzellik bakımları da dahil olmak üzere çeşitli tedaviler sunuyorlar.
Kaynak:
Bender, T., Bálint, G., Prohászka, Z., Géher, P., & Tefner, I. K. (2014). Evidence-based hydro- and balneotherapy in Hungary—a systematic review and meta-analysis. International Journal of Biometeorology.
Proksch, E., Nissen, H. P., Bremgartner, M., & Urquhart, C. (2005). Bathing in a magnesium-rich Dead Sea salt solution improves skin barrier function, enhances skin hydration, and reduces inflammation in atopic dry skin. International Journal of Dermatology.
Verhagen, A. P., Bierma-Zeinstra, S. M., Cardoso, J. R., & de Bie, R. A. (2007). Balneotherapy for osteoarthritis. The Cochrane Database of Systematic Reviews.
Gutenbrunner, C., Bender, T., Cantista, P., & Karagülle, Z. (2010). A proposal for a worldwide definition of health resort medicine, balneology, medical hydrology and climatology. International Journal of Biometeorology.
Bender, T., Bálint, G., Prohászka, Z., Géher, P., & Tefner, I. K. (2014). Evidence-based hydro- and balneotherapy in Hungary—a systematic review and meta-analysis. International Journal of Biometeorology.
Proksch, E., Nissen, H. P., Bremgartner, M., & Urquhart, C. (2005). Bathing in a magnesium-rich Dead Sea salt solution improves skin barrier function, enhances skin hydration, and reduces inflammation in atopic dry skin. International Journal of Dermatology.
Verhagen, A. P., Bierma-Zeinstra, S. M., Cardoso, J. R., & de Bie, R. A. (2007). Balneotherapy for osteoarthritis. The Cochrane Database of Systematic Reviews.
Gutenbrunner, C., Bender, T., Cantista, P., & Karagülle, Z. (2010). A proposal for a worldwide definition of health resort medicine, balneology, medical hydrology and climatology. International Journal of Biometeorology.
Hirudoterapi, çeşitli durumları tedavi etmek için sülük kullanan bir alternatif tıp şeklidir. “Hirudoterapi” kelimesi Latince “sülük” anlamına gelen “hirudo” kelimesinden gelmektedir.
Hirudoterapi olarak da bilinen sülük tedavisi, terapötik etkiler elde etmek için tıbbi sülüklerin kullanıldığı bir tedavi türüdür. Bu tedavi şekli binlerce yıldır uygulanmaktadır ve modern tıbbın bazı alanlarında hala kullanılmaktadır.
Sülüklerin Terapötik Kullanımları
Antikoagülasyon: Sülük tükürüğü, kanın pıhtılaşmasını önleyen ve sülüğün hastanın kanıyla beslenmesini sağlayan hirudin adı verilen güçlü bir antikoagülan içerir. Bu antikoagülan etki, bazı ameliyatlardan sonra olduğu gibi kanın pıhtılaşmasını önlemenin gerekli olduğu tıbbi durumlarda faydalı olabilir1.
Şişliğin azaltılması: Sülükler, vücudun kan akışı zayıf olan bölgelerinde şişliğin azaltılmasına ve dolaşımın iyileştirilmesine yardımcı olmak için kullanılabilir. Bu özellikle, sülüklerin bazen flep ve greftlerdeki kan akışını iyileştirmek için kullanıldığı plastik ve rekonstrüktif cerrahide yararlıdır2.
Ağrı Giderme: Bazı çalışmalar, sülük tedavisinin osteoartrit gibi durumlarda ağrının giderilmesinde faydalı olabileceğini düşündürmektedir3.
Endikasyonlar
Hirudoterapinin bir dizi mekanizma ile çalıştığı düşünülmektedir. Sülüklerin tükürüğü, anti-enflamatuar, ağrı giderici ve kan inceltici özelliklere sahip bir dizi madde içerir. Bu maddeler şişliği, ağrıyı ve kan pıhtılarını azaltmaya yardımcı olabilir. Sülükler ayrıca dolaşımın iyileştirilmesine ve toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olabilir.
Hirudoterapi, aşağıdakiler de dahil olmak üzere çeşitli durumları tedavi etmek için kullanılır:
Venöz yetmezlik
Karpal tünel sendromu
Romatoid artrit
Kronik ağrı
Yara iyileşmesi
Selülit
Saç dökülmesi
Hirudoterapinin genellikle güvenli olduğu kabul edilir, ancak bununla ilişkili bazı riskler vardır. Bu riskler arasında enfeksiyon, alerjik reaksiyon ve kanama yer almaktadır. Bu tedaviyi düşünüyorsanız nitelikli bir hirudologa görünmeniz önemlidir.
Riskler ve Sınırlamalar
Sülük tedavisi genellikle güvenlidir ancak bazı riskleri de vardır. Bunlar arasında enfeksiyon (sülükler bağırsaklarında bakteri taşıyabildiğinden), alerjik reaksiyonlar ve kısa bir süre içinde çok sayıda sülük kullanılması durumunda anemi sayılabilir. Ayrıca, sülük tedavisinin birçok durum için etkinliğinin iyi belirlenmediğini ve faydalarını ve sınırlamalarını tam olarak anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu belirtmek önemlidir4.
Prosedür
Sülük tedavisi sırasında cilde bir sülük uygulanır ve burada tutunarak hastanın kanıyla beslenmeye başlar. Bu işlem 20 dakika ile bir saat arasında sürebilir. Sülük doyduktan sonra doğal olarak deriden ayrılır. Sülük tarafından bırakılan küçük yara, sülüğün tükürüğündeki antikoagülanlar nedeniyle kanamaya devam eder ve bu da lokalize basıncı veya tıkanıklığı hafifletmeye yardımcı olabilir2.
Fiyat:
25 TL -50 TL arasında farklı büyüklüklerde bulunmaktadır.
Tarih
Sülüklerin tıbbi amaçlarla kullanımı antik çağlara kadar uzanmaktadır. Sülük tedavisinin bilinen en eski kanıtı, yaklaşık M.Ö. 2500 yıllarına dayanan Mısır hiyerogliflerinde bulunmaktadır. Sülükler ayrıca Yunanlılar, Romalılar ve Çinliler tarafından kan alma, yara iyileştirme ve ağrı kesici dahil olmak üzere çeşitli durumlar için kullanılmıştır.
Orta Çağ’da sülük tedavisi Avrupa’da çok popüler hale gelmiştir. Baş ağrısı, ateş ve hatta akıl hastalığı da dahil olmak üzere çok çeşitli durumları tedavi etmek için kullanıldı. Sülük terapisi aynı zamanda vücuttaki hümörleri dengelemeye yardımcı olduğu düşünülen bir kan alma şekli olarak da kullanılmıştır.
Sülük tedavisinin popülaritesi 19. yüzyılda yeni tıbbi tedavilerin ortaya çıkmasıyla azalmıştır. Ancak son yıllarda yeniden ilgi görmeye başlamıştır ve artık kullanımını destekleyen bilimsel kanıtlar giderek artmaktadır.
İşte hirudoterapi tarihindeki bazı önemli olaylar:
MÖ 2500: Mısır’da sülük tedavisine dair bilinen en eski kanıt. MÖ 460-370: Hipokrat yazılarında sülük kullanımını tarif eder. MS 1. yüzyıl: Romalı hekim Galen sülük kullanımı hakkında kapsamlı yazılar yazar. Orta Çağ: Sülük tedavisi Avrupa’da çok popüler hale gelir. 19. yüzyıl: Sülük tedavisinin popülerliği azalır. 20. yüzyıl: Hirudoterapi modern tıp tarafından yeniden keşfedilir.
Günümüzde: Hirudoterapi çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır.
Hirudoterapinin uzun ve büyüleyici bir geçmişi vardır. Yüzyıllardır çeşitli rahatsızlıkların tedavisinde kullanılmaktadır ve artık kullanımını destekleyen bilimsel kanıtlar giderek artmaktadır.
Kaynaklar:
Baskova IP, Nikonov GI. Proteins and peptides of the salivary gland secretion of medicinal leeches Hirudo medicinalis, H. verbana, and H. orientalis. Biochemistry (Mosc). 2018;83(Suppl 1):S67-S77. DOI
Whitaker IS, Oboumarzouk O, Rozen WM, et al. The efficacy of medicinal leeches in plastic and reconstructive surgery: a systematic review of 277 reported clinical cases. Microsurgery. 2012;32(3):240-250. DOI
Michalsen A, Klotz S, Lüdtke R, Moebus S, Spahn G, Dobos GJ. Effectiveness of leech therapy in osteoarthritis of the knee: a randomized, controlled trial. Ann Intern Med. 2003;139(9):724-730. DOI
Mumcuoglu KY. Recommendations for the use of leeches in reconstructive plastic surgery. Evid Based Complement Alternat Med. 2014;2014:205929. DOI
Ezoterik -gizli- olma durumu veya niteliğidir ve sadece özel (ve belki de gizli) bilgiye sahip az sayıda insan tarafından anlaşılır veya anlaşılması amaçlanır. Ezoterizm genellikle yalnızca belirli bir gruba inisiye edilmiş kişilere açıklanması amaçlanan bilgileri içerir.
Psikolojide ezoterik ne anlama gelir?
Bu bağlamda, “ezoterik” “içsel” anlamına gelir, yani bir kişinin içsel psikolojik yaşamı, olası ruhsal gelişimi (“pozitif” ve “negatif” benliklerin oranındaki niceliksel bir değişim olarak) ve evrimi (farkındalık ve varlık düzeyindeki niteliksel bir değişim olarak) ile ilgilidir.
Ezoterik bir kişi nedir?,
Ezoterik, içsel veya gizli bir anlama sahip olma niteliği. Bu terim ve ona karşılık gelen ekzoterik terimi ilk olarak eski Yunan gizemlerinde sırasıyla inisiye olanlara (eso, “içeride”) ve olmayanlara (exo, “dışarıda”) uygulanmıştır.
Ezoterik bilgiye örnek olarak ne verilebilir?
Gezegenler ve belirli bitkiler arasındaki varsayılan ilişkiler de dahil olmak üzere astrolojik inançlar ezoterik bilgi olarak sunulmaktadır.
Ezoterik’in zıttı nedir?
Ezoterik, bir kişinin deneyiminin dışında ve ondan bağımsız olan ve herkes tarafından tespit edilebilen (sağduyu ile ilgili) bilgi anlamına gelir.
“Vitex” kelimesi, Latinceden gelir ve “örgü yapmak”, “bağlamak” anlamındaki “vieo/vitex” kökünden türemiştir.
Bu isimlendirme, bitkinin esnek dallarının geleneksel olarak sepet ve örgü işlerinde kullanılmasından kaynaklanır.
Eski Roma ve Yunan dönemlerinde, Vitex dalları çit, sepet ve çeşitli bağlayıcı malzeme olarak kullanılmıştır.
2. Agnus-castus
“Agnus-castus”, bitkinin cinsel dürtüyü bastırıcı ve saflığı simgeleyen etkilerine göndermede bulunur.
“Agnus”, Latince’de “kuzu” anlamına gelir ve Hristiyan sembolizminde saflık, masumiyet ve iffet ile ilişkilendirilir.
“Castus” ise yine Latince olup “temiz”, “iffetli”, “bakire” anlamındadır.
“Agnus-castus” birleşimi, kelime olarak “iffetli kuzu” veya “temiz kuzu” anlamına gelir ve bitkinin cinsel isteği azaltıcı, saflığı artırıcı geleneksel kullanımlarını ifade eder.
Tarihsel ve Kültürel İsimler
Bitkinin Türkçede “Keşiş Biberi”, “Hayıt”, “Hayıt Ağacı”, “İbrahim’in Balsamı” gibi isimlerle anılması, hem dini hem de geleneksel etkilerinin yansımasıdır.
İngilizcede “Chaste tree”, “Monk’s pepper” gibi adlarla anılması, manastır yaşamındaki özel yerini ve saflık-iffet ile ilişkilendirilmesini vurgular.
Karabiberi andıran küçük koyu renkli meyveleri nedeniyle bazı dillerde “biber” vurgusu da eklenmiştir.
Akademik Referanslar (Kronolojik Sırayla)
Pliny the Elder (M.S. 77). Naturalis Historia.
Dioscorides, P. (M.S. 77). De Materia Medica.
Stearn, W. T. (1992). Botanical Latin. 4th Edition. Timber Press.
Quattrocchi, U. (2000). CRC World Dictionary of Plant Names. Vol. IV, CRC Press.
van Die, M. D., Burger, H. G., Bone, K. M., Cohen, M. M., & Teede, H. J. (2009). Vitex agnus-castus extracts for female reproductive disorders: a systematic review of clinical trials.Planta Medica, 75(5), 461-471.
1. Botanik Özellikler ve Tanım
Keşiş biberi, Lamiaceae (nane) ailesine ait, 5 metreye kadar uzayabilen, çalı formunda veya küçük bir ağaç olarak büyüyebilen çok yıllık bir bitkidir.
Yaprakları beş ila yedi mızrak şeklinde yaprakçıktan oluşan avuç içi biçimindedir.
Mor ya da beyaz renkli, küçük ve hoş kokulu çiçekler, bitkinin uç kısmında kümeler halinde bulunur.
Meyvesi olgunlaştığında koyu kahverengi veya siyaha dönen, karabibere benzeyen küçük yuvarlak çekirdeklerdir.
2. Tarihi ve Geleneksel Kullanım Alanları
Keşiş biberinin kullanımı Antik Yunan ve Roma’ya kadar uzanır; özellikle kadın sağlığı ve doğurganlıkla ilgili problemler için tercih edilmiştir.
Bitkinin adı, Orta Çağ’da cinsel isteği azaltmak için manastırlarda keşişler tarafından kullanılmasından gelmektedir.
Adet düzensizlikleri, adet öncesi sendromu (PMS), menopoz semptomları, mastalji (adet döngüsüne bağlı göğüs ağrısı), doğurganlık destekleyici ve laktasyon artırıcı olarak yaygın biçimde kullanılmıştır.
3. Fitokimyasal Bileşenler ve Etken Maddeler
Keşiş biberinin farmakolojik etkileri, flavonoidler, iridoidler (özellikle agnusid), diterpenler, uçucu yağlar, alkaloidler ve glikozitler gibi birçok biyolojik aktif bileşiğe dayanmaktadır.
Özellikle agnusid ve aucubin bileşenleri, hormon regülasyonunda anahtar rol oynayan fitokimyasallardır.
4. Hormonlar Üzerindeki Etkileri ve Mekanizmalar
Keşiş biberinin en belirgin etkilerinden biri hipofiz bezi üzerinden hormonal dengeye katkı sunmasıdır.
Bu sayede vücuttaki progesteron üretimi desteklenir ve özellikle östrojen-progesteron dengesinin bozulduğu durumlarda faydalı olabilir.
Aynı zamanda prolaktin hormonunun aşırı salınımını baskılayarak, hiperprolaktinemi kaynaklı sorunlarda da kullanılabilmektedir.
5. Bilimsel Çalışmalar ve Klinik Kullanımlar
Randomize kontrollü çalışmalar ve klinik deneyler, Keşiş biberinin PMS semptomlarını (özellikle sinirlilik, ruh hali dalgalanmaları, meme hassasiyeti, şişkinlik) hafifletmede etkili olabileceğini göstermektedir.
Siklik mastalji, adet düzensizlikleri ve infertilite gibi hormonal dengesizliklere bağlı sağlık sorunlarında umut vadetmektedir.
Keşiş biberinin etkili olduğu durumlar genellikle birkaç ay düzenli kullanım sonrasında ortaya çıkmaktadır.
6. Kullanım Şekilleri, Dozaj ve Uygulama
Keşiş biberi çeşitli formlarda (kapsül, tablet, tentür, sıvı ekstre, çay) takviye olarak kullanılabilir.
Klinik çalışmalarda genellikle günde 20-40 mg kuru ekstre veya üretici önerisi doğrultusunda sıvı preparatların kullanımı yaygındır.
Dozaj, bireysel duruma ve ürüne göre değişiklik gösterebileceğinden, mutlaka bir sağlık profesyoneline danışılmalıdır.
7. Kadınlarda ve Erkeklerde Libido Üzerine Etkileri
Kadınlarda hormonal dengesizliğin neden olduğu düşük libido, düzensiz adet döngüleri, PMS ve menopoz semptomlarının hafifletilmesiyle Keşiş biberi dolaylı olarak libidoda iyileşmeye katkı sağlayabilir.
Erkeklerde doğrudan cinsel istek artışına dair klinik veri sınırlı olmakla birlikte, prolaktin düzeylerinin düzenlenmesi yoluyla libido ve cinsel fonksiyon üzerinde olumlu etkiler gösterebileceği bildirilmiştir.
8. Olası Yan Etkiler ve Önlemler
Keşiş biberi genellikle güvenli kabul edilmekle birlikte, mide-bağırsak rahatsızlıkları, baş ağrısı, cilt döküntüleri gibi hafif yan etkiler görülebilir.
İlk kullanımda düşük dozlarla başlamak ve gerekirse kademeli olarak artırmak önerilir.
Hamileler, emziren kadınlar ve hormon duyarlı hastalığı olanlar mutlaka doktor kontrolünde kullanmalıdır.
9. İlaç Etkileşimleri ve Uyarılar
Keşiş biberi, hormonal tedaviler, doğum kontrol hapları, dopamin agonistleri ve antipsikotiklerle etkileşime girebilir.
Herhangi bir bitkisel takviye kullanmadan önce, mevcut ilaçlar ve sağlık durumu hakkında hekime danışılmalıdır.
10. Genel Değerlendirme ve Kullanımda Dikkat Edilmesi Gerekenler
Keşiş biberinin sağlık üzerindeki etkileri kişiden kişiye farklılık gösterebilir ve cinsel sağlık, hormonal denge gibi konularda bütüncül bir yaklaşım benimsenmelidir.
Bitkisel tedavilere başlamadan önce uzman görüşü alınmalı, kişiselleştirilmiş doz ve kullanım planı oluşturulmalıdır.
Keşif
1. Antik Dönem ve İlk Kullanımlar
Vitex agnus-castus, insanlık tarihinin çok eski dönemlerinden beri tanınan ve kullanılan bir bitkidir.
M.Ö. 4. yüzyılda Yunan filozof Theophrastos (Historia Plantarum’da) ve ardından M.Ö. 1. yüzyılda Dioskorides (De Materia Medica’da), bitkinin üreme sağlığı ve doğurganlıkla ilgili etkilerinden ayrıntılı biçimde söz etmiştir.
Antik Yunan’da kadınların saflıklarını korumak için festival ve ritüellerde (özellikle Thesmophoria Festivali) Vitex agnus-castus yaprak ve dalları kullanılmıştır.
Roma döneminde Plinius ve Galen gibi önemli yazarlar, keşiş biberinin özellikle kadınlarda menstruasyon bozuklukları ve doğurganlık problemlerinde kullanımını kaydetmişlerdir.
2. Orta Çağ ve Manastır Tıbbında Keşiş Biberi
Orta Çağ’da, Vitex agnus-castus’un cinsel isteği bastırıcı etkisinden dolayı özellikle manastırlarda yaygın olarak kullanıldığı belgelenmiştir.
Keşişler ve rahibeler, iffet yemini güçlendirmek ve cinsel arzuları kontrol altına almak için bu bitkinin meyvesini ve yapraklarını çeşitli formlarda tüketmişlerdir.
Bu dönemde “Agnus Castus” ve “Keşiş Biberi” gibi isimler, bitkinin manastır kültüründeki özel yerinden kaynaklanmıştır.
3. Rönesans ve Erken Modern Dönem
16. yüzyıldan itibaren, bitkisel tıp kitaplarında Vitex agnus-castus’un kadın hastalıkları üzerindeki faydaları daha sistematik biçimde belgelenmiştir.
Ünlü bitki bilimciler (ör. Leonard Fuchs ve Nicholas Culpeper), eserlerinde bitkinin adet düzensizlikleri, doğurganlık ve mastalji gibi durumlarda kullanımını önermiştir.
4. Modern Bilimsel Araştırmalar ve Keşfinin Yeniden Değerlendirilmesi
20. yüzyıldan itibaren, keşiş biberiyle ilgili geleneksel bilgiler modern bilimsel araştırmalara konu olmuştur.
Bitkinin içeriğindeki aktif maddelerin (özellikle agnusid, aucubin ve flavonoidler) hormon regülasyonundaki etkileri laboratuvar ve klinik çalışmalarla doğrulanmaya başlamıştır.
1990’lardan sonra, Almanya başta olmak üzere Avrupa’da tıbbi ürün olarak ruhsatlandırılmış ve fitoterapi alanında standardize ekstreleri kullanılmaya başlanmıştır.
Günümüzde, adet öncesi sendrom (PMS), adet düzensizlikleri, menopoz semptomları ve mastalji tedavisinde kanıta dayalı tıp yaklaşımıyla reçete edilmektedir.
5. Günümüzde Kullanım ve Bilimsel Kabul
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Avrupa İlaç Ajansı (EMA) ve Commission E gibi otoriteler, Vitex agnus-castus’un kadın sağlığı üzerindeki bazı endikasyonlarını bilimsel olarak tanımıştır.
Bitki, özellikle PMS ve mastalji tedavisinde Almanya ve İsviçre gibi ülkelerde ilk basamak fitoterapötik ajanlar arasında yer almaktadır.
İleri Okuma
Theophrastus (M.Ö. 371–287). Historia Plantarum.
Dioscorides, P. (M.S. 77). De Materia Medica.
Pliny the Elder (M.S. 77). Naturalis Historia.
Galen (M.S. 129–c.200). De simplicium medicamentorum temperamentis ac facultatibus.
Fuchs, L. (1543). De historia stirpium commentarii insignes.
Culpeper, N. (1652). The English Physitian.
Wuttke, W., Jarry, H., Christoffel, V., Spengler, B., & Seidlová-Wuttke, D. (2003). Chaste tree (Vitex agnus-castus)—pharmacology and clinical indications.Phytomedicine, 10(4), 348-357.
van Die, M. D., Burger, H. G., Bone, K. M., Cohen, M. M., & Teede, H. J. (2009). Vitex agnus-castus extracts for female reproductive disorders: a systematic review of clinical trials.Planta Medica, 75(5), 461-471.
Gültekin, F., Turgut, A., & Gültekin, B. (2020). Vitex agnus-castus (Chaste tree) in gynecological and androgen-related disorders: A systematic review.Turkish Journal of Obstetrics and Gynecology, 17(1), 76-87.
Halaska, M., Beles, P., Gorkow, C., & Sieder, C. (1999). Treatment of premenstrual syndrome with a phytopharmaceutical formulation containing Vitex agnus castus.Journal of Women’s Health & Gender-Based Medicine, 8(12), 1623-1631.
Berger, D., Schaffner, W., Schrader, E., Meier, B., & Brattström, A. (2000). Efficacy of Vitex agnus castus L. extract Ze 440 in patients with pre-menstrual syndrome (PMS).Archives of Gynecology and Obstetrics, 264(3), 150-153.
van Die, M. D., Burger, H. G., Bone, K. M., Cohen, M. M., & Teede, H. J. (2009). Vitex agnus-castus extracts for female reproductive disorders: a systematic review of clinical trials.Planta Medica, 75(5), 461-471.
Schellenberg, R. (2012). Treatment for the premenstrual syndrome with agnus castus fruit extract: prospective, randomised, placebo controlled study.BMJ, 322(7279), 134-137.
Probst, S., Rothenberger, L. G., & Heuberger, E. (2014). Vitex agnus-castus as a treatment for premenstrual syndrome: A systematic review and meta-analysis of randomized controlled trials.Journal of Women’s Health, 23(11), 936-948.
Gültekin, F., Turgut, A., & Gültekin, B. (2020). Vitex agnus-castus (Chaste tree) in gynecological and androgen-related disorders: A systematic review.Turkish Journal of Obstetrics and Gynecology, 17(1), 76-87.
Geller, S. E., & Studee, L. (2021). Botanical and dietary supplements for menopausal symptoms: what works, what does not.Journal of Women’s Health, 30(2), 222-232.
Tip III kolajen fibrilleri, tip I fibrillerinden daha incedir ve ciltte, kan damarlarında ve büyük oranda elastik lif içeren diğer dokularda yüksek konsantrasyonlarda bulunur.
Tip 1 ve 3 kolajen ne işe yarar?
Kolajen Tip 1&3’ün faydaları nelerdir?
Kolajen Tip 1&3 saç, cilt, tırnaklar, tendonlar, bağlar ve kemiklerin desteklenmesine yardımcı olur. Ayrıca eklem konforunu, hareketliliğini ve yaşam kalitesini desteklemeye yardımcı olur. Kolajen, vücudun eklemlerindeki başlıca yapısal proteindir.
Tip 3 kolajen sizin için ne yapar?
Tip 3 Kolajen: Bağırsaklarınızda, kaslarınızda, kan damarlarınızda ve uterusunuzda büyük miktarlarda bulunur. Bağırsak iyileşmesi ve cildin elastikiyetini ve nemini artırmak için en sık tip I kolajen ile birlikte kullanılır.
Tip 1 ve 3 kolajen nelerden oluşur?
Yapısal kolajenler – tip I, II ve III – her biri yaklaşık 1000 amino asit kalıntısı içeren ve üçte biri glisin olan alfa zinciri adı verilen üç polipeptit zincirinden oluşur. Prolin ve hidroksiprolin, amino asitlerin %20’sini oluşturan diğer önemli amino asitlerdir.
Kolajen 1 ve 3 eklemler için iyi midir?
Son olarak, tip 3 kolajen: tip 1 kolajen ile birlikte çalışır – ve aynı şekilde cildinizde, bağlarınızda, kan damarlarınızda ve eklemlerinizde bulunabilir. Buna göre, tip 3 kolajen, tip 1 kolajen ile aynı işlevi görür; cilt sağlığını ve elastikiyetini destekler.
Hastalığın temel nedenini belirlemeye ve ele almaya odaklanan sistem biyolojisi temelli bir yaklaşımdır. Her semptom veya ayırıcı tanı, bir bireyin hastalığına katkıda bulunan birçok semptomdan biri olabilir.
Fonksiyonel tıbba örnek olarak ne verilebilir?
Fonksiyonel tıbba örnek olarak akupunktur, naturopati, masaj, kayropraktik tıp, osteopatik tıp, vücut hareket terapileri, tai chi ve yoga verilebilir.
Fonksiyonel tıp ile geleneksel tıp arasındaki fark nedir?
Geleneksel tıp sadece bireysel semptomları inceler ve bunların çeşitli vücut bölümleriyle ilişkili olduğunu varsayar. Fonksiyonel tıp, vücudunuzdaki etkilenen sistemleri belirlemek için sizin ve doktorun semptomları incelemesine izin verir.
Fonksiyonel tıp randevusunda neler olur?
Hastalardan aile tıbbi geçmişi, kişisel sağlık ve yaşam tarzı geçmişi, tıbbi semptomlar, diyet, egzersiz alışkanlıkları ve travmalar hakkında sorular içeren kapsamlı bir anket doldurmaları istenecektir.
Fonksiyonel tıbbın işe yaraması ne kadar sürer?
ayda, Fonksiyonel Tıp Merkezi tarafından görülen hastalar 6. ayda gözlenene benzer iyileşme göstermiştir, ancak bunlar birinci basamak hastalarında görülen iyileşmelerle karşılaştırıldığında anlamlı değildir.
Fonksiyonel tıbbın faydaları nelerdir?
İşte fonksiyonel tıbbın standart Amerikan sağlık hizmeti modeline göre üç önemli faydası;
Fonksiyonel tıp kişiye özel bir sağlık planı oluşturur. Siz eşsiz bir bireysiniz. …
Fonksiyonel tıp hasta-doktor ortaklığı yaratır. …
Fonksiyonel tıp, semptomları en aza indirmek yerine temel bozuklukları teşhis ve tedavi eder.
Bir fonksiyonel tıp doktoruna görünmeye değer mi?
Geniş odaklı bir fonksiyonel tıp uzmanına sahip olmak, kronik sağlık sorunlarınız için mükemmel bir avantajdır, çünkü size bir semptomlar listesi olarak davranılmayacaktır. Bunun yerine, hepsi birbirine bağlı karmaşık sorunları olan bütün bir kişi olarak değerlendirilecek ve tedavi edileceksiniz.
Fonksiyonel tıp doktorunu nasıl seçerim?
Bakım alacağınız alanda ihtisasını tamamlamış ve o uzmanlık alanında kurul sertifikalı bir doktor arayın. Fonksiyonel tıp doktorları, fonksiyonel tıp konusunda ek kurs ve eğitim almış olmalı ve hastalarıyla fonksiyonel yaklaşımı aktif olarak uygulamalıdır.
Fonksiyonel tıp doktoruna hangi soruları sormalıyım?
Fonksiyonel Tıp Uygulayıcısına Sorulacak Sorular
Beslenme ve sağlık hakkında ne düşünüyorsunuz?
Diğer kliniklerle birlikte çalışıyor musunuz – Beslenme Uzmanları, Sağlık Koçu vb.
Semptomlarımın tedavisinde yaklaşımınız ne olacak?
Ne tür tanısal testler kullanıyorsunuz?
Fonksiyonel tıp diyeti nedir?
Fonksiyonel beslenme, beslenme önerileri verirken kişinin sağlığının, diyetinin ve genel yaşam tarzının her yönünü göz önünde bulundurma uygulamasıdır. Bu şekilde fonksiyonel tıp, vücudun her bir parçasının birbiriyle ne kadar ilişkili olduğunu göz önünde bulunduran sağlık hizmetlerine yönelik bir sistem yaklaşımını takip eder.
Fonksiyonel tıp neden tartışmalıdır?
Popülerliğine rağmen fonksiyonel tıp, araştırmaya dayalı kanıtlardan ziyade klinik kanıtları kullandığı için sıklıkla eleştirilmektedir.
Fonksiyonel tıp kanıta dayalı mı?
AAFP: Fonksiyonel Tıp destekleyici kanıtlardan yoksundur; “zararlı” ve “tehlikeli” tedaviler içerir. Amerikan Aile Hekimleri Akademisi (AAFP) Fonksiyonel Tıbbı kanıttan yoksun buldu ve bazı tedavilerin zararlı ve tehlikeli olduğunu söyledi.
Fonksiyonel tıp sigorta kapsamında mıdır?
Eğer doktorunuzun geleneksel sigorta bakım modelini değil de fonksiyonel tıp bakım modelini uyguladığı gerçek bir fonksiyonel tıp uygulamasındaysanız, büyük olasılıkla cevabınız hayırdır, sigorta kapsamına girmez.
Kafur, kafur ağacının (Cinnamomum camphora) uçucu yağında bulunan ve günümüzde çoğunlukla sentetik olarak üretilen lipofilik bir etken maddedir.
Kan dolaşımını teşvik edici ve ağrı giderici özelliklere sahiptir ve diğer şeylerin yanı sıra soğuk algınlığının harici tedavisi ile kas ve eklem ağrıları için kullanılır.
Kafur yutulmamalı ve bebekler veya küçük çocuklar üzerinde kullanılmamalıdır.
Aşırı doz zehirlenmeye yol açar ve ölümcül sonuçlar doğurabilir.
Ürünler
Kafur çoğunlukla merhemler, banyo katkıları ve inhalasyon solüsyonları gibi harici kullanıma yönelik tıbbi ürünlerde bulunur ve genellikle diğer aktif bileşenler ve uçucu yağlarla birleştirilir.
Ayrıca kafur ruhu, kafur yağı, kafur merhemi ve Rüedi burun merhemi gibi çok sayıda harici preparatın üretiminde de kullanılır.
Kimyasal
Yapısı ve özellikleri
Kafur (C10H16O, Mr = 152,2 g/mol) tıbbi ürünlerde ya rasemik kafur ya da D-kafur olarak bulunur. Doğal D kafuru aslen Güneydoğu Asya’ya özgü kafur ağacı Cinnamomum camphora Sieb. uçucu yağından elde edilir. Rasemik kafur sentetik olarak üretilir.
Kafur, yakıcı-soğutucu bir tada ve tipik bir kokuya sahip beyaz, kristal toz veya ufalanmış, kristal bir kütledir. Süblimleşir ve oda sıcaklığında zaten çok uçucudur. Lipofilik aktif bileşen suda ve gliserolde az çözünür, ancak etanol %96 ve yağlı yağlar gibi organik çözücülerde kolayca çözünür. Kafur isli bir alevle kolayca yanar.
Etkileri
Kafur, hiperemik, lokal anestezik, balgam söktürücü, analjezik, kaşıntı giderici, antiseptik ve merkezi analeptik özelliklere sahiptir.
Endikasyonlar
Olası endikasyonlar arasında romatizmal şikayetler, kas ve eklem ağrıları, gerginlik, baş ağrıları, kaşıntı, hemoroid, cilt rahatsızlıkları ve soğuk algınlığı, öksürük ve sinüzit gibi soğuk algınlıkları yer alır.
Kontrendikasyonlar
Kafur aşırı duyarlılık durumlarında kontrendikedir. Aşırı doz almaya daha yatkın olduklarından, özellikle çocuklarda dikkatli olunması tavsiye edilir. Bebeklerde ve küçük çocuklarda nazal uygulama laringospazma ve kollapsa neden olabilir. Sistemik toksisite nedeniyle, genel olarak aşağıdaki noktalara dikkat edilmelidir:
Yutmayın.
Geniş alanlara uygulama yapmayınız. Kafur, lipofilik özelliği nedeniyle ciltten iyi emilir.
Sadece sağlıklı cilde uygulayın.
Yaralı cilde, yaralara, yanıklara veya mukoza zarlarına uygulamayın.
Çocuklar üzerinde kullanmayın veya dikkatli kullanın: Üç yaşından küçük çocuklarda kullanmayınız, 7 yaşından küçük çocuklara inhalasyon yoluyla vermeyiniz.
İlaçları çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklayın.
Kafur bronşiyal kas spazmına neden olabileceğinden, bronşiyal astım ve pnömoni gibi solunum yolu hastalıklarında da dikkatli olunması tavsiye edilir. Tüm önlemler tıbbi ürün bilgi formunda bulunabilir.
Olumsuz etkiler
Olası yan etkiler arasında aşırı duyarlılık reaksiyonları, alerjik kontakt dermatit ve lokal cilt tahrişi yer alır.
Literatürde, genellikle çocuklarda kazara büyük miktarlarda sistemik maruziyetin bir sonucu olarak ortaya çıkan çok sayıda zehirlenme vakası tanımlanmıştır. Doz aşımı belirtileri arasında ağızda yanma hissi, baş dönmesi, kusma, ağrı, kasılmalar, koma ve solunum felci yer alır. Zehirlenme ölümcül sonuçlara yol açabilir.
At balsamı, kas, eklem ve sırt ağrısı gibi ağrıların harici tedavisi için kullanılan analjezik bir ilaçtır.
Farklı ürünlerin bileşimi değişiklik göstermektedir.
Örneğin at balsamları esansiyel yağlar ve bitki özleri içerebilir.
Başlangıçta, insanlarda bu amaç için tasarlanmamış veteriner ilaçları kullanılıyordu. Ancak bu arada, piyasada insanlar için onaylanmış ürünler de mevcuttur.
Ürünler
Orijinal at balsamları, örneğin “Güçlü Yeşil Merhem ad. us. vet.” veya “Yeşil Jel ad. us. vet.” şeklindedir. Geçmişte bu veteriner ilaçları, onaylanmadıkları ve sorunsuz olmayan bir uygulama olan insanlarda da kullanılmıştır. Önlem olarak bu veteriner ilaçlarının insanlarda kullanılmamasını öneriyoruz.
Ancak günümüzde, insanlara yönelik at balsamları ticari olarak mevcuttur. Eczanelerde ve ecza depolarında mevcuttur.
Kimyasal
Yapısı ve özellikleri
At merhemlerinin bileşimi değişiklik gösterir. Olası bileşenler arasında kafur, mentol, salisilatlar (metil salisilat), uçucu yağlar ve bitki özleri (örn. arnika, biberiye) bulunur.
Etkileri
At balsamları analjezik, dolaşım, antienflamatuar ve antiseptik özelliklere sahiptir.
Uygulama alanları
Kas, eklem ve sırt ağrıları gibi ağrıların harici tedavisi için.
Kullanım talimatlarına göre dozajlanır. Kafur içeren ürünler geniş alanlara uygulanmamalıdır.
Kontrendikasyonlar
Önlemler, ürünlerin bireysel bileşimine bağlıdır. Kafur bebeklerde ve küçük çocuklarda kontrendikedir ve daha büyük çocuklarda dikkatle kullanılmalıdır.
Olumsuz etkiler
Olası yan etkiler lokal deri reaksiyonları ve aşırı duyarlılık reaksiyonlarını içerir
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.