İslâm tarihinde yaralıları tedavi maksadıyla hazırlanan ilk sağlık merkezi, Hendek savaşında Eslem kabilesinden Rufeyde el-Ensâriyye adındaki kadına ait çadırdır. Sa’d b. Muâz başta olmak üzere savaşta yaralanan gaziler burada ilk tedavilerini görmüşlerdir. Bu çadır ilk seyyar hastane sayılabilir. İslâm’da bina olarak kurulan ilk hastane ise Emevî Halifesi Velîd b. Abdülmelik’in 88/707 yılında kurduğu ve daha çok cüzzamlıların tedavi edildiği hastanedir. Bu hastanede çalışan hekimlerin maaşları devlet tarafından ödendiği gibi, hastaların ihtiyaçları için de hazineden tahsisat ayrılmıştı.
Medine’de Mescid’in yakınında hasta ve yaralıların tedâvî etmek üzere sürekli kurulu bulunan bir çadır hastahanesi olduğu bilinmektedir. Bu çadırda Rufeyde (Kuaybe) binti Sa’d el-Ensariye (el-Eslemiyye) adında bir tabip kadının bulunduğu ve İslâm tıp tarihinde ilk seyyar sahra hastahanesi kuran hasta bakıcı-tabip kişinin bu kadın olduğu ve onun kurduğu bu seyyar hastahaneye kaynaklarda “Rufeyde’nin çadırı ” adının verildiği kaydedilir
Sahra hastaneleri – savaş alanından arka hastanelere etkin tıbbi tahliyenin eksik halkası – İngiltere’de 1690 yılına kadar, Kral William III’ün İrlanda seferi sırasında ortaya çıkmadı. Bu hastaneler ordulara eşlik etmek üzere tasarlanmıştı ve bu nedenle “yürüyen hastaneler” veya “uçan hastaneler” olarak adlandırılıyordu.
Bugünkü şekliyle sahra hastaneleri tıbbın ilerlemesiyle ortaya çıkmıştır ve muhtemelen ilk olarak Amerikan İç Savaşı sırasında kullanılmıştır. Bunların öncülleri, Haçlı Seferleri sırasında çeşitli şövalye tarikatlarının seyyar hastaneleriydi.
Somali
Somali’de yaşanan şiddetli kuraklık ülkeyi etkilemiş, yaygın gıda ve su kıtlığına yol açarak insani bir krize neden olmuştur. Bu sorunu çözmek için uluslararası yardım kuruluşları ve hükümet tarafından kuraklıktan etkilenenlere tıbbi yardım sağlamak amacıyla sahra hastaneleri kurulmuştur.
Bu sahra hastaneleri genellikle tıbbi bakıma erişimin sınırlı olduğu uzak bölgelerde kurulan geçici yapılardır. Muayene masaları, teşhis araçları ve ilk yardım malzemeleri gibi temel tıbbi ekipmanlarla donatılmışlardır. Yaygın hastalıkları tedavi etmenin yanı sıra, hastalıkların yayılmasını önlemeye yardımcı olmak için beslenme desteği ve hijyen teşviki gibi hizmetler de sunarlar.
Bu sahra hastanelerindeki tıbbi personel hem yerel hem de uluslararası sağlık çalışanlarından oluşmaktadır. Yerel topluluklarla yakın işbirliği içinde çalışarak, hijyen ve hastalıkların önlenmesinin önemi konusunda eğitim vermenin yanı sıra hayati önem taşıyan tıbbi bakım hizmetleri de sunuyorlar.
Zorlu koşullara rağmen, sahra hastaneleri kuraklıktan etkilenenlerin sağlığı üzerinde önemli bir etkiye sahip olmuştur. Hayat kurtaran tıbbi bakım sağladılar ve hastalıkların yayılmasını önlemeye yardımcı olarak zaten aşırı yük altında olan sağlık sistemlerinin yükünü azalttılar.
Sonuç olarak, Somali’deki kuraklığa yanıt olarak kurulan sahra hastaneleri, ihtiyaç sahiplerine tıbbi bakım ve hastalık önleme hizmetleri sağlayarak insani krizin ele alınmasında kritik bir rol oynamaktadır. Bu hastaneler, kuraklıktan etkilenenlerin sağlık ve refahını desteklemeye yönelik daha geniş çaplı çabaların önemli bir parçasıdır.