Carl Bruder’ın çalışması ve sonrasında gelen bulgular, tek yumurta ikizleri hakkındaki anlayışımızı kökten değiştirmektedir. Artık bu ikizleri “tıpatıp aynı” olarak nitelendirmek yerine, “tek yumurta ikizi” demek daha bilimsel olarak doğrudur. Çünkü bu bireyler, aynı başlangıç noktasından çıksalar da, genomları zaman içinde somatik mozaikizm, kopya sayısı varyantları ve epigenetik değişimler nedeniyle farklılaşmaktadır.
Bu farklılaşma, sadece akademik bir merak konusu değil, aynı zamanda klinik tanı, hastalık riski belirleme, kişiselleştirilmiş tıp ve adli tıp gibi alanlarda pratik uygulamalara da yol açmaktadır. Genetikçi Charles Lee’nin de vurguladığı gibi, çevremiz genlerimizi değiştiriyor ve bu değişimler yaşlandıkça birikiyor. Dolayısıyla, genomumuz statik bir varlık değil, dinamik ve yaşam boyu şekillenen bir yapıdır.
Tek yumurta ikizleri üzerine yapılan araştırmalar, genetik ile çevrenin karmaşık dansını anlamamızı sağlayan en değerli modellerden biri olmaya devam edecektir. Ancak bu modelleri kullanırken, artık “genetik özdeşlik” varsayımının mutlak olmadığını, genomun gizli katmanlarında sürekli bir değişim ve çeşitlenme olduğunu göz önünde bulundurmamız gerekmektedir. Belki de en önemlisi, her bireyin – ikiz olsa bile – kendine özgü bir genomik hikayesi olduğunu kabul etmemizdir.