Bulguların arkasındaki moleküler mimari, endokannabinoid sistem (ECS) üzerinden şekillenmektedir. Beyin hücreleri, hücreler arası sinyal iletiminde görev alan endokannabinoid reseptörlerini (özellikle CB1 ve CB2) eksprese ederler. Vücut tarafından üretilen endojen lipidler olan endokannabinoidler, bu reseptörleri etkinleştirerek sinir hücreleri arası iletişimi modüle ederler.
THC, fitokannabinoid (bitki kaynaklı kannabinoid) olup, endokannabinoidlerin etkinleştirdiği aynı reseptörleri agonist olarak uyarabilme yeteneğine sahiptir. Bu farmakolojik benzerlik, THC’nin endojen savunma mekanizmalarını “taklit ederek” veya güçlendirerek nöroprotektif etki göstermesini açıklamaktadır.
Makale başyazarı Antonio Currais’in vurguladığı üzere, sinir hücrelerinin kendilerinin ürettiği endokannabinoid benzeri bileşenlerin, Aβ’ya karşı verilen iltihabi yanıtı baskılayarak hücreleri apoptozdan (programlı hücre ölümü) kurtarabildiği, bu moleküler temeller aydınlatıldığında netleşmiştir.
Bu mekanizma, fiziksel egzersizin Alzheimer ilerleyişini yavaşlatmasıyla ilgili gözlemlerle de örtüşmektedir. Bilindiği gibi, fiziksel aktivite vücutta endokannabinoid üretimini artırır; bu da egzersizin nöroprotektif etkisinin, en azından kısmen, endokannabinoid sinyal yolaklarının aktivasyonuna dayandığını düşündürmektedir.