İçeriğe geç
Anatomi Gastroenteroloji

Plica duodenalis superior

31443720-a442-45f3-9a20-852911eccc69

Ligamentum Suspensorium Duodeni

1. Terminoloji ve Adlandırma

Plica duodenalis superior, latince plica (kıvrım, kat) ve duodenalis (duodenuma ait) kelimelerinin birleşiminden türetilmiş olup, üst duodenal kıvrım veya üst duodenal peritoneal kat anlamına gelmektedir. Bu yapı, klinik ve anatomik literatürde en sık ligamentum suspensorium duodeni (duodenum asma bağı) veya Treitz ligamenti olarak anılır. V. Treitz tarafından tanımlanması nedeniyle bu eponim, tıbbi pratikte ve akademik yazında yaygın olarak kullanılmakla birlikte, resmi anatomik terminolojide plica duodenalis superior terimi tercih edilir. Yapının içerdiği kas lifleri ise musculus suspensorius duodeni olarak adlandırılır. Bu terminolojik çeşitlilik, yapının hem peritoneal bir kıvrım (plica) hem de fonksiyonel bir bağ (ligamentum) hem de aktif kas dokusu (musculus) içermesi gibi kompleks yapısal özelliklerinden kaynaklanmaktadır.

2. Embriyolojik Köken ve Gelişim

Plica duodenalis superior’un gelişimi, embriyolojik dönemde duodenumun rotasyonu ve fiksasyonu ile yakından ilişkilidir. Embriyonal hayatın erken dönemlerinde, ön ve arka intestinal kanalların füzyonuyle oluşan duodenum, başlangıçta mezenteri ile serbestçe asılı durumdadır. Gelişimin ilerleyen aşamalarında, duodenumun retroperitoneal fiksasyonu sırasında, duodenojejunal bileşke (angulus duodenojejunalis) bölgesindeki mezenteriyal yapılar persiste olur ve ligamentum suspensorium duodeni’ni oluşturur. Bu yapının içindeki düz kas liflerinin kökeni, mezenteriyal mezoderm veya ikinci bağırsak kıvrımının duvarından kaynaklanan splaniknik mezoderme dayanır. Bu embriyolojik köken, yapının visseral düz kas karakteri taşımasını ve otonom innervasyona tabi olmasını açıklar.

3. Makroskopik Anatomi

3.1. Yerleşim ve Uzanım

Plica duodenalis superior, abdominal kavitenin üst bölümünde, sol üst kadranda yerleşim gösterir. Proximal ucunda duodenumun dördüncü (ascendens) parçası ile jejunumun başlangıcı arasındaki geçiş bölgesi olan duodenojejunal bileşkeye (flexura duodenojejunalis) tutunur. Distal ucunda ise abdominal aortanın (aorta abdominalis) ön yüzüne, özellikle aortik hiyatus diafragmatikus seviyesinin hemen altına, ilk lomber vertebra (L1) düzeyine kadar uzanır. Bu uzanım, yapının duodenumu yukarıya ve posteriore doğru asarak, ince bağırsağın proksimal kısmının anatomik konumassını stabilize etme fonksiyonunu doğrudan belirler.

3.2. Yapısal Bileşenleri

Yapı, tipik olarak iki peritoneal yapıştırıcı tabaka (yaprak) arasında yerleşmiş fibromusküler bir bileşenden oluşur. Dış yüzeyleri periton (peritoneum parietale ve viszerale devamlılığı) ile örtülüdür. İç kısmında, kollajen ve elastik liflerden zengin bir bağ doku matrisi içinde yerleşmiş düz kas lifleri (musculus suspensorius duodeni) bulunur. Bu kas liflerinin varlığı, yapının sadece pasif bir mekanik destek elemanı olmadığını, aynı zamanda duodenumun açısını ve pozisyonunu aktif olarak düzenleyebilen kontraktil bir yapı olduğunu gösterir. Kas dokusunun boyutu ve gelişimi bireyler arasında değişkenlik gösterebilir; bazı olgularda oldukça gelişmişken, bazılarında zayıf ve fibrotik karakterde olabilir.

3.3. İlişkili Anatomik Yapılar

Plica duodenalis superior, komşu yapılarla kritik topografik ilişkiler içindedir. Anteriyorunda, duodenumun dördüncü parçası ve transvers kolonun sol fleksürü (flexura coli sinistra/splenia) yer alır. Posteriyorunda abdominal aorta, celiac truncus’un çıkış seviyesinin hemen altı ve superior mezenterik arterin (arteria mesenterica superior) aortadan köken aldığı bölge bulunur. Medialinde, pankreasın kuyruğu (cauda pancreatis) ve splenik arter ile splenik ven yerleşim gösterir. Lateralinde ise sol böbrek, böbrek üstü bezi (glandula suprarenalis sinistra) ve sol kolonun fleksür bölgesi ilişkilidir. Bu kompleks anatomik komşuluklar, yapının hem sindirim sistemi fonksiyonları hem de retroperitoneal vasküler yapılar üzerindeki klinik etkilerini belirler.

4. Mikroskopik Anatomi ve Histoloji

Plica duodenalis superior’un histolojik kesitlerinde, üç temel doku bileşeni gözlemlenir. En dışta, mezotel hücreleri ile örtülü ince bir peritoneal tabaka (seroza) yer alır. Orta tabakada, tip I ve tip III kollajen liflerinin yanı sıra elastik lifler içeren gevşek düzenli bağ dokusu bulunur. Bu matris, yapıya esneklik ve dayanıklılık kazandırır. En içte ve fonksiyonel olarak en önemli bileşen ise, visseral düz kas hücrelerinden oluşan musculus suspensorius duodeni’dir. Bu kas hücreleri, tek tek veya küçük demetler halinde bağ doku septaları arasında yerleşmiş olup, otonom sinir ağları (pleksuslar) ile çevrilidir. Kas hücrelerinin sitoplazmalarında miyozin ve aktin filamentlerinin düzenli dizilimi, yapının kontraksiyon yeteneğinin histolojik temelini oluşturur.

5. Vaskülarizasyon ve Lenfatik Drenaj

Plica duodenalis superior’un kendi vasküler yapısı sınırlı olmakla birlikte, çevre dokulardan zengin bir vasküler ağ ile beslenir. Başlıca kan akımı, superior mezenterik arterin dalları olan inferior pankreatikoduodenal arter veya superior mezenterik arterin ilk jejunal dallarından gelen küçük performan dallar tarafından sağlanır. Venöz drenaj, superior mezenterik ven ve splenik venin birleşmesiyle oluşan port venöz sisteme (vena portae hepatis) doğru gerçekleşir. Lenfatik drenaj, superior mezenterik lenf nodları ve celiac lenf nodlarına yönelir; bu durum, bölgedeki patolojik süreçlerin lenfatik yayılım paternini belirler.

6. İnervasyon

Yapının innervasyonu, otonom sinir sisteminin her iki kolu tarafından sağlanır. Sempatik innervasyon, celiac pleksus ve superior mezenterik pleksus’tan gelen postganglionik lifler aracılığıyla gerçekleşir ve kas dokusunda relaksasyona veya tonus artışına neden olabilir. Parasempatik innervasyon ise n. vagus’un dalları aracılığıyla celiac pleksus’a ulaşır ve potansiyel olarak kas kontraksiyonunu ve peristaltizm ile koordinasyonu etkiler. Bu çift innervasyon, yapının duodenumun motor fonksiyonları ile senkronize çalışmasını sağlar.

7. Biyomekanik ve Fizyolojik Fonksiyonlar

Plica duodenalis superior’un primer fonksiyonu, duodenojejunal bileşkeyi yukarıya ve posteriore doğru asarak, ince bağırsağın proksimal kısmının anatomik konfigürasyonunu korumaktır. Bu asma mekanizması sayesinde, duodenumun ikinci (descendens) ve üçüncü (horizontalis) parçaları ile dördüncü parçası arasındaki açı (angulus duodenojejunalis) optimal sindirim ve geçiş açısında tutulur. Ayrıca, musculus suspensorius duodeni’nin kontraksiyonları, duodenumun peristaltik hareketleri sırasında pozisyonunun stabilizasyonuna yardımcı olur ve gastroileal refleks ile koordineli olarak ince bağırsağın proksimal bölümünde geçici tıkanıklıkların önlenmesine katkıda bulunur. Bu fonksiyonel rol, yapının sadece statik bir bağ değil, dinamik bir anatomik eleman olduğunu vurgular.

8. Klinik Anatomi ve Patolojik İlişkiler

8.1. Superior Duodenal Reses (Recessus Duodenalis Superior)

Plica duodenalis superior’un medialinde, duodenumun dördüncü parçası ile ligament arasında oluşan peritoneal kese, superior duodenal reses olarak adlandırılır. Bu reses, peritoneal kavitenin doğal oluğumlarından biridir ve ince bağırsak anslarının bu bölgeye herniasyonuna eğilimli bir anatomik zayıflık alanı temsil eder. Resesin derinliği ve konfigürasyonu bireysel anatomik varyasyonlar gösterebilir; bu durum, klinik prezentasyonun çeşitliliğini açıklar.

8.2. Treitz Hernisi (Hernia of Treitz / Internal Hernia)

Superior duodenal reses içine ince bağırsak anslarının herniasyonu, Treitz hernisi veya superior duodenal reses hernisi olarak bilinen nadir ancak hayati tehlike oluşturabilen bir internal herni tipidir. Bu patoloji, bağırsak anslarının plica duodenalis superior’un arkasındaki peritoneal kese içine girerek mekanik bir bağırsak tıkanıklığına (ileus) yol açar. Klinik tablo, ani başlayan şiddetli epigastrik veya periumbilikal ağrı, tekrarlayan kusma (özellikle safra ve intestinal içerikli), abdominal distansiyon ve defekasyon ile gaz çıkışının durması şeklinde ortaya çıkar. Fizik muayenede, abdominal hassasiyet, rebound ve hipoaktif veya hiperaktif bağırsak sesleri saptanabilir. Treitz hernisi, tüm internal hernilerin yaklaşık %5-10’unu oluşturur ve tanı konulmadığında strangülasyon, iskemi, nekroz ve perforasyona ilerleyebileceğinden acil cerrahi müdahale gerektiren bir tablodur.

8.3. Superior Mezenterik Arter Sendromu (SMAS) ile İlişki

Plica duodenalis superior’un superior mezenterik arter ile anatomik yakınlığı, superior mezenterik arter sendromu (Wilkie sendromu) olarak bilinen klinik durumun patofizyolojisinde rol oynar. Bu sendromda, aorta ile superior mezenterik arter arasındaki açı daralır ve duodenumun üçüncü (horizontalis) parçası bu açıklıkta sıkışır. Plica duodenalis superior’un anormal kısalığı, fibrozitesi veya anormal gerilimi, duodenumun pozisyonunu değiştirerek bu açıklıktaki kompresyonu artırabilir veya kolaylaştırabilir. Bu durum, postprandiyal ağrı, erken doyma hissi, kilo kaybı ve proksimal bağırsak tıkanıklığı belirtileriyle kendini gösterir.

8.4. Travma ve İatrogenik Yaralanmalar

Üst abdominal travmalarda veya üst gastrointestinal sistem cerrahisinde, plica duodenalis superior dolaylı olarak etkilenebilir. Özellikle pankreas kuyruk rezeksiyonları, splenektomi veya sol adrenal cerrahi girişimler sırasında, yapıya ait vasküler yapılar veya kendisi travmatize edilebilir. Ayrıca, bariatrik cerrahi veya duodenuma yönelik rekonstrüktif işlemlerde, ligamentun anatomik bütünlüğünün bozulması, duodenumun mobilizasyonuna ve potansiyel olarak internal herniasyon riskinin artmasına neden olabilir.

9. Cerrahi Anatomi ve Operatif Yaklaşım

9.1. Preoperatif Değerlendirme

Treitz hernisi veya superior mezenterik arter sendromu şüphesi olan olgularda, bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ile detaylı anatomik değerlendirme zorunludur. Kontrastlı BT’de, duodenumun üçüncü parçasındaki ani kesinti, superior duodenal reses içinde hava-sıvı seviyesi içeren bağırsak ansı veya aortomesenterik mesafenin daralması (normalde 8-20 mm, SMAS’ta <8 mm) tanıyı destekler. Ayrıca, BT anjiyografi ile superior mezenterik arterin seyri ve plica duodenalis superior ile ilişkisi preoperatif olarak değerlendirilebilir.

9.2. Cerrahi Teknik ve Anatomik Hassasiyetler

Treitz hernisinin veya bölgesel patolojilerin cerrahi onarımı sırasında, plica duodenalis superior ve çevre yapıların detaylı anatomik bilgisi hayati önem taşır. Cerrahi yaklaşımda, ligamentun medialinde seyreden superior mezenterik arterin korunması mutlak bir zorunluluktur. Bu arter, ince bağırsağın proksimal 2/3’üne ve kolonun transvers ve sağ kolon bölümlerine kan sağlayan temel bir vasküler yapıdır. Arterin yaralanması, mezenterik iskemi, bağırsak nekrozu, multipl organ yetmezliği ve yüksek mortalite ile sonuçlanabilir.

Cerrahi eksplorasyonda, öncelikle ligamentum suspensorium duodeni’nin tanımlanması ve duodenojejunal bileşkenin lokalizasyonu sağlanır. Herniye olmuş bağırsak ansının nazikçe redüksiyonu sonrası, resesin kapatılması veya ligamentun rezeksiyonu ile onarım gerçekleştirilebilir. Ligamentun rezeksiyonu (Treitz ligament liberasyonu), superior mezenterik arter sendromunda duodenumun dekompresyonu amacıyla da uygulanabilir; bu işlem sırasında arterin dallarının korunması için mikrocerrahi hassasiyet gereklidir.

9.3. Laparoskopik ve Robotik Cerrahi

Modern minimal invaziv cerrahide, plica duodenalis superior bölgesine laparoskopik veya robotik yaklaşım tercih edilebilir. Ancak bu yaklaşımlarda, iki boyutlu görüntüleme ve derinlik algısının sınırlılığı nedeniyle, superior mezenterik arter ve çevre vasküler yapılar üzerinde artmış bir iatrogenik yaralanma riski bulunur. Preoperatif 3D rekonstrüksiyon ve intraoperatif navigasyon sistemleri, bu riski azaltmada yardımcı olabilir.

10. Görüntüleme Anatomisi

Radyolojik incelemelerde, plica duodenalis superior dolaylı olarak değerlendirilir. Üst gastrointestinal sistem grafisinde (UGİS), duodenojejunal bileşkenin sol üst kadranda ve aortik hiyatus seviyesinde yerleşimi, ligamentun varlığının dolaylı işareti olarak kabul edilir. BT ve MRG’de, ligamentun fibromusküler yapısı, retroperitoneal yağ dokusu içinde hipodens/hipointens bir bant olarak görülebilir. Anjiyografik çalışmalarda ise superior mezenterik arterin kökeninin hemen altında, aortadan duodenuma doğru uzanan yumuşak doku dansitesi, ligamentun vasküler ilişkilerini gösterir. Endoskopik ultrasonografi (EUS) ile pankreas kuyruk bölgesinden yapılan incelemelerde, ligamentun pankreas kuyruğu ile ilişkisi değerlendirilebilir.

11. Anatomik Varyasyonlar

Plica duodenalis superior’da önemli anatomik varyasyonlar bildirilmiştir. Ligamentun uzunluğu, kalınlığı ve kas dokusu içeriği bireyler arasında farklılık gösterebilir. Nadiren, ligament tamamen fibrotik veya tamamen kaslı olabilir. Bazı olgularda, ligamentun distal tutunma yeri aort yerine, psoas major kası fasyasına veya sol renal kapsüle dek uzanabilir. Ayrıca, superior duodenal reses’in boyutları ve derinliği değişkenlik gösterir; bu durum, Treitz hernisi gelişiminde predispozan faktör olarak değerlendirilir. Bilateral veya aksesuar ligament liflerinin varlığı da nadir olarak rapor edilmiştir.

12. Tıbbi Eğitim ve Anatomik Disseksiyon

Tıp fakültesi anatomi eğitiminde, plica duodenalis superior, üst gastrointestinal sistem ve retroperitoneal alan disseksiyonlarının kritik bir durağıdır. Öğrencilerin, duodenojejunal bileşkeyi tanımlamak ve ince bağırsağın başlangıcını duodenumdan ayırt etmek için ligamentun palpasyonu ve görsel tanımlaması öğretilir. Cerrahi rezidans eğitiminde ise, bu yapının superior mezenterik arter ile ilişkisinin üç boyutlu olarak kavranması, üst gastrointestinal ve pankreatik cerrahi güvenliğinin temelini oluşturur. Kadavra disseksiyonlarında, ligamentun kısmi veya tam rezeksiyonu ile duodenumun mobilizasyonu, bölgesel anatominin daha iyi anlaşılmasını sağlayan standart bir prosedürdür.


Keşif

İleri Okuma

Yorum Yaz